Hıncal Uluç'tan

emelden

Dekan
Editör gazetenin namusudur.. O kadar önemlidir. Editörün özürü, mözürü de yoktur.. "Efendim, hızlı baskı, yetişme telaşı falan filan" Geçiniz.. Her sabah para verip gazete alan vatandaşa ne, senin özründen..
Allahın günü gazetende önüne geleni eleştiriyorsun. Umurunda mı özürleri.. Oysa her hatanın özrü var. Kimse mesleğinde casus değil ki.. Hain değil ki.. Tabii bir sebep var, hata için.. Yanlış için.. Aldırıyor musun?..
Okumayan, okumayı sevmeyen adamdan gazeteci olmaz. Hele hele editör hiç olmaz.. Gazeteci, hele de editör dediğin imkânı içinde tüm gazeteleri okumak zorundadır. Hele günümüzde dil bilip, yabancı basını izlemesi de şarttır, bana sorarsanız..
Ne var ki, geçin yabancı basını, ülke gazetelerini.. Kendi gazetelerini bi zahmet okumayan gazeteciler, editörler var..
İşte SABAH Spor'da imzasız haber.. Tepesinde Emir Somer diye editör imzası var ama.. Gazetede imza kutsaldır. Bunu iyi bilin..
Sergen "Tümer her yere gidebilir, bence mahsuru yok" demiş..
Sergen böyle diyebilir. Mahzuru yok.. Ama SABAH diyemez, Emir, SABAH diyemez. Ben bu sütunlarda hatta kökenlerini vererek, "Mahsur" ile "Mahzur" arasındaki farkı kaç defa anlattım, biliyor musun?.
Aşağı gelip seni şefinin odasına kitler, anahtarı da cebime atıp gidersem, "Mahsur" kalırsın, bir çilingir gelene kadar..
Yapayım mı?.. Sence "Mahzur"u var mı?.. Ne sen, ne de haberi yazan muhabir Hıncal Uluç'u okumak zorunda değiller. Ama kendi gazetelerini, ilanlarına kadar okumaya mecburlar, tamam mı?..
Okumazlarsa, gitsinler, başka meslek yapsınlar. Gazetecilik, okumayı sevenlerin işidir.. Yazmayı değil!. Hele "Vur beline kazmayı" yazanların hiç değil..

Kaynak


Bu yazıyı okuduktan sonra şu aklıma geldi.

Sizce eleştiri nedir? Neden eleştiriyle, hakareti karıştırırız?

Bir çoğumuz çok severiz eleştirmeyi, ama bize yapılınca hoşumuza gitmez.

Nedendir peki bunlar?
 
Üst