Sakal konusunda verilen bilgilerde tutarsızlık

Bu konuyu okuyanlar

Katılım
4 Ocak 2008
Mesajlar
501
Reaksiyon puanı
289
Puanları
63
Dini konularda farklı yorumlar olabileceğini biliyoruz. Fakat yorumlarda değil verilen bilgilerde farklılık olması başka bir durum.

Sakal kesme konusunu araştırınca bakın neler çıkıyor:

İslam Ansiklopedisi'nin SAKAL maddesinden:
Hz. Peygamber’in ve sahâbenin konuya ilişkin söz ve uygulamalarını değerlendiren fakihler sakal bırakmanın hükmü hakkında farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Fakihlerin çoğunluğu sakal bırakmayı müslümanların şiârı ve dinî bir emir olarak görüp sakalı kesmeyi haram sayar; Hanefîler’de bu gibi durumlar için tahrîmen mekruh terimi kullanılır (İbn Âbidîn, II, 418; Cezîrî, II, 45, 46). Bu gruptaki âlimler, hadislerdeki emirlerle Resûl-i Ekrem’in ve sahâbenin uygulamasının bağlayıcı nitelikte olduğu yorumunu yapmış, Kur’ân-ı Kerîm’de Resûlullah’a uymayı emreden âyetlerin sakal bırakma konusunda da onun yolunu izlemeyi gerekli kıldığını, sakalı kesmenin kadınlara benzemek ve Allah’ın yarattığı şekli bozmak anlamına geldiğini ve bu yöndeki yasağın (en-Nisâ 4/119; Buhârî, “Libâs”, 62) sakalı kesmeyi de kapsadığını ifade etmişlerdir. Bu emir ve uygulamalardan tavsiye anlamını çıkaran Gazzâlî, İbn Hacer el-Heytemî, Şemseddin er-Remlî ve Hatîb eş-Şirbînî gibi âlimler sakalı kesmenin haram değil mekruh (Hanefîler’in terimiyle tenzîhen mekruh) olduğunu söylemiştir (Ebû Bekir b. Muhammed ed-Dimyâtî, II, 340; Cezîrî, II, 44). Son devir âlimlerinin bir kısmı sakal bırakmayı İslâm’ın geldiği dönemde yaygın olan örf ve âdetle açıklamış, Hz. Peygamber’e uyma amacıyla yapıldığında bunun sünnet veya müstehap sayılabileceğini, ancak esas itibariyle sakal bırakmanın dinî / şer‘î bir konu olmadığını belirtmiştir (M. Ebû Zehre, s. 35; Mahmûd Şeltût, s. 227-229). Onlara göre Resûl-i Ekrem’in saç, sakal ve bıyık konusundaki söz ve uygulamaları, dış görünüşün diğer unsurlarında olduğu gibi o günün örf ve âdeti çerçevesinde temiz ve düzenli olma yanında estetik görünümün önemine yapılan bir vurgu anlamı taşır. Resûlullah’ın saç ve sakalına yağ ve koku sürerek düzenli ve bakımlı olmaya özen gösterdiğine dair rivayetler yanında (Nesâî, “Ḥac”, 42) onun bıyıkları tıraş etme, saçı ve sakalı boyama vb. hususlarda gayri müslimlerden farklı davranmakla ilgili emir ifadelerinin (Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 88) fakihlerin görüş birliğiyle vücûb anlamına gelmemesi bu yaklaşımı destekler niteliktedir. Öte yandan haram hükmüne açık ve kesin naslarla ulaşılabileceği ve İslâm âlimlerinin haram kelimesini bazan mekruhu da kapsayacak şekilde kullandıklarını göz önünde bulundurarak sakalı kesmenin haram diye nitelendirilmesini ihtiyatla karşılamak gerekir. Nitekim Şâfiî mezhebinde sakalı kesmenin mekruh sayıldığı görüşü yaygın olup Hattâbî de âlimlerin çoğunluğunun fıtratı sünnet diye yorumladıklarını, aralarında sakalı kesmenin de bulunduğu on şeyin fıtrattan olduğuna dair hadiste zikredilen fiillerin sünnet, dolayısıyla sakalı kesmenin mekruh olduğunu ifade etmektedir (Meʿâlimü’s-sünen, I, 31). Saçı boyamanın hükmü konusundaki deliller ve görüşler sakalın boyanması hakkında da geçerlidir (bk. SAÇ).

Sakal bırakılması emrinin benzeri diğer emirlerden farklı algılanmasında sakalın İslâm coğrafyasındaki toplumsal anlamının katkısı olmalıdır. Nitekim öteden beri birçok toplumda mûtat şekilde uzatılmış sakal bilgelik, saygınlık, heybet ve vakar gibi olumlu niteliklerin işareti gibi düşünülmüştür (Gazzâlî, I, 144). Hz. Peygamber’in söz ve uygulamalarına bütüncül bir bakış yapıldığında saç sakal vb. konulardaki tavrının temizlik, estetik görünüm ve cinsiyet farklarının gözetilmesi yanında müslümanların kendine has kimliklerinin olumsuz etkilere karşı korunmasına özel bir önem atfetmesiyle ilgili olduğu, onun yeni oluşturduğu toplumda eski âdetlerden İslâm inanç ve ilkelerine ters düşmeyenleri olduğu gibi veya bazı değişikliklerle koruduğu, bu çerçevede sakal bırakma geleneğini de çekidüzen vererek devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Tarih boyunca toplumların etkileşim içinde bulunduğu, baskın kültürlerin diğerlerini etkilediği ve iletişimin yaygınlaşması ile bu etkileşimin yoğunlaştığı, ayrıca günümüzde gayri müslimler arasında sakal konusunda ortak bir tutum bulunmayıp her toplumda sakalını uzatan ve kesenlere rastlandığı dikkate alındığında bunun daha çok toplumsal beğeni ve şahsî tercih meselesi haline geldiği söylenebilir.
(İsmail Yalçın)

Sakal ile ilgili suallere verilen cevaplar
Sual: Sakalı kazımak haram mıdır?
Cevap: Sakalı kazımak haramdır. Bütün mezheplerin kitaplarında böyle yazar. (M. Es'ad Coşan, Nakşibendî-Hâlidî)

Sual: Sakalı sünnet olarak bıraktıktan sonra kesmenin hükmü nedir?
Sakal kesmek haramdır. [...] Fukahanın hükmü budur. [...] birtakım mecburiyetlerden dolayı kesilirse orada bir zaruretten bahsediliyor. (Doç. Dr. Ebubekir Sifil)

Sual: Sakal kesmek günah mıdır?
Cevap: Erkeklerin sakal bırakması, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mühim sünnetlerindendir. [...] Müekked sünnetlerdendir, açık emri vardır sallallahu aleyhi ve sellemin ama farz ibadetlerden biri gibi de değildir. [...] Sakal, onca büyüklüğüne ve ağırlığına rağmen bazı şartlarda kesilebilir. Bu mazeretler kabul edilebilir. [...] Keyfi bir nedenle Müslüman sakalına jilet vurmamalıdır. Ama Türkiye gibi belli yerlere sakallı girmenin, hayat standardı oluşturmanın mümkün olmadığı toplumlarda sakalı kesmeye bir ruhsat bulunabilir. (Nureddin Yıldız, Sosyal Doku Vakfı)

Sual: Sakalı kazımak haram mı?
Cevap: Sakalı kesmek üç mezhepte haramdır, Şafii mezhebinde tahrimen mekruhtur. (Kerem Önder, Nakşibendî)

Sual: Sakal kesmek hadislere göre günah mıdır?
Cevap: Sakal bırakmak sünnettir. Sakalı bıraktıktan sonra kesmek harama yakın mekruh sayılmıştır. (Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu)

Sual: Sakalı kesmenin hükmü nedir?
Cevap: Bildiğim kadarıyla dört mezhebin imamları ve onları izleyen büyük mutlak müçtehitler sakalı kesmenin haram ve bunun sonucu olarak da bırakmanın farz olduğunu söylememişlerdir. Bunu söyleyenler özellikle son dönem selefi ve zahiri âlimlerdir. Filan mezhebe göre sakal bırakmak farz, kesmek haramdır diye nakledilen sözler mezheplerin kendi görüşü değil, onların usulünden istinbat edilen/tahriç görüşlerdir.
Son dönem Mısır ulemasından bazıları da sakalı safi bir örf saymış ve dini bir veçhesinin olmadığını söyle[mişle]rdir. Şeltût ve Ebu Zehra bunlardandır. Özellikle Ebu Zehra büyük bir fakihtir.
O zaman bu iki aşırı fetvanın da son döneme ait olduğunu anlarız: Biri sakalı bırakmanın farz, dolayısıyla da kesmenin haram olduğunu söyleyen selefi ve zahiri görüş, diğeri sakalı tamamen bir örf olarak gören âlimlerin görüşü. Görüldüğü gibi bu iki farklı görüş de sakala örf mü, yoksa dini bir mesele mi olduğu açısından bakmanın sonucudur. (Faruk Başer, Yeni Şafak)

Sual: [...] Rasulullah (s.a.)'in "Sakalınızı bırakın" sözü bir emir midir, tavsiye midir.
Cevap: [...]Diyelim ki, bir mümin "O'nun şu şekilde sakalı vardı ve dişlerini misvak denilen bir ağacın çubuğu ile temizlerdi, bu iki davranışı da bağlayıcı ve örnek idi, ben de bunları aynen uygulayacağım" dedi, böyle bildi, bu şekilde değerlendirdi ve yaptı; bu davranışı dînin özüne, maksatlarına zarar vermedikçe varsın olsun, o bundan umduğu sonucu alabilir. Bir başka mümin de "Sakal bir kültür, bir beşerî âdet idi, misvak da o gün diş temizliği için bulunan ve bilinen en uygun araç idi, bunlar "dini hayata uygulamada örneklik" alanına giren davranışlar değildi, bugün hem sakal âdeti hem de diş temizleme araçları değişti, ben günümüzde maksada en uygun olanı kullanırım" dedi ve böyle de yaptı, bu mümin de manevî amacına ulaşabilir, O'nun örnekliğini terketmiş olmaz. Geçmişte, büyük âlimlerin ve ahlâk önderlerinin yapıp ettiklerini, sözlerini ve yorumlarını gözden geçirenler, yukarıda yazılanları tasdik husûsunda tereddüde düşmezler.
Özellikle sakal meselesine gelince, geçmişten günümüze alimlerin bu konuda söylediklerinin özeti şudur.
Rasûlullah (s.a.), "Müşriklere muhâlefet edin (benzemeyin); sakalları bırakın, bıyıkları kırpın" buyurmuştur. (Buhârî, K. el-Libâs, 63-34.) Bu ve benzeri hadisler ile tatbikata bakan cumhûr sakalı tıraş etmenin haram olduğu neticesine varmışlardır. Kadı İyâd bunun mekrûh olduğunu söylemiştir. Aynı mahiyette olan boyama emrini yerine getirmenin farz ve terkinin haram sayılmaması bu görüşü destekler (İbn Hacer, Fethu'l-Bârî). Bazı muâsır âlimler bunun bir âdet meselesi olduğunu düşünerek mübah olduğunu söylemişlerdir. Kardavî de ikinci görüşü tercih eden muâsır bir âlimdir (el-Helâl ve'l-Haram, s. 81-82; Şerbâsî, Yes'elûnek, c. II, s. 23-25). (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)

Sual: Sakal kesmek haram mıdır?
Cevap: Sakal bırakmak ve buna bağlı olarak sakalı traş etmek konusunda âlimler değişik kanaatlere varmışlardır. Bu alimlerin bir kısmına göre sakal bırakmak farz, kesmek haram; bazılarına göre sakal bırakmak sünnet, kesmek mekruhtur, kimisine göre de müstehaptır.
[...] Ancak sakalı kesmenin haram olduğunu söyleyen bazı alimlerimiz, sakalın bırakıldıktan sonra kesilmesinin haram olduğunu kasdetmişlerdir. Yoksa sakalı bırakmadan tıraş olmak haram olmaz.
[...] Bu durumda, sakalı bıraktıktan sonra kesenler, Hanefî, Hanbelî ve Maliki âlimlerince mes'ul duruma düşerlerse de, Şafiî âlimlerince -Gazali, İbni Hacer, Remli, Rafiî ve Nevevî- ye göre tenzihi bir mekruh işlemiş olmaktadırlar. Bu meselede Şafiî mezhebine uyan kimseler, bir mes'uliyet altına girmezler. (Mehmed Paksu, Sorularla İslamiyet, Nur Cemaati)

Sual: Âdetle ilgili sünnetleri yapmamak günah mı?
Cevap: [...] Sakal da âdete ait sünnetlerdendir. Kâfirlerden de sakallı olanlar var idi. Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud, Tirmizi’nin rivayet ettiği (Sünnet olan on şeyden biri sakal bırakmaktır) hadis-i şerifi sakalın sünnet olduğunu açıkça bildirmektedir. Sakalın bir tutamdan fazlasını kesmek sünnettir. Bir tutamdan kısa bırakmak, sünnete aykırıdır. Sünnet diye bir tutamdan kısa sakal bırakmak bid’attir. Böyle bid’at sakalı, haram işlemekten kurtarmak için, bir tutam uzatmak vaciptir [yani farzdır.] (Redd-ül Muhtar)
[...] Bahr-ür-raık’ın ifadesine göre, bu hadis-i şerifler, sakal kazımanın ve çıplak ayakla namaz kılmanın mekruh olduğunu bildiriyor.
[...] Eshab-ı kiram sakal kazımazdı. Çünkü, o zaman, sakal uzatmak Arapların âdeti idi. Ebu Cehil gibi birçok kâfir sakallı idi. [Eğer sakal ve sarık, âdete ait sünnet olmayıp, sünnet-i hüdâ, yani İslamın şiarı olsaydı, müşrikler müslümanlara benzememek için, hemen sarıklarını çıkarır ve sakallarını keserlerdi.]
Sünnet olan sakala kıymet vermeyen kâfir olur. Yüzünü, kadın gibi parlak yapmak, kadınlara benzemek için sakal kazıtmak haramdır. Kadınlara benzemeyi düşünmeyip, genç ve güzel görünmek için sakal kazımak mekruhtur. (K. Saadet) (Dinimiz İslam, Işıkçılar Cemaati)

Sual: Sakal kesmek haram mıdır?
Cevap: Sakal kesmek haram değildir. Bırakmak da farz değildir. Ne farzı? Bırakın farzı, sünnet bile değildir. (Mustafa İslamoğlu)

Neticeler:
M. Es'ad Coşan ve Ebubekir Sifil mezheplerle ilgili bir detaya girmeden "haramdır" demiş. Yani adeta 4 mezhepte de böyledir gibi netice çıkıyor. Kerem Önder Şafii mezhebine göre tahrimen mekruh derken, Mehmed Paksu tenzihen mekruhtur demiş. Faruk Başer sakalı kesmenin haram olduğunu söyleyen görüşün de, örfî bir sünnet olduğunu söyleyen görüşün de sonradan çıktığını yazmış. Mustafa İslamoğlu gibi bazı şahısların ise bütün geçmiş bilgilerden kopuk bir cevap vererek sakal bırakmak örfî sünnettir dahi demediği görülüyor.
 

giskur11

Müdavim
Katılım
9 Eylül 2012
Mesajlar
3,607
Reaksiyon puanı
156
Puanları
63
Dini konularda farklı yorumlar olabileceğini biliyoruz. Fakat yorumlarda değil verilen bilgilerde farklılık olması başka bir durum.

Sakal kesme konusunu araştırınca bakın neler çıkıyor:

İslam Ansiklopedisi'nin SAKAL maddesinden:
Hz. Peygamber’in ve sahâbenin konuya ilişkin söz ve uygulamalarını değerlendiren fakihler sakal bırakmanın hükmü hakkında farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Fakihlerin çoğunluğu sakal bırakmayı müslümanların şiârı ve dinî bir emir olarak görüp sakalı kesmeyi haram sayar; Hanefîler’de bu gibi durumlar için tahrîmen mekruh terimi kullanılır (İbn Âbidîn, II, 418; Cezîrî, II, 45, 46). Bu gruptaki âlimler, hadislerdeki emirlerle Resûl-i Ekrem’in ve sahâbenin uygulamasının bağlayıcı nitelikte olduğu yorumunu yapmış, Kur’ân-ı Kerîm’de Resûlullah’a uymayı emreden âyetlerin sakal bırakma konusunda da onun yolunu izlemeyi gerekli kıldığını, sakalı kesmenin kadınlara benzemek ve Allah’ın yarattığı şekli bozmak anlamına geldiğini ve bu yöndeki yasağın (en-Nisâ 4/119; Buhârî, “Libâs”, 62) sakalı kesmeyi de kapsadığını ifade etmişlerdir. Bu emir ve uygulamalardan tavsiye anlamını çıkaran Gazzâlî, İbn Hacer el-Heytemî, Şemseddin er-Remlî ve Hatîb eş-Şirbînî gibi âlimler sakalı kesmenin haram değil mekruh (Hanefîler’in terimiyle tenzîhen mekruh) olduğunu söylemiştir (Ebû Bekir b. Muhammed ed-Dimyâtî, II, 340; Cezîrî, II, 44). Son devir âlimlerinin bir kısmı sakal bırakmayı İslâm’ın geldiği dönemde yaygın olan örf ve âdetle açıklamış, Hz. Peygamber’e uyma amacıyla yapıldığında bunun sünnet veya müstehap sayılabileceğini, ancak esas itibariyle sakal bırakmanın dinî / şer‘î bir konu olmadığını belirtmiştir (M. Ebû Zehre, s. 35; Mahmûd Şeltût, s. 227-229). Onlara göre Resûl-i Ekrem’in saç, sakal ve bıyık konusundaki söz ve uygulamaları, dış görünüşün diğer unsurlarında olduğu gibi o günün örf ve âdeti çerçevesinde temiz ve düzenli olma yanında estetik görünümün önemine yapılan bir vurgu anlamı taşır. Resûlullah’ın saç ve sakalına yağ ve koku sürerek düzenli ve bakımlı olmaya özen gösterdiğine dair rivayetler yanında (Nesâî, “Ḥac”, 42) onun bıyıkları tıraş etme, saçı ve sakalı boyama vb. hususlarda gayri müslimlerden farklı davranmakla ilgili emir ifadelerinin (Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 88) fakihlerin görüş birliğiyle vücûb anlamına gelmemesi bu yaklaşımı destekler niteliktedir. Öte yandan haram hükmüne açık ve kesin naslarla ulaşılabileceği ve İslâm âlimlerinin haram kelimesini bazan mekruhu da kapsayacak şekilde kullandıklarını göz önünde bulundurarak sakalı kesmenin haram diye nitelendirilmesini ihtiyatla karşılamak gerekir. Nitekim Şâfiî mezhebinde sakalı kesmenin mekruh sayıldığı görüşü yaygın olup Hattâbî de âlimlerin çoğunluğunun fıtratı sünnet diye yorumladıklarını, aralarında sakalı kesmenin de bulunduğu on şeyin fıtrattan olduğuna dair hadiste zikredilen fiillerin sünnet, dolayısıyla sakalı kesmenin mekruh olduğunu ifade etmektedir (Meʿâlimü’s-sünen, I, 31). Saçı boyamanın hükmü konusundaki deliller ve görüşler sakalın boyanması hakkında da geçerlidir (bk. SAÇ).

Sakal bırakılması emrinin benzeri diğer emirlerden farklı algılanmasında sakalın İslâm coğrafyasındaki toplumsal anlamının katkısı olmalıdır. Nitekim öteden beri birçok toplumda mûtat şekilde uzatılmış sakal bilgelik, saygınlık, heybet ve vakar gibi olumlu niteliklerin işareti gibi düşünülmüştür (Gazzâlî, I, 144). Hz. Peygamber’in söz ve uygulamalarına bütüncül bir bakış yapıldığında saç sakal vb. konulardaki tavrının temizlik, estetik görünüm ve cinsiyet farklarının gözetilmesi yanında müslümanların kendine has kimliklerinin olumsuz etkilere karşı korunmasına özel bir önem atfetmesiyle ilgili olduğu, onun yeni oluşturduğu toplumda eski âdetlerden İslâm inanç ve ilkelerine ters düşmeyenleri olduğu gibi veya bazı değişikliklerle koruduğu, bu çerçevede sakal bırakma geleneğini de çekidüzen vererek devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Tarih boyunca toplumların etkileşim içinde bulunduğu, baskın kültürlerin diğerlerini etkilediği ve iletişimin yaygınlaşması ile bu etkileşimin yoğunlaştığı, ayrıca günümüzde gayri müslimler arasında sakal konusunda ortak bir tutum bulunmayıp her toplumda sakalını uzatan ve kesenlere rastlandığı dikkate alındığında bunun daha çok toplumsal beğeni ve şahsî tercih meselesi haline geldiği söylenebilir.
(İsmail Yalçın)

Sakal ile ilgili suallere verilen cevaplar
Sual: Sakalı kazımak haram mıdır?
Cevap: Sakalı kazımak haramdır. Bütün mezheplerin kitaplarında böyle yazar. (M. Es'ad Coşan, Nakşibendî-Hâlidî)

Sual: Sakalı sünnet olarak bıraktıktan sonra kesmenin hükmü nedir?
Sakal kesmek haramdır. [...] Fukahanın hükmü budur. [...] birtakım mecburiyetlerden dolayı kesilirse orada bir zaruretten bahsediliyor. (Doç. Dr. Ebubekir Sifil)

Sual: Sakal kesmek günah mıdır?
Cevap: Erkeklerin sakal bırakması, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mühim sünnetlerindendir. [...] Müekked sünnetlerdendir, açık emri vardır sallallahu aleyhi ve sellemin ama farz ibadetlerden biri gibi de değildir. [...] Sakal, onca büyüklüğüne ve ağırlığına rağmen bazı şartlarda kesilebilir. Bu mazeretler kabul edilebilir. [...] Keyfi bir nedenle Müslüman sakalına jilet vurmamalıdır. Ama Türkiye gibi belli yerlere sakallı girmenin, hayat standardı oluşturmanın mümkün olmadığı toplumlarda sakalı kesmeye bir ruhsat bulunabilir. (Nureddin Yıldız, Sosyal Doku Vakfı)

Sual: Sakalı kazımak haram mı?
Cevap: Sakalı kesmek üç mezhepte haramdır, Şafii mezhebinde tahrimen mekruhtur. (Kerem Önder, Nakşibendî)

Sual: Sakal kesmek hadislere göre günah mıdır?
Cevap: Sakal bırakmak sünnettir. Sakalı bıraktıktan sonra kesmek harama yakın mekruh sayılmıştır. (Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu)

Sual: Sakalı kesmenin hükmü nedir?
Cevap: Bildiğim kadarıyla dört mezhebin imamları ve onları izleyen büyük mutlak müçtehitler sakalı kesmenin haram ve bunun sonucu olarak da bırakmanın farz olduğunu söylememişlerdir. Bunu söyleyenler özellikle son dönem selefi ve zahiri âlimlerdir. Filan mezhebe göre sakal bırakmak farz, kesmek haramdır diye nakledilen sözler mezheplerin kendi görüşü değil, onların usulünden istinbat edilen/tahriç görüşlerdir.
Son dönem Mısır ulemasından bazıları da sakalı safi bir örf saymış ve dini bir veçhesinin olmadığını söyle[mişle]rdir. Şeltût ve Ebu Zehra bunlardandır. Özellikle Ebu Zehra büyük bir fakihtir.
O zaman bu iki aşırı fetvanın da son döneme ait olduğunu anlarız: Biri sakalı bırakmanın farz, dolayısıyla da kesmenin haram olduğunu söyleyen selefi ve zahiri görüş, diğeri sakalı tamamen bir örf olarak gören âlimlerin görüşü. Görüldüğü gibi bu iki farklı görüş de sakala örf mü, yoksa dini bir mesele mi olduğu açısından bakmanın sonucudur. (Faruk Başer, Yeni Şafak)

Sual: [...] Rasulullah (s.a.)'in "Sakalınızı bırakın" sözü bir emir midir, tavsiye midir.
Cevap: [...]Diyelim ki, bir mümin "O'nun şu şekilde sakalı vardı ve dişlerini misvak denilen bir ağacın çubuğu ile temizlerdi, bu iki davranışı da bağlayıcı ve örnek idi, ben de bunları aynen uygulayacağım" dedi, böyle bildi, bu şekilde değerlendirdi ve yaptı; bu davranışı dînin özüne, maksatlarına zarar vermedikçe varsın olsun, o bundan umduğu sonucu alabilir. Bir başka mümin de "Sakal bir kültür, bir beşerî âdet idi, misvak da o gün diş temizliği için bulunan ve bilinen en uygun araç idi, bunlar "dini hayata uygulamada örneklik" alanına giren davranışlar değildi, bugün hem sakal âdeti hem de diş temizleme araçları değişti, ben günümüzde maksada en uygun olanı kullanırım" dedi ve böyle de yaptı, bu mümin de manevî amacına ulaşabilir, O'nun örnekliğini terketmiş olmaz. Geçmişte, büyük âlimlerin ve ahlâk önderlerinin yapıp ettiklerini, sözlerini ve yorumlarını gözden geçirenler, yukarıda yazılanları tasdik husûsunda tereddüde düşmezler.
Özellikle sakal meselesine gelince, geçmişten günümüze alimlerin bu konuda söylediklerinin özeti şudur.
Rasûlullah (s.a.), "Müşriklere muhâlefet edin (benzemeyin); sakalları bırakın, bıyıkları kırpın" buyurmuştur. (Buhârî, K. el-Libâs, 63-34.) Bu ve benzeri hadisler ile tatbikata bakan cumhûr sakalı tıraş etmenin haram olduğu neticesine varmışlardır. Kadı İyâd bunun mekrûh olduğunu söylemiştir. Aynı mahiyette olan boyama emrini yerine getirmenin farz ve terkinin haram sayılmaması bu görüşü destekler (İbn Hacer, Fethu'l-Bârî). Bazı muâsır âlimler bunun bir âdet meselesi olduğunu düşünerek mübah olduğunu söylemişlerdir. Kardavî de ikinci görüşü tercih eden muâsır bir âlimdir (el-Helâl ve'l-Haram, s. 81-82; Şerbâsî, Yes'elûnek, c. II, s. 23-25). (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)

Sual: Sakal kesmek haram mıdır?
Cevap: Sakal bırakmak ve buna bağlı olarak sakalı traş etmek konusunda âlimler değişik kanaatlere varmışlardır. Bu alimlerin bir kısmına göre sakal bırakmak farz, kesmek haram; bazılarına göre sakal bırakmak sünnet, kesmek mekruhtur, kimisine göre de müstehaptır.
[...] Ancak sakalı kesmenin haram olduğunu söyleyen bazı alimlerimiz, sakalın bırakıldıktan sonra kesilmesinin haram olduğunu kasdetmişlerdir. Yoksa sakalı bırakmadan tıraş olmak haram olmaz.
[...] Bu durumda, sakalı bıraktıktan sonra kesenler, Hanefî, Hanbelî ve Maliki âlimlerince mes'ul duruma düşerlerse de, Şafiî âlimlerince -Gazali, İbni Hacer, Remli, Rafiî ve Nevevî- ye göre tenzihi bir mekruh işlemiş olmaktadırlar. Bu meselede Şafiî mezhebine uyan kimseler, bir mes'uliyet altına girmezler. (Mehmed Paksu, Sorularla İslamiyet, Nur Cemaati)

Sual: Âdetle ilgili sünnetleri yapmamak günah mı?
Cevap: [...] Sakal da âdete ait sünnetlerdendir. Kâfirlerden de sakallı olanlar var idi. Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud, Tirmizi’nin rivayet ettiği (Sünnet olan on şeyden biri sakal bırakmaktır) hadis-i şerifi sakalın sünnet olduğunu açıkça bildirmektedir. Sakalın bir tutamdan fazlasını kesmek sünnettir. Bir tutamdan kısa bırakmak, sünnete aykırıdır. Sünnet diye bir tutamdan kısa sakal bırakmak bid’attir. Böyle bid’at sakalı, haram işlemekten kurtarmak için, bir tutam uzatmak vaciptir [yani farzdır.] (Redd-ül Muhtar)
[...] Bahr-ür-raık’ın ifadesine göre, bu hadis-i şerifler, sakal kazımanın ve çıplak ayakla namaz kılmanın mekruh olduğunu bildiriyor.
[...] Eshab-ı kiram sakal kazımazdı. Çünkü, o zaman, sakal uzatmak Arapların âdeti idi. Ebu Cehil gibi birçok kâfir sakallı idi. [Eğer sakal ve sarık, âdete ait sünnet olmayıp, sünnet-i hüdâ, yani İslamın şiarı olsaydı, müşrikler müslümanlara benzememek için, hemen sarıklarını çıkarır ve sakallarını keserlerdi.]
Sünnet olan sakala kıymet vermeyen kâfir olur. Yüzünü, kadın gibi parlak yapmak, kadınlara benzemek için sakal kazıtmak haramdır. Kadınlara benzemeyi düşünmeyip, genç ve güzel görünmek için sakal kazımak mekruhtur. (K. Saadet) (Dinimiz İslam, Işıkçılar Cemaati)

Sual: Sakal kesmek haram mıdır?
Cevap: Sakal kesmek haram değildir. Bırakmak da farz değildir. Ne farzı? Bırakın farzı, sünnet bile değildir. (Mustafa İslamoğlu)

Neticeler:
M. Es'ad Coşan ve Ebubekir Sifil mezheplerle ilgili bir detaya girmeden "haramdır" demiş. Yani adeta 4 mezhepte de böyledir gibi netice çıkıyor. Kerem Önder Şafii mezhebine göre tahrimen mekruh derken, Mehmed Paksu tenzihen mekruhtur demiş. Faruk Başer sakalı kesmenin haram olduğunu söyleyen görüşün de, örfî bir sünnet olduğunu söyleyen görüşün de sonradan çıktığını yazmış. Mustafa İslamoğlu gibi bazı şahısların ise bütün geçmiş bilgilerden kopuk bir cevap vererek sakal bırakmak örfî sünnettir dahi demediği görülüyor.
Kuranda bununla ilgili ne deniyor?
 

TheChild

Müdavim
Katılım
5 Nisan 2020
Mesajlar
2,194
Reaksiyon puanı
1,565
Puanları
113
Yaş
25
Bence böyle konulardan çok
Faizcilikten kadına şiddetten kul hakkından büyük haramlardan sonra ki çok küçük meseleler bunlar sözüm meclisten dışarı. Eğer bunu yapan kimselerde bu büyük günah/suç artık ne derseniz yapanlar ve böyle basit şeyleri kınama ve eleştiri yapan kişiler bende tiksinti oluşturuyor
 
Katılım
4 Ocak 2008
Mesajlar
501
Reaksiyon puanı
289
Puanları
63
Bence böyle konulardan çok
Faizcilikten kadına şiddetten kul hakkından büyük haramlardan sonra ki çok küçük meseleler bunlar sözüm meclisten dışarı. Eğer bunu yapan kimselerde bu büyük günah/suç artık ne derseniz yapanlar ve böyle basit şeyleri kınama ve eleştiri yapan kişiler bende tiksinti oluşturuyor
Video paylaşım sitelerinde çeşitli cemaat ve tarikatların video savaşları var. Birbirlerine sapık, kâfir, vb. türlü türlü ithamlarda bulunabiliyorlar. Bir de İslam dünyası birlik olamıyor falan derler.
 

TheChild

Müdavim
Katılım
5 Nisan 2020
Mesajlar
2,194
Reaksiyon puanı
1,565
Puanları
113
Yaş
25
Bir gün banka sırasındayım adam bankaya yatırdığı paranın faizini alacak arkamdan küpe taktığım için
-cık cık bu genclihte eyice bozuldu dedi.
Muhattap olma gereği duymadım. Eğer olurda okursan bir gün sen önce yediğin faizin hesabını ver ondan sonra taktığım küpeye karış.
 
Katılım
4 Ocak 2008
Mesajlar
501
Reaksiyon puanı
289
Puanları
63
Kuranın neresinde açıklama var namazın nasıl kılınacağına ait?
Kur'an'da ilmihal kitaplarındaki gibi açıklama yoktur. Namazla ilgili farklı surelerde verilen bilgiler vardır. Bakara 43. ayette "rükû edenlerle birlikte rükû edin" geçer mesela.
 
Son düzenleme:

TheChild

Müdavim
Katılım
5 Nisan 2020
Mesajlar
2,194
Reaksiyon puanı
1,565
Puanları
113
Yaş
25
Video paylaşım sitelerinde çeşitli cemaat ve tarikatların video savaşları var. Birbirlerine sapık, kâfir, vb. türlü türlü ithamlarda bulunabiliyorlar. Bir de İslam dünyası birlik olamıyor falan derler.
Şimdi sapkınlık denen birşey de var. Ben hiç birşeyde aşırıcılığı savunmam. Zaten herşeyin fazlası zarar değil midir ?
 

BJKolik

Dekan
Katılım
31 Aralık 2016
Mesajlar
6,425
Reaksiyon puanı
6,767
Puanları
113
Top sakal tarzı bırakmak sakıncalı mıdır?
 
Katılım
4 Ocak 2008
Mesajlar
501
Reaksiyon puanı
289
Puanları
63
Top sakal tarzı bırakmak sakıncalı mıdır?
Nurettin Yıldız "Müslüman ya sakal bırakır ya da meşru bir mazeretinden dolayı sakalını keser. Kendisiyle ve sakalıyla oynamaz. Sakal bir semboldür." demiş. Şimdi bunu etraflıca araştırsak caiz diyen de çıkabilir, caiz değildir diyen de çıkabilir, haramdır diyen de çıkabilir.
Mesaj otomatik birleştirildi:

Şimdi sapkınlık denen birşey de var. Ben hiç birşeyde aşırıcılığı savunmam. Zaten herşeyin fazlası zarar değil midir ?
Bir sürü tarikat ve cemaatte işin arka planında para, mal, mülk, şöhret dalgaları dönüyor. Tarikatlerin ve cemaatlerin yurtları var, üniversiteleri var, televizyon kanalları var, holdingleri var...
 

Görkeem

Müdavim
Katılım
22 Ağustos 2019
Mesajlar
4,066
Reaksiyon puanı
3,389
Puanları
113
Açmayın şu tarz konular ya..
 

KamtariR

Müdavim
Katılım
2 Nisan 2019
Mesajlar
2,460
Reaksiyon puanı
2,650
Puanları
113
@ssenari müellifi güzel kardeşim. seni takip ediyorum, nedense bu forumda ihtilaflı ve tartışmalı konuları açıyorsun genelde, inşaallah niyetin hayırlıdır.

paylaştığın 2 farklı hükmü içeren yerlerin biri diyanet işleri başkanlığına aittir, diğeri ise Hakikatçiler tarikatının sitesine ait. bizim için resmi merci diyanet işleri başkanlığıdır, biz onu baz alarak hareket ederiz.

Tasavvuf bir ilim dalıdır, fakat fetva mutasavvıftan değil, fakihten (fıkıh aliminden) alınır. Dolayısıyla tarikat sayfalarının paylaştığı fıkhi hükümler yok hükmündedir.

Sen eğer arada kalırsan, diyanet işleri başkanlığını dikkate al.

Bu tarz sorunlarda kafana takılan konular olursa bana özelden ulaşabilirsin.
 
Katılım
4 Ocak 2008
Mesajlar
501
Reaksiyon puanı
289
Puanları
63
@KamtariR Diyanet İşleri Başkanlığında ve onların yayınladığı kitap ve makalelerin yazarları arasında yakın zamana kadar FETÖcüler yok muydu? Şimdi de Nurcular, Işıkçılar ve daha başka gruplar bulunmuyor mu?

Müslümanlar olarak çok dikkatli ve uyanık olmamız gerekiyor. Ehl-i sünnet gözüküp de 10 tane doğrunun içinde bir yanlışı da kamufle eden tipler bulunuyor. Bütün söyledikleri veya söylediklerinin ekseriyeti yanlış olsa hemen sapık olduğu anlaşılabilecekken adamı dinliyorsunuz bu adam doğruları konuşuyor gibi bir izlenime kapılabiliyorsunuz ve adam çaktırmadan yanlış bilgiyi de o arada kabul ettirmeye çalışabiliyor.
 

bud

Moderatör
Moderatör
Katılım
29 Kasım 2014
Mesajlar
5,190
Çözümler
2
Reaksiyon puanı
1,547
Puanları
113
Yaş
23
Müslümanların işi zor.
 

Sarıca_46

Asistan
Katılım
11 Ocak 2020
Mesajlar
121
Reaksiyon puanı
65
Puanları
28
Yaş
31
Mesaj otomatik birleştirildi:

 
Katılım
4 Ocak 2008
Mesajlar
501
Reaksiyon puanı
289
Puanları
63
@Sarıca_46 Bildiğim kadarıyla cübbelinin bağlı olduğu tarikat Nakşibendiliğin bir kolu, Hüseyin Hilmi Işık, Mahmud Esad Coşan ve Kerem Önder gibi adamlar da hatırladığım kadar Nakşibendîye bağlı olduğu söylenen kimseler. Açıklamalarına baktığımız zaman yorum farkı da değil bilgi farkı olduğunu görebiliyoruz.

Bu arada video göndermek yerine videodaki hangi cümlenin / cümlelerin konu ile ilgisi varsa buraya aktarsanız olmaz mı?
 

root61

Profesör
Katılım
22 Şubat 2016
Mesajlar
1,243
Reaksiyon puanı
458
Puanları
83
Bence böyle konulardan çok
Faizcilikten kadına şiddetten kul hakkından büyük haramlardan sonra ki çok küçük meseleler bunlar sözüm meclisten dışarı. Eğer bunu yapan kimselerde bu büyük günah/suç artık ne derseniz yapanlar ve böyle basit şeyleri kınama ve eleştiri yapan kişiler bende tiksinti oluşturuyor
Hocaların sanki işi gücü yok sanki sadece bu konular konuşuyirlar zannediyor insanlar merak etme hepsini söylüyorlar ama medya cımbız la alıntı yapıyor sonra yok niye geri kaldık. Hocalar da sorun yok diyanet cuma hutbelerinde buhariden hadis okusa hersey çok daha farklı olurdu.
 

Sarıca_46

Asistan
Katılım
11 Ocak 2020
Mesajlar
121
Reaksiyon puanı
65
Puanları
28
Yaş
31
@Sarıca_46 Bildiğim kadarıyla cübbelinin bağlı olduğu tarikat Nakşibendiliğin bir kolu, Hüseyin Hilmi Işık, Mahmud Esad Coşan ve Kerem Önder gibi adamlar da hatırladığım kadar Nakşibendîye bağlı olduğu söylenen kimseler. Açıklamalarına baktığımız zaman yorum farkı da değil bilgi farkı olduğunu görebiliyoruz.

Bu arada video göndermek yerine videodaki hangi cümlenin / cümlelerin konu ile ilgisi varsa buraya aktarsanız olmaz mı?

Görüş farklılıkları olabilir veya olmayabilir. Şöyle ki: hem hocanın düşünce yapısından kaynaklanır hemde mevcut konuda tercih edilen alimlere/ hocalara göre farklılık gösterebilir.
 
Katılım
4 Ocak 2008
Mesajlar
501
Reaksiyon puanı
289
Puanları
63
Görüş farklılıkları olabilir veya olmayabilir. Şöyle ki: hem hocanın düşünce yapısından kaynaklanır hemde mevcut konuda tercih edilen alimlere/ hocalara göre farklılık gösterebilir.
Görüş farklılıkları başka şey, Mesela biri diyor bütün mezheplerde haramdır, bir diğeri diyor üç mezhepte haramdır, birinde tahrimen mekruhtur, öbürü diyor birinde tenzihen mekruhtur. O zaman bu görüş farkı değil bilgi farkı oluyor.
 

Zlatanerra

Asistan
Katılım
21 Şubat 2011
Mesajlar
373
Reaksiyon puanı
216
Puanları
43
Din işlerinde niyet çok önemlidir.
Örnek vermek gerekirse;
Namazı gösteriş için kılanla, Allah rızası için kılan bir olmaz ya da yapılan yardımı gösteriş için yapanla yapmayan.
Sakal içinde; Peygamber sünneti için bırakıldı ise kesmek mekruh olur.
Mezheplerdeki bu farklılıklar ise mezhep liderlerinin Kuran-ı Kerim'i farklınyorumlamasından kaynaklanır.
Sonuç olarak bu konunun kendimizdeki cevabı için ya bağlı olduğumuz mezhebi dikkate alacağız ya da diyanet işlerini.
 

Sarıca_46

Asistan
Katılım
11 Ocak 2020
Mesajlar
121
Reaksiyon puanı
65
Puanları
28
Yaş
31
Görüş farklılıkları başka şey, Mesela biri diyor bütün mezheplerde haramdır, bir diğeri diyor üç mezhepte haramdır, birinde tahrimen mekruhtur, öbürü diyor birinde tenzihen mekruhtur. O zaman bu görüş farkı değil bilgi farkı oluyor.

Onu ben de farkettim bir hoca mekruh diğer hoca haram diyor. Ama 3 mezheb te haram olduğunu her hoca söylüyor sadece şafii mezhebinde farklılık var.
Mesaj otomatik birleştirildi:

Din işlerinde niyet çok önemlidir.
Örnek vermek gerekirse;
Namazı gösteriş için kılanla, Allah rızası için kılan bir olmaz ya da yapılan yardımı gösteriş için yapanla yapmayan.
Sakal içinde; Peygamber sünneti için bırakıldı ise kesmek mekruh olur.
Mezheplerdeki bu farklılıklar ise mezhep liderlerinin Kuran-ı Kerim'i farklınyorumlamasından kaynaklanır.
Sonuç olarak bu konunun kendimizdeki cevabı için ya bağlı olduğumuz mezhebi dikkate alacağız ya da diyanet işlerini.
[/QUOTE
Niyet değişince haram dan mekruha geçmez. Haramsa haram mekruhsa mekruh olur.
 
Katılım
4 Ocak 2008
Mesajlar
501
Reaksiyon puanı
289
Puanları
63
Onu ben de farkettim bir hoca mekruh diğer hoca haram diyor. Ama 3 mezheb te haram olduğunu her hoca söylüyor sadece şafii mezhebinde farklılık var.
Sakalı kazımak haramdır. Bütün mezheplerin kitaplarında böyle yazar. (M. Es'ad Coşan, Nakşibendî-Hâlidî)

İşte böyle farklı açıklamalar olunca da insanların kafası karışabiliyor.
 

|Ⓢєччαh|

Müdavim
Katılım
12 Mart 2011
Mesajlar
35,215
Reaksiyon puanı
19,055
Puanları
113
Sonuç olarak bu konunun kendimizdeki cevabı için ya bağlı olduğumuz mezhebi dikkate alacağız ya da diyanet işlerini.

Diyanet İşleri zaten bağlı olduğun mezhebe göre fetva veriyor güzel kardeşim. Mezheplerin görüşlerinden farklı bir fetva vermez.
 

Son mesajlar

Üst