Cervantes don kişot

Murataltug

Doçent
Don kişot cervantes

her şeyden önemlisi doğruluk ve dürüstlük başlangıçta bunlar eksik olursa, ortası da, sonu da hatalı gider.

Tanrı ise, saf insanların iyi niyetine yardım eder, akıllı insanların kötü niyetini baltalar."

İstediğimi yapınca mutlu olurum. İnsan mutlu oldu mu başka bir şey istemez


dağlarda bilginler, çoban kulübelerinde filozoflar yetişir.

"bir genç kızı kendi namusu kadar koruyabilecek kilit, muhafız veya sürgü yoktur.

kadınların hafifliğini, ikili oynamalarını, tutulmayan sözlerini, kırılmış inançlarını ve sevgilerini, arzularını akıllı davranmayışlarını kötülüyorum

dünya, kötülüklerinin cezasını çekmekten korkmayan namussuzlarla dolup taşacak

Hiçbir altın özgürlüğün bedelini ödeyemez.

Ha yoksulun kulübesi ha zenginin köşkü, soluk benizli ölüm için farketmez.

Fakat ben size derim: Düşmanlarınızı sevin.

Kötü düşünceler yürekten çıkar

Talihin iyiyse arkadaşın çok olur,ama bir bulutlandı mı kalırsın yapayalnız ortada.

kardeşim eşeğe iyi bak, sefere hazırlıklı olsun; iki misli yem ver, semerini gözden geçir. Biz düğüne değil, dünyayı dolaşmaya gidiyoruz

dünyanın bütün valiliklerini şeytan alsın. Ananın karnından çıktığında vali değildin; şimdiye kadar vali olmadan yaşadın; mezara da gittiğinde, vali olmayacaksın.

Bu dünyada en güzel katık açlıktır; yoksullarda açlık hiçbir zaman eksik olmadığı için de, her yedikleri lezzetli olur.

kız evlâda kötü koca, iyi âşıktan yeğdir."

iyi. Kızı çarıktan iskarpine, çuldan atlasa, ipeğe geçirirsen, kız ne yapacağını bilemez; adım başı bin tane kusur işler; kaba dokuması ortaya çıkar

şu atasözünü de unutma: 'Komşuya kız vermek kalaylı kaptan su içmek gibidir.'

çoluk, çocuk, torun, damat, hep bir arada huzur içinde yaşarız Tanrı'nın izniyle.

büyüklerimden çok duyduğum bir lâf vardır; önüne fırsat çıktığında faydalanamayan, fırsatı kaçırınca şikâyet etmemeli derler.

Talih şimdi kapımızı çalmışken kapıyı yüzüne kapatmamız doğru olmaz. Bırakalım bu esen talih rüzgârı bizi alıp götürsün

kanun ne derse kral odur

Namuslu kadın bacağını kırar evde oturur; namuslu genç kızın eğlencesi çalışmaktır.

bir atasözü vardır; 'Al gömlek gizlenemez,' derler. Yoksula herkes şöyle bir bakar geçer; zengine bütün gözler dikilir.

Zengin bir zamanlar yoksul olmuşsa, çekiştirmeler, beddualar başlar;

bu sokaklarda kovanda kaynayan arılar gibi kaynayan dedikoducuların sonu gelmez

Gözümüzle gördüğümüz her şey, hafızamıza, geçmişteki olaylardan çok daha iyi, çok daha canlı bir şekilde kazınır

zengin kıyafetlere bürünmüş birini gördüğümüzde o anda, o kişiyi daha önce gördüğümüz sefalet canlansa bile elimizde olmadan, saygı duyarız

kıskanç insanlar zaten onların karşısında hiçbir iyi talih emniyette değildir.

Erkek evlâdın, baba mesleğini öğrenmesi iyidir."

valinin parası olmasa bile, borç verecek biri mutlaka bulunur.

Biz kadınlar bunun için doğmuşuz; hödük de olsalar, kocalara boyun eğmek için."

cömertlik ve yücegönüllülükle haseti; serinkanlılık ve ruh huzuruyla öfkeyi; az yiyip çok uyanık kalarak oburluk ve uykuyu; öldürmeliyiz

sevgiliye olan sadakatimizle, şehveti; dünyanın dört bir yanını dolaşıp bizi iyi yapacak imkânları arayarak tembelliği öldürmeliyiz.

Putperestler, şüphesiz cehennemdeler

Putperestlerin mezarları, görkemli tapınaklardı: Julius Caesar'ın külleri, Roma'da San Pietro İğnesi adı verilen, devâsâ bir taş piramide kondu

Söyler misiniz peki, bir ölüyü diriltmek mi daha büyük bir iştir, bir devi öldürmek mi?"

inançlarla dolu kimsenin şöhreti, hem bu hayatta, hem öbür dünyada gelmiş geçmiş bütün putperest imparator ve şövalyelerinin bıraktığı, şöhretten daha iyi bir şöhrettir

hangi tarikattan olursa olsun, yoksul bir keşiş olmak, cesur şövalye olmaktan daha iyi 20 kamçı, Tanrı gözünde, devlere, canavarlara sallanacak iki bin mızraktan daha değerli.

Tanrı sevdiklerini cennete çok çeşitli yollardan ulaştırır;

Şaka yapılacak zaman vardır, şakanın hoş kaçmayacağı zaman vardır

hanımefendiler, soylu hanımlar her biri kendi evinde prenses olabilir

gerçek incelse de kopmaz ve zeytinyağının suyun üstüne çıktığı gibi, daima yalanın üstüne çıkar

Görmeye gittiğin güzelliğin güneşiyle karşı karşıya geldiğinde, parlaklığı seni şaşırtmasın sakın.

unutmayın ki, iyi niyet bahtsızlığı bezdirir derler; duman çıkmayan yerde ateş de yok demektir. Ayrıca, ummadık taş baş yarar

kardeş, nereye gidiyorsunuz? Kaybettiğiniz eşeğinizi mi arıyorsunuz? Hayır Öyleyse ne arıyorsunuz? Az buz değil, bir prensesi arıyorum güzelliğin güneşini, cennetin ta kendisini.

Haksızlıkları düzelten, susamışlara yemek, açlara su veren ünlü şövalye Don Quijote

bir güzel sopa çekerek kaburgalarınızı kırsalar, vücudunuzda sağlam kemik bırakmasalar, doğru olur mu, yerinde olur mu sizce

Her şeyin çaresi bulunur, çaresi olmayan bir tek ölüm; ömrümüzün sonunda hepimiz istesek de, istemesek de, onun boyunduruğuna gireceğiz

Üç tane safkan, ya da kar gibi bembeyaz Arap atının, zat-ı âlinize eşek gibi görünmesi mümkün mü? eğer öyleyse bu sakallarımı tek tek yolarım!"

mutluluğu bile elimden aldılar. Zaten ben bahtsızlığa örnek olarak doğmuşum; talihsizliğin oklarına hedef, nişan tahtası olmak için yaratılmışım

Anne babalarına iltifat ettirecek şeyler yapmayan oğlunuz, kızınız varsa, evlâtlıktan reddedin daha iyi."

ayarttı beni; şeytan sürekli her yerde, şurada, burada, gözlerimin önünde altınlarla dolu bir torba sallıyor

Tek bir tümseği, tek bir çukuru olmayacak kadar düz bir yol yoktur,"

Her evde fasulye pişer, benimkinde kazanla pişer. Delilik, akıllılıktan daha çok arkadaş, daha çok ortak ister.

gerçekten de, dedikleri gibi, dert ortağı derdi hafifletir

altın gibi kalbi vardır; kimseye kötülük etmez, herkese iyilik eder, hiçbir kötülüğü yoktur. Öğle vakti çocuğun teki gece dese inanır;

kör köre kılavuzluk ederse, ikisi de çukura düşer.

serüven peşinde koşan her zaman serüvenin iyisini bulmuyor.

Benim gibi yoksul ve bahtsız değilsiniz; benim heybemdeki azık, bir parça peynir; o da bir devin kafasını kıracak kadar sert.

serüven peşinde koşmaktan vazgeçelim. Madem ekmeğimiz var pasta peşinde koşmayalım, Tanrı isterse bizi o da bulur.

Eşsiz diyorum, çünkü hem boy bos, hem mevki, hem de güzellikte bir eşi yoktur.

kendisi tunçtan yapılmışçasına sarsılmaz ve kuvvetlidir; hiç yerinden kıpırdamadığı halde, dünyanın en hareketli, en dönek kadınıdır.

Yenilen ne kadar ünlüyse
o kadar şeref kazanır onu yenen.

Borcunu ödemeye niyetli adam, teminattan korkmaz

Ne olursa olsun ben birlikte yiyip içtiğim birisiyle en ufak bir kavga çıkaracak kadar terbiyesiz ve nankör olamam.

herkes benim, kimseye kendimi ezdirecek adam olmadığımı bilir. Herkes kendi okuna mukayyet olsun

aslında herkes diğerlerinin uyuyan öfkesini bıraksa, uyandırmasa daha iyi olur.

Kimse kimsenin gönlünde yatanı bilemez; kimi zaman da ava giden avlanır.

Tanrı barışı kutsamış, kavgayı lânetlemiştir; düşman ne kadar az olursa o kadar iyi."

bir işi düşünmesi, başlaması kolay da, bitirmesi çoğunlukla zor oluyor.

Söyler misiniz, acaba kim daha delidir, elinden başka türlüsü gelmediği için deli olan mı, bile isteye deli olan mı?"

iki deli arasındaki fark şudur: Mecburen deli olan, temelli deli kalacaktır, kendi isteğiyle deli olan, canı istediği zaman vazgeçecektir."

duyduğuma göre, bu eskrimci denen adamlar, kılıcın ucunu iğne deliğine bile geçiriyormuş

Parlak güneş, sıcak ışınlarıyla beyaz şafağın altın saçlarındaki inci damlalarını kurutmaya ancak zaman bulmuştu

Ey sen, yeryüzünde yaşayan insanların en talihlisi, kıskanmadan, kıskanılmadan, huzur içinde uyuyorsun;

Ey yaşayan insanların en talihlisi sevgilini kıskanıp uykusuz kalmıyorsun borçlarını ve küçük, dertli aileni nasıl doyuracağını düşünmekten uykuların kaçmıyor.

Ey sen insanların en talihlisi,
Ne hırs huzursuz ediyor seni, ne dünyanın boş debdebesi; çünkü senin isteklerin, eşeğine yem vermekten ileri gitmiyor

efendi o, berekette ve bollukta kendisine hizmet edeni, kıtlıkta ve açlıkta doyurmak zorunda

efendim, bence yoksul adam bulduğuyla yetinmeli; çoban kulübesinde padişah rüyası görmemeli

İyi bina iyi temelin üstüne kurulur; dünyada en iyi, en sağlam temel de paradır

nutuklara devam etmene izin verseler, yemeğe de, uykuya da vakit bulamazdın; bütün vaktini konuşarak harcardın

Yaşasın Kız ne kadar güzelse, oğlan o kadar zengin, kız dünyanın en güzeli!"

Herkesin hamuru, ekmeğine göredir. Benim ninem derdi ki, dünyada iki tane soy vardır: Var'lar ve Yok'lar; kendisi daima Var'ları tutardı.

bugünkü günde Bilen'in değil, Olan'ın nabzı yoklanır. Altınla kaplı eşek, semer vurulmuş attan gösterişlidir.


ölüme güven olmaz; kuzuyu da yer, koyunu da. Bizim rahip söyler, ha yoksulun kulübesi, ha zenginin köşkü, ölüm için farketmez diye.

Ölüm denen hanımefendi, nazlı değil, kuvvetlidir; hiçbir şeyden iğrenmez; her şeyi yer, her şeye razı olur; heybelerini her cinsten, her yaştan, her mevkiden insanla doldurur.

Ölüm Öğle uykusuna yatan orakçılardan değildir; her saatte orak sallar; kurusuyla birlikte yaş otları da biçer. Önüne koyulan her şeyi, sanki çiğnemeden yalayıp yutar

Ölüm hiç doymayan bir köpek iştahı vardır onda. Karnı olmadığı halde, sanki su toplamış gibi, bir sürahi kuvvetlidir; hiçbir şeyden iğrenmez; her şeyi yer,

Doğru yaşayış vaaz yerine geçer," başka da ilahiyat bilmem ben."İhtiyac da yok zaten,

başkalarının korkusunu, cesaretini yargılamaya kalkmayın;

her babayiğit kadar Tanrı'dan korkmayı bilirim. hüküm gününde hesap verilecektir."

Şerefli ve yoksul adamın -eğer yoksullar şerefli olabilirse- güzel bir karısı varsa, bu öyle bir servettir ki, elinden alındığında, şerefi de elinden alınmış, çiğnenmiş olur.

Kocası yoksul olan güzel ve namuslu kadın, galibiyet ve zafer çelenkleriyle taçlandırılmaya lâyıktır

Güzellik bakan, gören herkeste istek uyandırır; şah kartallar, yükseklerde uçan av kuşları, bu güzel tuzağa düşerler

ortalıkta yapılan hafiflik ve serbestlikler, kadının namusunu, gizli yapılan ahlâksızlıktan daha çok lekeler.

Evine namuslu bir kadın aldığın takdirde, onu öylece korumak, hatta daha da faziletli kılmak, kolay iştir. Halbuki ahlâksız bir kadın alırsan, düzeltmen çok zahmetli olur

her şeyi bildiğinize göre, bunu da biliyorsunuzdur- kafasını ilk kaşıyan kim olmuş? Ben şahsen, Adem babamız olduğunu sanıyorum."

Dünyanın ilk cambazı Lucifer'di; cennetten kovulduğunda, takla ata ata cehennemin dibini boyladı

soru sorup cevaplamaya koyulursam, sabaha kadar sürer. Saçma sapan sorular sorup abuk subuk cevaplar verme konusunda kimsenin yardımına ihtiyacım yoktur.

Bazı kimseler, uğraşır, didinir, öyle şeyleri öğrenir ve ortaya çıkarırlar ki, öğrenilmesi, ortaya çıkması zihin ve hafıza için bir nebze önem taşımaz."

hepimiz, yaşlılara saygı göstermek zorundayız

Sevgili efendim, zat-ı âlinizden af dileyerek söylüyorum; Tanrı yardımcım olsun anlattıklarınız
In tek birisine inanıyorsam şeytan çarpsın

Sevgili efendim dünyaya indiğiniz saat ne lânetli bir saat, o gün ne uğursuz bir günmüş; karşılaştığımız an ne kötü bir anmış;

öyle bir hızla koşarak kaçtı ki, hızına bir ok bile yetişemezdi

yoksulluk denen şey her yerde vardır; her yere uzanır; herkese ulaşır etkisindekileri affetmez

çağının en dürüst asilzadesi, en soylu şövalyesi olan Don Quijote'nin yalan söyleyeceğini düşünmek, aklımdan geçmez; kendisi ok yağmuruna tutulsa da, bir tek yalan bile söylemez

Savaşa gidiyorsam bakmayın
parasızlık yüzünden, param olsaydı eğer, gitmezdim gerçekten.

İyi bir efendiye hizmet in bu faydası vardır; insan mutfaktan çıkar, teğmen veya yüzbaşı olur ya da iyi bir maaşı olur.

silâhın kaleme tanımlanamaz bir üstünlüğü vardır ve silâhın tanımlanabilen ihtişamı her şeyden üstündür

en büyük aksilik ölümdür; ölüm de, şerefli olduğu takdirde, en güzel talihtir.

Yiğit Romalı komutan Julius Caesar'a, en iyi ölüm hangisidir diye sormuşlar; düşünülmeyen, anî ve beklenmeyen ölüm demiş. Her ne kadar kâfir, Tanrı bilincinden mahrum biri olarak cevap vermişse de, güzel cevap vermiş;

savaşta ölen askerin görüntüsü, kaçıp kurtulan sağ askerin görüntüsünden iyidir.

İyi bir asker, komutanlarına, âmirlerine karşı ne kadar itaatkârsa, o kadar şöhret kazanır.

Şunu unutmayın ki, evlâdım, barut kokusu, askere misk kokusundan daha fazla yakışır;

Tanrı, şerefli amacınızın lâyık olduğu şekilde, yolunuzu açık edecektir."

Tanrı hakkı için, kimse benim kadar güzel anıramaz; eşekler bile

bu dünyada harcanan nice üstün yetenek var yetenekden yararlanmayı bilmeyen kişiler tarafından boşa harcanıyorlar

yaşamayı sever. Altı kişiden fazla konuşur, on iki kişiden fazla yer

Ben diyorum ki, çok okuyup çok gezen, çok görür, çok bilir.

Tanrı'nın hâkimiyeti altındaki zamanları ve anları bilmek, sadece O'na aittir; O'nun için ne geçmiş vardır, ne gelecek

Her şeyi açığa çıkaran zaman, toprağın bağrına gömülü bile olsa, gün ışığına çıkarılmadık şey bırakmaz

Ezgi anırtı olunca, sopadan başka âlet eşlik edebilir miydi size? Tanrı'ya şükredin
üzerinizde sopayla haç çıkaracaklarına, yüzünüze palayla haç çizebilirlerdi

Şunu bil ki ihtiyat temeli üzerine kurulmayan cesarete pervasızlık denir ve pervasız
kişi kahramanlıklarını, cesaretinden çok, iyi talihine borçludur.

Doğrusunu isterseniz, sevgili efendim, eldeki yara, yarasıza duvar deliği gibidir,

Ben aptalım, hayatım boyunca doğru iş yapmayacağım evime, karıma, çocuklarıma dönsem, çok iyi ederdim; Tanrı ne verdiyse ailemi geçindirir, çocuklarımı yetiştirir, yollarda, patikalarda dolaşmazdım.

düşündüğünüzde, şeytandan geri kalmadığınızı da biliyorum

eşek hoşaftan ne anlar? Eşeksin, eşek kalacaksın ve eşek olarak ömrünü tamamlayacaksın

acemiliğime, cahilliğime verin; çok konuşuyorsam, kötülüğümden değil, zaafımdandır; insan beşer, kuldur şaşar.

gönlünü ferah tutmaya çalış; umudunu yitirme, cesur ol ve gecikmiş olsa da imkânsız olmayan vaatlerinin gerçekleşmesini bekle.

Irmağı. Nehri görmek ona büyük zevk verdi; kıyılarının güzelliğini suyunun berraklığını sakin akışını billûrlarının bolluğunu seyretti

Ne demişler: 'Sen bilirsin deyince değirmende kavga olmaz

Neden korkuyorsun, korkak yaratık? Neden ağlıyorsun, sulu göz? Peşine düşen mi var, seni taciz eden mi var, tavşan yürekli? Neyin eksik ki, bolluk ortası yokluktan yakınıyorsun

bembeyaz, dümdüz bir kâğıt kadar tertemizsin.

Mazlumu Tanrı kurtarsın; bu dünya birbirine zıt düzenlerle, dolaplarla dolu

değirmenciler değirmenlerine, balıkçılar da kulübelerine çekildiler hayvanlarda hayvanlıklarına döndüler; büyülü serüven de böylece sona erdi.

para kesesine dokunuldu mu ruhu parçalanıyor, oradan alınan her metelik, kendi etinden koparılıyormuş gibi geliyordu

borcunu ödemeye niyetli adam teminattan korkmaz; ayrıca, altın eli bıçak kesmez.

el elden üstündür; tabiat, topraktan çömlekler yapan çömlekçi gibidir derler;

bir tane güzel çömlek yapan, iki tane, üç tane, yüz tane güzel çömlek yapabilir.

hoşluk ve espri, aptal kafada bulunmaz.

İyi vali bacağını kırar, evinde oturur. İş için birileri telâş içinde kalkıp gelseler, o av peşinde eğleniyor olsa, iyi mi! Öyle valilik olmaz olsun

söylemek başka, yapmak başkadır.

Tanrı doğrunun yardımcısıdır; niyet hayır, akibet selâmet;

cehennemde bile iyi insanlar varmış."

sen benim gibi şeytanlara emanet ol; bu beyefendiler de iyi meleklere emanet olsun.

Cehennemin tamamı üzerime gelse, yine korkusuzca, sebatla beklerim."

ormanın dört yanında, dört savaş yapılıyormuş gibiydi. Bir yerden topların korkunç acımasız gürleyişleri geliyor, öteki tarafta sayısız tüfek ateşleniyor, hemen yakından
Müslümanlar savaşçıların naraları savaş haykırışları
işitiliyordu.

müzik olan yerde kötü bir şey olamaz."

Alevler ışık saçabilir, ateşler aydınlık verebilir ama bizi yakabilir de. Halbuki müzik daima kutlama ve bayramın işaretidir."

kederli bir güzelliğin gözyaşları, kayaları pamuğa, kaplanları koyuna dönüştürür.

atasözleri ne der: Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır; altın anahtar her kapıyı açar;

arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez;

adamakla mal tükenmez.

Rica etmeyi, istemeyi, terbiyeli olmayı öğrensinler, lânet olasıcalar;

insanın her günü bir olmaz; insan her gün neşeli olmaz

Kısacası ya kendi kendinizi kırbaçlarsınız, ya da başkasına kırbaçlatırsınız, yoksa vali olamazsınız.

şeytanlık şeytanda, korkaklık korkakta kalsın; sizin de gayet iyi bildiğiniz gibi, iyi yürek, kara bahtın üstesinden gelir

Şeytan, cahilin, aşağılık herifin tekidir;

Kısacası, fazlasını, eksiğini düşünmeye gerek yok; herhangi bir kimseyi bir nebzecik aldatmaktan Tanrı beni esirgesin!"

meziyet ve yetenekler, değil kırılgan bir genç kızı, bir dağı devirmeye yeter.

onlar çocukları, kadınları eğlendirip ağlatan mısralar değil, insanın ruhunu yumuşak
dikenler gibi delip geçen, yıldırım gibi ruhunu yaralayan, Zekice mısralar yazıyorlar

Gel ölüm, ama gizlice gel yanıma o kadar çok istiyorum ki ölmeyi, sevinip dönmeyeyim hayata.

şarkılar ruhları yerinden hoplatır, kahkahalar kopartır, bedenleri huzursuz eder, kısacası, bütün duyuları cıva gibi harekete geçirirdi.

Ölerek yaşıyorum, buzda yanıyorum, ateşte titriyorum, umutsuz bekliyorum, gidiyor, kalıyorum,' nasıl bir delilik,

nasıl bir delilik nasıl bir şuursuzluk ki, benim kusurlarım hakkında onca şey varken, başkalarının kusurlarını anlatıyorum?

Tekrar vah diyorum, kötü talihime! Beni şiirler değil, kendi saflığım dize getirdi; müzik değil, kendi hafifliğim yumuşattı;

yolunu açan, önündeki engelleri kaldıran, benim cehaletim benim basiretsizliğim benim aldatılan

hayatta olduktan sonra, çok şeyin çaresi bulunur;

tahsil görmüş kimseler nasıl piskopos olursa, şövalyeler, özellikle gezgin şövalyeler de kral veya imparator olabilir

tatlı olan hikâyenin acı bölümü var Hem de nasıl acı bir bölümü var! Öyle acı ki, onunla kıyaslandığında ebucehil
karpuzu tatlı, zakkum lezzetlidir

derdimizi düşünmekten, şu ana kadar deryalar dolusu gözyaşı akıtmaktan, gözlerimiz saman çöpü gibi kupkuru kaldı;

Ey olağanüstü yazar!
Ey talihli Don Quijote!
Ey meşhur Dulcinea!
Ey sevimli Sancho Panza! Hepiniz birlikte ve ayrı ayrı, sonsuz çağlar boyunca
yaşayın, insanları daima memnun edin, eğlendirin.

bu at ne yer, ne uyur, ne de nal eskitir; kanatları olmadığı halde, havada öyle rahvan koşar ki, sırtında taşıdığı kişinin elinde bir bardak su olsa, tek damlası dökülmez;

öyle sarsmadan, kayarak yol alır. Bu yüzden de güzel
karakaçanın üzerine binmeyi çok severmiş."

"Sarsmadan, kayarak yol almada benim karakaçanın üstüne yoktur; evet, havada gitmez ama, karada dünyanın bütün rahvan atlarıyla yarıştırabilirim kendisini."

ben kimsenin sakalı yüzünden morarmaya niyetli değilim; herkes nasıl becerebiliyorsa öyle tıraş olsun;

boş vakitlerimde kendimi öyle bir kırbaçlamayı düşünüyorum ki, yanık izi gibi üstünde tüy bitmesin."

ben kimsenin sakalına değil, O'nun merhametine sığınırım

Tanrı kötülere katlanır ama sonsuza kadar değil."

Pek yaş olma sıkılırsın; pek de kuru olma kırılırsın;

büyükannem, insanın değeri serveti kadardır derdi; kök salmış adamdan intikam alınmaz."

servetimden yararlanıyorum diye niçin kahroluyorsunuz? Benim atasözlerinden başka servetim, varlığım yok ki

Kimse valiye, âmirine bulaşmamalıdır, çünkü zararlı çıkar, tıpkı parmağını iki azı dişi arasına sokan insan gibi

Kardeşinin gözündeki çöpü gören, kendi gözündeki merteği de görmelidir ki, Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek,' demesinler.

aptal kendi evinde, akıllının yabancı evde bildiğinden çok şey bilir."

aptal ne kendi evinde bir şey bilir, ne de yabancı bir evde; çünkü aptallık temeli üzerine akıllıca bir yapı kurulamaz

Benim için ruhumun tek zerresi, vücudumun tamamından daha değerlidir.

Ben sadece ekmek soğanla beslensem de olur Ayrıca uykuda büyük küçük, zengin yoksul, herkes birdir

Eğer vali olunca şeytanın beni kapacağı düşünülüyorsa, vali olarak cehenneme gitmektense Sancho olarak cennete gitmeyi tercih ederim

başınane gelirse gelsin, daima başarmaya niyetli, kesin kararlı ol; çünkü Tanrı iyi niyete her zaman yardımcı olur.

çok akıllı ve esprili bir adamdı - zaten akıl olmayan yerde espri de olmaz.

ikimizi de fesat büyücülerden kurtarsın diye bütün kalbimizle Tanrı'ya dua etmemiz gerekiyor

Kısacası, herhangi birinin beni soymasına izin vermektense, giyinik yatmayı tercih ediyorum

Ah yoksulluk, yoksulluk! Büyük Kutsal ama kıymeti bilinmeyen hediye!

gayet iyi biliyorum ki tevazu merhamet iman, itaat ve yoksulluk, kutsallığın temel taşlarıdır;

yoksulluğuyla yetinen kişinin içinde Tanrı'nın çok güçlü olduğunu düşünüyorum

Ama ne olursa olsun, yüz kızartısı, yürek yarasından iyidir.

Ben ne talihsiz bir gezginim ki, beni gören her genç kız mutlaka âşık oluyor

Adalet istiyorum sayın vali, adalet! Bu dünyada bulamazsam, cennette arayacağım! Sevgili vali

Bahşiş bekleyenler terbiyeli olmalı, verileni güleryüzle kabul etmeli,

Yasağı çiğnerseniz, cezasını öbür dünyada çekersiniz; sizi kazığa çekerim ben çekmesem de benim emrimle cellâtlar çeker. Kimse karşılık vermeye kalkmasın, tokadı yer yoksa

Hiçbir şey yapamasam, şu kumarhaneleri kapatacağım; çok zararlı yerler gibi geliyor bana."

Kumar adı verilen kötü alışkanlık artık çok yaygın bir uğraş haline geldiğine göre de, soylu kumarhanelerinde oynanması daha iyi

Tanrı'ya emanet olun gidin evinizde uyuyun; Tanrı rahat uykular versin,

benden size nasihat olsun, bundan adaletle şakalaşmayın, şakanızı başınıza çalan biriyle de karşılaşabilirsiniz

bütün köyde bir tek kişi kızının l gördüğünü söyleyemez Kızını
o kadar kapalı yetiştirir ki, güneşin bile onu görmesine fırsat vermez.

akıtacak gözyaşım bol ama. Kötü arzular beraberlerinde ancak felâketler getirirler

dünyayı görmeye heves etmeyin. Namuslu genç kız bacağını kırar, evinde oturur; çok gezen tavuk ayağında pis getirir; görmek isteyen kadın, görülmek de ister

kadınların güzelliğine ve gururuna yapılan saldırılar, kadınlarda korkunç bir öfke uyandırır ve intikam arzusunu alevlendirir.

dünyada iyi vali çok zor
bulunuyor;

Ne kadar iyi kalpli, sade, alçakgönüllü bir hanım! Beni işte böyle hanımlarla bir araya gömsünler asilzadelerle değil

Bin yıl yaşasın babam

Tanrı'ya şükür, artık yoksul akrabamız yok! Valilik sahibi olduk! İsterse asilzade hanımların âlâsı gelsin

bütün hanımlar gibi benim de saraya gidip arabayla gezmem lâzım. İnsanın kocası vali olduktan sonra arabası da olacak parası da

Dünyanın bütün dedikoducuları çatlasın; ben yolda sıcacık gideyim de onlar istedikleri kadar gülsünler!

talih İnsanın yüzüne gülmeye başladı mı, gerisi gelir.

Atasözlerinin de babası olan sevgili baban hep söyler, su akarken testiyi doldur; valilik verirlerse al, kontluk verirlerse kap; güzel hediyeyle tavlamak isterlerse cebine indir.

"doğru nasıl olsa daima yalanın üstüne çıkar; zeytinyağının suyun üstüne çıktığı gibi.

Vali kızlarının yollarda tek başlarına değil, arabalar, tahtırevanlar hizmetkârlar refakatinde gitmesi gerekir

güne göre kürk giyinmek gerek;

Vatan aşkı hiçbir şeye benzemez derlerdi

Tanrı'ya daima zihnimi aydınlatması, kendisine nasıl hizmet etmem gerektiğini bana göstermesi için dua ediyorum.

bu sabah öyle bir görevden vazgeçtim ki, devam etsem, evimin duvarlarını altınla kaplayıp altı ay geçmeden gümüş tabaklarda yemek yiyebilirdim

Hayvan sürüsü dışında bir şeyi yönetmek, bana göre bir iş değil; ayrıca kazanılan servetler uğruna, insan huzurundan da, uykusundan da, hatta besininden de oluyor

ne demişler namusla kazanılan servet batar, namussuzlukla kazanılan servet hem batar, hem sahibini batırır

Bu sefil dünyada insanın başına ikide birde beklenmedik olaylar geliyor.

Kim derdi ki dün taç giyen, hizmetkârlara, yasalara hükmeden kişi, bugün bir kuyuya gömülecek,

sefil dünyada başına beklenmedik olaylar geliyor.
ne yardım edecek biri, ne imdada koşacak biri bulunuyor

Bahtımız ne kadar karaymış ki, memleketimizde sevdiklerimiz arasında ölmemize izin vermedi

memleketimizde derde çare bulunmasa bile, bize üzülecek, son nefesde gözümüzü kapatacak biri eksik olmazdı

Ekmek her acıyı dindirir

Bana felâket gibi gelen olay, efendim e iyi bir serüven olurdu. O dipsiz kuyuyu çiçekli bahçeler, görkemli saraylar gibi görür, bu karanlık yerden çiçekli bir çayıra çıkmayı umardı.

Ey felâket, tek başına geldiysen hoşgeldin."

Aşağıda kim olabilir, kim yakınabilir ki?" Tabii ki mahvolmuş

hep Tanrı'nın dediği olur; her şeyin en doğrusunu, herkes için neyin en iyi olacağını Tanrı bilir;

güne göre kürk giyinmek gerek; büyük lokma ye, büyük söyleme,' demişler; ak koyunu gören, içi dolu yağ sanır.

Tanrı ne demek istediğimi biliyor; bu kadarı yeter,

vicdanın temiz olduktan sonra kim ne derse desin.

Dedikoducuların dilini bağlamaya kalkmak, denize kapak yapmaya benzer.

Vali valiliğinden zengin ayrılırsa, hırsızlık ettiğini söylerler; fakir ayrılırsa, ahmak, sersem derler."

onlar ne kadar doğru söylüyorsa, Tanrı da kendilerine o kadar sıhhat versin.

faydalı birtakım kanunlar çıkarmayı düşünüyordum, ama uyulmaz korkusuyla çıkarmadım; uyulmayan kanun, olsa da birdir, olmasa da.

Karnım doyduktan sonra, ister hayvan yemiyle doysun, ister keklikle, ben aldırmam

yemeğinizi yedikten sonra şu yeşil çimenden yatağa biraz uzanın; göreceksiniz, uyandığınızda nasıl hafiflemiş olacaksınız.

hayat ölene kadar devam eder

benim için daha lezzetli bir yemek olamaz; paça olsun da ister inek olsun, ister dana.

okusak iyi olur; içinde iyi bir şey bulunmayacak kadar kötü kitap yoktur.

Don Quijote'ye onun arması sadakat, mesleğiyse, zor kullanmadan, ılımla sadakatini korumaktır

önemli bir konuda hata yapan kişi, hikâyenin diğer bütün konularında hata yapabilir.

"efendim yiğit, akıllı ve âşıktır; bense saf ve komiğimdir; ne oburumdur, ne de sarhoş."

aşırı hakaret, sabrı taşırır

müstehcen yalanlar, zihinden de, gözlerden de uzak tutulmalıydı.

içinde bulunduğunuz duruma üzülmeyin, bunu bir talihsizlik kabul etmeyin; belki de ters dönmüş talihiniz tökezlemeler
le düzelir;

Tanrı, garip, hiç görülmedik, insanların aklına gelmeyecek yollardan, düşmüşleri kaldırır, yoksulları zengin eder."

her kadının, aceleci arzularını gerçekleştirecek vakti mutlaka vardır.

Güzel ve yanılgı içindeki hanım, görüyorum ki beni vuran sensin; bu cezayı ben haketmemiştim; O kadar

O kadar dikkatli ve adaletli bir dağıtım yaptı ki, kimseden kimseye bir gıdım hak geçmedi

adalet o kadar iyi bir şey ki, hırsızlar arasında bile geçerli

Bizim hayat tarzımız, maceralarımız, yaptıklarımız, çok değişik ve tehlikeli geliyordur herhalde. çünkü bizimki kadar huzursuzluk ve korkuyla dolu bir hayat olamaz.

Ben bu hayata intikam arzusu yüzünden atıldım; intikam isteği en dingin gönülleri bile altüst edecek güçtedir.

Her uçurum bir yenisini, her günah bir yenisini çağırdığı için de, intikamlar birbirine zincirleniyor; öyle ki, yalnız kendiminkileri değil, başkalarınınkini de

sağlığın ilk şartı hastalığı anlamak ve hekimin verdiği ilâçları almaktır;

tek yapacağınız şey, cesaretinizi kaybetmemek, vicdanınızdaki hastalığın iyileşmesini beklemek.

Ben askerlere, kadınlara, bilhassa soylu hanımlara kötülük etmekten hoşlanmam."

balta değmedik ağaç olmaz.

Uydurulmuş öyküler, gerçeğe ne kadar benzerlerse o kadar hoşa gider; gerçek öyküler de, ne kadar gerçek olurlarsa o kadar iyi olurlar."

nefret ettiği halde, tekrar emir verebilmeyi, kendisine itaat edilmesini istiyordu; çünkü hükmetmek, şakadan da olsa, böyle bir bahtsızlığı mutlaka beraberinde getirir

ne büyük bir hızla bütün şeytanlar bir araya toplanmış çalışıyor

Umudu az olan insan cüretkâr olabilir, ama pervasız olamaz

dertli delikanlının söyleyeceklerini dinlemeyi reddedecek kadar katı bir yürek olabilir miydi?

barbar Türkler arasında yakışıklı bir delikanlı, en güzel kadından bile daha fazla rağbet görür

Tanrı size ne kadar ömür verdiyse, o kadar yaşayın;

haris ve küstah kimseler de işledikleri suçun cezasını çeksinler."

güzelliği, kalbini şefkat ve merhametle doldurmuştu

Ölümden başka her şeye çare bulunur,"

Don Quijote bir sabah, gezinti yapmaya çıktı; bütün zırhları üzerindeydi; çünkü o, zırhıyla süslenir, savaşarak dinlenir, bir an bile zırhlarını üstünden çıkarmazdı.

onu görmekle, güzelliğiyle kıyaslanabilecek bir güzellik olmadığını, olamayacağını kavramış olurdunuz.

ölmekten başka çare yoksa, Nuh deyip peygamber demiyor, zat-ı âliniz de peygamber deyip Nuh demiyorsa, çarpışın

Dulcinea del Toboso dünyanın en güzel kadınıdır; ben de yeryüzünün en bahtsız şövalyesiyim

Biliyorsunuz her yokuşun bir inişi vardır; her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez; dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir

bütün umutlarım buhar olup uçtu

şeytan sağır olsun.

Hep söylerler, umut fakirin ekmeğidir."

ne sözü veriyorum? Neyle övünüyorum? Benim elime kılıç değil, öreke yakışır.

Tavuğun dili altında kurbağacık olsa da öldürülmez;

bugün sana ise yarın bana; bu kavga, dövüş işlerinde uzun uzun düşünmeye gelmez; bugün düşen yarın kalkabilir;

İki âşığın adına sessizlik konuştu; sevinçli ve namuslu düşüncelerini ifade eden dil ise, gözleri oldu.

Hallolması çok güç olan birçok işin sarayda hatır ve armağanla bitirildiğini söyledi.

insan mağlûp oldu mu iyiler kötü, kötüler daha kötü olur

ceset o kadar güzel bir genç kıza aitti ki, güzelliğiyle ölümü bile güzelleştirmişti.

Deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış

Yaşlı köpeğim ben, bana kuçu kuçu sökmez!"

En iyisi iri bir taş bulup boynuma bağlayın, bir kuyuya atıverin beni; elâlemin derdine çare diye şamar oğlanı olacaksam, benim için pek farketmez.

Rahat bırakın beni; yoksa yemin ederim, dağıtırım burayı, kimsenin gözünün yaşına bakmam!"

Şimdi artık iyice, açık seçik anladım; bu dünyada büyücü de var, büyü de; Tanrı beni korusun onlardan, ben kendimi koruyamıyorum

zat-ı âlinize yalvarıyorum, bırakın uyuyayım; daha fazla soru sormayın bana; yoksa kendimi pencereden aşağı atacağım."

Zat-ı âlinize yalvarıyorum, bırakın uyuyayım; uyku, insanı uyutmayan derde devadır.

yenik düşmüş, âşık bir genç kızım. Ama her şeye rağmen sabırlı ve namusluyum; o kadar

kalbim sessizliğime dayanamayıp çatladı ve öldüm.hanımefendi;

size bir şey soracağım: Öteki dünyada neler gördünüz? Cehennemde ne var?

Şeytanlardan biri şu kitap neymiş,' dedi. Öteki şeytan cevap verdi: 'La Mancha'lı Don Quijote'nin öyküsünün ikinci kısmı Çekin onu karşımdan,' 'cehennemin en dibine atın,

İyi ve gerçeğe sadık bir öyküyse, yüzyıllarca yaşar; kötüyse, doğumundan mezara giden yol pek uzun olmaz.

namusunuzun sınırlarını aşmayınız;

kimse imkânsız bir şeyi yapmaya mecbur edilemez

Yemin ederim, sayın morina balığı, havan kalpli, hurma çekirdeği, Nuh deyip peygamber demeyen köylüden daha inatçı beyefendi, sizi elime geçirirsem, gözlerinizi oyarım!

Ben buna inanırım," aşk uğruna ölmek denen şey yalan; söylemesine söylerler, ama yapmaya gelince, inanması biraz zor.

mağlûp bir şövalyeye saraylarda değil, domuz ahırında yaşamak yakışırdı

Ömrümde aşktan ölen dantelci hiç görmedim. İşi olan genç kızlar, sevdalarını değil, işlerini bitirmeyi düşünürler.

Yazık sana, zavallı kız," yazık sana, talihsiz kız, hasırdan bir kalbe, meşe ağacından bir kalbe gönül verdin

benimle gezin, göreceksiniz ki ben adım başı bir şey yumurtlarım çoğu zaman ne dediğimi bile bilmem dinleyenler kahkahalarla güler

O, güzel konuşmaktan çok oburlukta ustaydı; komikten ziyade aptaldı;

köyünü görünce diz çöküp dedi ki Sevgili vatanım, aç gözlerini, bak, oğlun Sancho Panza, çok zengin olmasa bile çok kırbaç yemiş olarak sana dönüyor

başkasına yenilmiş olsa da, kendini yenmiş olamak bu zaferlerin en büyüğüdür.

önemli olan bu; kendi alın terimle, kimseye zararım dokunmadan kazandım.

"O yıl boyunca çoban olmayı, ıssız kırlarda teselli aramayı düşünmüştü; orada sevda hayalleri bulur, faziletli çobanlık mesleğini icra ederdi

Kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar

tok biri olarak değil, tuttuğum oruçlarla, elli yaşa dayanarak nasihat veriyorum: Evinizde oturun, mülkünüzle ilgilenin, sık sık günah çıkarın, yoksula yardım edin; pişman olursanız günahı boynuma.

İnsana ait hiçbir şey, özellikle de insan hayatı, ebedî olmadığından, başlangıcından itibaren düşüşe geçerek nihaî sona kadar hep düşmeye devam etti

Bana bunca iyilik yapan yüce Tanrı'ya şükürler olsun O'nun merhameti sınırsız; insanların
günahları, sonsuz merhametini azaltamıyor, durduramıyor

yanlışımı tamir etmeye, ruhuma ışık tutacak kitaplar okumaya vaktim yok.

Ölüme çok yaklaştığımı hissediyorum bu dünyada deli namı bırakacak kadar kötü bir hayat sürmediğimi gösterecek şekilde ölmek isterim;

evet, deli oldum, ama ölürken deliliğimi teyid etmek istemem

Don Quijote, sade İyi Yürekli Alonso Quijano olduğu zaman da, La Mancha'lı Don Quijote olduğu zaman da, gerçekten hep iyi huylu, yardımsever bir kimse olmuştu

Bu dünyada bir insanın yapabileceği en büyük delilik, kimse öldürmediği halde, sırf keder yüzünden kendini ölüme terk etmektir

şövalyelerin birbirlerini devirmeleri olağan bir şeydir; bugün düşen yarın kalkar

miras, ölenin ardında bırakması beklenen kederi, mirasçının hatırından siler

Ey benim, iyi mi, kötü mü yontulmuş olduğunu bilmediğim tüy kalemim, seni bu telin ucunda, bu askıya asacağım, burada kalacaksın
 
Don kişot cervantes

her şeyden önemlisi doğruluk ve dürüstlük başlangıçta bunlar eksik olursa, ortası da, sonu da hatalı gider.

Tanrı ise, saf insanların iyi niyetine yardım eder, akıllı insanların kötü niyetini baltalar."

İstediğimi yapınca mutlu olurum. İnsan mutlu oldu mu başka bir şey istemez


dağlarda bilginler, çoban kulübelerinde filozoflar yetişir.

"bir genç kızı kendi namusu kadar koruyabilecek kilit, muhafız veya sürgü yoktur.

kadınların hafifliğini, ikili oynamalarını, tutulmayan sözlerini, kırılmış inançlarını ve sevgilerini, arzularını akıllı davranmayışlarını kötülüyorum

dünya, kötülüklerinin cezasını çekmekten korkmayan namussuzlarla dolup taşacak

Hiçbir altın özgürlüğün bedelini ödeyemez.

Ha yoksulun kulübesi ha zenginin köşkü, soluk benizli ölüm için farketmez.

Fakat ben size derim: Düşmanlarınızı sevin.

Kötü düşünceler yürekten çıkar

Talihin iyiyse arkadaşın çok olur,ama bir bulutlandı mı kalırsın yapayalnız ortada.

kardeşim eşeğe iyi bak, sefere hazırlıklı olsun; iki misli yem ver, semerini gözden geçir. Biz düğüne değil, dünyayı dolaşmaya gidiyoruz

dünyanın bütün valiliklerini şeytan alsın. Ananın karnından çıktığında vali değildin; şimdiye kadar vali olmadan yaşadın; mezara da gittiğinde, vali olmayacaksın.

Bu dünyada en güzel katık açlıktır; yoksullarda açlık hiçbir zaman eksik olmadığı için de, her yedikleri lezzetli olur.

kız evlâda kötü koca, iyi âşıktan yeğdir."

iyi. Kızı çarıktan iskarpine, çuldan atlasa, ipeğe geçirirsen, kız ne yapacağını bilemez; adım başı bin tane kusur işler; kaba dokuması ortaya çıkar

şu atasözünü de unutma: 'Komşuya kız vermek kalaylı kaptan su içmek gibidir.'

çoluk, çocuk, torun, damat, hep bir arada huzur içinde yaşarız Tanrı'nın izniyle.

büyüklerimden çok duyduğum bir lâf vardır; önüne fırsat çıktığında faydalanamayan, fırsatı kaçırınca şikâyet etmemeli derler.

Talih şimdi kapımızı çalmışken kapıyı yüzüne kapatmamız doğru olmaz. Bırakalım bu esen talih rüzgârı bizi alıp götürsün

kanun ne derse kral odur

Namuslu kadın bacağını kırar evde oturur; namuslu genç kızın eğlencesi çalışmaktır.

bir atasözü vardır; 'Al gömlek gizlenemez,' derler. Yoksula herkes şöyle bir bakar geçer; zengine bütün gözler dikilir.

Zengin bir zamanlar yoksul olmuşsa, çekiştirmeler, beddualar başlar;

bu sokaklarda kovanda kaynayan arılar gibi kaynayan dedikoducuların sonu gelmez

Gözümüzle gördüğümüz her şey, hafızamıza, geçmişteki olaylardan çok daha iyi, çok daha canlı bir şekilde kazınır

zengin kıyafetlere bürünmüş birini gördüğümüzde o anda, o kişiyi daha önce gördüğümüz sefalet canlansa bile elimizde olmadan, saygı duyarız

kıskanç insanlar zaten onların karşısında hiçbir iyi talih emniyette değildir.

Erkek evlâdın, baba mesleğini öğrenmesi iyidir."

valinin parası olmasa bile, borç verecek biri mutlaka bulunur.

Biz kadınlar bunun için doğmuşuz; hödük de olsalar, kocalara boyun eğmek için."

cömertlik ve yücegönüllülükle haseti; serinkanlılık ve ruh huzuruyla öfkeyi; az yiyip çok uyanık kalarak oburluk ve uykuyu; öldürmeliyiz

sevgiliye olan sadakatimizle, şehveti; dünyanın dört bir yanını dolaşıp bizi iyi yapacak imkânları arayarak tembelliği öldürmeliyiz.

Putperestler, şüphesiz cehennemdeler

Putperestlerin mezarları, görkemli tapınaklardı: Julius Caesar'ın külleri, Roma'da San Pietro İğnesi adı verilen, devâsâ bir taş piramide kondu

Söyler misiniz peki, bir ölüyü diriltmek mi daha büyük bir iştir, bir devi öldürmek mi?"

inançlarla dolu kimsenin şöhreti, hem bu hayatta, hem öbür dünyada gelmiş geçmiş bütün putperest imparator ve şövalyelerinin bıraktığı, şöhretten daha iyi bir şöhrettir

hangi tarikattan olursa olsun, yoksul bir keşiş olmak, cesur şövalye olmaktan daha iyi 20 kamçı, Tanrı gözünde, devlere, canavarlara sallanacak iki bin mızraktan daha değerli.

Tanrı sevdiklerini cennete çok çeşitli yollardan ulaştırır;

Şaka yapılacak zaman vardır, şakanın hoş kaçmayacağı zaman vardır

hanımefendiler, soylu hanımlar her biri kendi evinde prenses olabilir

gerçek incelse de kopmaz ve zeytinyağının suyun üstüne çıktığı gibi, daima yalanın üstüne çıkar

Görmeye gittiğin güzelliğin güneşiyle karşı karşıya geldiğinde, parlaklığı seni şaşırtmasın sakın.

unutmayın ki, iyi niyet bahtsızlığı bezdirir derler; duman çıkmayan yerde ateş de yok demektir. Ayrıca, ummadık taş baş yarar

kardeş, nereye gidiyorsunuz? Kaybettiğiniz eşeğinizi mi arıyorsunuz? Hayır Öyleyse ne arıyorsunuz? Az buz değil, bir prensesi arıyorum güzelliğin güneşini, cennetin ta kendisini.

Haksızlıkları düzelten, susamışlara yemek, açlara su veren ünlü şövalye Don Quijote

bir güzel sopa çekerek kaburgalarınızı kırsalar, vücudunuzda sağlam kemik bırakmasalar, doğru olur mu, yerinde olur mu sizce

Her şeyin çaresi bulunur, çaresi olmayan bir tek ölüm; ömrümüzün sonunda hepimiz istesek de, istemesek de, onun boyunduruğuna gireceğiz

Üç tane safkan, ya da kar gibi bembeyaz Arap atının, zat-ı âlinize eşek gibi görünmesi mümkün mü? eğer öyleyse bu sakallarımı tek tek yolarım!"

mutluluğu bile elimden aldılar. Zaten ben bahtsızlığa örnek olarak doğmuşum; talihsizliğin oklarına hedef, nişan tahtası olmak için yaratılmışım

Anne babalarına iltifat ettirecek şeyler yapmayan oğlunuz, kızınız varsa, evlâtlıktan reddedin daha iyi."

ayarttı beni; şeytan sürekli her yerde, şurada, burada, gözlerimin önünde altınlarla dolu bir torba sallıyor

Tek bir tümseği, tek bir çukuru olmayacak kadar düz bir yol yoktur,"

Her evde fasulye pişer, benimkinde kazanla pişer. Delilik, akıllılıktan daha çok arkadaş, daha çok ortak ister.

gerçekten de, dedikleri gibi, dert ortağı derdi hafifletir

altın gibi kalbi vardır; kimseye kötülük etmez, herkese iyilik eder, hiçbir kötülüğü yoktur. Öğle vakti çocuğun teki gece dese inanır;

kör köre kılavuzluk ederse, ikisi de çukura düşer.

serüven peşinde koşan her zaman serüvenin iyisini bulmuyor.

Benim gibi yoksul ve bahtsız değilsiniz; benim heybemdeki azık, bir parça peynir; o da bir devin kafasını kıracak kadar sert.

serüven peşinde koşmaktan vazgeçelim. Madem ekmeğimiz var pasta peşinde koşmayalım, Tanrı isterse bizi o da bulur.

Eşsiz diyorum, çünkü hem boy bos, hem mevki, hem de güzellikte bir eşi yoktur.

kendisi tunçtan yapılmışçasına sarsılmaz ve kuvvetlidir; hiç yerinden kıpırdamadığı halde, dünyanın en hareketli, en dönek kadınıdır.

Yenilen ne kadar ünlüyse
o kadar şeref kazanır onu yenen.

Borcunu ödemeye niyetli adam, teminattan korkmaz

Ne olursa olsun ben birlikte yiyip içtiğim birisiyle en ufak bir kavga çıkaracak kadar terbiyesiz ve nankör olamam.

herkes benim, kimseye kendimi ezdirecek adam olmadığımı bilir. Herkes kendi okuna mukayyet olsun

aslında herkes diğerlerinin uyuyan öfkesini bıraksa, uyandırmasa daha iyi olur.

Kimse kimsenin gönlünde yatanı bilemez; kimi zaman da ava giden avlanır.

Tanrı barışı kutsamış, kavgayı lânetlemiştir; düşman ne kadar az olursa o kadar iyi."

bir işi düşünmesi, başlaması kolay da, bitirmesi çoğunlukla zor oluyor.

Söyler misiniz, acaba kim daha delidir, elinden başka türlüsü gelmediği için deli olan mı, bile isteye deli olan mı?"

iki deli arasındaki fark şudur: Mecburen deli olan, temelli deli kalacaktır, kendi isteğiyle deli olan, canı istediği zaman vazgeçecektir."

duyduğuma göre, bu eskrimci denen adamlar, kılıcın ucunu iğne deliğine bile geçiriyormuş

Parlak güneş, sıcak ışınlarıyla beyaz şafağın altın saçlarındaki inci damlalarını kurutmaya ancak zaman bulmuştu

Ey sen, yeryüzünde yaşayan insanların en talihlisi, kıskanmadan, kıskanılmadan, huzur içinde uyuyorsun;

Ey yaşayan insanların en talihlisi sevgilini kıskanıp uykusuz kalmıyorsun borçlarını ve küçük, dertli aileni nasıl doyuracağını düşünmekten uykuların kaçmıyor.

Ey sen insanların en talihlisi,
Ne hırs huzursuz ediyor seni, ne dünyanın boş debdebesi; çünkü senin isteklerin, eşeğine yem vermekten ileri gitmiyor

efendi o, berekette ve bollukta kendisine hizmet edeni, kıtlıkta ve açlıkta doyurmak zorunda

efendim, bence yoksul adam bulduğuyla yetinmeli; çoban kulübesinde padişah rüyası görmemeli

İyi bina iyi temelin üstüne kurulur; dünyada en iyi, en sağlam temel de paradır

nutuklara devam etmene izin verseler, yemeğe de, uykuya da vakit bulamazdın; bütün vaktini konuşarak harcardın

Yaşasın Kız ne kadar güzelse, oğlan o kadar zengin, kız dünyanın en güzeli!"

Herkesin hamuru, ekmeğine göredir. Benim ninem derdi ki, dünyada iki tane soy vardır: Var'lar ve Yok'lar; kendisi daima Var'ları tutardı.

bugünkü günde Bilen'in değil, Olan'ın nabzı yoklanır. Altınla kaplı eşek, semer vurulmuş attan gösterişlidir.


ölüme güven olmaz; kuzuyu da yer, koyunu da. Bizim rahip söyler, ha yoksulun kulübesi, ha zenginin köşkü, ölüm için farketmez diye.

Ölüm denen hanımefendi, nazlı değil, kuvvetlidir; hiçbir şeyden iğrenmez; her şeyi yer, her şeye razı olur; heybelerini her cinsten, her yaştan, her mevkiden insanla doldurur.

Ölüm Öğle uykusuna yatan orakçılardan değildir; her saatte orak sallar; kurusuyla birlikte yaş otları da biçer. Önüne koyulan her şeyi, sanki çiğnemeden yalayıp yutar

Ölüm hiç doymayan bir köpek iştahı vardır onda. Karnı olmadığı halde, sanki su toplamış gibi, bir sürahi kuvvetlidir; hiçbir şeyden iğrenmez; her şeyi yer,

Doğru yaşayış vaaz yerine geçer," başka da ilahiyat bilmem ben."İhtiyac da yok zaten,

başkalarının korkusunu, cesaretini yargılamaya kalkmayın;

her babayiğit kadar Tanrı'dan korkmayı bilirim. hüküm gününde hesap verilecektir."

Şerefli ve yoksul adamın -eğer yoksullar şerefli olabilirse- güzel bir karısı varsa, bu öyle bir servettir ki, elinden alındığında, şerefi de elinden alınmış, çiğnenmiş olur.

Kocası yoksul olan güzel ve namuslu kadın, galibiyet ve zafer çelenkleriyle taçlandırılmaya lâyıktır

Güzellik bakan, gören herkeste istek uyandırır; şah kartallar, yükseklerde uçan av kuşları, bu güzel tuzağa düşerler

ortalıkta yapılan hafiflik ve serbestlikler, kadının namusunu, gizli yapılan ahlâksızlıktan daha çok lekeler.

Evine namuslu bir kadın aldığın takdirde, onu öylece korumak, hatta daha da faziletli kılmak, kolay iştir. Halbuki ahlâksız bir kadın alırsan, düzeltmen çok zahmetli olur

her şeyi bildiğinize göre, bunu da biliyorsunuzdur- kafasını ilk kaşıyan kim olmuş? Ben şahsen, Adem babamız olduğunu sanıyorum."

Dünyanın ilk cambazı Lucifer'di; cennetten kovulduğunda, takla ata ata cehennemin dibini boyladı

soru sorup cevaplamaya koyulursam, sabaha kadar sürer. Saçma sapan sorular sorup abuk subuk cevaplar verme konusunda kimsenin yardımına ihtiyacım yoktur.

Bazı kimseler, uğraşır, didinir, öyle şeyleri öğrenir ve ortaya çıkarırlar ki, öğrenilmesi, ortaya çıkması zihin ve hafıza için bir nebze önem taşımaz."

hepimiz, yaşlılara saygı göstermek zorundayız

Sevgili efendim, zat-ı âlinizden af dileyerek söylüyorum; Tanrı yardımcım olsun anlattıklarınız
In tek birisine inanıyorsam şeytan çarpsın

Sevgili efendim dünyaya indiğiniz saat ne lânetli bir saat, o gün ne uğursuz bir günmüş; karşılaştığımız an ne kötü bir anmış;

öyle bir hızla koşarak kaçtı ki, hızına bir ok bile yetişemezdi

yoksulluk denen şey her yerde vardır; her yere uzanır; herkese ulaşır etkisindekileri affetmez

çağının en dürüst asilzadesi, en soylu şövalyesi olan Don Quijote'nin yalan söyleyeceğini düşünmek, aklımdan geçmez; kendisi ok yağmuruna tutulsa da, bir tek yalan bile söylemez

Savaşa gidiyorsam bakmayın
parasızlık yüzünden, param olsaydı eğer, gitmezdim gerçekten.

İyi bir efendiye hizmet in bu faydası vardır; insan mutfaktan çıkar, teğmen veya yüzbaşı olur ya da iyi bir maaşı olur.

silâhın kaleme tanımlanamaz bir üstünlüğü vardır ve silâhın tanımlanabilen ihtişamı her şeyden üstündür

en büyük aksilik ölümdür; ölüm de, şerefli olduğu takdirde, en güzel talihtir.

Yiğit Romalı komutan Julius Caesar'a, en iyi ölüm hangisidir diye sormuşlar; düşünülmeyen, anî ve beklenmeyen ölüm demiş. Her ne kadar kâfir, Tanrı bilincinden mahrum biri olarak cevap vermişse de, güzel cevap vermiş;

savaşta ölen askerin görüntüsü, kaçıp kurtulan sağ askerin görüntüsünden iyidir.

İyi bir asker, komutanlarına, âmirlerine karşı ne kadar itaatkârsa, o kadar şöhret kazanır.

Şunu unutmayın ki, evlâdım, barut kokusu, askere misk kokusundan daha fazla yakışır;

Tanrı, şerefli amacınızın lâyık olduğu şekilde, yolunuzu açık edecektir."

Tanrı hakkı için, kimse benim kadar güzel anıramaz; eşekler bile

bu dünyada harcanan nice üstün yetenek var yetenekden yararlanmayı bilmeyen kişiler tarafından boşa harcanıyorlar

yaşamayı sever. Altı kişiden fazla konuşur, on iki kişiden fazla yer

Ben diyorum ki, çok okuyup çok gezen, çok görür, çok bilir.

Tanrı'nın hâkimiyeti altındaki zamanları ve anları bilmek, sadece O'na aittir; O'nun için ne geçmiş vardır, ne gelecek

Her şeyi açığa çıkaran zaman, toprağın bağrına gömülü bile olsa, gün ışığına çıkarılmadık şey bırakmaz

Ezgi anırtı olunca, sopadan başka âlet eşlik edebilir miydi size? Tanrı'ya şükredin
üzerinizde sopayla haç çıkaracaklarına, yüzünüze palayla haç çizebilirlerdi

Şunu bil ki ihtiyat temeli üzerine kurulmayan cesarete pervasızlık denir ve pervasız
kişi kahramanlıklarını, cesaretinden çok, iyi talihine borçludur.

Doğrusunu isterseniz, sevgili efendim, eldeki yara, yarasıza duvar deliği gibidir,

Ben aptalım, hayatım boyunca doğru iş yapmayacağım evime, karıma, çocuklarıma dönsem, çok iyi ederdim; Tanrı ne verdiyse ailemi geçindirir, çocuklarımı yetiştirir, yollarda, patikalarda dolaşmazdım.

düşündüğünüzde, şeytandan geri kalmadığınızı da biliyorum

eşek hoşaftan ne anlar? Eşeksin, eşek kalacaksın ve eşek olarak ömrünü tamamlayacaksın

acemiliğime, cahilliğime verin; çok konuşuyorsam, kötülüğümden değil, zaafımdandır; insan beşer, kuldur şaşar.

gönlünü ferah tutmaya çalış; umudunu yitirme, cesur ol ve gecikmiş olsa da imkânsız olmayan vaatlerinin gerçekleşmesini bekle.

Irmağı. Nehri görmek ona büyük zevk verdi; kıyılarının güzelliğini suyunun berraklığını sakin akışını billûrlarının bolluğunu seyretti

Ne demişler: 'Sen bilirsin deyince değirmende kavga olmaz

Neden korkuyorsun, korkak yaratık? Neden ağlıyorsun, sulu göz? Peşine düşen mi var, seni taciz eden mi var, tavşan yürekli? Neyin eksik ki, bolluk ortası yokluktan yakınıyorsun

bembeyaz, dümdüz bir kâğıt kadar tertemizsin.

Mazlumu Tanrı kurtarsın; bu dünya birbirine zıt düzenlerle, dolaplarla dolu

değirmenciler değirmenlerine, balıkçılar da kulübelerine çekildiler hayvanlarda hayvanlıklarına döndüler; büyülü serüven de böylece sona erdi.

para kesesine dokunuldu mu ruhu parçalanıyor, oradan alınan her metelik, kendi etinden koparılıyormuş gibi geliyordu

borcunu ödemeye niyetli adam teminattan korkmaz; ayrıca, altın eli bıçak kesmez.

el elden üstündür; tabiat, topraktan çömlekler yapan çömlekçi gibidir derler;

bir tane güzel çömlek yapan, iki tane, üç tane, yüz tane güzel çömlek yapabilir.

hoşluk ve espri, aptal kafada bulunmaz.

İyi vali bacağını kırar, evinde oturur. İş için birileri telâş içinde kalkıp gelseler, o av peşinde eğleniyor olsa, iyi mi! Öyle valilik olmaz olsun

söylemek başka, yapmak başkadır.

Tanrı doğrunun yardımcısıdır; niyet hayır, akibet selâmet;

cehennemde bile iyi insanlar varmış."

sen benim gibi şeytanlara emanet ol; bu beyefendiler de iyi meleklere emanet olsun.

Cehennemin tamamı üzerime gelse, yine korkusuzca, sebatla beklerim."

ormanın dört yanında, dört savaş yapılıyormuş gibiydi. Bir yerden topların korkunç acımasız gürleyişleri geliyor, öteki tarafta sayısız tüfek ateşleniyor, hemen yakından
Müslümanlar savaşçıların naraları savaş haykırışları
işitiliyordu.

müzik olan yerde kötü bir şey olamaz."

Alevler ışık saçabilir, ateşler aydınlık verebilir ama bizi yakabilir de. Halbuki müzik daima kutlama ve bayramın işaretidir."

kederli bir güzelliğin gözyaşları, kayaları pamuğa, kaplanları koyuna dönüştürür.

atasözleri ne der: Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır; altın anahtar her kapıyı açar;

arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez;

adamakla mal tükenmez.

Rica etmeyi, istemeyi, terbiyeli olmayı öğrensinler, lânet olasıcalar;

insanın her günü bir olmaz; insan her gün neşeli olmaz

Kısacası ya kendi kendinizi kırbaçlarsınız, ya da başkasına kırbaçlatırsınız, yoksa vali olamazsınız.

şeytanlık şeytanda, korkaklık korkakta kalsın; sizin de gayet iyi bildiğiniz gibi, iyi yürek, kara bahtın üstesinden gelir

Şeytan, cahilin, aşağılık herifin tekidir;

Kısacası, fazlasını, eksiğini düşünmeye gerek yok; herhangi bir kimseyi bir nebzecik aldatmaktan Tanrı beni esirgesin!"

meziyet ve yetenekler, değil kırılgan bir genç kızı, bir dağı devirmeye yeter.

onlar çocukları, kadınları eğlendirip ağlatan mısralar değil, insanın ruhunu yumuşak
dikenler gibi delip geçen, yıldırım gibi ruhunu yaralayan, Zekice mısralar yazıyorlar

Gel ölüm, ama gizlice gel yanıma o kadar çok istiyorum ki ölmeyi, sevinip dönmeyeyim hayata.

şarkılar ruhları yerinden hoplatır, kahkahalar kopartır, bedenleri huzursuz eder, kısacası, bütün duyuları cıva gibi harekete geçirirdi.

Ölerek yaşıyorum, buzda yanıyorum, ateşte titriyorum, umutsuz bekliyorum, gidiyor, kalıyorum,' nasıl bir delilik,

nasıl bir delilik nasıl bir şuursuzluk ki, benim kusurlarım hakkında onca şey varken, başkalarının kusurlarını anlatıyorum?

Tekrar vah diyorum, kötü talihime! Beni şiirler değil, kendi saflığım dize getirdi; müzik değil, kendi hafifliğim yumuşattı;

yolunu açan, önündeki engelleri kaldıran, benim cehaletim benim basiretsizliğim benim aldatılan

hayatta olduktan sonra, çok şeyin çaresi bulunur;

tahsil görmüş kimseler nasıl piskopos olursa, şövalyeler, özellikle gezgin şövalyeler de kral veya imparator olabilir

tatlı olan hikâyenin acı bölümü var Hem de nasıl acı bir bölümü var! Öyle acı ki, onunla kıyaslandığında ebucehil
karpuzu tatlı, zakkum lezzetlidir

derdimizi düşünmekten, şu ana kadar deryalar dolusu gözyaşı akıtmaktan, gözlerimiz saman çöpü gibi kupkuru kaldı;

Ey olağanüstü yazar!
Ey talihli Don Quijote!
Ey meşhur Dulcinea!
Ey sevimli Sancho Panza! Hepiniz birlikte ve ayrı ayrı, sonsuz çağlar boyunca
yaşayın, insanları daima memnun edin, eğlendirin.

bu at ne yer, ne uyur, ne de nal eskitir; kanatları olmadığı halde, havada öyle rahvan koşar ki, sırtında taşıdığı kişinin elinde bir bardak su olsa, tek damlası dökülmez;

öyle sarsmadan, kayarak yol alır. Bu yüzden de güzel
karakaçanın üzerine binmeyi çok severmiş."

"Sarsmadan, kayarak yol almada benim karakaçanın üstüne yoktur; evet, havada gitmez ama, karada dünyanın bütün rahvan atlarıyla yarıştırabilirim kendisini."

ben kimsenin sakalı yüzünden morarmaya niyetli değilim; herkes nasıl becerebiliyorsa öyle tıraş olsun;

boş vakitlerimde kendimi öyle bir kırbaçlamayı düşünüyorum ki, yanık izi gibi üstünde tüy bitmesin."

ben kimsenin sakalına değil, O'nun merhametine sığınırım

Tanrı kötülere katlanır ama sonsuza kadar değil."

Pek yaş olma sıkılırsın; pek de kuru olma kırılırsın;

büyükannem, insanın değeri serveti kadardır derdi; kök salmış adamdan intikam alınmaz."

servetimden yararlanıyorum diye niçin kahroluyorsunuz? Benim atasözlerinden başka servetim, varlığım yok ki

Kimse valiye, âmirine bulaşmamalıdır, çünkü zararlı çıkar, tıpkı parmağını iki azı dişi arasına sokan insan gibi

Kardeşinin gözündeki çöpü gören, kendi gözündeki merteği de görmelidir ki, Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek,' demesinler.

aptal kendi evinde, akıllının yabancı evde bildiğinden çok şey bilir."

aptal ne kendi evinde bir şey bilir, ne de yabancı bir evde; çünkü aptallık temeli üzerine akıllıca bir yapı kurulamaz

Benim için ruhumun tek zerresi, vücudumun tamamından daha değerlidir.

Ben sadece ekmek soğanla beslensem de olur Ayrıca uykuda büyük küçük, zengin yoksul, herkes birdir

Eğer vali olunca şeytanın beni kapacağı düşünülüyorsa, vali olarak cehenneme gitmektense Sancho olarak cennete gitmeyi tercih ederim

başınane gelirse gelsin, daima başarmaya niyetli, kesin kararlı ol; çünkü Tanrı iyi niyete her zaman yardımcı olur.

çok akıllı ve esprili bir adamdı - zaten akıl olmayan yerde espri de olmaz.

ikimizi de fesat büyücülerden kurtarsın diye bütün kalbimizle Tanrı'ya dua etmemiz gerekiyor

Kısacası, herhangi birinin beni soymasına izin vermektense, giyinik yatmayı tercih ediyorum

Ah yoksulluk, yoksulluk! Büyük Kutsal ama kıymeti bilinmeyen hediye!

gayet iyi biliyorum ki tevazu merhamet iman, itaat ve yoksulluk, kutsallığın temel taşlarıdır;

yoksulluğuyla yetinen kişinin içinde Tanrı'nın çok güçlü olduğunu düşünüyorum

Ama ne olursa olsun, yüz kızartısı, yürek yarasından iyidir.

Ben ne talihsiz bir gezginim ki, beni gören her genç kız mutlaka âşık oluyor

Adalet istiyorum sayın vali, adalet! Bu dünyada bulamazsam, cennette arayacağım! Sevgili vali

Bahşiş bekleyenler terbiyeli olmalı, verileni güleryüzle kabul etmeli,

Yasağı çiğnerseniz, cezasını öbür dünyada çekersiniz; sizi kazığa çekerim ben çekmesem de benim emrimle cellâtlar çeker. Kimse karşılık vermeye kalkmasın, tokadı yer yoksa

Hiçbir şey yapamasam, şu kumarhaneleri kapatacağım; çok zararlı yerler gibi geliyor bana."

Kumar adı verilen kötü alışkanlık artık çok yaygın bir uğraş haline geldiğine göre de, soylu kumarhanelerinde oynanması daha iyi

Tanrı'ya emanet olun gidin evinizde uyuyun; Tanrı rahat uykular versin,

benden size nasihat olsun, bundan adaletle şakalaşmayın, şakanızı başınıza çalan biriyle de karşılaşabilirsiniz

bütün köyde bir tek kişi kızının l gördüğünü söyleyemez Kızını
o kadar kapalı yetiştirir ki, güneşin bile onu görmesine fırsat vermez.

akıtacak gözyaşım bol ama. Kötü arzular beraberlerinde ancak felâketler getirirler

dünyayı görmeye heves etmeyin. Namuslu genç kız bacağını kırar, evinde oturur; çok gezen tavuk ayağında pis getirir; görmek isteyen kadın, görülmek de ister

kadınların güzelliğine ve gururuna yapılan saldırılar, kadınlarda korkunç bir öfke uyandırır ve intikam arzusunu alevlendirir.

dünyada iyi vali çok zor
bulunuyor;

Ne kadar iyi kalpli, sade, alçakgönüllü bir hanım! Beni işte böyle hanımlarla bir araya gömsünler asilzadelerle değil

Bin yıl yaşasın babam

Tanrı'ya şükür, artık yoksul akrabamız yok! Valilik sahibi olduk! İsterse asilzade hanımların âlâsı gelsin

bütün hanımlar gibi benim de saraya gidip arabayla gezmem lâzım. İnsanın kocası vali olduktan sonra arabası da olacak parası da

Dünyanın bütün dedikoducuları çatlasın; ben yolda sıcacık gideyim de onlar istedikleri kadar gülsünler!

talih İnsanın yüzüne gülmeye başladı mı, gerisi gelir.

Atasözlerinin de babası olan sevgili baban hep söyler, su akarken testiyi doldur; valilik verirlerse al, kontluk verirlerse kap; güzel hediyeyle tavlamak isterlerse cebine indir.

"doğru nasıl olsa daima yalanın üstüne çıkar; zeytinyağının suyun üstüne çıktığı gibi.

Vali kızlarının yollarda tek başlarına değil, arabalar, tahtırevanlar hizmetkârlar refakatinde gitmesi gerekir

güne göre kürk giyinmek gerek;

Vatan aşkı hiçbir şeye benzemez derlerdi

Tanrı'ya daima zihnimi aydınlatması, kendisine nasıl hizmet etmem gerektiğini bana göstermesi için dua ediyorum.

bu sabah öyle bir görevden vazgeçtim ki, devam etsem, evimin duvarlarını altınla kaplayıp altı ay geçmeden gümüş tabaklarda yemek yiyebilirdim

Hayvan sürüsü dışında bir şeyi yönetmek, bana göre bir iş değil; ayrıca kazanılan servetler uğruna, insan huzurundan da, uykusundan da, hatta besininden de oluyor

ne demişler namusla kazanılan servet batar, namussuzlukla kazanılan servet hem batar, hem sahibini batırır

Bu sefil dünyada insanın başına ikide birde beklenmedik olaylar geliyor.

Kim derdi ki dün taç giyen, hizmetkârlara, yasalara hükmeden kişi, bugün bir kuyuya gömülecek,

sefil dünyada başına beklenmedik olaylar geliyor.
ne yardım edecek biri, ne imdada koşacak biri bulunuyor

Bahtımız ne kadar karaymış ki, memleketimizde sevdiklerimiz arasında ölmemize izin vermedi

memleketimizde derde çare bulunmasa bile, bize üzülecek, son nefesde gözümüzü kapatacak biri eksik olmazdı

Ekmek her acıyı dindirir

Bana felâket gibi gelen olay, efendim e iyi bir serüven olurdu. O dipsiz kuyuyu çiçekli bahçeler, görkemli saraylar gibi görür, bu karanlık yerden çiçekli bir çayıra çıkmayı umardı.

Ey felâket, tek başına geldiysen hoşgeldin."

Aşağıda kim olabilir, kim yakınabilir ki?" Tabii ki mahvolmuş

hep Tanrı'nın dediği olur; her şeyin en doğrusunu, herkes için neyin en iyi olacağını Tanrı bilir;

güne göre kürk giyinmek gerek; büyük lokma ye, büyük söyleme,' demişler; ak koyunu gören, içi dolu yağ sanır.

Tanrı ne demek istediğimi biliyor; bu kadarı yeter,

vicdanın temiz olduktan sonra kim ne derse desin.

Dedikoducuların dilini bağlamaya kalkmak, denize kapak yapmaya benzer.

Vali valiliğinden zengin ayrılırsa, hırsızlık ettiğini söylerler; fakir ayrılırsa, ahmak, sersem derler."

onlar ne kadar doğru söylüyorsa, Tanrı da kendilerine o kadar sıhhat versin.

faydalı birtakım kanunlar çıkarmayı düşünüyordum, ama uyulmaz korkusuyla çıkarmadım; uyulmayan kanun, olsa da birdir, olmasa da.

Karnım doyduktan sonra, ister hayvan yemiyle doysun, ister keklikle, ben aldırmam

yemeğinizi yedikten sonra şu yeşil çimenden yatağa biraz uzanın; göreceksiniz, uyandığınızda nasıl hafiflemiş olacaksınız.

hayat ölene kadar devam eder

benim için daha lezzetli bir yemek olamaz; paça olsun da ister inek olsun, ister dana.

okusak iyi olur; içinde iyi bir şey bulunmayacak kadar kötü kitap yoktur.

Don Quijote'ye onun arması sadakat, mesleğiyse, zor kullanmadan, ılımla sadakatini korumaktır

önemli bir konuda hata yapan kişi, hikâyenin diğer bütün konularında hata yapabilir.

"efendim yiğit, akıllı ve âşıktır; bense saf ve komiğimdir; ne oburumdur, ne de sarhoş."

aşırı hakaret, sabrı taşırır

müstehcen yalanlar, zihinden de, gözlerden de uzak tutulmalıydı.

içinde bulunduğunuz duruma üzülmeyin, bunu bir talihsizlik kabul etmeyin; belki de ters dönmüş talihiniz tökezlemeler
le düzelir;

Tanrı, garip, hiç görülmedik, insanların aklına gelmeyecek yollardan, düşmüşleri kaldırır, yoksulları zengin eder."

her kadının, aceleci arzularını gerçekleştirecek vakti mutlaka vardır.

Güzel ve yanılgı içindeki hanım, görüyorum ki beni vuran sensin; bu cezayı ben haketmemiştim; O kadar

O kadar dikkatli ve adaletli bir dağıtım yaptı ki, kimseden kimseye bir gıdım hak geçmedi

adalet o kadar iyi bir şey ki, hırsızlar arasında bile geçerli

Bizim hayat tarzımız, maceralarımız, yaptıklarımız, çok değişik ve tehlikeli geliyordur herhalde. çünkü bizimki kadar huzursuzluk ve korkuyla dolu bir hayat olamaz.

Ben bu hayata intikam arzusu yüzünden atıldım; intikam isteği en dingin gönülleri bile altüst edecek güçtedir.

Her uçurum bir yenisini, her günah bir yenisini çağırdığı için de, intikamlar birbirine zincirleniyor; öyle ki, yalnız kendiminkileri değil, başkalarınınkini de

sağlığın ilk şartı hastalığı anlamak ve hekimin verdiği ilâçları almaktır;

tek yapacağınız şey, cesaretinizi kaybetmemek, vicdanınızdaki hastalığın iyileşmesini beklemek.

Ben askerlere, kadınlara, bilhassa soylu hanımlara kötülük etmekten hoşlanmam."

balta değmedik ağaç olmaz.

Uydurulmuş öyküler, gerçeğe ne kadar benzerlerse o kadar hoşa gider; gerçek öyküler de, ne kadar gerçek olurlarsa o kadar iyi olurlar."

nefret ettiği halde, tekrar emir verebilmeyi, kendisine itaat edilmesini istiyordu; çünkü hükmetmek, şakadan da olsa, böyle bir bahtsızlığı mutlaka beraberinde getirir

ne büyük bir hızla bütün şeytanlar bir araya toplanmış çalışıyor

Umudu az olan insan cüretkâr olabilir, ama pervasız olamaz

dertli delikanlının söyleyeceklerini dinlemeyi reddedecek kadar katı bir yürek olabilir miydi?

barbar Türkler arasında yakışıklı bir delikanlı, en güzel kadından bile daha fazla rağbet görür

Tanrı size ne kadar ömür verdiyse, o kadar yaşayın;

haris ve küstah kimseler de işledikleri suçun cezasını çeksinler."

güzelliği, kalbini şefkat ve merhametle doldurmuştu

Ölümden başka her şeye çare bulunur,"

Don Quijote bir sabah, gezinti yapmaya çıktı; bütün zırhları üzerindeydi; çünkü o, zırhıyla süslenir, savaşarak dinlenir, bir an bile zırhlarını üstünden çıkarmazdı.

onu görmekle, güzelliğiyle kıyaslanabilecek bir güzellik olmadığını, olamayacağını kavramış olurdunuz.

ölmekten başka çare yoksa, Nuh deyip peygamber demiyor, zat-ı âliniz de peygamber deyip Nuh demiyorsa, çarpışın

Dulcinea del Toboso dünyanın en güzel kadınıdır; ben de yeryüzünün en bahtsız şövalyesiyim

Biliyorsunuz her yokuşun bir inişi vardır; her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez; dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir

bütün umutlarım buhar olup uçtu

şeytan sağır olsun.

Hep söylerler, umut fakirin ekmeğidir."

ne sözü veriyorum? Neyle övünüyorum? Benim elime kılıç değil, öreke yakışır.

Tavuğun dili altında kurbağacık olsa da öldürülmez;

bugün sana ise yarın bana; bu kavga, dövüş işlerinde uzun uzun düşünmeye gelmez; bugün düşen yarın kalkabilir;

İki âşığın adına sessizlik konuştu; sevinçli ve namuslu düşüncelerini ifade eden dil ise, gözleri oldu.

Hallolması çok güç olan birçok işin sarayda hatır ve armağanla bitirildiğini söyledi.

insan mağlûp oldu mu iyiler kötü, kötüler daha kötü olur

ceset o kadar güzel bir genç kıza aitti ki, güzelliğiyle ölümü bile güzelleştirmişti.

Deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış

Yaşlı köpeğim ben, bana kuçu kuçu sökmez!"

En iyisi iri bir taş bulup boynuma bağlayın, bir kuyuya atıverin beni; elâlemin derdine çare diye şamar oğlanı olacaksam, benim için pek farketmez.

Rahat bırakın beni; yoksa yemin ederim, dağıtırım burayı, kimsenin gözünün yaşına bakmam!"

Şimdi artık iyice, açık seçik anladım; bu dünyada büyücü de var, büyü de; Tanrı beni korusun onlardan, ben kendimi koruyamıyorum

zat-ı âlinize yalvarıyorum, bırakın uyuyayım; daha fazla soru sormayın bana; yoksa kendimi pencereden aşağı atacağım."

Zat-ı âlinize yalvarıyorum, bırakın uyuyayım; uyku, insanı uyutmayan derde devadır.

yenik düşmüş, âşık bir genç kızım. Ama her şeye rağmen sabırlı ve namusluyum; o kadar

kalbim sessizliğime dayanamayıp çatladı ve öldüm.hanımefendi;

size bir şey soracağım: Öteki dünyada neler gördünüz? Cehennemde ne var?

Şeytanlardan biri şu kitap neymiş,' dedi. Öteki şeytan cevap verdi: 'La Mancha'lı Don Quijote'nin öyküsünün ikinci kısmı Çekin onu karşımdan,' 'cehennemin en dibine atın,

İyi ve gerçeğe sadık bir öyküyse, yüzyıllarca yaşar; kötüyse, doğumundan mezara giden yol pek uzun olmaz.

namusunuzun sınırlarını aşmayınız;

kimse imkânsız bir şeyi yapmaya mecbur edilemez

Yemin ederim, sayın morina balığı, havan kalpli, hurma çekirdeği, Nuh deyip peygamber demeyen köylüden daha inatçı beyefendi, sizi elime geçirirsem, gözlerinizi oyarım!

Ben buna inanırım," aşk uğruna ölmek denen şey yalan; söylemesine söylerler, ama yapmaya gelince, inanması biraz zor.

mağlûp bir şövalyeye saraylarda değil, domuz ahırında yaşamak yakışırdı

Ömrümde aşktan ölen dantelci hiç görmedim. İşi olan genç kızlar, sevdalarını değil, işlerini bitirmeyi düşünürler.

Yazık sana, zavallı kız," yazık sana, talihsiz kız, hasırdan bir kalbe, meşe ağacından bir kalbe gönül verdin

benimle gezin, göreceksiniz ki ben adım başı bir şey yumurtlarım çoğu zaman ne dediğimi bile bilmem dinleyenler kahkahalarla güler

O, güzel konuşmaktan çok oburlukta ustaydı; komikten ziyade aptaldı;

köyünü görünce diz çöküp dedi ki Sevgili vatanım, aç gözlerini, bak, oğlun Sancho Panza, çok zengin olmasa bile çok kırbaç yemiş olarak sana dönüyor

başkasına yenilmiş olsa da, kendini yenmiş olamak bu zaferlerin en büyüğüdür.

önemli olan bu; kendi alın terimle, kimseye zararım dokunmadan kazandım.

"O yıl boyunca çoban olmayı, ıssız kırlarda teselli aramayı düşünmüştü; orada sevda hayalleri bulur, faziletli çobanlık mesleğini icra ederdi

Kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar

tok biri olarak değil, tuttuğum oruçlarla, elli yaşa dayanarak nasihat veriyorum: Evinizde oturun, mülkünüzle ilgilenin, sık sık günah çıkarın, yoksula yardım edin; pişman olursanız günahı boynuma.

İnsana ait hiçbir şey, özellikle de insan hayatı, ebedî olmadığından, başlangıcından itibaren düşüşe geçerek nihaî sona kadar hep düşmeye devam etti

Bana bunca iyilik yapan yüce Tanrı'ya şükürler olsun O'nun merhameti sınırsız; insanların
günahları, sonsuz merhametini azaltamıyor, durduramıyor

yanlışımı tamir etmeye, ruhuma ışık tutacak kitaplar okumaya vaktim yok.

Ölüme çok yaklaştığımı hissediyorum bu dünyada deli namı bırakacak kadar kötü bir hayat sürmediğimi gösterecek şekilde ölmek isterim;

evet, deli oldum, ama ölürken deliliğimi teyid etmek istemem

Don Quijote, sade İyi Yürekli Alonso Quijano olduğu zaman da, La Mancha'lı Don Quijote olduğu zaman da, gerçekten hep iyi huylu, yardımsever bir kimse olmuştu

Bu dünyada bir insanın yapabileceği en büyük delilik, kimse öldürmediği halde, sırf keder yüzünden kendini ölüme terk etmektir

şövalyelerin birbirlerini devirmeleri olağan bir şeydir; bugün düşen yarın kalkar

miras, ölenin ardında bırakması beklenen kederi, mirasçının hatırından siler

Ey benim, iyi mi, kötü mü yontulmuş olduğunu bilmediğim tüy kalemim, seni bu telin ucunda, bu askıya asacağım, burada kalacaksın
Evet,okumayı bitirdim :D
 
Üst