• SDN Forum üyelikleri çok yakında yeniden açılıyor. Siz de bu büyük topluluğun bir parçası olmak için bizi takipte kalın, gelişmeleri kaçırmayın!

Gerçekçi olamıyoruz..

Gökçe Asena

Profesör
Katılım
10 Aralık 2017
Mesajlar
1,462
Reaksiyon puanı
2,127
Puanları
293
Bugün ders sonrası bizim sınıftan bir arkadaşım hemen arkamda oturuyordu. Kendisi bugün pek iyi değildi. Yurda geçmek istedi dersin başlamasına 5 dakika kaldı sınıftan ayrıldı birşey demeden ağlıyordu istemsizce. bende merak ettim peşinden gittim. Koridorda bizim sınıftan oluşan erkek gruplarının kızın arkasından alaycı bir şekilde güldüklerini gördüm biri bir aşk şarkısı mırıldanmaya başladı arkasından. Gerçekten o kadar sinirlendim ki hakkında ne biliyordu ki alaya aldı? Tanımıyor bile. Hayır yani üniversite ortamında olmak demek hakkında aşk zırvalıklarını kurup alaya almak mı demek? Başka bir nedenden ötürü sınıfı terketmiş olamaz mıydı? Belki konusu ailesi veya sağlığı ile ilgiliydi. İnsanları o kadar yanlış tanıyoruz ki bazen yanlış anlaşılmaktan korkar olduk. Ağlamak bile yanlış tarafa çekiliyor artık. Böyle davranmaya başlarsak nasıl güven ortamını kurarız? Kim bilir şimdi kendini ne kadar kötü hissediyordur..
 
Bu dünyanın her yerinde böyle maalesef.
 
O yaştaki gençlerin bir kısmı (belkide hepsi, bilemem) bir kuruntu içinde yaşıyorlar. O kuruntularını haklı çıkarabilmek için de başkalarının küçümsenmesi gerekiyor. Aksi durumda kendileri bir hiç kalıyor. İleriki yaşlarda düzelir (diye umut ediyorum)
 
Bazı fakültelerde olmayacak bir durum. İnsan biraz olgun olmalı. Acaba hangi fakülteydi...
 
Bunlar olağan şeyler ve fakat kimse normalleştirmek için ter dökmemeli. O kadar da toz pembe değil, hayat.
 
Maalesef “normal karşılayabileceğimiz bir durum”.
İnsanları anlamak, hareketlerini doğru yorumlamak, onlar ile sağlıklı iletişime geçmek... Bunlar, yazık ki, geride kalan şeylerdir. Toplumun bel kemiğinin kaynağı olmuş ve “normal karşılayabileceğimiz” olmayan şeyler için ya o kemik kırılmalı, ya da ayak uydurmalı.
 
Terbiye eksikliği var. Bir beyni kendi haline bırakırsan içi boş kalır. Aileler çocuklarının okul tarafından eğitildiğini sanarak kendileri hiç bir çaba göstermiyorlar yada kendilerine yanlış örnekler seçiyorlar. Sonuç : Yitik bir nesil.
 
Bunlar olağan şeyler ve fakat kimse normalleştirmek için ter dökmemeli. O kadar da toz pembe değil, hayat.
Normalleşmeyi hak etmeyenlerde var, Hak etmesine rağmen kendini hayatın bu yanlış yola bırakanlarda var.
İnsanlar aralarında sağlıklı iletişim kuramazsa dostluk, arkadaşlık biter kavga dolu kaos ortamı başlar.
Bunların hepsi öncelikle aile bireylerin terbiye seviyesine bağlı bir durum.
 
Üst