Kayıp Varis

Bu konuyu okuyanlar

22Therefore22

Asistan
Katılım
14 Ocak 2020
Mesajlar
312
Reaksiyon puanı
311
Puanları
63
Yaş
23
Her kahraman gibi Arther'da hayata talihsizliklerle başladı. 1237 yılının bahar ayında şaşırtıcı derecede soğuk bir gecede dünyaya geldi. Annesi Kraliçe Isolla oğlunu gördükten kısa bir sonra hayata gözlerini yumdu. Kendisinden önce 3 erkek kardeşi daha olduğundan yeterince varis olduğu için Arther'a ailede pek değer verilmiyormuş. Çocukluk yıllarında Kalradya'da ki her prens gibi özel bir öğretmenden savaş sanatlarıyla ilgili eğitim aldı. Ayrıca oldukça zeki ve ölçülü bir adam olduğuda söylenir.

Kraliçe Isolla'nın Babası merhum Kral Esterich'in kuzeni Harlaus Svadya Krallığının başına Kral vekili olarak atandı ve uzun yıllar hizmet etti. Arther'ın en büyük ağabeyi Fargus'un yaşı kemale erdiğinde 1245'de ki taç giyme töreninde vefat etti. Yediği birşeyden kaynaklanan alerjik reaksiyon sonucu boğularak öldüğü söylenmişti, ancak kaynağı belirsiz bir çok habere göre zehirlendiği hatta bunu Harlaus'un tahttan vazgeçmemek için yaptığı öne sürüldü. Ancak bu iddialar asla kanıtlanamadı.

Ailenin ortanca oğlu Sergus ise taç giyme törenine bir yıl kala sebebi meçhul bir şekilde Praven şehrinin kale duvarlarının dışında 1247'de ölü bulundu. Cesedi incelendi ve vahşi bir hayvanın saldırısına uğradığı söylendi, ancak Svadyalı bir çok soylu bununda Harlaus'un planının bir parçası olduğunu düşünüyordu, ama Harlaus'un etkisi konseyde artık çok kuvvetliydi fikirlerini objektif bir şekilde kimse yüzüne karşı dile getirebilecek cesareti ve desteği kendinde bulamadı.

Arther'dan 2 yıl kadar önce doğan Mahric ülkedeki Kraliçe Isolla'ya sadık soylular tarafından ağabeylerinin kaderini yaşamaması için 1251 yılında bir gece malikaneden kaçırılıp Kalradya topraklarının dışında yetiştirilmesine karar verdiler. Tüm bunlar yaşanırken Arther 14 yaşındaydı ve Uxkhal şehrindeki bir okulda, teoloji,felsefe ve tıp üstüne öğretim görüyordu. 1253 yılında Mahric Kalradya'ya Harlaus'u tahttan indirmek için topladığı destekler ile ayak bastı.

Vekil Kral Harlaus ise Praven'de halka açık bir sesleniş yaparak son 10 yıl içinde ölen prenslerin Tanrının artık Esterich soyundan gelen bir varisi Svadya tahtında görmek istememesinin bir cevabı olduğunu söyledi ve kendini Kral ilan etti. 1253-55 yılları arasında süren isyanda iki tarafta çok yıprandı ve Svadya'nın komşuları Rodok ile Nord ülke sınırlarını tehdit eden bir konuma gelmişlerdi. Bu durumu iç savaş olmadan çözmek isteyen Svadya'lı Lordlar iki tarafı bir ziyafete çağırıp, toplanıp barışçıl yollar bulmak için masaya oturdular.

Şartlar Kral Harlaus'un kızı Ysolda ile Mahric evleneceklerdi ve Harlaus tahttan çekilip ülkenin maraşeli olarak ordularını yönetecekti. İki tarafta şartları kabul edilebilir buldular ve ardından Praven'de bütün ülkenin soylularınında davet edildiği bir düğün tertiplendi. Ancak Harlaus sözüne sadık olmayan biriydi planları başkaydı. Ziyafet sırasında Mahric'e tuzak kurulmuş, onu ve isyanını destekleyen tüm Lord'lar aileleride dahil olmak üzere katledilmişti.

Mahric'in cesedi ise bir ay boyunca Praven'in girişinde sallandırıldı. Şimdilerde hanlarda ozanlar anlattıkları hikayelerde "Kanlı Düğün" diye geçer, "Kanın su gibi oluk oluk aktığı gece". Ardından Svadya halkı Harlaus'un nasıl hain bir dönek olduğunu görünce ayaklandı ve 1255-57 yılları arasında Harlaus halkına karşı acımasız bir iç savaş yürüttü, ancak kısa süre sonra isyanıda bastırdı ve Svadya'nın tek ve gerçek hükümdarı olduğunu bütün Kalradya topraklarına ve krallarına duyurdu.

1251-1257 yılları arasında Arther'ın neler yaptığıyla ilgili elimizde o kadar az şey var ki tek bildiğimiz gözlerden ırak bir şekilde Suno şehrinde uzun yılar gladyatörlük yaptığıydı. Turnuvalarda ve kılıç dövüşlerindeki başarılarından dolayı şehrin Lordunun Kont Klargus'un dikkatini çekmiştir ve ordusuna katılıp komutan rütbesinde ona hizmet etmiştir. Belki bu iç karmaşadan bu yüzden canlı kurtuldu. Son 15 yılda yaşananlar ülkeyi o kadar derinden etkilemişti ki kimse Isolla'nın dördüncü bir oğlu olduğunu dahi hatırlamıyordu.

Arther'ın Kralın soyundan olduğu Kont Klargus tarafından da bilinmiyordu. Arther ise tahtta ki yasal hakkında gözü yoktu, hayatından fazlasıyla memnundu, hatta Kont Klargus'un kızı Leydi Nelda ile aşk yaşıyordu ve fırsatını bulsaydı evlenmeyide düşünüyordu. Ancak bunu olabildiğince, gizli tutmaya çalıştılar, çünkü Arther sıradan bir askerdi, Nelda ise ülkenin en ünlü soylularından olan bir Kont'un biricik kızıydı. İkiside ilişkilerinin onaylanmayacağını biliyordu.

Arther'ın hangi soydan geldiğini neden sakladığına dair kesin bir bilgimiz yok, ancak muhtemel bir teorimiz var. Bunu aile ortamında yıllarca görmezden gelinmesine bağlıyoruz. Kendisine hiçbir zaman geldiği soya yaraşır şekilde saygı ve sevgi gösterilmemiş. Bu da Arther'ın ailesinden uzaklaşıp, kopmasına, geldiği yere ait hissetmemesine neden olmuş olabilir, kimbilir belki de bu onun ailesinden intikam alış biçimiydi.

23 Mart 1257 tarihinde Arther daha çiçeği burnunda yeni yetişmekte olan bir delikanlıydı. O yıl Suno şehrinin Kontu Klargus tüm ülkedeki soyluların davet edildiği bir ziyafet verdiğini ve sonrasında da büyük bir turnuva düzenlediğini duyurdu. Kayıt listesi sadece üst tabakadaki insanlardan oluşuyordu. Ancak Arther alt tabakadan bir asker olduğu halde arenadaki üstün başarılarından dolayı bu büyük müsabakada yer almaya hak kazanmıştı.

Galip gelen kişiye cezbedici ödüller verilecekti. Arther için ise bu turnuvanın anlamı daha büyüktü. Arther aşık olduğu Kont Klargus'un güzeller güzeli kızı Leydi Nelda'yı hünerleriyle etkilemek istiyordu. Şölen günü seyirciler akın etmişti. Dövüşlerin yapılacağı alan varlıklı soylular, fakir halk ve hatta civar köylerden bile her tür insanla dolup taştı. Kalabalık heyecandan çıldırmıştı. Gerçekten görülmeye değer bir manzaraydı.

Dövüşçüler son hazırlıklarını yaptı ve sahaya çıktı. Arther pek çok tur yıkılmadan ayakta kalmış ve onu izleyen herkesin sevgisini kazanmıştı. Yarışmanın son düellosunda Kont Meltor'un genç oğlu Clais ile Arther karşı karşıya gelmiş. Arther, Clais'i at üzerindeki kargılı düelloda yenmiş. Clais ikinci bir defa yenilmemeye kararlıymış. Şerefini yeniden kazabilmenin umutsuzluğu içinde, Clais, sportmenliğe yakışmayacak bir biçimde Arther'e çelme takmış ve onu yere düşürmüş, bunu yaparken de Arther'in miğferini başından çekip almış.

Ardından Clais Arther'ın kimliğiyle ilgili hakaretler savurmaya başlamış. Onun soysuz olduğunu ve önceki turların geçersiz olduğunu, bundan dolayısıyla kazanan kabul edilemeyeceğini ilan etmiş. Ama tüm bu rezilliğe rahmen kalabalık Arther'ı alkışlıyormuş. Clais öfkelenmiş, çünkü sıradan bir adama yenilmiş ve bu yüzden utanç duyuyormuş.

Clais gözü dönmüş bir şekilde Arther'ı dizleri üzerine çökmeye zorlamış. "Yerini bil köpek!" diye bağırmış ve botundan çıkardığı hançerle Arther'ın boğazını kesmeye çalışmış. Hızlı bir hamleyle Arther, Clais'in elini tutup çevirmiş ve hançeri almış. Daha sonra hançeri yere saplayıp çıplak elleriyle Clais'i herkesin gözleri önünde temiz bir meydan dayağı atmış.

Rezil, kepaze olan Clais arenada sürünecek delik aramış. Günün tek yenilmez dövüşçüsü olarak kalan Arther, turnuvanın getirdiği ödülleri ve şanı kazanmış. Ancak hiçbiri umrunda değilmiş. Onun aklında sadece aşkı Nelda varmış. Tabi önceki bölümde bahsettiğimiz gibi aralarında geçenler gizli olduğundan bunu halka açık bir şekilde yaşayamıyorlardı. Kimselere görünmeden görüşmüşler ve hasret gidermişler.

Birkaç gün sonra yapılan bu Büyük Turnuva'nın rövanş maçının olacağı söylenmiş. Kazanan ile kaybeden bir kez daha karşılaşacaklarmış. Muhtemelen Turnuva Başı'sı Clais ve babasının ısrarları yüzünden bu etkinliği tekrarlamak zorunda kaldı. Arther arenada günlük antremanını ve dövüş talimini yaptığı bir gün. Ulağın biri ona bir mektup getirmiş. Mektupta sadece tek bir satır yazılıymış, "Leydi Nelda" diyormuş ve zarfında ise bir adres varmış. Arther ne olduğunu anlamak için zarfta yazan yere mektubu yollayanlarla buluşmaya gitmiş.

Onu orada Kont Clais karşılamış. Arther onu görünce çok şaşırmış. Clais'ten mektubu ve onu buraya çağırmasının sebebini açıklamasını istemiş. O da Leydi Nelda ile olan yasak aşklarından haberinin olduğunu ve şimdilik ondan başka kimsenin bilmediğini ama bunun her an değişebileceğini söylemiş. (Nasıl Öğrendiği Kayıtlarımızda Yok) Sadece yapılacak rövanş maçında kasten ona kaybecek olursa Kont Klargus'un bunu öğrenmeyeceğini garantileyebileceğini belirterek Arther'ı tehdit etmiş. Duydukları karşısında şoka uğrayan Arther kendini düşündüğü için değil Leydi Nelda'nın iyiliği için Clais'in teklifini kabul etmek zorunda kalmış.

Arther bu olanlardan Nelda'ya hiç söz etmemiş ve rövanş maçının yapılacağı güne kadar sessizce beklemiş. Dövüş günü gelip çatmış. Arther aynen Clais'e söz verdiği gibi bilerek yenilmiş. Clais sahte zaferiyle övünüp seyircilere şov yaparken, Arther o anlarda aşkı Nelda'nın güvende olduğunu bilerek mutlu olmuş. Ancak Clais, Arther gibi anlaşmaya sadık kalmamış ve Kont Klargus'un da izleyiciler arasında olduğunu fırsat bilerek Nelda ile Arther'ın aralarındaki ilişkiyi fantastik cümlerle ve abartılı haraketlerle ifade etmiş.

Arther'ın, Nelda'yı kirlettiğini bile söylemiş. Gerçekte aralarında böyle bir münasebet olmamıştı. Gizlice buluştukları dönemlerde de aksine Nelda'yı durduran hep Arther oldu. İtibarı iki paralık olan Klargus köpürmüş Arther'ı asılacağı günü kadar bekleyeceği zindana attırmış. Nelda'yı ise kaledeki odasına kilitlettirmişti. Birkaç hafta çeşitli işkence ve aç bırakılmadan sonra bir anda Arther serbest bırakılmış.

Arther ölümü beklerken böyle bırakılmasının ardındaki gerçeği öğrendikten sonra idam edilmediğine sevinsemi yoksa üzülsemi bilememiş. Darağacından kurtulmuş ama bunun bedeli çok büyükmüş ve ödeyen kişide Leydi Nelda olmuş. Kont Clais, Arther'a yaptığı gibi onuda tehdit etmiş. Eğer onunla evlenmeyi kabul ederse Arther'ı serbest bıraktıracağını söylemiş. Bu durumda Leydi Nelda Arther'ın yaşaması için kendini feda etmiş. Aynı Arther'ın onun için yaptığı gibi.

Tabi Arther'a bu durum Clais'in emriyle gardiyan tarafından tam tersi aktarılmış. Aslında Nelda onunla ilk başta eğlence için birlikte olmuş. Şimdi de artık sıkıldığı için bütün bu olanları Clais ile birlikte planlayıp ondan kurtulmaya çalışmış. Duyduklarına inanamayan Arther ikna olmak için düğün gününe kadar şehirde beklemiş. İlerleyen aylarda Suno şehrinin meydanında halka açık bir törenle Clais ile Nelda'nın nikahı kıyılmış.

Buna şait olan Arther, Nelda hakkında ona anlatılan tüm yalanların gerçekliğinden emin olmuş ve bir daha dönmemek üzere orayı terk etmiş. Gerçekleri bilmediği için yüreği Nelda'ya kin ve nefretle dolmuş. Yaşanan olaylar onu derinden yaralayıp etkilemiş, onu değiştirmiş. Kaybettiklerini ve çektiklerini umursamamış, Arther'ı yıkan Nelda'nın onun sevgisine ihaneti olmuş. Ve birgün adını Kalradya diyarında tekrar duyurup Svadya tahtındaki hak ettiği yeri alarak intikamını alacağına yemin etmiş.

Kraliçe Isolla'nın zamansız ölümü ardından üç oğlununda şaşırtıcı ve kanlı cinayetlerinden sonra, Harlaus Svadya'yı ele geçirmişti. Ancak Kraliçenin ülkede adı pek duyulmamış dördüncü bir oğlu daha vardı ve o hala hayattaydı. Arther gözlerden uzak bir şekilde yetişti. Ağabeyleri tarafından o hep görmezden gelindi. Çocukluk dönemini aile sevgisinin ve sıcaklığının eksikliği ile geçirmişti. Bu da Arther'ın bilinmezlik içine düşmesine neden oldu.

Hanesi yok edildikten sonra tahtın son varisi olduğunu herkesten gizleyerek, Suno şehrinde kendine bir düzen kurmuş ve hayatını sıradan insanlar arasında sürdürmeye karar vermişti. Uzun yıllar arenada gladyatörlük yaparak geçimini sağlamıştı. Sonralarda Kont Klargus'un ordusunda komutanlık yapmaya başladı. Arther için herşey çok güzel gidiyordu, ta ki 1257 yılında yapılan Büyük Turnuva'ya kadar. Arther turnuvada üstün bir başarı sergileyerek birinci olmuştu. Dövüşçüler arasında olan Kont Clais tarafından bu durum kıskançlık ile izlenmişti.

Clais, intikam için Arther'ın Kont Klargus'un kızı Leydi Nelda ile olan birlikteliğini öğremiş ve bunu ifşa etmişti. Küplere binen Klargus derhal Arther'ın idamını emretti. Ancak Leydi Nelda'nın fedakarlığı sayesinde Arther ölümden kurtulmuştu. Fakat bunun bedeli Leydi Nelda'yı sonsuza dek kaybetmekti. Leydi Nelda, Kont Clais ile evlenme karşılığında Arther'ın idamını durdurabilmişti. Bu olay Arther'ın gözünden ise daha farklı anlaşıldı. Çünkü Clais'in adamları tarafından ona Nelda hakkında yalanlar söylendi.

Arther'ın Nelda hakkında inanmak istemeyeceği şeylerdi bu duydukları. Ancak kendini bunlarla ilgili ister istemez sorgularken buluyordu. Nikahlarına şahit olana kadar Nelda'ya olan inancını koruyabilmişti. Ve böylece büyük aşkları noktalanmıştı. Sonrasında Arther intikam yemini etti. Svadya tahtına çıkıp ona yapılan bu haksızlığın hesabını soracaktı herkesten. Artık kendisiyle hakkı olan mirası arasındaki engeli yok etmeye hazırdı... Yani Kral Harlaus'u.

Nam kazanmakla ve destek toplamakla geçen bir yılın ardından, Arther 20 Mayıs 1258 tarihinde krallıktaki herkesin artık varlığından haberdar olmasının vaktinin geldiğini düşündü. Bu sıralarda Kral Harlaus hükümdarlığının birinci yılının kutlamalarını yapmakla meşguldü. Ülkenin başkenti Praven şehrinde büyük bir ziyafet veriliyordu ve bu da Arther'ın kulağına gitmişti. Kendini Svadya'ya takdim etmek için en uygun yerin orası olduğuna karar verdi. Kaleye sadece soylular davet edilmişti bu yüzden Arther oraya fark edilmeden girmenin bir yolunu bulmalıydı.

Toplantıdaki soyluları kandırmak için sahte bir kimliğe bürünmesinin gerektiğini düşündü. Ziyaretçi listesini araştırdı ve arasındaki adaylardan en uygun olanın şehrin yeni Lonca Başkanı olduğuna karar verdi. Ziyafet öncesi onu takip etti. Ardından kaleye ulaşmadan önce bir sokakta kıstırdı. Başkanı bayılttıktan sonra başına bela olmaması için bir yere bağladı ve kıyafetlerini giyerek onun adıyla ziyafete katıldı. Lonca Başkanı şehre daha yeni geldiği için ismi dışında kimse onu tanımıyordu. Bu yüzden Arther'ın gerçek Başkan olmadığı anlaşılmayacaktı.

Arther Lonca Başkanı kılığında ziyafete sızdı. Beklediği gibi oradaki davetliler onu tanıyamadılar. Yemeğe tam başlanıyordu ki Arther aceleyle sandalyenin üzerine çıktı.

Ardından yüksek sesle:

"Svadya Krallığının değerli insanları... Lordlarım, Leydilerim lütfen dikkatinizi buraya çekebilirmiyim?"

Masadaki herkes büyük şaşkınlıkla Arther'a baktı.

"Benim adım Arther merhum Kraliçe Isolla'nın oğluyum... Yani Svadya'nın varisiyim. Gördüğünüz tahtta şu sahtekarın yerine benim oturmam gerekiyordu."

Kral Harlaus, Arther'ın sözünü bölerek:

"Bu imkansız! Isolla'nın tüm oğulları vefat etti."

"Ben en küçükleriyim. Ayrıca 'vefat' etmediler 'öldürüldüler' bizzat senin tarafından.!"

"Sen kendini ne sanıyorsun? Çatımın altında bana böyle asılsız suçlamalar yöneltiyorsun.?!"

"Bu şehir ve krallık senin değil! Onu ailemden çaldın! Ağabeylerim Fargus ve Sergus'u kaza süsü vererek öldürdün. Mahric'i ise tahttan çekileceğini söyleyerek kandırdın ve savunmasız bir biçimde bırakarak katlettin.!"

"Burada oturup tebamın önünde bana daha fazla hakaret etmene izin vermeyeceğim.! Nöbetçiler yakalayın şu herifi.!"

"Ben iyi dinleyin! Svadya'nın insanları... Ben kardeşlerime benzemem! Hakkım olanla arama kim girecek olursa onu ezip geçeceğim. Ya benim yanımda dostum olarak yer alırsınız ya da benim karşımda düşmanım olursunuz ve sonuçlarına katlanırsınız."

Riskli bir plan yaparak ziyafete giren Arther amacına ulaşır ve kendini birkaç nöbetçinin durdurmasına izin vermeden kaleden kaçar. Kral Harlaus ilerleyen günlerde bir ilan yayınlayarak Arther'ın kellesini getiren kişiye 1000 dinarlık bir ödül vereceğini duyurdu. Artık tüm ülkede kelle avcıları tarafından aranıyordu Arther. Ancak bunlara önceden hazırlıklıydı. Hala Kral Harlaus, Arther için fazla güçlüydü ama zamanla onun karşısına çıkabilecek gücü kazanacaktı.

1260'da Arther Svadya Krallığı'nın kontrolünü ele geçirmek için çalışmaları başlattı. 1261'de Dhirim Şehri yönetimi Arther'ın destekçileri tarafından devrildi ve bölge isyanın baş kararğahı ilan edildi. Görünen o ki, Arther'ın ajanları şehirdeki bazı soylu grupları ile saldırılardan önce yakın bağlar kurmuştu.

Kont Stamar ve müttefikleri tamamen hazırlıksız yakalanmışlardı ve iyi hazırlanmış Arther'ın güçleri tarafından kolayca mağlup edilerek Dhirim'de darbe yapılmıştı. Böylece Svadya İsyancıları doğdu. Kısa bir süre sonra, isyancılar Svadya ile bütün temaslarını kesti. Yedi ay boyunca sessiz kaldılar. Çoğu kişi isyancıların bir çeşit iç çekişme içinde olduğuna inanıyordu. Ancak gerçekte Arther Svadya'daki gücünü sağlamlaştırırken olanlar hakkında çok az şey biliniyordu.

1262 yılında Tilbaut Kalesi Vaegirliler tarafından işgal edildi. Kalenin lordu Pelagnar ve ailesi esir alınarak zindana atıldı. Bu olay krallığın çoğunda dehşet ve korku ile yankı buldu. Arther'dan çekinen Harlaus'un bu duruma sessiz kalması başta Pelagnar'ın hanesi olmak üzere birçok soylunun gözünde itibar kaybetmesine neden oldu. İki aylık esaretten sonra kale Svadya İsyancıları tarafından geri alınarak tüm esirler özgürlüklerine kavuşturuldu.

Kont Pelagnar ve hanesi Arther'ı kurtarıcıları olarak saydılar ve ardından onun davasına taraf değiştirerek katıldılar. 1,5 yıl içinde Dhirim bölgesindeki Harlaus'un nüfuzu o kadar azalmıştı ki, 1264'te olan ve Rindyar, Derchios,Senuzgda, Reindi kalelerinde birerbirer gerçekleşen kuşatmalara etkili bir cevap veremedi. Bir kez daha Harlaus, Arther'ın gücünün ilerlemesini durdurmayı başaramadı.

Kral II. Harlaus 1265 yılının Şubat ayının bir gününde sabaha karşı Praven şehrinin kalesindeki yatak odasında 75 yaşında vefat etti. Tek varisi otuzlarındaki kızı Ysolda tahta çıktığında kendisine savaşlardan yıpranmış ve zayıflamış bir krallık kalmıştı. Svadyalıların şanlı günleri uzak birer anıydı artık.

Harlaus'un 8 yıl süren kısa saltanatı sonunda, Dhirim bölgesi düşman Arther'ın isyancılarına bırakılmıştı. Vyincourd kalesi Rodok ile yapılan savaşlardan sonra Svadya'nın yönetiminden çıkmıştı. Uxkhal bölgesindeki ticaret Orman Haydutları yüzünden asla tamamen toparlanamamıştı. Kelredan kalesi iç çatışmalar ile uğraşıyordu.

Yalnız Praven ve Suno şehirlerini kapsayan alan varlıklı ve barış içinde kaldı. Ayrıca Harlaus Kraliçe Isolla'nın ölümünden sonraki 20 yıl boyunca vekilharçlık yapmıştı. Kraliçe I. Ysolda'nın liderliği nihai teste girmeden önce saltanatını pekiştirmesi için yalnızca birkaç kısa yılı olmuştu.

17 Eylül 1268'de Svadya İsyancıları, Praven Şehri'ne hediye bir kervanla beraber bir elçiyi kraliçeye ültimatom iletmek için gönderdi. Elçi Arther tarafından bizzat imzalanmış, barış şartlarının içerdiği bir parşomen çıkarttı ve kraliçenin huzurunda okumaya başladı. Uzun talepler listesi, yüklü haraçlar ve Svadya hükümdarlığının devredilmesi isteniyordu.

Generallerinin krallığın askeri gücünün durumuyla ilgili tüm uyarılarına rahmen, Kraliçe I. Ysolda ültimatomu reddetti. Ardından isyancıların elçisi yanında getirdiği karavanı açtı ve Dhirim bölgesindeki bütün Svadya kontlarına ait onlarca kafayı yere döktü. Böylece sonraki yıllarda Svadya'yı tüketecek Büyük Savaş başlamış oldu.

Günler içinde Svadya İsyancıları orduları Praven ve Suno bölgelerine aynı anda girdi. General Lord Alayen tarafından komuta edilen kuvvetli bir güç, ormanlardaki gizli kamplarından çıkıp sınır boyunca kraliçenin savunmalarını gafil avlayarak güneyden saldırdı. Kelradan işgalcileri kısa sürede yenildi, bu sırada Uxkhal'ın yolu kesildi ve kuşatıldı. Arther, Alayen ile yolculukları sırasında tanışmıştı. Sonrasında iyi arkadaşlar olmuşlardı ve Arther ondan ordularının generali olmasını istemişti. Aynı anda, bir diğer takipçisi Leydi Matheld komutası altındaki ordu Uxkhal'dan batıya geçti, Vyincourd ve Ryibelet'i esgeçerek Suno'ya girdi.

Daha küçük isyancı güçleri Suno'nun güneyinden harakete geçtiler. Kraliçenin düzensiz güçleri işgalcilere yalnızca parça parça direniş gösterebildi ve güney yolunun çoğu kolayca işgal edildi. Sayıca azınlıkta kalan savunma birlikleri geri çekilmek zorunda kaldılar. Görünen o ki Svadya İsyancıları'nın asıl hedefi Suno Şehri'ni fethetmekti ve Uxkhal'ın işgali yalnızca kraliçenin birliklerinin Suno kuşatılırken sıkıştırmak içindi. Ancak Lord Alayen'nin şaşırtıcı ilk başarılı saldırısı, kraliçenin düşündüklerinden daha güçsüz olduğunu görmelerini sağladı.

Böylece, Praven Şehri'nin ele geçirilmesi ve kraliçeyi tamamen devirmek sonraki iki yılın ana hedefi oldu. Bildiğimiz kadarıyla, Arther hedeflerini neredeyse başarıyordu. Bu felaket krallığın en karanlık saatlerinde yalnızca kraliçenin kararlı liderliği ile önlenebilirdi. 1269 yılında, Svadya İsyancıları Praven bölgesinin daha da içlerine ilerledi. Hem Kelradan hem de Ryibelet kaleleri işgalcilerin eline geçmişti. Yılın sonunda Lord Alayen Başkent Praven'nin duvarlarına kadar ilerledi. Kraliçe güçleri doğu yolunu tutmaya çalışıyorlardı ve şiddetli çarpışmalar yaşanıyordu.

Suno bölgesinde, isyancılar güney yolunun tamamının kontrolünü almıştı ve gelirlerini arttırmaktan da memnundu. Aslında bu onların kraliçeye sundukları ültimatomda belirtilmiş bir hedefti. Uxkhal şehri hala tutunuyordu. Geri çekilen savunma birliklerinden sağ kalanlar Suno'nun kuzeyinde toplandı, daha sonrasında Haringoth'tan gelen takviye birlikler ile birleştiler. 1270 yılı Praven'de dağa sağlam bir direniş görüldü ancak amansız Svadya İsyancıları güçleri ilerleyişi devam etti. Tevarin'den gelen taze askerler başkent Praven Şehri'nde kraliçenin ana ordusunu destekledi.

Svadya İsyancıları geçişleri zorladı ve doğu yolunda güçlerini ilerletmeye başladı. Yılın sonunda başkent Praven Şehri üç yönden sarılmıştı. Yalnızca kuzey yolu ikmal hattı açık kalmıştı.1270'in başlarında Leydi Matheld'in ana ordusu Haringoht'u kuşattı. Kont Mirchaudun'un komutası altındaki askerler onları kalenin dışında kanlı bir çatışma ile karşıladı. Mirchaudun çekilmek zorunda kaldı ve Haringoth'u Matheld'e bıraktı. Ancak artık Svadya İsyancıları ilerlemeye devam etmek için çok zayıflamıştı.

1271'de Svadya İsyancıları lideri Arther mümkün olan tüm güçlerini Praven'e sefere gönderdi, belirleyici bir zafer ile savaşı tamamen bitirmek için kumar oynadı. İlkbahar sırasında Svadya İsyancıları takviyeleri Svadya'nın güneyinde toplandı ve 13 Mayıs'ta Başkent Praven'e devasa bir taarruz başlattılar. Bir ordu kuzeye yürüyüp şehri tamamen çevreledi, bu sırada General Lord Alayen'nin ana gücü güneyden, doğudan ve batıdan duvarlara saldırdı. Kraliçenin verdiği, içerde kalıp son bir direniş yapmak yerine şehirden savaşarak çıkma kararı cesurcaydı.

Generallerinin hiçbiri başkenti terk etmemeyi tavsiye etmeye cesaret edemedi. Ancak I. Ysolda sonunda haklı çıktı. Savunma birlikleri umutsuzca ve batmış bir halde duvarları savunurken I. Ysolda ana ordusu ile kuzeyden çıktı, kuşatma yapan Svadya İsyancı güçlerini delip geçti ve General Deglan'nın komutası altında Uxkhal'dan güneye gelen takvieler ile birleşti. Bu arada, ne yazık ki, işgalciler başkenti aldı ve ünlü Praven Şehri'nin yağması başladı.

Krallar Kalesi yağmalandı ve yakıldı. Öfkeli işgalci güçleri tarafından masum halka her türlü gaddarlık yapıldı. Suno'da Kont Mirchaudun, Praven'e gitmesi emredildiğinde Svadya İsyancı'larını Haringoth'tan sürmeye hazırlanıyordu. Doğuya gitmeden önce Suno'yu tamamen terk etmekte isteksiz çok sayıda sakat'ın askerlikten terhisine izin verdi. Bu askerler, Leydi Matheld'in güçlerini 1271'in sonlarında geri püskürtecek ve geri çekilirken ordusuna bezdirici saldırılar ile büyük kayıplar verdirecek ordunun temellerini oluşturdu.

1271-1272 kışı sırasında, Svadya İsyancıları Praven'deki savaşın tamamen bittiğine inanıyordu. I. Ysolda ile görüşmek için birkaç deneme yaptılar. Kraliçe onları teslim olacağına inandırdı ve bu sırada güçlerini başkenti geri almak için topladı. I. Ysolda güçlerini üçe böldü. Bir ordu Kont Mirchaudun'nun komutasındaki Suno'dan gelen askerler Azgad köyü yakınlarındaki dağlıklara saklanmıştı. Svadya İsyancıları, Mirchaudun'nun artık Suno'da olmadığından haberdar değildi, büyük ihtimalle Mirchaudun'nun geride bıraktığı askerleri Leydi Matheld'i hala bir ordu ile yüzleştiği düşündürdü.

İkinci ordu, çoğunluğu General Deglan'nın komutası altındaki askerler Veidar köyü yakınlarında pozisyon aldı. Ana ordu Kraliçenin ta kendisi tarafından komuta edildi ve kuzeyden Başkent Praven'e ana taaruzu üstlenecekti. Nisanın 15. gününde General Lord Alayen şehri batıdan temizlemesi ve bu sırada General Deglan'nın askerlerinin güney yolu boyunca gitmeleri ile başladı.

İki günlük taaruz ile Deglan'nın ordusu Suno'yu geçti ve Mirchaudun'nun askerleriyle birleşmeyi denemek ve böylece Başkent Praven'i sarmak için batıya ilerledi. Lord Alayen Mirchaudun'nun taarruzuna beklenmedik şekilde yakalanmıştı. Ancak Svadya İsyancıları karşı saldırı yaptı ve Deglan'nın birlikleri sert direnişle karşılaştı.

Destansı Svadyalı şovalyeler sıkı durdu ve her nasılsa Svadya İsyancıları saldırılarını parça parça savuşturdu. Savaşın beşinci gününde Praven Şehri'ndeki Svadya İsyancıları ordusunun etrafı çevrildi. I. Ysolda kuzeyden taaruzu başlattı ve Lord Alayen'i bizzat ele geçirdi. Svadyalı İsyancıları'nın şehrin güneyinden kaçma girişimi General Deglan'nın askerlerinin kırılmaz kalkan duvarı tarafından enellendi. Sonunda, Svadya İsyancıları'nın Praven'deki ana ordusu tamamen yok edildi. Kraliçenin 1271'deki Başkent Praven Şehri'nden geri çekilişi kanlı şekilde haklı çıktı.

Lord Alayen üç gün boyunca hayatta tutuldu, sonrasında Krallar Kalesi'nden sarkıtılarak idam edildi. Cesedinin nerede gömülü olduğu kaydedilmedi ya da gömülüp gömülmediği. Kazanan taraf olmalarına rağmen Kraliçenin orduları savaşa devam edecek durumda değildi. Kalan bütün güçler Praven'de toplanmıştı.

Bitkinlerdi ve sayıları azalmıştı. Göreve hazır değillerdi. Ordunun yarısı imha edilmişti, geçen sene Praven Şehri'nden geri çekilen savaştaki askerlerin kaybı sayılmıyordu. I. Ysolda barışı görüşmek için daha iyi zaman olmayacağını biliyordu ve 1273'ün sonlarında Kraliçe ve Arther Büyük Savaş'ı bitirdi ve antlaşmayı imzaladı.

Şartlar ağırdı ama I. Ysolda krallığa gücünü geri kazanması için şans vermek ve barışı sağlamak için gerekli olduğuna inanıyordu. Antlaşmanın en tartışmalı iki şartı güney Suno bölgesinin büyük bir bölümünün ile Uxkhal şehrinin teslimiydi. Ancak bölgelerin çoğu zaten isyancılar tarafından işgal edilmişti.

Eleştirmenler, antlaşmanın kraliçeye beş sene önce reddettiği ültimatom ile hemen hemen benzeştiğini belirtiyor. Ancak böyle şartlar savaş tehdidi altında kabul etmekle, uzun ve yıkıcı bir savaş ardından kabul etmek arasında büyük bir fark var. Krallığın hiçbir bölümü 1268'de isyancıların kılıç uçları ile belirtilen bu şartları kabul etmezdi.

I. Ysolda iç savaş ile karşılaşabilirdi. 1273'te, krallığın çoğu barışı hemen hemen her koşulda iyi karşılardı. Ardından 1274'te Arther hükümdarlığının adını "Tamarya" olarak değiştirdi ve 37 yaşındayken I. Kral Arther olarak taç giydi. Barış sonsuza kadar sürmeyeceğine şüphe yoktu. I. Arther uzun süreli plan yapıyor ve Büyük Savaş'a giden olayların işleyişi de bunu kanıtlıyordu.
 

Son mesajlar

Üst