llavinya
Dekan
- Katılım
- 9 Ekim 2006
- Mesajlar
- 7,781
- Reaksiyon puanı
- 92
- Puanları
- 0
İnanamadı ona telefonumu verdiğimde; çığlıklar attı... Bir şeyler söyleyecekti, belki bir şeyler öğrenecekti ve bir şeyler isteyecekti benden...
Ama henüz ikinci konuşmamızda tartışmaya başladı benimle...
.....
Dün, o yok iken hayatımda ve bir dakika sonra da olmayabilirken... Üstelik belki de pek çok öğrenebileceklerimiz varken birbirimizden; üç telefon hakkının henüz ikincisini benimle tartışarak geçirdi!..
.....
Halbuki;
İnanamamıştı telefonumu ona vermeme...
Halbuki çok sevinmişti tam üç defa konuşabileceğimize; söyleyecekleri, soracakları ve belki de öğrenecekleri olduğu için!..
.....
Ve henüz konuşmalarımızın ikincisinde, benimle anlamsızca tartışmaya başlayarak, belki de ona verebileceğim bütün zamanları ziyan etti!..
Telaş içinde gelen kadın kendisine üç adım kaldığında, saatli kolunu yüzüne doğru uzatan adam;
-Bak, dedi hırçın bir sesle... Tam üç dakika geciktin, ve otobüs gitti...
-Özür dilerim, dedi kadın. Yetişemedim, ama az sonra bir tane daha var nasılsa...
-Benim sadece üç saatim olduğunu biliyordun ama...
-Biliyorum... İşte bunun için vaktimizi tartışarak tüketmeyelim istersen!..
Üç saati, “üç dakika”yı tartışarak tükettiler!..
Yahu, NEYİ tartışıyorsun ki, veya NİYE tartışıyorsun?..
Yahut, neyi tartışıyoruz ki, veya niye tartışıyoruz?..
Bir gün, bir bakıyoruz ki geriye; ömrümüz üç incir çekirdeği için tartışarak tükenmiş!..
Yalvarıyoruz;
“Üç nefes daha, üç nefes daha, üç nefes dahaaa!..
Ki soyunayım taarruz silahlarımla müdafaa zırhlarımı, hava alsın tenim...
Üç nefes daha...
Ki kanatlarına binebileceğim tebessümleri öğreneyim!..”
“Üç santim aklı olan” herkes düşünüyor işte bunu:
Üç incir çekirdeğini...
Ve az gelecek üç nefesi!..
Muammer Erkul
Ama henüz ikinci konuşmamızda tartışmaya başladı benimle...
.....
Dün, o yok iken hayatımda ve bir dakika sonra da olmayabilirken... Üstelik belki de pek çok öğrenebileceklerimiz varken birbirimizden; üç telefon hakkının henüz ikincisini benimle tartışarak geçirdi!..
.....
Halbuki;
İnanamamıştı telefonumu ona vermeme...
Halbuki çok sevinmişti tam üç defa konuşabileceğimize; söyleyecekleri, soracakları ve belki de öğrenecekleri olduğu için!..
.....
Ve henüz konuşmalarımızın ikincisinde, benimle anlamsızca tartışmaya başlayarak, belki de ona verebileceğim bütün zamanları ziyan etti!..
Telaş içinde gelen kadın kendisine üç adım kaldığında, saatli kolunu yüzüne doğru uzatan adam;
-Bak, dedi hırçın bir sesle... Tam üç dakika geciktin, ve otobüs gitti...
-Özür dilerim, dedi kadın. Yetişemedim, ama az sonra bir tane daha var nasılsa...
-Benim sadece üç saatim olduğunu biliyordun ama...
-Biliyorum... İşte bunun için vaktimizi tartışarak tüketmeyelim istersen!..
Üç saati, “üç dakika”yı tartışarak tükettiler!..
Yahu, NEYİ tartışıyorsun ki, veya NİYE tartışıyorsun?..
Yahut, neyi tartışıyoruz ki, veya niye tartışıyoruz?..
Bir gün, bir bakıyoruz ki geriye; ömrümüz üç incir çekirdeği için tartışarak tükenmiş!..
Yalvarıyoruz;
“Üç nefes daha, üç nefes daha, üç nefes dahaaa!..
Ki soyunayım taarruz silahlarımla müdafaa zırhlarımı, hava alsın tenim...
Üç nefes daha...
Ki kanatlarına binebileceğim tebessümleri öğreneyim!..”
“Üç santim aklı olan” herkes düşünüyor işte bunu:
Üç incir çekirdeğini...
Ve az gelecek üç nefesi!..
Muammer Erkul