Sizcede Herşeyde Bir Hayır Yok mudur?

mehmet

Profesör
Onursal Üye

Bir zamanlar Afrika daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan iitbaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.

Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:
-Bunda da bir hayır var!
Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu.

Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi:
-Bunda da bir hayır var!

Kral acı ve öfkeyle bağırdı:
-Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu? Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.
Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyünz meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar.
Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.

Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.
-Haklıymışsın! dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü birşeydi.

-Hayır, diye karşılık verdi arkadaşı. Bunda da bir hayır var.
-Ne diyorsun Allah aşkına?diye hayretle bağırdı kral. Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir?

-Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene.
 

Turab Garip

Dekan
Onursal Üye
Kralın kendisi aklının sözünü es geçip yayamlara yaklaşmıştır. Dolayısıyla eğer yamyamlar onu yeselerdi bu onun kendi suçundan ötürü olacaktı; parmağının kopmasından ötürü değil. Ama eğer az da olsa liyakat belirtisi göstermişse, o zaman akılsızlığının bedelini parmağıyla ödeyerek bir hayıra kavulmuş olur. Aksi durumda herşeyde bir hayır vardır diyemeyiz. Tabi eğer Kur'anı inkar etmiyorsak.

O halde hayır görecelidir. Yani göreceye göre hayırlılık değişir. Örneğin bir hadis;
Size bir hayır ulaşırsa bu muhakkak Allah'tandır. Size bir şer ulaşırsa bu da muhakkak kendi nefsinizdendir.

Yukarıdaki meseleyle bu hadis incelendiğinde, Kral'ın yayamlar tarafından yakalanması bir "şer"dir ve kendi tedbirsizliği ve nefsi yüzündendir. Ondan yıllar önce parmağının kopması da bir şerdir ve yine kendi nefsi yüzündendir. Ama parmağının kopması onun hayatını kurtarmaya vesile olmuştur. Bu göreceden de hayırdır. (Zararın, dönülen kısmına kâr denilmesi olayı.) O halde Kral eğer tedbirli ve akıllı davransaydı ne parmağı kopacaktı, ne de yamyamlar tarafından yakalanacaktı. Ayrıca zavallı arkadaşı da Kral'ın öfkesinin yüzünden bir yıl zindanda kalmayacaktı.

Kısacası; herşeye "vardır bunda bir hayır" dersek, kendi elimizle yaptığımız hataları da onaylamış ve Allah'a yalan isnat etmiş oluruz. Herşeyde bir hayır vardır dersek, kötülüklerin de Allah'tan geldiğine inanmak zorunda kalırız mantıken. Ancak Allah kötülük yapmaz, kendi kötülüğümüze yaptığımız şeyleri bizim hayrımıza çevirebilir.

Ayrıca başka bir hadis de şöyle der: (tam hatırlamıyorum, hatırladığım kadarıyla)
İyinin kötüye düşmanlığı kötü için zillettir.
Kötünün iyiye düşmanlığı iyi için izzettir.

Yani iki durumda da "kötü" kavramına mensup kişi kaybeder ve bu işten onun görecesinde hiç bir hayır yoktur.

Bu konuda başkaca ayet ve hadisler de var.
 

mehmet

Profesör
Onursal Üye
Elmacik dedi ki:
Kralın kendisi aklının sözünü es geçip yayamlara yaklaşmıştır. Dolayısıyla eğer yamyamlar onu yeselerdi bu onun kendi suçundan ötürü olacaktı; parmağının kopmasından ötürü değil. Ama eğer az da olsa liyakat belirtisi göstermişse, o zaman akılsızlığının bedelini parmağıyla ödeyerek bir hayıra kavulmuş olur. Aksi durumda herşeyde bir hayır vardır diyemeyiz. Tabi eğer Kur'anı inkar etmiyorsak.

O halde hayır görecelidir. Yani göreceye göre hayırlılık değişir. Örneğin bir hadis;
Size bir hayır ulaşırsa bu muhakkak Allah'tandır. Size bir şer ulaşırsa bu da muhakkak kendi nefsinizdendir.

Yukarıdaki meseleyle bu hadis incelendiğinde, Kral'ın yayamlar tarafından yakalanması bir "şer"dir ve kendi tedbirsizliği ve nefsi yüzündendir. Ondan yıllar önce parmağının kopması da bir şerdir ve yine kendi nefsi yüzündendir. Ama parmağının kopması onun hayatını kurtarmaya vesile olmuştur. Bu göreceden de hayırdır. (Zararın, dönülen kısmına kâr denilmesi olayı.) O halde Kral eğer tedbirli ve akıllı davransaydı ne parmağı kopacaktı, ne de yamyamlar tarafından yakalanacaktı. Ayrıca zavallı arkadaşı da Kral'ın öfkesinin yüzünden bir yıl zindanda kalmayacaktı.

Kısacası; herşeye "vardır bunda bir hayır" dersek, kendi elimizle yaptığımız hataları da onaylamış ve Allah'a yalan isnat etmiş oluruz. Herşeyde bir hayır vardır dersek, kötülüklerin de Allah'tan geldiğine inanmak zorunda kalırız mantıken. Ancak Allah kötülük yapmaz, kendi kötülüğümüze yaptığımız şeyleri bizim hayrımıza çevirebilir.

Ayrıca başka bir hadis de şöyle der: (tam hatırlamıyorum, hatırladığım kadarıyla)
İyinin kötüye düşmanlığı kötü için zillettir.
Kötünün iyiye düşmanlığı iyi için izzettir.

Yani iki durumda da "kötü" kavramına mensup kişi kaybeder ve bu işten onun görecesinde hiç bir hayır yoktur.

Bu konuda başkaca ayet ve hadisler de var.

maşallah sizleri tebrik ederim
bu öyküden bu kadar ince bir meseleyi çekip çıkararak arkadaşların yanlış anlamasına meydan vermediniz

birde şu varki hayır ve şer sonuçtan meydana çıkar.
biz elimizden geldiği kadar allahın koymuş olduğu adetullah kanunlarına müracaat ederekten fiiliyatımızı gerçekleştirmeye çalışırız.

Neticeyi allahtan bekleriz.Karşımıza çıkan sonuç mutlaka hakkımızda hayırdır.

eğer biz o fiiliyatı gerçekleştirirken bir hata yapsak o "kendim ettim kendim buldum" meselesine döner.
mesela ülkemizde kuraklık var.
zahiren bu bir şerdir.
ama insanlık için bir hayırdır.

neden
çünkü neredeyse rahmetin allahdan geldiğini unuttuk.
cenabı hakta bizleri kendisine dua ve iltica etmemiz için böyle bir yola başvurdu denilebilir.
sonuçta allaha şükrümüzü eksik yaptığımızdan rahmet vermedi şer gibi göründü
ama netice ise biz allaha şükrümüzü tam yapmağa başlayıncada hayır oldu gibi.

cumanız mübarek olsun

saygılarımla

Not:Başlığı düzelttim.
 

tugbagaleri

Profesör
Daha öncede dimlemiştim bu hikayeyi benim cok hosuma gitti aslında herseyi kabullenen biri değilimdir ama bu hikayede bir enerji var insanı etkiliyor...
 

Alengirli

Dekan
Bu tür hikayeler ibret vermesi ve anlık gaza getirmesi bakımından iyi de, işin özünü düşünmek lazım. Amentü okurken ne diyoruz: Hayrihi ve şerrihi min Allah u Teala.
Yani hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine inanırım. Yani her şeyde hayır olmak zorunda değil. "Hayrın olduğu yerde şer, şerrin olduğu yerde hayır yoktur" gibi hadisler de var, tam hatırlamıyorum ama anlattığı şey buydu. Yani hayır ve şer bu dünyaya mahsus şeyler ve olan şeyler. Her işte bir hayır var demek doğru olmaz. Sen kumarda 5 bin lira kaybettin bunda da bir hayır var mı diyeceksin?
Nayır diyor, kameralarımızı boğaza çeviriyoruz.
 

Turab Garip

Dekan
Onursal Üye
Alengirli; o ayetin tam olarak orijinalini biliyor musun? Yazarsan sevinirim. (Mümkünse hem meali hem de okunuşu)

Allah'tan asla şer gelmez. Çünkü O asla zulüm etmez. Allah'tan ancak musibet gelir o da sevabın artması içindir.

Hadis:
Size bir hayır ulaşırsa bu muhakkak Allah'tandır. Size bir şer ulaşırsa, o da sizin kendi nefsinizdendir.
 

btolga

Asistan
4Nisa / 78. Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah'tandır"" de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!

hayır ve şer Alllah tandir .
 

Turab Garip

Dekan
Onursal Üye
Hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna inanmak, Allah'ın zevk olsun diye insanları cehennemde yakacağına inanmaktır. Şer ile musibetin farkını bilmeliyiz.

Enfal 40: Kazandığınız herşeyin 5'te biri Allah'ın, peygamberin, onun yakınlarının, miskin ve yolda kalmışların hakkıdır.
Meal: Savaşlarda elde ettiğiniz ganimetlerin 5'te biri Allah'ın, peygamberin.... diye devam eder.

Maide 6: Namaza kalktığınız zaman yıkayın yüzlerinizi ve ellerinizi dirseklere kadar. Meshedin başlarınızı ve ayaklarınızı kemiklere kadar.
Meal: Namaza kalktığınız zaman yüzlerini ve ellerinizi dirseklere kadar yıkayın. Başlarınızı meshedin ve ayaklarınızı topkularınıza kadar yıkayın.

Bu gibi çok fazla yanlış meal var piyasada. Bu ayetler sadece küçük birer örnek. Zaten İslam düşmanlarının ellerine en büyük kozlar da İslam'ı yanlış tanıyan müslümanlar tarafından veriliyor.

Allah asla şer göndermez. Şer kötülüktür ve Kur'an bir çok ayette Allah'ın asla zerre kadar kötülük yapmayacağını beyan eder.
 

btolga

Asistan
yunus11/ Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı beklemeyenleri biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde (kendi başlarına) bırakırız

hayır ve şer ALLAH tandir diyorum. hayrı ve şerri yaratan Allah (c.c.) dir
 

mehmet

Profesör
Onursal Üye
herkese hayırlı sabahlar arkadaşlar

bunu basit bir misalle izah etmek istiyorum

evet imanın şartı altıdır
bunun 6.'sı Kadere, hayır ve şerrin yaratıcısının Allah (Celle Celâlühû) olduğuna inanmakdır.

şimdi şeytan bir hayır mıdır şer midir?

elcevap:görünüşte şerdir.
ama sonuç itibari ile hayırdır.
nasıl derseniz

eğer şeytan olmassa ebubekir (r.a.)gibi elmas ruhlarlar ebu cehil gibi kömür ruhları nasıl ayırt edebilecektik.
eğer şeytan olmassa bizimde makamımız melekler gibi sabit olurdu.

ama haydi hodri meydan meleklerinde imrendiği bir makama sahip olabiliriz.

bu nasıl olur derseniz:şeytanın ve nefsin dediklerini ve fısıldadıklarını yapmamakla olur.

o zaman size soruyorum

şeytan bizi rabbimize yakınlaştıran bir vasıta olmadı mı?
Bizim cennete girmemize sebep olmadı mı?
o zaman şeytan bizim hakkımızda hayırlı bir varlık olmadı mı?

sonuç olarak şeytanı basamak yapıp makamımızı yükseltebiliriz.

ha şeytanın oyununa gelenlerede yapacakk birşey yok

ateş yemeğimizi ısıttığı gibi romayıda yakar

romayı yaktı diye ateşi kaldıramayızki

insanlar şeytanın oyunlarına geldi diye şeytanı kaldıramayız ki

saygılar ve hürmetler

 

Turab Garip

Dekan
Onursal Üye
Arkadaşlar amentü bir ayet değildir, sadece bir duadır ve bazı fakihler tarafından namazda okunması caiz görülmemiştir. Şer kelime anlamıyla "kötülük, fesat, suç" anlamına gelir. Sizden hanginiz Allah'ın kötülü yapıp fesat çıkararak suç işleyeceğine inanıyorsunuz? Kur'an ın bir çok ayetinde "Allah zulmetmez, ancak kullar kendi kendilerine zulm ederler" ibarelerini görürüz. Allah'ın kimseye yükleyebileceğinden fazla yük yüklemeyeceğine dair kesin ayet var; ama insan kendisi kaldıramayacağı yükün altına girerse bu onun kendi şerridir.

Allah aklın yaratıcısıdır. Hadise göre;
Allah aklı yarattığında gel buyurdu geldi, git buyurdu gitti. Sonra da şöyle buyurdu: "İzzet ve celalime and olsun, senden daha sevimli bir şey yaratmadım. Seninle mükafatlandırır, seninle cezalandırırım." Yani Allah, hayır ve şer arasında muhayyer olan aklı yaratmıştır; bu nedenle şerri insan seçer, Allah göndermez. Nitekim Allah Kur'an da "Biz ona (insana) iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?" (Beled/11) mealine gelen bir ifade bildirmiştir.
 
Üst