Teröristle Mücadele Stratejimizdeki Temel Hatalar

tugbagaleri

Profesör
Sedat Laçiner*


Şu ana kadar PKK terörüne karşı bir tugay askerimizi feda etmişiz, etmeye de devam ediyoruz. Hemen her gün bir veya birkaç şehit haberi geliyor. Neredeyse çeyrek asırdır bu durum böyle. Şehit sayısı bazı dönemler azalıyor, bazı dönemler ise yükseliyor. En kötüsü buna karar veren de PKK desek yeridir. Canı isteyince silahları susturuyor ve çatışmalar neredeyse kesiliyor… Canı isteyince silahları ateşliyor ve ortalık yeniden toz duman oluyor. Kısacası inisiyatif güvenlik güçlerinde değil, terör örgütünde… Sürece bizler yön veremiyoruz. İnisiyatif sahibi aktörler arasında Türkiye ikinci, hatta üçüncü sırada bile değil.



Belki de en kötüsü bu… Yani inisiyatif sahibi olamamak, sürece yön veren değil, onun önünde sürüklenen olmak…



Terörle mücadelede yaptığımız pek çok hata var. Ancak biz bu yazımızda terörle mücadelede yaptığımız hatalardan çok, teröristle mücadelede yaptığımız hatalara değineceğiz. Hükümetlerin ve basının pek de ilgilenmediği, adeta kör bir nokta olarak kalan, ilgilenenin de hain ya da art niyetli olarak suçlanabildiği kolluk güçlerinin mücadele stratejilerindeki yanlışları sorgulayacağız:



***



İlk önce kalabalık ve ağır hareket eden düzenli birlikler ile teröre karşı mücadele edilmez. ABD, Avrupa, daha doğrusu gelişmiş hiçbir ülke bu işi böyle yapmıyor. Diğer bir deyişle Türkiye terörle mücadelede kullandığı yöntem açısından dünyanın tersine bir yönde ilerliyor. Düzenli birlikler ile terörle mücadeleyi sadece Afrika ve Asya'nın az gelişmiş ülkelerinde görmek mümkün… Batılı ülkeler bu yönteme terör karşısında hiç mi başvurmuyor? Elbette ki başvuruyorlar, fakat sınırlarının dışında… Örneğin Irak'ta, örneğin Afganistan'da… İsrail de Lübnan ve Filistin'de bolca bu yöntemi kullanıyor… Çünkü bu ülkelerde Batılı güçlerin ateşli silahları kullanmada hiçbir sınırı yok… Bazen bir düğün alayına bomba yağdırıyorlar, bazen bir çocuğu 'terörist sanıp' öldürüyorlar. Ayrıca insan hakları ihlalleri sınırlamaları da bu ülkelerde yok… İster elektrik verirsiniz mahkumlara, isterseniz tecavüz edersiniz kadınlara… Bu nedenle Amerika askeri, İsrail askeri ya da İngiliz askeri terörle mücadelede ancak sınırların ötesinde kullanılabiliyor. İngilizler bir ara Kuzey İrlanda'da mücadelelerini düzenli birliklerin üzerine oturtmak istediler de felaketle karşılaşıp, hatalarından geri döndüler… Kısacası düzenli birlikler terör karşısında ancak ateş gücünüzü neredeyse sınırsız kullanabildiğiniz, hukuki bağıtlarınızın en az olduğu yerlerde kullanılabilir. Tabii siz Filistin, Irak ve Afganistan'daki kampanyalara başarılı diyebiliyorsanız.



Teröre karşı düzenli birlikleri kullanmak son derece hatalıdır, çünkü ordular terörle mücadeleye göre dizayn edilmemişlerdir . Eğer terör örgütleri ülkeyi rahatsız eden bir sivrisinekse, ordular bir 'balyoz'a benzer. Balyozunuz ne kadar ağır olursa 'sivrisinek'i yakalamak o kadar zor olacaktır. Sinek bir yere konacak, siz hızla balyozu kaldırıp duvara indireceksiniz. Bir süre sonra bakacaksınız ki sivrisinek uçmaya devam ediyor, fakat duvarlar yıkık dökük olmuş. Üstelik sizde sivrisinek kovalayacak, yani terörle mücadele edilecek hal kalmamış. Onca ağır bir nesneyi kaldırıp indirdiğiniz için incinen, kırılan, ya da çıkan uzuvlarınız da cabası. Bu nedenle terör örgütleri orduların terörle mücadelenin içinde olmasına bayılırlar. Tam da istedikleri şeydir. Tam da dişlerine göre bir hedeftir. Havada sallanan balyozun tepelerine inme olasılığı sıfıra yakındır. Onlar balyozu değil, onu tutan eli ısırırlar. Balyozu tutan el sinirlendikçe daha bir sert saldırmaya, kendisini perişan etmeye başlar. Oysa sivrisineğe karşı doğru mücadele aracı balyoz değil, sinekliktir, sinek kovucu tablettir veya sinek ilacıdır. Bunlar hem daha hafiftir, hem de daha esnek. Eli yormaz, çevreye zararı daha azdır.



***



Örneğimizi açalım: Terör bölgesi olarak tanımlanan Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesindeki toplam asker sayımız 250.000'den fazla. Elbette bu askerlerimiz dış tehdit için de buralarda konuşlanmış durumdalar, fakat temel hedef PKK terörü. Askerlerin tamamına yakını dağda, ovada terörist kovalıyor. Peki, 250.000 askerin karşısında kaç terörist var? Son verilere göre Türkiye sınırları içindeki terörist sayısı 1.500 civarında. Örneği biraz daha spesifikleştirelim: Gabar Dağı Türk askerinin korkulu rüyası. Dağa çıkmak çok zor. Dağ teröristlerin yuvası durumunda ve sık sık şehit verilen bir nokta. Hatta bir siyasi parti, iktidara gelirlerse Gabar'ı teröristlerden temizleyeceklerini, Türk bayrağını dağın zirvesine çekeceklerini dahi söyledi. Şu anda da dağın çevresinde iki tugay teröre karşı görev alıyor. Akçay ve Siirt tugayları tamamen Gabar'a dönük olarak görevlendirilmiş durumdalar. Yani neredeyse 10.000 askerin Gabar'daki teröristlere namluyu doğrulttukları anlaşılıyor… Hal böyle olunca dağın bir tür Kandil Dağı olduğunu ve dağda 3.000-5.000 teröristin yuvalandığını düşünebilirsiniz. Hayır, yanıldınız… Dağdaki toplam terörist sayısı sadece ve sadece 35. Yani tüm bu düzenek 35 terörist için hazırlanmış durumda. Bu teröristler ellerinde silah, dağda neredeyse canları istediği gibi dolaşıyorlar. Dağa çıkışlar zorlu ve tuzak kurmaya müsait yollardan geçiyor. Dağın dört bir yanından sular akıyor… Meyve ağaçları dağı teröristler için ayrı bir 'güzelliğe' sokuyor. Dağda bol miktarda sığınak yapan teröristlerin silah ve yiyecek depoları da var. Asker özellikle kış aylarında teröristlerin dağda rahatça gezindiğini biliyor. Fakat operasyon yapamıyor. Operasyon yapacağı zaman da topluca, çok sayıda asker dağa doğru yürüyor. Bu tür operasyonlarda PKK kayıp vermiyor değil, fakat kayıpları çok az. Teröristlerin hepsini öldürseniz ne olur ki? Topu topu 30-40 terörist ölür. Yerlerine de yenileri gönderilir. Eğer bir dağı sadece 35 terörist kontrol edebiliyorsa, bu terör örgütü için kolay bir iş olur.



Askeri operasyon başladığında bunu günlerce öncesinden bilirsiniz. Aynı renkte, aynı tipte onlarca, hatta bazen yüzlerce araç aynı anda hareket etmeye başlar. Güneydoğu'nun kırsal kesiminde aynı tip ve renkte çok sayıda aracın hareket etmesi demek önce kuşların havalanması, ardından da herkesin bu durumdan haberdar olması demektir. Güvenlik güçlerinin operasyon yaptığını anlamanız için iyi bir istihbarat ağına bile ihtiyacınız yokken hemen her yerleşim biriminde PKK'ya haber uçuran bir kişi de bulabilirsiniz. Diğer bir deyişle PKK'lıların ani baskınla karşılaşması olasılığı düşüktür. Toplu operasyonlarda teröristler karşılarında çok kolay hedefler görürler. Uzun namlulu silahlar ile kayaların arasından gelen bir kurşun askerlerden birini hedef alır. Vur-kaçlar böylece devam eder. Öyle ki teröristler içinde daha fazla psikopat ruhlu olanlar bunu bir zevk haline dahi getirmişlerdir. Canları sıkıldığında dağdan aşağılara inip kolay hedeflere ateş eden teröristler vardır. Eğer komutan "ne pahasına olursa olsun araziye çıkıyoruz, mutlaka bir iki teröristi getireceğiz" dediyse yandınız demektir. O gün en az birkaç şehit var demektir.



Binlerce askerin 20-30 teröristin, bazen 3-4 teröristin peşinden koştuğu olaylara bizler 'operasyon' diyoruz. Son derece verimsiz bir yöntem. Çoğu zaman hava desteğinin zayıf olduğu, gerekli teçhizatın askerde olmadığı bir yöntem. Tam bir balyozla sivrisinek avlama örneği… Oysa ki 35 teröristi ortadan kaldırmak için en az onlar kadar esnek hareket edebilen, emir-komuta zincirinin olabildiğince gevşetildiği, ileri teknoloji ile donatılmış, en önemlisi profesyonel ve işinin ehli en fazla 100, bilmediniz 150 komandoya ihtiyaç vardır. Yani 100-150 rambo türü askere ihtiyacınız var. Sadece teröre karşı eğitilmiş birimlere ihtiyacınız var. Dağların çevresinde yine askeri birimler bulundurarak bu nokta vuruşu yapabilen terör ekiplerine destek olabilirsiniz. Ancak asıl mücadeleyi terör timleriyle, yani 'sineklik'le yapmak zorundasınız. Aksi takdirde 10.000 askeri, eli silahlı 35 kişinin karşısına dizmek demek felakete davetiye çıkarmak demektir.



İkinci önemli sorun uzmanlıktır… Terör bir uzmanlık işidir. Bu nedenle terörle mücadele poliste ayrı bir birimdir. Örneğin trafik şubesinden herhangi bir polisi bir terör operasyonunda kullanmaya kalkarsanız kendinizi mahkemede bulursunuz. Terör mantığı, araçları, yönetimi, kullandığı kişiler ve diğer özellikleriyle savaştan çok farklı bir olgudur. Terörist, bir askerden çok farklı düşünür. Onun hedefi yok etmek değildir. Askerliğin ötesinde medyayı hedefler, ekonomik ve siyasi hedefleri var. Toplum psikolojisini kullanır vs. Tüm bunlara karşı mücadele edecek olan güvenlik güçlerinin özel bir eğitimden geçirilmeleri gerekir. Kısacası sıradan bir yüzbaşı ya da binbaşı dahi teröre karşı görevlendirildiğinde bir terör uzmanı değildir. Terör bilgisinin hem kuram, hem de sahada arttırılması gerekir. Aksi takdirde felaketi çağırıyorsunuz demektir. Türk güvenlik güçlerindeki tablo ise oldukça endişe vericidir. Bırakınız mesleği askerlik olanları, teröriste karşı çıkardıklarımızın % 90 kadarı er ve erbaştan oluşmaktadır. Yani zorunlu askerliğini yapan, askerlikle normal zamanlarda neredeyse ilgisi olmayan kişilerden. Bakmayın siz her şehit töreninde taşınan komando kıyafetli, elinde silah, gözünde sert bir bakış olan fotoğraflara. Onlar daha ana kuzusudur. Yaşları 20-25 arası, köyünden, kasabasından vatan hizmetine koşup gelen, askerlik eğitimleri dahi birkaç aylık olan askerlerdir. Kimi aşçıdır, kimi terzi. Kiminin aklında nişanlısı vardır, kiminin gözünde hamile karısı tütmektedir. Akıllar karışıktır, hemen hepsi askerlik bitsin diye gün saymaktadır. Üstelik askerlik eğitimlerinin tamamına yakınını çavuşları ve ast teğmenleri vermiştir. Yani diğer zorunlu askerlik yapan kişiler. Terör eğitimini ise neredeyse hiçbiri almamıştır. Kendilerine öğretilen silahı nasıl kullanacaklarıdır, bir de nasıl saklanacakları. Eratın dışında terör bölgesinde en çok görev alan astsubaylar ve uzmançavuşlar da Türk ordusunun saldırı konusunda en iyi eğitimli kesimi sayılmazlar. Terör bilgileri ise el yordamıyla sahada öğrendikleridir. Terörle mücadeleyi ayrı bir alan gibi görmezler. Onlar vatanını seven asil Türk askeridir. Karşılarında düşman askeri ya da terörist olmasının fark etmediğini düşünürler. Oysa ki bu ikisi arasında dağlar kadar fark vardır.



Mecburi askerliğini yapan asker bu tür bir mücadeleye öylesine hazırlıksızdır ki, hava kararınca dahi psikolojisi değişmeye başlar. Dağda operasyona çıkıldığında gözlerdeki korku büyür. Teröristlerin saldırmasına gerek yoktur, esen bir yel, uçan bir kuş, uzaklarda uluyan bir köpek dahi korku sebebi olabilir. Komutanları kendilerine "ben uyarmadan sakın ateş etmeyin" dese de nafiledir. En ufak bir olağandışı bir durumda tetiği sonuna kadar çeken er sayısı çok fazladır. Sırf bu yüzden zor durumda kalmış, hatta şehit vermiş birlik sayısı da çok fazladır. Gece nöbet tutarken bir kedi sesine, ya da birden bire gözüne görünen bir karaltıya namlusunu çevirip silahını boşaltan erler de çoktur. Bir erin ateşi sonucunda tüm bir tugayın panik olduğu ve dağlara doğru neredeyse bir saat süren ateşin başladığı da görülür.



Sözün özü, bırakınız terörle mücadeleyi, askerliği dahi bilmeyen kişiler ile Türk ordusunun işi daha da zordur. Kayıp sayısı bu ortamda doğal olarak artacaktır. İçlerinde birkaçı 15 aylık askerliği esnasında yeteneklerini geliştirip iyi bir asker ve hatta iyi bir terörist avcısı da olabilir. Fakat o profesyonel asker değildir ve 15 ayı dolmuştur artık. Yetiştirip kullanmaya başladığınız en kıymetli ve en tecrübeli adamlarınızın ana kucağına, karısının dizi dibine, işinin başına dönme vakti gelmiştir artık. Bu kişilerin yerini alacak olanlar askere yeni gelen bıyıkları terlemiş sıfır bilgili erlerdir. Bu süreç tekrar tekrar başlar. TSK'nın subayları her seferinde sivilleri asker yapar ve yeniden sivil hayata gönderirler. Dağlarda teröriste karşı ise tecrübe düzeyi asla yükselmez. En iyi komandonuz artık kahvehanede, pubda ya da barda askerlik anılarını anlatıyordur.



Tecrübesizliğin ve uzmanlaşma eksikliğinin en çarpıcı örneğini geçen hafta Pülümür'de (Tunceli) yaşadık. Buradaki karakol belki de dünyanın en tehlikeli yerlerinden birinde. Öylesine tehlikeli ki bazen üst düzey yetkililer dahi yol güvenliği yok diye buraya gidemiyorlar. Bu bölgede öyle yerler var ki, terör tehdidi yüzünden ancak helikopterle ulaşabiliyorsunuz. Eğer böylesine tehlikeli bir yerde karakol kuruyorsanız bu karakolun güvenlik önlemleri de en üst düzeyde oluşturulur. Örneğin bu karakola gelecek tüm araçlar belli bir mesafede durdurulur. Bu kontrol noktası ile karakolun arası tamamen kontrollü bölgedir. Kontrolü yapacak kişiyi de en az bir kişi korur. Eller her daim tetikte olur. Araç kime ait olursa olsun kontrolden geçirilir. Altı, üstü, bagajı, hatta motoru. Şoför ve araç içindeki diğer kişiler karakola girecekler ise araçlarını bırakarak girebilirler. Üstleri aranır, kimlikleri 'temiz isimler' listesinde kontrol edilir. Listede adı yok ise, doğru belgelere sahip değilse ve görevli güvenli bir kişi olduğuna kanaat getirmediyse içeri alınmaz. Sonra kayıt defteri olur ve buraya detaylı bir kayıt girilir. Her gelenin filme alınması, ya da fotoğrafının alınması da diğer uygulamalardır. Bir kameranın fiyatının ne kadar düştüğü düşünülecek olur ise tüm ülkedeki karakolları kameralarla donatmak mesele değildir. Sonra, karakolun alışveriş yaptığı araçlar için ayrı bir yer oluşturulur. Bu tür araçlar içeri alınmaz. Mal indirim-bindirim yerleri korunaklı yerlerdir vs. Şu saydığımız önlemleri arttırmak mümkündür. Bugün Ankara'da veya İstanbul'da herhangi bir site dahi bunlardan çok daha fazlasını almaktadır. Fakat ne iştir ki Pülümür'de dağların ortasında bir karakol her zaman mal getiren bir kamyonet olduğunu için uzaktan tanıdığı kamyoneti hiç düşünmeden içeri alıyor. Ne bir kimlik kontrolü, ne bir parala, ne de araç kontrolü… Araç içeri girer girmez de araçtakilerden biri başlıyor karakol ortasında ateş etmeye. Amacı yemekhane. Üzerindeki bombayı patlatarak çok sayıda askeri öldürmek istiyor. Fakat henüz 8 askeri şehit etmişken vurularak öldürülüyor. Ancak aracın şoförü kaçmayı başarıyor.



Pülümür Olayı neredesinden baksanız bir ihmaller zinciri… Felaket adeta davet edilmiş. Ve ne yazık ki benzeri felaketleri bundan sonra da yaşamak olası. Olayın ardından karakollara yapılan uyarılara bir süre uyulacak belki. Göstermelik olarak komutanlar 'kandırılacak' belki. Ancak bir süre sonra eski düzene geri dönülecek. Çünkü benzeri manzaraları yıllarca görüyoruz. Ankara'da bir orduevine girerken karşılaştığınız güvenlik önlemlerini dahi Güneydoğu veya Doğu Anadolu güvenlik birimlerinde görmeniz olası değil.



Yol kontrol noktaları da benzeri durumdalar. Kilometrelerce boş bir arazinin ortasında birkaç asker kontrol yapıyor. Kontrol etmek için sizi durduran askeri neredeyse koruyan yok. Diğer arkadaşları kendi halinde. Eller tetikte değil. Araçtan kimin çıkacağı ise belli değil. Bazı olaylar var ki terörist kontrol noktasını tarayıp kaçıp gitmiş. Hem şehit vermişiz, hem de teröristten iz bile bulamamışız. Bu kontrol noktalarında kitap okuyanı da gördüm, İngilizce çalışanı da. Bir de bunun tam tersi durumlar var. Bazı askerler öylesine korku içinde araçları durduruyorlar ki, her an ateş edeceklerini sanıyorsunuz. Eller tetikte, gözler buz kesmiş, sorular asabi… Fakat yine koruma önlemleri tam değil. Araçlar belli bir mesafede yavaşlatılıp, dar bir şeride alınıp, ardından da kaçamayacağı ve saldırı düzenine geçemeyeceği bir noktaya çekilmiyor. Korku ya da gevşeklik hali tedbirlerin alınmasını engelliyor.



Er ve yedek subaylar bu kadar hazırlıksız ve eğitimsiz de, subaylar çok mu eğitimli sanıyorsunuz. Ne yazık ki güvenlik güçlerimizin terörle mücadele bilgileri son derece sınırlı. Zaten tüm bir orduyu terör konusunda eğitmek de kolay değil. Ancak asıl sorunlu tayinler. Sahada tecrübe kazanmış askerler en verimli olacakları zamanda kendilerini İzmir'de, ya da Bursa'da bulabiliyorlar. Yerlerine ise sahayı yeni tanıyacak Aydın'dan ya da Antalya'dan isimler gelebiliyor. Bu askerliğin doğasında var. Ordular teröre karşı yapılandırılmıyorlar.



***



Sözün özü, uzmanlık olmadan terörle mücadelede başarı sağlamak çok zor. Düzenli birlikler ile terörist peşinden koşmak hem pahalı, hem verimsiz, hem de kayıpları arttırmaya çok uygun bir yöntem. Bakmayın siz askerin hayatı üzerinden siyaset ve kariyer yapanlara. Terörle mücadelemizde sandığımız kadar başarılı değiliz.

10 Haziran 2007 Sedat Laçiner

[sub]ensonhaber.com[/sub]
 

BacKDooR

Asistan
Yazılanların belli kısımlarına katılmakla beraber bir kaç noktay da itiraz etmek gerekir.

Pkk terörü yurt dışı kaynaklı olması nedeniyle bitirilememektedir, beyfendinin dediği gibi askeri ya da sivil kararsızlıklardan dolayı değil, sivller bu başarısızlığı gösterse dahi asker o takdirde bu terörü bitirebilirdi ama bitmeme nedeni yurt dışı kaynaklı olmasıdır, ama sivil başarısızlıklar fazladır.

Dünyanın en kanlı terör olayları Türkiye'de yaşanmaktadır, dünyada böylesine bir terör olayı yoktur, ama buna rağmen gelinen nokta dünyanın en zor terör olayına maruz kalmamıza rağmen açıkçası takdire şayandır, çünkü dünyanın en kanlı terörüne karşı hala olaylar bu derecede kalıyorsa, düzenli birliklerle bu noktada tutuluyorsa bu bir başarıdır ama yeterli midir? Değildir.

Pekala böylesine büyük bir terörle karşı karşıyaysak hala terörü bu denli kontrol edebilmemizi neye borçluyuz? Aslında bunun cevabı inanılmaz olacaktır, bunun cevabı profesyonel olmayan orduyla bunu yapıyor olmamızdan dolayıdır.

Evet, vatan sevgisiyle gerçekleşmekte ABD ırak'ta başarılı değil geceleri dışarı adım atamıyor, kaldı ki bizim gibi dağda değil dümdüz çölde başarıyı yakalayamıyor bunun nedeni PARALI ASKERLİK.

Eğer profesyonelleşmeye bu hususlara dikkat etmeden geçilirse ki Asker bunu hesap ediyordur, bu terörle mücadelede bir şey kazandırmaz.
Terörle mücadele için her şeyden öteye ruh gereklidir, derler ya askerlik, öğretmenlik, din görevi sırf para için yapılmaz çünkü bu mesleklerin ruhuna aykırıdır.

Bir başka husus verilen kayıplar beyefendinin dediği gibi olmamaktadır, ilk ateş denen olay vardır ya da mayın, şehitlerimizin yüzde 99'unu ilk ateşle ya da mayınla veriyoruz bu profesyonel askerlerin de engelleyebileceği bir olay değil.

Sanırım bu beyefendi fazla bigi sahibi değil, nerede asker toplu olarak sanki cephe savaşıymış gibi terörist üzerine gönderiliyormuş? Televizyonda gördüğü intikallere bakarak konuşmasın, doğru değil.
Terörle mücadelede Tim esası vardır, Allah Allah deyip 10 000 kişi dağa çıkılmaz.
İntikallerde birinci şart mesafe şartıdır bu şartı yerine getirmezseniz ceza olarak sürünmeye başlarsınız, nerede 10 000 kişi gidiyor.

Tunceli'de ki terör olayından bahsetmiş kendisi, bir konuda haklı bir konuda haksızdır, haklı olduğu konu bir güvenlik alanı dahilinde aracın durdurulması gerektiğidir fakat; o aracın sürekli karakola gelen bir şahsa ait olduğunu kendisi de biliyordur, ben de tanıdığım bir kişi geldiği zaman aratmazdım, o olay benim de başıma gelebilirdi profesyonel de olsa başına gelirdi. (kaldı ki TSK sürekli emir gönderir bunları yapın diye)

Türk insanı olarak kendimize güvenimiz fazladır bana bir şey olmaz mantığıyla haraket ederiz.
Kan uykusu belgesilini izleyenler varsa Osman Pamukoğlu "Yüzbaşı İbrahim'den" bahseder, işte o komutan terörle mücadele konusunda bize ders veren komutandı, öyle iyi bir eğitim verirdi ki(ler) haklarını da yememek lazım, öyle anılar anlatırdı ki bir anlık basiret bağlanması en tecrübeli kişiye de yanlış yaptırabiliyor.

O bahsi geçen dağa çıkanlar nereden gidiyor? O kaynağı; düzenli birlik mi, profesyonel asker mi, yoksa hükümetler mi kurutacak? Oraya gelen terörist kuzey ıraktan geliyor, bu iradeyi kim gösterecek?
O dağdaki teröristin karşısında profesyonel asker de olsa ilk ateşte kahpece vurulacak.

Doğrudur 30 terörist vardır dağda ama 30 teröristi 2 tugayın baş etmeye çalışmasını değil, o 30 kişinin geldiği noktaya operasyon izni vermeyenleri eleştirmek gerekiyor, 3000 metrelik dağların olduğu noktada terörist girişi normaldir.

Dağdaki asker korkarmış, dünya üzerinden korku silinebilir mi ki? Öyle bir anda korkmamak insanoğlu için anormaldir, profesyoneller korkmaz diye bir olay mı var? Ben yazarın söylediğini bir adım öteye götüreyim orada askerlik yapan biri olarak dışarıdan ses gelince yerimden zıplıyorum ama bunun adı korkaklık değildir, korkak olan asker zaten orada şoka giriyor. Toplum psikolojisi öyle bir şey ki elinde değil G3 mantar tabancası olsa onunla teröristlere karşı koyabileceğini hissediyorsun. Şu yazara şunu söyleyeyim Ahmet Altan’a G3 verin 3 gece orada timlerle kalsın 4. gün o psikolojiyle af istediği adamları avlamaya gider orası öyle bir yer.

Ve şunu söyleyelim ki ABD ve diğer ülkeler teröre karşı böyle dirençli olmamıza hayret ediyorlar, bu yazar kişi batıdaki askerlere bakıp doğu için genellemiş, şu an gelecek 30 yıl yetecek kadar büyük tecrübeye sahiptir bu ordu.
96 lara kadar terörle mücadele konusunda yetersizdi, tayin ve atamalara, teçhizata dikkat edilmiyordu ama bugün bunların hepsine dikkat ediliyor özellikle üst rütbeli subay atamalarında.

Profesyonel askerliğe evet, ama profesyonel askerlik terörü bitirirmiş gibi göstermek askere haksızlık olur. Profesyonelleşme olmalı ama parayı birinci amaç haline getirmek terörle mücadelede yarardan çok zarar getirir.

Tecrübe sahibi olundu ama bu ülke hala siyasi iradeye sahip olamadı.
Askere sinek avlatıp bataklığı kendi elleriyle oluşturanlar elerini önce vicdanlarına koysunlar.

Asker dedi “biz yapacağımızı yaptık sıra hükümetlerde” ama hükümetler değil bataklığı kurutmak için çalışmak destekçilerini vekil, danışman yaptılar, destekçilerine kendi halkına verdikleri elektrikten daha ucuz elektrik verdiler, destek verenlerin yaptırdığı sarayı kendine yakın iş adamlarına yaptırdılar, teröre destek verenlerin mersin ticaret bölgesinde çatır çatır para kazanmalarına şirketlerine, dükkanlarına izin verdiler, hapislerden çıkardılar, affettiler, Çankaya’ya çağırdılar, hapisten çıkınca başbakan vekilleri bakanlığa davet ettiler, meclis başkanı yemek verdi.

Bu yazar önce şunu söylemeli;
"ÖNCE SİYASİLER TERÖRLE MÜCADELE KONUSUNDA PROFESYONELLEŞMELİ".
Askere laf eden hain olarak nitelendirilmiyor yukarıda saydıklarımı söyleyenler, darbeci, faşist ilan ediliyor.
 

tugbagaleri

Profesör
Benim kanımca yazar olayları gayet gercekçi degelendirmiş teror olaylarının engellenmeyısının sebebi sadece dısardan desteklenıyor dıyerek acıklamak bence bıraz yanlış olur.Sonucta devletınde dısarda saygınlıgı var resmi olarak her zaman karsısında muhatabı var askeri ve siyasi anlaşmalar yapılıyor. Yani devlet bos bos oturmuyor olay sadece pkk nın dısardakı destekcılerıyle acıklanmamalı sonuc biraz acı ama yıllardır kan dokuluyor insanlarımız oluyor cok buyuk mıktarlarda paramız savasa gidiyor hem maddı hem manevi kaybımız cok ama sorun hala devam ediyor...Bazen olumler olaganlasıyor bazen seçimlere malzeme yapılıyor ama olumler bitmiyor demekki yontem hataları var bu sorun hallolmadıkca bu işden nemalanan gruplarda olusuyor sanki savaşın hiçbitmemesini isteyenler var bu karısıklıktan kendilerine cıkar saglayanlar var hem bizim tarafımızda hem kurt tarafında...yazarında dedıgı gıbı savas teknıklerındn hıc anlamyan hayatında ılk defa egıtım almıs vatandaslarımızı dogustan ıtıbaren oranın cografyasına uyum saglamıs insaların karsısına koymak ne kadar basarı saglaya bılır profosyonel orduda para oncelıgı konusu var ama suandakı sıstemdede oraya gıdenler gonullu gıtmıyor zorunlu olarak yapıyorlar. profosyonel askerlık bana kalırsa daha mantıklı..aslında savassız olsa en ıyısı kımse olmeden olsa daha guclu bır ulke olsak ....
 

BacKDooR

Asistan
Tugbagaleri;
Öncelikle yazdıklarınızı okuyunca terörün ülkemizdeki amacına ulaştığını gördüm yılgınlık, bıkkınlık yaratmış, ümitsizlik yaratmış yani terör işe yaramış barzani, abd, ab amacına ulaşmış. İşte bu halk ırak'a operasyona karşı çünkü bu kendi hükümeti tarafından ümitsizlik pompalandığından dolayı, sizler gibi kişilerin bu tür mesajlarını görünce üzülüyorum bu ümitsizliğin sonu nedir biliyor musunuz? Ver de kurtulculuk, tıpkı kıbrısı verirlerken zafer gibi gösterilip halkın ümitsizliğinden yararlandıkları gibi.

Dünyada hiç bir terör dış destek olmadan değil bir gün 1 saat dahi ayakta duramaz.

Tekrar ediyorum dış destek almayan hiç bir terör devam edemez, hiç bir rejim değişemez.
Bu kesin kuraldır, dünya siyasetlerine bakarsanız tüm terör eylemlerinin ve değişen rejimlerin arkasında hep başka ülkeler vardır.

Bunu kendimiz hallederiz profesyonellik olmaması buna neden oluyor derseniz yanılırsınız, dış gücümüz varmış bana bir örnek verir misiniz? Ermeni yasaları takır takır geçiyor dış gücünüz varsa bunu engellersiniz, tayyip erdoğan ziyaret ettikten 3 ay sonra adamlar ermeni yasassı çıkartıyor bu mu dış güç. Dış gücünüz varsa fehriye erdal denen şerefsizi Türkiye'ye getirirsiniz. Nerede bu dış güç bana bir gösterin de ben de rahat edeyim, huzurla yatayım.

Bakın İran Irak'a giriyor diyor ki "kardeşim Irak hükümeti diye hükümet yoktur onlar ABD kuklasıdır, ABD benim adamımı kaçırdı ben kukla hükümetle görüşmem" diyor, giriyor Irak'a, bizim nerede bu devlet adamlarımız hala tezkereyle uğraşıyoruz, orta doğu projesinde pkk var Türkiye'nin bölünmesi var ama bizim hükümet olumlu gelişme diyor, gel de çıldırma.

Gel de buna sessiz kal ama kalıyoruz adamlar daha ne desin ABD dış işleri bakanı 22 ülkenin sınırı değişecek dedi biz bunu destekledik, hangi dış güç? ABD güdümünden çıkmayanlar mı bunu düzeltecek, terörü bitirecek yapmayın, kendimizi kandırıyoruz.

Askerin kafasına çuval geçirenlere başbakanları ne dedi "nota vermek ciddi bir iştir siz bunu müzik notası mı sandınız" demedi mi? Bu adam kimin başbakanı, bu güne kadar bir kişi çıksın desin ki bu adam ABD aleyhi bir tek şu kararı aldı, desin.

Alamaz Türkiye'yi bölecekler bu terör bölecek göreceksiniz bugün hala bizi bölemez martavalları okuyoruz, 1996 yılında erdoğan başbakan, abdullah gül dışişleri bakanı olacak diye yazı çıktı akepenin esamesi yoktu sene 96 düşünün, her şey bu kadar tesadüf mü?

Dış politika yok, güdümlü emir alan bir dış işleri var ortadoğu projesine evet diyen dışişleri var, ortadoğu planı pkk ve bölünmeyi içeriyor biz buna olumlu diyoruz bu adamlar varken asker nasıl bitirir pkk'yı kimi kandırıyoruz.

Bakın apo yakalandıktan sonra neden terör yoktu? Çünkü o zaman ki hükümet onu kullanmayı başardı, korkuttu peki sonradan neden tekrar azdı, çünkü bu hükümet onu AB ye teslim etti, adamın korkusu kalmadı ve azdırdı, onu kullanmak için asmadılar ama bu hükümet terörü azdırmasına neden oldu.

Bu dış politika terörü arttırır daha durun bunlar iyi günler, hele şu peşmerge devleti kurulsun o zaman ben operasyon karşıtlarını, bizi kimse bölemez diyenleri göreceğim.

PKK dış desteklidir dış destek alan hiç bir örgüt bitirilemez. Atom da atsan bitmez çünkü yenisi başka yerde besleniyor, eğitiliyor, destekleniyor.

Oraya gidenlerin gönüllü olmadığını söylemek için lütfen çevrenizdeki kişilere bakarak söylemeyin, orada ki psikolojiyi yukarıda yazdım dönerken göz yaşlarınızı tutamıyor kalmak istiyorsunuz. Yoksa orada işini yapamayanı zaten yolluyorlar işe yaramaz diye.
 

tugbagaleri

Profesör
işin dogrusu bıkkınlık yarattıgı %100 dogru sanırım sende bıkmıssındır bunca yıldır olanlardan ama umut herzaman içimde olmasaydı yorum bile yazmazdım herseyin daha güzel olacagına dair şidddet olaylarınının cok az oldugu sahte gundemlerle toplumuzun bırbırıne gırmedıgı bir ulkeyı halen umut ediyorum..

teror olaylarını degerlendırırken bu hukumet ve daha oncekıler acısından bakmadım yorumumda ama bakacak olursak bu hukumetın daha oncekılerden daha kotu olmadıgı en azından soyleye bılırım...Dış guc etkısındekı teror olayları engellenemıyecekse nıye svasıyouz ozaman ne anlamı var dıye soru sormak isterim bir diş gucler dedgin ulkeler özellikle Abd aynı zamanda turkıyenın en yakın muttefıkı olarakda gecıyorbutun basbakanlarımız secıldıklerınde onunla konusmya gidiyorler onlardan ulkemızı borclandırmak için binbir turlu manevralar yapıp para istiyoruz...İsraille silah alış verişi yapıyoruz (Ayrıca israili resmi olarak tanıyan ilk devlette biziz bunuda arada soyleyı verim)yani bir suru bu tarz ornek verılebılır demek istediğim bu dış gucler dedıgın devletler aynı zamanda bizimde iş biriliği yaptıgımız gucler biz bu savasa cok insanımızı verıdık bence yanlış olan bir sey belkıde sorunları cozme bıcımımız sonunda olan bize oluyor ölen biz acı ceken biz eger illede askeri guclerce halledılıecekse işi uzmanlar yapsın dıyorum buradakı savas seklı degısık hanı canakkaledı gıbı degıl orada yunalıları temsıl eden askerlere karsı top yekun bır savunma saldırısı vardı ama bu farklı bıraz hem tattıksel hem polıtık acıdan...
Yarın ıraka gırdık mesela mehmetcıgı saldılar sınıra pkk bıtecekmı dersin hıç zannetmıyorum korkarımki askerlerımız olumlerını daha cok konusacaz ozaman ...
 

BacKDooR

Asistan
Türkiye Cumhuriyet'iş tarihinin en kötü dış politikasını ve terör politikasını izleyen hükümettir.
Yaşınızı çok merak ettim bu tür yorumları yapanların en az önceki hükümetlerin zamanında yaşamış olması gerekir yani o yaşlarda 13 14 yaşında değil en az 20 yaşında olmalıdırlar.

Bugün 20 yaşındaki arkadaşa bakıyorum o hükümetler de aynıydı diyor ama bundan 7 sene önce 13 yaşında yani ailesinin ve anlatılanların siyasi görüşüyle haraket etmek zorunda. Yaşınızı o nedenle merak ettim, hiç bir hükümet böyle kötü değildi kaldı ki ortadoğu planı akp nin seçimiyle başladı ortaya çıktı, yani ilk onaylayan akp oldu.

Ya size çok basit bir örnek "mücahit aslan" başbakanızın güneydoğu danışmanı babası ihsan aslan diyarbakır vekili bu adam ne diyor okyalım;

"PKK sorununu bölge halkı yaratmadı. ANKARA YARATTI VE BÜYÜTTÜ... Sorunu teşhisde yanıldı. Başlangıçta bugün sayısı binleri aşan SİLAHLI BİR ÖRGÜT'le karşı karşıya kalındı. Yani SİLAHLI MİLİTANLAR'ın tamamını ortadan kaldırsa bu sorun bitmiş olur mu?"

Başbakanınızın danışmanını böyle bir baba yetiştirmiş, teröriste militan demeyi tercih eden bir vatandaş. Şimdi size göre bu adam demokratsa benim için bir o kadar teröristtir, danışmanı bunlardan seçili zapsu, egemen bağış bunlar hep peşmerge devleti savunucuları yani bölünmeye evet diyecek adamlar, onlar için ankara civarında bir şeriat devleti olsun yeter, gerisini ver gitsin diyen adamlar bu adamlardan ne bekliyorsunuz?

Bu hükümet sorunudur, imralıdakini kullanamadılar ab'ye verdiler o zamanlar bugün yaptıklarını yapıp konuşabiliyor muydu? Yaşınız müsaitse buna hayır dersiniz, bugün bu hükümet yüzünden bölünmenin eşğindeyiz, önceden kötü terör politikası varsa ortadoğu planı yoktu, bölünme planı yoktu, buna evet diyen bu kadronun oluşturduğu yönetim yanında rambolardan kurulu ordu olsa ne yazar bana söyler misiniz?
 

muhtar55

Üyecik
Bizim aslında teröristlere karşı etkili olan ve gerilla taktikleri uygulayan pusu kuran hatta mayın döşeyen, vur-kaç yapan, onların kılığına girip istihbarat toplayan askerlerimiz vardı. Timler halinde operasyonlar düzenleyerek çok işler yapmışlardır. Zaten incelerseniz onların aktif olduğu dönemde pkk eylemleri büyük oranda engellenmişti. Ama sanırım bu timlerden bazı kişiler karanlık işlere bulaştı ki bu timleri dağıtıp eski sisteme döndüler. Sonuç ise yine şehit vermeye başladık. Gazetelerde birara bu timlerin yeniden kurulmasının çok iyi olacağından bahsediliyordu.

TSK güneydoğu ve doğu anadolu bölgesinde sadece bir terör örgütüne değil aynı zamanda bu terör örgütünü destekleyip besleyen emperyalist büyük devletlere karşıda mücadele veriyor. Teröristlerden çıkan amerikan, italyan, rus, ispanyol, fransız, alman, ingiliz, çin yapımı silahlar durumun kötülüğünü gösteriyor. Bu ülkeler nato ve bm üyesi. Ayrıca ülkemizlede özel anlaşmalar mevcut olduğu halde bu pisliklere lojıstik destek sağlıyorlar.

Abd ve israil ise pkk yi iran ve suriye ye karşı kullanıyor.

Aslına bakarsanız iran ve suriye nin bir zamanlar Türkiye nin ortadoğudaki çıkarlarını savunmasını engellemek, türkiye yi zayıflatmak için kullandığı pkk, artık onlar için çok daha büyük bir tehlike halini aldı. Suriye devlet başkanının ve iran devlet başkanının bu konuda türkiye yi desteklediklerini ifade etmeleri herşeyi gösteriyor.

Kısacası gerilla timleri yeniden kurulup göreve getirilmrili

 

Turab Garip

Dekan
Onursal Üye
Yazar kardeşimiz kendisi en önemli stratejik(!) hatayı yapmış ve örnek gösterdiği terörle mücadele metodlarının aslında terörle mücadele olmayıp çıkar savaşı olduğunu göz ardı etmiş. Ya da numarayı yutmuş diyelim. Ne Amerika ne de İsrail hiç bir zaman terörle savaşmadı. Sadece köpeklerini doyuran ev sahibi şimdi onları kapı dışarı edip dövmeye başladı hepsi bu. İsrail Lübnan'ın hastane yaptıran, okul kuran, milletine her türlü hizmeti sağlayan, farklı dinden bile olsa bütün milletine destek verdiği teröre(!) karşı mı savaştı?? Yanlış okumuyorsunuz. Sizin başınıza hizbullah(!) terörünü musallat edenler, sizin hizbullah ismini duyduğunuzda sizde yapılacak çağrışımları da hedeflediler. Lübnan'daki Hizbullah'ı hiç tanıyan var mı? Herkesin terörist dediği insanlar orada devletlerini kalkındırmak için uğraşan vatanseverler. Hiç bir müslüman, yolda yakaladığı suçsuz adamın kafasını "Allah-u Ekber" diyerek keser mi?

Irak'ta hangi terör vardı? Bir ipin ucunda sallanan Saddam'la neden bitmedi terör? Saddam ev sahibini kızdıran bir köpekten ibaretti ve tekmeyi yedi. Sonra? Sonra herkes savaşın asıl başlama sebebi(!) olan kitlesel imha silahlarını unuttu. Hatta binlerce insanın ölmesine sebep olan savaşın sebebi bu silahlarken, savaşın sonunda "tüh silah milah yokmuş, hata ettik, neyse bir şey olmaz" diyen rapora bile kimse ses çıkarmadı. Tüh, Saddam'ın kullandığı diğer silahların da ABD'den İran'a karşı yardım olarak gönderildiğini de unutmuşuz!!! (Ref: İran savaşında Irak'a yardım(!) eden ABD Saddam'a bir dolu silah gönderdi.)

Afganistan'da hangi terör vardı? Kendi tarikatına mensup olmayan 7 yaşını geçmiş herkesi öldürmeyi farz bilen ahmaklar mıydı müslüman teröristler? Müslüman gibi gösterilmeye çalışılan Taliban'a Afganistan'da silah ve uyuşturucu yardımı yapan kimdi? Evin sahibi köpeğini besledi, sonra da kafasına bir kurşun sıktı.

Filistin'de hangi terör vardı? Evleri işgal edilen, çoluk çocuk öldürülen ve bunun neticesinde kızıp öfkelenen zavallılar mı? Yoksa içi bomba dolu araçlarla savaş suçu olmayan İsrail sivillerini öldüren hiç var olmamış, dünyada hiç olmayan intihar bombacıları mı? (Heyhat, tarihte öyle sahabeler var ki, -yaklaşık 160 kişi- ne doğmuşlar ne yaşamışlar. Yani kitaplarda geçen o isimlerde hiç bir insan yok, hayal ürünü isimler.)


Backdoor, olayı hemen hükümete yıkmaya çalışmışsın. Bu hükümet ortalıkta yokken en şanlı(!) günlerini yaşıyordu terör. Şimdi gelen şehit haberlerine kıyasla eskiden tonla geliyordu bu haberlerden. Her gün bir öğretmen bir doktor, bir asker ölüyordu. Hergün köyler basılıyor, çocuklar kadınlar dahi katlediliyordu. Ancak sen yenisin belli ki. Şu anda hangi hükümet gelirse gelsin istese bile bu terörü bir çırpıda ortadan kaldıramaz. Çünkü kaldırmasına engel olurlar. Peygamber ocağı denilen yer, terörist gördüğünde "vurmayın tavşandır o" diyen ya da bir asker öldüğünde, "analar Mehmetçik doğurur ama Apache (helikopter) doğuramaz" diyen vicdansızların komutan olarak seçildiği yerdir. Boş sözlere duygulanmasın kimse. Bu terör lanetini bundan önce kim doğurup beslediyse bugün de beslemeye devam ediyor. Daha da kötüsü bu besleyenlerin gövdesinin önemli parçaları bizim ülkemizde, bizim toprağımızda, bizim kimliklerimizle dolaşıyor. Yani kısacası PKK tam olarak Saddam'dır, Taliban'dır, Usame b. Ladin'dir, El-kaide'dir.. Bakınız diğer terörist gruplar tarihte nasıl eriyiverdi. IBDA-C gibi veya türevleri. Çünkü onlar sokak köpeğiydi, onlara bakan kimse yoktu, ömürleri kısa oldu.
 

Turab Garip

Dekan
Onursal Üye
wwhirlwind dedi ki:
kardes amma çok sey yazmıssın ama ben tek kelime ile ozetliyim " AKP " .

Aferin sana. :) Bu kadar şeyin özeti ancak bu olabilirdi.
Ne zaman insanlar bir akılları olduğunu ve onu kullanmaları gerektiğini öğrenecekler?
 

BacKDooR

Asistan
Elmacık;
Söylediklerinde haklı olduğun noktalar var zaten yurt dışı destek konusunda farklı düşünmüyoruz.

Hizbullah'tan bahsediyorsunuz hizbullah saldırılarını engellemek için oluşturulan askeri güce asker gönderen hükümeti koruyorsunuz, lübnana asker neden gönderildi lübnan sınırında hizbullahın israile saldırısını önlemek için.

Lübnan'a asker göndermeyin dediklerinde akp çıktı "onlar din kardeşimiz" diye yalan söyeleyerek yolladı lübnan'ı korumaya gidiyorlarmış gibi, İsrail'i korumaya gitti bu askerler.

Başbakanın danışmanları hakkında ne diyorsun? Bu ülkede terörü azdıran Özal'ın kendisidir üç beş çapulcu diyerek görmezden gelmiş doksanlarda bizleri teröre mahkum etmiş, 99 yılında terör sıfıra gelmiş hatta o dönemde asker "hükümetler hadi el atın" demiştir, yaşları genç olanları aldatmayalım, terör bu ülkede 99 - 2002 arası hiç yok denecek kadar azdı ta ki erdoğan gelene kadar.

İstanbul'un göbeğinde sokaklarda belediye otobüsleri böyle yakılmazdı yakılsa da polis gazi mahallesine neler yapardı ya şimdi? AB laf eder diye polis bile yollamıyor başbakan.
O bahsettiğin ölümler 90 lı yıllardaydı neden bunları kabullenmiyorsunuz o zaman öldük yine ölsek önemli değil nasılsa ölmeye alıştık der gibi konuşuyorsunuz o zamanlar onları da eleştirdik akepe mi vardı o zamanlar.

Hangi başbakanın danışmanı tayyip erdoğanın ki gibiydi, hangisi tayyip erdoğan gibi böyle adamları danışman yaptı, gözünüzü seveyim ideolojinizi terörden uzak tutun, haa çıkıp derseniz ki "ben kürtüm" o zaman bunu normal karşılarım.

Geçen sene 15 asker öldüğünde koordinasyon kurulu oluşturuldu başbakanınız bizi uyuttu şimdi de tezkere çıkardı ama diyor ki "başkanla görüşünce operasyon durumu belli olur" bir kere o başbakan buşu başkanı olarak bellemiş, ağzına bir parmak bal çalıp yollayacak biz bunu 5 senedir gördük bu 6. sene.

İran kukla ırak hükümetinden bahsederken başbakanınız kalkıp hala ırak yönetimi hükümeti deyip insanları uyutuyor, sizin başbakanınız pkk'nın kullandığı elektriği yolluyor kalkıp eski hükümetleri karıştırıyorsunuz, sizin başbakanınız yakın arkadaşlarına barzani'nin sarayını yaptırıyor, ilnur çevik denen adamı barzaniyle arasındaki aracı olarak kullanıyor ses yok. ilnur çevik nedir? Yazardır ama adam ıraktan yıllardır gelmedi iş adamlığı yapıyor ona bu işleri veren kim?

Dubai'de anlaşma imzalamadımı bu adamlar, neyi savunuyor da eski hükümetlere laf ediyorsunuz.
Başbakanınız, bunları yaparken nasıl görmezden geliyorsunuz? geçmişte hatalar vardı ama en azından göz göre göre bunlar yapılmazdı eller vicdana gitsin lütfen.

Irak'ta askerin kafasına çuval geçirilince "nota vermek ciddi iştir müzik notası mı sandınız" diyen bu başbakandır, şehitlere kelle diyen de bu başbakandır, bahsettiğiniz komutandan ne farkı var? Askerlik yan gelip yatma yeri değil diyen adamın farkı ne? Aman "türban dilinden düşmeyen adamı koruyalım" diye bunu yapanlar var.

Size sayfalarca örnek veririm bu hükümetle ilgili.
İdeoloji vatan toprağından önemli değildir, ne türban, ne sarık önce vatan gelir sırf sarık, türban dilinden düşmüyor diye birinin yanlışlarını kapamaya çalışılmasını bu topraklarda ki insanlar affetmez.

(not: o tavşan örneği her dönemde söylenen şehir efsanelerinden birsidir, eğer bilseydiniz ki o şekilde karşınıza çıkan her hedefe atış yapılmaz bunu örnek göstermezdiniz, pusu atmadan, destek yolları açık olmadan, konumun müsait olmadan, çıkış yolun açık olmadan, (özellikle karakollardaysan ki bu görüntü verme terörist taktiğidir karakol saldırılarında) bunu yutarsan ölüme davet çıkartırsın, kalkıp ben tim komutanıyken askere emir vereceğim o askerin ölümüne neden olacağım? "Önce emniyet!" Bu söz askeriyede her yerde yazar. Gerekirse ölüm emri verirsin ki bu emri verenler gene bu ordudur yaptığınız karalamaktır.

Çoğu zaman teröristler de ateş etmez, hazırlıklı değilse, ama onlara neden ateş etmedin diye böyle forumlarda eleştirenler yoktur onlara "aferin taktik bunu gerektirir" denir. Ama siz TSK aleyhine edilen lafı örnek gösteriyorsunuz!

Yaptığın operasyon zaiyata deymelidir, kaçış noktaları, hesapları yapmadan müsait değilken bunu yapacak terörist öleceğini bilir siz de bunu bilirsiniz. Vatan millet sakarya deyip kurşunu basmaya kalkarsan asker demezler, aptal derler! TSK'yı karalamaya çalışanlara alet olmanız üzüntü verici.
 

Turab Garip

Dekan
Onursal Üye
Backdoor, selamlar.

Öncelikle yazdığın yazıyla benim teorilerimi desteklediğini üzülerek söylüyorum.
Benim de verebileceğim çok fazla örnekler var, ancak ben konuyla ilgili olanlarına değindim sadece.
Yani olayı siyasi çekişmeye dönüştürmemek için. Ama sen olayla ilgili olmayan bir takım şeyleri yazmışsın.
Velakin, en önemlisi ideolojiden bahsetmişsin. Üzgünüm, ama benim ideolojim Recep Tayyip Erdoğandan çok farklı. :)
Nitekim kendisinin şahsında, partisini de sevmem, başbakanı da. O açıdan ezberden konuştuğunu görüyorum.

Ezberden konuştuğunun bir başka kanıtı da, Hizbullah. Sen o Hizbullah'ı Türkiye'de domuz bağıyla adam kesip evin altına gömen Hizbullah zannediyorsun. Oysa Lübnan'a gidersen göreceksin ki Hizbullah, devletini kalkındırmak için, okullar, hastaneler, yollar vs yaptıran ve insanlara sosyal yardım yapan, farklı din mensuplarından bile destek alan, ülkesinde herkes tarafından kucaklanmış ve İsrail savaşında desteklenmiş bir örgüttür. O yüzden korkak İsrail savaş döneminde "Burası Filistin'e benzemiyor" dedi. O savaşı çoğu kişiye yanlış anlatılmış da olsa Lübnan kazandı. Tarih fazla uzakta değil, bir kaç ay önce oldu araştırın. :) Ancak sen sırf ABD Hizbullah'ı "terör" listesine aldığı için onları terörist zannediyorsun. Nitekim Hizbullah'ı resmen terör örgütü ilan etmiş olan tek ülke ABD'dir. Demek sen onların sözüne kanmışsın. :) Hiç hayatında Lübnan'da yapılanmış Hizbullah'ın bir "terör" eylemi yaptığını duydun mu? :)

Askerimiz oraya gittiğinde savaş bitmiş, İsrail tıpış tıpış geri çekilmişti zaten. Ancak görüyorum ki zalimlerin arasında kalıp gerçek değerler unutulmuş. Askerimize şehit diyoruz ama anlamını dahi bilmiyoruz. Şehit özde toprak parçası için değil, Allah için ölendir. Dolayısıyla sen namusunu, kardeşini, evini ve bunların şahsında vatanı korumak için öldüysen şehitsin. Bunları boşver ben "vatan" için öldüm diyorsan ne şehittir ne gazi.. mevzusuna döner senin işin. Çünkü sen vatanın anlamını da bilmiyorsun ve vatanı üç karış topraktan ibaret görüyorsun demektir. İşte askerin ölmesini önemsemeyip gözünü kırpmadan "eğitim zayiatı" diye rapor tutanlar ancak Niyazi olurlar. Yoksa sadece benim evimdeki kardeşimdir, onun dışında hiç kimse umurumda değil diyenler vatan nedir bilmezler. Herkese bu şekilde muamele edelim, sonra da "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" diyelim. Herkese bu gözle bakarsak tabi ki dostumuz olmaz. Bazıları "Çanakkale'de Allah bize yardım etti" denilince alınıyorlar. :) "Biz bileğimizin hakkıyla kazandık" diyorlar. Ha ben de öyle düşünüyorum diyorsan o başka, o zaman buyur git PKK'nın kökünü kazı, hatta elin değmişken ABD'yi ve İsrail'i kaldır ortadan. Sonra da git başbakan'ın kellesini vur..

Başbakanın danışmanlarının konuyla ilgisi yok ama madem soruyorsun fikrimi, başbakanın bazı danışmanlarına çok gıcığım. Bilmeden seçtiyse bu danışmanları, çok cahil davranmış derim, bilerek seçtiyse sebebini sorarım. Sen terörün en kanlı eylemlerini unutmuşsun. Bugün 15 askerimizi kurban vermişiz, bundan önceki yıllarda hergün onlarca kurban veriyorduk. 30.000 insanımız ne zaman öldü? Hepsi dün mü öldüler? Sen bunu "eskiden daha çok ölüyorlardı şimdi 15 tane ölmüş çok değil" olarak mı algılıyorsun? Hayır, bu senin "terör azdı" yorumuna bir eleştiriydi. Terörün ne azgınlığını gördük.. Özal her ne halt ettiyse, terörün gelişmesini hızlandırdı. Yoksa üç beş iti öldürmekle terörün biteceğini sanıyorsan aldanıyorsun.

Irak'a girmekle de bitmeyecek terör. Daha büyük facialar bizi bekliyor haberiniz olsun. Tezkerenin çıkmaması için direnildi direnildi ama artık milletin gözü o kadar boyandı ki tezkere çıkarmaktan başka çare kalmadı. Çünkü millet Kandil'de iki kurşun sıkınca herşeyin hallolacağını zannediyor adi siyasetçiler yüzünden. Hadi höy girelim mahvedelim kazıyalım deyince olacak mı sanıyorsunuz? Bize ne pusular kurulduğundan habersiz, duyguların galeyanına gelmişsiniz.

Asker konularına genişçe değinmişsin, ancak konuyla ilgisi yok çoğunun. Yalnız şunu söyleyeyim, o tavşan olayı şehir efsanesi değil, benim bizzat abimin arkadaşının kanalıyla duymuşluğum vardır. Ayrıca komutanların bizzat kendi anlattıkları kanalıyla gayet güvenilir yerlerden duyduklarım da vardır ancak bundan ötesini paylaşmak yersiz. Siz hiç komutan seçilirken önem verilen kriterlere baktınız mı? Bizzat abim subaylık sınavına girdiğinde buna benzer sorularla karşılaştı: "Topluluk içinde küfür eder misiniz?" ve "Küfür etmekten hoşlanır mısınız?" gibi bir çok aşağılık soru. Ah ne garip bunlara hayır diyenler genellikle "komutan" olamıyorlar. Yakından tanıdığım bir başkası ise, "arkadaşlarla mecburen porno izliyorum canım sıkılıyor ama elimden gelen bir şey yok" diyor, sonra mecburen şarap içtiğini de söylüyor. Vay canına! :) Bunlar şehir efsaneleri değil, kardeşimizin, abimizin, amcamızın oğlunun bizzat yaşadığı, komutanların bizzat söylediği şeylerdir. Abim Sivas'ta dağda askerlik yaptı, hiç bir evin veya başka bir binanın olmadığı bir tepeye, diğer yerlerden rahatlıkla hedef alınabilecek şekilde yerleştirilmiş bir karakolda. Daha önce terör sığınağı olan bu yerde, kimsesiz bırakılmış 6 tane asker. Kocaman karakola, bilmem kaç katlı, sadece 6 asker verilmiş. Mevziler kardan tamamen kaybolmuş. Karakolun heryeri ışık ve tam tepede, başka yerde hiç ışık yok. Yani kimseye görünmeden rahatlıkla havaya uçurulabilecek bir mekan. Ama Sivas'ın o soğuğunda, bu açık hedeflik durumunda bile adam pijamasıyla gelip askeri dışarı çıkartabiliyor. Uzman çavuş, komutanım asker bu havada dışarı çıkarsa ölür diye haykırırken pijamalı komutan çıkacaklar diyor. Bu konu çok uzun, bu sadece küçücük bir köpüktü anlattığım, konuyla ilgisi olmadığı için ve canınızı sıkmamak için burada noktalıyorum.

TSK propagandası yapmana hiç gerek yok, nitekim ben de PKK propagandası yapmıyorum ve nitekim gerçek değerler uğruna savaşacak TSK'ya canımı seve seve veririm. Ben bu ülkenin evladıyım. Ancak sorun şu ki bazı kişiler isimlere takılıp kalmışlar. Adı komutan olsun çamurdan olsun... Komutan dediğin öl dediğinde ölünecek insan olmalı. Bu memleketin bütün evlatları onların elinden geçiyor, eğer onlar adam olsalardı ülke toptan adam olurdu. Oysa ne gariptir ülkenin her yerinde, Edirne'den Ağrı'ya, Adana'dan Sivas'a kadar bütün herkes, askerliğini yaptıktan sonra asabı bozuluyor, sigara içmeyen sigaraya başlıyor (hatta içmeyenlere, "askere gidince görürüm ben seni" deniliyor, küfür etmeyen küfür etmeye başlıyor.. Askerlik anılarının hepsi ama hepsi "komutan"la ilgili hiç mi dikkatinizi çekmedi? Hep "bizim bir yüzbaşı vardı, bilmem nenin tekiydi" diye başlıyor anlatılmaya, ya da buna benzer şeyler. (Doğrusu iyi olanları da dinledim ama devede kulak.) Neden asker "çatışma çıksa önce komutanımı vururum" diyecek kadar hiddetleniyor? Ah tabi bu da şehir efsanesi.. :) Biliyor musun? Benim 20 yaşına kadar yaşıtlarının gıpta ettiği bir dayım var. Fakat askerlik yaptığı yerde (1970lerde) kendisini ziyarete giden kardeşleri (diğer dayılarım) onun eski Ahmet olmadığını fark ediyorlar. Sonra askerlik bitiyor ve eve dönüyor Ahmet. Ancak bakıyorlar ki Ahmet etrafında birileri varmış gibi korkuyor. Komutanım diyor konuşurken. Korku içinde yaşıyor. Şimdi gelin Ahmet'in halini görün. Sürekli kendi kendine konuşan, akıl hastanelerinden kaçmış, sokaklarda dolaşan bir Ahmet. Şu anda da Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde yatıyor. Nerede o gencecik Ahmet? Onu terör mü mahvetti? O zaman terör de yoktu ki halbuki.. Ne oldu o zaman Ahmet'e?

Bazı yerlerde konuyla ilgisi olmadığı için sözü kestim. Karşılıklı fikir alışverişinde bulunmak istersen özelden herşeyi sorabilir ve tartışabiliriz.
 

BacKDooR

Asistan
Öncel,ikle terörle mücadelede asker hataları diye bir başlık var, asker sivil bu teör olayında bir ayrım yapılamaz, askerin başarı kıstası nedir? Öldürürsün dışarıdan sürekli gelir bu durumda asker başarısız diyemezsin olay doğal olarak bu konudan çıkar, sadece birini tartışmak yanlış olacaktır.

Hehe hizbullah konusunda sanırım yanlış anlamışsın, hükümet hizbullah aleyhi olaya girdi dedim "hizbullah terör örgütü" demedim, demem de.

İsrail ve ABD, İsrailin lübnan sınırındaki güvenliğini nasıl sağlayalım diye düşündüler ve buraya uluslararası güç getirdiler, hizbullahı silahsızlandırmak için, yani bu hükümet hizbullah karşıtı olaya girdi dedim.
Keşke açık yazsaydım da daha fazlasını bildiğim bir konu için fazla yormasaydım seni. :)

Ama işin ilginç yanı iyi ki yanlış yazmışım bakıyorum ki bu olayı destekliyorsun, işte ben bunu anlamıyorum gördüğün gibi sizler sanki İsrail saldırılarından Lübnan'ı korusun diye asker gönderdiğimizi sanıyorsunuz.

Madem öyle de İran ve Hizbullah neden ateş püskürdü diye sormadan da edemeyeceğim, işte kötü basın insanları böyle yanlış yönlendiriyor. Yardım giderse İsrail'e değil filistinlilere gider o kadar basit.

Askerler konusunda fazla bir şey söylemeyeceğim, ben sizi destekleyen örnek vereyim bir abimiz vardı selçuk diye Allah rahmet eylesin sonra öldü Tekirdağ'da delirdi bir astsubay vardı sürekli küfrederdi ona.

Ama; bir bayan röntgenci türbanlıyım diye 15 yaşında bir çocuğun cinsel organının olduğu kısmın filmini çekmedi, o baba da kafayı yedi.
Demek ki neymiş? Her meslekte bunlar var, kim demiş hepsi savunuluyor diye?

Ben şimdi kalkıp sizin bir subay veya astsubayın yaptığı olayı genellermişcesine söylediğiniz gibi bu olaydan da "tüm röntgen uzmanları bu şekildedir" dersem ayıp etmiş olurum, her gün şehit veren bir kurum için söylediklerinizde biraz daha dikkatli olup bunun genel değil özel olduğunu, karşıdaki kişi okuduğunda "lanet olsun orduya" şeklinde yorum yapmasına neden olmadan izah etmeniz gerekir diye düşünüyorum.

Yoksa amacınızın üzüm yemekten çok bağcı dövmek gibi algılanmasını hoş karşılamalısınız.

Bahsettiğiniz sınavlara gelince, bilmiyorum hiç siz girdiniz mi?
"Topluluk içinde küfür eder misiniz?" ve "Küfür etmekten hoşlanır mısınız?" Bu sorulardaki acayiplikler nedir? neresi aşağılık?

Sağlık bakanlığında mülakatta öküz kaç viteslidir diye alay edilen sorulardan daha mı aşağılık? Karakter sınavlarından ne kadar haberdarsınız? Bunları size kötü olarak bahsedenlerin de karakter sınavlarından haberdar olmadıkları gayet açık.

Bu karakter sınavıdır, bunlar hafif sorular, ev hanımlığı sınavı değil asker sınavı yapılıyor bu soruları beğenmeyenler el işi kurslarına yazılmak için başvursunlar, karakter sınavıdır bunlar asteğmenlik sınavlarında da çıkar. Bunu hor gören bir anlayış bir kere psikoloji bilminden bihaber demektir, bu soruların her birinin puanı vardır ve aslında tahmin ettiğiniz gibi küfrederim diyen adama yüksek puan verilmez. ;D

Bunlar ne ki anneyle ilgili sorular da var, aslan görsen ne yaparsın, annenin yanına mı gidersin, kaçar mısın vs.

Şarap mevzusuna gelince, arkadaşınız yalan söylüyor, içmeyene hiç bir şey yapılmaz ya siz ne sanıyorsunuz orayı anlamıyorum. :D

Arkadaşlar oradaki insanlar sizin mahallenizden, kmşularınızdan çıkan gelen insanlar, şu an 4 tane astsubay 3 de subay arkadaşım var subay olanlar vallahi de içki içmez, birinin eşi de kapalıdır. Size bunları kim söylüyor nasıl bir propagandaya maruz kalmışsınız anlamak mümkün değil.
 

canawar12

Üyecik
fakat şunuda unutmamak gerekiyor teröre yön verenler bizlerin içinde ve bunlara dur denmiyor nedense birilerinin çıkrları olmasa bu nalet terör belası durdurulurdu fakat yıllardır bir türlü yapılmadı yapılamadı değil
 

Turab Garip

Dekan
Onursal Üye
Backdoor, selamlar.

Öncelikle bütün yazdıklarına cevap veremeyeceğimi söylemek istiyorum. Çünkü az önce bir başka konuda yazdıklarını görünce çok üzüldüm. Ancak ben benimle aynı fikirde olmayanlara fikir saygısızlığı edecek değilim. O yüzden karşılıklı konuşmada aramızdaki saygıyı koruyabilmek için bazı yerlere değineceğim;

- Ben bütün askerler aynı askerlik anılarını anlatıyor dedim. Söylediğim bir iki komutan sadece örnektir, onların şahsında hiç bir genelleme yapmadım. Askerlik yapan arkadaşlarına sor onlar da benzer şeyler anlatacak.

- Şehit veren bir kurum diye bir şey yoktur. Şehit evladımız vardır.

- Karakter testlerindeki sorunun saçmalığıyla alay etmedim ben, o yüzden yanlış anlamış ve konuyu yanlış yere çekmişsin. Orada asıl maksat, karakter testinde sorulan o sorulara şu anda komutan olan kişilerinin tamamına yakın çoğunluğu "evet" cevabını vermiş ya da bunu bizatihi davranışyla gösteren kişilerdir. Aşağılık olması da bundan kaynaklanır.

- Tabi ki şarap içmeyeni yatırıp dövmüyorlar, ama komutan da yapmıyorlar. Albay, yıllarca bu rütbede çalıştıktan sonra bir gün tatildeyken köyünde camide namaz kıldı diye ordudan ihraç ediliyorsa senin kurduğun hayalde bir eksiklik var demektir. Yalan söyleyen o değil, "biz öcü değiliz" diyenlerdir. O eşi kapalı olan tanıdığının rütbesini söyle bana, yıllar sonra da diğerlerinin rütbesiyle kıyasla. Sonra kısa süre öncesine kadar isimleri Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin olanların rütbelendirilmediğinin sebebini açıkla. Acaba senin o arkadaşlar askeri lisede mi okumuşlar? Okumuşlarsa nasıl onları da hiç anlattılar mı sana?

- Herhangi bir propagandaya maruz kalmış değilim, bilakis kendim gördüklerimi söylüyorum.

- Yazık ki topluca yaptığınız taraf keskinleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Beni TSK düşmanı gibi algılamana gerek yok. Ancak namaz kılmak bile insanı günaha düşürebiliyorsa, vatan millet demek de o kadar hataya düşürebiliyor. Çünkü vatan millet diye iki sözcük kalmış anlamı bilinmeyen. Vatanı milleti bir köşk, iki taş bina ve 814.578 km[sup]2[/sup] toprak parçasından ibaret sanıyorsunuz. İçinde yaşadığınız binanın ve onu üstüne kurduğunuz toprağın beş paralık kıymeti yok eğer ona değer veren şeylere değer vermemişseniz. Öğretmeni sevmedikten sonra okulu sevmenin faydası olmaz. Doktoru sevmedikten sonra hastaneyi sevmenin yararı olmaz. Aksine büyük zararları olur. Siz sözde vatanı seviyorsunuz ama vatanı vatan yapan değerlere düşmanlığınız var, vatan demeniz ne fayda. Nitekim öğretmen okuldan, doktor da hastaneden daha kıymetlidir.

O röntgeni çekmeyenler nasıl bir hatanın içerisindeyse, bu ülkenin evladına ikinci sınıf muamelesi yapan da aynı hatanın içerisindedir. Onlar ne kadar cahilse onlara bir bez parçası yüzünden düşmanlık besleyenler onlardan daha cahildir.

Backdoor, seni haksız yere incitmek istemem. Haksız yere bir söz söylediysem hakkını helal et. Konu başlığından taştı, eğer fikir alış verişi anlamında özelde tartışmak istersen kesinlikle seni kırmam.
 

BacKDooR

Asistan
Sayın Elmacik o namaz kılıp atılan subay gibi bir kişiyle yüz yüze gelip tanışırsanız lütfen bana özel ileti yollayın.

Size yemin ediyorum kimse bu şekilde atılmıyor, böyle bir kişiyle tanışmışlığınız var mı? Benim var isterseniz özelden size o kişinin ordudan atıldıktan sonra, açmış olduğu şarküteri adresini veririm, Kalkancı tarikatına katılıp sıraya girip kafa sallayan adamlardandır (yaşları fazla olmayanlar kalkancıları bilmez tarikat adını duyup hemen savunmaya geçmesinler diye yazıyorum). Olmayan sbeplerle atıldığı iddia edilenler var bu karalama kampanyasıdır.

Tarikatlere katılıp kafa sallayan adamlar, orduyu ele geçireceğiz diyen adamlarla ilişkiye girenler atılır, namaz kılan, oruç tutan değil.

iğrenirim dediğiniz o üst rütbelilerden iğrenmeyin, kendinize iğrenecek başka bir sebep bulun.

"o sorulara evet yanıtı verenler askeriyede düşük puanlamaya girerler, alınmazlar, istenen yanıt küfür ederim değildir" alınmayın ama size askerden nefret etmek için bahane lazımmış siz bunu ve diğerlerini bulmuşsunuz gibi görünüyor çünkü nefret etme nedeniniz olmayan bir durum.

Bir isim verin demişsiniz "Hüseyin Kıvrıkoğlu" adını veriyorum genelkurmay başkanıydı kendisi, albümlerden onlarca çıkartabilirim, isterseniz?

At pisliği içersine sokulup orada süründürüldüm, ama bu muamele bana b*k muamelesi gibi gelmedi, eğer sizin dediğiniz gibi bir ordu olsaydık inanın bugün amerikan conilerinden farkımız kalmazdı, askerlik konusunda malesef insani bir hava içersinde yazmaya çalışıyorsunuz, askeriyede insaniyet, hümanizm, demokrasi gibi duygular yoktur, eğer böyle bir durum olsaydı "size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum" diyen komutanın emriyle ölüme gidilmezdi hemen bir sandık bulunup oylamaya gidlirdi, ya da ya şimdi kim kalkacak savaşacak otur be paşa yanıtı gelirdi.

Rusya, çin, ABD vb. ordularda kötü muameleleri grmüşsünüzdür tv. lerde. Kötü muamelenin psikolojik etkileri vardır, sivil pencereden bakarsanız bir çok davranışı haksız bulursunuz ama her şeyin nedeni olduğunu sonradan anlarsınız ki anlamanızı beklemiyorum, çünkü ne desem siz askeri sevmemeye kararlısınız. Bahane olarak ileri sürüyorsunuz sizin asıl olayınız askerin laiklik anlayışı. Kötü muamele, küfür, komutanların cevabı vs. bunlar değil ki.

Benim isteğim okuyanların olayları iki noktadan görüp, kararları kendileri vermeleri, yoksa tek taraflı görüş bildirimleri sağlıklı olmaz.

Bu tür tartışmalarda kırılmam, darılmam doğru bildiğimi savunurum, kin tutmam, sinirime yenik düşmem.

Hakkım varsa helal olsun senin varsa sen de helal et.
 

Turab Garip

Dekan
Onursal Üye
Selamlar Backdoor, çok güzel bir noktaya temas etmişsin, konunun sonuna doğru. Seni gerçekten tebrik ediyorum. Düşüncen gerçekten insanların kendi yerlerine kendilerinin karar vermelerini desteklemekse, ülkem adına bir kardeşimin böyle düşünmesi beni çok sevindirdi.

Gelelim olaya; namaz kılmak yüzünden atılan şahsen tanımayıp gıyabında tanıdığım birisi var. Yalnız konu gerçekten amacından taşıyor.

O sorulara evet yanıtını vermeyenlerin düşük puanla sıralamaya giremediklerini söyledikten sonra subayların kaçta kaçının küfür etmekten hoşlandığını karşılaştırdığımızda bir yanlış çıkar ortaya. Ama ben yanlış arenada tartışıyormuşum, çünkü senin bu kötü muameleleri savunduğunu bilmiyordum. Tekrar söylüyorum, askerde kendisine küfür edilmemiş, haksızlık edilmemiş ve kötü muameleye maruz kalmamış çok az er vardır. Bunu tutup "ABD ve Rusya'da daha çok eziyet ediyorlar" diye savunmak yanlış. O zaman ben de kalkıp adamın kolunu bacağını kopararım sonra da derim ki "haline dua et Amerika'da elektrikli sandalyeye oturtuyorlar" derim. Haksızlık başka yerlerle kıyas edilip iyiymiş gibi gösterilemez. Daha hafif olabilir, sonuçta yine de kötü muameledir ve zannettiğin gibi faydası değil çok fazla zararı vardır. Yarın çatışma çıktığında o er, kendisine eziyet eden komutanı dinlemez. İçinden onu dövmek gelir. Askere giden herkesin mi asabı bozulur kardeşim bu tesadüf mü? Oysa o komutan insan olsa, daha da doğrusu komutanlığa liyakatli olsa, öl denildiğinde ölünür. Bakınız sıcağı sıcağına Lübnan örneği; Hasan Nasrallah, Lübnan'daki ordunun komutanı. Gidelim onun yaptığı muameleyi görelim ve askerlerinin onun hakkındaki fikirlerini ve ona nasıl itaat ettiklerini soralım. Lübnanlı Hristiyanlar dahi Hasan Nasrallah'ı destekliyorlar. Kötülükle adam olunmaz da edilmez de; iyilikle ve güzel ahlakla adam da olunur, adam da edilir. Askerin vücudunu değil, kalbini kazanmalısın. Yoksa şehit değil Niyazi olur. Kalben kazanamadığın adamın da ölmesini umursamazsın. O da senin ölmeni umursamaz. Ne biçim kardeşlik bu o zaman? Ne biçim vatan millet sevgisi? Ama eğer askerin kalbini kazanırsan, o zaman etten duvar olur vatanın önünde. Ölür ama yine de müsade etmez namahremin değmesine.

Sonuç olarak ordu çok şerefli bir kurumdur. Ordu dediğim, yapısal ve işlevsel itibarla ordu. Yani bilhassa herhangi bir şahıs veya komutan veya asker veya TSK'dan bahsetmiyorum. Kurumsal olarak ordu kavramından bahsediyorum. O yüzden tekrar söylüyorum, propaganda olarak değerlendirilirse bu kadar fikir alışverişi, düşünen akıllara eziyet edilmiş olur.

Diyorum ya, hastaneyi seviyoruz ama doktora gıcığız, okulu seviyoruz ama öğretmene gıcığız.. Ne fayda bizim bu sevgimiz? ...
 

ahmet347

Asistan
en büyük hata basımızdakiler. -girecegiz ama amerika abimize ayıp olurmu?
-dur bikaç şehit daha verelim.
-girsek mi girmesek mi yaa.
-yok yok girmeyelim. halkı biraz daha uyutalım.
allah tüm şehit ailelerine,asker ve türk ailelerine sabır, dayanma gücü versin.
 

Turab Garip

Dekan
Onursal Üye
Selamlar Ahmet kardeşim, ya da abim.
Ülke yönetmeyi bilgisayar oyununa benzetmeyin.
Hadi gidelim buraya savaş açalım, hadi gidelim şurayı yerle bir edelim; bunlar oyuncak silahlarla yapılmıyor. Duygulara kapılıp atacağımız yanlış bir adım bizim fleaketimiz olabilir. Kuzey Irak'a girdiğimizde kaç askerimiz geri dönemeyecek hiç düşündünüz mü? Hadi şimdi şehitlerin sorumlusu AKP diyelim. Ya bundan önce ölen 30.000 vatandaşımızın sorumlusu kim? Ne hemen unuttunuz! Hadi işte bizim dağımızda hala var! Onları erittik mi ki başka dağlara çıkma hevesindeyiz? İşimizi bilirsek, kendi toprağımızdakini de, başka yerlerdekini de kökten kazırız. Ama böyle kör yordamıyla hadi höy gidelim dersek askerimize, evladımıza yazık olur.
 
Üst