Ucuz mu kurtulduk?

Guest Part

Profesör
Katılım
5 Haziran 2009
Mesajlar
1,475
Reaksiyon puanı
42
Puanları
0
Geçtiğimiz Pazar günü 170bin kişilik rekor katılımla gerçekleşen 32. Kıtalararası İstanbul Avrasya Maratonu, Boğaziçi Köprüsü’ne ağır geldi. Ağırlık nedeniyle ciddi titreşim yaşatan köprü için uzmanlar ciddi bir tehlike atlatıldığının ve bundan sonrasının da risk taşıdığı yönünde hemfikirler. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise “Asma köprü olur da sallanmaz mI? Ne yapacaktı yani, köprünün işi sallanmak. Eğer sallanmazsa korkmak lazım. Sallandığı müddetçe işler yolunda demektir, kimse endişe etmesin” diyerek soru işaretlerinin yersiz olduğunu söylüyor. Mimar Ahmet Vefik Alp’in” Köprü dinlendirilmeli” önerisineyse sıcak bakılmıyor: “Eğer bir sorun varsa dinlendirme işe yaramaz”.
İşte farklı görüşlerle “köprü” tartışması…

Hande KÖSEOĞLU




"Köprüyü dinlendirmeye gerek yok ama mutlaka inceleme yapılmalı"
PROF. DR.İLHAN EREN
İTÜ İnşaat Mühendisliği Emekli Öğr.Üy.
Böyle bir durumda köprünün kapasite durumunun incelenmesi gerekmektedir. Bir incelemeden sonra anlaşılır. Fakat burada anlaşılan kesin bir şey var, köprü bir tehlike atlattı.
Bunu nasıl anlıyoruz? Rezonans dediğimiz bir olay var. Köprünün periyodu ile salınımın periyodu birbirine yakın veya eşitse köprü, en büyük genlikle salınımlarını yapar. Bu salınımlar da teorik olarak sonsuza kadar gider. Bu periyotlar birbirine yakın değilse veya eşit değilse bir problem olmaz. Ama yakınsa tehlike olur. Bu salınımlar sonucunda köprüler veya binalar deprem ya da dinamit etki sonrasında yıkılır veya büyük hasar görür. Bu bilimsel bir gerçek.
Tüm bu nedenlerden dolayı Boğaziçi Köprüsü’nün incelenmesinde yarar var. Köprüyü dinlendirme diye bir olay yok, köprünün incelenmesi lazım. Bu inceleme sonucunda da eğer herhangi bir önlem almaya gerek yoksa kullanılabilir.
"Sadece araba geçişi için tasarlanmış bir köprüde bu kadar yığılma tehlikeye işaret ediyor"
PROF. DR. GÜLTEN GÜLAY
İTÜ İnşaat Müh. Öğr.Üy., SUNY Program Koordinatör Yard.
Bir inceleme yapmadan ezbere söylemek çok kolay olmayabilir. Ancak yapı dinamiğinde salınım periyodu dediğimiz olay önemlidir, bu titreşimlerden yapı sistemi çok etkilenir, yıkılma durumuna geçebilir. Boğaziçi Köprüsü'nün hakim periyotları hakkında şuan da bir bilgim yok. O konuda hesaplama yapmak gerekiyor veya yazılı belgelere bakmak gerekiyor. Ama böyle bir risk söz konusu olabilir çünkü iç tasarım yapılırken sanırım sadece arabaların gidip gelişi düşünülmüştü. Bu kadar yığılma için bir projelendirme göz önüne alınmadıysa ve bu arada eğer rüzgar da etkin ise, -pazar günü de kuvvetli bir rüzgar esiyordu- Boğaziçi Köprüsü'nün etkilenmiş olacağını düşünüyorum.
Onun için hızlıca bir önlem alınması önerilir kanaatimce. Dinlendirme dediğimizde üzerinden araçlar geçilmemeli, bir süre kullanılmamalı anlamında. Benim kanaatimce, plastik deformasyon söz konusu ise birtakım kalıcı değişimler oluşmuşsa önerilen bu köprü dinlendirmenin de geri dönüşümlü olabileceğini sanmıyorum. Köprüyü kullanmama süresince bir tamirat veya sıkı bir gözden geçirme yapılacaksa, bir rehabilitasyon söz konusuysa muhakkak ki faydalı olur. Ama çok fazla yüklenmenin ben şu anda riskli olduğu kanaatindeyim.
"Bu olay bir uyarıydı, ‘Tehlike yok’ beyanatını ciddiye almak mümkün değil"

PROF. DR. AHMET VEFİK ALP
Mimar- Şehir Planlamacı
Dün köprü yıkılsaydı ne olurdu diye düşündüm, çok ilginç bir tablo çıktı. Birincisi, İstanbul Boğazı yüz bin kişilik bir yüzme havuzuna dönüşürdü. İkincisi, İstanbul Boğazı altmış bin kişilik bir su mezarı olurdu. Üçüncüsü, İstanbul'un iki yakası arasında ulaşım büyük ölçüde sekteye uğrayacağından kaos yaşanırdı. Dördüncüsü, ülkenin ekonomisi ciddi bir duraklamaya girerdi. Beşincisi, Türkiye uluslararası platformda büyük bir itibar kaybı yaşardı. Boğaziçi Köprüsü'nde yaşanan olay bize bir uyarıydı. Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım “Köprüler sallanır” demiş ben de diyorum ki: Köprü yıkılırsa hükümet sallanır. Boğaziçi Köprüsü zaten çok eskidi, yorulma sürecine girdi. Ulaşım kesilemediği için büyük bir bakıma alınamıyor. Zaten daha önce de kabloları kopmuştu, büyük sıkıntı yaşanmıştı. Boğaziçi Köprüsü'nün kapasitesi yüz bini aştı. Toplamda köprülerin kapasitesi 250 bin araç yüküdür. Buna rağmen bugün 555 bin araç iki köprünün üzerinden geçmektedir. Bu durumda karayollarının “Tehlike yok” beyanatını ciddiye almam mümkün değildir. 250 bin kapasiteyle projelendirilmiş köprülerde 555 bin araca geçiş veriyorlarsa zaten onların tehlike anlayışı ile benim tehlike ve risk anlayışım farklıdır.


kaynak
 
Üst