Dilimizi Koruyalım...

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan HRNKC
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

HRNKC

Profesör
Katılım
1 Ağustos 2008
Mesajlar
4,159
Reaksiyon puanı
20
Puanları
218
Aslında bu başlığı seçerken “Acaba kavram olarak bir yanlışlığa sebep olabilir mi?” diye uzun süre kararsız kaldım. Çünkü ancak aciz, bakıma muhtaç olan bir şey koruma altına alınır. Bu tarz bir söylemle dilimizin acizliğini, korunmaya muhtaç olduğunu ima ederek ona hakaret mi ediyordum? Hayır, kesinlikle hayır. Biliyorum ki bizim dilimiz tarihler boyu, zengin bir kültür, bilim ve sanat dili olarak var olmuş ve bu varlığını da ebediyen sürdürecektir.



Ancak zaman içerisinde dilimizin güncel sorunlar sonucu kirletilmeye başlatıldığı da hiç kimsenin göz ardı edemeyeceği acı bir gerçektir. Başımızı kuma gömerek bunu görmemezlikten gelmek aymazlığın ta kendisidir. Bunun nedenleri ve niçinleri üzerinde duracak değilim. Amacım, bu aymazlığa dur diyerek, gittikçe körelmeye başlayan toplumdaki dil bilincini yeniden canlandırmak, bu doğrultuda da alaca karanlık içindeki dilimiz adına bir mum yakıp parıltısına parıltı katmaktır, gücümün yettiğince.


Bugün dilimizdeki sözcük sayısının 75.000 olduğunu düşünürsek (TDK Türkçe Sözlük 1998) ve biz bu dağarcık içindeki sözcüklerimizin sadece 200-300 en fazla 500 kadarıyla yetinip gerisini sayfalar arasına mahkûm ediyor ve gerek duyulduğunda dış kaynaklı karşılıklarına “havalı” oluyor diye itibar ediyorsak, hiç bir zaman yabancı sözcüklerin istilasıyla oluşan tabelalardan dolayı sokaklarımızın bize yabancılaştığından şikâyetçi olmaya hakkımız olamaz.



Tarihin kayıtlarına göre, Osmanlı Devletinin son günlerindeki işgal döneminde İstanbul caddelerinin görüntüleri de böyleymiş. Hadi o dönem diyelim ki kaçınılmaz zorunlu bir hâldi. Ya bugün! Arife gerekmezmiş tarif. Tarihten ders alamayan bir ulusun, geçmişini kaybettiği gibi gelecekten söz etmeye de hakkı yoktur. O tarih bir daha yazılmayacaktır.


Herkesi aslına davet ediyor, silkinip şöyle bir bakalım çevremize diyorum. Bakalım da görelim ne oyunlar tezgâhlanıyor: Vatan, millet adına. İlgisizlik arşa yükselirken entel geçinen özenti uşakları bilinçsizce açılan tezgâhta dilimi katledip gönüllü tezgâhtarlık yapıyor üç kuruşluk çıkar uğruna. Dil elden gitmiş kime ne?


DİLİMİZİ KORUYALIM ama bağnazca bir tutum sergileyerek değil. Dil toplumun, halkın malıdır. Halka ters düşmek ikilem doğurur. Yanlış ama yaygın olan bir kullanımın önüne geçemezsiniz. Bunu zorlamaya çalışırsanız yapmanız gereken yeni düzenlemelerde de güven sağlayamazsınız. Dilimizde yaşayan, yaygın bir kullanım alanına sahip, yazımı ve söylemiyle artık bizden bir parça halini almış bu sözcükleri “yabancı kökenlidir” diye dışlayamazsınız. Yoksa siz dışlanırsınız. Bu durumda yapılması gereken şey o sözcüğe karşı Türkçe eş anlamlı bir sözcük türetmektir. Zaman içerisinde ana dilin verdiği tad, yabancı sözcüğü dışlayacak, o sözcüğü öldürecektir. Bunun gerçekleşmesi için olmazsa olmazların en başında, bilimsellik ve halkla bütünleşmek gelir. Halktan kopuk bir aydın kesim halkın diline ne derece gerçekçi anlamda tercüman olabilir. Masa başında kariyer yapmanın, politika üretmenin, bireyselliğin dışında kime faydası olabilir. Ama dil bireyselliğin aşılmasını gerektiren millî bir bütünlüğün temeli değil midir?


Bilim dünyasındaki hızlı gelişim ve buna paralel olarak gelen araç ve gereçlerin önüne set çekmenin mantığı olabilir mi? Elbette hayır. Ama bu ürünlerin, beraberinde gölge gibi sinsice ve acımasızca dilimize sokmaya çalıştıkları sözcükleri yanlarında getirmelerine de izin veremeyiz. Vermememiz gerekir. En kısa zamanda bunları adlandıracağımız sözcükleri gün ışığına çıkarmalıyız. Bir anlık gecikmenin bile vereceği zarar, çığa dönüşen kar zerreciğinden farklı olmayacaktır. Eğer başı boş bırakılır, bir sözcükten bir şey olmaz, düşüncesi arkasına gizlenerek avuntu içine girersek sadece ve sadece kendimizi kandırmış oluruz. Bu damlacıkların zamanla nelere mal olacağı, göl mü yoksa sel mi olacağı, önünde nasıl durulacağı iyi hesaplanmalıdır.


Sözcüklerin türetimi sırasında iki aşamalı yol izlenmek zorundadır. Bu iki aşamada bilimsellik ön planda olmalıdır.


1- Meslekî açıdan inceleme: Kullanıma yeni giren ürünle ilgili uzman kişilerin bir araya gelerek yapacakları inceleme sonucu hangi kavramların ortaya çıkabileceğini belirlemeleri gerekmektedir.


2- Dil açısından inceleme ve sonuçlandırma: Birinci aşamadaki uzman kişilerin elde ettikleri veriler, dil uzmanlarıyla bir araya gelinerek tartışmaya açılmalı ve sonuçta dilin yapısına uygun en güzel yapılar belirlenmelidir.

Bu iki aşama birbirini tamamlayan bir mekanizma olmak zorundadır. Aksi takdirde birinden birinin işin dışında bırakılması sonuçun sağlıklı olmayacağı ve işin şansa bırakılacağı anlamına gelecektir. Burada da iş yine bireysellikten ziyade grup çalışmasına düşmektedir. Ancak ve ancak bu şekilde dil kirliliğinin önüne geçilebilir. Ülkemizde de bu işlerin yürütülmesinden sorumlu olarak TDK ön plana çıkmaktadır. Bu yasalar gereği de böyledir. Ancak yasalar TDK’ye bu görevi verirken bize de “Siz durun, bu sizin işiniz değil!” dememiştir. Dolayısıyla bir kenarda seyirci kalıp birilerinden medet umacağımıza bir an önce bu ulusun bir bireyi olarak sorumluluğumuz olması gereken şeyi yani “boşvercilik” kınından sıyrılarak üstümüze düşeni, dilimize sahip çıkıp onu korumayı üstlenmeliyiz.
Kendimizle barışık olamadığımız, başkalarının bizden üstün olduğu düşüncesinin ezikliğinden kurtulamayıp dilimize, dinimize, kültürümüze sahip çıkamadığımız, hele hele yozlaşmasına “bananecilikle” yaklaşarak tarihimizi, onurlu geçmişimizi unutup onursuz yarınlara meyl ettiğimiz sürece boyunduruk boynumuzun borcudur.

Gelecek kuşakların hâlâ gurur duyabilecekleri bir dilinin olmasını istiyor,

Türk’e Türkçe'den başka bir dil yakışmaz diyorsak gelin DİLİMİZİ KORUYALIM.



'Kaynak'
 

findukfaresi

Dekan
Katılım
29 Mart 2008
Mesajlar
7,300
Reaksiyon puanı
73
Puanları
0
şimdi ben de kesnlkle katılıyorum dicem herkes sen önce kendi konuşmana bak diyecek sonra ben de savunmaya geçecem kavga çıkacak
 

Be5tE

Dekan
Katılım
22 Nisan 2008
Mesajlar
7,346
Reaksiyon puanı
5
Puanları
0
ya evet öyle de bir durum söz konusu corpusum :) Yeri geliyor bende abuk sabuk konuşuyorum ama benim bu bilincimde var. Gereken yerde Türkçe mi en güzel ve doğru şekilde söylüyor , yazıyorum ama forum gibi ortamda bozuluyor. AMa bu bilince sahibim.
 

findukfaresi

Dekan
Katılım
29 Mart 2008
Mesajlar
7,300
Reaksiyon puanı
73
Puanları
0
ben değil yerine deyil,yanlış yerine yalnış,eğlenmek yerine eylenmek,herkes yerine herkez yazılmasından haz etmiyorum. msnde falan kısaltma yapmayı takmıyorum...
 

HRNKC

Profesör
Katılım
1 Ağustos 2008
Mesajlar
4,159
Reaksiyon puanı
20
Puanları
218
ben değil yerine deyil,yanlış yerine yalnış,eğlenmek yerine eylenmek,herkes yerine herkez yazılmasından haz etmiyorum. msnde falan kısaltma yapmayı takmıyorum...

Msn dili; hani şu karşımızdakilerin ne söylediklerini anlamak için denklem kurmak zorunda kaldığımız dil... :pinch:
 

findukfaresi

Dekan
Katılım
29 Mart 2008
Mesajlar
7,300
Reaksiyon puanı
73
Puanları
0
gene de anlaşılabilir bi dil olduktan sonra kısaltma yapmann bi sakıncası yok bencedaha pratik oluyor tabi bu benm fikrm karşı çıkanlar olacaktır illa ki

ama ne olur Türkçemizin kurallarını bilelim yazım yanlışı yapmayalım dilbilgisine önem verelm
 

Be5tE

Dekan
Katılım
22 Nisan 2008
Mesajlar
7,346
Reaksiyon puanı
5
Puanları
0
corpusum böyle dedin verelm yazdın. İşte demek istediğim şey de bu her zaman her dakika dikkat edemeyebiliriz. Yanlışlıklar olabilir. Msn 'ene gelince iki saat uzun uzun yaz olmuyor.Kısaltma da bence de sorun yok diyorum ya bir bilince sahip olmamız gerekmekte. Bilincindeysek sorun yok bence.
 

HRNKC

Profesör
Katılım
1 Ağustos 2008
Mesajlar
4,159
Reaksiyon puanı
20
Puanları
218
Kısaltma da bence de sorun yok diyorum ya bir bilince sahip olmamız gerekmekte. Bilincindeysek sorun yok bence.

İşte sorun burada başlıyor değerli Beste... :innocent: Düşünsene herşeyin bilincindeyiz , yanlış olduğunu biliyoruz fakat kaçamaklar yapmaktan kendimizi alıkoymuyoruz... İşte bu bizim yy lardır tarihe yansıyan karakteristik yapımız... Biz kendi dilimize sahip çıkmadıkça elin conisinin onu sömürmek konusunda hiçte zorluk çekmeyeceği kesinlik kazanmış oluyor... Günümüz dünyasında aldığımız elektronik cihazların kutusundan kullanma klavuzu Türkçe çıkmıyorsa bu bizim suçumuzdur... Biz rahatız coni rahat , alan memnun satan memnun... Neden bir Fransız ya da Alman , ingilizce bildiği halde konuşmaz... Acaba bunu kaç Türk vatandaşı kendi kendine sormuştur ?
 

HRNKC

Profesör
Katılım
1 Ağustos 2008
Mesajlar
4,159
Reaksiyon puanı
20
Puanları
218
hiçte değil hiç de
klavuz değil kılavuz...

Yozlaşmanın kanıtları , işte bunlardan bahsediyorum...Hangimiz yozlaşmadık ? Keşke herkes böyle birbirine uyarı yapıp dursa... Yanlışlar birer birer düzelse...
 

meçhul_yolcu

Profesör
Katılım
7 Ekim 2008
Mesajlar
1,118
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Türkçemiz parmak izimizdir!...
Bizi bize,bizi herkese anlatır,sevdirir,saydırır.
Çağdaş uygarlığın üstüne taşır.

Yabancı dillere sildirmeyelim,
Dünyadan silinmeyelim...

Dilim dilim oldu dilim...g yerine q ,s yerine 5 ,v yerine w...

250.jpg
 

pesimist

Rektör
Emektar
Katılım
30 Eylül 2005
Mesajlar
18,673
Reaksiyon puanı
2,165
Puanları
3,358
Yaş
41
"Türk’e Türkçe'den başka bir dil yakışmaz diyorsak gelin DİLİMİZİ KORUYALIM"

bunu yazan arkadaşın imla kurallarını öğrenmesi gerekiyor başta.. Ama yazdıklarına katılıyorum.
 

Mai Nai

Guru
Emektar
Katılım
23 Ağustos 2008
Mesajlar
21,614
Reaksiyon puanı
160
Puanları
243
Türkçemizi korumak istiyorsak bugünün çocuklarına iyi eğitim vererek bu işe başlamalıyız.Hem dil hemde örf ve adetlerimizi onlara aşılamayız.Çocuklarına sevgi vermeyen, onları sadece para ile besleyen ana babaların şaheserleri şimdi sokakta emo, gothic, metalci, pankçı gibi atalarına ihanet eden bir topluluk olarak geziyorken,dile sadece onu önemsiyenler sahip çıkabilir.Onlar için yapılabilecek pek fazla birşey olduğunu sanmıyorum.
 

Berkin Bozdoğan

Profesör
Katılım
18 Mayıs 2005
Mesajlar
4,926
Reaksiyon puanı
39
Puanları
0
Merhaba Arkadaşlar,

Öncelikle bir ricam var. Sakın bu konuda, birbirimizi yazdıklarına tashih yapmayalım. Emin olun, her gün işi onlarca sayfa yazmak ve okumak olan insanlar olarak, kırmızı kalemlerle foruma girişsek üç günde buradan cesedimiz çıkar; forum da düzeltmeler sebebiyle kıpkırmızı olur. Herkesin mümkün mertebe dikkat etmesini rica etmek güzel bir şey. Fakat, tutup herkesin mükemmel yazmasını beklemek zor, hatta imkânsız.

Diğer taraftan, internetin Türkçe kullanım kalitesini düşürdüğü bir gerçek. Garip kısaltmalar, anlaşılmaz sözler ve daha kötüsü, ecnebi dillerden doğrudan alıntı yapıldığında sanki başka bir hava veriyomuşçasına dile getirilen sözcükler bizim en büyük düşmanımız. Bir söz var; "Türkçe, Turkche olmasın". Doğru Türkçe için ilk ölçüt bu olmalı. Buradan başlarsak her şey daha güzel olur. Bu arada, yaygın kanının aksine Türkçe'de "herşey" diye bir sözcük bulunmamaktadır.

Neticeden uydurma ve önerilen güzel Türkçe karşılıkları yerine imkânlar dahilinde sürekli ecnebicesi tercih edilen sözcükler konusunda ise Budaklı Meşe Odunu™ teknlojisini kullanma taraftarıyım. Herhangi bir yerde, herhangi birisi, inovasyon, residanz/rezidans, olabilite... gibi sözcükleri sarf ettiğinde ağzını burnunu dağıtma isteğiyle yanıp kavrulduğumu belirtmeliyim. Ama öyle bir dağıtacaksın ki, toparlaması için uzunca bir zaman gerekecek; bu işi ne kadar ciddiye aldığımı da net şekilde anlayacak.

İşin kötü bir kısmı da rahatlığımız sebebiyle teknik terimleri olduğu gibi almamız. Göz doktorlarının, gözün netleme yapma yeteneğine "fiksasyon" dediğini öğrendiğim gün, bunu icat edenlere okuduğum bela, gazeteler tarafından cüz cüz dağıtılsa, dünyanın en uzun süreçli maarif hareketi diye Guiness'e girerdi.

Teknoloji yayıncısı olarak, derdimiz şüphesiz daha büyük. Benim kendi adıma kullanmayı sevmediğim birçok çakma biçimde Türkçe'ye sokulmuş salak sözcük var: Kapasite, kondansatör, web, overclock, performans... Bunların hepsi doğrudan ecnebicede nasıl yazılıyorsa okunduğu gibi Türkçe'ye aktarılmış durumda. Hepsine karşılık bulmak önermek mümkün ama işte aradaki bazı terimleşmiş şeylerin döndürülmesi çok zor. Elektronik konusunda uzman olanlar bilir, kondansatöre yeni bir isim versek, tutar mı? Sanmam. Bu sebeple tanımadığım ama mezarında kulaklarını çınlattığım kişilere tekrar selam ediyorum. Çok mu zor geldi kardeşim?

Yeterince nefret kustuğumu düşünerek, son çağrımı yapıp izninizi rica ediyorum.

Dilimize sahip çıkalım, inovasyon, rezidans diyenleri, yazarken cümleye "slm nbr" şeklinde başlayanları, Emo tarzı yazmayı kendisine görev edinmiş kişileri gördüğümüz yerde dövelim, dövdürelim. Eğlenmek için üçe bir girişelim. Gen havuzunu kurutalım.

Güzel günler dilerim.
 

seciL

Dekan
Katılım
29 Eylül 2005
Mesajlar
5,118
Reaksiyon puanı
102
Puanları
228
kesinlikle çok çok çok yerinde mükemmel bir konu ve inanılmaz olmuş ellerine sağlık
bu konuda hepimize belli görevler düşüyor ne kadar ben yabancı kelime kullanmıyorm ben kısaltma yapmıyorm desek de hepimiz az çok bunu yapıyoruz,bu yazıları okuduktan sonra bilinçli ve duyarlı bi şekilde ele almak lazım sorunu
 

findukfaresi

Dekan
Katılım
29 Mart 2008
Mesajlar
7,300
Reaksiyon puanı
73
Puanları
0
kendi adıma söyleyeym
kısaltma yapıyorum ama değil yerine deyil yazmıyorum

yada ünsüz benzeşmesine dikkat ediyorum

yıllarca Türkçe dersi aldık
 

yuureii

Profesör
Katılım
13 Aralık 2007
Mesajlar
2,239
Reaksiyon puanı
3
Puanları
0
Yeterince nefret kustuğumu düşünerek, son çağrımı yapıp izninizi rica ediyorum.

Dilimize sahip çıkalım, inovasyon, rezidans diyenleri, yazarken cümleye "slm nbr" şeklinde başlayanları, Emo tarzı yazmayı kendisine görev edinmiş kişileri gördüğümüz yerde dövelim, dövdürelim. Eğlenmek için üçe bir girişelim. Gen havuzunu kurutalım.

Ben bu öneriye bayıldım. :D
 

Rapchy

Rektör
Emektar
Katılım
3 Ağustos 2008
Mesajlar
10,758
Reaksiyon puanı
119
Puanları
3,243
Üçe bir girişme etkili bir yöntem olabilir :happy:
 

Be5tE

Dekan
Katılım
22 Nisan 2008
Mesajlar
7,346
Reaksiyon puanı
5
Puanları
0
İşte sorun burada başlıyor değerli Beste... :innocent: Düşünsene herşeyin bilincindeyiz , yanlış olduğunu biliyoruz fakat kaçamaklar yapmaktan kendimizi alıkoymuyoruz... İşte bu bizim yy lardır tarihe yansıyan karakteristik yapımız... Biz kendi dilimize sahip çıkmadıkça elin conisinin onu sömürmek konusunda hiçte zorluk çekmeyeceği kesinlik kazanmış oluyor... Günümüz dünyasında aldığımız elektronik cihazların kutusundan kullanma klavuzu Türkçe çıkmıyorsa bu bizim suçumuzdur... Biz rahatız coni rahat , alan memnun satan memnun... Neden bir Fransız ya da Alman , ingilizce bildiği halde konuşmaz... Acaba bunu kaç Türk vatandaşı kendi kendine sormuştur ?


Haklısın. Ama Sen bile böyle düşünürken yanlış , eksik yazabiliyorsun. Söyler misin hangimiz Türkçeyi en doğru şekilde kullanıyoruz ?

Ama ben kendimce bana düşen görevi yerine getirmeye çalışıyorum.Asla ingilizce gerekse bile o dili kullanmam.EN başta Türkçeyi en doğru şekilde öğrenme taraftarıyım.
 

paleokastro

Doçent
Katılım
7 Aralık 2006
Mesajlar
646
Reaksiyon puanı
1
Puanları
0
Türkçemiz'i en doğru şekilde kullanabilmek için çok çaba harcamamız gerekecek, ama bu zahmete lütfen katlanalım arkadaşlar. Hiç değilse eğip bükmeyelim(emoca mıdır, nedir? İşte ondan bahsediyorum.) güzelim kelimeleri.

Hatırımda kaldığı kadarıyla Fransa'da cumhurbaşkanının da katıldığı bir toplantıda, Fransız dışişleri bakanının yabancı diplomatlara hitaben İngilizce konuşması üzerine cumhurbaşkanı kızarak toplantı salonunu terketmişti. Bizim de dilimize böylesine sahip çıkanlarımız neden olmasın?
 
Üst