Haber Halil inalcık

Murataltug

Doçent
Halil inalcık devleti aliyye

13. yy da içinde, Denizli (Tonguzlu), Karahisar (Afyon), Kütahya, Kastamonu, Amasya, İslâm-Türk medeniyetinin yerleşim merkezleridir
Kütahya'da ki Türkmen nüfusu
30.000 çadırdır

Denizli
Afyon
Kütahya,
Kastamonu,
Amasya,

13. yy da osmanlının uç bölgelerinde dinsel yaşamda, dervişler ve Orta-Asya Türk gelenekleri Yeseviyye ve Babaîyye tarikatları egemendi

Uç toplumunda savaşçı Alplar, Alp-erenler kendini İslâmî gazâya adamış kutsal ganimet
ile yaşayan uç gazîleri idi;

1261 tarihi Anadolu'da Moğollara karşı geniş Türkmen direnişinin başlangıcıdır

1261 tarihi Anadolu'daki
Moğollara karşı başlatılan
Türkmen direnişi Osmanlı Beyliği'nin kuruluşu sürecini başlatmıştır.

Osmanlıdan önce Bizans üzerinde kurulmuş Batı uç beylikleri Menteşe, Aydın, Saruhan, Karesi ve Osmanlı beylikleri yarı bağımsız
Türkmen egemenliğindeki Anadolu'yu temsil ediyorlardı.

Karaman Türkmenlerinin Konya'ya karşı ilk saldırıları 1261 yılına rastlar. Selçuklu sultanı II. İzzeddîn Keykâvûs, Moğolların desteklediği rakibi
ne yenilerek Türkmenlerin yanına sığınıp Bizans toprağına
kaçmak zorunda kalmışdır

Selçuklu sultanı II. İzzeddîn Keykâvûsun türbesi II. Bayezid
Zamanında onarılmıştır

Selçuklu sultanı II. İzzeddîn Keykâvûs karamanlılara yenilince 40 kadar Türkmen obası ile Bizansa sığınmış
ve Bizans imparatoru onun Dobruca'da yerleşmesine izin verilmiştir.

Sarı Saltuk'ın Türkmenleri, Baba-Dağı bölgesine yerleşmiş ve güçlü Altınordu emîri Nogay'ın koruması altına girmişlerdir

Altın ordu emîri Nogay Müslüman'dı ve Sarı Saltuk'un etkisi altında idi. bu Türkmen grubu, Keykâvûs'a bağlılıkları dolayısıyla Keykâvûs Gagavuz adını almışlardır

Balkan Türklerinin büyük destanı Saltuknâme'de Baba sarı Saltuk Balkanlarda İslâmiyet için savaşan bir alp-eren gazî olarak gösterilir.

Altın ordu emîri Nogay ölünce, Türkmen grubu koruyucularını kaybettiler. Keykâvûs halkının bir bölüğü, Anadolu'ya geri gelmeye çalıştı ise de, çoğu yok edildi

Altın ordu emîri Nogay ölünce,
Türkmen olan Keykâvûs halkı
yok edildi bir kısmı ise
Hıristiyanlaşıp Gagavuz adı ile varlıklarını sürdürdüler

Batı-Anadolu Germiyanoğulları tarafından fethedilince bölgede 1270-1310 yıllarında Menteşe, Aydın, Saruhan, Karesi gazî Türkmen beylikleri doğdu.

Batı-Anadolu da Teke Türkmenlerinin desteklediği sahil beyi Menteşe'nin kurduğu beylik, bölgede kurulan ilk beylikti (1269).

Batı-Anadolu'da ortaya çıkan beyliklerden Osmanlı Beyliği bu beyliklerin en güçlüsü ve zengini haline geldi

Ege'de gazâ öncüsü olan beylikler, birer denizci gazî beylik halinde gelişip Egedeki Latin kolonilerine karşı gazâ seferlerine giriştiler.

Osmanlıların önemli bir donanmaya sahip olmaları ise 1330'lardadır 14. yüzyılda Osmanlılar Rumeli'ye geçip Balkanlar'da Bizans mirasını ele geçirmişlerdir

Osmanlılar 14. yüzyılda
bir imparatorluk durumuna yükselmesi iki temel olaya bağlıdır: Gazâ geleneği ve Türkmenlerin göçü

Öz Türk geleneğinde devletin kuruluşu, her şeyden önce, egemenliğini Tanrı'dan aldığına inanılan karizmatik bir liderin ortaya çıkışına bağlıdır

nöker, lidere anda ile bağlanmış, ona ölüme kadar sadık yoldaş demektir.

İl ve memleket, vergi veren tâbi halkın oturduğu ülke anlamındadır

Bilecik–Yenişehir bölgesinin fethi genç Osman'ın siyasî kariyerinde kesin bir gelişme aşamasını ifade eder.

1299'da Osman gazi Bilecik
Yenişehir bölgesini fethetmiş
1300-1304 yıllarında Bizans Devleti'nin iki önemli merkezi
İznik ve Bursa'yı kuşatmıştır.

1284-1288 Selçuklu Anadolu
sunda kargaşa dönemidir. 1284'te Argun Han, Sultan Gıyâseddîn Keyhüsrev'i idam etmiş ve yerine Mes'ûd 1. defa Selçuklu tahtına oturmuştur

Selçuklu sultanı mesuda karşı
Ayaklanan Karaman ve Eşref oğulları Konya'yı alarak sultan
Keyhüsrev'in iki oğlunu tahta oturtmuşlardır

Ayaklanan Türkmen beylerini cezalandırmak için Argun Han, oğlu Geyhatuyu büyük bir Mogol ordusuyla Anadolu'ya göndermiş Keyhüsrev'in oğulları ortadan kaldırılmıştır

1288 de Selçuklu Sultanı Mes'ûd'la birlikte moğol hanı
Keyhatu Konya'ya girdi
Germiyanlılar ve Türkmen beyleri Sultan Mes'ûd'a itaat ettiler

Osman Gazînin fethettiği Karacahisar

Keyhatu'nun gelişiyle, Orta
Anadolu'da Moğol askerî ve mâlî kontrolü her zamankinden daha kuvvetle yerleşmiştir

1291-1292 de Keyhatu'nun Uç Türkmenlerine karşı sert davranmış Konya'da Sultan Mes'ûd, tamamıyla Moğollar elinde güçsüz bir oyuncak durumuna gelmiştir

Mes'ûd ikinci defa Selçuklu tahtına gelecek, onun ölümüyle (1308) birlikte Anadolu'da Selçuklu saltanatı son bulmuş olacaktır.

Osman Gazî'nin 1288'den itibaren ucda Bizans'a karşı artan saldırılarını önleyecek bir güç kalmamıştır.

1288'de osmanlının güçlü
Komşusu Germiyanlılar, Orta-Anadolu olaylarıyla oyalanmakta, Selçuklu sultanı gücünü tamamıyla kaybetmiş bulunmaktadır

1288'de Moğol hanları taht kavgaları ve Anadolu'ya gönderdikleri askerî valilerin isyanları ile uğraşmaktadır

1299-1301'de Moğolların
zayıflamasıyla Osman gazi ve
uc beyleri Bizans şehirlerine karşı saldırıya geçmişlerdir.

1302'de Osman gazi İznik'i kuşatmıştır.

Osman gazi 1324 te öldüğü zaman beylik geniş bir bölgeyi egemenliğine almış, şehirleri, ordusu ve bürokrasisi olan bir devletçik haline gelmiştir

Osman gazi zamanında
teşkilâtlı bir beylik kurulmuş, Bizans'a karşı önemli başarılar kazanılmış ve oğlu Orhan gazi
hiç itiraza uğramadan beylik tahtına oturmuştur.

Arap seyyahı İbn Battuta, 1334'te Orhan gaziyi şöyle tanıtıyor. “Bu sultan Türkmen hükümdarlarının en büyüğü, servet, toprak ve askerî bakımından en ileride olanıdır.

Arap seyyahı İbn Battuta, 1334'te Orhan gaziyi şöyle tanıtıyor. Elindeki kaleler yaklaşık yüz kadardır zamanını
devamlı kaleleri ziyaret edip, ıslâh etmekle geçirir...

Arap seyyahı İbn Battuta, 1334'te Orhan gaziyi şöyle tanıtıyor. Babası İznik şehrini yirmi yıl abluka da tutmuştur
ölmüş, oğlu Orhan, şehri 12 yıl daha kuşatarak almıştır.

Osmanlı Beyliği, kesinlikle gazî Osman Bey tarafından kurulup Orhan gazi zamanında sultanlık haline gelmiştir.

Sultan unvanı alan ilk Osmanlı hükümdarı Orhan gazidir

Osman Gazî, Bilecik–Yenişehir bölgesini 1299 da fethetmiştir

1299 dan sonra Osman Gazî, Bizans'a ait iki merkezi, İznik ve Bursa'yı almak için harekete geçmiştir

Osman Gazî İznik üzerine yürümeden önce Bursa ovası tarafındaki Marmaracık ve Koyunhisar'ı itaat altına alır ve 1302'de İznik şehrini kuşatır.

Osman gazinin İznik kuşatması
Sırasında bizansa karşı kazandığı Bapheus Zaferi
Osman'ı tarih sahnesine çıkaran önemli bir olaydır

Bugün izniğe giderken osmanlı
Zamanında bizansa karşı bir yer olan Köprü hisar bugün aynı adla geniş Göksu ırmağı üzerindedir osman gazi zamanında alınmışdır

Osman gazi izniki kuşatırken
Bölge tahrip ve yağma edilmiş bizans ordusu püskürtülmüş Fakat İznik'i her yandan kuşatılamamıştır

Osman gazi izniği alamayınca
şehri sürekli abluka altında tutmak ve açlıkla teslim almak amacı ile bölgeye “havâle” kulesi yaptırmıştır

Osman gazi izniği kuşatmış
Ancak alamamıştır bölgeye bir havale kulesi yaptırıp başa
Draz Ali adlı kumandanı
Vermistir iznikte dağ eteğinde Draz Ali Köyü ve Draz Ali Pınarı hâlâ aynı adla görülür:

gazîler dahi gâfilen Allah'a sığınıb tekbir getürüb cümle... hamle edüb at salıb kâfirler arasına koyulub kılıc urdular...

Osman gazinin bizansa karşı kazandığı zafer, Osman'ı karizmatik bir bey durumuna getirmiştir. şöhreti yayılmıştır

Bapheus (Koyunhisar) zaferi ile
Osman gazinin şöhreti
Kastamonuya kadar yayılmış ve gazîler onun bayrağı altına koşmuştur

Bapheus (Koyunhisar) savaşı Osman gaziye bir hânedân kurucusu sıfatı kazandırmış, kendisinden sonra oğlu Orhan itirazsız tahtına geçmiştir.

Osman gazi nin bizansa karşı
Kazandığı koyunhisar bapheus
Onun ilk zaferidir 27 Temmuz 1302 tarihini Osmanlı hânedânı
İçin kesin kuruluş tarihi olarak kabul edebiliriz.

Osman gazi 1304'te İznik'e gelecek her türlü yardımı kesmek üzere Sakaryadaki Bizans kalelerini Lefke, Mekece ve Geyve'yi fethetmişti

1300'lerde Osman, gazi Bizans egemenliğini ciddi olarak tehdit eden önemli bir siyasî-askerî güç olarak ortaya çıkmıştır.

1300'den sonra Osman gazinin şöhretini uzak İslâm diyarına yayılmış obası her taraftan
Gelen göçler ve Türk–evleri ile dolmuşdur.

Orhan gaziden itibaren osmanlı
sultanları (sultanu'l-guzât va'l-mucâhidîn) yani gaziler sultanı ünvanını
benimsemişlerdir

eski Türk ülüş geleneğine göre bey, ülkesini oğullarına taksim ederdi Yarı bağımsız olan bu beyler üzerinde merkezdeki bey, ulu-bey sıfatıyla devletin birliğini sağlardı.

kardeşler arasında iç-savaş eksik olmasada büyük tehlikeler karşısında Osmanlılarda birlik daha iyi muhafaza olunabilmiştir

Gazî beyler Batı-Anadoluda zengin ovalarda yerleşip Selçuk Balat Milet gibi uluslararası ticâret limanlarını ele geçirmişlerdir

Batı Anadoluda kurulan gazi beylikler ticâret ve kültürleri ile gelişen ve yüksek İslâm kültürünü benimseyen birer sultanlık haline gelmişlerdir

1330 yıllarında gazi beyliklerin
Kurduğu batı anadolu şehirleri
güzel çarşıları, sarayları ve camileriyle İbn Battuta'nın takdirini çekmiştir.

İbn Battuta ya göre 1330 da gazi beyliklerin Kurduğu
Denizli yedi camii ve güzel çarşılarıyla Anadolunun“en güzel ve büyük şehirlerdendi

İbn Battuta ya göre 1330 da
Karesi oğullarının merkezi Balıkesir güzel pazarları olan kalabalık güzel bir şehirdi

İbn Battuta ya göre 1330 da
Bursa “güzel pazarları ve geniş caddeleri olan büyük önemli bir şehir”di

İbn Battuta ya göre 1330 da
Bizanslı tüccarlar Denizli'de dokunan değerli pamuklular ve Balıkesir'de dokunan kıymetli ipek kumaşlar buluyorlardı.

İbn Battuta ya göre 1330 da
İran ve Anadoludan gelen ham ipek Büyük Menderes yoluyla Batılı tüccârlara eriştirilirdi Batılı tâcirler ise Anadolu'ya ince kıymetli yünlü kumaşlar
Kalay ve kurşun ithal etmekteydi


1330 da batı ve bizans ile
ticâreti kolaylaştırmak gayesi ile Balat, ve Manisa Türkmen beyleri Napoli paraları tipinde Latince harflerle gigliati adında gümüş paralar bastırmıştır

İlk Osmanlı vezirleri ve devleti teşkilâtlandıran hukukçular Sinanüddîn Yusuf, Alâeddîn Paşa, Çandarlı Halil hep böyle
ulemadan idiler.
 

Murataltug

Doçent
Orhan Bey 1331'de İznik'te bir medrese açmış, Bursa hisarındaki manastırı medrese haline getirmiştir

Orhan gazinin Bursa'da hisar eteğinde yaptırdığı site; cami, imâret, hamam, han, bu güne kadar şehrin en canlı merkezi olarak kalmıştır.

Türkmen beyliklerinde gelişenkültürün en belirgin vasfı, İslâm kültürü içinde öz Türk kültür geleneklerini devam ettirmeleridir.

Beylikler devrinde Batı Anadolu
da yapılan eserlerin en mühimi Birgi'de Ulu Cami 1312 ve Bursa'da Orhan Camii'dir 1340

Beylikler devrinde 13. yy ın 2.
ikinci yarısında mükemmel
İslam eserleri yaratılmıştır: Manisa Ulu Camii, Ayasolug'da İsa Bey Camii Peçin'de Ahmed gazî Medresesi İznik'te Yeşil Camii yüksek sanat eserleridir

Orta-Anadolu'da 1240'larda Selçuklu Devleti'ne karşı Vefâî dervişlerinden Baba ilyasın
Çıkardığı Türkmen isyanı şiddet ile bastırılmışdır

1240 da Babaî ayaklanmalarını
Selçuklular şiddet ile bastırmış
Babai türkmenleri ucların en uzak noktaları ve Osmanlı topraklarına sığınmışlardır

tarikat adamlarından EdeBali
Vefâiyye halifelerinden biridir dinsizleri ve kâfirleri İslâmiyete kazandırıp Hacı Bektaş'tan dünyaya heves etmemeyi öğrenmiştir

Babaîler, genelde yerleşik devletin kontrolü ve baskısına isyan eden savaşçı dervişlerdir

Osmanlı dervişleri devlete bağlı olup sultandan vakıf kabul eden uyumlu dervişler ile devlete karşı olan Şeyh Bedreddîn, Otman Baba gibi
bağımsız ve isyana hazır iki gruba ayrılır

babai türkmenleri Anadolu'da yayılan büyük bir gruptur kutbiyye” inancında olup her devirde bir kutsal velinin, Orta-Asya şamanları gibi Tanrı ile sürekli ilişkide olduğunu ve saltanatın onların kontrolünde bulunduğunu iddia ederler

Şeyh Bedreddîn(1416) Otman Baba (Fâtih dönemi), Şah-Kulu (1526-1527) göçer Türkmen
lerin haksızlığa uğrayanların hakkını almak için devlete isyanında öncülük eden dervişlerdendir.

Fâtih döneminde sultanın büyük iltifatına erişen Vefâiyye şeyhi Seyyid Velâyet Osmanlı hânedânıyla Vefâiyye tarikatı arasında sıkı bağlılığı temsil etmiştir. Vefâî şeyhleri, aşırı Abdal–Kalenderî dervişlerden farklı olarak, Şerîata saygılı dervişlerdi.

tarihçi Âşıkpaşazâde Baba İlyas soyundandır Vefâiyye
Tarikatına mensuptur kayın
pederi Seyyid Velâyet Fâtih döneminde sultanın büyük iltifatına erişmiştir

Vefâiyye şeyhi Ede-Bali Osman Gazî'nin şeyhi, mürşidi ve İslâm hukukunu ilgilendiren önemli sorunlarda danışmanıdır

Osman gazi adına hutbe okunması meselesinde şeyhi, mürşidi ve kayın atası Ede
Bali'ye” danışmış Orhan Gazî, askeri örgütlerken Ede-Bali'nin reyini almışdır Ede-Bali ve akrabaları ahîler, o zaman beylikte nüfuzlu kişilerdi.

Osmanlı dervişi bir zâviye kurar, etrafındaki dervişlerle toprağı işler, tarla açar, bahçe yapar, geliriyle kendileri geçinir ve yolculara üç gün kalmaları koşuluyla, barınma ve yeme içme sağlarlardı

Osmanlıda Misafirlik geleneği, yalnız ahî zâviyeleri için değil, tüm zâviyeler için kuraldır
Toprağı işlemede, hasat ve harcamada ortaklaşa hareket
Ederler Herkes çalışmak zorundadır

Osmanlıda Fütüvvet, yani centilmenlik ve kardeşlik disiplini içinde ortaklaşa çalışma, yolcu ve fakirlere hizmet, dinî bir hayır işi sayılmaktadır

Gazînin “niyeti” samimi olmalı, İslâm dini ve Müslüman halk için savaştığını unutmamalı, gazâda tama' ve riyâ olmamalı,

Gazî hareketlerinde gazâya sırf ganimet için gitmemeli.dinî hayır düşüncesinden uzaklaşmamalı, bu gazânın dinî-ideolojik niteliğini vurgulayan temel koşuldur

Türk geleneğinde savaş-eri olarak gazîde bulunması gerekli on karakter sayılır: cesaret, yılmazlık, kendine güven, güçlülük savaşganlık, atılganlık, dayanıklılık, yerinde metanetle durma, sabırlılık, fırsatları kollama

Osmanlı toplumunda her sınıf gazâyı benimsemektedir Bursa
lı Hoca İbrahim adlı bir zengin, 1476 da Fâtih hanın Macar seferinde gazânın savabına dahil olayım diyerek 20,000 akça ile 20 süvariyi ûlufe ile tutup sefere göndermiştir

II. Bayezid, Anadolu halkına gönderdiği bir fermanda, tımar ve başka mükâfatlar vaat ederek Tuna'da Uc Beyi Bali Bey'in Lehistan'a akınına katılmaya davet etmiştir.

Osmanlı sultanları son pâdişaha kadar gazî unvanını en başta tercih ettikleri bir unvan olarak kullanmışlardır

13. yy da Haçlı ve Mogollara karşı ölüm-kalım savaşı veren İslâm memleketleri gazâ ruhu ile ayaklandırmakta idi.

13. yüzyılda gazâ heyecanı Memlûk sultanlığında ve Anadolu'da Türkmenler arasında doruğa erişti

Haçlı ve Mogollar arasında yok olma tehlikesiyle karşılaşan
Türkmenler ve Memlûklarda
Bu dönem askerî rejimler hâkim olmuş Mısır ve Suriye'de Kıpçak asıllar Memlûk saltanatı nı ele geçirmiştir

Anadolu'da gazî Türkmen devletleri 14. yy sonlarında Osmanlı hânedânının bayrağı altında birleşmiştir.

Genel olarak gazî, ahret için sevap kazanma amacıyla savaşan Müslüman olarak tanımlanır

gazî için elde edilen ganimet, dinî bir mükâfattır. Osmanlı menâkibnâmelerinde gazâ ve ganimetin (doyum) kutsallığı, helâl niteliği özellikle belirtilir.

İslâm prensiplerine göre genellikle gazâ, farz-i kifâye'dir, yani ancak bazı koşullar yerine getirildiği takdirde yapılması
gereken bir dinî ödevdir.

İslâm ülkesi hayati bir tehlike altına düşerse, gazâ, emîrü'l
mü'minîn tarafından farz-i 'ayn ilân olunabilir. O zaman her Müslüman yetişkin er için gazâ zorunlu bir ödevdir,

Osmanlıda sefere gidemeyen bu ödev karşılığı hazîneye bir ödeme yapmak zorundadır

1444'te Haçlılar, Rumeli'yi istilâ edip Varna'ya geldiklerinde ve 1686'da Osmanlı ülkesi dört bir yandan istilâya uğradığında, gazâ zorunlu sayılmış, Müslümanlar toptan savaşa çağrılmıştır.

alp 13. yy Anadolu'sunda ideal profesyonel savaşçı kişidir.

alp veya gazî tasvirini, Battal
nâme, Dânişmendnâme ve Dede Korkut gibi Anadolu destanlarındaki kahraman tasvirine eş buluruz.

Osmanlıda Âşık Paşa dedikleri aziz” öteki ulema arasında saygıyla anılır. Kırşehir'de görkemli türbesi, bugün de bir ziyâretgâhdır. O, Mevlevî değil, Babaîlerin, alp-erenlerin pîridir.

Anadolu uc bölgelerinde kızıl börk giyen, gazâ ve ganimet
akınlarına katılan akıncılığı meslek edinen Türkmenler, gâziyân örgütüne katılmış, bu yaşam tarzı sonucu kendi aşiretinden kopmuşlar sosyal bakımdan farklılaşmışlardır

İslâmî kutsal ganimet için her yandan, her menşeden gelen “garîb”ler, başbuğa anda ile bağlanırlar, onun nökeri veya yoldaşı olurlardı.

Anda, yani and içme sonucu önderle nöker arasında ölünceye kadar süren bir bağlılık, yoldaşlık kurulurdu

Orta-Asya Türk–Mogol toplumunda nökerlik, Batı feodalizminde commendatio veya hommage osmanlıdaki
Alp erenlerin yemin töreni anda ile kıyaslanabilir

13. yüzyıl Mogol toplumunda nöker, soylu kişilerin, baga
turların evinde ve seferde yanından ayrılmayan hizmetkâr
ve silâh arkadaşı olarak tanımlanır.

13. yüzyıl Mogol toplumunda
Esir olan nöker, kendine tâbi olanlarla birlikte şef hizmetine girer. tutsak edilip anda ile başbuğa hayat boyu bağlı silâh arkadaşı olurdu osmanlıda
Köse Mihal bu misaldedir

Avrasya steplerinde olduğu gibi, alp etrafında gazâ-akın birlikleri oluşmakta, her biri uc'un bir bölgesinde gazâ faaliyetinde bulunmaktadır.

Osman Gazî de, kuşkusuz alplerdan biri idi. Ona seçkinlik getiren özellik, bir Vefâî–Babaî tarikat halifesi olarak uc'a gelen Şeyh Ede-Bali'nin yakınlık ve “bereketi olmuştur.

Çağdaş Bizans tarihçisi Pachymeres Osman gaziyi
Bizans topraklarına karşı akın yapanlar arasında en atılgan önder olarak tanıtmaktadır.

gazîler alpler seferlerde en başarılı önderin bayrağı altına giderlerdi.Osman Gazî'nin kariyerinde alplikten sonraki aşama, gazâ seferlerinde bayrağı altında alpleri toplamasıdır.

Osman Gazî döneminde askerî-sosyal sistemde alplık nökerlik/yoldaşlık gibi egemen bir kurumdur alplar bu atılgan öndere, Köse Mihal gibi nöker/yoldaş olmuşlardır

Osman gazi tutsak düşen Harmankaya Tekfuru Köse Mihal'i affedip âzâd edince Köse Mihal can ü dilden Osman Bey'e nöker olmuştur

Avrasya feodal sisteminde yaygın bir kurumdur. Nökerlik kurumu, Osmanlı kul sistemine vücut vermişdir. Yeniçeriler, bey-kulları timarlı sipahiler hep nöker durumundadırlar.

Osman gazi bir bölgeyi ele geçirdikten sonra ülkeyi nasıl örgütleyeceğini ahîlerden ve fakılardan sormaktadır.

İlk Osmanlı beyleri Osman ve Orhan gazinin ahîler ve fakılara verdiği birçok vakıf köy ve çiftlik vardır Türkmenler bu köylere yerleşmişlerdir

Osman gazi zamanında Köye yerleşenlerin İslâm kurallarına göre yaşamını düzenleyen köy ve imamı ve din adamları vardır fakıların en aşağı kademesi köy imamlarıdır Daha yukarıda kadılar, vezirler gelmektedir

1330' da Osman gazi
döneminin en meşhur fakısı
imamı Tursun Fakîh'tir. Söğüd yakınında türbesi bugün bir ziyaretgâhtır
 

Murataltug

Doçent
Osman gazi döneminin İleri gelen fakıları Sünnî İslâm hukukunu bilen insanlar olarak önemli rol oynamışlardır. Ede
Bali ve Tursun Fakîh bunlara örnektir

Osman Gazî zamanında İslâm hukukunu bilen kişilerle devlet kuran beyler sıkı ilişkiler kurmuştur. Beylik teşkilâtı dinî ve sosyal hayatın düzeninde fakılar son derece önemlidir

Osmanlının ilk vezirleri ulema ve fakı sınıfından seçilirdi Çandarlı Kara Halil, ulema sınıfı vezirlerin en ünlüsüdür.

Çandarlı ailesi ve Onun çocukları, 1453'e kadar devlet içinde otorite bakımından pâdişahla kıyaslanacak bir mevkie sahip olmuşlardır

Selçuklu sultanları Bağdad halifesi ile yakın ilişkide olup kendilerini, resmî yazılarda, halifenin tâ'yin ettiği sultanlar durumunda görürlerdi halifenin yardımcısı (zahîr, mu'în) gibi unvanlar kullanırlardı.


Türkiye ahî teşkilâtının kurucusu Evren (Evran), 13.yy da Bagdad'dan Anadolu'ya gelen ulemalar arasında olup
I. Alâeddîn Keykubâd'ın himayesi altında idiler

Ahî Evren tasavvuf ve felsefe eserleri olan bir âlimdir. Asıl adı Hoylu Şeyh Nâsırüddîn Mahmud'dur. I. Alâeddîn Keykubâd'ın Oğlu II.Gıyaseddîn
tarafından zehirlenmesiyle
hapse atılmışdır

Ahî Evren in hocası ve kayın
pederi fütüvvet akımının büyük şeyhi ünlü sufî Evhadü'd-dîn Kirmânî'dir Anadolu'da birçok şehirde halifeleri ve zâviyeleri vardır Mogollarla mücadele
Edip II. İzzeddîn Keykâvûs'u destekliyorlardı,

II. İzzeddîn Keykâvûs 1254'te Moğollara yenilince Anadoludaki Moğol soykırımından ahi evrende kurtulamadı Kırşehir Mevlevî
emîri Caca oğlu Nureddîn Bey tarafından katledildi 1261

Tokat, Sivas, Kayseri gibi büyük şehirlerde Mogollar, karşı çıkan esnafı, bunlar arasında savaşçı esnafı katledip Ahîlere ait zâviyeleri Mevlevîlere vermişlerdir

Osman Gazî'nin şeyhi Ede
Bali moğolların yaptığı katliam sonucu Kırşehri'nden uca göçen ahiler arasındadır

Abdal Musâ moğolların yaptığı katliam sonucu uca göçen ahi dervişlerdendir Orhan Gazî ile Bursa kuşatmasında hazır bulunup birlikte savaşmıştır

Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde ahîlerin ve fütüvvet yani kardeşlik akımı kesin bir rol oynamıştır Debbagların pîri Ahî Evren 32 çeşit esnafın pîri sayılırdı

dericilik, Anadolu Türk sanatının en önemlisidir osmanlı yaşamında ev eşyası, hayvan takımları, vb. deriden yapılırdı.

Fâtih han kendi cami külliyesini yaptığı zaman yanında sarrâclar (dericiler) için büyük bir sarrâchâne yaptırmıştır

Ahi teşkilatında ortaklaşa kazanılan para ahîye teslim edilirdi. Zâviye üyelerine fityân, başlarına, ahî denir

Osmanlıyı gezen gezginler ahi
teşkilatını şöyle tanımlar
Dünyada onlardan daha centilmen kimse görmedim.
Şîraz ve İsfahan halkı onlarla kıyaslanabilir fakat onlar yolculara daha çok şefkat, yakınlık ve itibar gösterirler

Ahi üyeleri Kendilerine fityan derlerdi gençlerin ellerinde uzun birer hançer vardır ve başlarında yeniçerilerdeki gibi
beyaz keçe külah taşırlar
Bayramda silâhlı genç ahîler merasimlerde sultanın askeriyle beraber yürürdü

Ahîler arasında zengin ve fakir olan vardır büyü ahî zâviyesine şehrin büyükleri dahildir, hayli görkemli olan zâviyede her sene toplanlır Bölgede sultan yoksa ahî o yerin valisi ve beyi
gibi hareket ederdi

İbn Battuta ya göre osman ve orhan gazi döneminin en
ma'mur büyük şehirleri arasında Denizli'yi gelirdi orada Rum kadınlarının dokuduğu ünlü işlemeli pamuklu kumaşlar satılırdı

İbn Battuta ya göre osman ve orhan gazi döneminde Konyayı
büyük şehirler arasında sayardı
Seyyah geniş caddeleri, çarşı esnafı ayrı ayrı ziyaret etmiştir. Konyada kadılığa ahîler bakardı

İbn Battuta ya göre osman ve orhan gazi döneminde Aksaray
Çin'e kadar dış memleketlerde aranan halılarıyla ünlüdür
Anadolu'nun en güzel ve varlıklı şehirlerinden biridir

İbn Battuta ya göre ahîlerin, Hazret-i Ali'ye kadar giden pîrleri olup fütüvvete tâbidirler özel bir libas giyerlerdi Birgi ahi Sultanı sıcaklar dolayısıyla her yaz yaylaya çıkardı

İbn Battuta ya göre birgideki ahi Sultanı Türkmen çadırında otururdu batuda ahi sultanına
Konuk olduğunda onun sarayı
Hayranlığını çekti sarayda, ipekli libaslarıyla 20 Rum iç
oğlanı gördü, kendisine altın ve gümüş kapda şerbet sunuldu Sultanın doktoru bir Yahudi idi

Türkmen büyüklerinin yaylaya çıkma âdeti Osmanlıda da devam etmiştir. Osman gazi Söğüd, Karacahisar ve Yenişehiri beylik merkezi yapmış ailesi bir ara Bilecik'te yerleşmiştir

İbn Battuta, 1334 te Batı
Anadolu beyliklerini, sultanlar idaresinde pazar ve dinî-sosyal kurumlarıyla Müslümanların yaşadığı şehirlere sahip refahlı, iyi örgütlenmiş birer toplum olarak tasvir etmektedir.

İbn Battuta Orhan gazinin
ülkesi bursa hakkında şunu söyler Bursa,” güzel çarşıları ve geniş yollarıyla büyük ve önemli bir şehir olup her yandan bahçe ve akarsularla çevrilidir...

İbn Battuta Orhan gazinin
ülkesi bursa hakkında şunu söyler bir zâviyesi vardır gelen hastalara üç gün sürece barınak ve yiyecek verilir. Bu zâviyeyi, Türkmen beylerinden biri inşa etmiştir.”

İbn Battuta Orhan gazinin
ülkesi bursada ahi zâviyesini
Şöyle tanımlar zâviyeye indik. aşure günü idi o gece büyük bir ziyafet vererilerek ordu ve şehrin ileri gelenleri davet edildi. Kur'an okundu, fakîh ve vâ'izler vaazını verdi sema'a başladılar. ulvî bir gece idi.”

İbn Battuta Orhan gazinin
ülkesi bursadaki ahi vâizi Mecdeddîn i şöyle tanıtır sırf alnının teriyle geçinir sadaka kabul etmez. Kalacak yeri yoktur; üstünde çıplaklığı örtecek kadar libas vardır. Kabristanda uyur,

İbn Battuta Orhan gazinin
ülkesi bursadaki ahi vâizi Mecdeddîn i şöyle tanıtır
verdiği vaazlarda cehennem
azabıyla uyarır, bir çokları onun önünde tövbe eder

İbn Battuta Orhan gaziyi şöyle
Tanıtır Bursa Sultanı Orhan Bek Sultan Osmancuk'un oğludur. Bu sultan servetçe, ülkesi ve askerî kuvvetleri kâfirlere karşı sürekli savaştadır ve onları kuşatma altında tutar...

Osman gazi İznik'i yirmi yıl kadar kuşatmış fakat alamamıştır oğlu Orhan gazi
Şehri on iki yıl daha kuşattıktan sonra fethetmiştir

İznik kuşatması osman gazi
Döneminde 1302'de başlamış ve şehir Orhan gaziye 1331'de teslim olmuştur

Arap seyyahı batuta anadolu
seyahatinde Geyve Yenice'de, Mudurnu ve Bolu'da ahî zâviyelerinde kalmış O, ahîleri daima fetâ yani yiğit unvanı ile anmıştır.

Fütüvvet, ahîlik “âdâbı”, yani ahlak ve davranış kurallarıdır yüzyıllarca Anadolu Türk karakterini belirlemiştir her
Türk insanının üzerindeki konukseverlik, yardıma koşma, özveri ve dayanışma fütüvvet ahlakının temelini oluşturur

Osmanlıda fütüvvet ahlakı bir
Kardeşlik akidesidir insanlar
emece denilen tarlada hep birlikte ortak çalışır büyüğe saygı, hırsızlıktan, cinsel tacizden ve başkası aleyhinde kötü söz söylemekten dikkatle kaçınılırdı

Bugün Türk kasabalarında
eline, beline, diline hâkim olma yiğitlik ve civanmertlik hepsi
Osmanlı fütüvvetnâmelerinde
İnsanımıza yakıştırılan ideal insan sıfatlarıdır

Osmanlı Köylerinde gençler, geceleri yârân veya konuk odasında toplanıp fütüvvet kurallarını öğrenirler. Bu yârân, misafir odaları eski zâviyeleri anımsatırdı Bu âdet bugüne kadar gelmiştir.

Fütüvvet, ahîlik, keza kasaba ve şehir nüfusunu oluşturan esnafın davranışlarını belirler
ahî zâviyelerinde alçakgönül
dayanışma, özveri, ustaya itaat gibi ahlâk eğitimi verilirdi

Osmanlı teşkilâtında her sınıf mal üretimi şehrin nüfusuna göre ayarlanmıştır. Meselâ, Beypazarı'nda 10 fırın ustasına izin verilmişken, İstanbul'da 150 ustaya izin verilmiştir.

Osmanlı'da kaçak ticareti yasaklamak için esnaf devlete başvurur. Esnaf ustaları, esnafın seçimi ve pâdişah beratı ile onaylanırdı. Devlet, beratlı esnafı desteklerdi

ahî babalar Osmanlıdan önce
esnafın lideri sayılır ve esnaf
Teşkilatını düzenlerlerdi

Osmanlı döneminde devlet, kanûnları ile mal kalitesi belirlenmiş ve pazar teftişi ile kontrolünü artırılmıştır esnaf iç nizamlarını korumuş her esnaf kendi usta ve idarecilerini kendisi seçmişdir

Osmanlıda her esnaf kendi
Ustasını seçmiş Seçimden sonra kethüdâ, yiğit-başı alan
Esnaf pâdişah beratı ile devlet defterlerine kaydolunup esnaf loncasında otorite ve yetki sahibi olmuşdur

Osman ve Orhan gazi dönemi
şehir ve köylerde Ahîliğin ahlâk ve erkânını tespit eden ahî zâviyeleri kurulmuş Sultanlar vakıflar yaparak bu zâviyeleri desteklemişlerdir

Osman ve Orhan gazi dönemi
Osmanlı ülkesinde birçok ahî zâviyesi kurulmuştur Selçuklu Mogol egemenliğine girince ahîler, ekonomik sosyal ve kamusal yaşamda önemli
sorumluluk yüklenmişdir.

İbn Battuta osmanlı şehirinde baş ahînin bir sultan gibi davrandığına tanık olmuştur
Ankara'da Ahî Şerefeddîn kamu ekonomik ve sosyal yaşamı
Düzenlemiştir

Osman ve Orhan gazi dönemi
Ankarası sof imâlatı ve ticâretiyle zengin bir şehirdir

Orhan gazinin kazandığı
Pelekanon Eskihisar Savaşı 1329 da osmanlı tarihi için dönüm noktasıdır İznik alındı

1305-1329 döneminde osmanlılar Adapazarı ve Sapanca'nın doğusuna yerleşir Bursa, İznik ve Izmit kuşatılır İznik açlıktan düşmek üzeredir

Osmanlılar, Orhan gazi dönemi (1324-1362) İznik ovasını ele geçirdikten sonra İstanbul'a en yakın iki mühim şehri, İznik ve İzmit'i almak için son bir atılım yapacaklardır

Kuşkusuz, 1329 Pelekanon Savaşı, İstanbul'un fethi gibi, Bizans ve Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından biridir.
Orhan gazi

Orhan gazi 1329 Pelekanon
Eskişehir savaşını kazandıktan sonra 1331'de İznik'i altı sene sonra da İzmit'i alacaktır. Bu arada Gebze ve Hereke dahil, sahildeki tüm küçük hisarlar, Osmanlı'nın eline geçecektir

50

Orhan gazi zamanında İstanbul Boğazı'na dayanılmışdır bizans ile 1329 baharında Gebze yakınında Pelekanon denilen yerde, Eskihisar yakınındaki düzlükte savaşılmıştır

1329 da bizans ordusu ile
Osmanlı ordusu savaşacak
Osmanlı ordusuna bizzat Orhan gazi kumanda edip Bizans ordusuna İmparator III. Andronikos kumanda edecek

1329 da bizans ordusu
Andronikos kumandasında
2000 kişidir izniki osmanlı
kuşatmadan kurtarmak için gelmişlerdir iznik, 30 yıl süre
Boyunca osman ve orhan gazinin kuşatması altındadır

Bursa'nın fethi 6 Nisan 1326
orhan gazi

orhan gazi bizans imparatoru
gelmeden Eskihisar tepelerini
ele geçirmiş Bizans ordusu Pelekanon savaşı ile yenilgiye uğratılmışdır Savaş, 1329 Haziran başına rastlar zaferin sonucu, İznik fetih olunmuşdur

Orhan gazi 1329 Haziranın da izniki fethederek Osmanlılar 1300'den beri Osman Gazî'nin amaçladığı gayeye erişmiştir

Bursa ile İznik'in fethi ile Osmanlı Beyliği doğrudan doğruya Bizans'ı tehdit eden bir güç haline gelmiştir

Osmanlı zamanında Roma ve Bizans dönemlerinde İzmit imparatorluğun dört büyük şehri arasında olup tepede güçlü kalesiyle zaptı güç bir şehirdi.

Orhan gazi Bursa ve İznik i
Fethetmiş bizansın güçlü kalesi İzmiti kuşatmış burayı almak için Osmanlılar İzmit'i aç bırakarak teslime zorlamıştır
 

Murataltug

Doçent
1333 yılı Ağustos ayında Orhan Gazî'nin 36 gemiyle İzmit seferine çıkmış ve geceleyin bizans sahiline çıkartma yapmışlardır

Orhan gazinin izmit seferi ile
bizans ve osmanlı arasında ilk antlaşma imzalanmış bizans osmanlıya Vergi ve haraç ödeyen bir devlet olmuştur

Orhan gazi zamanında
Bizans kesinlikle Osmanlı
sultanına harâc ödeyen bir bağımlı devlet haline gelmiştir

Sırp ve Bizans osmanlıya karşı
ittifak kurmuş I. Murad ise 1371 Çirmen Savaşı'nda bu ittifakı yenilgiye uğratmıştır

Koyunhisar Bapheus savaşı
Sonucunda Osman Gazî 1302 yılında Muzalon idaresindeki Bizans ordusunu denize dökmüştür

Orhan Gazî döneminde, Sakarya üzerinde Şehzâde Süleyman idaresinde bir uc Sapanca Gölü kıyısında Akça Koca'nın İzmit'e akın merkezi olan Beşköprü'de ise başka bir uc bölgesi vardı.

Orhan Gazî döneminde,
Pendik, Aydos ve İstanbul da uc bölgelerinde Abdurrahman Gazî kumandasındaki, gazîler faaliyetteydiler 1337 İzmit kuşatmasında tüm gazîler gelip, Orhan Bey'in ordusuna katılmışdır

Orhan Gazî bizansın elindeki
İzmiti kuşatmadan önce Yalak-Ova(yalova)'daki iki hisar ele geçirmişdir

Orhan Bey, ordusuyla İzmit Kalesini kuşatınca tüm gazîler
ona katıldılar açlık ve kuşatma
ya dayanamayan bu bizans kalesi 1337 de orhan gaziye
teslim olmuştur

1337 yılında artık Osmanlı Beyliği'nin sınırları, Gebze ve İzmit'i de içine alarak Karadeniz'e kadar uzanıyordu
 

Murataltug

Doçent
Orhan gazi döneminde Bursa, İznik ve İzmit gibi Bizans'ın üç büyük şehrinin ele geçirilmesi, Osmanlı'nın varlığını bağımsız bir devlet olarak sürdürecek güce ulaştığını gösteriyordu.


Orhan Gazî 1336 yılında gümüş sikke bastırarak, bağımsızlığını ilân etti.


sultan unvanını alan ilk bey, Orhan Gazî'dir.Ondan önce bütün beyler emîrü'l-kebîr yahut bey unvanını kullanırdı.


1336 yılında İlhanlı hükümdarı Ebu Said'in İran'da ölmesi ve çocuğunun olmaması
imparatorluğun dağılmasına neden olmuştur


1336 da İlhanlı hükümdarının
Ölmesi ile Anadolu'daki bütün emîr ve beyler sultan unvanını almaya başlamışlardır. Ondan önce alamazlardı. Çünkü bu, hem Selçuklu hem de İlhanlı sultanına karşı bir isyan anlamı
Taşırdı


Orhan gazi döneminde Türkler
Balkanlara yerleşmiş ve Bizans İmparatoru V. Ioannis bütün ümidini Avrupa'dan gelecek Haçlı seferine bağlamıştır


Orhan gazinin 12 yaşındaki oğlu Halil, 1357 yazında Foçalı Rum korsanlar tarafından İzmit Körfezi'nde esir edilmişdir


Rumeli fâtihi Şehzâde Süleyman Paşa'nın ölümü ve
Orhan gazinin oğlunun esir alınması sonucu Osmanlı
Bizans karşısında bir anlaşma imzalamak zorunda kalmıştır


Orhan gazi oğlunun rum korsanlar tarafından eşir edilmesi ile bizansla anlaşır
Buna göre Orhan, Bizansa yapılan her saldırıyı durdurup oğlunu kurtarmaya giden gemilerin bütün masraflarını üzerine alacaktı


Orhan gazi oğlunun rum korsanlarca esir edilince bizansla anlaşır Buna göre
imparatorun borçları
affedilecekti bu antlaşma ile
Osmanlı önemli bir bekleme ve gerileme dönemine girmiştir


Orhan gazinin oğlu esir edilince Osmanlı gerileme dönemine girmiştir ve 1359'da oğlu kurtarılına kadar Rumelide
ki Osmanlı faaliyeti durmuşdur


Orhan gazi döneminde Bizans
Osmanlı'ya harâc ödemeye başlamışdır.


1334'te Bizans orhan gaziye
İzmit'i rahat bırakmak karşılığı yıllık bir harâc ödemeyi kabul etmiştir


Bizans 1371 Meriç Savaşı'ndan sonra, Osmanlılara yıllık 15.000 hyperpera, yani 7.500 Venedik
altını harâc vermeye başlamış, Osmanlıya bağımlı bir devlet
durumuna düşmüştür


Orhan gazi oğlu halili esaretten
Kurtarmak için fidye olarak 30.000 Venedik altını ödemiştir Halil kurtarılınca. Bizans imp. Ioannis'in küçük kızı Irene ile nişanlanmışdır
 
Üst