Söyle Rahatla

Strasza

Profesör
Hiragana ve kataganada yüzde 90 okuyabiliyorum bazen karıştırdığım oluyor iyice kafaya atayım sonra kanji çok yolum var daha

Birleşik heceleri bazen karıştırıyorum. Edat ha wa farkını anlayabiliyorum. Sessiz tekrarı ile tsu'yu da ayırt edebiliyorum da 15-20 kanjiden sonra mavi ekran veriyorum. Sınava girdiniz mi hiç?


Şu hikayeleri okuyabiliyorum en fazla.
 
Akılınıza geleni söyleyip cahilliği/cahilleri kınıyorsunuz asıl burada cahil olan kim ?
Ben değilim o bir gerçek. Bilmediğin konuda bilmiyorum dersin. Olay bu kadar basit.
1 bardak kusmuğu temizlemek için 1 kova su yetmez. Bilmediğin konuda birini zehirlemek ve onun yanlış öğrendiği şeyi düzeltmek de işte bu kadar güç.
 

MrtAltg

murat.altug@shiftdelete.net
Yönetici
Super Moderator
Birleşik heceleri bazen karıştırıyorum. Edat ha wa farkını anlayabiliyorum. Sessiz tekrarı ile tsu'yu da ayırt edebiliyorum da 15-20 kanjiden sonra mavi ekran veriyorum. Sınava girdiniz mi hiç?
Yok kendi çapımda hobi olarak çalıştığım için sınav düşünmüyorum. İşte bir iki internet sitesi youtube kanalı mobilde busuu ve memrise ile çalışıyorum .
 

epsilon06

Profesör
Yarın kendine bir görev tanımla, mesela şimdiye kadar hep yapmak istediğin ama bir türlü cesaret edip de yapamadığın küçük bir şeyi gerçekleştir. :eek::p
Pazartesi için çok büyük bir görev çıktı.Ağlayarak kabul etmeye çalışıyorum durumu.Aslında insanların sevineceği bir şey ama benim için bir sınav diyelim.İnşallah üstesinden gelebilirim.
 
Bu nasıl bir rüya la?

Bir yere gidiyoruz, babam hariç ailem yanımda, gittiğimiz yer Muş üniversitesine ait bir park orman karışımı bir yer. Galiba 5 sene orada yaşadığımız için rüyada orayı gördüm. Neyse, bir ahır gibi bir şeye giriyoruz, içi inanılmaz büyük ve gerçekten parkur gibi. Sonra sonuna ulaşıyoruz bir kapı var, kapıyı açınca bir tane yokuş ve düz bir tahta spor salonu zemini gibi yer var. Abim oraya gidiyor, tahta zemin açılıyor ve ayaklarına bir şey bağlayıp atlayan insanların kullandığı eşyaların kuyu ve dev bir makaraya uyarlanmış hali gibi bir şey çıkıyor. Abim düşüyor oradan ve beli halata bağlanmış şekilde elinde büyük bir bardakla çıkıyor. Halatı çözüp atlıyor ve bardakta ki suyu içiyor. Sonra o kapının olduğu kuyulu ve makaralı olduğu yerden çıkıp baya half-life Alyx oyununda ki şehir gibi bir yer çıkıyoruz. Kimse yok görünürde ama birilerinin yaşadığı belli oluyor, şehirde yaşam var. Ama işte herkes saklanıyor. Sonra şehre inip bir eve giriyoruz, ev harabe ama çok rahat kullanılabilir gibi. Evi temizlemeye ve ellerindeki çantalar, sırt çantaları vesaire gibi şeyleri yerleştirmeye başlıyorlar. Ben de bir odaya gidip pencereden bakıyorum, ev tek katlı. İki yaşayan kişi görüyorum, beni görüp aşırı seviniyorlar ama ortalığın havası değişiyor ve gözümü açıp kapayınca onlar kayboluyor. Ama sanki pencerenin karşısındaki hamallık benzeri, çok temiz ve ayakta gibi şeyin çatısına saklanmışlar gibi. Sonra bir adam geliyor, Hagrid'in kaslı versiyonu gibi ama kel ve keskin hatlı yüzü var. Beni görüyor ama bir şey yapmıyor, bir silah gibi bir şeyin kokusunu aldığını söylüyor ben de hep görüyormuş gibi duvarın dibinde ki uzun ince aşırı teknolojik gibi görünen şeyi adam veriyorum ve hadi git falan demeye başlıyorum, her gün görüp bıkmışım gibi. Sonra adamın yanına biri daha doğrusu kadın bir sentor gibi bir şey geliyor. Normalde adam galiba o türlerin ve o gördüğüm kişilerin avcısı gibi bir şey ama o sentoru avlamıyor, onu öldürmüyor. Konuşmalarında söylüyorlar. Sonra adam gidiyor ve sentor kayboluyor. Hava eski haline salise içinde geri dönüyor. Ama ilk gördüğüm kişiler geri gelmiyor, saklandıkları yerden. Ama sol taraftan yeşil bir duman geliyor gibi. Bir anda kendimi babam ile şişelerin olduğu aşırı ağır bir şey taşıyoruz halde buluyorum. O şey soda şişelerinin taşındığı naylon gerilmiş şey gibi bir şey. Babamın aşırı zorlandığı belli oluyor. Arabaya gittim, bunu buraya kadar getirdim şimdi tekrar taşıyacağım falan diyor. O şeyi neden taşıdığımızı bilmiyorum. Yanımızda abim var. Bir tren istasyonu gibi yerdeyiz. 50 kişi orada ve dua ediyor bazıları, bazıları sadece ölümünü bekliyor gibi. Bazıları aşırı telaş içinde. Tren istasyonu ama iki tane yapı var girişleri yok, pencere falan yok, düz duvarlar çatıları da üçgen çatı. Ve bu yapılar alçak tek katlı gibiler. Önlerinde bir sürü bank var. Herkes oralarda oturuyor zaten. Yolculuğa hazırlanıyormuş, treni bekliyormuş gibi. Sonra yeşil duman hemen geliyor bir çok yer yeşil duman. Duman en son bana doğru geliyor, istasyonun en sonunda ben varım. Karşımda o yapılardan birinin duvarına asılmış bir ayna var. Dumanın geldiği her yer gri, siyah-beyaz oluyor. Sonra duman içinde siyah beyaz bir şekilde kendimi 2 saniyede yaşlanırken görüyorum ve uyandım.

Açıkçası korktum. Bunları daha önce gördüğüme eminim.
 

crow88

Dekan
bankamatik sırasındayım,bankamatik önündeki şahıs (hani konuşurken cümle sonlarında uzatarak eeee.ııııı diyerek sesler çıkarması gibi) oyalanıyor,yahu kardeşim bankamatik önüne geldiğinde ne yapacağın belli,önündeki ekran belli,yap işlemini çık,kuyrukta bekleyenler var,

Adam arabayı almış,tam köşeye koymuş,haydi dön, dönebilir sen,dönersen sıyırmak garanti.
 
Üst