tugbagaleri
Profesör
- Katılım
- 13 Mayıs 2006
- Mesajlar
- 2,224
- Reaksiyon puanı
- 47
- Puanları
- 228
Not: Evrim konusu biliyorsunuzki polemik malzemesi yapılması bakımından oldukça bereketli bir mevzu bu konu genelde Ateis-teist yada dininni sevenler ile onu yok etmek isteyenlerin temsilcileri arasında kanlı bıçaklı bir konuymuş gibi sunulmak istenir savunursan böylesindir savunmassanda öylesindir kalıpının dışına çıkan görüşlerinde oldugu düşünüyordum ve bu düşünceme uyan güzel bir yazı okudum paylaşmak istiyorum
Evrime karşı hezeyan
Oysa, O sizi türlü merhalelerden geçirerek yaratmıştır.
Nuh- 14
Allah her hayvanı sudan yarattı.İşte bunlardan bazısı karnı üstüne yürüyor,Bazısı iki ayağı üstünde yürüyor.Bazısı dört ayak üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır,şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.
Nur- 45
Bakın bu anlatacağım sahiden komik…
Seneler evvel, televizyonun sesini sonuna kadar kısarak ders çalıştığımız gecelerden birinde, gözümüz ansızın ekrana kilitlendi zira yaşlıca bir adamcağız önündeki panoya Darwin’in ve Marx’ın bol sakallı birer resmini koymuş, elindeki ders sopasını hani mümkün olsa ekrandan gözümüze sokacak gibi sallayarak, bir şeyler anlatıyordu.
Ortada matrak bir şeyler döndüğünü hemen sezerek, televizyonun sesini açtık. Hem matraktı hem de inanılmazdı çünkü adamcağız hızını alamamış ve bu konudaki cehaletini örtmek için panodaki resimler ile dalga geçiyordu.
“Şunlara da bakın hele” diyor ve şöyle devam ediyordu ;
“Şunlara da bakın hele…Kendileri bu suratlar ile düpedüz maymuna benziyorlar diye, hepimizin maymundan geldiğini iddia ediyorlar “
Sonra da birden heyecanlanarak resimlere doğru döndü ve; “ Sizsiniz maymun” diye haykırdı…
Allah’ım sen bize sabır ver..
Hatırlıyorum da; Bir ara da sokaklarda bir takım insanlar bu konuda kitapçıklar dağıtırlardı. Oysa pek çoğumuz biliyorduk ki, bunların ilk ortaya çıkışı, önce Batı kilisesine daha sonra yani yakın çağda da, komünizme karşı din silahını kullanmaya başlayan Truman’ın kontrolündeki bazı Amerikalı üniversite hocalarının hazırladığı kitaplara ve bu okullarda gerçekleştirilen evrim karşıtı protestolara, velhasıl ta 1950’li yılların Amerika’sına dayanıyordu.
Ve, bu münakaşanın en temel nedenlerinden birisi, tarafların kendi ideolojilerini güçlendirme adına bilimsel çalışmalara yön vermesi ve ideolojilerini mantıksal bir bütünlük içine oturtmaya çalışmaktı. Evrim Teorisi de, aslında Tanrı’nın varlığı veyahut yokluğuna dair hiçbir kesin önermeye sahip olmamasına rağmen, Sovyet Rusya ve diğer demirperde ülkeleri tarafından sahiplenildiği için, tüm hezeyanı komünizmin felsefi zeminini çürütmek olan, kapitalist cephe tarafından tehlikeli arz edilmişti.
Velhasıl, Türkiye gibi olası bir komünizm tehdidinin yoğun biçimde empoze edildiği ve bu nedenle Abd’ye yaklaşan ülkelerde de, hiçbir mantıklı argümana sahip olmayan gizli bir kilise ve amerikan propagandası yürütülmeye başlanmıştı. O nedenle, açıp mukayese ettiğinizde o Amerikan yayınlarının kötü birer tercümesi olduğunu kolaylıkla görebileceğiniz bu kitaplar da, sokaklarda insanlara haniyse zorla satılmaya çalışılmıştı. Ucuzdu da…Ve 2 sayfada bir, insanın maymundan gelmediği çünkü ilk bulunan insan fosilinin maymunlardan önceki zamanlara ait olduğunun vurgulandığı ve okuyucularını geri zekalı yerine koyan bu kitapçıkları, mizah dergisi niyetine okuyup eğlenirdik biz de..
Gülerdik ancak ağlanacak halimize gülerdik.
Zira, konu hakkında hiç bir bilgiye sahip olmayan insanlar tarafından, her nasılsa daima maymun ile özdeşleştirilen ve genellikle insanın maymundan geldiğini söylediği yolunda bir iddiadan başka bir şey olmadığı sanılan teori, aslında en basit izahı ile canlıların jenerasyonlar ve zaman içerisinde ortam koşullarına uyum sağlayacak bir şekilde değişime uğradığından bahsetmektedir..Ve biraz daha iyi incelendiği zaman, bu adaptasyonun veyahut doğal değişimin özünde Yaratıcının varlığını inkar edecek doğa yasaları yerine konulmadığı anlaşılır.
Ve aslında biliyorsunuz ki; canlıların zaman içerisinde ortam koşullarına uyum sağlayacak bir biyolojik evrim içinde yaratıldığı fikri, Darwin veyahut Lamarck’tan yüzyıllar önce Müslüman alimler tarafından telaffuz edilmiş idi.
Zaten biliyorsunuz ya da koyu bir taassup ile görmezden mi geliyorsunuz bilmiyorum lakin, Kuran-ı Kerim ve hadislerden yola çıkan önemli sayıda Müslüman alim, halihazırda türlü münakaşalara sebep olan Darwin teorisinin üzerinde bazı argümanlar ile evrimci yaratılışı öngörmüşlerdi bile.
Örneğin, 9.yy da yaşamış olan Basra’lı çok önemli kelamcılardan İbrahim Nazzam’a göre, türlerin ve alemin ilk tohumu olarak yaratılan ilk varlık, kendisinden sonra ortaya çıkacak olan varlıklara da kaynaklık etmiş ve canlı türleri de, bir halden başka hale geçerek, kozmolojik bir evrimci yaratılış meydana getirmişlerdir.
Yine başka bir Basra’lı alim olan Cahız, “Kitab’ül Hayavan” isimli eseri ile hocası Nazzam’ın fikirlerini iyiden iyiye geliştirir ve ilk basit türlerin evriminden silsilevi şekilde diğer canlı türlerinin oluştuğunu ortaya koyarak, biyolojik evrim teorisinin temellerini atar. Cahız, açık nokta bırakmayarak bugün mutasyon olarak tabir ettiğimiz kavramı da detaylı olarak izah eder ve pek çok örnek ile görüşünü temellendirir. Ona göre, kainatın hakimi Allah, kainatı ve içerisindeki canlıları sürekli bir evrime ev sahipliği yapacak şekilde yaratmıştır.
Yetmiş astronomi, yirmiden fazla matematik kitabına sahip olan ve eserlerinin toplamı yüzeliden fazla olan meşhur Müslüman alim Biruni de, biyolojik evrimi savunan alimler arasındadır. Ona göre doğada bulunan canlıların evriminin sahip olduğu eşsiz denge, Allah’ın yarattığı hiçbir şeyde başıboşluğa ve tesadüfe kanıt olmadığının en güzel delillerindendir.
İbrahim Nazzam, Cahız ve Biruni’yi destekler mahiyette bir evrimci görüş ileri süren Müslüman alimlerden bir diğeri de, 12. yy da yaşamış olan Endülüs’lü büyük alim İbn Tufeyl’dir. Alegorik öyküler ve öykümsü anlatılardan yola çıkarak roman boyutlarına olağanüstü eseri Hayy bin Yakzan’da, çamurdan insana dönüşen ilk insanın oluş sürecinin belli bir zaman içerisinde gerçekleşmesini muazzam bir dil ile anlatır.
Sıklıkla istifade ettiğimiz büyük üstad İbn Haldun da, Mukaddime’de yaratılışın esasında evrimsel bir sürecin rol oynadığını ifade eder.
Velhasıl, yazının hacmini zorlayacağından belirtmediğimiz lakin biraz merak sahiplerinin kolayca öğreneceği üzere pek çok büyük Müslüman alim evrimci bir yaratılışı savunarak, bu yönde tevillerde bulunmuşlardır.
O nedenle, Hz Adem’den öncesine ister düşünürsünüz ister düşünmeyi reddedersiniz bu sizin bileceğiniz iş lakin bizim meselemiz bu da değil zaten...
Yahu bize ne Darwin’den… Darwin teorisinin muhatabı bizler miyiz ya da bu bizim meselemiz mi ki, çok öncelikli başka bazı sorunları görmezden gelerek ucuz tercüme kitaplar eşliğinde heyecana geliyoruz…
Ve neden asıl düşünülmesi gerekenler üzerine düşünmüyoruz da, evrime karşı suni bir ittifakı körüklüyoruz….
Hem bırakalım maymunu falan da, şunu soralım kendimize;
Sahi insan nerede artık ?
Kaynak Peren Birsaygılı
Evrime karşı hezeyan
Oysa, O sizi türlü merhalelerden geçirerek yaratmıştır.
Nuh- 14
Allah her hayvanı sudan yarattı.İşte bunlardan bazısı karnı üstüne yürüyor,Bazısı iki ayağı üstünde yürüyor.Bazısı dört ayak üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır,şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.
Nur- 45
Bakın bu anlatacağım sahiden komik…
Seneler evvel, televizyonun sesini sonuna kadar kısarak ders çalıştığımız gecelerden birinde, gözümüz ansızın ekrana kilitlendi zira yaşlıca bir adamcağız önündeki panoya Darwin’in ve Marx’ın bol sakallı birer resmini koymuş, elindeki ders sopasını hani mümkün olsa ekrandan gözümüze sokacak gibi sallayarak, bir şeyler anlatıyordu.
Ortada matrak bir şeyler döndüğünü hemen sezerek, televizyonun sesini açtık. Hem matraktı hem de inanılmazdı çünkü adamcağız hızını alamamış ve bu konudaki cehaletini örtmek için panodaki resimler ile dalga geçiyordu.
“Şunlara da bakın hele” diyor ve şöyle devam ediyordu ;
“Şunlara da bakın hele…Kendileri bu suratlar ile düpedüz maymuna benziyorlar diye, hepimizin maymundan geldiğini iddia ediyorlar “
Sonra da birden heyecanlanarak resimlere doğru döndü ve; “ Sizsiniz maymun” diye haykırdı…
Allah’ım sen bize sabır ver..
Hatırlıyorum da; Bir ara da sokaklarda bir takım insanlar bu konuda kitapçıklar dağıtırlardı. Oysa pek çoğumuz biliyorduk ki, bunların ilk ortaya çıkışı, önce Batı kilisesine daha sonra yani yakın çağda da, komünizme karşı din silahını kullanmaya başlayan Truman’ın kontrolündeki bazı Amerikalı üniversite hocalarının hazırladığı kitaplara ve bu okullarda gerçekleştirilen evrim karşıtı protestolara, velhasıl ta 1950’li yılların Amerika’sına dayanıyordu.
Ve, bu münakaşanın en temel nedenlerinden birisi, tarafların kendi ideolojilerini güçlendirme adına bilimsel çalışmalara yön vermesi ve ideolojilerini mantıksal bir bütünlük içine oturtmaya çalışmaktı. Evrim Teorisi de, aslında Tanrı’nın varlığı veyahut yokluğuna dair hiçbir kesin önermeye sahip olmamasına rağmen, Sovyet Rusya ve diğer demirperde ülkeleri tarafından sahiplenildiği için, tüm hezeyanı komünizmin felsefi zeminini çürütmek olan, kapitalist cephe tarafından tehlikeli arz edilmişti.
Velhasıl, Türkiye gibi olası bir komünizm tehdidinin yoğun biçimde empoze edildiği ve bu nedenle Abd’ye yaklaşan ülkelerde de, hiçbir mantıklı argümana sahip olmayan gizli bir kilise ve amerikan propagandası yürütülmeye başlanmıştı. O nedenle, açıp mukayese ettiğinizde o Amerikan yayınlarının kötü birer tercümesi olduğunu kolaylıkla görebileceğiniz bu kitaplar da, sokaklarda insanlara haniyse zorla satılmaya çalışılmıştı. Ucuzdu da…Ve 2 sayfada bir, insanın maymundan gelmediği çünkü ilk bulunan insan fosilinin maymunlardan önceki zamanlara ait olduğunun vurgulandığı ve okuyucularını geri zekalı yerine koyan bu kitapçıkları, mizah dergisi niyetine okuyup eğlenirdik biz de..
Gülerdik ancak ağlanacak halimize gülerdik.
Zira, konu hakkında hiç bir bilgiye sahip olmayan insanlar tarafından, her nasılsa daima maymun ile özdeşleştirilen ve genellikle insanın maymundan geldiğini söylediği yolunda bir iddiadan başka bir şey olmadığı sanılan teori, aslında en basit izahı ile canlıların jenerasyonlar ve zaman içerisinde ortam koşullarına uyum sağlayacak bir şekilde değişime uğradığından bahsetmektedir..Ve biraz daha iyi incelendiği zaman, bu adaptasyonun veyahut doğal değişimin özünde Yaratıcının varlığını inkar edecek doğa yasaları yerine konulmadığı anlaşılır.
Ve aslında biliyorsunuz ki; canlıların zaman içerisinde ortam koşullarına uyum sağlayacak bir biyolojik evrim içinde yaratıldığı fikri, Darwin veyahut Lamarck’tan yüzyıllar önce Müslüman alimler tarafından telaffuz edilmiş idi.
Zaten biliyorsunuz ya da koyu bir taassup ile görmezden mi geliyorsunuz bilmiyorum lakin, Kuran-ı Kerim ve hadislerden yola çıkan önemli sayıda Müslüman alim, halihazırda türlü münakaşalara sebep olan Darwin teorisinin üzerinde bazı argümanlar ile evrimci yaratılışı öngörmüşlerdi bile.
Örneğin, 9.yy da yaşamış olan Basra’lı çok önemli kelamcılardan İbrahim Nazzam’a göre, türlerin ve alemin ilk tohumu olarak yaratılan ilk varlık, kendisinden sonra ortaya çıkacak olan varlıklara da kaynaklık etmiş ve canlı türleri de, bir halden başka hale geçerek, kozmolojik bir evrimci yaratılış meydana getirmişlerdir.
Yine başka bir Basra’lı alim olan Cahız, “Kitab’ül Hayavan” isimli eseri ile hocası Nazzam’ın fikirlerini iyiden iyiye geliştirir ve ilk basit türlerin evriminden silsilevi şekilde diğer canlı türlerinin oluştuğunu ortaya koyarak, biyolojik evrim teorisinin temellerini atar. Cahız, açık nokta bırakmayarak bugün mutasyon olarak tabir ettiğimiz kavramı da detaylı olarak izah eder ve pek çok örnek ile görüşünü temellendirir. Ona göre, kainatın hakimi Allah, kainatı ve içerisindeki canlıları sürekli bir evrime ev sahipliği yapacak şekilde yaratmıştır.
Yetmiş astronomi, yirmiden fazla matematik kitabına sahip olan ve eserlerinin toplamı yüzeliden fazla olan meşhur Müslüman alim Biruni de, biyolojik evrimi savunan alimler arasındadır. Ona göre doğada bulunan canlıların evriminin sahip olduğu eşsiz denge, Allah’ın yarattığı hiçbir şeyde başıboşluğa ve tesadüfe kanıt olmadığının en güzel delillerindendir.
İbrahim Nazzam, Cahız ve Biruni’yi destekler mahiyette bir evrimci görüş ileri süren Müslüman alimlerden bir diğeri de, 12. yy da yaşamış olan Endülüs’lü büyük alim İbn Tufeyl’dir. Alegorik öyküler ve öykümsü anlatılardan yola çıkarak roman boyutlarına olağanüstü eseri Hayy bin Yakzan’da, çamurdan insana dönüşen ilk insanın oluş sürecinin belli bir zaman içerisinde gerçekleşmesini muazzam bir dil ile anlatır.
Sıklıkla istifade ettiğimiz büyük üstad İbn Haldun da, Mukaddime’de yaratılışın esasında evrimsel bir sürecin rol oynadığını ifade eder.
Velhasıl, yazının hacmini zorlayacağından belirtmediğimiz lakin biraz merak sahiplerinin kolayca öğreneceği üzere pek çok büyük Müslüman alim evrimci bir yaratılışı savunarak, bu yönde tevillerde bulunmuşlardır.
O nedenle, Hz Adem’den öncesine ister düşünürsünüz ister düşünmeyi reddedersiniz bu sizin bileceğiniz iş lakin bizim meselemiz bu da değil zaten...
Yahu bize ne Darwin’den… Darwin teorisinin muhatabı bizler miyiz ya da bu bizim meselemiz mi ki, çok öncelikli başka bazı sorunları görmezden gelerek ucuz tercüme kitaplar eşliğinde heyecana geliyoruz…
Ve neden asıl düşünülmesi gerekenler üzerine düşünmüyoruz da, evrime karşı suni bir ittifakı körüklüyoruz….
Hem bırakalım maymunu falan da, şunu soralım kendimize;
Sahi insan nerede artık ?
Kaynak Peren Birsaygılı