Türkistan piri yesevi

Bu konuyu okuyanlar

Murataltug

Profesör
Garip, yetim, fakirlerin gönlünû okşayıp Gönlü kırık olmayan kişilerden kaçtım ben

Bismillah deyip beyan ederek hikmet söyleyip Taleb edenlere inci, cevher saçtım ben

Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol

Öyle mazlum yolda kalsa, yoldaşı ol Mahşer günü dergahına yakın ol

Ben-benlik güden kişilerden kaçtım ben

Garip, fakir, yetimleri Rasul sordu O gece Mirac'a çıkıp Hakk cemalini gördü Geri gelip indiğinde fakirlerin halini sordu

Ümmet olsan, gariplere uyar ol Ayet ve hadisi her kim dese, duyar ol

Rızk, nasip her ne verse, tok gözlü ol Tok gözlü olup şevk şarabını içtim ben

Medine’ye Rasűl varıp oldu garip Gariplikte sıkıntı çekip oldu sevgili Cefa çekip Yaradan'a oldu yakın Garip olup menzillerden geçtim ben

Akıllı isen, garip gönlünü avla Mustafa gibi ili gezip yetim ara

Dünyaya tapan soysuzlardan yüzünü çevir Yüz çevirerek derya olup taştım ben

Gönlûm katı, dilim acı, özüm zalim Kur'an okuyup amel kılmıyor sahte alim

Altmış üçe yaşım ulaştı, geçtim gafil; Hakk emrini tutmadım, kendim cahil; Oruç, namaz kazaya bırakıp Kötüyû izleyip iyilerden geçtim ben

Allah'a hamd olsun, iman nuru açtım ben

Mürşid-i kamil hizmetinde gidip yürüdüm; Hizmet kılıp göz yummadan hazır durdum; Yardım etti, Şeytanı kovalayıp sûrdüm; Ondan sonra kanat çırpıp uçtum ben

Garip, fakir, yetimleri sevindiresin; Parçalayıp aziz canını eyle kurban; Yiyecek bulsan, canın ile misafir

Garip, fakir, yetimleri her kim sorar, Râzı olur o kuldan Allah

Sünnet imiş, kâfir de olsa, verme zarar

Gönlü katı, gönül inciticiden Allah şikayetçi ; Allah şahid, öyle kula "Siccin" hazır

Sünnetlerini sıkı tutup ümmet oldum: Yer altına yalnız girip nura doldum; Hakk'a tapanlar makamına mahrem oldum,

Nefsim yoldan çıkarıp hakir eyledi Çırpındırıp halka ağlamaklı eyledi Zikr söyletmeyip şeytan ile dost eyledi

Kul Hoca Ahmed, gaflet ile ömrün geçti; Vah gözden, dizden kuvvet gitti; Vah ne yazık, pişmanlığın vakti yetişti; Amel kılmadan kervan olup göçtüm ben
 

Murataltug

Profesör
Rahim içinde belirdim, ses geldi; "Zikir söyle!" dedi, organlarım titreyiverdi Ruhum girdi, kemiklerim Allah" dedi;
O sebep altmış üçte girdim yere

Kıtmir itden ibret al aşık isen, Aksaklanıp yoldan kalma sadık isen. Erler sever güzel kula layık isen, Layık olan kullar yolda kalmazmış

Dörtyüz yıldan sonra çıkıp ümmet olacak Nice yıllar dolaşıp halka yol gösterecek On dört bin alimler hizmet eyleyecek

çöller gezip Hakk'ı sordum; Nasip etti, şeytanı tutup bindim; Kararlı olup, belini basıp ezdim

ben işte. Allah zikrini diye diye "...illâ..." oldum; Halis olup, muhlis olup "...lillah" oldum; "Fena fillah" makamına geçtim

Arş üstünde namaz kılıp dizimi büktüm; Dileğimi deyip, Hakkâ bakıp yaşımı döktüm; Yalancı âşık, sahte sufi i kötüledim O sebep altmış ûçte girdim yere.

Candan geçmeden "Hû Hû" demenin hepsi yalan;

arsızdan sormayın sual, yolda kalan; Hakk'ı bulanın özü gizli, sözü gizli

Bir yaşımda ruhlar bana pay verdi; İki yaşta peygamberler gelip gördü; Üç yaşımda Kırklar gelip halimi sordu; O sebepten altmış üçte girdim yere

Dört yaşımda Hakk Mustafa verdi hurma. Yol gösterdim, yola girdi, nice günahkar

Beş yaşımda el bağlayıp ibadet eyledim Nafile oruç tutup âdet eyledim Gece gűndüz zikrini deyip rahat eyledim O sebepten altmış üçte girdim yere.

Azrail gelip Arslan Baba'mın canını aldı; Huriler gelip ipek kumaştan kefen eyledi Yetmiş
bin melekler toplanıp geldi; O sebep altmış üçte girdim yere

Akıllı isen, erenlere hizmet eyle Emr-i mâruf kılanları aziz eyle Nehy-i münker kılanları hürmetli eyle O sebepten altmış üçte girdim yere.

Pir-i kamil Hakk Mustafa, şüphesiz bilin; Nereye varsan, vasfını söyleyip saygı gösterin Salât-selâm deyip Mustafa ya ümmet olun;
 

Murataltug

Profesör
Her sabah vakti ses geldi kulağıma Zikr söyle!" dedi, zikrini söyleyip yürüdüm ben

Aşıksızları gördüm ise, yolda kaldı; O sebepten aşk dükkanını kurdum ben

On birimde rahmet deryası dolup taştı; "Allah!" dedim, şeytan benden uzak kaçtı; Hay u heves, ben-bencillik göçtü

On üçümde nefsani arzuları ele aldım Nefs başına yüz bin bela sarıp saldım; Kibirlenmeyi ayak altında basıp aldım;

On dördümde toprak gibi oldum ben işte.On sekizde Kırklar ile şarap içtim; Zikrini söyleyip, hazır durup göğsümü deştim;

Nasip kıldı, cennet gezip huriler kucakladım; Hakk Mustafa cemallerini gördüm ben

Mümin değil, hikmet işitip ağlamıyor; Erenlerin söylediği sözü dinlemiyor Ayet hâdis, Kur'ân'ı anlamıyor

Yüz bin türlü meleklere yüzleştim ben; O sebepten Hakk'ı söyleyip izleştim ben Can ve gönlümü O'na feda kıldım ben

Kul Hoca Ahmed yaşın ulaştı yirmi bire Neyleyeceksin, günahların dağdan ağır;

Kıyamet günü gazap eylese, Rabbim Kadir; Ey dostlar, nasıl cevap söyleyim ben
 

Murataltug

Profesör
Merhem olup gerçek dertliye deva oldum; Sahte âşık-gerçek aşığa tanık oldum; O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben

Ben yirmi dörde girdim Hakk
tan uzak Ahirete varır olsam, hani hazırlık Öldüğümde toplanıp vurun yüz bin sopa

Günah ile yaş yetti yirmi beşe Sübhan Rabbim, zikr öğretip göğsümü deş Göğsümdeki düğümleri sen çöz; O sebepten Hakk'â sığınıp geldim ben

28 yaşta âşık oldum Gece yatmayıp, mihnet çekip sâdık oldum; Ondan sonra dergâhına lâyık oldum; O sebepten Hakk'â sığınıp geldim ben

29 yaşa girdim, halim harab Aşk yolunda olamadım toprak Halim harab bağrım kebab, gözüm dolu yaş O sebepten Hakk'â sığınıp geldim ben

Kul Ahmed dünyayı bıraksan, işin biter Göğsündeki âhın Arş'a yeter; Can verirken Hakk Mustafa elini tutar O sebep Hakk’a sığınıp geldim ben
 

SDN Son Haberler

Son mesajlar

Üst