• SDN Forum üyelikleri çok yakında yeniden açılıyor. Siz de bu büyük topluluğun bir parçası olmak için bizi takipte kalın, gelişmeleri kaçırmayın!

Tuvana'dan duyuru lütfen okuyun

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan tuvana
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

neydiyaaunuttum

Doçent
Katılım
27 Ekim 2008
Mesajlar
615
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
nerdeeen nereyee
bu arada hangi berber hangi berbere gel bre berber gel berber dükkanı açalım demiş bu krizde yazık yahuu :D
 

ZorhaK

Rektör
Katılım
24 Kasım 2008
Mesajlar
10,757
Reaksiyon puanı
265
Puanları
243
yazı yine amacını saptı bazılarına malzeme oldu konuyu çevirip ve saptıranlara yazıklar olsun.


Belki farkında değilsin ama ben konunun dağılmasını engellemeye çalıştım..Daha sana verilen ilk mesajda konu sapmıştı zaten..

Yine yeşillendi fındık dalları zaten hep yeşilmiydi fındık dalları?

Keyfine bak...Vicdan muhasebeni herkesin gözü önünde yapmışsın dürüstçe ama seni yine alıp götürmüşler başka diyarlara...Silkin ve kendine gel...

:)
 

tuvana

Doçent
Katılım
14 Şubat 2009
Mesajlar
816
Reaksiyon puanı
1
Puanları
0
Belki farkında değilsin ama ben konunun dağılmasını engellemeye çalıştım..Daha sana verilen ilk mesajda konu sapmıştı zaten..

Yine yeşillendi fındık dalları zaten hep yeşilmiydi fındık dalları?

Keyfine bak...Vicdan muhasebeni herkesin gözü önünde yapmışsın dürüstçe ama seni yine alıp götürmüşler başka diyarlara...Silkin ve kendine gel...

:)
kardeşim benim lafım sana değil yanlış anlama o diğer kişiler malumunuz özel mesaj dahi atarak laf söylüyorlar bana ben ne yazdım ne anlaşıldı beni en iyi anlaynlardan birininde sizin olacağınızı düşünmüştüm inşallah öyledir de yazdıklarımı lütfen herkez iyi okusun.
 

Turab Garip

Dekan
Emektar
Katılım
30 Mayıs 2007
Mesajlar
6,902
Reaksiyon puanı
181
Puanları
1,243
Sana göre hocam son günlerde üye olanlar hep tartışma için üye olmuştur...aşın artık bunları...karşıt görüşlere saygı yok...ben evrime inanıyırum biri çıkıp evrim saçmalığı derse o bana hakaret eder....onun için herkesin görüşüne saygılı olmak lzm..ama sen evrim saçmalıktır dersen biraz sınırı geçmiş olursun...

Evet, tartışma için üye olmuştur, çünkü bir kaç kişi hepiniz aynı günlerde üye oldunuz ve ateist olduğunuz halde üye olur olmaz hepiniz birden aynı konulara girip aynı sözleri söylediniz. diyelim ki bu tesadüf. Bu konuların hepsinin din kültürü bölümünde olması da iki kere tesadüf. Aynı günlerde üye olmanız üç kere tesadüf.. Diyelim ki bunlara da inandık; peki sorularımın cevabı nerede?

Kontrollü deney filan diyordun, baktın ki karşındaki de anlıyor kontrollü deneyden, lafı hemen değiştiriverdin? :)

Bir de sürekli "aşın artık bunları" lafını sakız gibi kullanıyorsunuz, darb-ı mesel oldunuz bu konuda. Hocam siz aşağıdan göklere bakıp orada uçan kuşlara, "aşın artık uçmayı filan, bakın yürümek var ne güzel" diyorsunuz. :)

Bir de "bilim yapacağım ben, sizinle uğraşamam, daha çok önemli işlerim var" tribine giriyorsunuz. Halbuki biz başından beri söylüyoruz, madem bizimle uğraşamazsınız, önemli işleriniz var, biz önemli değiliz, neden sürekli bizim peşimizdesiniz? :) Sürekli yeni üye olup olup din kültürü bölümüne giren sizsiniz, sonra "işim olmaz" diyen yine sizsiniz. Üstüne bir de bu numaraya inanmamızı bekliyorsunuz. :)

Neyse, biz aşalım bunları ve sizi kendi halinize bırakalım en iyisi. :)
 

Sonerrrrr

Öğrenci
Katılım
17 Mart 2009
Mesajlar
4
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Yazıların çoğunu okudum. Bazı noktaları açığa vurmak isterim.

Birincisi müslüman olan biri evrime inanamaz mı?
İkincisi evrim teorisinin bir bölümünde tanrıyı inkar etse, bu bölüm haricinde diğer bölümler doğru olamaz mı?

Ben tanrıya inanırım ayrıca evrime de inanırım çünkü çevremi mantık süzgecinden geçiririm. Bana empoze edilen bilgilerle bakmam!

Dini bakımdan şu bilgi önümüze ışık tutacaktır. "Her olay bir başkasının etkisinden kalarak olur. Sonac" Peki insanlığın oluşumu bu bilgi çerçevesinde gerçekleşmiş olamaz mı? Tanrı kendi varlığını hissettirmeden insanlığı yaratamaz mı? Bu kuvvete sahip değil mi?

Bu sözlerim bu forumda son sözlerimdir. İnancın olduğu yerde bilim ilerlemez arkadaşlar. Ama bu inançtan aklınıza hemen dini inanç gelir, tahmin edebiliyorum ama bu düşündüğünüzden ayrı bir konu... Mantığınızla hareket etmenizi dilerim ve mantığıyla hareket edenlere de hakaret edilmesinden de hoşlanmam.

Kendinize benzemeyenleri hakaret ederek susturmaya çalışmak seviye düşüklüğünü ifade eder!

Hepinize iyi günler dilerim arkadaşlar...

Soner

Not: www.evrim-teorisi.org ile www.evrimianlamak.org internet sitesini söyleyen arkadaşa teşekkür ediyorum. Araştıran bir gençlik için hazine niteliğinde... :) Uyuyan gençlik için bişey diyemem ;)
 

Naaa

Profesör
Katılım
15 Mart 2008
Mesajlar
2,220
Reaksiyon puanı
3
Puanları
0
tuvana amacına ulaştı bence..baksanıza sayfalar,yorumlar almış başını gitmiş... bu din konusu kapanmayacak anlaşılan.SDN den soğumaya başladım.teknoloji haberlerini geçti bu din konusu. dinsizmiyim! tabiki hayır ! elhamdulillah müslümanım ama abartmayalım lütfen.shiftdelete.net sitesi teknoloji sitesidir dini konular için forum değildir. 1 başlık tamam..ama FORUMDAN SON 10 BAŞLIK konusunda 6 tane dini konu görünce sinirlenmemek elde değil.. troyun yayınladığı mesajla bu konu kapanmıştı,NEDEN TEKRAR AÇIYORSUNUZ ?! amacım polemiğe girmek değildir,ama görüşümü belirtmeden de geçemedim.teşekkür ederim.
 

tuvana

Doçent
Katılım
14 Şubat 2009
Mesajlar
816
Reaksiyon puanı
1
Puanları
0
Yazıların çoğunu okudum. Bazı noktaları açığa vurmak isterim.

Birincisi müslüman olan biri evrime inanamaz mı?
bir müslüman evrime inannacak olsa zaten müslüman olmazdı çünkü evrim yaratılışı inkar ediyor bende sana şunları soruyorum eğer evrim varsa bunlar nasıl oluştu

Yaratılış ister âni olsun, ister milyarlarca sene sürsün. İnsan, ister doğrudan yaratılsın ister dolayısıyla. Şu soruların cevabı nasıl verilecek: Görmeyen kâinattan gören insanları kim çıkarttı? Bilmeyen şu âlemden, bilen meyveleri (insanları) kim süzdü? Hissetmeyen, sevmeyen, korkmayan şu saraya, bu hissiyatla donatılmış misafirleri kim getirdi? Görmemek nasıl evrim geçirdi de görmek oldu? İşitmemek işitmeye, anlamamak anlamaya nasıl inkılâp etti? Can nedir bilmeyen bu kâinat ağacı, canlı meyveleri nereden elde etti?.. Akıllara durgunluk veren bu olayları cahil unsurların uzun süre beklemesiyle izah etmek mümkün mü?
 

respector

Asistan
Katılım
15 Mart 2009
Mesajlar
475
Reaksiyon puanı
2
Puanları
0
Kuran ve islam evrimi reddetmez
Harın Yahya (Adnan Oktar) evrimi reddeder ve bunu popüler olmak adına yapar sonra onun görüşleri Kuran'ın söylediğinin önüne geçer ki tehlike de burada başlar.

Evrimi kuran açısından anlamak için: http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=170620
mutlaka okunmalıdır.

Ayrıca; gerçekten bilgilendirici bulduğum en objektif değerlendirmelerden birisi mutlaka okuyun.

ADEM VE HAVVA’DAN YARATILIŞ -1
Tek Tanrı’lı dine inananlardan Evrim Teorisi’ni reddedenler, en çok insanın maymunumsu bir canlıdan geldiği iddiası yüzünden bu teoriye karşı çıkmışlardır. Bazıları Evrim Teorisi’ni Adem ve Havva’dan yaratılışı tarif eden Kutsal Metin ifadelerine uygun bulmadıkları için, bazıları ise maymunumsu bir canlıdan yaratılışı, insanın onuruna ve ahlaksal yapısına yakıştıramadıkları için itirazlarını seslendirmişlerdir. Daha önce belirttiğimiz gibi dinler, aracı sebepler ile yaratılan her şeyi de Tanrısal yaratmanın bir parçası görürler. Bu yüzden, insan türünü paranteze alırsak, diğer türlerin birbirinden evrimleşmiş olmasının, Tanrı inancı ve Kutsal Metinler açısından bir sakıncası gösterilemez. Bir anne ve babadan doğan canlı, Kutsal Metinler açısından, türün ilk yaratılmış üyesi kadar Tanrı’nın yaratışının bir eseridir. O zaman dinler için her canlının özel yaratılışını savunmak bir ihtiyaç değildir.

Bir anne ve babadan doğmuş olmak dinler için nasıl aracı sebep olup, Tanrı’nın yaratışına ters düşmüyorsa, bir türün diğer bir türden oluşumunu (evrimini), Tanrısal yaratılışa aykırı görmek için bir sebep yoktur. Kutsal Metinler’de birçok zaman aracı sebeplerle oluşan olaylar -yağmur yağması, bitkilerin büyümesi, canlıların rızıklanması gibi- Tanrı’nın yaratışı, Tanrı’nın gerçekleştirdiği süreç ve olaylar olarak sunulur. Kutsal Metinler bu tip anlatımlarla doludur, örnek olarak bu Metinler’den bir iki pasajı ele alalım:

Hayvanlar için ot ve insan işine yarayan sebze çıkarır, ta ki yerden yiyecek[110]

Balta ile kesen adama karşı balta övünür mü? Testere kullanan adama karşı testere kendini büyütür mü?[111]

65- Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti, işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır.

66- Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size karınlarındaki sindirilmiş gıdalar ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz.[112]

Eski Ahit’in Mezmurlar bölümünde, sebze ve ot gibi canlı unsurların Tanrı tarafından yerden bitirildiği söylenir. Kuran’da Nahl Suresi’nde, yağmurun yağışı da, hayvanların süt verip insanın onu içmesi de Tanrı’nın gerçekleştirdiği lütuflar olarak nitelendirilir. Ne bir Yahudi ne de bir Hristiyan, sebzelerin büyümesinde tohum ekme ve sulama gibi sebepleri inkar ederler; ne de bir Müslüman, bir hayvanın süt vermesi için, o hayvanın bir dişi ile bir erkekten doğmuş olması, beslenmesi ve sütünün sağılması gibi sebepler olduğunu inkar eder. Fakat bu üç dinin teist inananları, tüm bahsettiğimiz sebepleri, Tanrı’nın yaratışındaki araçsal sebepler olarak gördükleri için, Tanrı’nın sebzeyi yerden bitirmede veya insana süt vermede, tüm araçsal sebepleri anmadan doğrudan sebzeyi kendisinin bitirdiğini ve sütü verdiğini söylemesini doğal karşılarlar. Kutsal Metinler’de canlılarla ilgili süreçler ve tarihsel birçok olay da, Tanrı’nın kullandığı araçsal sebepler önemsenmeden anlatılır. Bu yüzden Eski Ahit’in İşaya bölümünde, balta ile testerede övünecek bir şey olmadığı, asıl marifetin bu aletleri kullananda olduğu söylenir. Bu analoji ile, balta ile testere, Tanrı’nın kullandığı araçsal sebeplere benzetilir ve insanın balta ve testere kullanarak gerçekleştirdiği işler, nasıl balta ve testerenin eseri olarak algılanmıyorsa, Tanrı’nın doğada ve tarihte gerçekleştirdiği olaylarda kullandığı araçsal sebeplerin Tanrı’ya nispetle bir ehemmiyetlerinin olmadığının dersi verilir.[113]

Eğer birisi, Tanrı’nın canlıları ortak bir atadan türetip, birbirinden evrimleştirerek yarattığını, evrimleşmenin, aynı her bir birey canlının annesi ile babasından doğuşu gibi araçsal sebep olduğunu söylerse, bu iddiaya karşı Kutsal Metinler’den aleyhte hiçbir kanıt bulamayacağımız kanaatindeyiz (Adem ve Havva ile ilgili anlatımları paranteze alırsak). Bu iddiaya, Kutsal Metinler’den aleyhte kanıt getirilememesi, bu iddiayı Kutsal Metinlerin doğruladığına da delil teşkil etmez. Çünkü böyle bir iddia için, ayrıca Kutsal Metinler’in bu konuyu açıkça anlatımı veya işareti gerekir. Oysa bu konuda Kutsal Metinler’in açık bir desteği olmadığı aşikar olduğu gibi, Kutsal Metinler’de Evrim Teorisi’ne işaret olduğuna dair itirazlar çok zorlama birkaç yorumdan ibarettir. Zorlama yorumlara konu olan bu ayetler daha çok Kuran’a referansla gösterilmektedir. Bu ayetler özellikle şunlardır:

Oysa O, sizleri aşama aşama yaratmıştır.[114]

Allah sizi yerden bir bitki gibi bitirdi.[115]

O inkar edenler görmüyorlar mı ki, göklerle yer, birbirleriyle bitişikken onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?[116]

Nuh Suresi’nde geçen birinci ayet, insanın aşamalarla yaratıldığını söylemektedir; “aşama aşama” ifadesini evrim olarak anlasak bile, tezimizin ilk bölümünde belirttiğimiz gibi “evrim” ile Evrim Teorisi arasında önemli farklar vardır. Kuran insanların anne rahminde geçirdikleri aşamaları ayrıntılı bir şekilde anlatır.[117] Bu aşamaları da bir “evrim” olarak niteleyebiliriz; ama bu evrimin, Evrim Teorisi ile bir ilgisi yoktur. Bu yüzden Kuran’da “evrim” anlamına gelecek bir kelime bulmak ile, bütün türlerin birbirinden evrimleşip ortak bir atadan geldiklerini söyleyen Evrim Teorisi anlamına gelecek bir ifade bulmak çok farklıdır. İnsanın yerden bitki gibi bitmesinden de Evrim Teorisi’ne bir delil bulmak mümkün olmadığı kanaatindeyiz. Kuran insanların toprak ve sudan yaratıldığını söyler, aynı hammaddeden yaratılan bitki ile analoji kurulmasını, bu hammadde ortaklığına bağlamak daha tutarlıdır. Kuran yağmurla topraktan bitkilerin çıkmasıyla, insanın ölümünden sonra diriltilmesi[118] arasında da analoji kurar. Evrim Teorisi, insana soy ağacında sürüngenleri, balıkları daha yakın görür. Bu yüzden, Evrim Teorisi’ne göre insanla soy ağacındaki yakınlığı çok daha uzak olan bitkilerle olan bir benzetmeyi Evrim Teorisi’ne delil olarak görmek, kanaatimizce aşırı bir zorlamadır. Enbiya Suresi 30. ayette geçen canlıların sudan yaratıldığı şeklindeki ifadeyle Evrim Teorisi arasında bir bağlantı kurmak da tutarlı değildir. Çünkü Kuran gerek suya[119], gerek toprağa[120], gerek ise çamur[121] ifadesi ile bu iki unsurun karışımına atıf yaparak insanın yaratıldığı hammaddeye dikkat çeker. Türlerin birbirlerinden bağımsız yaratılışını kabul edenler de bu hammaddelerden yaratılışı kabul etmişlerdir. İnsan vücudunun mikroskop altında incelenmesi, insanın maddi bedeninin, toprağın ihtiva ettiği maddeler ve sudan oluştuğunu göstermektedir. Bu yüzden, insanın sudan yaratıldığını söyleyen ayetlerden, Evrim Teorisi’ne Kuran’dan destek bulmak; Kuran’a, Evrim Teorisi’ne bir destek bulma koşullanmasıyla yaklaşmanın bir ürünü gibi gözükmektedir. Ayrıca Kuran’ın şu ayetlerinin de Evrim Teorisi’ne işaret ettiğini düşünenler olmuştur:

65-Sizden cumartesi yasağını çiğneyenleri elbette biliyorsunuzdur. Onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik

66- Bunu hem çağdaşlarına, hem de sonra gelecek olanlara ibret verici bir ceza ve sakınanlara bir öğüt kıldık.[122]

De ki; “Allah katında ceza olarak bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah’ın lanetlediği, gazablandığı ve onlardan maymunlar, domuzlar ve tağuta tapanlar kıldığıdır onlar. İşte bunlardır yer bakımından daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmış olanlar”.[123]

Bu ayetlerde özellikle maymuna dönüştürme ile ilgili ifadenin, Evrim Teorisi’ne delil olduğunu söyleyenler olmuştur. Oysa Maide Suresi 60. ayette görüldüğü gibi sadece maymuna değil, domuza dönüştürmeden de bahsedilmektedir ve Evrim Teorisi’nin soy ağacı açısından domuz, insana yakınlığı açısından özel bir yer teşkil etmez. Bazı müfessirler Allah’ın emrine karşı gelen bahsedilen kişilerin, dış görünüş olarak bu hayvanlara dönüştüklerini söylerken, bazıları da iç dünyaları ve huyları açısından bu hayvanlara dönüştüklerini söylemişlerdir.[124] Kuran’da her iki hayvana dönüşümden bahsedilmesi, domuzun Kuran’da “pis” olarak nitelenmesi,[125] maymunun dış görüntüsüyle insana benzemesine rağmen insani niteliklere sahip olmaması gibi sebeplerden dolayı, ayetlerde bahsedilen hayvanlara dönüştürülme (mesh) olayından manevi dönüştürmenin anlaşılmasının daha doğru olduğu kanaatindeyiz.

Bazı araştırmacılar söz konusu ayetlerde Arapça’nın dil kuralları açısından gerçek maymuna dönüşmeyi anlamamamız gerektiğini şöyle anlatmaktadırlar: “Ayetteki ‘hasiin’ ifadesinin çoğul olarak kullanılması da, onların gerçek anlamda maymun olmadıklarına işaret etmektedir. Çünkü onlar gerçek anlamda maymun olsalardı ‘kıredeten hasieten’ şeklinde sıfat mevsuf uyuşmasının olması gerekirdi.”[126] Bu ayetlerde gerçek bir dönüştürmeden bahsedildiği düşünülse bile, onlarda yeni bir tür oluşumu için dönüştürmeden değil, cezalandırma için dönüştürmeden bahsedilmektedir. Ayetlerde hayvanlara dönüşmenin imkanından bahsedildiği için, Evrim Teorisi’ne işaret bulunduğu söylenebilir. Fakat Tanrı’ya inanan her Müslüman, isterse Tanrı’nın türleri birbirine dönüştürebileceğini esasen kabul eder, çünkü “Tanrı’nın her şeye kadir olduğu” İslam’ın en temel inançlarındandır. Bu yüzden türlerin birbirine dönüşmesinin imkanına dair bir ifadeden, Evrim Teorisi’ne Kuran’da yer verildiğine veya işaret edildiğine dair bir sonuca varmanın zorlama olacağı kanaatindeyiz. Evrim Teorisi insanın diğer hayvanlardan türediğini söylerken, hiçbir hayvanın insandan türediğini ileri sürmez.

İnsan dışındaki türlerin evrim geçirdiğini de geçirmediğini de Kutsal Metinler’e göre söylemek mümkün gözükmemektedir. Ancak burada şunu hatırlamalıyız ki, Tanrı’nın ontolojideki merkezi rolü ve Tanrı-alem ilişkisinde O’nun müdahale edici etkinliği göz ardı edilmemesi şartıyla teist ontoloji geniş imkanlar sunar.

Bu noktada Kutsal Metinler’deki Adem ve Havva ile ilgili anlatımların, tek Tanrı’lı dinlere inananların Evrim Teorisi hakkında ne düşünmelerini gerektirdiği sorusuna geliyoruz. Önce Yahudi ve Hristiyan teolojisinin bu konudaki görüşlerinde önemli belirleyici rolü olan Tevrat’ın Tekvin bölümünü ele alalım:

7- Ve Rab Allah, yerin toprağından Adam’ı yaptı ve onun burnuna hayat nefesini üfledi ve Adam yaşayan can oldu.

8- Ve Rab Allah, şarka doğru Aden’de bir bahçe dikti ve yaptığı Adam’ı oraya koydu.[127]

21- Ve Rab Allah Adam’ın üzerine derin uyku getirdi ve o uyudu ve onun kaburga kemiklerinden (veya yanından) birini aldı ve yerini etle kapladı.

22- Ve Rab Allah, Adam’dan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve O’nu Adam’a getirdi.[128]

Yahudi hahamların hazırladığı bir Tevrat tefsirinde, Tekvin bölümünün insanın yaratılışını anlatan kısımları ile ilgili olarak şöyle söylenmektedir: “Tevrat’ın ilk bölümü, Yaratılış’ı oldukça kısa ve ana hatlarıyla anlatmıştır. Zira daha önce de belirtildiği üzere, Tevrat’ın buradaki amacı insanın tüm bu süreci anlaması değildir, bu insanın anlayış kapasitesinin üzerindedir. Amaç, Yaratıcı’nın kim olduğu konusunda bir fikir edinilmesidir.”[129] Bu tarzda bir yorum, Tanrı’nın açıklamadığı detaylarda insanların spekülasyon yapmasını mümkün kılmaktadır. Bu yüzden, Tanrı’nın Adem’i topraktan yaratışını, onun topraktan doğrudan (aracı bir tür olmaksızın) yaratılışı olarak algılayanlar olduğu gibi, bu yaratılış sürecinde Tanrı’nın türleri birbirinden evrimleştirdiğini, Adem’in de diğer türlerden evrimleştiğini, toprak hammadde olduğu için, bu tarz bir anlayışın Kutsal Metinler ile çelişmediğini söyleyenler de olmuştur. Evrimci anlayışı savunanlar, Kutsal Metinler’de, Tanrı’nın aracı sebepler kullanarak yaratılıştan bahsettiği bir çok olayda; otun bitmesi ve yağmurun yağması gibi olaylarda aracı sebeplerden bahsetmemesini, insanın topraktan yaratılışından söz eden pasajlarda, evrim gibi aracı sebeplerden bahsedilmeden insanın yaratılışının aktarılmış olabileceği için delil olarak gösterirler. Tevrat’ın Tekvin bölümünün Tanrı-insan ilişkisini Tanrı’nın yaratıcılığı merkezinde kurmasını ve insanın hammaddesinin biyokimyasal verilerle uyumlu şekilde toprak olarak gösterilmesini önemli bulduklarını söylemektedirler.[130]

Havva’nın Adem’in kaburga kemiğinden yaratılması ile ilgili bölümde kaburga kemiği diye çevrilen kelimenin İbranicesi “yan taraf” anlamına da gelmektedir.[131] Ünlü Tevrat tefsircilerinden Raşi’ye göre, Adem’den alınan kısım, kaburga kemiği değil, vücudunun diğer cephesidir. Midraş, Adam’ın tek vücutta iki cephe, iki kısım şeklinde yaratıldığını belirtir. Buna göre, Tanrı erkeğin bir cephesini ayırıp, bundan kadını inşa etmiştir, böylece tek bir vücuttan iki insan oluşmuştur.[132] Evrim Teorisi’nin Tevrat ile çeliştiğini savunanlar, Havva’nın normal bir süreçle doğmadığını ve Adem’in kaburga kemiğinden veya yanından yaratılışının anlatıldığını söylerler. Buradan hareketle Havva için özel bir yaratılış varsa, bunu Adem’e ve diğer türdeki canlılara genellemenin mantıklı olacağını belirtirler. Teistik evrimi savunanların, eğer Havva için bir istisna öngörürlerse özel yaratılışı savunanların görüşüne yaklaşmış olacaklarına; bu durumda teistik evrimi savunanların da, özel yaratılış istisnalarına yer verdiklerine, fakat sayısal olarak tüm türleri değil de insanla ilgili bir iki istisnayı kabul ettiklerine işaret ederler.[133] Yahudi ve Hristiyan inancı ile Evrim Teorisi’ni uzlaştıranların bir kısmı, Adem ve Havva ile ilgili istisna öngörüyorlarsa da, diğer bir kısım ise Kutsal Metinler’de detay olmamasının ve metinlerin belli şekillerde yorumlanmasının Adem ve Havva için de istisna öngörmeden Evrim Teorisi’ne inanmanın mümkün olduğunu söylemektedirler.[134]

Kuran’da, Adem’in eşinin, onun kaburga kemiğinden veya yanından yaratıldığı ifadesi yer almaz. Ayrıca Adem’in eşinin isminin Havva olduğu da Kuran’da yer almaz. Kuran’da Adem ve eşi ile ilgili anlatımlar şu şekildedir:

30- Hani Rabbin, meleklere “Ben yeryüzüne bir halife atamaktayım” demişti. Onlar da: “Biz seni şükrünle yüceltir ve takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi atıyorsun?” dediler. “Şüphesiz Ben, sizin bilmediklerinizi bilirim” dedi.

31- Ve Adem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere yöneltip “Doğru sözlüyseniz bunları Bana isimleriyle haber verin.” dedi.[135]

Müfessirlerin bir kısmı Adem’in bu dünyamızın dışında bir cennette (cennet bahçe anlamı da taşır) yaratıldığını söylemelerine karşın, bazı müfessirler Adem’in yaratıldığı bahçenin bu dünyada olduğunu söylerler. Buna delil olarak zikrettiğimiz, Bakara Suresi’nin 30. ayetinde Adem’in yeryüzüne halife atanmasını gösterirler.[136] Adem’in işlediği günahtan sonra “hubut”unu (iniş, halden hale geçiş) ifade eden ayeti,[137] Adem’in cenneti gökyüzünde diyenler yukarıdan aşağı inişi, yeryüzü cenneti (bahçesi) diyenler ise dünya içinde yer değiştirmesi anlamında düşünmüşlerdir.[138] Adem’in yeryüzündeki bir yerde yaratıldığını savunanlar, eğer Adem yeryüzüne sonradan indirilseydi, su gibi maddi ve vahiy gibi manevi şeylerin yeryüzüne inmesini ifade eden “nezele” fiilinin kullanılacağını söylemektedirler.[139] Tevrat’ın Tekvin bölümünün, 2. babı 7 ve 8’de de Adem’in yeryüzünde yaratıldığı ifade edildiği için, Kuran’ı bu tarzda yorumlayanların Yahudi ve Hristiyan dininin Kutsal Metinler’iyle de uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. Adem’in eşinin yaratılışı ile ilgili konuda aşağıdaki Kuran ayetleri tartışma konusu olmuştur:

Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden çok sayıda erkekler ve kadınlar türetip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının.[140]

O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan eşini var etti...[141]

Bu ayetlerde geçen tek bir nefisten (nefs’i vahide) yaratılma[142] ifadesini bir çok tefsirci aynen Tevrat’ta olduğu gibi, Hz. Adem’den alınan bir materyalden eşinin yaratılması olarak almışlardır. Bazı yorumcular ise, Kuran’ın bu şekilde yorumlanmasının İsrailiyat tesiri altında gerçekleştiğini, nefisten eş yaratılmasından kastın Adem ile eşinin aynı cinsten yaratılması olduğunu söylemektedirler.[143] Kuran’da “Allah sizin nefsinizden eşler yarattı”[144] ve “Allah nefislerinizden elçiler gönderir”[145] ifadelerinin yer alması, tek bir nefisten yaratılıp, ondan eşinin yaratılmasının Adem’den Havva’nın yaratılışını değil de, Adem ile aynı cinsten Havva’nın yaratılışını ifade ettiğine delil olarak gösterilmektedir. Kuran’daki nefsten yaratılma ile ilgili metinlerin, her iki anlayışın anlaşılmasına da imkan tanıdığını söyleyebiliriz.

Diğer bir tartışma konusu ise, hayvanların, mahiyet bakımından mı yoksa derece itibariyle mi insandan farklı olduğuna dairdir. Evrim Teorisi’nin hayvanların insandan derece itibariyle farklı olduğunu, dinlerin ise insanın mahiyet itibariyle hayvanlardan farklı olduğunu söylediğine dair yaygın bir kanaat vardır. Bu kanaati taşıyanların bilmesi gereken iki önemli nokta vardır ki; bu noktaların her biri, mahiyet-derece arasındaki gerilimin Evrim Teorisi-dinler arası bir gerileme taşınmasının yanlış olduğunu göstermektedir.

Evrim Teorisi’ne inananların tümü, insanlar ile hayvanlar arasında sadece derece farkı olduğunu söylemezler.
Teistlerin hepsi de insanlar ile hayvanlar arasında mahiyet farkı olduğunu savunmazlar.
Birinci madde açısından en çarpıcı örnek, doğal seleksiyonlu Evrim Teorisi fikrini Darwin’le beraber ortaya atan Wallace’ın, bir önceki bölümde gördüğümüz gibi insan zihnini ve ahlaki kimliğini mahiyet farkı ile açıklamasıdır. Diğer yandan kimi teistler de ruh ile bedeni ayrı iki cevher olarak görmemişler, insanın ayrı bir cevher olan ruha sahip olması anlamında mahiyet farkları bulunmadığını savunmuşlardır.[146] Platon’un ve Descartes’ın felsefelerinde “ruh”, insan bedeninden farklı ve bedenden bağımsız bir cevhere sahiptir. Kuran’da “ruh” ve “nefs” diye ayrı terimler geçse de, bunların iki ayrı cevhere (farklı mahiyet unsuruna) karşılık gelip gelmediği tartışılabilir.

Burada karşımıza çıkan sorun, daha önce de en temel tartışmalarda karşılaştığımız sorundur. Bu sorunu “teistik ontolojinin imkanının genişliği” şeklinde isimlendirebiliriz. Bir teist açısından Tanrı, isterse canlılık, düşünme, hissetme ve ahlaki davranma gibi özelliklere toprak ve su gibi maddi cevherden bağımsız ayrı bir cevher olan “ruhu” yaratarak imkan verir, isterse saydığımız tüm bu özellikleri maddi cevhere (toprak ve suya) vererek maddi cevheri “ruhlandırır”. Bu ikinci bakış açısına göre, maddeye Tanrı’nın, enerjiden atomik partiküllere, bu partiküllerden kimyevi bileşiklere, bunlardan da canlı organlarına geçişte bahsettiği özellikler kazanma yeteneğini, insanı “ruhlandırırken” de bahşetmiştir. Buna göre maddi cevherin, ruhlu insan ve canlı yaratılmasına imkan veren potansiyelle yaratıldığı söylenmektedir.
 

respector

Asistan
Katılım
15 Mart 2009
Mesajlar
475
Reaksiyon puanı
2
Puanları
0
ADEM VE HAVVA'DAN YARATILIŞ -2-


Teistler, ister insanda maddi olan ve olmayan iki cevher, isterse maddi tek cevher kabul etsinler, kendi kabullerinin zıddı bir yaratılışın da Tanrı için mümkün olduğunu kabul etmelidirler. Bu durum teistlerin, canlıların birbirinden evrimleşerek yaratıldığını kabul etsinler veya etmesinler, kendi kabullerinin aksi şıkkının da Tanrı için mümkün olduğunu kabul etmelerine benzemektedir. Fakat bir materyalist ontoloji, bu imkanların aynısına sahip değildir. Madde dışında bir cevher olmadığını savunan materyalist-ateistler, mutlaka ayrı bir cevher anlamını taşıyan “ruhu” inkar etmek zorundadırlar. Teistler için asıl önemli olan maddi cevher dışında Tanrı’nın varlığıdır, insan ruhunun ayrı bir cevhere sahip olup olmaması temel bir kritik nokta değildir. Dualist sistemle adı özdeşleşen Descartes da, Tanrısal cevherin yanında ruh ve beden cevherlerinin önemsizliğini ve Tanrı’ya bağımlılığını vurgulamıştır.[147] Sonuç olarak ateist bir yaklaşımla Evrim Teorisi’ni savunanlar, madde dışında ayrı bir cevher olarak insanın veya diğer canlıların ruhunu inkar etmek zorundadırlar. Teistler ise, Evrim Teorisi’ni ister inkar ister kabul etsinler, her iki durumda da ruhun ayrı bir cevher olduğunu kabul veya reddedebilirler. Teistler daha önce gördüğümüz gibi, nasıl Evrim Teorisi’ni kimisi kabul, kimisi reddedip, kimisi de bu teoriye bilinemezci bir tavır içinde kalabiliyorsa; aynı şekilde ruhun bağımsız bir cevher oluşunu da kimisi kabul, kimisi reddedip, kimisi de bu konuda bilinemezci bir tavır içinde kalabilir.

Ruhun bağımsız bir cevher olup olmadığı iki düzlemde tartışılabilir. Bunlardan birisi felsefi ve bilimsel açıdan konunun incelenmesidir. Bu iki çalışma alanını ayrı olarak ele almak mümkün olsa da, günümüzde bilimsel verilerin öncülüğünde biyolojinin zihin felsefesiyle beraber yaptığı çalışmayı tek bir araştırma alanı olarak da kabul edebiliriz. Teizm, ruhun ayrı bir cevher olarak var olup olmamasını da kabullenecek imkanı ontolojisinde taşıdığından, bu çalışma alanından gelecek verilerden çekinmesi için bir neden olamaz. Günümüzde de insanın beden dışı bir cevhere sahip olup olmadığı, insan zihninin sırf materyalist bir yaklaşımla açıklanıp açıklanamayacağına dair tartışmalar hararetle devam etmektedir.[148] Diğer bir tartışma zemini ise Kutsal Metinler’den gelen verilerin dualist bir inancı gerektirip gerektirmediğiyle alakalıdır. Konuyla ilgili Kutsal Metinler’de geçen ifadelere aşağıdaki pasajlar örnektir:

Ve Rab Allah yerin toprağından Adam’ı yaptı ve onun burnuna hayat nefesini üfledi ve Adam yaşayan can oldu.[149]

28- Rabbin meleklere demişti ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım.”

29- “Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üflediğimde hemen ona secde ederek kapanın.”[150]

Kutsal Metinler’de zikri geçen “ruh üflemesini”, Tanrı’nın ilmi ile maddi bedene canlı özelliklerin verilmesini anlayanlar olduğu gibi, ruh ile maddi bedenden ayrı bir cevher kastedildiğini ve bu ayrı cevherin maddi beden ile birleştirildiğini savunanlar da olmuştur. Felsefi terminolojide kullanılan “cevher” kavramının Kutsal Metinler’de varolmadığı; bizim felsefe alanındaki terminoloji ile Kutsal Metinler’i düşünmeye çalıştığımıza özellikle dikkat etmemiz gerekir. Ayetlerde geçen “ruhum” ifadesini özellikle sufiyyenin büyük bir kısmı Allah’ın kendinden bir parça veya özelliği insana vermesi şeklinde yorumlamış olmalarına karşın, Kuran’da, Kabe’den de “evim”[151] diye bahsedilmesi, insanlara hitapların “kullarım”[152] diye gerçekleştirilmesi, “ruhum” ifadesinden “sahip olmayı” anlayabileceğimizi göstermektedir. O zaman ruhun, Tanrısal bir öz olduğunu savunup, “ruhun” mutlaka ayrı bir cevher olduğunu söylemek mümkün gözükmemektedir. Bazı araştırmacılar, Eski Yunan felsefesinden gelen etki ve terminolojinin Ehli Sünnet alimlerinden Gazzali ve Rağıb el-Isfehani, Mutezile alimlerinden Ma’mer bin Abbad es- Sülemi, Şia alimlerinden Nevbahti, Basenci ve Muhammed bin Numan’ın ruhu ayrı bir cevher olarak değerlendirmelerine yol açtığını söylemektedirler.[153] Kuran’ın ahiret tanımlarından da soyut bir cevher olan ruhun bedene iadesi değil, insani varlığın iadesi anlaşılmaktadır. Kuran, ahirette bedensiz ruhlardan hiç bahsetmez, çünkü Kuran ruh ve beden ikiciliğini ileri süren bir insan tasviri yapmaz, bedenden ayrı bir ruhun var olduğunu ve ölümden sonra onun varlığının bedensiz de olsa devam edeceğini söylemez.[154]

Görüldüğü gibi ruhun, maddi bedenden ayrı soyut bir cevher oluşu Kutsal Metinler açısından bile temellendirilebilmesi tartışmalı bir husustur. İnsanın Tanrı katında sorumlu bir canlı olduğunu temellendirmek için, onun hayvanlardan derece değil mahiyet açısından farklı olduğunu söylemek zorunda olduğumuza dair yargı doğru değildir. Ruhu soyut bir cevher olarak kabul edenler, bebeklerin ruh sahibi olduğunu kabul ederler, yani bebekler mahiyet açısından değil derece açısından insandan farklıdır. Fakat hiç kimse derece açısından farklı gözüken bebeklerin sorumlu varlıklar olmamasında bir gariplik görmez. Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:

İnsanlarla diğer canlılar arasında mutlak şekilde mahiyet farkı olması gerektiği iddiası yapay bir sorundur.
Kutsal Metinler’den ruhun ayrı bir cevher olduğuna dair bir sonuç çıkarılıp çıkarılmayacağı tartışmalıdır.
İnsan ile hayvanlar arasındaki mahiyet ve derece farkıyla ilgili bir tartışma, dinler ve Evrim Teorisi arasında bir gerginliğe dönüştürülemez. Beklenenden çok farklı bir şekilde, dinlerin içinde insanın diğer canlılardan mahiyet farkı olmadığını savunanlar olduğu gibi; Evrim Teorisi’ni savunan ve ortaya koyan isimlerden, insanlarla hayvanlar arasında mahiyet farkı olduğunu savunanlar da olmuştur.
Kuran’ın izahlarıyla Evrim Teorisi’nin çeliştiğini savunanlar, Adem’in “ol” emriyle yaratıldığını, bunun ise Tanrı’nın Adem’i doğrudan yarattığını gösterdiğini söylerler. İlgili ayet şöyledir:

Şüphesiz Allah katında İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona “ol” demesiyle o da hemen oluverdi.[155]

Kuran’dan Allah’ın “ol” emriyle dilediğinin oluşacağını anlıyoruz. Fakat bu oluşmanın, dünyevi zamanda bir anda olduğu anlamına gelmez. Allah’ın “ol” emrinin yeterli olduğu anlamına gelir. Kuran’dan Allah’ın gökleri ve yeri altı günde (devirde) yarattığını anlıyoruz.[156] Fakat diğer yandan göklerin ve yerin yaratılışı için “ol” emrinin yeterli olduğu da şu ayetlerden anlaşılmaktadır:

81- Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmaya kadir değil mi? Elbette, O, yaratandır, bilendir.

82- Bir şeyi dilediği zaman, onun emri yanlızca “ol” demesidir, o da hemen oluverir.[157]

Gökleri ve yeri gerçek olarak yaratan da O’dur. “Ol” dediği gün hemen oluverir...[158]

Einstein’ın İzafiyet Teorisi ile zamanın mutlak olmadığı ve yerçekimi ve hız gibi evren içindeki parametrelerle değiştiği teorik bazda ortaya konmuş[159] ve sonra deneysel verilerle de desteklenmiştir.[160] Evren içinde bile değişkenliği olan zamanın, Tanrı’yı bağlayıcı bir niteliği olduğu düşünülemez. Bu yüzden, Tanrı’nın “ol” emri ile, dünyevi süreçte anındalığı anlayamayız. Evrenin tahmini olarak onbeş milyar yaşında olduğu sanılmaktadır[161], ama bu Tanrı’nın katında bir “ol” emrinin karşılığıdır. Aynı şekilde Kuran’da “ol” emri, İsa’nın yaratılışı anlatılırken de kullanılmıştır:

Meryem dedi ki: “Rabbim, çocuğum nasıl olur benim? Bana hiçbir insan dokunmadı ki!” Allah cevap verdi: “Allah dilediğini işte böyle yaratır. Bir iş ve oluşa karar verdiğinde sadece ona “ol” der, o hemen oluverir.[162]

İsa’nın dünyaya gelmesi “ol” emrine tabidir, ama annesi Meryem onu rahminde belli bir zaman süreci boyunca taşımıştır. Tüm bunlar gösteriyor ki, Adem’in “ol” emriyle yaratılışından onun dünyevi süre olarak bir anda yaratıldığını mutlak olarak anlamamız gerektiği sonucunu çıkaramayız.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, Kutsal Metinler açısından Evrim Teorisi’ni incelediğimizde en sorunlu ve üzerinde iyi düşünülmesi gerekli konu, Adem’in ve eşinin yaratılışıdır. Johns Hopkins Üniversitesi’nin ünlü fizikçisi Howard A. Kelly gibi, Adem ve Havva’nın yaratılışı dışında Evrim Teorisi’ne inandığını söyleyip insanı Evrim Teorisi’nden ayırıp teoriye inanan örnekler bile olmuştur.[163] Kutsal Metinlerde anlatılan Adem ile eşinin yaratılışının Evrim Teorisi’ne aykırı olduğunu söylemek, bütün Kutsal Metin yorumcularının paylaştığı bir kanaat değildir. Kutsal Metinler için Tanrı’nın varlığı, yaratılıştaki merkezi rolü asıl önemli unsurlardır, Tanrı’nın yaratma metodu olarak kabul edilen bir Evrim Teorisi görüşünü, Kutsal Metinler’e dayanarak yanlışlamak kolay değildir. Kutsal Metinler’de birçok zaman “araçsal sebepler” dışlanarak Tanrı’nın yaratışı anlatılır. Örneğin Kuran’da, Zekeriya peygamberin hiçten yarattığını söylenir.[164] Bu ifadenin, Zekeriya peygamberin anne ve babasını, doğum öncesi evrelerini, çocukluğunu dışlamak anlamına gelmediği açıktır. Eğer Adem’in yaratılışı için de benzer bir durumun olduğu ve evrim gibi aracı sürecin dışlanarak anlatımın yapıldığı -çünkü bu süreci de yaratan Tanrı’dır- söylenirse, buna Kutsal Metinler’e dayanarak itiraz etmek zor olacaktır. Diğer yandan Kutsal Metinler’e dayanarak, onların -özellikle Kuran’ın- Evrim Teorisi’ne işaret ettiğini söyleyenler olmuştur. Bahsedilen metinleri incelediğimizde, bu iddianın zorlama kabul edilebilecek bazı yorumlar ile gerçekleştirildiğine, Kutsal Metinler’in Evrim Teorisi’ne işaret ettiğinin söylenemeyeceğine kanaat getirdik. Bu ise bizi, Kutsal Metinler adına (özellikle Kuran) Evrim Teorisi’ne karşı çıkmadan ve desteklemeden bir konum edinebileceğimiz sonucuna; Kutsal Metinler eğer tek hareket noktamız olursa Evrim Teorisi’ne karşı bilinemezci olabileceğimiz yargısına ulaştırmaktadır.
 

neydiyaaunuttum

Doçent
Katılım
27 Ekim 2008
Mesajlar
615
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
herkes söyliceni söyledi diye düüşünüyorum artık şu saatten sonra ne söylesek boş
işin garibide kendi söyledikleriyle kendileri çelişkiye düşüyolar bunuda asla kabul etmiyolar
çıkıcak bi yol bulamayıncada aşşağılamaya başlıyolar şahsen üzerime hiiç alınmıyorum bu onların kalitesini gösteriyo bilimle uğrasan adam akşamın bilmem kaçına kadar burda millete laf yetiştirip sonrada bilimle uğraşmaya gidermi buda ayrıca merak konusu
boş zamanlarındamı bilimle uğraşıyo merak ediyorum
madem çok önemlisiniz ve biz önemsizin neden bukadar bağırıyosunuz
davos zirvesinde r.t.e dediği gibi bağırıyosun çünkü suclusun bağırarak suçluluk piskolojisini alt etmeye çalışıyosunuz bırakın aşın bunları diyicem sizin tabirnizle aşın artık
 

PlainLogic

Profesör
Katılım
15 Ocak 2009
Mesajlar
2,029
Reaksiyon puanı
12
Puanları
218
Araştıran bulur. Bulanlar araştıranlardır. Araştırmayanlar bulamaz!
 

konsolos

Asistan
Katılım
7 Ocak 2009
Mesajlar
378
Reaksiyon puanı
0
Puanları
16
Muz+Resimleri.jpg
 

centigrade

Doçent
Katılım
24 Mayıs 2008
Mesajlar
992
Reaksiyon puanı
4
Puanları
18
ADEM VE HAVVA'DAN YARATILIŞ -2-






Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, Kutsal Metinler açısından Evrim Teorisi’ni incelediğimizde en sorunlu ve üzerinde iyi düşünülmesi gerekli konu, Adem’in ve eşinin yaratılışıdır. Johns Hopkins Üniversitesi’nin ünlü fizikçisi Howard A. Kelly gibi, Adem ve Havva’nın yaratılışı dışında Evrim Teorisi’ne inandığını söyleyip insanı Evrim Teorisi’nden ayırıp teoriye inanan örnekler bile olmuştur.[163] Kutsal Metinlerde anlatılan Adem ile eşinin yaratılışının Evrim Teorisi’ne aykırı olduğunu söylemek, bütün Kutsal Metin yorumcularının paylaştığı bir kanaat değildir. Kutsal Metinler için Tanrı’nın varlığı, yaratılıştaki merkezi rolü asıl önemli unsurlardır, Tanrı’nın yaratma metodu olarak kabul edilen bir Evrim Teorisi görüşünü, Kutsal Metinler’e dayanarak yanlışlamak kolay değildir. Kutsal Metinler’de birçok zaman “araçsal sebepler” dışlanarak Tanrı’nın yaratışı anlatılır. Örneğin Kuran’da, Zekeriya peygamberin hiçten yarattığını söylenir.[164] Bu ifadenin, Zekeriya peygamberin anne ve babasını, doğum öncesi evrelerini, çocukluğunu dışlamak anlamına gelmediği açıktır. Eğer Adem’in yaratılışı için de benzer bir durumun olduğu ve evrim gibi aracı sürecin dışlanarak anlatımın yapıldığı -çünkü bu süreci de yaratan Tanrı’dır- söylenirse, buna Kutsal Metinler’e dayanarak itiraz etmek zor olacaktır. Diğer yandan Kutsal Metinler’e dayanarak, onların -özellikle Kuran’ın- Evrim Teorisi’ne işaret ettiğini söyleyenler olmuştur. Bahsedilen metinleri incelediğimizde, bu iddianın zorlama kabul edilebilecek bazı yorumlar ile gerçekleştirildiğine, Kutsal Metinler’in Evrim Teorisi’ne işaret ettiğinin söylenemeyeceğine kanaat getirdik. Bu ise bizi, Kutsal Metinler adına (özellikle Kuran) Evrim Teorisi’ne karşı çıkmadan ve desteklemeden bir konum edinebileceğimiz sonucuna; Kutsal Metinler eğer tek hareket noktamız olursa Evrim Teorisi’ne karşı bilinemezci olabileceğimiz yargısına ulaştırmaktadır.


Önce nerden alıntı yaptığını göster sonra devam edelim.Senin yaptığın iş en hafif tabiri ile 'hırsızlığa' girer.Akademik olarakta 'intihal' adı ile geçer.

Saygıdan ve saygınlıktan dem vurup , yazan yazarın kim olduğunu söylememek sence de nahoş bir durum değil midir?

Ayrıca madem kopyala yapıştıra dönderdin işi sana onlarca linki hemen şu anda binlercesinin de Google da varolduğunu hatırlatmak isterim.

Ancak özgünlük bunun neresinde?Yoksa alıntı yaptığın kişilerde mi alıntı yapmış:)


Madem forumda tartışmaya katılıyoruz ,ozaman biraz özgün olalım lütfen.

Ardarda yazı bombardımanına tutup insanların vaktinden çalmaya çalışmak veya 'aman zaten sonuna kadar okumazlar benimde haklılığımı kabul ederler' 'en çok ben yazdım' gibi bir yanılgı içine girmek hakikaten çok basit kaçıyor.

Her neyse madem işi bu boyuta taşıdınız.bende birkaç link vereyimde dileyen okusun;

http://www.mustafaislamoglu.biz/Gercegi-daha-cok-severim/

http://www.mustafaislamoglu.com/169_Evrim-Teorisi.html

www.harunyahya.org

http://www.tumgazeteler.com/?a=893251


http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?sayfa=27&yid=6

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/o/5_6_1.asp

http://www.ajans724.com/yazaroku.aspx?id=1942

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1069

Sonuç itibariyle evrimci veya devrimci dediğimiz insanların hepsinin kökünün kömecinin aynı yerlere dayandığını görüyoruz.Kuru bir inat uğruna devam ettirilen ama bir türlü başarıya ulaşamamış bir zümrenin varlık mücadelesi verdiği ve bunun için ellerinden ne geliyorsa yapmaya çalıştıkları bir gerçek.

Mantık süzgecimizda sonsuz kudret sahibinin bize bahşettiği fakat sınırları olan bir nimettir.Bundan dolayı sınırsızlığı anlamak için sınırlı düşünme kapasitemizin yetersizliğini anlamamız gerekir.Anlamıyorsak veya anlayamıyorsak mantık süzgeci denen bu tabir ile daha çok yol katettiğimizi düşünür ve olduğumuz yerde saymaya ve hatta daha da geriye gidip ketum bir hale bürünmeye başlamamız içten bile değildir.



Gerçekleri sadece mantık süzgecimizden değil ,biraz da maneviyatımızı güçlendirip kalbi gözümüzden görebilmemiz dileğiyle...
 

balcis

Doçent
Katılım
19 Eylül 2006
Mesajlar
514
Reaksiyon puanı
0
Puanları
16
"ortalık karıştı, keşke olmasaydı özür dilerim" mantalitesindeki bir yazıya verilen cevaplarla ortalık yine karışıyor, evrim teorisine değil, teorinin doğruluğuna inanmayan insanlar yine "ben inanmıyorsam ağzıma geleni söyleyebilirim" mantalitesi sergiliyorlar ve ortalık yine karışıyor. çok güzel :) ha bir de evrimci devrimci aynı veya benzer şeyler gibi dile getirilmiş görüyorum, hem de saçma sapan bir genelleme uğruna; cehaletin böylesi.
 

respector

Asistan
Katılım
15 Mart 2009
Mesajlar
475
Reaksiyon puanı
2
Puanları
0
Centigrade,
Ben yazdımmı demişim? Git yazıya bir daha bak ne demişim: "Ayrıca; gerçekten bilgilendirici bulduğum en objektif değerlendirmelerden birisi mutlaka okuyun."

Suçlayacağın adamın ne yazdığını iyice oku da böyle durumlara düşme istersen!
 

baaydin

Profesör
Katılım
2 Kasım 2007
Mesajlar
2,172
Reaksiyon puanı
7
Puanları
0
şimdi ben evrime inanmıyorum die saçmalık yada zırvalık deme hakkına sahipmiyim? tabiki değilim. çünkü inanan yada savunan insanlara saygısızlık etmiş olurum. yada başka bir örnek verecek olursak ben kurana ve yaradana inanıyorum. inanmayan bir insan bu zırvalık yada saçmalık diyebilirimi? tabikide diyemez. inanan ve savunan bana haksızlık etmiş olur.
bunu bile anlıyamıcak kapasitede iseniz yapıcak bişi yok demektir. burdaki insanların üyelik tarihi çok önemli ise o zaman yeni üyeler eski üyelerden icazet almadan bişey yazamasınlar olmasmı.
 

centigrade

Doçent
Katılım
24 Mayıs 2008
Mesajlar
992
Reaksiyon puanı
4
Puanları
18
"ortalık karıştı, keşke olmasaydı özür dilerim" mantalitesindeki bir yazıya verilen cevaplarla ortalık yine karışıyor, evrim teorisine değil, teorinin doğruluğuna inanmayan insanlar yine "ben inanmıyorsam ağzıma geleni söyleyebilirim" mantalitesi sergiliyorlar ve ortalık yine karışıyor. çok güzel :) ha bir de evrimci devrimci aynı veya benzer şeyler gibi dile getirilmiş görüyorum, hem de saçma sapan bir genelleme uğruna; cehaletin böylesi.


Hepsinin çıkış noktasının aynı yer olduğuna kanaat getirince ve 'evet aslında hepside bir başkaldırıymış ama ben sığ düşünce yapımla bunu o an görememişim itirafında bulununca kendi kendine, aceleyle düşünmeden yazdığın bu yazının 'cehaletin orta nokatsı' olduğunu anlayacaksın.

Ya da elindeki fenerle bizi korkutmaya çalışacaksın ama yemezler:)(G.o.r.a dan alıntıdır)
 

centigrade

Doçent
Katılım
24 Mayıs 2008
Mesajlar
992
Reaksiyon puanı
4
Puanları
18
Centigrade,
Ben yazdımmı demişim? Git yazıya bir daha bak ne demişim: "Ayrıca; gerçekten bilgilendirici bulduğum en objektif değerlendirmelerden birisi mutlaka okuyun."

Suçlayacağın adamın ne yazdığını iyice oku da böyle durumlara düşme istersen!


Bunu oturup tek tek sen mi yazdın yoksa bir linkten alıntı mı yaptın diyorum.Eğer alıntı yaptıysan kaynak linki göstermek zorundasın.Dilersen seni bu zahmetten de kurtarıp nerden aldığını ben link olarak vereyeim.

Ne dersin?


Acaba alıntı yaptığın yer şu adres olabilir mi;

http://groups.google.com.tr/group/islamdinihakkinda/msg/edd5fc09a1ddadca
 

Helitron

Asistan
Katılım
3 Kasım 2006
Mesajlar
128
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
sadece bir soru soruyorum madem inanmıyolar ozaman inanamadıkları bölümde yani din bölümünde ne işleri var bunu öğrenmek istiyorum bize hakktan hukuktan dem vuranlar neden hak hukuk tanımadan saldırıda bulunuyolar inanamadıkları bşy hakkında nasıl yorum yapıyolar
inanmıyoruz diyolar insan yok kabul ettiği bişyi kendilerince olmayan şeye neden bukadar saldırır

arkadaşım bahsettiğin konuların hepsi din bölümünün dışında cereyan etmiştir, sen benim bir yorumumu getir bakalım din bölümünden, varsa? yok çünkü ben senin dininle ilgilenmiyorum zaten, yani bunu kaçıncı defa belirtiyorum ben de bilmiyorum...
tartışmanın çıktığı nokta: bilmeden evrim konusunda atıp tutmanız, konuyu yanlış yönlere çekmeniz ve doğru anlamaya çalışan insanlara da yanlış örnek olmanızdır... benim senin dininle ne problemim olur? benim annem babam da müslüman...
sana tanrı yok dediğim bir cümleyi getir forumu terk edicem!!!
sürekli nerden saldırsam da tartışma çıksa çabasındasın, sana cevap yazmayacak adama zorla cevap yazdırtıyorsun...

Evet, tartışma için üye olmuştur, çünkü bir kaç kişi hepiniz aynı günlerde üye oldunuz ve ateist olduğunuz halde üye olur olmaz hepiniz birden aynı konulara girip aynı sözleri söylediniz. diyelim ki bu tesadüf. Bu konuların hepsinin din kültürü bölümünde olması da iki kere tesadüf. Aynı günlerde üye olmanız üç kere tesadüf.. Diyelim ki bunlara da inandık; peki sorularımın cevabı nerede?

Kontrollü deney filan diyordun, baktın ki karşındaki de anlıyor kontrollü deneyden, lafı hemen değiştiriverdin? :)

Bir de sürekli "aşın artık bunları" lafını sakız gibi kullanıyorsunuz, darb-ı mesel oldunuz bu konuda. Hocam siz aşağıdan göklere bakıp orada uçan kuşlara, "aşın artık uçmayı filan, bakın yürümek var ne güzel" diyorsunuz. :)

Bir de "bilim yapacağım ben, sizinle uğraşamam, daha çok önemli işlerim var" tribine giriyorsunuz. Halbuki biz başından beri söylüyoruz, madem bizimle uğraşamazsınız, önemli işleriniz var, biz önemli değiliz, neden sürekli bizim peşimizdesiniz? :) Sürekli yeni üye olup olup din kültürü bölümüne giren sizsiniz, sonra "işim olmaz" diyen yine sizsiniz. Üstüne bir de bu numaraya inanmamızı bekliyorsunuz. :)

Neyse, biz aşalım bunları ve sizi kendi halinize bırakalım en iyisi. :)

Sence neden o kadar kişi üye oldu birden? demek ki sessiz sakin giden bir din bölümüne kimse zaten saldırmıyordu normalde, ne zaman ki sizler diğer dinler olsun, inanmayanlar olsun veya evrim teorisi olsun doğru yanlış atmaya başladınız, insanlar ortada haksız bir saldırı olduğunu gördü ve bu haksızlığa dur demek için fikirlerini belirtmek için üye oldular...

nasıl bir kontrollü deney istiyorsun? sor, sana yardımcı olacağım...

kendini uçan kuşla özdeşleştirmişsin o da bir gelişme, maymunlarla atalarımız ortak lafı dokunuyor ama kuşlara benzetebiliyorsun kendini, olsun kuşlar da uzaktan akraba :)
ikinci bir nokta kuşa zaten ne anlatırsam anlatayım anlamaz beni, aynı sizin gibi...

tabi ki boş zamanlarımda bilim yapmıyorum, boş zamanlarımda burda yazıyorum!!!
sizinle zaten uğraşmak istemiyorum arkadaşım, sizinle benim derdim yok, benim için bir öneminiz de yok, sizin peşinizde de değilim...
yine bak araştır derim, din bölümünde nerde yorumum var diye!!!

benim uğraştığım sizlerin ortaya attığı safsataya başkalarının inanmasını engellemektir!!! (burda dinden bahsetmiyorum, hemen din saldırısı olarak algılamayın) konu hakkında fikri olmayan arkadaşların yanlış bilgiler öğrenmesini engellemek, ha diyeceksin ki bu senin görevin mi? evet bu benim en önemli görevlerimden birisi, eğitimini aldığım şeyleri halka en doğru ben anlatmayayımda kim anlatsın? nasıl ki hoca dini herkesten iyi bilir onu insanlara anlatır, ben de bilimi sizden iyi biliyorum ve insanlara doğru şekilde anlatmakla yükümlüyüm, yanlış yönlere çekildiği zaman da fitil olurum ve karşında benim gibi birini bulursun!!!

Yazıların çoğunu okudum. Bazı noktaları açığa vurmak isterim.

Birincisi müslüman olan biri evrime inanamaz mı?
İkincisi evrim teorisinin bir bölümünde tanrıyı inkar etse, bu bölüm haricinde diğer bölümler doğru olamaz mı?

Ben tanrıya inanırım ayrıca evrime de inanırım çünkü çevremi mantık süzgecinden geçiririm. Bana empoze edilen bilgilerle bakmam!

Dini bakımdan şu bilgi önümüze ışık tutacaktır. "Her olay bir başkasının etkisinden kalarak olur. Sonac" Peki insanlığın oluşumu bu bilgi çerçevesinde gerçekleşmiş olamaz mı? Tanrı kendi varlığını hissettirmeden insanlığı yaratamaz mı? Bu kuvvete sahip değil mi?

Bu sözlerim bu forumda son sözlerimdir. İnancın olduğu yerde bilim ilerlemez arkadaşlar. Ama bu inançtan aklınıza hemen dini inanç gelir, tahmin edebiliyorum ama bu düşündüğünüzden ayrı bir konu... Mantığınızla hareket etmenizi dilerim ve mantığıyla hareket edenlere de hakaret edilmesinden de hoşlanmam.

Kendinize benzemeyenleri hakaret ederek susturmaya çalışmak seviye düşüklüğünü ifade eder!

Hepinize iyi günler dilerim arkadaşlar...

Soner

Not: www.evrim-teorisi.org ile www.evrimianlamak.org internet sitesini söyleyen arkadaşa teşekkür ediyorum. Araştıran bir gençlik için hazine niteliğinde... :) Uyuyan gençlik için bişey diyemem ;)

bu arkadaş işte tam sizin örnek almanız gereken kişi, alnından öpmek lazım...
çok güzel ifade etmişsin, ben yazdığım zaman saldırı olarak algılanıyor, inanan bir arkadaş yazdığı zaman dine saldırı olmadığını idrak ederler umarım...

tuvana amacına ulaştı bence..baksanıza sayfalar,yorumlar almış başını gitmiş... bu din konusu kapanmayacak anlaşılan.SDN den soğumaya başladım.teknoloji haberlerini geçti bu din konusu. dinsizmiyim! tabiki hayır ! elhamdulillah müslümanım ama abartmayalım lütfen.shiftdelete.net sitesi teknoloji sitesidir dini konular için forum değildir. 1 başlık tamam..ama FORUMDAN SON 10 BAŞLIK konusunda 6 tane dini konu görünce sinirlenmemek elde değil.. troyun yayınladığı mesajla bu konu kapanmıştı,NEDEN TEKRAR AÇIYORSUNUZ ?! amacım polemiğe girmek değildir,ama görüşümü belirtmeden de geçemedim.teşekkür ederim.

sana da teşekkür etmek lazım, senin gibi örnekler oldukça konunun amacı daha iyi anlaşılabilir kanaatindeyim...
ben 50 defa belirtmeye çalıştım, teknoloji sitesinde bu tür konuları tartışmayalım diye, ama sürekli bir deliği kapatıyorsun başka yerden patlak veriyor...

herkes söyliceni söyledi diye düüşünüyorum artık şu saatten sonra ne söylesek boş
işin garibide kendi söyledikleriyle kendileri çelişkiye düşüyolar bunuda asla kabul etmiyolar
çıkıcak bi yol bulamayıncada aşşağılamaya başlıyolar şahsen üzerime hiiç alınmıyorum bu onların kalitesini gösteriyo bilimle uğrasan adam akşamın bilmem kaçına kadar burda millete laf yetiştirip sonrada bilimle uğraşmaya gidermi buda ayrıca merak konusu
boş zamanlarındamı bilimle uğraşıyo merak ediyorum
madem çok önemlisiniz ve biz önemsizin neden bukadar bağırıyosunuz
davos zirvesinde r.t.e dediği gibi bağırıyosun çünkü suclusun bağırarak suçluluk piskolojisini alt etmeye çalışıyosunuz bırakın aşın bunları diyicem sizin tabirnizle aşın artık

dediğim gibi, boş zamanlarımda burda yazıyorum, senin gibi adamlardan toplumun yanlış şeyler öğrenmesini engellemeye çalışıyorum, dolu zamanlarımda bilim yapıyorum arkadaşım...
sen umrumda değilsin, umrumda olan bu siteye gelip de senin yazdığın yalan yanlış şeylerin başkaları tarafından okunup aynı yanlış bilgilerin yanlış olarak dağılmasını engellemek!!!

arkadaşlar lütfen din, evrim, inanan-inanmayan bu tür konuları tartışmayalım burda, benim önerim sadece budur en başından beri, her mesajımda da tekrar tekrar yazdım,
ama sürekli konu dine saldırı olarak değiştiriliyor, sürekli konuya insanları bi şekilde çekme çabaları var, ondan sonra aynı şekilde vay sen benim dinime nasıl saldırırsın gibi konuyu uzatma çabaları...
cevap yazıyorsun, cevaplardan nasıl anlaşılmıyorsa (ya da anlaşılamıyorsa) sürekli dine saldırı anlamına çıkarılıyor...

bakın burası online apartman dairesi gibi, hepimiz zaman zaman burda yaşıyoruz bi nevi...
bazı konularda rahatsız olduk, rahatsızlıklarımızı karşı tarafa ilettik, bunda kızacak ne var? doğru olan iletilen rahatsızlığın üzerine saldırıya geçmek değildir, verilen rahatsızlığı kabullenip bir daha yapmamaktır...
ama burda, vay sen benim yaptıklarımdan nasıl rahatsız olursun? durumu var...
 

respector

Asistan
Katılım
15 Mart 2009
Mesajlar
475
Reaksiyon puanı
2
Puanları
0
Bunu oturup tek tek sen mi yazdın yoksa bir linkten alıntı mı yaptın diyorum.Eğer alıntı yaptıysan kaynak linki göstermek zorundasın.Dilersen seni bu zahmetten de kurtarıp nerden aldığını ben link olarak vereyeim.

Ne dersin?


Acaba alıntı yaptığın yer şu adres olabilir mi;

http://groups.google.com.tr/group/islamdinihakkinda/msg/edd5fc09a1ddadca

Anlamamakta ısrar ediyorsun. Ben zaten başında yazının bana ait olmadığını belirtmişim. Okuduğum yerde başka bir forum ve kaynak göstermemişler. dolayısi ile ben de göstermedim. Eğer kaynak göstermeyi bu kadar kafana takıyorsan "Din kültürü" kısmında yakın arkadaşlarının yazdığı onlarca nerden olduğu belli olmayan alıntı var. Aynı hassasiyeti onlara da göster!

Sen neden ısrarla, üstelik de aslı astarı yokken beni hırsız durumuna düşürmeye uğraşıyorsun. Eğer kamilin yetiyorsa yazının içeriğine itiraz et.
 

respector

Asistan
Katılım
15 Mart 2009
Mesajlar
475
Reaksiyon puanı
2
Puanları
0
Helitron,
Bunlar dindar falan değil, dindar insan böyle mermer esnekliğinde değildir. Anlayışlıdır, hoşgörüldür, saygısız değildir. Bunlar foruma çöreklenmiş Harun Yahya'cılar... Evrim konusuna bu kadar takıntılı olmalarının sebebi de bu sanırım. Herhalde "gidin oraları zaptedin" gibi bir emir aldılar.

Mod Mehmet'in yapmaya çalıştığı herşeyi yıkmaya çalışan çatışmacı bir gurup ve seni bırak benim gibi müslümanları bile çileden çıkarttılar.

Dinimiz bunlara kalırsa, vah bize vahlar bize!
 

Helitron

Asistan
Katılım
3 Kasım 2006
Mesajlar
128
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Helitron,
Bunlar dindar falan değil, dindar insan böyle mermer esnekliğinde değildir. Anlayışlıdır, hoşgörüldür, saygısız değildir. Bunlar foruma çöreklenmiş Harun Yahya'cılar... Evrim konusuna bu kadar takıntılı olmalarının sebebi de bu sanırım. Herhalde "gidin oraları zaptedin" gibi bir emir aldılar.

Mod Mehmet'in yapmaya çalıştığı herşeyi yıkmaya çalışan çatışmacı bir gurup ve seni bırak benim gibi müslümanları bile çileden çıkarttılar.

Dinimiz bunlara kalırsa, vah bize vahlar bize!

orası açık zaten, ama burası da kolay at koşturabilecekleri bir yer değil...

adam kanıt ister, kanıtı önüne koyarsın, bu sefer konunun içeriğine bile bakmadan vay sen hırsız mısın? bu yazının kaynağı ne...
be kardeşim bi oku içeriğini, itirazın varsa konunun içeriğine itiraz et değil mi?
bunların kanıtı gözüne soktuğun zaman, hemen konu değiştirirler, konuyu dine saldırı olarak çevirirler...
böyle bişey yok!!!
herkezin inancı kendine, bunu anlatamadık bir haftadır...
 

centigrade

Doçent
Katılım
24 Mayıs 2008
Mesajlar
992
Reaksiyon puanı
4
Puanları
18
Öncelikle yolladığın yazıyı okudum ve içerisinde sıklıkla incilden alıntılar olduğunu gördüm.
Bu beni rahatsız eden birinci durumdu.Nedeni ise kaynak olarak gösremiş olduğun sonradan değişime uğramış bir kitaptan söz ediyoruz.Hangisinin Allah kelamı hangisinin müdahale edilmiş kısım olduğunu bilmediğim bir kitaba inanmamı beklememeni umuyorum.

İkinci olarak ise senin bu kadar yazıyı buraya yapıştırma sebebin olan evrimin gerçekliğinin tartışılması ve birileri tarafından kabul birileri tarafındansa reddedilmesi hadisesine en güzel cevabı benden önce verenler olmuş onların linkini verdim.

Yani senin yolladığın bu yazının cevabı benim yolladığım linklerde mevcut.Eğer tıklayıp içeriklerini okuma zahmetinde bulunursan zaten benim düşünceme paralel olduklarını ve güzel bir şekilde anlatım yapıldığını görürsün.

Beni doyurmadı buradan okuduklarım sen az daha bul benim için dersen , elinin altında internet mevcut benim gibi.Sende bu faydalı bilgilere ulaşabilirsin.

Harun yahyacı yaftalamasına da gülmedim desem yalan olur:)
mod mehmet kimdir bilmem ben kimsenin memuru değilim.Yazıları ile alakalı birşey söylemem yanlış olur çünkü pek teşviki mesaiye girdiğim bir şahsiyet değildir.Ayrıca burda da bir etiketleme mevcut.

Yani hem yumuşak konuşuyormuş gibi yazıp hemde azami şekilde eleştirecek sonra da yine zeytinyağı modeli gibi üste çıkacaksanız esas size laf anlatanın vay haline.

Sonucu olmayan kısır bir tartışmaya gireceğimi bile bile bu konuya müdahil oldum.

Din kimsenin tekelinde değildir.Merak etmene gerek yok.

Ancak bu kadar konuşmandan sonra seninde az da olsa doğruları söylemen beni memnun etmedi değil.

Senin dinin sana , benimkisi bana.

Ancak evrime inanmayı sürdürüpte islamla özdeşleştirmeye çalışanlara bizim sözümüz.

Yoksa dileyen gidip krem peynire tapar.Meselenin sakatlığı zaten ben müslümanım ama evrime inanıyorum diyenlerin düşünce yapısında.

Eğer bu kategoriye giriyorsanız her zaman aynı tepkilerle karşılaşacaksınız emin olun.Eğer ateistseniz diyoruz zaten sorun yok.Olay baştan kopmuş.Bizim tamir etmemiz mümkün değil.Allah hidayete erdirsin deriz.

Son olarak konunun sürekli başka şeylerle yorumlanmasının müsebbibi yazılar esasen sizin tarafınızdan çıkıyor ama onu dahi kabullenmek istemiyorsunuz.

Önce evrim sonra saygı ardından cehalet son olarak at koşturma:)

Bu tabire de ayrıca güldüm çünkü dağdaki ila bağdakinin hikayesi geldi aklıma.

Burda siz gelmeden iyiki at koşturmuşuz.şimdi sizin olmadığınız yerlere gidelim isterseniz:)

Neyseki son yazılarınız ilk başta yazdıklarınız kadar sert değil.Demek ki biraz tesiri olmuş yazılanların.

Kendi çıkmazlarınızdan bir an önce kurtulmanız temennisiyle...
 

nsgnc

Profesör
Katılım
6 Nisan 2008
Mesajlar
1,572
Reaksiyon puanı
10
Puanları
218
Anlamamakta ısrar ediyorsun. Ben zaten başında yazının bana ait olmadığını belirtmişim. Okuduğum yerde başka bir forum ve kaynak göstermemişler. dolayısi ile ben de göstermedim. Eğer kaynak göstermeyi bu kadar kafana takıyorsan "Din kültürü" kısmında yakın arkadaşlarının yazdığı onlarca nerden olduğu belli olmayan alıntı var. Aynı hassasiyeti onlara da göster!

Sen neden ısrarla, üstelik de aslı astarı yokken beni hırsız durumuna düşürmeye uğraşıyorsun. Eğer kamilin yetiyorsa yazının içeriğine itiraz et.

6. Başka bir yerden alıntı yapılmış ise orijinal kaynağa mutlaka link verilmelidir. Alıntı yapılan yerden izin almak gerekiyorsa izin alınmalıdır.
Forum kurallarında da belirtildiği gibi kaynak göstermen gerekirdi. Bu sitede ki eski üyeler kaynak göstermeden hiç bir zaman alıntı yapmazlar. Yapsalar bile kilitlenir. Alıntı yaptığın zaten belli fakat kaynak gösterseydin daha güzel olurdu.

@Helitron,
Sen buradaki ateistlere göre daha saygılısın fakat inceden inceye hakaretler küçük görmelerden kendini alamıyorsun.
 

neydiyaaunuttum

Doçent
Katılım
27 Ekim 2008
Mesajlar
615
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
dediğim gibi, boş zamanlarımda burda yazıyorum, senin gibi adamlardan toplumun yanlış şeyler öğrenmesini engellemeye çalışıyorum, dolu zamanlarımda bilim yapıyorum arkadaşım...
sen umrumda değilsin, umrumda olan bu siteye gelip de senin yazdığın yalan yanlış şeylerin başkaları tarafından okunup aynı yanlış bilgilerin yanlış olarak dağılmasını engellemek!!!

arkadaşlar lütfen din, evrim, inanan-inanmayan bu tür konuları tartışmayalım burda, benim önerim sadece budur en başından beri, her mesajımda da tekrar tekrar yazdım,
ama sürekli konu dine saldırı olarak değiştiriliyor, sürekli konuya insanları bi şekilde çekme çabaları var, ondan sonra aynı şekilde vay sen benim dinime nasıl saldırırsın gibi konuyu uzatma çabaları...
cevap yazıyorsun, cevaplardan nasıl anlaşılmıyorsa (ya da anlaşılamıyorsa) sürekli dine saldırı anlamına çıkarılıyor...

bakın burası online apartman dairesi gibi, hepimiz zaman zaman burda yaşıyoruz bi nevi...
bazı konularda rahatsız olduk, rahatsızlıklarımızı karşı tarafa ilettik, bunda kızacak ne var? doğru olan iletilen rahatsızlığın üzerine saldırıya geçmek değildir, verilen rahatsızlığı kabullenip bir daha yapmamaktır...
ama burda, vay sen benim yaptıklarımdan nasıl rahatsız olursun? durumu var...
benim söylediklerim yanlış senin söylediklerin doğruöylemi benimkiler doğru siz yanlış biliyosunuzdiyosun sen bunu topluma emppoze etmeye çalışıyosun
sende yanlışsın
sen senin söyledklerine inannılsın istiyosun nekadar inkar etmeye çalışsanda nekadar süslü cümlelerle insanların etkilemeye çalışsanda senin yaptığın bu
sen fikrini söylemiyosun bakın bu böyle bende bunu eğitimini aldım hadi inanın diyosun
kanıt peşinde koşuyosun istediğini veriyoruz olmaz benim mantığıma ters bilim ispatlamadıysa yoktur diyosun bumu doğru olan en büyük yanlışın bu senin
ilgillenmiyorum diyosun ama ilgili her konun içindesin madem saygıı istiyosun ozaman saygı duy ben evrimi mutasyonu reddediyorum benim gibi başkalarıda reddediyo neden halaa gelipte yazıyosun zorun ne senin asıl önemsiz olan sensin kendini neden bukada önemsiyosun burnun kafdağında geziyo hayatta kendini nere koyydun bilmiyorum ama benden yada bizden daha yukarda değilsin emin ol bi insan nekadar çok havalanırsa düşüşğde okadar sert olur bunuda yaz biyere söylediklerimizin safsata olduğunu söylüyosun bide utanmadan buna saygı bekliyosun senin söylediklerinde baştan aşşa saçmalıktan öte değil bizim görevimizde insanları doğru yolunda cevirmye kafalarını karıştırmaya çalışanları engellemek madem siz böyle bi misyonu üstlendiniz bizde bu sebeple karsılık veriyoruz ama anlamak için adam lazım
sen hiç bişy bilmiyosun bildiğini sanıyosun kendi mantığını kabulettirmeye çalışıyosun diğer misyonerlerinde çalışma şekli böyledir
"sizin inandıklarınıza bişy demiyoruz ama bakın ben okul okudum çok biliyorum sen bilmiyosun doğrusu bu gel katıl bize" derler aksini yaparlarsa tepkiler daha çok olucaa için daha alttan yaklasırlar insana bunu anlaşılması sanırım rahatsız etti sizi
söyledin bitti daha ne demeye girip girip alıntılarla aşşağıılıyosun insanları senaynaya hiç bakmıyosun belli
 

Helitron

Asistan
Katılım
3 Kasım 2006
Mesajlar
128
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Helitron,
Sen buradaki ateistlere göre daha saygılısın fakat inceden inceye hakaretler küçük görmelerden kendini alamıyorsun.

o kadar olur herkeste, kim kime hakaret etmedi ki şurda?
ateist değilim bu arada, agnostik im (aynı kapıya çıkar diceksiniz, çıkmaz...)

benim söylediklerim yanlış senin söylediklerin doğruöylemi benimkiler doğru siz yanlış biliyosunuzdiyosun sen bunu topluma emppoze etmeye çalışıyosun
sende yanlışsın ben topluma bişey empoze etmiyorum, empoze etmeye çalışanları uyarıyorum!!!
sen senin söyledklerine inannılsın istiyosun nekadar inkar etmeye çalışsanda nekadar süslü cümlelerle insanların etkilemeye çalışsanda senin yaptığın bu ben hiçbir yerde evrime inanacaksınız diye dayatmalarda bulunmadım, evrimin anlaşılması için uğraş verdim...
sen fikrini söylemiyosun bakın bu böyle bende bunu eğitimini aldım hadi inanın diyosun
kanıt peşinde koşuyosun istediğini veriyoruz olmaz benim mantığıma ters bilim ispatlamadıysa yoktur diyosun bumu doğru olan en büyük yanlışın bu senin bilim ispatlayamıyorsa yok dediğim bir cümle yok!!! benim söylediklerimi bile yanlış aksettiriyorsun, bilim ispatlayamıyorsa vardır veya yoktur bilinemez dedim hep (bu da zaten benim düşüncem, kimseye bu böyledir diye bir dayatma gözetmedim şimdiye kadar), benim kabullendiğim birşey, kimseyi de ilgilendirmez...
ilgillenmiyorum diyosun ama ilgili her konun içindesin madem saygıı istiyosun ozaman saygı duy ben evrimi mutasyonu reddediyorum benim gibi başkalarıda reddediyo neden halaa gelipte yazıyosun zorun ne senin arkadaşım çok komiksin hakkaten ya, mutasyona inanmamak diye bi olay da mı var? mutasyon sen inanmasan da var... ben her gün bakterilerde mutasyon yapıyorum, dna larını değiştiriyorum; mutasyonu geçtim evrime gelince, yine aynı noktaya dönüyoruz, evrime inanmazsan inanma kardeşim ben sana inan mı diyorum? senden tek isteğim evrimi kabul edenlere evrim yoktur diye dayatmalarda bulunman... yoksa istediğine inan bana ne...
asıl önemsiz olan sensin kendini neden bukada önemsiyosun burnun kafdağında geziyo hayatta kendini nere koyydun bilmiyorum ama benden yada bizden daha yukarda değilsin emin ol bi insan nekadar çok havalanırsa düşüşğde okadar sert olur bunuda yaz biyere söylediklerimizin safsata olduğunu söylüyosun bide utanmadan buna saygı bekliyosun senin söylediklerinde bak safsata dediğim dininle ilgili yazdığın yazılar değil, evrimle ilgili bilip bilmeden yazdıkların, arkadaşım senden açıkça evrim hakkında herhangi bir fikrini belirtme diyorum, çünkü insan anlamadığı bilmediği bir şey hakkında konuşursa buna safsatadan başka bişey denmez baştan aşşa saçmalıktan öte değil bizim görevimizde insanları doğru yolunda cevirmye kafalarını karıştırmaya çalışanları engellemek madem siz böyle bi misyonu üstlendiniz bizde bu sebeple karsılık veriyoruz ama anlamak için adam lazım
sen hiç bişy bilmiyosun bildiğini sanıyosun kendi mantığını kabulettirmeye çalışıyosun diğer misyonerlerinde çalışma şekli böyledir misyonerliğin tanımını bana 50 defa yaptırttın şurda, Misyoner, herhangi bir dini yabancı ülkelerde yaymakla yükümlü din görevlisi, ben ne din görevlisiyim, ne bir dinim var, ne de herhangi bir dini yaymaya çalışıyorum!!! sanırım tanımlarla da aramız iyi değil, biraz da kelime çalışsak...
"sizin inandıklarınıza bişy demiyoruz ama bakın ben okul okudum çok biliyorum sen bilmiyosun doğrusu bu gel katıl bize" derler aksini yaparlarsa tepkiler daha çok olucaa için daha alttan yaklasırlar insana bunu anlaşılması sanırım rahatsız etti sizi
söyledin bitti daha ne demeye girip girip alıntılarla aşşağıılıyosun insanları senaynaya hiç bakmıyosun belli arkadaşım sen zaten gelip katılma bana, istemiyorum :) derdim bilmediğin konulardan elini ayağını çek, ben burda hiç kimseye kuran konusunda ahkam kesip nasihatte bulundum mu? bulunmadım, senden isteğim de evrim konusundan uzak durman, bu...
 

nsgnc

Profesör
Katılım
6 Nisan 2008
Mesajlar
1,572
Reaksiyon puanı
10
Puanları
218
benim uğraştığım sizlerin ortaya attığı safsataya başkalarının inanmasını engellemektir!!! (burda dinden bahsetmiyorum, hemen din saldırısı olarak algılamayın) konu hakkında fikri olmayan arkadaşların yanlış bilgiler öğrenmesini engellemek, ha diyeceksin ki bu senin görevin mi? evet bu benim en önemli görevlerimden birisi, eğitimini aldığım şeyleri halka en doğru ben anlatmayayımda kim anlatsın? nasıl ki hoca dini herkesten iyi bilir onu insanlara anlatır, ben de bilimi sizden iyi biliyorum ve insanlara doğru şekilde anlatmakla yükümlüyüm, yanlış yönlere çekildiği zaman da fitil olurum ve karşında benim gibi birini bulursun!!!
Buradaki insanları görüşlerine düşüncelerine safsata diyerek hakaret etmiş olmadın mı şimdi? (Din olarak demiyorum.)

Bilimi daha iyi bildiğini söylemişsin. Buradaki insanların eğitimi, bilgisi ve kültürü hakkında da bilgin yok.

Nasıl senin düşüncendeki insanlara göre bizim düşüncelerimiz safsata ise sizin düşünceleriniz bize göre safsata olabilir.

Buradaki insanların çoğunluğu "Yaratılış"a inanır. Sen burada gelip sizin düşünceleriniz safsata doğrusu budur şeklinde düşüncelerini empoze etmeye çalışıyorsun.

Kimseye cahil demek kimsenin haddine düşmez. Kimsenin görüşleri kimsenin tekelinde değildir. Burada açılan başlıklar insanların kendi düşünceleri, kendi inandıkları şeylerdir. Bu forumda yazılanlar bilimsel bir kaynak gibi bir statüye sahip olmadığı için "Sen yanlış düşünüyorsun insanları yanlış bilgilendiriyorsun." demene gerek yok. Eğer karşındakinin düşüncesine katılmıyorsan "Ben öyle düşünmüyorum" diyebilirsin ama "O öyle değildir diyeemzsin.

o kadar olur herkeste, kim kime hakaret etmedi ki şurda?
ateist değilim bu arada, agnostik im (aynı kapıya çıkar diceksiniz, çıkmaz...)

"Buradaki ateistlere göre daha saygılısın" dedim zaten "Buradaki ateistlere göre daha saygılı bir ateistsin" demedim.
 

karcx

Profesör
Katılım
26 Şubat 2009
Mesajlar
2,391
Reaksiyon puanı
39
Puanları
0
o kadar olur herkeste, kim kime hakaret etmedi ki şurda?
ateist değilim bu arada, agnostik im (aynı kapıya çıkar diceksiniz, çıkmaz...)
Değerli Agnostik arkadaşım ;

Hiç düşündün mü?
1-Ben niçin dünyaya geldim?
2-Neden sürekli birileri ölüp yenileri doğuyor?
3-Bilim adamı olduğun için birde :
Yahu halen daha bir tek protein dahi yapamıyoruz?
Bir atomun etrafında işık hızında dönen elektron hangi enerjiyle
yörüngeden sapmadan denge içinde atomun etrafında dönüyor?
4-Acaba bu dünya boşuna mı?Boşuna değil ise
düşünmek gerekmez mi?
Not:
Bunları düşünmen yeterli..
Cevap vermen gerekmez...
Ataist olsaydın sana bu mesajı yazmazdım..
 

tuvana

Doçent
Katılım
14 Şubat 2009
Mesajlar
816
Reaksiyon puanı
1
Puanları
0
Helitron ve arkadaşları bilime sığınarak evrim teorisinin gerçek olduğunu idda ediyorlar ama tam olarak açıklanamamış olmasından yakınıyorlar çünkü bilimin yavaş yavaş gelişme gösterdiğinden bahsediyorlar fakat geçmişte bilimin ne kadar geliştiğini örneklerle belirtmek isterim şuandaki bilim dünyasından kat kat ilerde olan bilimden malumunuz mısır piramitlerini bilmeyeniz yoktur nasıl bir teknoloji ve zeka ile tasarlanmış ki hala sırrı çözülemiyor ve diğer bir faktör mısırlıların krallarını mumyalamak için iç organlarını vücuda fazla zarar vermeden çıkarmaları beyinnlerini ise kafa tasına hiç bir müdahelede bulunmadan burun deliğinden çıkarmaları Hz.Süleymanın Belkız sultanın tahtının ışınlanma ile getirmesi ve Gök biliminin 813-833 gibi tarihlerde gelişmesi piri reisin nasıl olduysa artık dünya haritasının kuş bakışı çizilmesi yani bakıyorumda bilim ne kadarda geride kalmış.:happy::happy::happy::happy:
 

tuvana

Doçent
Katılım
14 Şubat 2009
Mesajlar
816
Reaksiyon puanı
1
Puanları
0
Yüz Milyonlarca Yıllık Taşlaşmış Fosiller
"Biz Evrim Geçirmedik, Yaratıldık" Diyor

Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı tarafından ortaklaşa açılan YARATILIŞ MÜZESİ evrimcilerin yıllardır halktan gizledikleri gerçekleri gözler önüne sermiştir. Müzede sergilenen çok sayıda fosil, evrim iddiası"nın, materyalistlerin zihnindeki hayal ürünü senaryolardan başka bir şey olmadığını ilan etmiştir.

Yaratılış Müzesi, İstanbul Beylikdüzü'ndeki Stars Alışveriş Merkezi'nde halen devam etmektedir. Giriş ücretsiz olup tüm halkımız davetlidir...

Bundan tam 1.5 asır önce, Charles Darwin, doğada yaşamın tesadüfler sonucu tek hücreli canlılarla başladığını, canlı türlerinde tesadüflerle oluşan bir takım değişikliklerin, yeni canlı türlerini meydana getirdiklerini, bu şekilde virüslerden insana kadar bütün türlerin birbirlerinden yavaş yavaş evrimleşerek ortaya çıktıklarını öne sürmüştür. Sadece tahminlere dayanan ve Yaratılış ı reddeden bu görüş o tarihten bugüne MATERYALİSTLERDEN çok büyük destek görmüştür. Bunlar, kendi dünya görüşlerini destekleyecek bir delil bulabilmek umuduyla Darwin in teorisini (evrim teorisi) sahiplenmişler, araştırma üstüne araştırma yapmışlardır. Ancak, yaptıkları her araştırma, evrim teorisini ÇÜRÜTEN bilimsel bulgulara dönüşmüştür.

Evrim teorisini yıkan bu bilimsel bulguların başında FOSİLLER gelmektedir. Çünkü fosiller dünyadaki canlı türlerinin hiçbir zaman DEĞİŞMEDİĞİNİ ve BİRBİRİNE DÖNÜŞMEDİĞİNİ ispatlamıştır. Evrim teorisi dünya üzerindeki milyonlarca canlı türünün tesadüfler sonucu birbirlerinden evrimleştiğini öne sürerken, 150 yıldan beri süren kazılarla yüzde 99 u açığa çıkarılmış olan fosil kayıtları canlı türlerinin yüz milyonlarca yıldır en küçük bir DEĞİŞİKLİK GEÇİRMEDİĞİNİ belgelemiştir. Bugüne kadar bilim adamlarının kataloglandırdıkları 250.000 türe ait tam 100 milyon fosil (New Scientist, 15 Ocak 1981, s. 129) içinde evrimi destekleyebilecek bir tek örnek bile bulunmamaktadır. Ancak evrimciler -tamamen aleyhlerinde olan bu durumu- bir aldatmaca yöntemiyle evrim teorisini destekleyecek hale getirme çabasındadırlar.

Darwin, teorisini ortaya atarken nasılsa ilerde bulunur umuduyla- canlı türleri birbirlerinden evrimleşti, fosilleri araştırdığınızda milyonlarca ara-tür bulunduğunu göreceksiniz iddiasını öne sürmüş, ama o günden bugüne kadar tek bir fosil dahi bulunamamıştır. Tam tersine bulunan her fosil, Darwin i yalanlayarak TÜRLER HİÇBİR ZAMAN DEĞİŞMEMİŞTİR gerçeğini ispat niteliği taşımıştır.

İşte 8 Mart 2006 günü Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı tarafından ortaklaşa açılan YARATILIŞ MÜZESİ , evrimcilerin yıllardır halktan gizledikleri bu gerçeği gözler önüne sermiştir. Müzede sergilenen çok sayıda fosil, evrim iddiası"nın, materyalistlerin zihnindeki hayal ürünü senaryolardan başka bir şey olmadığını ilan etmiştir.

Yaratılış Müzesi sadece bir başlangıçtır ama materyalistlerin PANİĞE KAPILMASI için bu kadarı bile yetmiştir. Uydurma hikayelerle, sahte çizimlerle, düzmece rekonstrüksiyonlarla 150 yıldır ayakta tutmaya çalıştıkları yalanlarının ÇÖKTÜĞÜNÜ, dahası bu başlangıcın arkasının geleceğini dehşet içinde fark eden materyalistler, bilime bilimle cevap verememenin çaresizliği içinde, hakaret ve iftiraya sığınmışlardır.

Bu yayınlarda dikkati çeken en önemli nokta ise, Yaratılış Müzesi nin ortaya koyduğu bilimsel kanıtlara en küçük bir İTİRAZDA BULUNAMAMALARI, bu nedenle de kendilerince, müzeyi düzenleyen iki vakfın Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar ın kişiliğine saldırmaya çalışmaları, onun kitaplarının yayınlanmasını ve okunmasını engellemeye gayret etmeleri olmuştur. Yüz milyonlarca yıllık taşlaşmış fosillerin sergilenmesinden dehşete kapılmak; kitap hediye edilmesinden bu derece rahatsız olup engellemeye çalışmak, kamu görevlilerini tehdit etmek, yıldırmaya çalışmak, Hitler Dönemi uygulamalarını hatırlatmaktadır. Tüm bu aleyhte faaliyetlerin arkasında yeralan güç ise Masonluktur.

Elbette ki Güneş balçıkla sıvanamaz ; gerçek ortadadır: EVRİM DİYE BİR ŞEY YOKTUR. Tesadüf, kaos felsefesinin bir ürünüdür. Şuuru yoktur. Aklı yoktur. Görmez, duymaz, hissetmez. Sanat, estetik gücü yoktur. Böyle bir sistem, gören, duyan, hisseden, koklayan, tadan, akıllı, şuurlu, estetikten, güzellikten, sanattan ve bilimden anlayan insanı yaratamaz. Bir proteini bile yaratmaktan aciz olan tesadüf, hayvanları, kuşları, kelebekleri, mevya ağaçlarını, böceklerini, mevyaları yaratamaz. Yaratamayacağını, yüz milyonlarca yıllık taşlaşmış fosiller, sağır kulaklara, kör gözlere BİZ BURADAYIZ, TESADÜFEN OLUŞMADIK, YÜZ MİLYONLARCA YIL ÖNCE DE AYNIYDIK diye bağırarak göstermektedir.

Bu bilimsel kanıtların; bunları araştıran, bulan veya aktaran insanlara hakaret ederek, onların kitaplarını yasaklatarak çürütülemeyeceği tartışmasızdır.

Çünkü bilime ve bilgiye hakaretle karşılık verilmez, verilemez. Bilimsel ve kültürel yollarla ortaya konan bir düşüncenin hatalı olduğunu öne süren bir kişinin yapması gereken, (varsa) karşı iddialarını yine BİLİMSEL ve KÜLTÜREL yollarla ortaya koymaktır. Bir taraf sürekli bilimsel, mantıksal, somut kanıtlara dayanan sağlam veriler sunarken diğer taraf hakaretle, iftirayla, psikolojik harp teknikleriyle iddiasını ispatlayamaz. Sağduyulu herkes kitaba ve bilgiye karşı, yine kitapla ve bilgiyle karşılık verilmesini bekler, iftira ve hakaretlere itibar etmez.

Önümüzdeki yıllarda, materyalistlerin suni yöntemlerle ayakta tutmaya çalıştıkları bu teori tarihe gömülecek ve Darwinizm'e itibar eden kimse kalmayacaktır.

Darwinist evrimcilik yolun sonuna gelmiştir. Aksini iddia edenler Yaratılış Müzesi'ne gidip gözleriyle bu gerçeği görebilirler.

Bilim Araştırma Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı
Tarkan Yavaş

Milli Değerleri Koruma Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı
Altuğ Berker
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst