Hikaye kıssa

Murataltug

Doçent
Zülkarneyn Allah'ın sâlih kulu, tevhidli bir mü'mindir Kendisine büyük bir güç verilmiştir bir gün bir kavim fesatçı bir kabileye karşı, Zülkarneyn'den yardım ister Zülkarneyn azgın kavmin önüne demirden bir set yapar onu aşmaya kimse muvaffak olamaz işte Bu Rabbimden merhamettir. Rabbimin va'di gelince. O, bunu dümdüz yapar"


Zülkarneyn as tevhid inancına sahip
Allah'ın sâlih ve mümin bir kuludur Kendisine Allah tarfından büyük bir güç verilir bir gün bozguncu azgın bir kavmin önüne büyük demir ve tunçtan bir set çeker azgın kavme şöyle seslenir Bu dedi Rabbimden merhamettir. Rabbimin va'di gelince. Ancak O, bunu dümdüz yapar gücü yeten gelsin


Zülkarneyn as bir gün tüm zulm eden asi kavimlerin önüne set çeker hiç bir azgın bu setti geçemez zülkarneyn as azgınlara şöyle seslenir Bu dedi Rabbimden merhamettir. Rabbimin va'dine güç yetermi O, zalimi dümdüz yapar hadi gücü yeten gelsin


Allah birine üzüm bağı verir ekinden
su fışkırtır tarla sahibinin serveti
arttıkça kibirlenir, yoksulu horlar servetinin sonsuza kalacağını sanıp Allahı inkâr eder. Bilmezki Allah dilerse bir anda helâk eder en sonu
serveti batar pişman Olup Keşke Rabbime ortak tutmasaydım diyerek Allaha yalvarır Allah'tan başka yardım edecek yoktur Allah'tan öç alabilecek kimse yoktur


Allah dilerse üzüm bağları verir ekinlerden sular fışkırtır servetine servet katar ama kibirlenip insanı
hor görüp Allahı inkâr edersen. Allah dilerse bir anda helâk eder


Allah dilerse üzüm bağları hurmalık ve ekinlikler verir buradan sular fışkırtır. Güzel ürün alır servetine servet katarsın


gurura kapılma kimseyi küçük görme
güç ve servetinin sonsuza kadar kalacağını sanma Kıyameti inkâr edersen Allah dilerse bir anda helâk eder


Allah'tan başka yardım edecek yoktur ve kimse Allah'tan öç alabilecek değildir


Allah dilediğine üzüm bağı hurma ve ekinlikler verir tarlasından sular fışkırtır. Güzel ürün alırsın servetin artar gurura kapılır yoksulu hor görür. Kendinide güçlü görüp servetinin sonsuza kadar kalacağını sanarsan Kıyameti inkâr edersen Allah bir anda helâk eder


Allahın emrini dinlemezsen. servetin
çiftliğin batar, hiçbir şeyin kalmaz. Rabbine ortak koşma günahına pişman ol tövbe et unutma Allah'tan başka yardım edecek dost yoktur
Allah'tan öç alabilecek kimse yoktur


alay edilen bir çocuğa bir tek annesi inandı onu sevgi ile yoğurdu kendinden utanma seni olduğun gibi seviyorum dedi bu sözleriyle Klavuz oldu ana sevgisi ile yoğrulan Çocuk büyük ve saygı duyulan bir insan oldu ne diyordu Hz Resul Allahın rahmeti yeri ve gökleri doldurur bu rahmet ile anne yavrusuna şefkat gösterir. Vahşi hayvanlar birbirine merhamet eder


Musa (a.s), Hızır (a.s)' lan birlikte bir gemiye binerler, gemide iken Hızır (a.s) gemiyi deler. Musa (a.s) buna hiç bir anlam veremez ve Hızır as a sorar. Hızır (a.s) şöyle açıklar bu Gemi denizdeki yoksullarındır. Yola devam ederse korsanlar gemiyi ele geçirecekdi ben gemiyi delerek gasptan kurtardım


Musa (a.s) ve Hızır (a.s) yolculuk ederler Hızır (a.s) bir bir çocuğu öldürüp şöyle açıklar bu Oğlanın anası ve babası iman etmişdi.
Çocuk yaşasaydı ana ve babasını küfre düşürecekti anne ve babanın
küfre düşmesinden korktuk bu yüzden çocuğu öldürdük yüce Allah o aileye daha hayırlı ve merhametli başka bir çocuk verecektir


Hızır (a.s) bir kasabada yıkık bir Duvarı sağlamlaştırır. nedenini şöyle açıklar Bu evin sahibi sâlih bir zattı
Duvarın içinde ise hazine vardır hazine adamı zengin edsede para sahibi insan imanını kaybedecektir bu yüzden duvarı onarıp hazinenin ortaya çıkmasını önledik bütün bunları Allah'ın emriyle yaptık


Ashab-ı Kehf . Yahudilerin "genç yiğitleridir "yedi uyurlar" da denilir kehf Sûresinin onuncu âyetinden yirmi yedinci âyetine kadar Ashâb-ı Kehf'den bahsedilir.


Ashâb-ı Kehf, İsa as mın dinine amel eden birkaç gençtir putlara taptırmak ve onları öldürmek isteyen Roma imparatorlarıyla mücâdele etmişlerdir


Ashâb-ı Kehf Hz isaya inanıp kendilerini dinlerinden döndürmek isteyen roma ile mücadele etmişler bir mağarada rabbimiz kendilerini
300 yıl uyutup korumuştur


Cenâbı Hak Ashabı kehfi düşmandan korumak öldükten sonra dirilmeye ibret kılmak için üç yüz yıl bir mağarada uyutmuştur


Ashabı kehf halkı 300 yıl bir mağarada uyuyup uyandıklarında bunu birkaç saat sanmşılardır bu rabbimizin emriyle gerçekleşen bir mucizedir bu mucizede topluma, öldükten sonra dirilme gösterilir



Sahâbeden Üseyd ra evinde kehf
suresini okuyunca Evindeki atı ürker Üseyd ra korkup Yâ Râb! Sen âfetten emin kıl, diye dua eder ve atın etrafını bir bulut kaplar. Üseyd ra bunu Hz. Peygambere anlatınca Oku ey kişi. o bulut Sekine'dir. Kur'ân dinlemek için inmiştir", buyurur Hz. Peygamber buyurmuştur ki "Kim, Kehf sûresinden on âyet ezberlerse, deccâl'den korunmuş olur"


Hz. Peygamber buyurmuştur ki kim kehf süresini okursa bir bulut iner o bulut Sekine'dir. Kur'ân dinlemek için inmiştir",


Hz. Peygamber buyurmuştur ki
Kim, Kehf sûresinden on âyet ezberlerse, deccâl'den korunmuş olur
Mesaj otomatik birleştirildi:

zengin Abla bir tüccarla, kız kardeşi ise bir köylüyle evliydi. büyük kardeş şehiri övünce küçük kardeş hemen şu cevabı verdi köy hayatını şehre değişmem “Kaba olabiliriz, Siz bizden iyi yaşıyor olabilirsiniz ama herşeyinizi kaybetme ihtimali var. Atasözü ne der bilirsin: ‘Kazanç ve kayıp kardeştir.’ Bugün zengin olanlar yarın ekmek için dilenebilir


Hüseyin dayı rızkını kazanmıştı uyurken bir hırsız geldi bir zehir üfleyip hüseyin dayıyı öldürüp parayı gaspedecekti o an küçük bir rüzgar tüm planı bozdu ve hırsız kendi kuyusuna düştü kendi zehiri ile can verdi ne diyor efendimiz Allah kullarının her halini görür. İman edeni tüm tuzaklardan korur


Nihat kavgacı bir çocuktu annesi gönül kırma. Çirkin söz söyleme, desede o dinlemez herkesi üzerdi Bir gün annesi kimseyi incitmezse ona istediğini alacağım, dedi. ve o gün nihat kimseyi kırmadı annesi ona verip her şeyi aldı ama şu son sözü unutmadı oğlum insanı
kırmamayı basit şeyler için değil, Allah istediği için yapmalısın,


Nihat kavgacı bir çocuktu herkes onu kızdırır o da annesi Evladım, kimsenin gönlünü kırma. Çirkin söz deme, desede o herkesle kavgalıydı oysaki ne diyordu rahmet peygamberi haklı olduğu zaman bile kavga etmeyene cennette köşk verileceğine ben kefilim keşke bu hadisi biri nihata söyleseydi


Halit çok güçlü bir çocuktu Okulda güreşip yenmediği yoktu. bir gün Nurettini güreşte yendi Nurettin, sınıfa girip Halit’in defterlerini Halit öfkelendi. Arkadaşının kulak zarını patlattı oysaki ne diyor peygamberimiz güçlü adam öfkesini yenen kimsedir nihat öfkesini yenemedi ve arkadaşı ömür boyu sağır kaldı


Hüsnü çok iyi bir çocuktu. Ne yazık bir kazada gözlerini kaybetmişti. ama azmiyle her zoru yenmişti. Aynı köyden Murtaza onu küçük görürdü alay etmek için yarış teklif etdi ve Murtaza yarışı kaybetti onu dalga geçip ettiği kör arkadaşı teselli ediyordu ne diyor Hz Resul
Alçak gönüllü olunuz kimse bir diğerine karşı böbürlenmesin


Aylin çok kibirliydi komşusu fakirdi yanına geldi aylin pis bir fakir ne söyleyebilir diyerek komşuyu kovdu oysaki ona ölen babasının altınını vereceklerdi bu sayede aylin Altınları kaybetti böyle devam ederse tez vakitte en büyük zenginliği yani cenneti de
kaybedecektir çünkü ne diyor Hz Muhammed kalbinde zerre kibir bulunan cennete giremez


aylin çok kibirliydi köşkte fakir bir bahçıvanı vardı babası ölünce aylin bu fakiri hor gördü ekmeğinden etti ve aylin bu dünyada mirasa kondu
ama birde ahiret var ve aylin böyle giderse ahiret zengini olamayacak en büyük zenginlik cennete varamayacaktır çünkü ne diyor en güzel nebi Katı kaba ve kibirli kimseler cehennemliktir


zeki bir köylüydü çalınan eşeğine pazarda rastlar zeki köylünün aklına hemen bir fikir gelir eşeğin gözlerini kapatıp hırsıza sorar hangi gözü kördür? şaşıran hırsız bir sağ bir sol der. oysaki eşeğin her iki gözüde sağlamdır bu sayede hırsız yakalanır efendimiz hırsıza beddua edip ve şöyle buyurmuştur.
Allah hırsıza merhamet etmesin


Besim iyi ve zengin bir çocuktu. yoksullar hakkında hiç bir bilgisi yoktu bir gün ona iki fakir çocuk yardım etti bu sayede Besim aç insanları tanıdı ve O akşam sofrada lokmalar boğazına dizildi çünkü ne diyordu efendimiz sav komşusu açken tok olan mümin değildir


Etheme pideci fazla para üstü verdi Ethem hiç ses etmedi çok düşündü tedirgindi Görünmeyen biri hesaba çekiyor ulu bir ses Niye Hakkın olmayanı aldın?” diyordu. günah içini tırmalayan ve bilmesini istemediğin şeydir hadisini okuyan ethem pişman olup parayı teslim etti Allah günahımıza pişman olmayı nasip eylesin


çok zengin bir adam oğlunu fakir bir köye götürdü dönerken baba sordu: Yolculuk nasıldı oğul Çok güzeldi babacığım” İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi? Evet ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için, teşekkür ederim babacığım ne diyordu Hz Sav Gerçek zenginlik kalb zenginliği gönül tokluğudur.”


bir gün çok zengin bir baba oğlu ile
fakir bir köye gitti dönerken oğlu
Bizim bir onların dört köpeği var. Bizim evde bir havuz onların km lerce dereleri var. Bizim ithal lambamız, onların yıldızları var. Ne fakir olduğumuzu gösterdiğin için, teşekkür ederim babacığım!”


kasabaya bir yabancı geldi Elinde büyük bir çanta vardı bir ilaç çıkardı
bu ağrıyı giderir dedi ve herkes bu
ilacı aldı ve Bir saat sonra ilacı satan adam kaçıyordu ilaç sahteydi
yakalandı komiser dinlerini sordu
Müslümanız elhamdülillah, dediler.
Peki siz Hz Sav in şu hadisini duymadınız mı bizi aldatan bizden değildir diyerek onları hapse attı


Hz. Muhammet, atı Burak ile Miraca çıktığında Cenab-ı Hak ile 90 bin kelam konuşur. Bunun 30 bini sırrı hakikat olup Hz. Ali’de kalır.


Miraç’ta Hz. Muhammet’e; süt, bal ve elma verildiği rivayet edilir. Bal aşka, süt sevgiye elma ise dostluğa işaret eder.


Hz Muhammet, Miractan dönerken Hz. Ali nin meclisine girer Hz Ali Biz Kırklarız küçük büyük yoktur. Küçükde büyük de uludur. Biz biriz der Hz Muhammet kanıt ister ve ve destur” diyerek Hz Alinin kolunu kanatırlar ve aynı anda 40 can’ın kolu da kanamaya Alevi dergahında kadınlı erkekli 40 canın acısı tektir


Alevi dergahında hepsi kardeş
40 tane can vardır birinin acısı 40 canın acısıdır bir gün kırklar meclisinde pir Aliden bir damla kan akmış bütün herkesin kanı akmıştır Hz Alinin yarası sarılınca 40 canın kanaması durmuştur aynı acıyı hissetmek birlik ve teklik budur işte ne diyordu Hz resul Ey Allah'ın kulları kardeş olunuz


40 lar meclisi Hz Muhammedin sohbeti ile mest olup Ya Allah” deyip zikr ederken Hz. resülün sarığı Kırk parçaya bölünür. Kırklar parçaları kutsal bilip bellerine bağlar Hz. Muhammet, Kırkların pirlerini sorar. “Pirimiz Ali’dir” derler Hz. Muhammet Hz Ali’ye sarılır, bağrına basar ve Kardeşlerimin en hayırlısı Ali’dir. buyurur


huysuz bir tüccar, cüzdan kaybeder ona fakir birisi getirir cimri tüccar
cüzdanı getireni ödüllendirmemek için iftira atar kadılık olurlar Kadı tüccarın yalanını anlar ve fakir para çalmadığını söylüyor demekki cüzdan tüccara ait değildir der cüzdanı tüccara vermez hz resul ne diyor insanlara teşekkür etmeyen Allahada şükretmez



bir Hristiyan Hz. Ali ye üzüm getirir Hz. Ali üzümü yer ve üzüm şarabı getirilir HZ Ali bu Haramdır buyurur Hristiyan Siz Müslümanlara şaşarım. Üzüm helal, içki haram. Halbuki bu, bundan yapılıyor diyince Hz. Ali buyurur Eşin ve Kızın gelsin Bu kız annedendir, ama annesi sana helal kız ise haramdır Hristiyan Şehadet eddi Allah Birdir diyip Müslüman oldu


Âli İmrân suresi ne güzel buyurur
Kalplerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir.
zamanında Çoban Dayı 1. dünya savaşında oğlunu kaybetmişti tek duası oğluna kavuşmakdı 1 gün fakir bir gence paltosunu verdi ve palto sayesinde oğlu babasının kokusunu aldı ve o fakir genç baba ile oğulu birbirine kavuşturdu



Çoban Dayının Korkunç 1. dünya savaşında eşi ve oğlu kayıptı dayı hasta ve fakir bir gence paltosunu verdi bir genç paltonun kokusunu alınca baba dedi işte üzerinde palto olan genç kendisine yapılan iyiliğe karşılık verdi çoban dayının 7 yıldır kayıp oğlunu babasına kavuşturdu ne diyor efendimiz sav her iş niyetine göre değer bulur


Vaktiyle vezirin esir pazarına uğradı esirin biri Efendim sarıkta leke var, deyince Vezir Çok utandı ona kimse doğruyu söylememişti
vezir adamlarına baktı siz halime göz yumdunuz gerçeği görüp ses etmediniz bende sizi görevden attım ne diyordu rabbimiz tövbe süresinde doğrulardan ve doğrularla beraber olun.


vezirin birine kölenin biri efendim sarığınızda leke var deyince utandı
çünkü yıllardır böyle dolaşmış ona doğruyu söylemeye cesaret edememişdi o gün vezir halka seslendi dürüst ve cesur olup doğruyu söylemediniz bir tek köle o tek ve gerçek dostumdur deyip köleyi azat etti ve sarayına aldırdı


Gaffar adında çocuk bir şeytan vardı Hayvanlara işkence ederdi
bir gün bu zalim küçük bir çocuğu
suya attı gaffarın yanındaki küçük
çocuk tüm gücüyle gaddarı alt edip o küçük çocuğu boğulmaktan kurtardı efendimiz ne güzel söylemiş müslüman müslümanı fenaların eline bırakmaz


Gaffar adlı çocuk şeytan zalimdi
hayvanlara işkence ve zulm eder
başlarını koparırdı bir gün hayvanın birine zulüm ederken küçük bir çocuk zalime dur dedi ve serçe kuşunu başı taşla ezilmek üzere iken zalim gaffarın elinden kurtardı efendimiz sav ne güzel buyuruyor müslüman müslümanın kardeşidir ona fenalık yapmaz


yaşlı bir zenciyi kimse eve almazdı bir gün bir amca onu eve aldı aş ve
elbise verdi ve gece vakti herkes uykuda iken yaşlı zenci ilk kez bembeyaz elbiseler giydi o an eve giren üç hırsız bembeyaz elbiseyi
hayalet sandılar ve tam kaçarken
yakalandılar ne diyordu en kutlu resul insan kardeşine yardım ederse Allahda ona yardım eder


Tâcirin biri geç vakit yaşlı bir zenci gördü. Çocuklar korkar diye kimse zavallıyı eve almamış. Tâcir ona sıcak çorba, yatacak bir oda verdi.
zenci, gece eve iki haydut gördü onları canı pahasına yakaladı ve polise teslim etti bu yapılan iyiliğe verilen güzel bir karşılıktı ne diyor
kutlu nebi iyilik cennete götürür


Mevsim kar ve. buzdu iki fakir kardan adeta titreyip donuyordu diyorlardı ki cennete gidersem bizim sultanı sokmayacağım terlikle kovalayacağım.çünkü Biz soğukta donarken o sarayda keyif sürsün halimizden haberi olmasın. Sonra kalkıp cennette bana komşu olsun. Ben öyle komşuyu istemem arkadaş,


Mevsim kıştı iki fakirin gidecek yeri titriyorlardı ve zalim sultan için şöyle diyorlardı cennete gidersem sultanı pabucumla vuracağım Biz soğukta donarken o keyif sürür halden haberi yok öyle cennet komşusu istemem ne diyor
efendimiz sav fakirlere dil uzatıp alay edenleri Allah geri çevirecektir onlara çetin bir azap vardır


bir gün kral iki fakiri gördü biz donarken kralın sefa sürüyor diyorlardı kral emir verdi iki fakiri saraya getirdi Zavallılar istedikleri gibi yeyip, içeçeklerdi kralın tek şartı iki fakire Cennette komşu olmak ve iki fakirin duasını almaktı ne diyor HZ SAV İyi amelle duadan başka hiçbirşey sizi kurtaramaz









Bakara Suresi), 83. Ayet anne babaya yetim ve, yoksula iyilik edeceksiniz, 80 lik yaşlı baba
45 indeki oğluna bir soru sordu oğul ise kızıp bağırdı O Baba gülümseyerek 40 senelik bir notu okudu 5 yaşındaki minik yavrum tam 23 kez aynı soruyu sordu ben ise 23 kez ona sevgiyle sarıldım Onun masum sorusu içimi sevgiyle doldurdu asla rahatsız olmadım


Vaktiyle korkunç bir ceza vardı Suçlu aç arslanlara yedirilir. Halk korkunç manzarayı seyrederdi o gün Arenaya bir köleyi diktiler Üzerine aç arslanı salıverdiler ancak arslan adamı şefkatle yalayıp iplerini kesti çünkü adamda onu zamanında avcılardan kurtarmıştı Peygamberimiz ne güzel buyurmuş Bir iyiliğe on kat mükafat verilir


HZ MUHAMMED sav acıyana Allah da acır siz yeryüzündekilere acıyın ki gökyüzündekilerde size acısın
Vaktiyle acımasız bir ceza vardı Suçlular arslanlara yedirilirdi o gün bir köleyi aç bir arslanın karşısına çıkardılar ancak arslan onu şefkatle yaladı çünkü bir zamanlar aynı şefkati adam ona gösterip vücudundaki dikeni çıkarıp arslanın acısına son vermişti


Bir Avcı ağ kurup bir sürü kuş avlamış ancak kuşlar kaçmışlar. Adamın biri sormuş uçan kuşu yakalayabileceğini düşünüyormusun avcı evet çünkü onlar çoklar çoktan çok ses çıkar ve çabuk dağılır deyip tüm kuşları yakalamış ne diyordu efendimiz sav in birbirinizden ayrılmayınız çünkü sürüden ayrılan koyunu kurt kapar



Arkadaşlıklar genellikle makamlara göre şekilleniyordu. Ancak gençler arasında makam mevki söz konusu olmadan arkadaşlık kurulabiliyordu


Yıllardır her sabah erken kalkıp
namaz kılmıştı bahçede eşinin en sevdiği taze yumurtaları kümesten almış çaydanlıkta kaynatıyordu o Eşinin her sabah rafadan yumurta yemesini ve bundan vazgeçmemiş olmasını hiç sorgulamamıştı. sadece eşini mutlu etmeyi seviyor ve bunu hiç bıkmadan yapıyordu.


Ahmet bey yıllardır hiç bir sabah namazı Kaçırmaz eşini bir buse ile kaldırır Birlikte sabah namazı ederlerdi Ahmet bey masaya bir gül koyup eşiyle kahvaltı yıllar geçti torunları oldu bu hayat zevki bitmedi
70 yaşına gelsede onun sabah namazına ve eşine olan aşkı
Kördüğüm gibi Allah bizede ilk günki gibi kördüğüm aşklar nasip etsin


Ahmet bey eşine sadıktı tek zevki masaya bir gül koyup eşine kahvaltı hazırlamaktı ahmet amca 70 ine gelmiş kalbi teklemeye başlamıştı
Onun için Günün en sevdiği anı bir melek gibi eşini seyretmekti adeta eşini mutlu etmek için vardı ve onun yüzünün güldüğü her an Ahmet bey sanki yeniden doğuyordu


Nergis hanım eşine çok sadıktı her anısına yürekten bağlıydı her sabah yarini bir buse ile uyandırıp gül kokulu kahvaltılar hazırlardı sensiz ne yapar kime dert yanar kime ağlarım diyip Ahmet beyin yanından hiç ayrılmazdı Ahmet bey ise 20 yıl önce trafik kazasında felç olmuştu nergis hanım hiç bir zaman onu ve Allaha inancını terketmedi her gün eşine ve rabbine dua etti


Ahmet beyin tek zevki eşine gül ve yumurta kokulu kahvaltılar hazırlamaktı çünkü eşi rafadan yumurtayı çok severdi ama o gün Ahmet beyin kalbinde bir ağrı vardı
Derin bir nefesle eşinin gözlerine bakarak zorla bir nefes aldı ve son nefesinde Seni seviyorum aşkım diyerek son nefesini verdi ahmet bey 80 yaşındaydı ve onlarınki siyah beyaz bir sevda masalıydı


Yıllar önce iki sevdalı vardı adamın
eşi 30 sene önce vefat etti ama adamın saçı bembeyaz oldu 80 yaşına gelen adam 30 seneden beri her gün sevdiği varmış sanki hiç gitmemiş gibi kahvaltı hazırlar masaya bir gül koyardı adamın son nefesi o masada oldu son sözü Allah ve sevdiğinin adıydı Allah son nefeste şehadeti ve sevdiğimizin ismini tekrar etmeyi nasip etsin


Eşim çok sevdiğim Diyelim bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak düşüp vücudunda kemikler kırılmasına, hattâ ölümüne mâl’olacak. Bunu benim için yapar mısın?’


Soru sevdiğim bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için ölümüne mâl olacak. Olsa koparır mısın Cevap Sevgilim O çiçeği senin için koparmazdım Çünkü ağladığında gözyaşını silebilmem için ellerime ihtiyacın var.’


Soru Eşim çok sevdiğim uçurumda ki çiçeği koparmak düşüp tüm kemiklerin kırılmasına, mâl’olacak. Olsa bile benim için koparır mısın?’
Cevap o çiçeği koparmazdım Çünkü
Gözyaşını silebilmek için ellerime
Anahtarı her unuttuğunda koşup sana kapıyı açmak için bacaklarıma
Ve sana yol göstermek için gözlere ihtiyacım var


Sevdiğim bir uçurumda çiçek olsa o çiçeği koparmak kemiklerim kırsa o çiçeği sana koparamazdım çünkü senin gözyaşını silmek için ellere sana kapıyı açmak için bacaklara sana yol göstermek için bir çift göze ve can sıkıntısını geçirmek için ağıza ihtiyacım var ama seni benden fazla seven olursa ve benim sana aşkımı ispat gerekirse o çiçek hayatıma mal olsa bile senin için koparırım


Aşk Sabaha kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlanınca tırnaklarını kesebilmem, saçlarında görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem,


Aşk merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem


Yaşamak ve sevmek için bilinmez bir zamanı bekleriz diploma alıp iş sahibi olmalıyızdır. Sonra ev, araba ve tüm eşyalar derken çocuklar Sonra hırslara boğulan hayatı papatyalar gibi koparıp vazoda yaşatmaya çalışırız.


hayatlarımızı papatyalar gibi koparıp vazoda yaşatmaya çalışırız. solmuş ve suyu kokan o vazo, yaşamın hainliklerine yataklık eder. birbirimize dokunmadan, yemekle yatak odası arasında geçer gider en değerli hayatımız.


Biz hiç ölmeyecekmiş gibi sonsuzluk duygusu içinde gaflet uykularında kana bulanırız. Kan çiçekleri derleriz düşlerimizde


ölümlü hayatlarla örülü hayatımıza ölmüş sevdalara ağıtlar yakarız düşlerimizde sessizce. Onları hep iyi bir zaman ve başka günlere bırakırız, yaşanacak ne varsa.


Gizli bahçemizde açan çiçekleri tek tek yolup dökülen saçlarımızın yanına koyarız ödenen taksitlerden daha önemli olmaz hiç sevgiyle dokunmak birine.


sevgiyle dokunmak birine. Dokunmak, yaşamın en kutsal büyüsü Dokunmak birine içten ve sevinerek bir çoçuk gibi


varolduğuna şükrederek Dokunmak, insanın insanla zenginleşen biricik yaratık olduğunun en güzel kanıtı.


Oysa dokunmadan geçip gideriz en yakınlarımıza lağım akan kanallarda boğuluruz küçücük hırslarla geçen zamanda hiç Vakit olmaz yaşamak için.


Vakit kalmaz yaşamak için Öpüp koklamadan bir ten yumuşaklığına incir çekirdeğini doldurmaz kavgalarda tükenir nefesler.


Kutsal nefeslerimizi en çirkin sözcüklere harcarız da düşünmeden, sevda sözcüklerine yer kalmaz koskoca mekanlarda.


Dünyayı dar ederiz de herkeslere nedense yalnız gecelerde gözyaşlarımız bizi affetmez. Kavgalarda ve ağız dalaşlarında tüketiriz sevgilerimizi


aşklara hiç ümit vaad edilmez çorak topraklarda. Devedikenleri bile kururken bahçelerimizde baharın gelip geçtiğini görmeden kapanır gönül gözü.


Gönül gözü kapalı olanın yiyeceği taş duvarlardır ev niyetine ve altın bilezikleridir sarılacak sevdalar yerine.


Denizler uzak düşlerin maviliklerine saklanır da bir çocuk gibi, hiç selam etmez bize bilinmeyenin gizli sırlarından.


Geniş zamanlar umarız bir gün sevgimizi söylemek için. Hiçbir gün gelmeyecek o günün hatırına harcarız hovardaca bir ömrü.


Kanat çırpan aşklar bir kuş misali salınırken etrafımızda ya elimizde sıkıp öldürürüz onları ya da kaçırırız uzak ülkelere geri dönülmeyen.


Aşk dokunmak ve sözden üretilen bir misk-u amberdir ki kokusu cihanı tutan.


Yüreğinin surları yalçın kayalarla desteklenmiş insan nasıl ulaşsın sözcüklere? Bir kelebek misali yorulur kanatcıkları düşer yarı yolda boz toprak üstüne


hain, sevgisiz ilişkilerin saldırısına uğrayan insan, karanlık yandaşlara çevirirken yüzünü, unutur gider yaşamın kutsallığına türkü yakan dilleri.


Kader değildir sevgisiz yaşamak. Ölüler yüzerken etrafımızda nehirden su içmek zor gelebilir insana ama yine de kutsaldır Zeytin İçimize zeytinyağı gibi akar sevdalar ve Akdeniz’in ruhu çırpınır beyaz köpükleriyle yüreğimizde.


Eğer zaman varsa yaşanacak.
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni


Seni düşündükçe Gül dikiyorum ellerinin değdiği yere.


Aşk dokunmaktır gül yaprağı tene, söz ise yarin attığı bir güldür taş niyetine.


Seni seviyorum. sözcüklerini bir rafa kaldırmalıyız; bir bankaya koymalıyız. Onları kırılan bir tüp gibi ortalarda bırakmamalıyız. Bu sözler dilimize çok kolay gelirse düşünmeden kullanabiliriz


Söylediklerimizi kulağımız duyana kadar ne düşündüğümüzü nasıl bilebiliriz? Bunlar büyük sözlerdir; onları hak ettiğimizden emin olmalıyız.Onları bir kez daha duy: "Seni seviyorum."


Benden bir soru: acaba dillerinde Seni Seviyorum" ibaresi bulunmayan kavimler var mıdır? Ya da hepsi ölmüşler midir?


Erkekler bir kadını yatağa atmak için kadınlar ise erkeği evliliğe zorlamak için "Seni Seviyorum diyebilirler; her ikisi de kendilerini
ikna etmek, ve inandırmak, için aynı ibareyi kullanırlar tedbirli olmalıyız Seni Seviyorum sözü bozuk para ya da hisse senedi gibi kullanılmamalı,


Aşk konusunda, aşk dilinde tam doğruyu bilmeliyiz. ölüme bakmayı öğrenmemiz kadar açıkça bakmalıyız aşka. Aşk okulda öğretilmeli mi? Birinci sömestr Arkadaşlık; İkinci sömestr: Şefkat Neden olmasın?


Çocuklara yemek pişirmesini, araba tamirini öğretiyorlar; ve biz, çocukların bu konuda bizden daha iyi olduğunu farz ediyoruz, ama eğer aşkı bilmiyorlarsa bunların onlara ne yararı olabilir?


Bütün kitaplarımızda, filmlerimizde var; aşk gün batımıdır. Eğer her şeyi çözümlemezse, aşk neye yarar? Bütün hayallerimizin gücü olan aşk elde edildi mi, günlük acıyı hafifletir ve uyuşturucu etkisi yapar.


Bir çift birbirini sever, fakat mutlu değildir. Bundan ne sonuç çıkarırız? Birinin öbürünü gerçekten sevmediğini mi, yoksa bir birbirlerini yeteri kadar sevmediklerini mi?


Komik biliyor musun? Bittigini bile bile hala beni kıskanman, hala seni sevmemi beklemen ve hala benim seni düşünmem bunca acıya rağmen...


Seni düşünmek? Bazen bir kanat çırpışı gibi bir kuşun özgürce, bazen bir tüyün yere süzülüşü gibi yavas yavaş, bazen hızlandırılmış bir film şeridi gibi seri ve akıcı, bazen bir balığın can çekişmesi gibi caresiz


Seni düşünmek nasıl birşey biliyor musun? Bazen bir çınarın altında sıcak yaz gecesinde hayaller kurmak gibi, bazen bir derin maviliklerde kaybolmak gibi, bazen bir çölde vaha bulmak gibi...


Seni düşünmek Düşünürken ağzındaki lokmayı yutmayı unutmak gibi, ulaşamadıkça bir seraba peşinden ölesiye koşmak gibi,


Seni düşünmek TUTUGUN BİR BALIGI AĞDAN KURTARIP, DERİNLİKLERE SALI VERMEK GİBİ, İÇİNİ HUZURLA DOLDURAN, adın geçtiğinde daldığın hayallerden bir çırpıda gerçeklere dönüvermek gibi...


Seni düşünmek DÖRT NALA KOŞAN BİR TAYDAN DÜŞMEK GİBİ DÜŞLERİN KOYNUNA... İşte böyle bir şey seni düşünmek...


Yokluğun kadar sevdim seni, yokluğun kadar özledim, yokluğunda hayal ettim... ne acı!!!!
Seni düşlemek mi? Yinede güzeldi... Kızgın çölde bir serapın bilinçsizce ardından koşar gibi...


Grammy müzik ödüllü Billy Joel Boyu, kısa olduğu için, herkes alay edermiş o da hep uzun olmak istermiş annesi oğluna inanıyor Sen mükemmelsin kimseye benzeme Hiçbirimizin eşi yoktur, hepimiz farklıyız seni olduğun gibi seviyorum. Dermiş Oğlunu koşulsuz seven bir annenin sözleri sayesinde Billy Joel kendisini kabullenip tüm dünyaya müziğini dinletmiş.


Yıllar önce grammy müzik ödülü kazanan billy joel çocukken herkes tarafından alay edilirmiş ona bir tek annesi inanırmış kadın oğlunun sesini dinletmek için her kapıyı çalar ve hep başkası olmak isteyen Oğlunu ise mükemmelsin mükemmel kal hepimiz farklıyız hiç birimizin eşi yoktur diye moral verirmiş bir annenin sarsılmaz azmi ve inancı oğluna müzik ödülü kazandırmış


Yıllar önce alay edilen bir çocuk hep kendinden utanıp değişmek isterdi Bu çocuğa bir tek annesi inandı ve şu sözü söyledi Sakın değişme beni mutlu etmek için seni olduğun gibi seviyorum...bu sözler küçük çocuğa Klavuz oldu ana sevgisi başucundan ayrılmadı
ana sevgisi ile yoğrulan Çocuk yıllar sonra büyük bir insan oldu hep kendisi oldu hiç değişmedi



80'ine merdiven dayamış yaşlı baba
bir kargaya gülümseyerek 45 indeki oğluna bu nedir diye sordu oğul ise hiddetlenip O bir karga üç kez sordun Sabrımı zorlama baba diyince Babası gülümseyerek 40 sene önce yazdığı bir not çıkarıp okudu 3 yaşındaki minik yavrum bana bir karganın ne olduğunu tam 23 kez sordu.23 soruda da ona sevgiyle sarıldım Rahatsız olmak mı? Asla Onun bu masum sorusu içimi sevgiyle doldurdu'


Yine buğulusun gönül çiçeğim, yine damlıyor yine ağlıyorsun Yürekdeki fırtınalara, dondurucu soğuklara rağmen damlarsın yüreklere


Gül kokmayan bir yürek gördün mü,


salıverirsin damlalarını hemencecik Hep ağlıyorsun Gönül çiçeğim,
Riyasız, hesapsız, gönülden damlıyorsun.


Güle ait gönül damlalarında riya olmazmış zaten.


gülün kokusunu aldın mı buğulanır çiçeklerin. Gülden haber etmesin bir söz, gülü anımsatmasın bir koku hemen aşka gelir ıslatırsın dikenlerini İyi ki ağlarsın gönül çiçeğim


Döküverirsin ne varsa aşka dair. Kokuverirsin gül yaprağı yaprağı. Sevdaysa sevda, hasretse hasret, hüzünse hüzün ne varsa buğulu bulutlarında, yağmur eder sunarsın bahara.


Çiçeklerin umut kokar. Kar yağmış, don vurmuş ne gam. Sen çiçek açtın ya. Bembeyaz ışıttın ya gönül baharlarını


Karakışa meydan okudun ya narin yapraklarınla. Ondandır ki bahara yeltenir oldu tüm ağaçlar. Çiçekler umutlanır oldu tomurcuklar içinde.


Baharı bile umutlandırdın ya gönül çiçeğim, gam sana yakışmaz Mahzunluk mahcupluk sana yakışmaz, gayrı Gam bizim işimiz, hüzün bizim işimiz gayrı.


Sen beyaz çiçeklerinle açmasaydın, hangi ağaç meyveyi umut ederek çiçeklerini salardı karakışın bağrına?


sen beyazlığını damla damla düşmeseydin karakışın hüküm sürdüğü buzdan yüreklere Hangi çiçek güneşli güzel günleri umut ederek tomurcuğunu terk ederdi?


İyi ki ağladın gönül çiçeğim yoksa
Hangi beyaz kelebek, soğuktan kenetlediği titrek kanatlarını semaya açarak kanatlanırdı.


Sen damlamasaydın karlara, karların eriyişinden kim söz edebilirdi? Kardelenler nazlı çiçeklerini açar mıydı beyaz karlara


İyi ki döktün beyaz yapraklarını. Sen de açmasaydın gönül çiçeğim
Kim beyazlığın sadece karda değil, çiçeklerde de olabileceğini düşünebilirdi.


açmasaydın gönül çiçeğim, kara bulutların arkasındaki mavi gökyüzüne olan özlemler yeşermezdi dallarda.


sen hep gülü savurdun gökyüzüne, hep gülü koklattın rüzgarlara. Kelimelerin özüne hep gülü fısıldadın.


Taze genç kızlar, senin sunduğun beyazlıktan esinlenerek, beyaz gelinlikler düşler oldu. Genç delikanlılar beyaz gelinlikli taze çiçekler düşler oldu. Adın baharla birlikte anılır oldu gönül çiçeğim.


Rüzgarlarla karlara savrulan her yaprağın, karlara baharı hatırlattı. Çiçeklerin sıcak gözyaşlarıydı zira. Gözyaşları yağmuru, yağmur baharı hatırlattı sonra.İyi ki ağlamışsın gönül çiçeğim,


Şimdi bildim, sürgünlüklerin, hasretliklerin, hüzünlerin neden senin dostun olduğunu. Sen gülü damladın karakışın rüzgarlarına. Gülü saçlarına takıp giden rüzgar gözyaşlarını da taşıdı yedi iklime.


Gül senin damlalarının özüydü Gül sevginin özüydü. Hasretlikler, hüzünler, ayrılıklar gülün kokusudur çünkü. Sen gül kokuyorsun çünkü.


gönül çiçeğim senin çiçeklerinle sevgiliyle serenat eden, sevdalıların vardır. Sonra, karlar üzerinde narin ve fedakar çiçeklerin vardır Hasretleri Gül diye avuçlayanların vardır. Biz savrulduk rüzgarlarda, biz donduk senin damlalarınla


Dedin ya; “Çiçekler ölmezse meyveler olmaz.’’ Tomurcuklar da yok olmazsa güller açılmaz Biz savrulduk rüzgarlarda, biz donduk senin damlalarınla Kar taneleri arasından gül fideleri yeşerdi şimdi.


Ölürsem başucuma bir gül dikilsin,
Ölürsem başucuma bir gülle gelinsin Gönül çiçeğim,
Bak yine ağlıyorsun!...


Adam kıza dediki seni sigaraya benzetmeye başladım Mesela Kül tablasına dökülen küller anılarımız olup acılara dönüşüyor içime çekiyorum seni zehirlenmek için zehir hoşuma gidiyor, içimi acıtıyor, vazgeçemiyorum; Ağzımdan çıkan her dumanda, ayrılırken bıraktığın; son bakışın beliriyor ve Her sigara gibi, senin de sonun yaklaşıyor.


Adam kıza dediki seni sigaraya benzetmeye başladım ben ne zaman seni söndürmek için, elimi götürsem kül tablasına, aptalca bir umutla "Ne olur yapma!! " diyeceğin zamanı bekliyorum. Ama hiçbir zaman duyamıyorum sesini.


Adam kıza dediki seni sigaraya benzetmeye başladım bu son ve işte bitirdim seni" diyorum. Hayır kendimi kandırıyorum galiba, "Seni bitiremem" diyorum sonra. Ama bakıyorum kül tablasına Sen oradasın, Anılar orada. Ancak, elimde hala kokun var. Yıkasam da, hiç çıkmayacak bir koku.


Adam kıza dediki seni sigaraya benzetmeye başladım bu sigarada, senin çok az bir kısmını bitirmişim. Senden bir parça hep içimde yaşıyor anlıyorum ki, sadece sönüyorsun. Bir daha yanmaya başlıyorsun. Anılar acılar derken yine bitiyorsun. Bu hep böyle devam ediyor; sonunda alışkanlık oluyorsun.


Yıllar önce bir düğünde gelin suya uzanınca erkek o suyu Nasıl bir anne bebeğine su içirirse genç kıza içirdi. peçeteyle ağzını sildi O sevgi ve gülümsemeyi ömrümce unutamadım Kız, o erkeğin kendisini bir annenin bebeğini sevdiği gibi sevdiğini, koruyacağını Erkek de bir bebeğin anne sevgisini dünyaya değişmeyeceğini biliyordu işte bu en güzel aşk hikayesiydi


inanmaktır sevmek. Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır. İnsan sevince; sevdiğine bütün varlığı ile teslim olmamışsa, yeteri derecede sevmemiş demektir.


ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa, sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur.


Kıskançlık; inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür. Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orada.


Kıskançlıksa; kutsal bir duadır,
sevenlerin.dudağında


Sevmek; var olmaktır bir bakıma, derinden bakılınca yokluğa benzer. Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder, oysa artmaktır sevmek, çoğalmaktır.


o her şeyimizi doldurdukça arttığımızı anlarız. O bir tek kazanç, bütün kayıplarımıza bedeldir.


Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden.


Yanmaktır, tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir sevmek alışveriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki,


Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek. İskambil kağıdı değildir, zar değildir, bir dilim değildir, hesap pusulası değildir sevmek Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil.


Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir.


Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz fakat herşeyden güzeldir sarhoşluğu.





yoksul mahallesinden geçen adam bir meşe ağacına su taşıyan bir kadına hayran kaldı o kadın adama şunları dedi 80 yaşımdayım. Bu ağaç tek dostum. Küçükken arkadaş oldum Şimdi hiçbiri yaşamayan arkadaşlarımla bu ağacın altında oyunlar oynadık, gölgede dinlendik Bu ağaç kurursa ne yaparım, ben?


Kuraklık günlerinde bir meşe ağacına aşık 80 yaşında bir kadın vardı her gün o ağacı sulardı bir adam sordu:
suyu bir kilometre öteden taşıdınız
Yaşlı kadın ise gülümseyerek Annem dövünce bu ağaca tırmanırdım, Nişanlım, nişan yüzüğünü bu ağacın altında taktı. anılarla dolu bu ağaca bir kilometreden su taşımamı gerçekten çok mu görüyorsunuz?


bir genç kız nişanlısını herkesten çok sevdi nişanlısı şehit düştü ve o kızın dünyası karardı hiç evlenmedi gittikçe yaşlandı her gün litrelerce ağır suyu çok uzaktan getirip yaşlı meşe ağacını sulardı bu meşe ağacında nişanlım ilk öpücüğünü verdi nişan yüzüğümü taktı ben bu ağacı ve sevdiğimi nasıl unuturum derdi saçına aklar düşen nenemizin son nefesi bu ağaç altında oldu


yoksul bir mahallede yaşlı bir teyze
her gün üşenmez bir meşe ağacı sulardı ağaca küçüklükten aşıktı nice hatırası vardı annesinden kaçıp buraya saklanmış ve nişan yüzüğünü burada takmış ilk öpücüğünü burada almıştı yıllar geçti kadının saçına ak düştü bu ağacın altında can verdi ağaç üzüntüsünden kurudu yaprak açmadı meyve vermedi yıllar sonra asırlık ağacı söküp Avm ler diktiler ve yeşili öldürdüler


Söylesene maskeli bir baloda insanların gerçek yüzlerini tanımak mümkün müdür sence?


şu toplumda gördüğün bir çok insan ve sen ve de ben... Hepimiz maskelerimizle yaşıyoruz. Şu toplum maskeli bir balodan farksızdır bence.


insanlar Hem zamana hem de kişi
ve olaylara göre her an değişen maskelerin kullanıldığı bir balo... Bu yüzden anlamlı gelmiyor bana insanlar üzerinde düşünmek.


toplum ferdin en büyük düşmanıdır bence. Bu yüzden insanlardan hiçbir şey almamayı yeğliyorum. Buna rağmen her şeyimi vermeye de hazırım onlara.


Bugünün sahte sevgileri bir insanın kalbini yaralamak için seçilen en tehlikeli yoldur Ama insan hiç sevilmeden yaşayamaz ki...


İnsan sanıldığının aksine sevilerek değil severek yaşar. İnsan sevilmek ihtiyacında olan zayıf bir varlık değildir. Kısacası sorun bence sevilmek değil sevmektir.


Sevilmek senin sorunun değil onun sorunu. Bence sevmek bir insanı kendi içinde hissetmendir. Sevilmek ise kendini bir insanın içinde hissetmen. Anlayabiliyor musun?


Sevmek seni zenginleştirir, sevilmek değil. Bunu evreni kapsayacak şekilde de düşünebilirsin.


Evrensel anlamda sevmek kainatı kendinde seyretmek, sevilmek ise kendini kainatta seyretmektir.


insanlık 2. taş devrini yaşıyor 1.taş devrinde insanlar ve her şey Sevgi sayesinde yumuşacıktı. Sadece ev ve aletler taştandı. Şimdi ise her şey yumuşacık, yürekler taş gibi.


yüreklerimiz taştan da katı. Çünkü öyle taşlar vardır, üzerlerinde otlar yetişir oysaki bugün Donuk sevgiler çağındayız gerçek sevgiler cehennemde yanıyor


Sevgi... Yaşanmayacak kadar güzel, Fark edilmeyecek kadar sade, Duyulmayacak kadar doğaldır."


Biliyor musun bir çocuğa verilecek en değerli besin şefkattir. Ve de cesaret.


şefkat Ve cesaret öyle hassas bir dengeye sahiptir ki, denge bozuldu mu işte Şefkat ve cesaret kurbanı
insanları görürsün karşında...


Kimileri aşırı şefkatin yanında cesaretsiz büyütülürler. Bu insanlar küçücük bir dünya kurmak isterler kendilerine. Güçsüzdür bu insanlar, kolayca kırılırlar. Dünya çok acımasızdır öylelerine göre...


Kendilerini sevecek birilerini ararlar ama Cesurca sevemezler. Cesareti öğrenememiştir bu insanlar. cesur insanlar... Dünyayı devirebilirler. Ama basit bir sevgi oyunuyla kolayca yıkılıverirler.


Dünyayı titretecek cesareti taşıyan insanlar kalplerine dokunan bir parmakla diz üstü çöküverirler yere.


Dağ düştü üstümüze Yıkılmadık ama İnsan değdi tenimize Acısı yıktı bizi...


İnsanların nefretinden sevgiyi, ihanetlerinden sadakati, korkaklıklarından cesareti öğrendim.


İnsanlar bu kadar acımasız mı? Gerçekten seven insanlar yok mu


Bırak sevgilerini gülmeleri bile doğal değil Seni senin için değil kendileri için severler. O kadar iyi o kadar güzel ve o kadar haince severler ki hayran olmamak elde değil biliyor musun?


Sevgi ve ihaneti sanatsal bir uyarlamayla o kadar güzel sahneye koyarlar ki son sahnede öleceğini bile bile seyredersin oyunu.


Mükemmel bir katildir onlar. Seve seve öldürürler seni. Dudaklarından sevgi sözcükleri yükselir öldürürken


Ben her insani kalbime misafir edebilirim, sevebilirim yani. Kalbimden eminim çünkü. Sevdiğim insani rahatsız edecek hiçbir şey yok kalbimde.


Ama kimsenin kalbine girmek istemem. Çünkü bilmiyorum nelerle karsılaşacağımı. Bilmiyorum hangi tuzaklar bekliyor beni. Ve bilmiyorum o insan bunlardan haberdar mı?


Yalnızlıktan kaçmak kendinden kaçmaktır. Bir düşünsene, doğarken de yalnızsın, ölürken de. O halde yasarken yalnızlıktan kaçmak anlamsız değil mi?


Yalnızlıkta insan ne bulabilir ki sıkıntı ve boşluktan başka?


Kendini gerçekten tanıyabilseydin uzaydaki derinlikten daha derin bir iç uzayın olduğunu görebilirdin Bizler ruhumuzu öldürüyor sonra başına geçip ağıt yakıyoruz...


Benliğindeki zenginliği fark etseydin dünyada ikinci bir insan aramazdın biliyor musun?


Dünyada bir tek kişi vardın aslında. O tek kişinin içinde beş milyar insan.


Benliğim bu kadar kalabalık mi?
Benliğin tüm varlığın merkezidir. Tüm acılar ve sevinçler yüreğinde gizlidir senin.


Ölenleri yüreğine gömdüğün gibi doğacak çocuğun kalbi de senin içinde atar. Hem acıyı hem sevinci yaşarsın iç içe, yan yana...


Hatta o kadar acı çekersin ki acı, acı olmaktan çıkar...


Hiç kimse sevgiyle dirilmeyecek kadar ölmüş değildir hiçbir zaman


Ey sevgili, Seni sevip sevmediğimi söylemeyeceğim. Ama sevgiyi öğretebildim sana sanırım Dilerim kalbine kalbimden verdiğim şey yüreğinde yeşerip meyve verir.


ne sen bende kaybolacaksın, ne de ben sende. Sen beni kendinde, ben seni kendimde bulmuş olacağım. O zaman hiç ayrılmayacağız.


Sevgi hayatın hem çekirdeği hem de meyvesidir. Bir ağaç, meyvesiyle seni kendine çağırıyorsa bu bir aldatma sayılmaz. Unutma ki ağaç meyvesine çağırır, kendisine değil.


Ey sevgili, Sen bir sığınak arıyorsun ama ben durulmaz bir fırtınayım. Sen kendinin sakini olmak istiyorsun ama ben evrenin sakini olmak istiyorum.


Sen olmayacak bir barışı arıyorsun. Bense tüm kötülüklerle savaşmak istiyorum. Sen küçücük bir çocuksun. Ama ben küçükken çok büyüdüm.


Sen dünyadan kopup yıldızlara sığınmak istiyorsun. Bense kendimi yeryüzüne karşı sorumlu tutuyorum.


Sen bir ağacın gölgesine sığınıp yaşamak istiyorsun. Bense ülkemi arıyorum. Yolları aydınlık, insanları ümitli ve huzur dolu olan bir ülke


Sen bende kaybolmak istiyorsun ben seni kaybetmek istemiyorum. Sen susuyorsun, ben haykırıyorum unutma Kalbim paylaşılamayacak kadar senindir. Seninle bile Ama bilmiyorum sen bende misin


Delikanlı hayatta tek bir kız sevdi birbirine yar ve can oldular
yüzünde hep tebessüm vardı dili lal olsa da kız onu hiç kırmadı adeta aşk ile yeşillendirdi 14 Şubat Sevgililer Gününde erkek ilk defa konuştu seni seviyorum ey yar dedi
ve kız sevdiğinin sesini ilk kez duydu ve bu kızın dünyada aldığı en güzel hediyeydi


erkek hiç konuşmazdı dürüst değildi kız erkeği lâl olarak bilsede çok severdi erkek kaybetme korkusundan itiraf edemiyordu sevgililer günü erkek seni seviyorum diyerek her şeyi itiraf eddi kız çok kızıl gözde yaşlar biriksede her şeye rağmen sevgilisine sarılıp ve hiç ayrılmadı
hayattaki en iyi hediye belkide genç bir kızın sevgisiydi


genç kızın hışımla eve geldi
annesine aşık olmamalıydım dedi ve yalnız kalmak istediğini söyledi Genç kız sevgilisinden ayrılmıştı
gözyaşlarıyla uykuya daldı kalkınca
annesi seni bırakan insanlara ağlıyacağına,seni düşünücek insanları düşün ve sevin.Genç kız onu düşünen insanı bulana kadar annesinin sözünü hiç unutmadı


Hayat; Öyle bir çelme takıyor ki hırsla yürürken çelme takıp düşürmek isteyenler var ki tıpkı engeller gibi enler kadar çoook....


evvel zaman içinde bir kral kaçıp bir köye sığındı ve kralı bir köylü kurtardı kral o köylüyü zengin etti ama köylü biraz boşboğazdı krala sordu düşman sizi öldürmeye gelince ne hissettin kral açıkladı ve hemen bir darağacı kurdurdu köylü ağaca asılırken kral haince güldü anladın mı ne hissettiğimi diyip köylüye son kez baktı
Mesaj otomatik birleştirildi:

Hz Muhammed hayır yapılmasına aracı olan hayır yapmış gibi sevap kazanır



Soğuk bir kış günü. isa fakir bir çocuk gördü içi titredi Kendiside varlıklı değildi Yoksul çocuk için ne yapması gerekiyordu onunla yalnız bisküvilerini paylaşabildi Akşam babasına danıştı ve yardım vakfına gidip o fakiri sevindirdiler ne diyordu Hz Muhammed hayır yapılmasına aracı olan hayır yapmış gibi sevap kazanır


Hz Muhammed adres sorana yol göstermek bir iyiliktir


ihsan saklambaç oynarken o anda
yaşlı bir amca soru sordu ihsan yakalanmamak için amcaya kızdı amca dedi ki oğul neden susacam
bir şey sorduk. Biliyorsan söyle. Bilmiyorsa sus. şehir çocukları çok tuhaf, Ne yazık! çocuklara Hz Sav in şu hadisini öğretmemişler, adres sorana yol göstermek bir iyiliktir


Hz Muhammed din kardeşinle çekişme onunla alay etme


Avni iyi bir çocuktu. Fakat herkesle çekişirdi sevilmezdi. Bir gün gölde taş kaydırdılar O gün Faruk daha baþarılıydı Faruğu kıskanan Avni:
mızıkçılık ve hile yaptı ve Faruğun bürün taşlarını aldı ve o gün Avniyi
tüm arkadaşları ayıpladı ne diyor nahl suresi hile ve fesad edinmeyin Allah yolundan sapar bu Ahirette size büyük bir azâb Olur


Nahl suresi


hile ve fesada vesile edinmeyin.


hile ve fesad edinmeyin Çünkü Allah yolundan sapar ve sapasağlam bir ayak kayar


Allah'ın yolundan saptığınıza karşılık fena bir azâb tadacaksınız Ahirette size büyük bir azâb Olur


Ali kiraz ağacındaki ham kirazlara ulaşmak için bir dala çıktı dal ince olup Aliyi çekmiyordu ancak Ali inatla dalı sallıyor ham kirazları yere düşürüyordu ve o an daldan çıt diye bir ses geldi ve kırılıverdi Ali ise 3 ay sakat kaldı ne güzel demiş efendimiz insanın iki der altını olsa 3. ünü ister onun gözünü topraktan başka bir şey doyurmaz


ne güzel demiş efendimiz insanın iki dere dolusu altını olsa 3. ünü ister onun gözünü topraktan başka bir şey doyurmaz


Bir zamanlar haydutlar insanları esir pazarında satardı yaşlı bir adamı yakaladılar para istediler adamın oğlu haydutlara Babam yaşlıdır Onu satsanız elinize birşey geçmez beni satın der bu söze eşkıya hayran kalır ne yiğit evlat canım kurban aslanım Babanı bağışlıyorum der ne diyor Hz Resul
bir çocuk baba hakkını ancak onu kölelikten hürriyete kavuşturursa ödemiş olur


Hz Muhammed bir çocuk baba hakkını ödeyemez eğer onu köle olarak bulur satın alıp hürriyetine kavuşturursa hakkını ödemiş olur
 
Son düzenleme:

Murataltug

Doçent
Necipin canından çok sevdiği
baba yadigarı bir oğlağı vardı bir gün babası oğul kapıyı açık koma çünkü Oğlak eşyalara zarar verir, desede Necip aldırmadı ve bir gün can oğlak içeri girdi aynaya saldırıp tüm camı kırdı bir cam parçası ciğerine saplandı necip geldiğinde her taraf kan gölüydü can oğlak can vermişti Ne diyordu efendimiz babanın sözünü dinle


İsra suresi


Rabbin kendisine kulluk etmeyi ve anaya babaya iyilik etmenizi buyurmuştur.


anan ve baban onlardan biri her ihtiyarlığa erişecek olurlarsa onlara öf bile deme, azarlama


güzel ve iyi söz söyle


anama babama karşı merhamet kanatlarını indir, mütevazi ol


Ya Rabbi anam babam çocukken beni nasıl büyütüp yetiştirdilerse sen de onlara öyle merhamet et.”



Üç kadın konuşuyordu 1.si oğlum bülbül sesli 2. si oğlum akrobat diyordu 3. kadın hiç konuşmadı yolda yorulunca 1.oğul şarkı söyledi 2. oğul dansetti 3. oğul annesinin bütün yükünü omuzladı sizce hangisi daha marifetliydi
Ne diyor efendimiz herkese anneye
hizmeti tavsiye ederim


3 kadın yolda yürüyüp oğullarını
övdüler 3. kadın hiç konuşmadı kadınlar yorulunca 1.oğul şarkı söyledi 2.si dansetti 3. sü anasının yükünü taşıdı yoldaki yaşlı amca kadınlara şunu dedi Ben tek bir övülecek çocuk gördüm O anneye yardıma koşan çocuktur çünkü Ankebut suresi buyuruyor ki Biz hayırlı işlerden biri olarak anne ve babaya iyi davranmanı emrettik


“Biz insana yapacağı hayırlı işlerden biri olarak anne ve babasına iyi davranmasını emrettik...” (29 Ankebut 8)



artık yaşlanmıştı kaşığı tutamıyor yemeği sofraya döküyordu Oğlu ile gelini en Son kızıp yer sofrası verdi Küçük torun ise üzülüp dedesini eliyle besliyordu gözü yaşlı adam
elindeki tabağı kırınca torunu annesine şu şekil bağırdı sakın ola
bu tabağı atmayın yaşlanınca size de bu tabaktan yedireceğim ne
diyor efendimiz Allahın rızası Anne ve babayı memnun etmekledir


ne diyor efendimiz Allahın rızası Anne ve babayı memnun etmekle kazanılır Allahın gazabı anne ve babayı öfkelendirmekle çekilir
Mesaj otomatik birleştirildi:

suâl Hamile vefat eder karnındaki çocuk yaşarsa kadına ne yapmalı mezhep imamı ebu Hanife şöyle açıkladı: cenaze, ne defnedilir, ne de çocuğun doğması için bekletilir? hamile kadının karnı ameliyatla açılır, çocuğu alınır, sonra defnedilir ve Doktor geldi. Hamile kadının karnını yarıp çocuğu çıkardı.sonra
kadın defnedildi


ölüm vakti geldiği zaman hiçbir kimseye kesinlikle mühlet tanımaz eceli ertelenmez Münafikûn suresi


bir adam Azrailden Hz Süleymana sığındı Rüzgarına emret beni koru dedi Rüzgar. Adamı Hindistana getirdi Hz Süleymana azrail ey ulu sultan Allah emretti o adamın canını Hindistanda al dedi Ben o adam yüz kanadı olsa Hindistan'da olamaz diye hayret ederken o adam Allahın emri ile hindistanda can verdi ne emrediyor Münafikûn suresi ölüm vakti hiç kimsenin eceli ertelenmez


Hz Muhammed insan istek ve arzularıyla yaşayıp giderken bir de bakar ki en yakın çizgi olan ölüm karşısına çıkıvermiş


ölüm gelip de “Rabbim ne olur bir süre erteleseydin de iyi olsaydım!” Demeden önce verilen rızkı Allah yolunda harcayın münafikun suresi


Hz. Süleymana bir adam canlar koruyucusu beni Azrail (a.s) dan kurtar diye dua etti Süleyman as Rüzgarına emretti ve Adamı korudu Azrail Hz süleymana buyurdu ki ölüm Allah (cc) nün emridir ölüm vakti yüz kanadınla yüz yere uçsan bile ölüm seni bulur ecel kavuşur ne diyor Hz Muhammed insan istek ve arzuyla yaşarken ölüm bir anda
karşısına çıkıverir


Muhammed suresi


Onların vazifesi Allah’ın çağrısına uymak ve güzel söz söylemektir


İş ciddiye bindiği zaman, cihad işlerinde Allah’a karşı verdikleri sözde sadık kalsalardı, elbette
daha hayırlı olurdu.”


Bir gün Râbia-tül Adeviyye ye bir
misâfir geldi. Tenceredeki et ikram
oruç zamanı Namaz kılındı iftarlık hazırlandı. Misâfir; Hayâtımda bu lezzette yemek yemedim, deyince, Hz Râbia şu cevabı verdir Her hâlinde Allahü teâlâyı hatırlıyan ve sâdece O'nun rızâsını istiyenlere işte böyle yemek pişirirler ne diyor
Muhammed suresi Onların vazifesi Allah’ın çağrısına uymaktır



Hz Lokman ın derisi siyah, dudağı kalınmış Lokman, siyah yüzlü, kalın dudaklı diye içinden geçirenlere Hz Lokman şöyle çıkışırmış: Birader, neden şaşkın bakıyorsun? Boyayı mı beğenemedin, yoksa boyacıyı mı?ne yüz siyahlığında, ne dudak kalınlığında tesirim vardır. Onları Yaratan yaratmış, öyle uygun görmüş. Benim tercihim değil...


insanlara yüz güzelliği ve çirkinliği ile pay çıkarmak yanlıştır. Kulun güzellik ve çirkinlikte etkisi yoktur . Her ikisini de yaratan Allâh cc dür İnsan sadece kendi iradesiyle kazandığından sorumludur.


insanları siyah beyaz Diye ayıran kardeşim Boyayı mı, boyacıyı mı? beğenmezsin bilmezmisin insanın ne yüz siyahlığında, ne dudak kalınlığında tesiri vardır. insanlara yüz güzelliği ve çirkinliği ile pay çıkarmak yanlıştır güzellik ve çirkinliği yaratan ve kuluna layık gören Allâh cc dür. İnsan iradesiyle kazandığından sorumludur.


Râbia-tül Adeviyye geç vakte kadar kadar namaz kılardı namazda uyudu eve hırsız girdi. ve baş örtüsünü çaldı ama evden çıkmak
nasip olmadı. ulu bir ses şöyle emretti Ey kişi kendini yorma Şeytan ona yaklaşamazken, hırsız nasıl yaklaşsın O uyuyorsa dostu uyanıktır ve onu korumaktadır ve hırsız tövbe etti mümin bir kul oldu
 

Murataltug

Doçent
fakir bir çocuktu kalemini kaybetmiş ağlıyordu. bir adam kalemini gösterip Kaybettiğin bu mu diye sordu. çocuk Hayır kalemim bu kadar güzel değildi, dedi. Adam bu dürüstlüğü beğenip
kalemini hediye eddi. Peygamber sav doğru sözlülüleri şöyle müjdelemiştir doğru sözlülük insanı cennete götürür


HZ MUHAMMED sav doğru sözlülük insanı iyiliğe iyilikte insanı cennete götürür


kadın bu adam bana saldırdı der kadı o adamın tüm parasını kadına verir adama koş paranı al der ama kadın canı pahasına parayı korur ikisi tekrar kadıya gelir kadı sorar
utanmaz kadın sen iftira ettin madem bu adam sana saldırdı o halde paraları koruduğun kadar ırzını koruman gerekmezmiydi ne diyor Hz Resul ahlaksızlık cehenneme götürür


HZ MUHAMMED sav yalancılık ahlaksızlıktır ahlaksızlık adamı cehenneme götürür


emaneti geri alamayınca kadılık olmuştu kadı davacıyı emaneti verdiği yere gönderdi sanık kadıya onun gittiği yer 3 saatlik yerdir der ve kadı kimin suçlu olduğunu anlar sanığa derki yalancı adam madem emanet almadın o adamın gittiği yerin neresi olduğunu ne bildin ne diyor Hz Muhammed sav yalan ile iman bir arada olmaz


HZ MUHAMMED sav ey insanlar yalan söylemeyiniz çünkü yalan ile iman bir arada olmaz


Her istediğini söyleyen, istemediğini işitir” atasözü


Hz Muhammed sav Allaha ve ahiret gününe inanan kimse ya iyi söz söylesin ya sussun


Soğuk bir kış günü ekmek almış eve dönüyordu. Kemikleri dışarı fırlamış bir köpek gördü Zavallı hayvanın hali yüreğine dokundu. Ekmeği köpeğe versem, annem kızar diye düşündü herşeyi göze alarak Ekmeği köpeğin önüne doğradı ve eve gittiğinde ekmek hiç eksilmemişdiğini Efendimiz ne buyurmuştu sadaka malı eksiltmez


cimri bir insandı kimse sevmezdi. bütün malını altına çevirip toprağa gömdü ve o gün altınları çalındı
yeğeni dayısına dayıcığım. O altınlar zaten senin değildi ki! senin olsaydı toprağa gömmez, ondan faydalanırdın dedi Cimrilikten Allah’a sığınan Efendimiz, şöyle buyurur cimri Allahtan cennetten ve insanlardan uzaktır


Hz Muhammed sav buyuruyor


Zulümden kaçınınız. Çünkü zulüm kıyamet gününde karanlıklar gibi karşınıza çıkar.


Cimrilikten sakınınız, çünkü cimrilik sizden önceki ümmetleri helak etmiş onları birbirlerinin haksız yere kanlarını dökmeye, haramlarını helal saymaya yöneltmiştir.”


Kış fena bastırmıştı çok üşüyordu. Çünkü yırtık ayakkabısı su alıyordu. Ailesinin yoksul olmasına ilk defa o yıl üzüldü.


iyi bir elbise, kalın bir palto ve sağlam bir ayakkabý alacak kadar paramız olsa ne olurdu!”


sadi fakir bir çocuktu ayakkabısı yoktu bir gün camide abdest alırken bir zavallının tek ayağının
olmadığını gördü o adamın belki parası çoktu ama para yetmiyordu
o gün sadi çok utandı ve Allaha kendisine sağlam bir ayak verdiği için şükretti. Efendimiz ne güzel buyurmuş kanaatkâr ol işte o zaman en iyi şükreden sen olursun


Hz Muhammed sav Müslüman olup da yeteri miktarda geçimi olan ve buna kanaat eden kimse ne mutludur.”


sadi başarılı bir öğrenciydi okula otobüsle gidip otomobilleri yok diye üzülürdü arkadaşının babası ölmüş annesi kıt kanaat okutur ve
o çocuk okula yayan giderdi işte o gün sadi aynı şehirde kendinden zor durumda insanlar olduğuna şükretti ne diyor efendimiz kendinizden aşağıdakilere bakın daha yukarıdakilere değil


Bakara Suresi, 172. ayet:


Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin


yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, yine yalnızca Allah'a şükredin."


babası küçük bir memurdu. Dört kişilik ailesinin geçimini zor sağlıyordu.Geçimlerini sağlamak için didinip duran bir insanı olmayacak bir istekle üzmek, büyük haksızlık olurdu.


üzüldü utandı. Kendi seviyelerinde olmayan, başlarını sokacak yuvaları olmayan, karınlarını doyurmak için didinip duran binlerce insanla aynı şehirde yaşadıklarını düşündü. Verdiği nimetler için Allah’a şükretti


Rasûlullah her namazdan sonra şu duayı okurdu Allahım seni zikr şükr ve ibadet etmek için yardım eyle.

Bakara Suresi, 152. ayet yalnızca Beni anın, Ben de sizi anayım; ve yalnızca Bana şükredin ve sakın nankörlük etmeyin."


Annemin yaşamını cehenneme çevirdim, onurunu beş paralık ettim, düşmanının yapmadığı kötülükler yaptım Ama o birkaç kuruş biriktirir; ben yoldan çıkmış oğluna gönderir. Bu davranış bile bütün kuramlardan sözlerden, daha çok biz insanları eğitip ruhumuzu yüceltmeye yeterlidir.


Caesar, Galya Savaşında düşmanı görünce ilk önce kendi ordusunun etrafını kazıklarla çevirip etrafına hendek kazdırır yani altyapı hazır olmadan hücum etmez Hücumdan sonra anlarlar ki görülen düşmanın birkaç misli ormanda gizlenmiştir Caesar düşmanı tuzağa çekip imha eder bu taktiği osmanlıda kullanır adı sahte ricat ve kurt kapanıdr


Miryokefalon Zaferi’nden sonra Kılıçarslan’ı tebriğe gelenler Ermeni Patriği de vardır Patrik, Sultan’a, “Muzaffersiniz, Tanrı mübarek etsin” diyor. Sultan da, “Dualarınız sayesinde” diye cevap veriyor. Olay, bir Müslüman komutanın ismine yakışır şekilde diğer unsurlara kucak açmasındadır.


sultanın biri avda kebap yapar ama tuzu yoktur sultan adamlarına bir
köyden tuz getirin emrini verir Tuzun bedelini dürüstçe ödeyin” der halk sultanım bir tuzdan ne olur deyince sultan cevablar Melik köylünün bağından bir elma koparsa kullar bütün ağacı devirir” Bu cevap yağmanın yukarıdan aşağı nasıl yayıldığını anlatır
 

Murataltug

Doçent
Sultan Süleyman dönemine kadar çeşme suları gece gündüz boşa akıp sokakları bataklığa çevirirdi bu dönemde su yolları yaptırılıp sokaklar çamurdan kurtarılmıştır


Sultan Süleyman döneminde
Su yolları onarılmış çeşmeler yaptırılmış sokaklar çamurdan kurtarılıp ve suların boşa akması engellenmişdir.


Sultan Süleyman döneminde çeşme muslukları icat edilmiş
hayratlar yaptırılmış milletin yüzü gülsede karşı çıkanlarda olmuştur


Sultan Süleyman Her tarafa çeşme yaptırdı ve o güne kadar boşa akan suyun israfını önlemek için su yollarını onardı bunun içinde Mısırdan hamal getirildi


Sultan Süleymanın istanbulda yaptırdığı çeşmeler at sakalarına, ve mahallelere hizmet verirdi At sakalarının, mahalleden su almaları yasaktı ama uyulmazdı. At sakaları mahalleden su alır, halka satardı.


osmanlıda At sakaları İstanbul`un fethinden beri, yangında su taşırdı yangınlarda kiminin atı, ve eşeği ölürdü. at sakalarını korumayı Divan-ı Hümayun görev bilir ve at sakalarını üstün tutardı


sultan süleyman kırk çeşme projesi ile istanbula çeşmeler yaptırıp su israfını önlemiştir su kanalları açtırarak sokakları çamurdan temiz
lemiştir bu dönemde at sakalarının mahalleden su alımı yasaklanmış at sakaları ise yolsuzluk yapıp mahalle sularını kendi özel hamam ve şadırvanında kullanmıştır


kanuni han dan sonra kazasker, defterdar, nişancı, gibi üst düzey
su yolsuzluğu yapınca sadrazam
Sokullu durumu saraya arzetmiş İkinci Selim: "konunun hemen
araştırılmasını emretmiştir


Osmanlılar Orhan Gazi devrinde donanma kurup denizcilik tecrübeleri olmadığı halde, küçük gemilerle Marmara’ ya açılmışlardı


Orhan Gazi devrinde osmanlı donanması Marmarada faaliyet gösterip Bizanslılar’la muhatap olmuşdur Karamürsel Bey, İzmiti zaptedip burada tersane kurmuştu


Orhan Gazi devrinde osmanlı donanması hafif ve süratli gemiler ile Bizans taarruzlarını durdurmuş Karamürsel adlı tekneler yapılıp isimi bugünkü sahil güvenlik teknelerinede verilmişdir


1354 de Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa Çanakkaleyi geçip Gelibolu’yu fethederek Osmanlı donanmasına üs yapmıştır


Orhan Gazi Rumelide fetihler yapıp buraya Anadolu’ daki göçmenleri yerleştirmiştir buda Avrupa ve Bizans’ı telaşlandırmışdır


Orhan Gazi devrinde Haçlılar Anadoludaki halka eziyet edip Osmanlıya Haçlı Seferi düzenleyip Gelibolu’ya saldırdılar.


Haçlılar Yeterli donanmaya sahip olmayan Orhan Gazinin donanmasını yenince gelibolu elden çıkmış 1376’ya kadar Bizans’ın elinde kalmışdır


Sultan Ahmed hüdayi Hz lerine bir hediye gönderir Şeyhi kabul etmez çünkü Evliyanın gözünde dünya malı hiçdir. ve derki biz karga değiliz ki leşi kabul edelim


Sultan Ahmed şeyhi tarafından kabul edilmeyen bir hediyeyi devrin evliyası Abdülmecid Sivasîye gönderir ve hediyesi kabul edilir
Hüdayi Hazretleri şöyle der evliya ve alimler için dünya malı hiçtir ama Şeyh Sivasî öyle büyük bir ummandır ki bir parça çamurun kendini bulandırmayacağını bilir


1787`de osmanlı hazinesi boşalmış
dış borçlanma gündeme gelmişti Şeyhülislam Mehmet Kamil Efendi dış borçlanma mekruhtur ancak mevcut şartlar altında yapılması gerekir cevabını verdi


Eyyubî devlet adamı Nureddin zengi beytülmala ait araziyi, Şam`da hayır kurumlarına vermiştir


Selahaddin Eyyubî Kudüs, Şam ve Mısır`da vakıflar yapmışlardır. daha sonra gelen Türk ve Çerkez Sultanları buna uymuşlardır.


ZAMANIN EN ÂDİL HÜKÜMDARLARI
OSMANLI PADİŞAHLARI


OSMANLI PADİŞAHLARI, EHL-İ KEŞİF VE İRFANIN KİTAPLARINDA SAHABEDEN SONRA EN ÂDİL HÜKÜMLARDARLAR olarak vasıflandırılmışlardır.


hatem çok zengin ve cömertti atını çok sever canına değişmezdi bir gün sultan isteyince hatem sultana sultanım keşke önce söyleseydiniz sizin at eti sevdiğinizi bilirim ben sizi canımla misafir etmek için o atı kesip size ikram ettim bu bir cömerlikti efendimiz 1 keçisini isteyene tüm sürüyü bağışlar ve buyururdu cömert cennete yakındır


Hz Muhammed sav buyuruyor
Cimri ile cömert zırh giyinmiş iki kişiye benzer Cömert sadaka verdikçe zırhı genişler, uzar, ayak parmaklarını örtecek hale gelir Cimri ise vermek istediğinde zırhı birbirine geçer sıkıştırır ne kadar Genişletmeye çalışsa başaramaz, infak etmek istesede edemez.



efendimiz sav cömert Allaha yakın insanlara yakın cennete yakın cehennemden uzaktır


Peygamber Efendimiz iki keçi isteyene bir sürü bağışlardı


bir gün altın bulan bir adam şöyle
düşündü artık fakirlikten kurtuldum
bir köşk yaptırayım Yerleri beyaz mermer odaları en âlâ mobilyalarla döşeteyim. Bahçede rengârenk çiçekler meyva ağaçlarý bulunsun. ağaçlarda dünyanın en güzel kuşları şakısın


Hey akılsız adam Bir gün senin toprağından da kerpiç kesecekler. Eline altın geçince Namazı, niyazı unuttun. Halbuki hayat her gün bir şeyler götürüyor. Ölüm yaklaşıyor
Allahın sana verdiğini iyi harca! Harvurup harman savurma!


Namazında niyazındaydı altın bulup hayale daldı atlar köşkler düşledi
namazı ve Allaha şükrü unuttu yolu mezarlığa düştü anladıki ölüm yaklaşıyor ve bir gün toprağından kerpiç kesecekler asıl olan Verileni Allah yolunda harcamaktır ne diyor Hz Resul uhud dağı kadar altınım olsa yanımda 3 günden çok durmasını istemem


dünya bir misafirhane bir konak gibidir bu konakta bizden önce dedemiz babamız ve bizler kalmışız öyle ise hepimiz bırakıp gideceğiz
hayat bizden her gün bir şey götürüyor sen Allahı ve namazı unutma her nefese bin şükret hayale dalma ev araba köşkler düşleme ölüm yaklaşıyor Allahın verdiğini Allah yolunda harca


ihtiyar biri Evlat Bu misafirhânede kalabilir miyim diyince adam burası misafirhâne değil, evimiz dedi
ihtiyar evlat bu evi deden yaptırmış baban sen ve torunun kalmış bu konağın sahipleri onu hep bırakıp gittiğine göre, hepiniz misafirsiniz
ne diyor efendimiz sav dünya ile ilgim ağaç altında dinlenip yoluna devam eden yolcu gibidir


Hz Muhammed benim dünya ile ilgim bir ağaç altında dinlendikten sonra yoluna devam eden yolcu gibidir


Hz Musa zamanında fakir biri
odunculukla geçinir hiç yorulmazdı tek kusuru oduncu komşusunu
çekemeyip kıskanmasıydı oduncu
Hz. Musa’ya ne olur halimi Allaha anlat diyince Allahu teala şöyle buyurdu bir kulda kıskançlık varsa bu hastalıktan kurtulmadığı sürece rahat edemez huzur için en başta hasetten vazgeçmek gerekir


kıskanç bir oduncunun tek isteği yük taşıyacak bir eşşekti Allah o o kula emretti komşunun eşeğinin iyileşmesi için dua et sana bir eşek vereyim bu emir karşısında kıskanç komşu isyan etti Komşuma dua etmem eşek te istemem Yeter ki komşum eşeği iyileşmesin dedi
ne diyor efendimiz sav kıskançlık yapmayınız ateşin odunları yediği gibi kıskançlıkta iyilikleri tüketir


Kıskançlık, gerçek bir hastalıktır. Ona yakalanan kimsenin mutlu olmasına imkân yoktur kıskançlığın yorup yıprattığı rahat yüzü göstermediği bir gerçektir.
 

Murataltug

Doçent
bir kedi çakının ucundaki eti yalıyor
kovuldukça kızgınca bakıyor rızkına engel olunduğunu düşünüp etrafa
kızgınca bakıyor ama akan kanın kendi kanı olduğunu farketmiyor
felaketine sürükleniyordu işte kimi
insanlar bu kedicik gibidir, kötülüğün zararını düşünmez Kötülüğü engellemeyi çalışanlara da, tıpkı kedicik gibi, kızarlar, .


kimi insanların kötülüğüne engel olmamalı onlar kötülüğü kendisi anlamalı diyince babası cevap verdi
Bizim görevimiz insanları kötülükle baş başa bırakmak değil insanı kötülükten vazgeçirmektir Böylece onlara, ve topluma iyilik ederiz diyip
Efendimizin şu hadisini okudu
kötülüğü gören engel olsun


Hz Muhammed kötülük yapıldığını gören ona eliyle engel olsun eliyle engel olamazsa diliyle engel olsun bunuda yapamazsa o kötülükten nefret etsin


Memiş Dayı korkunç bir durum ile karşılaştı Yavrusu cansızdı Köpeğin bebeğini parçaladığını sanarak onu tırpan ile yere serdi Karısı durumu açıkladı bebeğim yaşıyor bu köpek bebeğime saldıran koca yılanı öldürdü şimdi cansız yatıyor diyince memiş dayı çok üzüldü ne diyordu efendimiz hayvanlara eziyet etmeyin


Hz Muhammed Allahdan korkunda bu dilsiz hayvanlara eziyet etmeyin


bir inek bahçedeki ekini çiğnemişti emeği boşa giden çiftçi öfke ile
bir sopa almıştı komşusu Zavallı buzağısı dün öldü ipini koparıp buzağısını arıyor, diyince çiftçinin sopası düştü ve ineğin başını okşayıp Demek ki o da yavrusunu düşünüyor, dedi ne diyor meryem suresi Rahman olan Allah gönüllerde bir sevgi yaratacaktır."


İman edip salih amel işleyenler için Rahmanolan Allah (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır Meryem suresi
 

Murataltug

Doçent
Hz. Davud bir kurdu küçümseyince o kurt Allah'ın emri ile dile gelip ben
Her gün, bin kere Allahuekber sübhanallah elhamdülillah diyerek Allahı zikreder bin kerede Hz Resula soyuna ashabına dua salat ve selam ederim der Hz. Davud as kurdu küçümsediğine pişman olur, Allah'dan korkar tevbe eder ve yalnızca rabbine sığınır.


Kardeşlerim! İnsanı Rabbinden uzaklaştıran perdelerin en büyüğü, kalbi öldürmek, karartmaktır. Kalbin ölmesine kararmasına sebep de dünyayı sevmektir.

Bir hadîs-i kutsîde buyruldu ki:"Ey Âdemoğlu! Kanâat et zengin ol. Hasedi terket, râhat ol! Dünyâyı terket, dînin halis olsun."

Kim gıybeti terkederse, Allahü teâlâya karşı olan sevgisi çoğalır. Kim az ve doğru konuşursa, aklı tam olur.

Kim aza kanâat ederse, gerçekten Allahü teâlânın ahdine inanmış olur. Kim dünyâ için kaygılanırsa Allahü teâlâdan uzaklaşır."



Gazneli mahmut Hint savaşında sayısız ganimet elde eder ve tüm ganimeti yoksullara dağıtır çünkü savaştan önce dua etmiş galib gelirse tüm ganimeti yoksullara vereceğine dair adak adamıştır

gazneli mahmut ganimetini adak adamıştı itiraz gelince bir meczuba danışıp şu cevabı aldı Sultanım Allah'a işin düşmez ise adağını düşünme işin düşer ise madem Allah yardım etti düze çıkardı sen kendine düşeni yap sözünü yerine getir en son sultan Mahmut adağı
yerine getirip tüm ganimeti yoksula verdi ve yoksul babası oldu


bir daha Allah'a işin düşmeyecekse merak etme adağını düşünme. Yok, zaman gelecek, yine işin düşecek
ise utan adağını yerine getir.

Madem Allah sana yardım etti, işini düze çıkardı; demek ki kendisine düşeni yaptı. Sana düşen iş nerde Niçin sözünü yerine getirmiyorsun?

sultan Abdülhamid Allah ordu-yu hümâyûna nusret, kuvvet versin, inşâallah zafer bizimdir?”

sultan Abdülhamîd selanik düşmek üzere diyenlere şu cevabı vermiştir Selanik, İstanbul’un anahtarıdır Ordumu Nasıl bırakıp giderim târih ve ecdâd yüzüme tükürmez mi?.. Ben tahliyeye razı değilim! Yetmiş yaşında olduğuma bakmayın... tüfek verin, asker evlâdlanmla Selânik’i son nefesime kadar müdâfaa edeceğim!” dedi.

Sultan Abdülhamîd âcil işlerde, gece uyandırılmasını ister işlerin ertesi güne bırakılmasına asla rızâ göstermezdi.

başkâtibi bir geceyarısı Sultân Abdulhamidin kapısını çalar kapı geç açılır Abdülhamid han şöyle açıklar evladım çok mühim bir işe geldiğinizi anladım. uyandım. Abdest aldım. geciktim. Kusura bakma. Ben bu milletin hiç bir evrakına abdestsiz imza atmadım. Getir imzâlıyayım” dedi. Besmele çekerek imzaladı.”

sultan Abdülhamid han devletin
hiç bir evrakına abdestsiz imza atmaz her evrakı Besmele çekerek imzalardı.”


Sultan Abdülhamit Beşiktaş tepesindeki Yıldız Sarayı’nı ve yıldız câmisini yaptırıp Hamîdiye suyunu halka sunmuştur


Ankara vâlisi Abidîn Paşa tatlı su tatlı su için Ankara halkından para toplamıştı, Abdülhamîd han vâliye Susuzlara su vermek Dînimizin emiridir ve çok sevâbdır Bu şeref bize bırakılsın. Topladığın parayı geri ver masraf hazînemdendir dedi ve Az zamanda Ankaralıları tatlı suya kavuşturdu.

Abdülhamîd han Medîne ve Bingâzi de telgraf hattı yaptırıp, Musul ve Kerkükte petrol kuyuları açtırmışdır

Abdülhamîd Han Hicaza hizmetler götürmüştür yaptığı. hizmetler yalnız ümerâya, ulemâya ve makama olmayıp, fakirlerin hepsine ulaşmıştır.


Anadolu'daki en büyük velilerden biride Hacı Bayram-ı Veli hz leridir

Akşemseddin hz leri sultan Fatih in
hocası olup Hacı Bayram hz lerinin talebesidir


Akşemseddin hz leri Hacı bayram hz lerine bağlanışından kısa bir zaman sonra zekası ve şeyhine olan tam teslimiyeti sayesinde icazet alıp irşadla görevlendirilir


bir gün Hacı Bayram hz leri talebesi
hz Akşemseddinin üstünlüğünü
şöyle açıkladı Bu köse bizde ne gördü ise hemen inandı ve teslim oldu. Kırk yıllık talebelerim ise bizde gördüklerinin önce sebep ve hikmetini öğrenip sonra inandı ve teslim oldu. İşte aradaki fark budur.

90'lık bir ihtiyar Hasan-ı Basri hz lerine tevbe edip doğru yola girmek istiyorum der mübarek zat latife yapıp sorar Beybaba geç olmadı mı?" der. İhtiyar: "Neresi geç ki, ölmeden geldim ya" der.

Hasan-ı Basri hz lerine 90 lık dede tövbe etmek isterim der Hz basri sorar geç olmadı mı ihtiyar derki ölmeden geldim der Hz basri doğru söyledin ölmeden önce gelen, zamanında gelmiş olur der

Düşünen ve hakkı kabûl edenlere, Rableri katında Cennet vardır.(En'âm sûresi:127)

Seyyidet Nefîse hz leri evinin önünde, kendisi için bir kabir kazmıştı Kabre iner namaz kılardı. Bu yerde altı bin hatim okumuştu

Seyyidet Nefîse hz leri Vefât anı oruçlu idi ağırlaşınca orucunu bozabileceğini söylediler onlara "Siz ne diyorsunuz? Ben otuz senedir oruçlu olarak vefât etmem için duâ ediyorum." buyurdu.

Ehl-i beytten Seyyidet Nefîse hz leri
oruçlu iken En'âm sûresinin Düşünen ve hakkı kabûl edenlere, Rableri katında Cennet vardır âyet-i kerîmesini okuyarak vefât etmiştir
İmâm-ı Şa'rânî hz leri, "Ehl-i beyt içinde tasarrufu en fazla olanı, Seyyidet Nefîse'dir" buyurmuşdur

İmam-ı a'zamın babası küçük yaştan beri ahlakı temiz, takva sahibi idi. Yüzü gayet nurlu olup zühdü, salahı ve ilmi pek çok idi.

kördür hiç haram görmemiştir Sağırdır hiç haram duymamıştır. Dilsizdir hiç haram konuşmamıştır. Kötürümdür, harama yürümemiştir
Allah günah ve harama karşı bizi
kör sağır ve dilsiz eylesin


imamı azamın babası bir elma yedi ağzında kan izi görünce pişman oldu o elma bahçesini aradı ve elma sahibinden helallik almak için
5 yıl boyunca o adamın tarlasında ücretsiz çalıştı

bir genç izinsiz bir elma yeyince pişman olup sahibinden helallik istedi elma sahibi dedi ki sakat bir kızım var onunla evlen genç kabul etti düğün gecesi dünya güzeli bir
kız gördü kızın babası açıkladı kızım harama karşı kör ve sağırdır haram konuşup işlememiştir sen ise dürüst ve temizsin bu kız sana helaldir birbirinize mübarek olun


gazneli Mahmut Hasen Harkani hz lerine sorar Bayezid-i Bistami nasıl biri idi Harkani hz leri der ki Hocam öyle bir zat idi ki kim yüzüne baksa,
müslüman olur iman ile şereflenirdi

gazneli Mahmut Hasen Harkani hz lerine sorar geldiğimde yüzüme bakmadın; şimdi beni Sebebi ne ki?
Harkani hzleri cevaplar Gelirken kibirle içeri girdin, giderken tevazu ile gidiyorsun, şimdi güzelleştin.


Bir gece hırsızın biri Seyyid Taha hz lerinin ambarından un çalar fakat kaldıramaz o an Hz taha gelir dur Yardım edeyim, deyip ekler Bunu al git, ihtiyacın olursa, ambara değil, bize gel buyurur ve hırsız tövbe edip, sadık bir talebe olur


Ebul Vefa Hz lerinin oğlu su bidonu delip suya zarar verir sakanın biri şikayet eder vefa hzleri zararı öder durumu hanımına sorar hatun cevap verir bey hamileyken bacımın limonunu izinsiz iğneyle delip emdim. Nefsimi körlettim. Hata bende söylemeliydim ona o gün vefa hzleri bacılarından helallik alırlar çocukta davranışı terkeder

Ne de olsa insandır ve o da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir.

Sultan Murad dediğin kimdir? Sen asıl Alemlerin Sultanı'na kendini sevdirmeye bak ki, O seni sevince sırtını bile Sultan Murad'a keselettirir..."

Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum."

4. murat tedbili kıyafet bir hamama gelir ve onu kimse tanımaz yaşlı biri evladım sırtın kirlidir istersen keselerim diyince sultan buna sevinir çünkü karşılıksız yapılan bir iyiliktir ellerin dert görmesin baba der ve ihtiyarın kesesi bitince bu sefer 4.murat ihtiyarı keseler çünkü o da bir insandır ve her insan kendine yapılan iyiliklerin kölesidir

4. Murad gizlice bir hamama girer ve kimse tanımaz amacı teftiştir gizlice bir ihtiyarı keseler ve sorar amca sultan murada hizmetkâr olmak varmış adamları hamamı inletiyorlar adam şu cevabı verir evlâd sen Allaha hizmetkâr ol ki, O sevince sırtını Sultan Murad'a keselettirir sultan murat kimdir asıl alemlerin sultanı Allahtır


Gönüller sultanı Mevlana sorar
evimizde yiyip içecek ne var hiç birşey yok, diye cevap alınca elini açar Allah’ım, sana şükürler olsun ki, evimiz Peygamber evine benzer sen bana Muhammed sav yolunun tozu olduğunu gösterdin
 

Murataltug

Doçent
Allah dostlarından birine bir adam yardım eder O gece bir kabus görür kıyamet kopmuştur ve herkes sıratı geçme korkusundadır o an adamın elini bir el tutup onu selamete götürür adam kimsiniz? diye sual edince şu cevabı alır cihan serverinin sırdaşı Ebu Bekir Sıddık'ım. evlatlarımıza hizmet eli uzatanlara, imdad elimiz ulaşır,


cüneyd bağdadi Şükr Allah-ü teâlâ'nın ihsan ettiği nimetlerle ona isyan etmemektir


genç hatib Cüneyd 8 yaşında 400 âlim şükrü tarife çalışırken şu cevabı verir Şükr Allah-ü teâlânın
nimetlerine isyan etmemektir' bu talebeye rüyasında Efendimiz Ey Cüneyd insanlara nasihat et Allah-ü teâlâ seni insanların kurtuluşuna vesile kıldı.o günden sonra vaaza başlar ve Cüneyd-i Bağdadi olur.


bir adam Yâ Resûlüllüah komşum,
bahçeme sap koyup eziyet veriyor, deyince Hz Resûl o sapları satın almak istedi Adam reddetdi. Allah Resûlü hediye et yada cennet karşılığı onları bana ver diyince Adam tekrar yok dedi Hz Resul bu
sefer buyurduki Selâm vermekten kaçınan kimse dışında, senden cimrîsini görmedim.


Şeyh Hzleri izinsizce helallik almadan bir elma yemişti bir gün
seferde iken kervanını bastılar ve şeyhin elini kestiler şeyh şöyle dua
etti Ya Rabbi sünnete uymadım namazı terkettim Elim günah işledi kestirdin hata ettik affet O el suçlu idi Kestiniz bir anlık gafletten elden oldum Bu suçlu el cezasını çekti Allah ahirette çektirmesin


Sultan Fatih Sırbistanı fethetmek üzere idi. Sırp Kralı sordu Sırbistanı fethederseniz ne edeceksiniz şu cevabı aldılar Sırbistan feth edilirse islamı tek din ilân eder kimseyi, dinden döndürmez İsteyen kiliseye gider, isteyen Allah indinde tek din İslâmiyeti seçer, dünya ve ahiret selâmetine kavuşur.
 

Murataltug

Doçent
1569 da Venedik korsanlarının Müslümanları esir alıp Kıbrıs’ta satmalarına hiddetlenen 2. Selim Venedikten Kıbrısı terketmesini istemiş Ve kıbrıs seferine çıkmıştır

osmanlının Kıbrısı fethetme nedeni
Ortadoğu ve Kuzey Afrikaya Kıbrıstan lojistik desteğin çabuk, ve ekonomik olarak sağlanması

osmanlının Kıbrısı fethetme nedeni
Kıbrıs’ın, Venedik elinde olması sebebi ile osmanlının Ortadoğu ve Kuzey Afrikaya lojistik destek sağlayamaması

osmanlının Kıbrısı fethetme nedeni
Kıbrısdan geçen Osmanlı ticâret ve hacı taşıyan gemilerin Akdeniz’de Hıristiyan korsanlarınca soyuluyor
olması ve Venediğin korsanları himâye edmesi.

İkinci Selim Kıbrıs serdârlığına Lala Mustafa Paşayı tâyin etti Lala paşa Avrupa ve Venediğin tüm yardımına rağmen 8 Eylül 1570’te Lefkoşe’yi 1 Ağustos 1571’de Magosa’yı alarak Kıbrıs’ı fethetti

2.selimin kıbrıs seferinde Venedik tüm Avrupadan yardım istedi ve Papa İspanya Malta Şövalyeleri ve Venedik ittifakı kuruldu.

inebahtı deniz savaşında haçlı orduları ispanyol Don Juan komutasında 6 Ekim 1571’de inebahtıda Osmanlı ile savaştı savaşı osmanlı kaybetmiştir

inebahtı deniz savaşında kılıç ali
Paşanın tüm muhâlefetine rağmen, Kapdân-ı deryâ Ali Paşa donanma
noksanlığını göz önüne almadan, düşmana saldırmış Osmanlı büyük bir yenilgiye uğramış haçlılar ise zafer sarhoşu olmuştur

inebahtı deniz savaşında osmanlı gemileri yok edilip çok sayıda şehit
verilmişti ancak 2.Selimin emri ile 1 senede Osmanlı inebahtıdakinden daha büyük bir donanma oluşturdu

2.selim zamanında kaptan-ı deryâ
Kılıç Ali Paşa, 13 Haziran 1572’de büyük bir Osmanlı donanması ile 7 Mart 1573’te Kıbrısı fethetti.

Bizans’taki taht mücâdelesinde Orhan Gâzi 6. Kantakuzene yardım etmiş onun kızı Teodora ile evlenip 5000 Osmanlı askerini bizansa yardıma göndermişdir

Orhan Gâzi bizans imparatoru olan Kantakuzene Bulgarlar ve Sırplara
karşı yardım etmiş .Geliboludan bir kale verilmesi sözünü alarak oğlu Vezir Süleymân Paşayı on bin kişi ile bizansa yardıma gönderdi .

orhan gazinin kayınbabası bizans imparatoru Kantakuzen, Osmanlı yardımıyla Dimetoka’da Bulgar ve Sırplara karşı başarılı muhârebeler yapmış ve buna karşılık Gelibolu Çimpe Kalesini verdi

Osmanlılar 1353’te orhan gazi zamanında Gelibolu’nun fethi ile Avrupa kıtasındaki topraklarını genişletip Marmaraya hâkim oldu

Orhan Gâzinin bizans imparatoru olan kayınbabası kantakuzen Osmanlıyı rumeliden atmak için orhan gaziden Çimpe Kalesini satın almak ister reddedilir 1355’te kanta kuzen Bizans tahtından indirilir

bizanslı Yuannis orhan gazinin kayın babasından sonra bizans tahtına geçmiş orhan gazi ile iyi geçinip oğlu Halil’i korsanlardan kurtarıp, on yaşındaki kızını şehzâdeye vermeyi düşünmüştür

bizans kralı yuannis orhan gaziye karşı papa ile dost oldu. Dinini bırakıp katolikliğe geçmeyi plânladı Amacı osmanlıya karşı Lâtinlerden yardım almaktı

Orhan Gâzinin yaptığı fetihlerde Süleymân Paşa, 1356 da Doğu Trakya’ya geçerek Malkara ile Keşan ve Çorlu’yu almışdır

Orhan Gâzi zamanında gelibolu ve rumeli fethedilerek bölgedeki
Osmanlı hâkimiyetini güçlendirmek
için Türk-İslâm nüfûsu bölgeye
yerleştirilmiştir


Orhan Gâzi zamanındaki Rumeli fütûhatında, Osmanlının iyi muâmelesi, din, mezhep, dil hoşgörüsü; can, mal, emniyeti sağlaması, bölgeye sulh, huzur ve refâh getirmişdir

Yeni şehirli abdullah efendi
İstanbul’da ilk matbaanın kurulmasına fetvâ veren, elli yedinci Osmanlı şeyhülislâmıdır.

Yeni şehirli abdullah efendi 57.
Osmanlı şeyhülislâmıdır Sultan 3. Ahmed tarafından şeyhülislâmlığa getirilmişdir.

Yeni şehirli abdullah efendi 57.
Osmanlı şeyhülislâmıdır Dâmâd İbrâhim Paşaya hizmette bulunup. Pâdişâhın ihsânlarına kavuşmuş kültür ve yenilik faâliyetlerine ön ayak olmuşdur.

57.Osmanlı şeyhülislâmı Yeni şehirli abdullah efendi İbrâhim Müteferrikanın kurduğu matbaaya şu şekil fetvâ verir. Kitap basma sanatı kitabı kalıba çıkarıp, az zamanda çok kitap elde ediyor. ucuz kitap yazımına sebep oluyor Fâideli olup dînimiz izin verir.

osmanlıda şeyhülislam fetvaları
İslâm dîninin ilmî, fennî ve teknik gelişmeleri teşvik ettiğini gösterir

osmanlıda şeyhülislamlar ilmî ve tekniği desteklerdi verilen her fetva
osmanlı ve islam bilim ve tekniğe mani oldu diyenlere adeta bir cevaptı osmanlıda matbaa fetvasını veren 57. Osmanlı şeyhülislâmı abdullah efendidir

Yeni şehirli abdullah efendi 57.
Osmanlı şeyhülislâmıdır Sultan 3. Ahmed göreve getirmişdir. ilk matbaa fetvasını vermiş 1730 da vazîfeden alınıp Bozcaada’ya gönderilmiş hacca gitmiş efendimizin mübârek kabrini ziyâret ettikten sonra 1744 de Kanlıca İskender Paşa Câmine defnedilmişdir.


genç Sultan Mehmed, İstanbul`un fethinde Allah dostlarının orduda bulunmasını isteyince Molla Fenârî,
Gürânî Akşemseddîn, gibi âlimler bu fetih ordusuna katılmışlardır

Aydınoğlu, Karamanoğlu, kuvvetleri İstanbul`un fethinin, Türk-İslâm âlemince mukaddes bir gâye kabûl edildiğini dile getirmişdir

istanbulun fethinde Molla Fenârî,
molla Gürânî Akşemseddîn gibi
evliyâ zâtlar, askerlere azim veriyorlardı.

Fâtih Han, İstanbula ordugâh kurup düşmana İslâmı tebliğ etmiş ret cevabı alıca Bizansı kuşatmıştır

sultan mehmet istanbulun fethinde yaptığı ilk akınlarda netice alamadı
ancak bu alimler ordusunda askeri ve sultanı gayrete getiren din büyüğümüz Akşemseddîn vardı

Hacı Bayram-ı Velî hz leri sultan mehmedi bebekken görmüş talebesi Akşemseddîn hz lerini
İstanbul`un fethini şu çocukla bizim köse görürler diyerek müjdelemiştir

Sultan Mehmed Akşemseddîn`e Şeyhim istanbulun feth olmak ve zafer ümidi var mıdır?" deyince Akşemseddîn şu cevabı verir
Ümmet-i Muhammed ve gâziler kâfir kâlesine hücum ederse, inşâallahü teâlâ feth olur."

Akşemseddîn Hz leri sultan fatihe istanbulun fethinde şu mektubu yazar Kul tedbir alır, Allahü teâlâ takdir eder Hüküm Allahü teâlânındır. kul, elinden geldiği kadar gayret göstermekte kusur etmemelidir. Resûlullah`ın ve Eshâbının sünneti budur."inanç ve gayretle yürüsün O gün feth ola. Kostantiniyye ezan sesiyle dola!"


Akşemseddin Hz leri

Kul tedbir alır, Allahü teâlâ takdir eder Hüküm Allahü teâlânındır.

kul, elinden geldiği kadar gayret göstermekte kusur etmemelidir. Resûlullah`ın sünneti budur."

inanç ve gayretle yürüsünler. O gün feth ola. Kostantiniyye`nin içi ezan sesiyle dola!"

Sultan Mehmed istanbul fethinde
hocası Akşemseddîn hz lerinden duâ istemiş Akşemseddîn;"Yâ Fakih Ahmed! himmet taleb eyle!.. Allaha niyâz eyle buyurmuşdur

istanbulun fethinde Akşemseddîn hz leri akıncılar bizansa hücum ederken secdeye kapanıp Allahü teâlâya yalvarıp duâ eder o anda melekler ordusu türk askerinin
yanında belirir ve efendimiz sav in
müjdesi gerçekleşir ne güzel ordu ne güzel kumandan ne güzel dua

İstanbul fethedilince Peygamber efendimizin büyük mûjdesi gerçekleşmiş. Sultan Mehmed şehre büyük bir mareşal gibi
Beyaz bir at üzerinde girmişdir

fatih han Muhteşem zafer ile istanbul halkını Zulümden kurtarır çağ açar çağ kapar ama bu gencin
fatih olduğuna inanmazlar çiçekler Akşemseddin hz lerine verilir o ise fatih hanı gösterir sultan o dur der fatihin verdiği cevab ise tevazu ve saygının en güzel ifadesidir o benim hocam ve gönüller sultanıdır ve çiçekleri ona veriniz

HACI BAYRAM VELİDEN NASİHATLER

Hacı Bayram hazretleri Sultan 2. Murâd Hana şöyle nasihat etti

herkesi tanı, ikrâmda bulun. İlim sâhiplerine hürmet et. Yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster.

Halka yaklaş fâsıklardan uzaklaş, iyilerle düşüp kalk. kimseyi küçümseme

İnsanlığında kusûr etme, sırrını açma, iyice yakınlık etmedikçe, kimseye güvenme.

Cimri ve alçakla ahbablık kurma. Kötüye ülfet etme.

insanlarla aranızda meseleler görüşülürse, hemen muhâlefet etme. Sana sorulursa, cevap ver.

Seni dinleyen halk, hem senin değerini, hem de başka türlü düşünenleri tanımış olur.

Onlar, verdiğin cevâbı benimserler ve sürekli yaparlarsa, senin kadrini bilir ve mevkiine hürmet ederler."

Seni ziyârete gelenlere ilim öğret, faydalansınlar. , öğrettiğini belleyip tatbik etsinler.

Onlara öğret, güven ahbablık kur. dostluk, ilme devâmı sağlar.

ikrâm et. İhtiyaçları temin et. değer ve îtibârları tanı kusur görme.

Halka yumuşak muâmele et, bıkkınlık gösterme, onlardan biri imişsin gibi davran.



Sultan Mehmed Akşemseddin hzleri için Gidiniz, ona gidiniz. o benim hocamdır. Şehrin mânevî fâtihidir." çiçekleri ona veriniz demiştir

Sultan Mehmed Han, fethin üçüncü günü Ayasofyayı câmiye çevirdi. ilk hutbeyi, Akşemseddîn okudu.

Akşemseddîn hzleri Ey gâzîler, bilin, âgâh olun ki; cümleniz hakkında, Server-i kâinât; "Onlar ne güzel askerdir." buyurmuştur.

İnşâallah cümlemiz affedilmiş oluruz. gazâ malını isrâf etmeyip, hayr-ü-hasenâta sarf pâdişâhımıza itâat ve muhabbet ediniz."

Sultan Fâtih Zamânımda Akşemseddîn gibi bir zâtın olması İstanbul`un fethine duyduğum sevinçten az değildir diye şükr etti.

Fâtih Sultan Mehmed Han, Eyyûb Ensârî`nin kabr-i şerîfinin üzerine türbe Akşemseddîn ile talebelerine odalar, ve câmi-i şerîf yaptırdı.
 

Murataltug

Doçent
dul bir kadın yetim kalmış çocuğu ile zengin bir hacıdan yardım istedi. Hacı amca bıktım diyip yardım etmedi karşıdan gelen yahudi zavallı kadına yardım etti yetim çocuğunu giydirdi, kadın Yahudiye Allah sana iman nasip etsin. Sen bizi giydirdin Allah da sana Cennette köşkler verip Cennet elbiseleri giydirsin, diye dua etti,


yetim bir çocuk zengin bir hacıdan yardım isteyince kovuldu o yetimi bir yahudi tüccar giydirdi o gün yahudi tüccar rüyasında cennete girmişti gözleri kamaştıran bir köşk gördü. köşkte ismi yazılı idi.


kadının biri yetim çocuğu ile zengin bir hacıdan yardım isteyince yetim çocuğu ile kapıdan kovuldular o gün hacı emmi rüyasında cenneti gördü ancak içeri alınmadı hacı sordu neden giremiyorum cennet köşkünde ismim yazar dedi melek cevap verdi Düne kadar senindi maalesef başkasına devredildi.


Sen kapına geleni boş çevirme Cennette saraylar yaptır. Allah'ın mülkü geniştir


zengin bir hacı bir yetimi kovunca cennetteki köşküne alınmaz o köşk
yetimi doyurup duasını alan sonra
müslüman olan bir yahudiye devredilmiştir yahudi adama şunu der kapına geleni ve yetimi kovma
Allahın lütfu geniştir sen de cennette köşk yaptır ne diyor efendimiz yetimi gözetleyen kimse ile cennette beraberce bulunacağız


Hz Muhammed Ben ve yetimi kollayıp gözetleyen kimse cennette şöyle beraberce bulunacağız


Bir şahıs, ıstırapla, İmam Sadık ra gelerek Allah'a bana daha fazla rızık vermesi için dua edin yoksulum der İmam: Hayır asla der Allah bu işe yol tayin etmiştir rızk peşinden koşun ve elde edin diye emir buyurmuştur. sen evde oturup, dua suretiyle, rızkın peşinden gelmesini istiyorsun.


Allahım, sana iman ettim. Senden korktuğum için, putları bıraktım. Arzumla sana hicret ettim. puta tapanları bana güldürme, gücümün yetmeyeceği yükü bana yükleme.


Ashabtan biri Hz Ömer i ziyaret eder Halife önündeki mumu söndürüp cebindeki mumu yakar ve bunu şöyle açıklar ilk mum devletindi O yanarken özel işimle meşgul olsaydım Allah indinde mesul olurdum. özel işim için şahsi mumumu yaktım, diyince Sahabe dua eder: Ya Rabbi! Hattab oğlu Ömer'i başımızdan eksik etme!


Rızkım Allah'ın hazinesinden gelir


Ey tembel adam kendini tilkiye benzeterek neden miskin olursun Kalk! Yırtıcı arslan ol. Başkasının artığına göz dikme Sana yakışan artık yemek değil artık bırakmaktır.


Dervişin biri bir tilki gördü Allah'ın lütfuna hayran oldu ve tilkye rızk gönderen Allah, benimkinide gönderir diyerek çalışmak istemedi Günler bir deri bir kemik kaldı. bir gün ulu bir ses duydu ey tembel kendini tilkiye benzeterek miskince oturuyorsun? Kalk arslan ol artığa göz dikme Sana yakışan artık yemek değil, artık bırakmaktır.


Gücüyle arslan gibi olan, başkasından yiyecek bekler mi? kalk! Kolları sıva. Çalış rızkını kazan. Hem kendin ye, hem muhtaçlara yedir.'


Ey genç insan! 'Elimi tutun' diyerek başkasına el uzatma Çalışmayan insanın kafasında beyin yoktur. Onların başları kuru deridendir


Allah'ın kullarına iyilikte bulunan, iki cihanda da iyilik görür.


Yaşlıya yoksula yardım elini uzat! Allah, başkasının mutluluğu için çalışanın yardımcısıdır.


Bayezid-i Bestamî bir gün delinin birine sorar çok günah işliyorum ilacı nedir deli cevap verir Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır... Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir... Akşam-sabah bol miktarda ye... göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi.
 

Murataltug

Doçent
ne dersiniz günahlardan kaçıp bir dağ başında çoban mı olmalı yoksa tüm insanlar ve günahlar içinde mi kendimizi günahtan sakınmalıyız

İnsanlardan kaçarak dağ başında veli olmak kolay Bütün mesele insanların içinde veli olabilmekte.

Asıl mesele, dağ başına kaçmak değil, insanlar arasında durumunu muhafaza etmek Siz ne dersiniz Dağ başında mı yoksa şehir içinde mi muhafaza olmalı?

kardeşin biri şehirde günaha girmektense köyde çobanlık yapıyordu abisi ise şehirde bir dükkan açıp ibadet ediyordu
küçük kardeş bir gün şehire uğradı o sırada bir kadın çıplak ayakla ayakkkabı bekliyordu büyük abi şunları söyledi asıl mesele kardeş
İnsanlardan kaçıp dağda veli olmak değil insanlar içinde veli olabilmek

bir dağa kaçıp günahtan korunmak kolaydır ama Asıl olan insanlar ve günahlar içinde günahtan korunmaktır ne dersiniz günahlardan kaçıp bir dağ başında çoban mı olmalı yoksa tüm insanlar ve günahlar içinde mi kendimizi günahtan sakınmalıyız
ne diyor Hz Resul günahtan arınmak; imanın yarısıdır.

Rasûlullah buyurdu “Temizlik yani her türlü günah ve pisliklerden arınmak; imanın yarısıdır.


Sultan Abdülhamid zamanında, Sarayda nöbetçi hassa askerleri vardı. nöbetçiler birilerini görür gibi seslenirler uyanık ve vazifede olduklarını duyururlardı nöbet her saat devredilirdi

Abdülhamid han devrinde nöbetçi
yerine başkasını tutmuştu yiğit asker sultana durumunu açıkladı ihtilam olmuştum bu hal ile
Halifei Müslimîn'in korunmasında vazife alamam dedim ve gusülsüz nöbet tutmaktan ar ettim bu yiğit mehmetçiği Abdulhamit han çok
sevmiş ve onu ödüllendirmişdir


Sultan Abdülhamid zamanında
gusülsüz nöbet tutmayan yiğit
askerin inceliği Abdülhamid hanın
çok hoşuna gider ve memnuniyet
ifadesi olarak onları ödüllendirirdi

Osmanlıda her paşa ve padişah memleketinde hayır kurumu yapıp ahirete öyle giderdi,

Ecdâdımız fethedilen yerlerde cami, külliye hastane yapıp hayır
duaları ile ahirete gitmiştir

Ecdâdımız, kültür müesseseleri kurdular. İnsan Rabbini ansın diye camisiz yer bırakmadılar.

Kanunî han Süleymaniye Camiini yaptı Rabbi’ne armağan takdim etdi

süleymaniye camii yapılırken bir nine Allah’ım rızanı nasıl kazanayım diye dua edip askere bir tas yoğurt
verdi sultan kanuni rüyada yaptığı iş ile bir tas yoğurdun tartıldığını
gördü ninenin Allaha yakarması ve askere ikram ettiği bir tas yoğurt ile alınan asker duası Allah tartısında
Süleymaniye camiden ağır gelmişti


Ermeni olaylarında Abdülhamid hakkında rapor yazan Türkiye aleyhinde teşebbüste bulunan İngiliz elçisi Sir Flip Küri notunda şunu yazar raporlarda, hata etmiş ve padişaha iftira atmış olduğumu anladım hatayı tamire imkân yok! O, siyasî bir deha idi...

Sultan Abdülhamid gibi siyasî deha İngilizlere bile gerçeği anlatmasını biliyor ve onları yaptıklarına pişman kılabiliyordu.

Birinci Dünyâ Savaşı’nda İngilizler, İslâm dünyâsını parçalamak için câsusluk ve propagandaya girişdi

Birinci Dünyâ Savaşı’nda Hint Müslümanları osmanlıya dost ve sadık kalmışlar ancak Arap dünyâsında çözülmeler başlamıştır

Birinci Dünyâ Savaşı’nda ingilizler
Arap liderlere Osmanlının yıkılması
için yeni kurulacak devletlerden taçlar vadedmekteydi...

Sultan Reşâd Han İslâm birliğini ve Hilâfeti yeniden tesis için Şeyh Senûsî hzrlerinden Müslüman Âlemini tekrar Hilâfet etrafında toplamasını ricâ etmiştir

Birinci Dünyâ Savaşı’nda Müslümanların en fazla sözünü dinleyecekleri şahsiyet libyalı alim
Şeyh Senûsî hazretleridir ömer muhtarın mürşid ve öğretmenidir

Birinci Dünyâ Savaşı’nda libyalı lider Şeyh sunusi hzleri sultan reşada Türk milletine hizmete hazır olduğunu bildirmiş Ancak Sultanın vefâtı. kaderde yazılanlar osmanlının başa gelecektir

İslam ülkelerinde Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında çatışma çıkartmak her asırda İslam birliğini zayıflatmak, İngilizlerin vazgeçmediği hedeflerdir.

Birinci Dünyâ Savaşı’nda ingilizler
Müslümanların ilerlemesini engelleyecek islam ülkelerinde
geçimsizlik çıkartıp birlik ruhunu ortadan kaldıracaklardır

Müslümanlık fikrîni gücünü millî servet ve hazineleri boşa harcayan gençlerin vatana hizmetlerini önlemek için İngiliz casusları”nın
yerli işbirlikçileri hâlâ faaliyette mi

Sahte tarîkatleri duyan 2. Bayezîd
Kim hak kim batıl öğrenmek için Ahmed Şemseddîn hzlerini dâvet etti bu alimin süzgecinden doğru rehberler rahatça geçti sahteler
perişan oldular Tekkeleri kapatıldı men edildiler. Şemseddîn hzlerine, imtihandaki dirâyet ve olgunluk sebebiyle “Yiğitbaşı” denildi.

Ahmed Şemseddîn hzleri 2. beyazıd dönemi alimlerindendir
kendisi bir kemallik ve dirayet vasfı olan yiğit başı diye nam salmıştır
Pâdişâh kendisinden çok hoşnut kalıp takdir etmiştir

Ahmed Şemseddîn hzleri 2. beyazıd dönemi alimlerindendir
Manisada yaşamış mübareğin ilminden faydalanmak isteyenler Manisa’ya akın etmiştir

Ahmed Şemseddîn hzleri 2. beyazıd dönemi alimlerindendir
arkasında yüzlerce talebe ve sekiz cilt eserle 1504 te sonsuzluk âlemine göçmüştür.

Ahmed Şemseddîn hzleri 2. beyazıd dönemi alimlerindendir
Türbesi Manisa Seyyid Hoca Mahallesindedir. Zamanla yıkılan dergahının yerine Yiğitbaşı vakfı tarafından mescid inşâ ettirilmiştir.
 

Murataltug

Doçent
Hz. Ali İbn-i Mülcem’in eliyle şehit edilmeden önce Hz Hasana a.şöyle buyurdu: “Bu sütü esirinize verin. Oğlum! Sana olan hakkım için yenilecek ve içeceklerin en iyisinden ona verin.

Hz. Ali İbn-i Mülcem’in eliyle şehit edilmeden önce Hz Hasana şöyle buyurdu: Ben ölünceye kadar ona iyi davranın. Yediğinizden yedirin içtiğinizden ona da içirin.”

Hz. Ali hilafetinde Yahudinin birisiyle yol arkadaşı oldu.ve
yol ayrımına gelince Zimmi adam “
Hz Aliye neden yoluna gitmedin diye sordu Hz. Ali en iyi arkadaşlık, arkadaşı ayrıldığında onu birkaç adım uğurlamaktır. Peygamberimiz böyle emretmiştir. buyurdu

Hz Ali bir yahudiyle yola çıkar ve ona arkadaş uğurlamanın peygamber sünneti olduğunu söyler yahudi şu cevabı verir Peygamberinizin dininin dünyaya hızlıca yayılıp çok takipçi bulması, kesinlikle onun güzel ahlakındandır
şahit ol ki, ben sizin dininizdenim

Hz. Ali halife iken ayakkabısını
kendisi yamalardı bir gün halka
buyurdu ki Bu değersiz ayakkabı hükümet ve önderlikten daha sevimlidir hükümet ve önderlikle hakkı diriltip batılı yok edersem başka. bir hükümetin değeri, hakkı diriltmeğe batılı ise yok etmeğe bağlıdır. Aksi takdirde değeri nedir

Hz. Ali halka konuşurken şöyle buyururdu Ey insanlar aranızdan ayrılmadan önce, bana ne sormak isterseniz sorun. Allah’a and olsun ki, her soruya cevap vereceğim.

Hz. Ali halka konuşurken Sa’d bin Vakkas Ey Emir baş ve sakalımda ne kadar kıl var?”diye sordu Hz. Ali buyurdular: ki Resulullah bu soruyu haber vermiştir! baş ve sakalının
her kılı altında sana lanet eden bir melek ve tahrikçi bir şeytan vardır. evinde de Resulullah ın torunu Hüseyin’i öldürecek bir çocuk
Ömer bin Sa’d vardır!

Hz. Ali bir gün zengin bir zata
şu nasihatı verir büyük evi dünyada ne yapacaksın? dünyada birkaç günden fazla kalmayacaksın. Ahirette geniş ev istiyorsan misafir ağırla, akrabalara ihsanda bulun, din kardeşlerinin hakkını öde ki Allah-u Teala diğer dünyada sana geniş ev versin

Hz Ali misafir ağırla, akrabalara ihsanda bulun, dini kardeşlerinin hakkını ödersen Allah-u Teala diğer dünyada sana geniş ev verir.”

Hz Ali Ey nefsinin düşmanı! Şeytan seni bu yola sürüklemiştir. çoluk çocuğundan utanmıyor musun? Neden çocuklarına merhamet etmiyorsun?

Hz Ali Tertemiz rızkları helal eden Allah’ın onlardan yararlanmanı istemediğini mi zannediyorsun? Sen Allah katında böyle bir düşünceden daha düşüksün.”

Hz Aliye neden kuru ve katıksız ekmek yiyorsun? diyince şöyle buyurdular ben müslümanların önderiyim. yiyeceğimi, fakirlerin zorluğa tahammülleri için onların yiyeceklerine indirmeliyim. Bu önderlikte örnek vazifem dir sizin böyle bir vazifeniz yoktur

Hz. Ali nin önüne çürümüş bir kafatası koyarlar Kafatası konuşur Ey Emir’el- Muminin ben adaletli bir padişahtım, şefkatliydim. zulüme razı olmazdım. Ama Mecusiydim
ateşe tapardım şimdi bu haldeyim cennetten mahrumum fakat adaletimden dolayı cehennemden güvendeyim keşke iman etseydim

Hz. Ali nin önüne Enovşirevan’ın
çürümüş kafatasını koyarlar şöyle konuşur ateşe tapardım İslam Peygamberi doğunca sarayım yarıldı saltanatım beni İslam’dan alıkoydu. pişmanım. Keşke iman etseydim . cennetten mahrumum. Vay benim halime!

Hz. Ali ye sordular Bir kul günah işleyip mağfiret diliyor mağfiretin haddi nedir?” Hz. Ali Mağfiret dilemenin haddi tövbedir buyurdu

Hz. Ali Hakikat Kalple tasdik etmek samimi bir kalple mağfiret dilemek ve mağfiret dilediği günahı tekrarlamamaya karar vermektir.”

Hz. Ali Mağfiret dilemenin aslı Günahtan tövbe etmektir bu, ibadet edenlerin ilk derecesidir; bir de ileride her çeşit günahtan kaçınmaya karar vermektir.

Hz. Ali Mağfiret dilemek günaha
pişmanlık Günahı, terk etmek hakları eda etmek. farzlarda, Allah’ın hakkını ödemek. ile olur

Hz. Ali Mağfiret dilemek Haramdan etleri, deri kemiğe yapışacak derecede eriterek yerine helalden biten et meydana getirmek ile olur

Hz. Ali Mağfiret dilemek vücudu helal yoldan geliştirmek Vücuda, günahın tadını tattırdığı gibi, ona itaat etmenin de zorluk ve acısını tattırmakla olur

Hz. Ali Beyt’ül- Malı bölerken onu halka eşit bölüyordu. bu kimilerini rahatsız etti ve muaviyeye gittiler
Hz. Ali’nin dostları ise çevrende siyasetçi insan bulundur diyince
Hz Ali sinirlenerek Allah’a ant olsun insanlara zulmle iş yapmam mal kendimin olsa bile onu eşit bölerim
nerede kaldı ki devlet malı Allah’ın mal ve hazinesidir

Hz. Ali bir kimse, iyi bir işi yerinde yapmazsa karanlık kimselerin yanında övülebilir, Fakat yardıma muhtaç olduğun zaman onlar en kötü dostlardan olurlar.”

Hz. Ali dünya malı ve makamı için sana sevgi duyan kimseler, seni en fazla kınayan ve sana karşı en kötü dostlardan olurlar.”

Hz. Ali “Ben Resulullah’ın amcas oğlu, Onun kardeşi ve elçisi Ebu Talip oğlu Ali’yim, sizi, Allah’ın birliğine ve Hz. Muhammed’in peygamberliğine iman etmeye davet ediyorum,

Hz. Ali eğer iman ederseniz yarar ve zararda Müslümanlarla ortak olursunuz.”

Hz. Ali beni ordunuzun çokluğuyla mı tehdit ediyorsunuz? biz Allahtan meleklerden ve Müslümanlardan yardım alacağız.

Hz. Ali Yüce Allah’ın gücünden başka bir güç ve kudret yoktur.”


Âdiyât” suresi Hz Ali nin zafer kazanması ile inmiştir Soluk soluğa koşan atlara sabah vakti baskın yapanlara, tozu dumana katanlara, düşman topluluğunun orta yerine kadar dalanlara…” ant olsun

Hz Muhammed Ya Ali! Kim kıyamet günü Allah’ın huzurunda hazır olduğu gün senin velayetini inkar ederse, müşrik ve puta tapanların safında yer almış olacaktır.”

Hz. Ali hilafetinde ona Beyt’ul Mal
hazinesi teklif edilirdi o ise kılıcını
çeker Vay haline! Evime ateş mi getirmek mi istiyorsun!” buyurur
kendisine getirileni parçalar diğer devlet hazinesini ise halka adaletle dağıtırdı

bir kadın Hz Aliyi tanımadan dediki
eşim hz Ali nin memuriyetinde öldü bana yetimlerim kalmıştır diyince
Hz. Ali o gece yatamadı ertesi gün sırtına bir sepet koydu yetimlerin
evine doğru yola çıktı yolda ey
emirel müminin Sepeti biz götürelim diyenlere Hz. Ali şu cevabı verdi “Kıyamet günü benim amellerimi kim omuzlanacaktır?

Hz Ali bir gün hilafetinde yetim kalan bir eve uğradı kadın Ekmek yapıyor Hz. Ali de çocukları yediriyor Sevgi ile Evlatlarım Ali size kusur etmişse hakkınızı
helal edin” buyuruyordu. tandıra
yüzünü yaklaştırarak diyorduki “Ey Ali! Ateşin yakıcılığını tat! İşte bu, öksüz ve dullarıdan habersiz olan kimsenin cezasıdır.”

Hz Ömer Uhud savaşını şu şekilde anlatır Uhud savaşında kaçmamak için Peygamberle ahitleşmiştik; bizden kaçan sapık, bizden ölen ise şehit ve Peygamber de onun ailesinin himayecisi olacaktı.

Hz Ömer Hz Alinin yiğitliğini şu şekilde anlatır uhud savaşında
Savaş gücünü kaybettik savaştan kaçanlar vardı Hz Ali bir arslan gibi
kaçanlara kükrüyordu Yüzünüz çirkin ve kara olsun! Nereye kaçıyorsunuz?” biatinizi bozdunuz. Allah’a ant olsun ki, öldürülmeye kafirlerden daha layıksınız. Ali’nin o günkü heybetini asla unutmamışım
 

Murataltug

Doçent
Hz. Ali Peygamber sav e ilk müslüman olmasından ve cihatlarından söz etti Resulullah Doğrusun söylediğinden de üstünsün buyurdular

Hz. Ali Ya Resulullah! Fatime’nin bana eş olmasını kabul ediyor musunuz?” diye arz etti Hz Resul
Hz Fatmaya buyurdular ki:
Allah’dan istemiştim ki, Allah katında en iyi ve sevimli birisiyle seni evlendirsin, şimdi o seni istemek için gelmiştir.”

Cebrail as Resulullaha şöyle demiştir Ey Muhammed! Fatime’yi Ali’yle nikahla! Allah Teala, Fatime’yi Ali için, Ali’yi de Fatime için beğenmiştir.”

Peygamber sav Hz Alinin elini tutarak şöyle buyurdu Allah adıyla kalk ve şöyle de: “Ala bereketin vema şaallah’u, la havle illa billahi tevekkeltu aleyhi Bereket üzere, Allah’ın isteği üzerine, güçler ancak Allah iledir, Allah’a tevekkül ettim

Peygamber sav Hz Ali ile Hz farmaya şöyle dediler: “Allah’ım! Bu ikisi, yaratıklarının en sevimli olanlarıdırlar, onları sev, evlatlarını bereketli et, onların her ikisini ve evlatlarını şeytanın şerrinden sana emanet ediyorum.”

Allah rahmet etsin o ruha ki, kabrin onu kuşatmasıyla adalet de onunla defnedildi. Allah’a andolsun ki, o şahıs Emir’ul-Müminin Ali b. Ebi Talib’dir.

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla. Rabbinizden taraf size bir delil ve Kur’an gelmiştir. O halde ölçü ve terazileri doğru ve tam tutun;

halkın eşyalarından bir şey azaltmayın, onları eksik ölçmeyin; yeryüzünde onu ıslah ettikten sonra bozgunculuk yapmayın;

Hz. Ali hilafetinde küçük bir hasır üzerinde otururdu hasırdan başka bir şeyi yoktu. soranlara şöyle buyururdu Akıllı kimse, göçüp gideceği evde eşya toplamaz. varacağımız huzurlu ve emniyetli bir ev vardır; en iyi eşyalarımızı oraya gönderiyoruz yakında oraya göç edeceğiz.

Hz. Ali nin hilafetindeki ilk savaş, Cemel savaşı idi. Hz. Ali galip geldi.
savaşa katılmış ashabdan biri şöyle dedi Keşke kardeşim de olsaydı da, Allah Teala’nın sizi düşmana galip ettiğini görseydi; o da hoşnut olarak ecir ve mükafata erişmiş olurdu.

Hz. Ali cemel savaşını kazanınca
sahabeye şöyle seslendi kim bizle
aynı fikir ve akide üzere olurlarsa, bu savaşta hazır olmuşlardır anne rahimlerinde olanlar bile onlar yakında dünyaya ayak basacaklar
din onlar vesilesiyle güçlenecektir.

Resulullah için iki deve gelince buyurdu ki dünyayı düşünmeksizin iki rekat namaz kılacak birisi var mıdır? Kim kılarsa ona bu iki deveden birini vereceğim.”

Resulullah sav dünyaya dalmadan
kim iki rekat kılarsa ona 1 deve veriririm buyurdu Hz Ali bunun üzerine 2 rekat namaz kıldı
Cebrail as dediki Allah-u Teala buyuruyor develeri Ali’ye ver. onun
hedefi, semiz deveyi Allah için
fakirlere vermekti, Peygamber sav Hz. Ali’yi takdir etti iki devesinide ona verdi.

Allah-u Teala da bir ayetinde Hz. Ali’yi takdir için şöyle buyurdu:
İnne fî zalike lezikra limen kane lehu kalbun ev elka’s-sem’a ve huve şehid.”Hiç şüphesiz kalbi olan ya da şahit olarak kulak veren kimse için elbette böğüt vardır.

Resulullah buyurdular Kim namaz kılar da dünyayı düşünmemiş olursa, Allah-u Teala ondan razı olup günahlarını affeder.

Şair Neccaşi Hz. Ali taraftarıdır Muaviyeye karşı savaşmıştır Ama şeytana uyarak Ramazanda şarap içti. Hz. Ali onun şarap içtiğine karar verince 80 kırbaç vurdu hapisten çıkınca tekrar 20 kırbaç attı. Bu yirmi kırbaç, Ramazanın ikramını gözetmediğin ve mübarek ayda şarap içmeye cesaret ettiğin içindi.”buyurdu

Kadı Şureyh bir ev almıştı Hz Ali
şöyle buyurdu Ey Şureyh! Allah’tan kork. Yakında Azrail ne senedino ne şahitlerini soracak seni o evden çıkarıp kabre teslim edecektir. iyi düşün! evin değerini başkasının malıyla ve haram maldan vermiş olmayasın! Bu durumda dünya ve ahirette zarara uğrayanlardan olursun.”

Hz. Ali bir Cuma günü Kufe’de çok güzel bir konuşma yaptı ve buyurdu
Şu yedi büyük musibetten Allah’a sığının Alimin sürçmesinden.
Abidin ibadetten usanmasından.
Müminin muhtaç olmasından.
Eminin hıyanetinden. Zenginin
fakirliğinden.Azizin zelilliğinden ve
Fakirin hasta olmasından.”

ey Emir’ul-Muminin! Biz saptığımızda sen kıblemizsin, karanlıkta kaldığımızda sen nursun.

Allah Teala buyuruyor Ud’unî estecib lekum” Bana dua edin size icabet edeyim

Hz. Ali Dualarınızın kabul olmamasının sebebi, kalplerinizin hiyanet etmesinden dolayıdır

Hz. Ali Allah’ı tanıdınız fakat farzı eda etmediniz. Bu yüzden bu tanıyış size bir şeyi kazandırmadı.

Hz. Ali Peygambere iman ettiniz ama sünnetine karşı çıktınız ve şeriatini öldürdünüz. O halde imanınız Yok olup gitti.

Hz. Ali Allah’ın Kur’an’ını okudunuz amel etmediniz; Kur’ana candan uyacağız dediniz ama muhalefet ettiniz. cehennem ateşinden korkunuz nerede kaldı

Hz. Ali Cennete rağbet etmekteyiz, dediniz. Ama her an sizi ondan uzaklaştırmakta olan şeyleri yapıyorsunuz; o halde cennete olan rağbet ve iştiyakınız nerede kaldı?

Hz. Ali Siz Allah’ın nimetini yediniz. Ama o nimete karşı Allah’a şükür etmediniz.

Hz. Ali Allah-u Teala sizi şeytanla düşman olmaya emretti ve Şüphesiz şeytan düşmanınızdır; ona düşman kesilin. buyurdu siz dilde düşmanlık ettiniz, amelde ise onu dost edindiniz

Hz. Ali Siz halkın kusurlarını göz önüne diktiniz. Ama ayıplarınızı görmediniz ve kınanmaya layık olduğunuz halde kınamaya kalkıştınız. hangi dua sizin için kabul olabilir! siz duanın kapı ve yollarını kapadınız.

Hz. Ali Allah’tan korkun, amellerinizi düzeltin, biatinizi halis edin, iyiliğe emredin, kötülükten sakındırın. Bunları yaptığınız takdirde Allah duanızı kabul eder.
 

Murataltug

Doçent
Hz. Ali bir hırsızın 4 parmağını kesince adam Hz Aliye dua etti Hz Ali duanın sebebini sordu adam Ya Emir’el-Muminin! Sen beni günahtan arındırdın; sevgin kemiğime işlemiştir; sen beni doğram doğram etsen de sevgin kalbimden çıkmaz. daha sonra da Hz Alinin mübarek duasıyla adamın parmakları eski haline döndü

müminlerin emiri, muttakilerin imamı, secde azaları nurlu olanların komutanı, dinin lideri ve vasilerin efendisi olan Hz. Ali

Bir gün Hz Hüseyin’e bir misafir geldi. Hz Hüseyin bal ikram etti Hz.
Ali Hz Hüseyine buyurdu ki Baban sana feda hakkın dahi olsa bir müslüman hakkını almadıkça senin ondan yararlanmaya hakkın yoktur.”
Resulullah seni öpmeseydi canını incitirdim. Allah’ım! Hüseyin’i bağışla o farkına varmamıştır.”

Muaviye Hz Hasan için şöyle dedi:
kimse onun faziletini inkar etmez Allah rahmet etsin Ebu’l- Hasan’a, o, öncekiler fazilet açısından geçip
ve kendisinden sonrakileri de aciz bırakmıştır.

Hz Alinin kardeşi Akil mali bir sıkıntıya uğradı Hz Ali den yardım bekledi Hz Ali ateşten bir demir uzatarak Sen dünya ateşinde böyle bağırıyorsun peki kıyamette zincire
bağlanırsak ne yaparız?”ey Akil! Allah’ın, Beyt’ul-Mal’dan senin için belirlediği haktan fazlası yanımda kızartılmış demir gibidir O halde evine dön.”

ayet Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde, sıcak suya sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır.”

Muaviye “Kadınlar, Ali gibi birisini asla doğuramayacaklar!”


göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün gelip gidişinde aklıselim sahipleri için ibret vardır

Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken her vakit Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını derin derin düşünürler

Rabbimiz! boşuna yaratmadın. seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!”

“Ey Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüsva etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.”

Ey Rabbimiz biz, “Rabbinize inanın” diye imana çağıran davetçiye iman ettik günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al,

Hz. Ali sürekli ayetleri okuyordu. güzelliklerin yaratıcısına gönülden dua ediyordu sahabe siz takva ve eşsiz ibadetinize rağmen Allah’tan korkuyorsunuz, vay bizim halimize, biz zavallılar ne yapmalıyız diye sorunca Hz Ali şu cevabı verdi
Hepimiz Allah’ın karşısında duracağız o şah damarından daha yakındır her an Allah’tan korkunuz

Hz. Ali

Hepimiz bir gün Allah’ın karşısında duracağız, amellerimizden hiçbiri O’na gizli değildir.
1
Allah-u Teâla bana ve sana boynun şah damarından daha yakındır; hiçbir şey bizimle Allah arasında engel olamaz.”
2
Eğer bu gece Allah’ın korkusundan çok ağlarsan, yarın Allah’ın karşısında gözlerin aydın olur.
3
Allah korkusundan kimin gözünden bir damla yaş akarsa, bu göz yaşı ateşten olan denizleri söndürür…
4
Ben size, her an Allah’tan korkunuz diyorum.”
5
Ey Rabbim! Keşke bilseydim; acaba senden gafil olduğumda yüz mü yoksa yine bana teveccüh mü ediyorsun?
6
Ey Rabbim Keşke bilseydim uzun uykumla ve nimetlerinin şükründe kusur etmemle halim senin nezdinde nasıldır?”

Haris-i Hemdani Hz Aliye dost idi
hastalanınca, Hz. Ali buyurdu ki Sana müjde veriyorum ki, ölüm anında, sırattan geçtiğinde, Kevser kenarında taksim zamanı beni görecek ve tanıyacaksın.”

Haris-i Hemdani Hz Aliye dost idi
hastalanınca, Hz. Ali buyurdu ki
Kıyamet ateş taksim edilince
diyeceğim ki: Ey ateş! Bu benim dostumdur onu bırak ve bu ise düşmanımdır onu yakala!”

Haris-i Hemdani Hz Aliye dost idi
hastalanınca, Hz. Ali buyurdu ki
Ey Haris! senin elinden tuttuğum gibi Peygamber sav de benim elimden tuttu ve buyurduki
Kıyamet olduğunda ben Allah’ın sağlam ipinden tutacağım, sen de beni tutacaksın

Hz. Ali sevdiğin kimseyle ve yapmış olduğun amelle birlikte olacaksın.”

Bu şiiri Ehl-i Beyt şairi Seyyid Himyeri Hz Ali için yazmıştır

Kim ölürse beni görecektir, Ölen ister mümin ister münafık olsun
Onun gözleri beni tanıyor, ben de onu tanıyorum Sıfatıyla, ismiyle ve ameliyle.Sırat köprüsünde beni tanıyacaksın

kayma ve sürçmeden korkma.
yakıcı susuzlukta sana soğuk su içireceğim Onu tatlı bir bal sanacaksın. Sorgu için durdurduklarında ateşe diyeceğim ki; Onu bırak yaklaşma; bu şahsın Velayet ipiyle bağlı bir ipi vardır

Suveyde b. Gafle Bir gün Hz. Ali nin yanına uğrar. Hz. Ali onu sofraya
buyur eder niyetliyim diyince Hz Ali
şu hadis-i nakleder Kim oruç tuttuğu için yemekten sakınır da yemezse, ona cennet yemekleri ve içeceklerinden içirmek Allah’a hakkolur.”

Hz Ali kepekli ekmek yer ekmeğin
elenmemiş undan yapılmasını emrederdi soranlara buyururdu ki Anam ve babam Peygamberime Feda olsun! O’nun ekmeği, elenmemiş undan idi dünyadan göçene dek, üç gün ardı ardınca buğday ekmeğinden doyasıya ekmek yememiştir. Hz. Ali her işte Resulullah sav’i örnek alırdı

Hz. Ali İki gömlek ihtiyaçtır buyurdu

Hz. Ali bir gün hizmetçisine güzel bir giysi aldı hizmetçisi Efendim güzel elbise size yakışır siz, halka vaaz ediyorsunuz diyince Hz Ali cevap buyurdu gençlik süs ister Rabbimden, elbise hususunda seni terketmekten hâyâ ederim. çünkü Peygamberimiz buyurduki Giydiğinizden hizmetçilere giydirin ve yediğinizden onlara da yedirin.”


Hz. Ali ömrün geçmesi, elbiseyi süslemekten daha hızlıdır” buyurdu.

Hz. Ali bir dükkana uğradı mal sahibi Oğlunun pahalı mal sattığını anlayınca, Ya Emir’el-Müminin! Oğlum sizi tanımamış, gömlekleri pahalı satmıştır; fazla olan iki dirhemi almanızı rica ediyorum
diyince Hz. Ali buyurdu ki oğlunla fiyatta pazarlık yaptık ve her ikimiz de razı olduk. Ben iki dirhemi kesinlikle kabul etmeyeceğim.

Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse o inkarcı gibimidir?

Resulüm De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür?”

Hz. Ali buyurdu ki Onun güzel sesle Kur’an okuması seni aldatmasın. o cehennem ehlidir. (Nice Kur’an okuyanlar vardır ki Kur’an onlara lanet etmektedir.)

Hz Ali Yolda güzel sesle kuraan okuyan birini gördü onun güzel Kur’an okuması sizi aldatmasın o
cehennem ehlidir. buyurdu bir süre
sonra Havariç olayında o şahış Hz Ali Hafız’ul-Kur’an olmasına imama kılıç çekti azgın başı yere serildi. Hz. Ali kılıcının kanını göstererek
Bu baş, amelsiz Kur’an okuyanın başıdır buyurdu


Bir adam Hz. Ali ye gelerek hâcetim vardır.” dedi Hz. Ali fakir adama iki değerli elbise ve yüz dinar verdi Ya Emir’el-Müminin! Onu zengin ettin” diyenlere efendimiz sav in şu hadisini nakletti Halka mevkilerine göre davranınız, onların şahsiyetlerini göz önünde bulundurunuz.”

Hz Ali Doğrusu bazı insanlara şaşırıyorum. Onlar köleleri parayla alıyorlar ama hürleri iyilikle almıyorlar.”

Hz. Ali Müslüman bir kimse üç kimseyle dost ve arkadaş olmaktan kaçınmalıdır:1- Laubali.2- Ahmak (aklı az olan).3- Yalancı.

Hz. Ali Laubali kimse, işini güzel göstermeye çalışır ve onun gibi olmanı ister. b kimse, dünya ve ahiretde sana yardımcı olmaz.

Hz. Ali Laubali kimse ile dost ve arkadaş olmak cefa ve taş yürekliliğe sebep olur; onun yanına gelip gitmesi ise utanç vesilesidir.

Hz. Ali Ahmakdan sana hayır ulaşmaz; sorunları gidermesi, ondan beklenmez; yarar istese, ahmaklığından dolayı zarar verir;

Hz. Ali Ahmağın ölümü, hayatından daha hayırlıdır; susması konuşmasından daha iyidir; uzaklığı, yakın olmasından daha güzeldir.

Hz. Ali Yalancıyla yaşamak asla sana tatlı olmaz; senin sözünü başkasına onların sözlerini de sana getirir; bir sözü bitirdiğinde, başka söze başlar; bazen doğru da konuşur ama halk sözüne inanmaz;

Hz. Ali yalancı kimse halkın arasını bozmaya çalışır ve gönüllerde kin icat eder. O halde Allah’tan korkun ve kendiniz için kimlerle dost olacağınıza bakın.”

Hz Ali bir eve konuk giderken 3 şart koşardı 1- Evin dışından bir şey getirmeyeceksin.2- Evde bulunanı esirgemeyeceksin. 3- Aileni de zahmete düşürmeyeceksin.”

İslam’da misafir davet etmek ve daveti kabul etmek tavsiye edilmiştir. Ama gösterişli davetler veya konukları, büyük bir masrafa girerek ağırlamak veya ev sahibini zahmete düşürmek doğru değildir.

Muaviye Hz. Alinin taraftarı olan Darmiye” adlı bir kadına sordu
Neden Ali adaletliydi eşitliği gözetiyor fakir ve dindarları seviyordu. Sen ise Hz. Ali hilafete daha lâyık olmasına rağmen O’nunla savaştın, hevesin için
halkın kanını haksız yere akıttın, adaletsiz ve canın istediği şekilde hükmettin

Hz Ali gizlice defnedilir yıllarca kimse bilmez Harun Reşid avda iken ceylanların kaçıp yüksek bir yere sığındığını görür ona tepenin
Hz. Ali’nin kabri olup Allah-u Teâla nın bölgeyi emniyetli kıldığını anlatırlar ceylanlar Hz Aliye sığınıp
korunmmuşlardır Harun Reşid buraya kabir yaptırır 130 yıl
sonra Hz. Ali nin kabri aşikar olur


Nasrettin Hoca pazara gidince tüm çocuklar düdük isterler tek 1 çocuk
parasını verir Hoca’ gelince tek bir düdük çıkarır. ve Parayı veren çocuğa uzatarak diğer çocuklara
gülerek eee Parayı veren düdüğü çalar, der.

Bir gün Nasrettin Hoca bir kase yoğurdu göle boşaltır. soranlara
göle yoğurt mayalıyorum, der.
Hocam delirdinmi.çıldırdın mı Koskoca göl maya tutar mı, diyince
Hoca gayet ciddi cevap verir.
Peki ama ya tutarsa

nasreddin hocaya sorarlar yaş kaç
Hoca 40 diyince Hoca’m? 10
yıl önce de aynı şeyi söylemiştiniz,
derler Hoca gülümser. komşum sözünden dönmek bize yakışmaz.
on yıl sonra yine sor. aynı cevabı veririm sözümden dönmem der

Nasrettin Hocanın Vasiyetidir beni baş aşağı gömün! Karısı şaşırır.
Bu ne biçim vasiyet Niye böyle diye sorar. Hoca Niye olacak kıyamette her şey alt üst olacak.İşte o zaman ben dosdoğru kalkarım, cevabını verir

Nasrettin Hoca gece aniden uyanır.
Hatun kalk. Gözlüğüm bulamadım Kadın, Hoca, gece yarısı niçin gözlük arıyorsun, der. Hoca telaşlı telaşlı Ne demek niçin? Tabii ki rüyada daha iyi görmek için!

Nasrettin Hocayı yolda çocuklar çevirir üzüm isterler Hoca her birine bir salkım verse, üzümler bitecektir. o da birer tane verir. az verdin.diyince bizim Nasrettin şu cevabı verir niye ısrar ediyorsunuz. Ha bir ha on ne ne fark eder. hepsinin tadı aynı değil mi,

Nasrettin Hoca Yağmurlu günde pencerenin kenarında iken.
Yağmurdan kaçan komşuyu görür.
Pencereyi açarak, yazık, sana hiç yakıştıramadım.İnsan hiç Allah’ın rahmetinden kaçar mı, diye seslenir.

yağmurdan kaçan komşusuna nasreddin hoca evinden seslenir
hiç Allah’ın rahmetinden kaçılır mı
gün gelir hoca yağmura tutulur
bu sefer komşusu Hoca’m ayıp değil mi? rahmetden niçin kaçarsın Hoca cevaplar Ben rahmetten kaçmıyor yere düşen rahmeti çiğnememek için koşuyorum.

Arkadaşları Küçük Nasrettinle hamama gidip Hey Nasrettin! Kim yumurtlayamaza hamamı ödep, diyip gıdıklayarak gizledikleri yumurtaları çıkarırlar. küçük Nasrettin horoz gibi öter. Çocuklar ne yapıyorsun, diyince Nasrettin Eee, Bu kadar tavuğa bir de horoz gerekir. Öyle değil mi, der.

Nasrettin Hocaya Konyada adamın biri Hoca efendi, bugün ayın kaçı, diye sorunca. Hoca: – Nerden bileyim, ben buranın yabancısıyım, diye cevap verir.

Nasrettin Hoca| Nasrettin hocanın fıkraları|Nasreddin Hoca

Mektup Aceleye Gelmiş Nasrettin Hoca Fıkrası

nasrettin hocayı tatlılı pastalı bir düğüne Telaştan, çağırmayı unuturlar Hoca bir zarf alır düğüne gider Hemen karnını doyurur. zarfı
ev sahibine verirler yazılı değil diyince Hoca lokmasını yutarak. onun içi de yazılı değil. Kusuruma bakmayın, biraz aceleye geldi der .

Hoca, bir gün Uzun uzun konuşur. Vedalaşırken Kusura bakma tanıyamadım, adın ne diye sorar.
Adam Tanımadıysan ne diye iki saattir konuşuyorsun, deyince Hoca güler. Ne bileyim, sarığın ve cübben benimkine benziyordu.
seni kendim sandım, der.

Nasrettin Hocanın Evine hırsız girer. Adam her şeyi alarak kaçar Hoca hırsızın peşinden gider. hırsız evine gelir. hırsız, Hocayı arkasında görünce kimsin, ne işin var? Hoca cevap verir. bizim evdeki her şeyi topladın. Yoksa bu eve mi taşındık?

Hoca’ya sorarlar. Hoca’m, yeni ay çıkınca eskisini ne yaparlar?
Hoca, cevabı yapıştırır. Ne yapacaklar, kırpar kırpar yıldız yaparlar!

iki kişi Nasrettin Hocaya yüzme bilmiyoruz karşıya geçirirsen altın veririz, derler. Hoca 1. adamı geçirir ikincisinde adam suya düşer ve boğulur hoca şöyle der: niye telaş ediyorsunuz. bir altın eksik verirdiniz. Böylece ödeşirdik!

Nasrettin Hocaya rüyada 99 altın
verirler Hoca yetinmeyip Yüz altın ister tam bu sırada uyanır rüyada olduğunu anlar gözlerini tekrar
kapatır. Avucunu uzatarak, Peki, doksan dokuza da razıyım, der.

Nasrettin Hoca turşu satmaya karar verir.mahallede turşularım var. diye bağırır eşeği de durmadan anırır Hoca dayanamaz. Yeter artık! Turşuyu sen mi satacaksın ben mi, diyerek eşeğe sorar
 

Murataltug

Doçent
Küçük Nasrettin eşekten düşünce çocuklar güler ve Nasrettin eşeğe binmesini bilmiyor diye alay ederler
Küçük Nasrettin, Cevabı yapıştırır. Arkadaşlar, Düşmeseydim inecektim.

Nasrettin Hocanın heybesi kayıptır hoca sinirinden heybemi bulamazsanız yapacağımı bilirim diyerek köyü tehdit eder köylü sorar Heyben bulunmasaydı ne yapacaktın, Hoca gülerek cevap verir. Tabii ki yeni heybe alacaktım.


Nasrettin Hoca bir çift ayakkabı alır son anda gömlekle değistirir
Dükkancı parasını ister Hoca ayakkabı yerine gömlek aldım deyince dükkâncı ayakkabı
parasını da vermedin, der. Hoca güler. Ne garipsin almadığım ayakkabının parasını niye vereyim?

Soğuk bir kış günü Nasrettin Hocaya bir kase çorba koyarlar
ev sahibi çorbayı kepçe ile Hoca küçük kaşıkla içer. Ev sahibi Allah’ım öldüm!… ne güzel çorba. diyince Hoca elindeki küçük kaşığı
ev sahibine vererek Kardeşim, şu kepçeyi ver, biraz da biz ölelim, der.

gölde boğulan bir adama Herkes ver elini diye bağırır. Ama o el vermez. Nasrettin Hoca Al elim, elim, diyince adamı kurtarır işin hikmetini şöyle açıklar bu adam çok cimridir Ver deyince elini bile vermedi. ama ben Al elimi.” dedim. O her zamanki gibi havada kaptı

Nasrettin Hoca eşeğini kaybeder.
Allaha şükürler olsun, diye dua eder..komşusu eşeği kaybetmişsin, üzüleceğin yerde şükrediyorsun, der. Hoca cevap verir: – Öyle deme komşum. Tabii şükrediyorum,
ya eşeğin üzerinde olsaydım! Ben de kaybolup gidecektim.

Nasrettin Hoca, bir ceviz ağacına oturur. dua eder Allah’ım ağacda ne çok ceviz var. Keşke kabaklarım da ağaçta yetişseydi. O zaman yorulmazdım o an bir ceviz Hoca’nın başına düşer. aklı başına gelir Tövbeler olsun Allah’ım! Sen her şeyi çok güzel yaratmışsın.
kafama ceviz değil de kabak düşseydi ne olurdu halim!

Timurun fili Nasrettin Hoca’nın köyündeki Her şeyi yiyince Köylü
Hocayla birlikte şikayete giderler
Ama Timurun korkusu ile hocayı yarı yolda satarlar hoca ise köylüye ders için timura şikayetini şu şekilde dile getirir Hükümdarım. Gönderdiğiniz fili köylüler onu çok seviyor. Ama zavallıcık çok yanlız. Bize bir fil daha gönderir misiniz?

çocuklar Nasrettin Hocaya oyun oynarlar ayaklarını üst üste koyup Hocam yardım et. Ayaklar karıştı derler Hoca kalın bir sopayla
ayaklara hafifçe vurur. gülerek,
çocuklar herkes ayağını kolay buldu, değil mi, der.

Adamın biri Nasrettin Hoca’ya Hoca’m! Demin büyük bir tepsi baklava götürüyorlardı. diyince
Nasrettin Hoca ilgilenmez.Bana ne, der Adam ama Hoca’m, size götürüyorlardı. diyince hoca adamı tersler.O halde sana ne?

Nasrettin Hocaya Komşusu sorar
Hoca’m evinin önünde Paldır küldür ses geliyordu Hoca cübbe
merdivenlerden düştü der Komşu inanmaz. Olur mu Hocam Merdivenden yuvarlanan cübbe hiç ses çıkarır mı? Hoca, komşum, cübbenin içinde ben de vardım,

Mahalleli, cenazede tartışır Kimisi, tabutun önünde Kimisi, sağında, kimisi solunda bulunmalıyız der en. Son Nasreddin Hocaya sorarlar
hoca kimseyi kırmak istemediği için şu cevabı verir kardeşim tabutun içinde bulunmada nerede bulunursan bulun

Nasrettin Hoca’ya sorarlar Hoca’m, cenazede nerede bulunmak gerekir,
Nasrettin Hoca cevap verir Vallahi, tabutun içinde bulunmayın da istediğiniz yerde bulunun, demiş.

Bir gece Nasrettin Hoca’nın canı sıkılır. dışarı çıkar Bekçi Hey, Hoca efendi. Geceleri dolaşmak yasak bilmiyor musun ne arıyorsun, diye Hoca hemen cevap bulur Uykum kaçtı da onu arıyorum!

Timura bir eşek hediye edince bağırır ama Nasreddin hoca bu eşek çok zekidir. okumayı bile öğrenir, diyerek eşeği alıştırır yine
Timura. götürür Timur çok güzel sayfa çevirip bağırıyor. peki ne der
diye sorunca Hoca gülerek cevap verir efendim. eşeği anlamak için eşek olmak gerekir!


Nasrettin eşeğiyle çarşıya gider Torbasını tıka basa doldurup kendi omuzuna atar sorarlar hoca ne diye torbayı eşeğe yüklemiyorsun,
Hoca cevap verir Zavallı eşeğe yardım ediyorum. Zaten beni bile zor taşıyor!

Küçük Nasrettine annesi Oğlum, bu kapıdan ayrılma hırsız girmesin der. teyzesi hocayı annesine gönderir küçük Nasrettin Ev kapısını sırtına alıp, Annesine koşar. Annesi bu ne ne hal, diyince bizim Nasrettin Anneciğim, sen bana sakın kapıdan ayrılma demedin mi, der.

Nasrettin Hocanın gece yarısı Hoca, mumu yakıver, der Hoca:
Mum nerede hatun, diye sorar.
Karısı hemen sağda, der. hoca uykulu Aman hatun! Bu karanlıkta sağımı sorumu nasıl göreyim, der
 

Murataltug

Doçent
adamın birine bir mektup gelince Nasreddin Hoca'ya getirdi.Hoca Farsça olunca okuyamadı Adam
Sen nasıl hocasın mektubu bile okuyamıyorsun. Bir de tutmuş hocayım diye sarık sararsın, diyince Hoca sarığı adamın başına geçirdi:
Keramet kavukta ise Al sen oku!..
diyerek adamı susturdu.

Tembel düşüncesiz bir adam gece
yarısı Nasreddin hoca nın kapıyı
çalar ben tanrı misafiriyim diyince
Hoca Gel deyip adamı camiye getirir ve derki sen Tanrı misafirisin burası da Tanrının evidir,

Nasreddin hoca bir gün Mollasıyla kurt avına çıkar molla kurt inine girer ana kurt tam içeri girerken hoca, kuyruğundan yakalar. molla
hoca ortalık toz - duman ne yapıyorsun diyince hoca cevaplar
Kurdun kuyruğu koparsa sen o zaman görürsün tozu - dumanı, der.

nasreddin hoca Komşusuna eşeği vermek istemez yok çeker ama o
anda Eşeğin sesi duyulur komşu
Hocam eşek içerde ya!, diyince
Hoca nın şartel atar kızarak
saygısız adam bana değil eşeğe mi inaıyorsun Yazıklar olsun sana

Nasreddin Hocanın kapıda 2 kişi kavga edmektedir Hoca sırtında
yorganla dışarı çıkar. ve Hocanın yorganı kaçarırlar kalabalık dağılır gürültü kesilir Hoca eve girince Hanımı gürültü sebebini sorar merhum hoca şu cevabı verir: hatun, kavga bizim yorgan içinmiş. Yorgan gitti, kavga bitti.

Nasreddin hoca nın bahçesine bir öküz girer Hoca sopayı kaptığı gibi öküze hücum eder ama öküz kaçar hoca unutmaz aynı sokakta yakalar tam sopayla vururken öküzün sahibi Hocam, öküzü niye döğüyorsun?, der. Hocanın cevabı yapıştırır Senin neden haberin var be cahil!... O suçunu bilir.

Nasreddin hoca nın Dostlarından biri Sizin hatun aklını kaybetti, der.
Hoca, düşünmeye...başlar Adam sorar Hocam ne düşünüyorsun Hoca cevap verir bizim hatunun aklı zaten yoktu. Acaba neyi kaybetti diye düşünüyorum.

Nasreddin Hocaya sormuşlar
Sabah oldu mu insanlar hep bir tarafa gitmez de kimi o tarafa kimi bu tarafa dağılır. sebebi nedir? hoca şu manalı sözü söyler
İnsanların hepsi bir tarafa gitse, dünyanın dengesi bozulur

Nasreddin Hoca güzel bir elbise ile görenler tabak tabak yemek verirler hoca ye kürküm ye diyince Hiç kürk yemek yer mi? diye sorarlar hoca
cevaplar Biraz evvel eski kıyafet ile kimse buyur etmiyordu. Şimdi ise baş köşeyi vermelerine bu kürk sebeptir Yemek onun hakkıdır,

Hoca papağanın on altın ettiğini görünce bir hindi alıp pazara gitti hindiye On altın fiyat biçti sorana
Ne gülersiniz biraz evvel yumruk kadar papağan 10 altına satıldı .
diyince Hocam o papağan konuşur. Tabii ki, pahalıdır Hoca sakin cevap verir O konuşursa, bu da düşünür...

Nasreddin hoca arkasını cemaata dönmeyi uygunsuzluk sayıp eşeğe ters bindi. Cemaate şöyle söyledi:
Başka türlü yakıştıramadım. Arkamda olmanız ağır geldi önüme geçseniz arkanızı döneceksiniz. En iyisi eşeğe ters binmektir. böylece hem yola devam ediyor hem birbirimizin yüzünü görüyoruz.

Nasreddin hoca ELE YARANILMAZ
oğul, her kafadan bir ses çıkıyor. Ne yapsan beğenmiyorlar. En iyisi bildiğinden şaşmayacaksın. Elin ağzı torba değil ki, büzesin!..

Nasreddin hoca akşehir ağasının
evine gider adam saklansada camdan ağanın başını görür hoca
zili çalar hizmetçi ağam evde yok diyince Hoca merhum şu cevabı verir ağaya söyle de saklanırken başını evde unutmasın sakın!.

Nasreddin hocanın Komşusu eşek ister Hoca Dur Kendisine sorayım eğer gönlü varsa ala gönlü yoksa veremem, deyip içeri girer Adam hocam, merkep konuşur mu? der. Hoca Bana giderim ama yabancılar kulağıma vuruyorlar ve durmadan da sana küfrediyorlar, dedi. Ben de bu sebepten veremem, der.

99'u veren Allah 100'ü de verir, aza şükretmeyen çoğu bulamaz,

emir Timura bir eşek verilir nasreddin hoca öyle kabiliyetli ki ona kitap bile okuturum dedi. hoca
hayvanı alıştırıp timura götürdü eşek kitab yapraklarını bir bir çevirdi. Kitap bitince eşek anırtıyı bastı Hoca ise Gördünüz mü Eşek kitabı okuyup bitirdikten sonra şimdi de özetini veriyor, dedi.

Nasreddin Hocaya sakalındaki kıl sayısında sordu hoca Eşeğin kuyruğundaki kıl sayısınca dedi
inanmazsan Alırız cımbızı bir eşeğin kuyruğundan, bir senin sakalından çekeriz. Evvela hangisi biterse o daha azdır diyince papaz
kaçtı davayı bizim hoca kazandı

Nasreddin vaaz ederke kürsüde
aklına bir şey gelmedi Ey cemaat! ilmi mi bilirsiniz. Fakat şu anda aklıma tek kelime gelmiyor, diyince Hocanın oğlu Baba biliyoruz aklına bir şey gelmedi ama, kürsüden inmek de aklına gelmiyor mu? dedi.

Nasreddin Hocaya adamın biri habersiz bir tokat vurur. Hoca Kadıya çıkar kadı diyet bir akçadır, der. ama tokatı vuran adam kadının akrabası çıkar Para bulmaya giden adam gelmez. Hoca bir tokat vurur der ki Kadı efendi, madem ki tokat bir akçadır gelince sen alırsın,

Nasreddin Hoca Timura incir verir Timur, inciri beğenir Birini yer birini hocanın yüzüne atar hoca her incir gelişinde yüzüne sürüp Ya Rabbi şükürler olsun diye dua ediyorum.
iyiki Sultana ayva getirmedim Yoksa yüzüm ne hale gelirdi. dedi


Nasreddin Hoca merhumdan bir komşusu: Kırk yıllık sirke ister
Hoca veremem, diyince Adam:
lazım olmasa zaten istemem. Bir sirkeden ne çıkar, deyince Hoca:
her isteyene verseydim kırk yıllık sirke kalır mıydı? diye cevap verdi.

Nasreddin hoca çocuklara cevizi
paylaştırırken kimine yarım kimine tam kimine bir kaç ceviz verir ve açıklar Allah, bazen çok bazen az verir kimine tam kimine yarım verir insanların Allah'ın taksimine itiraz hakları yoktur. bu en adil paylaşımdır en güzelini o bilir

Nasreddin Hoca köydeyken aç mı tok mu diye soran yoktur Hoca bir gün İsa As ı anlatır cemaat ise
Hz İsa nın gökte ne yediğini sorar Hocanın tepesi atar ve cevablar siz ne biçim adamsınız köyünüzdeki adam aç mı, susuz mu diye sormaz gider 4. kattaki isa As ı sorarsınız

Bir gece Nasreddin Hocanın evine hırsız girer Hanımı Efendi eve
hırsız giriyor, çaresine bakalım diye fısıldar. Nasreddin Hoca Hanım hiç sesini çıkarma! Keşke alacak birşey bulsa da alsa

Nasreddin Hoca Sivrihisar'da hatip iken kaymakam'la kavga eder. Bir müddet sonra kaymakam ölür. Hoca Efendi kaymakam öldü, telkinini verseniz, derler. Hoca şöyle cevap verir: Siz ona telkin verecek başkasını bulun, benimle kavgalıdır, söylediğimi dinlemez.

Nasreddin Hoca kadı ile sohbet ederken iki kişi gelir sokağımıza köpek pisledi hangimiz temizlesin diye Kadı ehemmiyet vermez laf olsun diye, Hocaya sen hallet, der Hoca kadının gırgır ettiğini düşünür şöyle der orası sokaktır umum Şu halde orayı amme hizmeti gören kadı efendi temizleyecektir

Nasreddin Hocanın bir buzağısı vardı ama suç işleyince Buzağıyı değil öküzüne vururdu öküzün ne suçu var? diyenlere şu ölmez nasihatini yapardı Eğer öküz öğretmeseydi, buzağı yaramazlık yapmayı ne bilecekti. Suç öküzündür

gençler Nasreddin hocayı
kandırmak isterler. planları Hocayı ağaca çıkarıp pabuçlarını çalmaktır en son iddiaya girerek hocayı ağaca çıkarırlar ama hoca kurnazdır ayakkabılarınıda yanına
çocuklar Hocam papuçlarını nereye götürüyorsun, deyince, O:
Evlatlar siz bilmezsiniz belki buradan öteye yol gider, der.

Timurlenk Nasreddin Hocayı cirit oynamaya çağırır Hoca bir öküzün üzerinde cirit meydanına çıkar Millet kahkaha atar Timur sorar Hoca cirit süratli atla oynanır, sen ise öküze binmişsin diyince Hoca Sultanım biliyorum, on senedir denemiyorum ama, bu buzağı iken çok süratli koşardı at değil it bile yetişemezdi, dedi.

Nasreddin Hocanın üst katta iken
kapısı çalınır. adam isteğini söylemez Hocayı alt kata indirir bir sadaka der Hoca çok kızar gel diyip adamı en. Üste çıkarır Allah versin» diyerek boş gönderir Adam madem bir şey vermezsin niçin yukarıya çıkardın diyince , Hoca peki sen niye beni aşağı indirdin diye sorar

Nasreddin hoca parayı hırsız çalmasın diye bir fikir düşünür
Parayı bir keseye doldurur. Uzunca bir sırığa bağlar sırığı en yüksek tepeye diker ve der ki, sırığın tepesine adamın boyu yetişemez:

Nasreddin Hoca parasını bir kese içinde en yüksek tepeye asar ama izlenmek ve parası çalınır parayı çalan keseye sığır pisliği koyar
Hoca gelince parası yok olmuştur
Allah Allah! Ben insan yetişemez derken, bir sığır paraya nasıl yetişip de pislemiş» diye söylenir

Nasreddin Hoca eve misafir getirir Hatun bir tas çorba yap deyince, hanımı evde yağ pirinç tuz yok der Hoca mahzundur çorba tasını, alır misafire derki Efendiler kusura bakmayın! Eğer evde yağ, pirinç, olsaydı size çorba ikram edecektim

Timur Nasreddin hocayı ava davet eder herkese en iyi at Hocaya ihtiyar atı verir. yağmura tutulurlar
herkes ıslanır ama hoca ıslanmaz
Timura atı över ve diğer avda timur
bu atı seçer ama ıpıslaktır hoca şöyle açıklar Sultanım hiç aklın yok mu benim gibi elbiseni çıkarıp ıslanmaktan korunsaydın sen de kupkuru gelirdin, dedi.

Nasreddin Hocanın hanımı sıcak çorbadan ağzı yanar ağlar hoca annem rahmetli bunu çok severdi. aklıma geldi ağladım der aynı
çorbayı Hocada içer o da ağlar Hanım uğursuz anan ölüp de, senin sağ kaldığına ağlıyorum, der.


Hz ibrahim bir mecusiye Müslüman ol seni misafir ederim." dedi Allah
Hz ibrahime vahyeddi Neden ona din değiştirmeden yedirmedin. ben yetmiş senedir küfrüne rağmen yediririm. diyince Hz ibrahim mecusiyi misafir etti. Mecusî Allah bana böyle muamele yapıyor? deyip Hz Ibrahimden Islâmı öğrendi ve Müslüman oldu.

Cebbar olan Allah, sesleniyor:
Âlimler nerededir Allah onlardan sordu öğrendiğinizle nasıl amel ettiniz? Alimler dediki Ey Rabbimiz! Kusur ettik ve kötülük işledik
Cenab-ı Hak dedi ki şirkin altındaki günahları affeyledim

Resûlüllah, Cebrail'den sordu Ey Cebrail! Âyette geçen "safh-ı cemil güzel muamele ne demektir?
Cebrail as buyurdu ki Sana zulmedeni affettiğinde onu kınama! demektir

Resûlüllah buyurduki Ey Cebrail! Öyleyse, Allahü Teâlâ, affettiği kulunu kınamaktan çok münezzehtir onu kınamaz.

Cebrail as ve, Resûlüllah ağlayınca Allah onlara Mîkail as ı gönderdi. Mikâil dedi ki Sizin rabbiniz size selâm ediyor
 

Murataltug

Doçent
Allah teala buyurdu ki rabbiniz size selâm ediyor ve diyorki Affettiğim kimseyi nasıl kınarım. Bu benim keremime benzemeyen bir şey


Allah buyurdu ki Ben kulumun zannının yanındayım. kul istediği şeyi benim hakkımda zannetsin."
zannettiğini görecektir.


Cüneyd-i Bağdâdîye soruldu "sabır ve şükrün hangisi daha üstün o buyurdu.ki Zenginin, fakirin medhi varlık ve yoklukla değildir. Medih, ancak üzerlerine düşen vazifeleri yerine getirmeye bağlıdır.


Ebül-Abbas bin Atâ, Cüneyd bağdadiye muhalefet etti. dedi ki
Şükredici zengin, sabredici fakirden üstündür. Bunun üzerine Cüneyd, bedduada bulundu da, O'na, çocuklarının öldürülmesi, mallarının yok edilmesi ve on dört sene aklının gitmesinden ibaret olan bela ve musibetler isabet etti.


serçe kuşu erkeği, dişisinden nefsini istedi. O bunu kabul etmedi:
erkeği, dişisine dedi ki Seni benden men'eden nedir? istersen Süleyman mülküyle beraber dünya ve ahiretin altını üstüne getireyim Süleyman as bu sözü işitti. serçeyi kınadı Serçe dedi ki Ey Allah peygamberi! Âşıkların kelamı hikaye edilmez.


Süleyman as ın oğlu vefat edince çok üzüldü ona 2 melek gönderildi huzura diz çöktüler. Birisi dedi ki:
tohum ektim. Biçecekken bu adam çiğnedi diğeri dediki yol Ziraat üzerinden geçiyor Süleyman ziraat sahibine sordu: Neden yola tohum ektin? Bilmez misin halka yol gereklidir Ziraat sahibi sorar peki
Sen çocuğa neden üzülüyorsun? Bilmez misin ölüm ahiret yoludur!


Bir kimse, fakirliğini şikayet etti
derviş dedi ki iki gözden kör olup
Dilsiz olup Ellerin ayakların kesik olsa ama yirmi bine sahip olsan
Deli olup da on bin dirheme sahip olsan sevinirmidin adam hayır dedi
O halde utanmaz mısın Mevlanın sende elli bin kadar nimetleri olduğu halde şikayet ediyorsun!..


küçük bir taş Cenab-ı Hakkın
emriyle dile gelerek dedi ki Allah'ın şu ayetinden beri Allah korkusu ile
ağlıyorum o ateşten sakının ki, onun odunu kafir insanlarla taşlardır." (Bakara: 24) diyince
peygamber, Cenab-ı Hakka dua etti
Hakk o taşı korudu. peygamber o taşı tekrar ağlar gördü taş bu sefer ki ağlamam şükür ağlamasıdır dedi


imam şibli en zor sabır kötü huyları atıp güzel ahlak sahibi olmak sabrıdır, dedi.


Ârif dedi ki en zor sabır Allah için sabırdır, yani Allah'tan kalbe gelen her şeye sabredip rıza göstermektir,


Ârif dedi ki en zor sabır Allah ile sabırdır, yani her şeyden ayrılarak yalnız Allah ile kalmağa sabretmektir,


imam Şiblî dedi ki en zor sabır
Allah'dan sabırdır... Yani Allah'a yaklaştıktan sonra, uzaklaştırılmış olmasına sabretmektir,


Padişah zahidin birisine sorar
ihtiyacın var mıdır zahid cevablar
Senden ihtiyacımı nasıl talep edebilirim? Zira benim mülküm seninkinden büyüktür Sen şehvetin, öfkenin, ve karnının kölesisin. Halbuki bunların hepsi de benim kölelerimdir!..


İnna lillah ve inna ileyhi raciûn Muhakkak biz Allah'ın kullarıyız. Ve muhakkak ona döneceğiz.


Allah'ın Resûlü buyurdu ki Ey Allah'ım gecelerinde bereketi
ihsan eyle."


Şiblî (k.s.) akıl hastahanesine alındı. cemaat ziyaretine geldi. biz
Senin dostlarınız seni ziyarete geldik dediler onları taşlayınca
onları kaçmaya başladılar şibli
buyurdu ki siz dostlarım olsaydınız muhakkak benim belama sabredecektiniz?"


Ebû Amr namaz kılarken kalbine şehvet doğdu yere düştü simsiyah kesildi Cüneyd-i Bağdadî dediki Allah'tan korkmadın mı? Allah'ın huzurunda iken nefsine şehvet koydun o seni istila edip huzurdan çıkardı senin için Allah'a dua etmeseydim o siyahlıkla Allah'a kavuşacaktın."


Cenab-ı Hak, Yakub as a vahiy etti
Bilir misin, neden seninle evladın Yûsufu ayırdım? kurdun onu yemesinden korktuğun dolayı aranıza ayrılığı soktum. Neden kurdun onu yemesinden korktun da, benden ümidi kestin?


Cenab-ı Hak, Yakub as a vahiy etti
neden Yûsuf'u tekrar sana verdim Çünkü sen benden rica ettin dedin ki Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir." (Yûsuf: 83) Ve bir de: "Ey oğullarım! Allah'ın lutfundan ümidinizi kesmeyin!" (Yûsuf 87)


rüzgar Süleyman as ı uçuruyordu. Süleyman (a.s.) O an kendini beğendi ve Rüzgar derhal Süleyman as ı yere bıraktı
Süleyman as niçin böyle yaptın? Ben böyle emretmedim? diye sorunca, rüzgar Biz ancak Allah'a itaat ettiğin müddetçe sana itaat ederiz cevabını verdi.


Allah'ın Resûlü buyurdu öyle bir tevbe yaptı ki, tevbesi bir ümmete taksim olunsa, onların hepsini kapsayacak ve yetecek niteliktedir


İsrailoğullarından bir genç Yirmi sene Allah'a ibadet etti. ve yirmi sene de Allah'a isyan etti. Sonra
Ya İlahî! Sana 20 sene itaat 20 sene de isyan ettim. Acaba sana dönüş yaparsam kabul edermisin? ulu bir
söz şöyle dedi Bizi sevdin. Biz de s sevdik. terkettin, biz de terkettik. isyan ettin mühlet verdik bize, dönüş yaparsan seni kabul ederiz.


İran sultanı Nuşirevan, vezirine en hayırlı şey nedir, diye sorar İnsanı yaşatacak akıldır, cevabını alır tekrar sorar Ya olmazsa Kusurunu örtecek kardeş O yoksa Kendini sevdirecek mal.O da olmazsa?
-Sevilmemeye razı olmak. o da yoksa, deyince. Artık onun için tertemiz bir ölüm, diye yanıt alır


Birisi Cafer Bermekîden yardım istedi ama görüşemedi Cafere sordu Niçin görüşmekte zorluk çıkarıyorsun? Oysa aramızda yakınlık var dedi. Cafer yakınlık derecesini sordu. adam cevap verdi baban gençken anamı istemiş. Eğer anamla evlenseydi, şimdi ben sen olurdum!


Hasan , papağının meziyetlerini anlatıyordu Sağ ayağını tuttun mu İngilizce Sol ayağına değersen Fransızca konuşur arkadaşı "Ya iki ayağını çekersen ne yapar peki?" diye sorunca Hasan cevap veremez papağan imdada yetişip
Yere düşerim salak diye cevaplar


Türkiye hiçbir zaafa düşmemiştir.
Bütün kuvvetini muhafaza ediyor ve edecektir.Türkiye en kuvvetli, en dayanıklı devletlerden biridir.


Türkiye en kuvvetli devletlerden biridir Üç yüz senedir dışarıdan, ve içeriden yıkılmaya çalışıldıği halde yerinden sarsılmamışdır


Sultan Murat devrinde ayyaş Bekri zilzurna sarhoş olur Devriyeler onu kovalar ayyaş en son kendini havuza atar Devriyelere Haydi çık dediklerinde şu cevabı verir Ben karada değil, deryadayım.Bana Kaptanpaşa karışır”


Adamın birine ermişin biri der ki Sen başarılı olacak 3 çocuğun olacak ve Yahudi soykırımına sebep olacaksın.”Bir gün adam tren raylarında her şey gerçekleşti ama soy kırıma nasıl sebep olacağımı anlamadım.diyince Uzaktan bir tren gelir tren rayında ise 5 yaşında bir çocuk vardır adam onu ezilmekten kurtarır bu çocuğun adı hitlerdir


öğretmen der ki Kırım Osmanlıdan 3 aşamada çıkmıştır: Küçük Kaynarca antlaşması Aynalıkavak Terkipnamesı Yas Antlaşması ve haylaz öğrenciye sorar Kırım kaç aşamada çıktı Çocuğa arkadaşı 3 diye fısıldar hoca say diyince Ne var bunda hocam, 1.2.3.
 

Murataltug

Doçent
Baba oğluna sorar Tarih sınavın nası geçti Çocuk: Çok İyi geçmedi
Baba: Neden oğlum çalışmıştın oysaki ? Suç Öğretmenindi baba,
Öğretmen hep ben doğmadan önceki olayları sordu.

Bir gün uçağa Trabzon antep Ankaralı ve Çorumlu biner. herkes memleketinin meşhur olduğu şeyleri yer Trabzonlu fındık antepli baklava Çorumlu leblebi yer ve bizde bundan çok diyip uçaktan atar en Son Ankaralıya gelir o da çorumluyu tutup bizim orda çorumlu çok der ve uçaktan atar

Temel ile Dursun küsmüştür Dursun köpeği ile gezerken Temel demişki ha bu eşekle ne gezersin! Dursun: Ula Temel bu eşek değil, köpek, bunu bile bilmiyursun! Temel: Ben sana demiyorum daa köpeğe diyorum..

Yaz tatilinde okuldan komposizyon isterler Temel 2 dakikada yazar Öğretmen şaşırır oku bakalım der. Temel başlar okumaya Akrabalara ziyarete gittim, fakat kimse yoktu.

Temel inşaattan düşer Kolunun birini kaybeder Doktorlar Temel
sen Dursun iki kolunu kaybetti ama o mutlu diyince temel gidip bakar
Dursun'u dans eder gibi kıvıranır Temel "Ula Dursin kolsizsun ve dans ediyisun iyi misun?"Dursun cevaplar Ula hamsi kafali asıl sen iyi misun? Ne dans etmesi daa sırtım delu gibu kaşınayi"

Temel hergün 3 bardak içki içer Garson sorar..neden 3 kadeh içki içersin Temel cevaplar 3 kardeşiz diğer onların yerinede içiyorum Temel diğer gün 2 kadeh içer bunuda şöyle açıklar ben içkiyi pıraktum,

kadının biri temelin fırınına gider ekmeğin içinden çorap çıkar Kadın ula temel alduğum ekmeğin içinden çorap çıktu der Temel sinirli cevap veririr takim elbisemi bekliydunuz hanim efendi ....!

Temel,karısı Fadime ile tatile çıkar ve Yandık diye bağırınca fadime
Niye bağırıyorsun der temel Ütüyü prizde unuttum. fadime Dert etme der. Çünkü bende muslukları açık unuttum der...




komutan sorii temel düşman sağdan geldi naparsın vurum onu komutanım önden geldi vururum onu komutanım soldan geli vururum onu komtanım arkadan geli naparsın temel sinirlenii komtanım bu memleketin tek askeri benmiyim daa vıyyyyyyyy topuklarım

Temel ile Dursun iki katlı otobüsle seyahatteydi. Üst kattaki Temel
alt kattaki Tursuna sordu durum nasıl?" - "Hüç şoför uyumuş, otobüs öylece gidiyor." Temel - "O da bir şey mi? Bizim katta hiç şoför yok. Otobüs şoförsüz gidiyor."

temel otelde odasında otururken telefon gelmiş temel aloo kimsinuz diye sormuş.ben morgözlü canavar yanına geliyoruuum demiş.temel
gel seni bekliyorum öteki gözünü ben morartıyım demiş.

Peygamber sav Malının hepsini dağıtma, bir kısmını kendine bırak, bu senin için daha hayırlıdır,

Ey Allah'ın Resulü, Allahü Teâlâ beni doğruluğum sebebiyle kurtardı ve ben hayatta kaldığım müddetçe doğruyu söylemeye ahdettim, .


Allah'ın beni, hayatımın kalan kısmında da yalan söylemekten muhafaza etmesini ümid ve niyaz ederim.

Tevbe Sûresi

Andolsun ki, Allah kalbleri sarsıldıktan sonra Peygambere
zorluk vaktinde tabi olan ensar ve muhaciri de tevbeye muvaffak kıldı,
1
tevbeleri kabul buyurdu o, çok esirgeyici ve çok bağışlayıcıdır.
2
yeryüzü, bütün genişlik ve rahatlığına rağmen onlara dar gelmiş ve vicdanlarını sıkıştırmıştı da onlar, Allah'dan başka sığınacak bir yer olmadığını anladılar
3
Şüphe yok ki, Allah, tevbeyi en çok kabul eden, hakikaten esirgeyendir.
4
Ey îman edenler, Allah'tan korunun ve doğru olanlarla birlikte olun.

Kâ'b bin Malik ra ki; Allah beni müslümanlığa hidayet ettikten sonra, Peygamber sav e karşı yalan söylememek ve helaktan kurtulma
nimetinden büyük nimet vermedi.

Allah, helak olanlar hakkında tövbe süresini gönderdi dönenleri şer vasıflarla tarif etti buyurduki
Allah adına yemin edecekler
döndüğünüz vakit varacakları yer cehennemdir.

siz onlardan hoşnud olsanız da Allah, fâsıklar güruhundan razı olmayacaktır.» (Tevbe Sûresi)

Peygamber sav bir müjde ile karşılaştığında, bir ay parçası gibi yüzü gözü parıl parıl parlardı.

Yahya as buyurdu ki

Allah beş şeyi yapmamı ve size de emretmemi buyurdu beş şeyin birincisi; Allah'a ibadet edip, kendisine bir şeyi ortak koşmamaktan ibarettir.
1
Allah'a şirk koşan kimsenin misâli, şudur: Şirk koşan kimse, bir köle satın almış ve köleye çalış ve bunu öde!» demiştir. Ancak köle çalışıp, karşılığını başkasına: ödemiştir. siz, söyleyin, hanginiz kölesinin böyle olmasına razı olabilir?
2
Allah 5 şeyi yap ve emret buyurdu beş şeyin İkincisi, namazdır Namaz da sağa ve sola bakmayın.
3
Allah, ancak namazda şuraya buraya bakmayan kulunun yüzünü kaldırır ancak onun namazını kabul buyurur.
4
Allahü Teâlâ, oruç tutmanızı emir buyurmuştur. Bu misk dolu kutuya benzer o kimseye Halk hayran kalır
5
oruçlunun ağız kokusu, Allah nezdinde misk kokusundan daha güzeldir.
6
Allah sadaka vermenizi emretti Sadaka şöyledir: Bir adamı boynu vurulmak üzere getirirler adam ne varsa, boynumun kurtulması için fidye vermeye hazırım, diyerek kendini kurtarmıştır.
7
Allahü Teâlâ Rabbinizi zikretmenizi emir buyurmuştur. Bu şu adama benzer düşman kendisini takip etmiştir. Ancak adam sağlam bir kaleye sığınarak canını
korumuştur
8
kul Kendisini, ancak Allahü Teâlâ'nın zikri ile düşmanı olan şeytandan muhafaza eder.

Peygamber sav buyurdu ki

size, Allah'ın bana emrettiklerini emrediyorum. Bunlar; dinleyip kabul etmek, emire itaat cihâd hicret etmek Ve bir de cemaat halinde tefrikaya düşmemektir

kim cemaatten bir arşın ayrılırsa, geri dönünceye kadar İslâm halkasını boynundan çıkarmıştır.

Kim cahiliyet dâvasında bulunursa, o cehennem çukurlarından birinde kendini bulur.

efendimiz sav anlatır Cehenneme giren iki kişi şiddetlice feryâd etti.
Allahü Teâlâ Çıkarın diye emir buyurdu. Neden feryadınız şiddetli diye soruldu. Onlar merhamet edesin, diye böyle yaptık, diyince Allahü Teâlâ Benim size rahmetim, gidip kendinizi ateşin içerisine tekrar atmanızdır, buyurdu.

efendimiz sav anlatır Allahü Teâlânın cehennimliklere rahmeti
onları tekrar ateşe atmaktır cehennemliklerden biri huzura getirilir ve Allahın emriyle tekrar kendini ateşe atar Allahü Teâlâ da, kulu emrine uyduğu için ateşi soğuk ve selâmet kılar.

efendimiz sav anlatır cehennemlik
birisi, Allahın emri olduğu halde
kendini ateşe atmaz. Allahü Teâlâ sorar kendini Niçin ateşe atmadın?
Adam şöyle dua eder Rabbim beni ateşten çıkarıldıktan sonra tekrar atmayacağınızı ümid ederim, der
ve Rabbin rahmeti ile Cennete girer

Peygamber sav anlatıyor Allahü Teâlâ, ümmetimden birini Kıyamet günü halk huzurunda kurtaracaktır. önüne doksan amel serecektir ki, her sahifesi gözün görebildiği kadar uzun olacaktır.

Peygamber sav anlatıyor Allah ümmetin önüne kıyamette 90 amel serecek senin tek bir iyi amelin var deyip bir kefeye Eşhedü enlâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühü,
diğer kefeye 90 amel konacak en
en ağırı şehadet gelecektir Zira Allah'ın ismi ile tartılan hiç bir şey, O'nun isminden daha ağır gelmez!.

Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederim; Muhammed'in de Allah'ın kulu ve Resulü olduğuna şehadet ederim»

Eşhedü enlâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühü,

Allahü Teâlâ Kıyamet günü bütün insanları toplayacak, onlar da Rabbimiz nezdinde birinin şefaatinı istesek de güç vaziyetten bizi kurtarıp rahata erdirsin, diyecekler

geçmiş ve gelecek günahlarının af buyrulduğu Allah'ın kulu Muhammed as buyurur insanlar
kıyamet günü bana gelecekler. şefaat için Rabbimden izin isteyeceğim, ve Rabbimi görünce secdeye kapanacağım.

Hz Muhammed buyuruyor Allahü Teâlâ beni, dilediği kadar secde halinde bırakacak ve bana Ey Muhammed söylediğin dinlenecek; dilediğin verilecek şefaatin kabul olunacak, buyurulacaktır.

Hz Muhammed buyuruyor Rabbimi hamd edeceğim. Sonra şefaatte bana bir sınır tayin edilecek sınır içerisinde kalanları Cehennemden çıkarıp Cennete koyacağım.

efendimiz sav Useyd ra nın sırtına vurur gün geçer Useyd ra Allah'ın Resulü, sabır buyur hakk alayım der Hz Resul Kısas hakkındır deyip gömleğini açar ve Useyd Resulün. mübarek vücudunu öpüp yüz sürer sonrada tek maksadım Allah resülünün mübarek vücuduna yüz sürmekti der

Bir adam, Allah'ın Resulüne geldi ve «esselâmü aleyküm» dedi. Peygamber aleyhisselâm da, «aleyküm es - selâm» diyerek selâmını aldı. On sevab! buyurdu.

bir adam geldi ve «esselâmü aleyküm ve rahmetullah» dedi. Peygamber sav «ve aleykum es - selamü ve rahmetuilahi» demek suretiyle selâmını aldı Yirmi sevab! buyurdu.

bir adam geldi ve «esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtuhû» dedi. Allah'ın Resulü Otuz sevab! buyurdu.

Peygamber sav Şeytan helak olsun» deme böyle söyleyince şeytan kabarır koca bir ev gibi olur Bismillah» de ki şeytan sinek miktarına kadar küçülür buyurdu

Peygamber sav anlatıyor îsrail Oğullarından bir kadın heybetli bir atlı ve köle bir kadın gördü Allahım
çocuğumu bu atlı gibi heybetli kıl
köle kılma diye dua etti emzikteki
çocuk dile geldi Allahım bu atlı zalimdir beni onun gibi etme beni bu köle gibi kıl çünkü ona zina ve hırsızlık iftirası atılmıştır oysaki o tertemizdir

Resûlullah sav buyurdu Kabir azabından Allah'a sığının,

Resûlullah sav buyurdu Mümin kabre konulduğunda, Münker ve Nekîr adlı iki melek gelir, sorarlar Rabbim Allah'tır, Dinim İslâm, Allah'ın kitabına îman ettim diye cevap verir. Sonra semâdan bir ses gelir Kulum doğru söyledi. Ona Cennetten yer verin, Cennetten elbise giydirin ve kabrinden Cennete bakan kapı açın buyurur

mümine Cennetin rahatlığından ve güzelliğinden verilir, gözünün gördüğü kadar kabri genişletilir.

Allahü Teâlâ îman edenleri dünya hayatında da, âhirette de sabit söz, yani kelime-î tevhîd ile sabit kılar.» (ibrahim Sûresi) mealindeki Âyet-i Kerîmenin mânâsı budur.

Kâfir veya münafık ölü, kabrine konulduğu vakit, iki melek gelir, Rabbini dinini sorarlar. O Hah, hah, bilmiyorum, der. sonra semâdan bir ses gelir: Bu kâfir yalan söyledi. Ona Cehennemden bir yer verin, ateşten elbise giydirin kabrinden Cehenneme bakan bir kapı açın!

Kâfir ve münafık ölüye Cehennem
rüzgârı ve sıcaklığı gelir. Kaburga kemikleri birbirine girinceye kadar kabri daraltılır. onun başına kör ve dilsiz bir zebani musallat edilir.

Kâfir ve münafık ölüye zebani musallat edilir. demirden tokmağı vardır ki, dağa vurulsa dağı toz haline getirir. zebani o kimseye öyle bir darbe indirir ki, her mahlûk işitir. o kimse toprak haline döner. Sonra ruhu tekrar iade edilir.
 
Üst