Ölüm anını ve şeklini Allahmı belirler yoksa insanın seçimlerinin bir sonucu mudur?

Bu konuyu okuyanlar

EmreAladag32

Profesör
5DK daha geç ölmek için Painkiller komutu yazarsak olur mu ?
O mümkün değil işte :tearsofjoy:
Mesaj otomatik birleştirildi:

merak ettim 3 farklı son nedir
Mesaj otomatik birleştirildi:


gerçek ten adamın kafatası parçalanmış hala yaşıyor GALİBA allah belirler bazı durumlar hariç olabilir
Oyunda 3 ana karakter var, Trevor, Michael ve Franklin. 3 farklı sondan Birinde Trevor ölüyor, Birinde Michael ölüyor, diğerinde ise hiçbiri ölmeden kurtuluyor.
 

Newest

Öğrenci
Ölüm, her olay gibi, Allah'ın dilemesiyle hayır ve hikmetle gerçekleşir. Bir insanın doğum tarihi nasıl belliyse, aynı şekilde ölüm tarihi de daha o doğmamışken, dakikasına, saniyesine kadar bellidir. İnsan da kendisine verilen süreyi her saniye biraz daha tüketerek, o son ana doğru hızla yaklaşır. Herkesin ölümünün yeri, zamanı ve şekli kaderinde belirlenmiştir.

Buna rağmen insanların bir kısmı ölümün, Allah'ın ona sebep olarak yarattığı olaylar zincirinin bir sonucu olduğunu sanırlar. Her gün gazetelerde ölüm haberlerini okur, ardından da, "Eğer bir tedbir alınsaydı sonuç bu şekilde olmazdı; şöyle yapılsaydı ölmezdi" gibi cahilce mantıklar yürütürler. Halbuki her insan kendisine tanınmış süreden ne bir saniye eksik ne de bir saniye fazla yaşayamaz. Ancak, imanın verdiği bilinçten uzak olan insanlar, her olaya olduğu gibi ölüme de tesadüfler zincirinin bir parçası olarak bakarlar. Allah Kuran'da, tamamen inkarcılara özgü olan böyle çarpık bir zihniyetten müminleri sakındırır:

Ey iman edenler, inkar edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: "Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görendir. (Al-i İmran Suresi, 156)

İnkar edenler, yakınlarını ve sevdiklerini kaybettiklerinde bu büyük azabı yaşarlar. Ölenin aslında bir kurtulma ihtimali olduğunu, fakat aksilik, tedbirsizlik gibi durumlar yüzünden zamansız öldüğünü düşünürler. Bu düşünce de onların üzüntü, pişmanlık ve acılarının katlanarak artmasına neden olur. Çektikleri bu sıkıntı ve acı, gerçekte inançsızlıklarının azabından başka bir şey değildir.

Oysa olayın çok önemli bir sırrı vardır; ölümün sebebi, ne bir kaza, ne bir hastalık, ne de başka bir şeydir. Bütün bu sebepleri yaratan Allah'tır. Kaderimizde belirtilen süre dolduğu zaman, yukarıda sayılan sebeplerden herhangi bir tanesi nedeni ile hayatımız sona erer. Ve insan, elindeki tüm maddi imkanını seferber etse dahi, kendisi için belirlenmiş olan ölüm zamanından bir an bile fazla yaşayamaz. Kuran'da bu İlahi kanun şöyle haber verilir:

Allah'ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır... (Al-i İmran Suresi, 145)
Adam cevap vermiş..
Allah razı olsun.
 

damzchevk

Asistan
Ölüm, her olay gibi, Allah'ın dilemesiyle hayır ve hikmetle gerçekleşir. Bir insanın doğum tarihi nasıl belliyse, aynı şekilde ölüm tarihi de daha o doğmamışken, dakikasına, saniyesine kadar bellidir. İnsan da kendisine verilen süreyi her saniye biraz daha tüketerek, o son ana doğru hızla yaklaşır. Herkesin ölümünün yeri, zamanı ve şekli kaderinde belirlenmiştir.

Buna rağmen insanların bir kısmı ölümün, Allah'ın ona sebep olarak yarattığı olaylar zincirinin bir sonucu olduğunu sanırlar. Her gün gazetelerde ölüm haberlerini okur, ardından da, "Eğer bir tedbir alınsaydı sonuç bu şekilde olmazdı; şöyle yapılsaydı ölmezdi" gibi cahilce mantıklar yürütürler. Halbuki her insan kendisine tanınmış süreden ne bir saniye eksik ne de bir saniye fazla yaşayamaz. Ancak, imanın verdiği bilinçten uzak olan insanlar, her olaya olduğu gibi ölüme de tesadüfler zincirinin bir parçası olarak bakarlar. Allah Kuran'da, tamamen inkarcılara özgü olan böyle çarpık bir zihniyetten müminleri sakındırır:

Ey iman edenler, inkar edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: "Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görendir. (Al-i İmran Suresi, 156)

İnkar edenler, yakınlarını ve sevdiklerini kaybettiklerinde bu büyük azabı yaşarlar. Ölenin aslında bir kurtulma ihtimali olduğunu, fakat aksilik, tedbirsizlik gibi durumlar yüzünden zamansız öldüğünü düşünürler. Bu düşünce de onların üzüntü, pişmanlık ve acılarının katlanarak artmasına neden olur. Çektikleri bu sıkıntı ve acı, gerçekte inançsızlıklarının azabından başka bir şey değildir.

Oysa olayın çok önemli bir sırrı vardır; ölümün sebebi, ne bir kaza, ne bir hastalık, ne de başka bir şeydir. Bütün bu sebepleri yaratan Allah'tır. Kaderimizde belirtilen süre dolduğu zaman, yukarıda sayılan sebeplerden herhangi bir tanesi nedeni ile hayatımız sona erer. Ve insan, elindeki tüm maddi imkanını seferber etse dahi, kendisi için belirlenmiş olan ölüm zamanından bir an bile fazla yaşayamaz. Kuran'da bu İlahi kanun şöyle haber verilir:

Allah'ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır... (Al-i İmran Suresi, 145)

Yani ölümün zamanı ve şekli tamamen Allahın iradesiyle belirlenmiştir değil mi?
Mesaj otomatik birleştirildi:

Her hüküm rabbimizin katında karara bağlanır.Sen iradenle ya intihar edersin ya da farklı şekilde ölürsün ama hükmün kaynağı daima tektir.Yani iradenle intihar etmeyi seçsen dahi o intihar girişimini yapabilmen veyahut bunun sonucu ölmen dahi rabbimizin yaratmasıyla ,izniyle,karar vermesiyle gerçekleşir; istesen de intihar edemeyebilir ,istesende ölmeyebilir veyahut rabbimizin kanunları gereği ölmene sebep olacak şeyi yaptığın için ölebilirsin bu yine rabbimizin karar vermesiyle gerçekleşir.Kader bir çok yönü olan ilahi bir denklemdir ,irade de vardır kader de bu ikisi çelişmez.

Kavramlar karışıyor. Şimdi Allah herşeyi bilir zaten bunu belirmteye gerek yok mesele bilmesi değil belirlemesi. Şuan ben buraya cuzzi irademle kendi irademle Allahın belirlemesi dışında yazı yazıyorum. Allah benim buraya yazı yazmamı belirlemiyor ama ben daha hiç yokken o zaten bunu yapacağımı biliyordu ama bunu yapmama karar veren Allah değil benim. Peki ölümün zamanı ve şeklinde benim kendi irademin payı var mı yoksa tamamen Allahın benim iradem dışında belirlediği bir şey mi soru bu.
 
Son düzenleme:

Mrcnzdmr7

Öğrenci
Yani ölümün zamanı ve şekli tamamen Allahın iradesiyle belirlenmiştir değil mi?
Mesaj otomatik birleştirildi:



Kavramlar karışıyor. Şimdi Allah herşeyi bilir zaten bunu belirmteye gerek yok mesele bilmesi değil belirlemesi. Şuan ben buraya cuzzi irademle kendi irademle Allahın belirlemesi dışında yazı yazıyorum. Allah benim buraya yazı yazmamı belirlemiyor ama ben daha hiç yokken o zaten bunu yapacağımı biliyordu ama bunu yapmama karar veren Allah değil benim. Peki ölümün zamanı ve şeklinde benim kendi irademin payı var mı yoksa tamamen Allahın benim iradem dışında belirlediği bir şey mi soru bu.
Ben
Yani ölümün zamanı ve şekli tamamen Allahın iradesiyle belirlenmiştir değil mi?
Mesaj otomatik birleştirildi:



Kavramlar karışıyor. Şimdi Allah herşeyi bilir zaten bunu belirmteye gerek yok mesele bilmesi değil belirlemesi. Şuan ben buraya cuzzi irademle kendi irademle Allahın belirlemesi dışında yazı yazıyorum. Allah benim buraya yazı yazmamı belirlemiyor ama ben daha hiç yokken o zaten bunu yapacağımı biliyordu ama bunu yapmama karar veren Allah değil benim. Peki ölümün zamanı ve şeklinde benim kendi irademin payı var mı yoksa tamamen Allahın benim iradem dışında belirlediği bir şey mi soru bu.
İrade de vardır kader de.Ben her fiiilin,varlık sahasına çıkan her olayın ve oluşun Allah(azze ve celle)'ın yaratması ve izniyle gerçekleştiği yönüne değindim.Allah karar verir dedim ama iradeyi inkar etmedim çünkü "irade edebilmene" karar veren de Rabbimiz.Plan ve üstplan / irade ve Nihai İrade .
Mesaj otomatik birleştirildi:

Kafamıza sıktığımızda kendimiz belirlemiş oluyoruz.
Ya da kafana sıkma iradeni kullanabilmene izin veren irade, kafana sıkarak ölmene de izin veriyor.Küçük resimde sen irade ediyorsun ,nüyük resimde Allah irade ediyor.Bunun manası seçim özgürlüğünün olmadığı değil,seçim özgürlüğünün olmasına dahi karar vetenin Rabbimiz oluşu.
Mesaj otomatik birleştirildi:

Dinle baya ilgilenen bir arkadaşıma sormuştum bu soruyu. Söylediği kelimeyi unuttum ama anlamı şuydu;
Birisinin eceliyle mi yoksa kendi yüzünden mi öldüğünü bilemeyiz.
Mesela birisine kaldırımda yürürken araba çarptı. Bunu Allah mı ölüm vakti geldiği için yaptı yoksa sürücü yüzünden öldü bilemeyiz. Sürücü yüzünden öldüyse diğer tarafta ölen adamdan helallik alması gerekir. Eceliyle öldüyse helallik gerekmez. (Bunu anlatırken aklıma takıldı şimdi sürücü hapse atılırsa onun helalliğini kimin alması lazım 🤔)
Tam tersi ecel mutlak son demektir.İnsanın eceliyle ölüşünden kaçısı yoktur.Bu intihar etse de böyledir.
Ehli sünnet itikadı böyledir.Yanlış bir inanış var toplumda hastalanıp yatakta ölen eceliyle ölmüş,öldürülen "bari eceliyle" ölseydi deniyor .Kader çok bilinmeyenli denklemdir.
 
Son düzenleme:

damzchevk

Asistan
Ben

İrade de vardır kader de.Ben her fiiilin,varlık sahasına çıkan her olayın ve oluşun Allah(azze ve celle)'ın yaratması ve izniyle gerçekleştiği yönüne değindim.Allah karar verir dedim ama iradeyi inkar etmedim çünkü "irade edebilmene" karar veren de Rabbimiz.Plan ve üstplan / irade ve Nihai İrade .
Mesaj otomatik birleştirildi:


Ya da kafana sıkma iradeni kullanabilmene izin veren irade, kafana sıkarak ölmene de izin veriyor.Küçük resimde sen irade ediyorsun ,nüyük resimde Allah irade ediyor.Bunun manası seçim özgürlüğünün olmadığı değil,seçim özgürlüğünün olmasına dahi karar vetenin Rabbimiz oluşu.
Mesaj otomatik birleştirildi:


Tam tersi ecel mutlak son demektir.İnsanın eceliyle ölüşünden kaçısı yoktur.Bu intihar etse de böyledir.
Ehli sünnet itikadı böyledir.Yanlış bir inanış var toplumda hastalanıp yatakta ölen eceliyle ölmüş,öldürülen "bari eceliyle" ölseydi deniyor .Kader çok bilinmeyenli denklemdir.


İnsan intihar ettiğinde ölüm şeklinin intihar olmasına karar veren irade insanın iradesi mi Allahın iradesi mi? Şimdi insanın kendi iradesi olursa insana bu iradeyi verende Allah olduğundan aslında Allahın iradesidir diyorsun ama benim araştırdığım kısım o değil sonuçta insanı insan yapan Allahın insana özgür irade vermesi ben bu Allahın verdiği özgür iradenin ölüme olan payını araştırıyorum İslam inanışında.
 
Son düzenleme:

Mrcnzdmr7

Öğrenci
...
Mesaj otomatik birleştirildi:

İnsan intihar ettiğinde ölüm şeklinin intihar olmasına karar veren irade insanın iradesi mi Allahın iradesi mi? Şimdi insanın kendi iradesi olursa insana bu iradeyi verende Allah olduğundan aslında Allahın iradesidir diyorsun ama benim araştırdığım kısım o değil sonuçta insanı insan yapan Allahın insana özgür irade vermesi ben bu Allahın verdiği özgür iradenin ölüme olan payını araştırıyorum İslam inanışında.
"İnsan intihar ettiğinde ölüm şeklinin intihar olmasına karar veren irade insanın iradesi mi Allahın iradesi mi?"

Seçim hakkının ve iradenin imtihan sebebiyle sana verilmesi yönüyle karar sana ait.Ama ölüp ,ölmeyeceğin,intihar edip edemeyeceğin, ve "Her şeyin Allah katında karara bağlanması" yönüyle Allah'ın kararı.Şöyle de bir boyut düşün intihar seçimini yapmana rağmen iyi bir insansan Allah(c.c) bir engel çıkarabilir(Silah tutukluk yapar,ayağın kayar atlayamazsın,biri vazgeçirir.) ya da kötü bir insansan sonunun intihar olmasına "izin verilebilir'.İyi bir insanken haketmen sebebiyle sapabilir(kendi suçun olarak,Allah zalimleri saptırır) sonun yine intihar olabilir.

İnsan iradesiyle seçim yapar,bu seçim Allah(c.c) dilerse gerçekleşir.Ama Allah(c.c) imtihan sebebiyle de izin verir.Bazen yine kendi hikmetine,merhametine göre izin vermeyebilir.Allah zalimleri saptırır,ve sapan da intihar edebilir.Hidayet Allah'tandır intihara giden dönebilir.
Yani senin iradenin var olması üst planda Allah'ın iradesinin var olması sebebiyledir ve burda çelişki yoktur.İkisi de var ama var edenin var etmesiyle var.

"Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz" :
-Son anı hakediş boyutu
-Son anı haketmene rağmen dönme ihtimalin
-Son anının güzel olmasını hakederken zalim biri olup kötü ölmen(ve belki de Allah'ın ,zalim biri olman,haketmen sebebiyle sapmana ve intihar etmen/e izin verilmesi. -iraden devre dışı olmaksızın-)

Kader inanıp bırakmak gerçekten en hayırlısı,çünkü daldığı deryada ekipmanı olmayan,alt yapısı olmayan çok kişi vurgun yer.Hikmet araştırılır,merak giderilir ama fazlası...
İnsan bu denklemin bir parçası ve bu denklemdeki tüm işleyişlere vakıf olamaz.
Her şey Allah'ın izin vermesiyle (yaratmasıyla)var oluş sahasına çıkar.
Mesaj otomatik birleştirildi:

Bu konular bu düzeyde bu ortamda bizim gibi avamlar tarafından konuşulacak şey değil.Ben yazadıklarımı silmeyi bile düşünüyorum(silineniliyor mu?) tartabilecek var tartamayacak var bu konuları.Mümkünse sende konuyu sil(eğer yapabiliyorsan)
Mesaj otomatik birleştirildi:

...
Mesaj otomatik birleştirildi:

...
Mesaj otomatik birleştirildi:


"İnsan intihar ettiğinde ölüm şeklinin intihar olmasına karar veren irade insanın iradesi mi Allahın iradesi mi?"

Seçim hakkının ve iradenin imtihan sebebiyle sana verilmesi yönüyle karar sana ait.Ama ölüp ,ölmeyeceğin,intihar edip edemeyeceğin, ve "Her şeyin Allah katında karara bağlanması" yönüyle Allah'ın kararı.Şöyle de bir boyut düşün intihar seçimini yapmana rağmen iyi bir insansan Allah(c.c) bir engel çıkarabilir(Silah tutukluk yapar,ayağın kayar atlayamazsın,biri vazgeçirir.) ya da kötü bir insansan sonunun intihar olmasına "izin verilebilir'.İyi bir insanken haketmen sebebiyle sapabilir(kendi suçun olarak,Allah zalimleri saptırır) sonun yine intihar olabilir.

İnsan iradesiyle seçim yapar,bu seçim Allah(c.c) dilerse gerçekleşir.Ama Allah(c.c) imtihan sebebiyle de izin verir.Bazen yine kendi hikmetine,merhametine göre izin vermeyebilir.Allah zalimleri saptırır,ve sapan da intihar edebilir.Hidayet Allah'tandır intihara giden dönebilir.
Yani senin iradenin var olması üst planda Allah'ın iradesinin var olması sebebiyledir ve burda çelişki yoktur.İkisi de var ama var edenin var etmesiyle var.

"Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz" :
-Son anı hakediş boyutu
-Son anı haketmene rağmen dönme ihtimalin
-Son anının güzel olmasını hakederken zalim biri olup kötü ölmen(ve belki de Allah'ın ,zalim biri olman,haketmen sebebiyle sapmana ve intihar etmen/e izin verilmesi. -iraden devre dışı olmaksızın-)

Kader inanıp bırakmak gerçekten en hayırlısı,çünkü daldığı deryada ekipmanı olmayan,alt yapısı olmayan çok kişi vurgun yer.Hikmet araştırılır,merak giderilir ama fazlası...
İnsan bu denklemin bir parçası ve bu denklemdeki tüm işleyişlere vakıf olamaz.
Her şey Allah'ın izin vermesiyle (yaratmasıyla)var oluş sahasına çıkar.
Mesaj otomatik birleştirildi:

Bu konular bu düzeyde bu ortamda bizim gibi avamlar tarafından konuşulacak şey değil.Ben yazadıklarımı silmeyi bile düşünüyorum(silineniliyor mu?) tartabilecek var tartamayacak var bu konuları.Mümkünse sende konuyu sil(eğer yapabiliyorsan)
Mesaj otomatik birleştirildi:

...

Ben

İrade de vardır kader de.Ben her fiiilin,varlık sahasına çıkan her olayın ve oluşun Allah(azze ve celle)'ın yaratması ve izniyle gerçekleştiği yönüne değindim.Allah karar verir dedim ama iradeyi inkar etmedim çünkü "irade edebilmene" karar veren de Rabbimiz.Plan ve üstplan / irade ve Nihai İrade .
Mesaj otomatik birleştirildi:


.....
Mesaj otomatik birleştirildi:


Tam tersi ecel mutlak son demektir.İnsanın eceliyle ölüşünden kaçısı yoktur.Bu intihar etse de böyledir.
Ehli sünnet itikadı böyledir.Yanlış bir inanış var toplumda hastalanıp yatakta ölen eceliyle ölmüş,öldürülen "bari eceliyle" ölseydi deniyor .Kader çok bilinmeyenli denklemdir.
Mesaj otomatik birleştirildi:

Yazılarımı nasıl silerim ?
 
Son düzenleme:

damzchevk

Asistan
...
Mesaj otomatik birleştirildi:


"İnsan intihar ettiğinde ölüm şeklinin intihar olmasına karar veren irade insanın iradesi mi Allahın iradesi mi?"

Seçim hakkının ve iradenin imtihan sebebiyle sana verilmesi yönüyle karar sana ait.Ama ölüp ,ölmeyeceğin,intihar edip edemeyeceğin, ve "Her şeyin Allah katında karara bağlanması" yönüyle Allah'ın kararı.Şöyle de bir boyut düşün intihar seçimini yapmana rağmen iyi bir insansan Allah(c.c) bir engel çıkarabilir(Silah tutukluk yapar,ayağın kayar atlayamazsın,biri vazgeçirir.) ya da kötü bir insansan sonunun intihar olmasına "izin verilebilir'.İyi bir insanken haketmen sebebiyle sapabilir(kendi suçun olarak,Allah zalimleri saptırır) sonun yine intihar olabilir.

İnsan iradesiyle seçim yapar,bu seçim Allah(c.c) dilerse gerçekleşir.Ama Allah(c.c) imtihan sebebiyle de izin verir.Bazen yine kendi hikmetine,merhametine göre izin vermeyebilir.Allah zalimleri saptırır,ve sapan da intihar edebilir.Hidayet Allah'tandır intihara giden dönebilir.
Yani senin iradenin var olması üst planda Allah'ın iradesinin var olması sebebiyledir ve burda çelişki yoktur.İkisi de var ama var edenin var etmesiyle var.

"Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz" :
-Son anı hakediş boyutu
-Son anı haketmene rağmen dönme ihtimalin
-Son anının güzel olmasını hakederken zalim biri olup kötü ölmen(ve belki de Allah'ın ,zalim biri olman,haketmen sebebiyle sapmana ve intihar etmen/e izin verilmesi. -iraden devre dışı olmaksızın-)

Kader inanıp bırakmak gerçekten en hayırlısı,çünkü daldığı deryada ekipmanı olmayan,alt yapısı olmayan çok kişi vurgun yer.Hikmet araştırılır,merak giderilir ama fazlası...
İnsan bu denklemin bir parçası ve bu denklemdeki tüm işleyişlere vakıf olamaz.
Her şey Allah'ın izin vermesiyle (yaratmasıyla)var oluş sahasına çıkar.
Mesaj otomatik birleştirildi:

Bu konular bu düzeyde bu ortamda bizim gibi avamlar tarafından konuşulacak şey değil.Ben yazadıklarımı silmeyi bile düşünüyorum(silineniliyor mu?) tartabilecek var tartamayacak var bu konuları.Mümkünse sende konuyu sil(eğer yapabiliyorsan)
Mesaj otomatik birleştirildi:

...
Mesaj otomatik birleştirildi:




Mesaj otomatik birleştirildi:

Yazılarımı nasıl silerim ?

"İnsan iradesiyle seçim yapar,bu seçim Allah(c.c) dilerse gerçekleşir.Ama Allah(c.c) imtihan sebebiyle de izin verir.Bazen yine kendi hikmetine,merhametine göre izin vermeyebilir."

Senin yazdığından şu çıkıyor, bu sorunun tek ihtimalli bir cevabı yok ölüm zamanı ve şeklinin kararını veren irade değişebilir. Çünkü intihar ediyorsa adam ve Allah o kişinin intihar suçu işleyerek ölmesini istemiyorsa o ölüme engel olur diyorsun yanlış anlamadıysam. Aynı şekilde adam zalimse Allah onu saptırıp haram olan bir şekilde o kişinin ölmesini sağlayabilir diyorsun. Bence Allah benim seçimime izin veriyorsa o kendi irademin sonucu gerçekleşmiş olur eğer vermiyorsa benim iradem devre dışı kalmış olur.
 

KRZMNİTK

Profesör
Hem allah her şeyi bilen. Güçlü ve kudretli bir varlık hem de insana geleceğini belirleyebiliyor. Yani insan belli olan bir şeyi seçmeye çalışıyor. Eğer böyleyse cennet cehennemin bir mantığı kalmıyor.
Eğer insan geleceğini değiştirebiliyorsa allah geleceği bilmiyor demek gibi oluyor. O zaman allah sonsuz ilim sahibi olmuyor. O zaman her şey çok saçma bir hal alıyor.

ya da paralel evrenler var. Sen sağa gitmeyi tercih ettiğinde öbür paralel evrende sola gidiyorsun. Yani hem nereye gideceğini seçmiş oluyorsun. Hem de Allah’ın gelecekte olacağını bildiği yerde oluyorsun. Ama o zaman cennet cehennem 1. Paralel evrene göre mi olacak 2. Paralel evrene göre mi olacak.

Eğer bunları çok düşünürsen kafayı yersin. Sen iyi biri ol ve geleceğini garantiye al
 

damzchevk

Asistan
Eğer insan geleceğini değiştirebiliyorsa allah geleceği bilmiyor demek gibi oluyor

Tam olarak öyle değil. Seçimlerin gerçek iradesi insan olduğu zaman sen hayatını tamamen kendi iradenle kurarsın. Allah senin gelecekte ne seçeçeğine karar verip senin yerine seçmez sadece senin kendi yaptığın seçimlerin ne olacağını bilir ama seçimler ve irade sana ait olur.
 

ozciceky

Profesör
Tabii ki Allah ya da Allah'ın yarattığı düzen belirler..

Şunu demek mümkün müdür ? Allah esasında benim trafik kazasında öleceğime hükmetmişti ama
ama ben uçaktan paraşütsüz atlayarak öldüm ve Allah'ın benim için belirlediği ölüm şeklini bu sayede manipüle ettim.

Bence hayır :)
 

damzchevk

Asistan
Tabii ki Allah ya da Allah'ın yarattığı düzen belirler..

Şunu demek mümkün müdür ? Allah esasında benim trafik kazasında öleceğime hükmetmişti ama
ama ben uçaktan paraşütsüz atlayarak öldüm ve Allah'ın benim için belirlediği ölüm şeklini bu sayede manipüle ettim.

Bence hayır :)

Veya Allah tamamen senin iradene bırakmıştır ve paraşüt kazasında öleceğini senin için belirlememiş sadece bunu yapacağını bilmiş olur. Genel kanı şuan ölümü ve zamanını tamamen Allahın belirlediği yönünde.
 

KRZMNİTK

Profesör
Tam olarak öyle değil. Seçimlerin gerçek iradesi insan olduğu zaman sen hayatını tamamen kendi iradenle kurarsın. Allah senin gelecekte ne seçeçeğine karar verip senin yerine seçmez sadece senin kendi yaptığın seçimlerin ne olacağını bilir ama seçimler ve irade sana ait olur.
O zaman allah insanın direk cennete mi cehenememi gideceğini bilir. Neden direk cennet ceehenneme koymuyo
 

Nurdisina

Doçent
Cezalı

Ali İmran Allah Herşeyden Haberdardır, Canı Veren De Alan Da Allahtır​

3/153-158 ALLAH HER ŞEYDEN HABERDARDIR, CANI VEREN DE ALAN DA ALLAH’TIR

153. O vakit (
Uhud gazvesinde) Peygamber arkanızdan: (“Ey Allah’ın kulları! Ben Allah’ın Peygamberiyim, bana gelin.” diye) çağırdığı halde, siz sürekli (savaş meydanından) uzaklaşıyor, (kaçıp dağa çıkıyor) kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bunun üzerine (Allah), ne elinizden giden (zafer)e ne de başınıza gelen (musibet)e üzülmemeniz için size keder üstüne keder verip cezalandırdı. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
(Sonunda müslümanlar savaşı kazanmasalar da, Allah’ın bağışlamasıyla tekrar toparlanıp mutlak bir bozgundan kurtuldular ve müşrikleri Mekke’ye doğru kovaladılar.) (F. Furkan)
154. Sonra (Uhud gazvesinden kesin zafer elde edememe) kederin(in) arkasından Allah üzerinize öyle bir güven ve (bunun yol açtığı bir) uyku hali getirdi ki o hal içinizden bir kısmını sarıyordu. (Münâfık olan) diğer bir kısmı da canlarının derdine düşmüş, Allah’a karşı, câhiliye devrindeki gibi haksız bir zanda/düşüncede bulunarak: “Bu işten bize ne?” diyordu. (Ey Resûlüm!) “Bütün iş (yetki ve karar) Allah’ındır.” de. Onlar, senin huzurunda açığa vuramadıklarını, içlerinde gizliyorlar ve: “Bu işte bizim bir payımız olsa (sözümüz tutulsa veya Muhammed’in vaadi yerine gelse) idi, biz burada, öldürülmezdik.” diyorlar. (Resûlüm! Yine) de ki: “Evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine ölüm yazılmış olanlar, devril(ip öl)ecekleri yerlere mutlaka çıkıp gideceklerdi. Bu, Allah’ın gönlünüzdeki (ihlas ve fitne gibi) şeyleri yoklaması ve kalplerinizdeki (vesveseleri) temizlemesi içindir. Allah, sînelerdekini hakkıyla bilicidir.”
155. (
Uhud gazvesinde) iki topluluk karşılaştığı gün, içinizden geri dönüp gidenlerin işledikleri (hata)nın bir kısmından dolayı şeytan, ayaklarını kaydırmak istemişti. (Tevbe etmeleriyle) şüphesiz Allah, onları affetti. Gerçekten Allah çok bağışlayıcıdır, Halîm’dir (cezada acele edici değil, mühlet vericidir).
156. Ey iman edenler! (
Siz,) sefere çıktıkları veya savaşa gittikleri zaman (ölen) kardeşleri için: “Eğer yanımızda olsalar ölmezler ve öldürülmezlerdi.” diyen o kâfirler gibi olmayın. Allah, bu (sözleri)ni onların kalplerinde (derin) bir hasret (yarası) kılmıştır. Yaşatan ve öldüren Allah’tır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
157. Andolsun ki Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah tarafından (
kazanacağınız) bağışlanma ve rahmet, onların (yaşayıp da) toplayacakları (bütün dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.
158. Andolsun ki sizler ölseniz de öldürülseniz de Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.

152-158. 152-153. ”Gerçekten Allah’ın size olan vaadi doğru çıktı ” Allah size yardım ve zafer vaadini Uhud Günü gerçekleştirdi. Düşmanın sayısı 3000, Müslümanların sayısı 700 iken, siz onları alabildiğince öldürüyordunuz. Günün başlangıcında zafer Resulullah’ın idi, ilk gün, müşrik ordusunun 7-9 sancaktarı öldürülmüş, müşrikler dağa doğru kaçmışlardı.
Bedir savaşında da az sayıdaki bir topluluk, çok sayıdaki bir topluluğa üstün gelmişti. Buradan çıkaracağımız sonuç şudur; sayıca çokluk, araç, gereç, eğitim, silah, savaş tekniği gibi zafer kanunları, Allah’ın ordusunun varlığı halinde etkilerini gösteremezler.
Uhud savaşında önceleri zafer verilmekle birlikte, disiplin ve niyetlerden çözülme sonucu yardım gecikmiştir. (El Esas fi, 2/482-483)
“ Verilen emir konusunda tartıştınız ve isyan ettiniz”
Resulullah’ın size vermiş olduğu emri yerine getirmekte ihtilafa düştünüz. Resulullah, okçuları tepeye yerleştirmiş, “bizi arkamızdan koruyunuz, öldürüldüğümüzü görseniz de bize yardıma gelmeyiniz. Ganimet topladğımızı görseniz bile gelip bize katılmayınız.” Diye emretti. Allah’ın Resulü’nün kesin emrine rağmen yerlerini terk etmeleri sonunda toplanan düşman Müslümanlara büyük zarar verdi. ( El Esas fi, 2/483 )
“içinizden kimi dünyayı isitiyor, kimi ahireti istiyordu” Dünyayı isteyenler ganimet için yerlerini terk eden okçular, ahreti isteyen kimseler ise yerlerinden ayrılmayanlardır.
“ Allah sizi kederden kedere uğrattı.” Allah sizi keder üstüne kederle cezalandırdı. Yaralanmak, öldürülmek, müşriklerin zaferi, ganimetin kaçırılması, Resulullah’ın öldürüldüğü şayiası, bunların hepsi birer kederdi. ( El Esas fi 2/485 )
154-155. ‘Sonra o üzüntünün ardından üzerinize öyle bir emniyet ne öyle bir uyku indirdi ki.’ Nuas, uyku hali demektir. Uhud savaşı sırasında uyku hali ile endişe, stres, uykusuzluk yok oluyor, sahabe yeniden canlılık kazanıyordu. Bu durum, C. Hakk’ının Müslümanlara bir yardımıdır. Bu ayette sözü edilen uyku hali Bedir savaşında da olmuştur. “O zaman sizi, Allah’tan bir güven olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu” ayeti, (8/11) bunu bildirir. (H Döndüren, 1/135 )
“içinizden bir kısmını bürüyordu.” Bu uyuklama Müslümanlardan bir kısmını kaplamış idi. Onlar iman, yakin, sebat ve samimi tevekkül sahibi kimselerdi. Bunlar Allah’ın Resulü’ne yardım edeceğine kesinlikle inananlardı. ( El Esas, 2/486)
‘Münafıklara gelince: Bir kısmı da canları sevdasına düşmüştü.’
Onların bütün düşündükleri kendi nefisleri idi. Bu gibi kimseleri huzursuzluk, tedirginlik ve korkudan dolayı uyku tutmamıştı. “Allah hakkında gerçekle ilgisi olmayan cahileyet zannında bulunuyorlar.” Onlar, Allah’ın Resulü’ne ve askerlerine yardım etmeyeceğine kanaat ediyorlardı. Bu gibi zanları Allah’a şirk koşan cahil kimseler besleyebilir (El Esas fi, 2/487 )
Münafıkların ve Müşriklerin bu işten bize bir şey var mı demeleri üzerine, cevabı; Allah veriyor.
‘De ki, bütün emir Allah’ındır.’ Üstünlük, zafer, egemenlik tümüyle Allah’ındır. O dilediğine verir dilemediğine vermez ( El Esas fi, 2/487)
Hadis: Buhari ve Müslimde Sad’ ın şöyle dediği rivayet edilmektedir: Uhud günü peygamber (s.a) sağında ve solunda beyaz elbiseler giyinmiş ve onu alabildiğine savunan o günden öncede görmediğim, sonra da görmediğim iki adam gördüm. ( Cebrail ve Mikail’i kastediyor ) El Esas fi, 2/490 )
  1. Kafirler (ve münafıklar (Kur’an Yolu Tefsiri) gazada bulunan kardeşleri için “ onlar yanımızda olsalardı ölmezler veya öldürülemezlerdi” demektedirler. Müminler, böyle bozuk inançlara kapılmamaları emredilmekte bu sözleri “söyleyen kafirler gibi olmayın denmektedir” Allah bunların kalplerinde bir hasret (pişmanlık ) olarak koydu.”
“ Allah bunu onların (kafirlerin) kalplerinde bir hasret (pişmanlık) olarak koydu.” Hasret: AArzulanan şeyin ele geçirilmemesi dolayısı ile duyulan pişmanlık demektir.
Size gelince ey müminler, Allah’ın kaza ve kaderi hakkında salih bir itikad sahibi olunuz. Kalplerinizi bu gibi yanlış inanışlardan koruyunuz. ( El Esas fi, 2/501 )
Halbuki öldüren de dirilten de Allah’tır. Bu onların ‘savaş ya da yolculuk ecellerine önünü keser ya da yaklaştırır’ şeklindeki yanlış sözlerinin reddi mahiyetindedir. Emir Allah’ın elindedir. Allah’ın iradesi kaza ve kaderi kişi üzerinde tecelli edeceği zaman ne kimsenin ömrü uzar, ne de ömründen bir şey eksiltir. ( El Esas fi, 2/501 )
157-158. Yukarıdaki ayetlerde (156-157-158) önce kafirlerin yolculuk ve savaşın ecelleri kısalttığı şeklindeki iddiaları yalanladı. Müslümanlara da böyle bir inanç ve söylem yasaklandı. Çünkü böyle inanç, cihadı bırakmaya sebep olur. ( El Esas fi, 2/501 ) . Bu itikad sefer ve gazadan yılmağa, bunun faydalarında mahrum kalmağa, düşman istilasına uğrayıp, felaketlere baş eğmeğe sebep olur. ( Elmalılı 2/1211 )
Arkadan gelen ayette, hayatın son bulması gerçekleşecek olursa, Allah yolunda öldürülmekle elde edilecek mağfiret ve rahmet, dünya ehlinin topladığı geçici dünyalıkların tümünden hayırlıdır, denmektedir. ( El Esas fi, 2/501 )
Bu buyruk ile İslam yönetim düzenin bir ilkesi ortaya koymaktadır. Şura, temel bir ilkedir.

kaynak
 

SDN Son Haberler

Son mesajlar

Üst