Bankacılık Hayatına Dair Bir Yazı

amesfa

Dekan
Onursal Üye
Vatan gazetesinde kose yazarı Tugce Baran asagıdaki kose yazısında "BANKACI" yı tanımlamıs

BANKACILIGA'DA EL ATTIK



Bakıyorum da herkesin yüzü beş karış...
Tatil yapanlar duruma daha adapte olamamış, yapmayanlar barut fıçısı...

Bizim gazeteciliğin de böyle bir kusuru var işte...
Bayramı seyranı yoktur. Dokuz yıldır ilk defa VATAN'da bayram tatili yapabildim..
Ya bayramın başında çıkarsın tatile, kıçında dönersin kös kös, ya başında çalışırsın ortasında basar gidersin. Bazen tüm bayram çalışırsın, kimse de "niye çalıştın?" demez...

İşe ilk başladığım yıllarda öyle salakça bir umudum vardı. Bayramda çalışırdım ve beklerdim ki şefim bana ertesi hafta iki üç gün tatil versin. "Yavrucuğum sen bayramda çalıştın, önümüzdeki Pazartesi ve Salı gelme çocuğum...
" Al işte kafadan beş gün tatil! Ama bir kerecik de denmedi böyle bir şey...

"Şefim ben bayramda çalıştım, bir iki gün.." demeye kalk anında gürlerler..

"Ne var çalıştıysan? Ben de çalıştım. Git BANKACILIK yap o zaman bayramda tatil yapmak istiyorsan..."

Şu zavallı bankacıların da adı ne çok geçer bizim muhabbetlerde....
Tahmin edeceğiniz gibi pek sempatik bir şekilde değil. Bankacı okurlarımın kalbini kırmayayım şimdi bayram sonrası bayram sonrası ama bizim için bankacılık demek "sıkıcılık" demek.

"Beğenmiyorsan git bankacı ol" diye bağırıyorsa bir müdür şunu demek istiyordur: "Bu işin dertlerini çekemiyorsan eğlencelerini de hakketmiyorsun demektir. Bankaya gir, tatilini yap, maaşını, primini al ve sıkıntıdan patla, öl, geber!".

Sıkıcılık deyince de akan sular durur bizim işte... Çünkü bu salak, bu parasız, bu allahın cezası işi yapmamızın tek nedeni, itiraf edelim
süper eğleniyor olmamız... Memlekette ne kadar hergele varsa hepsi de gazeteci olmuş anasını seveyim...

Bankacılık eğlenceli bir iş midir bilmiyorum. Uzaktan pek öyle görünmüyor. Sabahtan akşama kadar para, rakam, sayı görmek belki de kimileri
için son derece iştah açıcı bir şeydir.

Genelleme yapmayayım ama ben bugüne kadar eğlenceli bir bankacı da tanımadım... Manasız bir neşeleri vardır fakat hakiki bir eğlenceleri
yoktur...

Kaç tane bankacı tanıyorsam hepsinin de hayatı aşağı yukarı aynıdır. Üniversiteden mezun olur olmaz on altı tane bankanın sınavına
girerler. (Neyse ki artık o kadar çok banka yok) Üç tanesinin sınavını kazanırlar, aklımın hiç ermediği hesaplarla bir tanesini seçerler.

Çalışmaya başladıkları İLK banka şubesinde evlenecekleri kendi gibi bankacı kadını veya adamı bulurlar. Evlenmeye karar verir vermez bankacılık
alışkanlığıyla otururlar her şeyi tek tek hesaplarlar. Ne zaman evlenilecek, kadın ne zaman döllenecek, çocuk hangi gün hangi saat doğacak,
ilkokula ne zaman başlayacak, üniversitesi için ne zaman para biriktirilmeye başlanacak, ev taksidine ne zaman girilecek, yazlık nereden ve kaç yıl sonra
alınacak...
Emekli olma şehri neresi olacak. Böyle 40 yılın planını tıkır tıkır yaparlar bir muhallebici köşesinde.

Hiç öyle uzatmadan şipşak flört edip dört beş ay için evlenirler. Evlenmeden önce eşlerden bir tanesinin ailesinin olduğu şehre tayinlerini isterler.
Tayin beklenirken kız hamile kalır. Yerleştikten sonra çocuk doğar. İki buçuk yıl sonra ikinci de pörtletilir ve kadın tüplerini gidip bağlatır!

Bankacı dediğin aşağı yukarı böyle bir şey işte... Gerçi son yıllarda bankaları battı çıktı derken onlar da epeyi bir heyecanlandılar ama... O rüzgarlar da geçti..

Hadi bakiim Tuğçe Tembelbok! Çalış da bankacı olma! He he he..
Tugçe Baran
tbaran@gazetevatan.com
http://www.gazetevatan.com

VE VE VE..........
DENIZ PULAS(manken) ILE EVLENEN BANKACI SARP AKKARTAL'IN BU BAYANA
CEVABI.............



Tugce hanım selam,

Ekli yazınız bir şekilde elime ulaştı ve size bir iki satır yazmadan edemedim.

32 yaşında ve 8 yıllık bir bankacıyım, son 5 senedir de yönetici olarak çalışıyorum. Yazınızda takıldığım bölümlerin üzerinden bir bir gecmek
isterdim ancak size ayıracak çok zamanım yok, ama öncelikle yazınızı cok aşağılayıcı ve saygısızca bulduğumu belirtmek istiyiyorum.

Evet doğru maaşımızı primlerimizi zamanında alıyoruz ancak tatil ve sıkıntı kısmına gelirsek pekte işler tahmin ettiğiniz gibi gitmiyor.Şubelerinin
kapılarını saat 17:00 da kapatan bankalarda daha sonra biz calışanlar genelde gec saatlere kadar işyerlerimizde kalmak ve siz müşterilerin gün
içerisindeki işlemlerinin operasyonel taraflarını tamamlamak durumunda kalıyoruz. Yine sizlere yenilikler sunmak, evinizde internet ve telefonla,
sokakta ATM ler ile vs.daha rahat hizmet alabilmeniz için çalışıyoruz.Yada zamanında bizlere binbir sevimlilikle gelerek aldığınız kredi ile
sahip olduğunuz evin ya da arabanın daha sonra taksitlerini ödeyemediğinizde arkanızı toplamaya çalışıyoruz, ve bunu için hafta sonlarımızı
harcamamız gerekebiliyor. Yada siz müşterilerimiz gece ATM den para çekebilsin diye nöbetçi bankacı arkadaşlarımız gecenin saat 03:00 de para biten ATM
lere para doldurmak için bütün ülkede cirit atıyor, yazı işleri müdürünüz ödemeyi unuttuğu elektrik faturasını telefon bankacılığı ile sabahın 05:00
de ödemek için aradığında yine bu sıkıcı bankacılar telefonu açıyor.Bu gectiğimiz bayram birçok kişi 9 gün tatil yaparken ben ve ekibim malesef
10/02 tarihinde işlerimizin başında sizlere hizmet sunmaya çalışıyorduk, yani sizlerden pek farkımız yoktu. Eğer bunların bizim için sıkıntı olduğunu
düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, biz de mesleğimizi zevkle yapıyoruz.

Bankacıları sıkıcı olarak tanıtmışsınız,
Size kendimle ilgili bir iki şey geçmek istiyorum, bir bankacı örneği olsun diye,

Liseyi özel bir kolejde, üniversiteyi yurt dışında okudum, eski bir milli yüzücü ve sutopçuyum, windsurf ve snowboardu profesyonel olarak yapıyor ve yarışlara katılıyorum ancak bu arada yarışmasamda 20 yıllık kayakçı ve 8 yıllık wakeboardcuyum da, 25 yıldır piyano çalabiliyor, 25 yıldır ata binebiliyorum, bu yıl kaçırdığım bir film bile yok, 2003 yılında şu
iki ay içerisinde 5 tiyatro oyununa, gecen yıl 2 bale 2 opera ya gittim, 2 yabancı dil biliyorum ve sandığınızın aksine eşim bir bankacı değil ünlü bir model ve tiyatrocu , ve müsade ederseniz döllenme zamanımız yada bunu kiminle ne zaman yaptığımız da sizi hic ilgilendirmiyor.( Yazınız da bankacılar genelde erkek gibi algılanıyor, bu da ben ce hemcinslerinize yapmış olduğunuz bir ayıp), gecen yıl 7 adet kitap okudum, offroad ve motor sporları da haftasonları hobilerim arasında, bir Yamaha R6 yarış motorsikletim
var ve yazları takım elbisemle işime gelmek bana çok zevk veriyor ve cevremde benim gibi yüzlerce bankacı var, kısacası yazınızın aksine biz bankacılar bircok meslekteki insanlara göre gayet sosyal ve eğlenceli insanlardır.

Döllemek, pörtletmek gibi deyimleri kullanarak ta kendinize Televole, yada benzeri bir magazin programı ile daha iyi bir kariyer çizebileceğinizi düşünüyorum.

Yazınızda kısmen katıldığım bir bölüm olduğunu açık yüreklilikle söylemek istiyorum Genelleme yapmak doğru olmayacaktır ama siz şöyle demişsiniz "Memlekette ne kadar hergele varsa hepsi de gazeteci olmuş anasını seveyim",

Memleketimizde çok iyi gazetecilerimiz var doğru ama malesef aralarında sizinde belirttiğiniz gibi bazı çürükler çıkıyor.
Saygılarımla.

Sarp AKKARTAL
BANKACI
 
Üst