Judas Priest İstanbul Konseri (Kritik)

trauma

Doçent
Katılım
9 Temmuz 2007
Mesajlar
986
Reaksiyon puanı
1
Puanları
0
Merhaba, daha güzel şeyler hazırlamak isterdim bu konser için fakat elimizde olmayan nedenlerden dolayı yayınlarımız sık sık kesintiye uğradı uğrayacak , sadece bi alıntı yapmakla yetineyim,

METALTR haberi;

Ne diyebilirim ki. Muhteşem bir gecenin ardından o anları sözlere dökmek o kadar zor ki. Senelerdir dinlediğimiz , albümlerini alıp biriktirdiğimiz , internette konserlerini bulmak için türlü türlü siteler gezdiğimiz , dvd'sini takıp evde Metal God yürüyüşü yaptığımız bir efsane geldi geçti İstanbul'dan. Herkes bir düşüncede birleşti. Konser , Türk izleyicisinin izlediği en muhteşem konserlerden biri oldu. Priest , 2008 turnesinin en güzel performansını dün gece İstanbul Boğazında gösterdi.

Şunu belirtmeliyim ki , Halford'lu izlediğim 10+ Angel Of Retribution turu konser dvdsi , 10+ 2004 Reunion konser dvdsi beni bu kadar etkilememişti. Judas Priest son 5 yılın en iyi performansını dün gece 10.000 kişiye İstanbul'da verdi. Yabancı forumlarda da Türk forumlarında da Istanbul konserinin muhteşem geçeceği tartışılmıştı zaten. Çünkü Priest öyle bir grup ki , onlar zaman geçtikçe açılır. Avrupa'nın son ayağı Istanbul konserinde de ortalığı dağıtır diyorduk. Öyle de oldu. Priest şarkılarındaki vokaller , bildiğimiz heavy metal vokal tekniğinden çok daha farklıdır. Çünkü Priest'in yaptığı metal , Halford'un dediği gibi "Judas Priest style Heavy Metal"dir. Gittikçe açılacağını bildiğimiz Halford vokalleri de dün gece tek kelimeyle muhteşemdi. 2008 turunun ilk konseri Icehall Finlandiya ile dünkü konseri karşılaştırırsak , aradaki fark inanılmaz !!!


Konser sabahı 6'da kalkıp hemen otobüslere atladık. Kuruçeşme Arenanın önüne tam tamına 8:30 gibi gittik. Arenaya giden ilk 10 kişiden biri olmanın sevincini yaşıyorduk. Priest'i en önden izlemek için güneş altında tam tamına 13 saat bekledik. Normalde güneş altında 2 saat dursak ya burnumuz kanar ya da bayılırız. Ama içimizde öyle bir tutku vardı ki , tam tamına abartmadan 13 saat bekledik. Sıramızı kaptırmamak için ayakta durmaya çalıştık. Değdi mi ? Sonuna kadar değdi. Bir daha gelseler bu sefer 20 saat bekler misin diye sorarsanız 30 saat daha beklerim derim =)

Sırada beklerken "yeaa yeaa yeaaa ohh yeaaaa" oyunlarını da unutmadık. Halfordvari Priest oyununu oynamazsak olmaz tabiki. =) Zaman yavaş yavaş geçti , ellerde gazeteler , kafalara tuttuk. Güneşin 19:00 gibi batmasıyla birlikte artık konser havasına girmiştik. Bu arada siteden birçok arkadaşla tanıştık , birbirimize destek olduk , kafalarımıza özel olarak gazete şapkalar yaptık , 1 milyoncu olduk , sarhoş olduk , bağırdık , çığlık attık , yoldan geçen teyzeler bize "yazık valla güneşin altınca cık cık cık" dedikçe biz daha da bağırdık =)) Küs olanlar birbirlerine bakmamak için götlerini yırttı , bazıları aralarındaki husumeti gidermiş kenka bile olmuş haberim yok =))

Saat 19:20 gibi kapılar açıldı ve içeri girdik. En önde olmanın zevkiyle içeri nasıl koştuğumu hatırlamıyorum. Sahnenin en ortasına ve en önüne geçip demirlerden tutunmaya başladım. Alan yavaş yavaş dolmaya başladığında arkadan itişmeler , sövmeler , tartışmalar da başladı tabi. Priest konserine mi gelmiş , bilek metal konserine mi gelmiş belli olmayan dümbükler "pogo yapıceek pogoo" diyince baya bir sövdüm içimden , yalan yok. Tabi bu durumdan baya bir şikayetçi olup , konseri adam akıllı bir şekilde bekleyen , kendi kendine eğlenen ve etrafına rahatsızlık vermeyen yaşı büyük insanlar da çoktu.

Saat tam 21:00da konser başladı. Yeni albüm Nostradamus'tan Dawn Of Creation introsu girdiğinde artık kalplerimiz durmak üzereydi. Daha önceden anasayfamızdan belirttiğimiz gibi setliste şaşırmadık. Bildirdiğimiz şarkı sırasına göre sıra sıra çalındı herşey. Intro bitip Scott gök gürültüsü gibi girdiğinde , sol taraftan Halford asansörle dumanların arasından asasıyla ve cübbesiyle "Nostradamus" edasıyla çıkıverdi. Prophecy parçasında en öndeki gazeteciler de kayıtlarını yaptılar. Cübbesinin başlığını indirip , o parlak kafası göründüğünde ise herkes çığlığa boğuldu. Evet , Judas Priest İstanbul'daydı ve karşımızda dvd takmış gibi onları izliyorduk. İnanılmaz bir his.

Metal Gods parçası Prophecy'nin hemen ardından başladı. Rob Halford sahnenin önündeki sisli kapı açldığında içeriden Metal God yürüyüşü yaparak üzerimize geldi. 2004 ve 2005 yılındaki turlardan farklı olarak şarkının sonunda "Metal Goooooooooooooooods , Metal Gooooooooooooods" diye çığlık atması muhteşem bir andı. O nasıl bir çığlık , o nasıl bir karizmadır arkadaş !!! Tıpkı Resurrection turundaki gibi şarkı sonundaki bu çığlıklar bizi fena gaza getirdi !!

Metal Gods parçasından sonra Halford gene o klasik sözlerini söyledi. "Look at all these heavy metal maniacs in the night , are you ready for some Judas Priest style heavy metal? Lets goooo". Ama daha öncesinde mikrofonundan dolayı bir sorun olmalı ki , "Its Sunday night here in Istanbul and the Priest is back" sözlerini duyamadık. Ama "The Priest is back" dememiştir umarım , çünkü bu ilk Istanbul konseri =)) Onun yerine başka cümleler kullanmıştır.

Eat Me Alive parçasında seyirci nakarat hariç biraz sessiz kaldı. Sanıyorsam şimdiye kadar hiç live olarak çalınmadı bu şarkı. 2008 bootleglerini dinleyenler hariç , şarkıya eşlik eden yoktu =)) Hazırlıklı gelenlere laf söylemiyorum tabiki. Ya da Priest sapıklarına. Onlar zaten her şarkıyı ezbere söylediler. Şarkının sonunda efektli "Eaaat , meeeeaaa , aaaaaa liiiiiiiveee" kısmı da muhteşemdi. Şarkının solosunu zaten söylememe gerek yok. Glenn ve KK gene döktürdü.

Between The Hammer And The Anvil parçasına sıra geldiğinde ise KK , Halford ve Glenn üçlüsü yanyana geldi. Tıpkı 90 Painkiller era konserleri gibi bir aşağı bir yukarı sallanarak girişi performe ettiler. Halford'un elinde Priest bayrağı vardı ve onu sallayarak şarkıya girdi. 91 yılından beri ilk defa setliste konulan bu şarkıyla beraber hakikaten sarhoş olduk. Judas Priest'in kişisel olarak en favori parçalarımdan birini canlı olarak izlemek bir rüya gibiydi. Solosunda ise KK ve Glenn şov vardı gene. Scott Travis ise bir makina gibi bütün konser boyunca bir kez ritm bile kaçırmadı. Her zamanki gibi. "C'mon Istanbuuuuuuuuuuuuul" diyordu Halford. Şarkının sonunda geldiğimizde ise kulaklarımızı neredeyse tıkayacaktık. "Between the hammer and the anviiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiil" çığlıkları Boğaz Köprüsünün iplerini yerinden oynattı !!! Bir önceki konserlerdekine göre (Graspop , Munich , Zwolle) çok daha temiz çığlıklar vardı. En önde ve en ortada olduğum için fazla ayırt edemedim vokali , gitarı , bass gitarı ama arkadaki arkadaşların kulakları herhalde sağır olmuştur =))

Ve Devil's Child.. SFV turundan beri çalınmayan bu şarkı nihayet setliste dahil edildi. Bunu da live dinledikten sonra gözlerimiz açık gitmez =) Muhteşem high pitched Halford vokalleriyle ziyafet çektik. "You took my heart and...." kısmında ise resmen uçtuk !!! İki eliyle mikrofona sarılmış Halford, çığlık üzerine çığlık atarak söylüyordu. Ağlamamak mümkün mü !!!

Breaking The Law'da seyirci o kadar coştuki , ellerimin altındaki demirlerin kaburga kemiklerimi kıracağını hissettim. Hell Patrol şarkısında ise Scott Travis'in gök gürültülü twin pedallarıyla midelerimiz inledi. Yumruk üzerine yumruk yedik. O nasıl çalmak arkadaş. Bageti yukarı atmalar geri almalar falan. Süperdi !!! Muhteşem solosu da ayrı bir olay.
 
Üst