Polislerin Facebook'taki diyalogları görenleri hayrete düşürüyor. İşte o sözler:
Gösteri ve yürüyüşlerdeki sert müdahaleleriyle sürekli eleştirilen polisler Facebook'u keşfetmekte gecikmedi. Facebook'un tüm üye kullanıcılara açık bir platform olduğunu umursamayan polisler, kurdukları özel gruplarda birbiriyle mesajlaşıyor, eleştirilere sebep olan müdahalelerinden övgüyle bahsediyor.
Mesud Ata, yeniHarman dergisinin son sayısında bu diyalogları bir araya getirdi.
İşte tartışma yaratacak o diyaloglar:
Polisler, daha evvel çeşitli polis forum sitelerinde takma isimlerle resim paylaşarak, yorumlar yazıp “rep” isterlerken, şimdi Facebook’ta gerçek isimleriyle, üniformalı resimleriyle gruplarda tartışıyor, küfrediyor ve eğleniyor. “Özel tim”, “Polis Kafe”, “Çevik Kuvvet”, “Bekar Polisler Lokali” gibi çeşit çeşit grupları var. Polisler dışında üyeleri de var grupların; yazılan yorumlardan anlaşıldığı kadarıyla grup üyeleri arasında polis amirleri de var. Gruplar umuma aç›k; fotoğraf, video ve yorumlar› herkes görebiliyor. Henüz durumun ciddiyetinin farkında olmadıklarından olsa gerek gayet rahat yazıp çiziyorlar Facebook gruplarında. Tabii bir tarafta durumun farkında olan üyeler de var; örneğin “Çevik Kuvvet C Özel Tim” adlı gruba konan bir video sonrasında bir grup üyesi şöyle diyor:
“Arkadaşlar şu son eklediğiniz videolar yakışmamış kaldırın bence, kazara bir gazeteci görse ‘Çevik anırıyor’ diyecek rezil olcaz elaleme. Özel tim olarak sizden ricam bu tür videoları kendi aranızda seyredin bu tür umuma açık herkesin izleyebileceği yerlere koymayın.”
Polis üniformalı bir grup üyesi, “1 Mayıs 2008’de Yapılanları Kınıyoruz. 1 Mayıs Emekçinin Bayramıdır” grubuna girip “Tamam 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı, kabul ama dayak yiyen arkadaşlar kusura bakmasın çevik kuvvetin de bayramıı.. Üzgünüz verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü” diyerek nefleyle yorumlar yazarken kimileri de küfür etmekten çekinmiyor mesela.
Polis gruplarında üyeler, zaman zaman, “vatan haini Facebook grupları”na karşı saldırıya geçilsin diye grup üyelerine duyuru yapıyor ve ekip olarak söz konusu gruplara dalınarak yazılı tartışmalara giriliyor, küfürler ediliyor. “Polisler Toplu Taşıma Araçlarına Bedava Binmesin” adlı gruba giren polislerin küfürleri birbiriyle yarışıyor. Polis olmayan grup üyeleri polis amcalarına destek mesajlar› yazıyorlar. Polisin 1 Mayıs’taki müdahalelerini haklı bulmaktan daha fazlasını da yapıyorlar; 1 May›s tartışmasının yapıldığı polis gruplarından birinde bir grup üyesi aynen şöyle diyor: “Coplamak ve biber gazı sıkmakla adil davranmıyorsunuz; bence bunlara direk mermi sıkacaksınız; hem de kafalarına, tek tek… Hem nüfus planlamasına katkı olur hem de ülke pisliklerden temizlenmiş olur.”
“Bence yanlış kişilere müdahale edildi” diyor bir grup üyesi de, “Önce basının hakkından gelinecekti…” Polisler, medyanın 1 Mayıs’ta aldığı tavırdan dolayı oldukça kızgınlar.
“Taraflı haber yapan” medyaya demediklerini bırakmıyorlar hele de 32. Gün’de, “1 Mayıs özel” programı yapan Mehmet Ali Birand’a…
1 Mayıs gecesi, biber gazı ve dayak yiyenlerin bir kısmı 32. Gün stüdyosundaydı. Program afallatıcı bir şekilde başlamıştı; Kanal D’de sol yumruklar hava kalkmış ve Suavi ile beraber 1 Mayıs Marşı’na eşlik ediliyordu. Sendika yöneticileri ve ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras’ın konuk olarak katıldığı programda, polisin kullandığı bombalar stüdyoya getirilmiş ve bir masaya dizilmiş; polisin o günkü tavrı eleştiriliyordu.
Tabii bu durum pek çok kişiyi rahatsız etti. Bu rahatsızlık “Mehmet Ali Birand’dan Nefret Edenler” gibi gruplardan polis gruplarına taşınmış durumda. Acayip bir nefret var Birand’a karşı. Burada daha fazla anamayacağımız nice küfürler saydırılıyor.
Grubun tanıtımında, “Toplumun göz bebeği Çevik Kuvvet, hadi bize destek” yazıyor, grubun kurucusu İzmir Çevik Kuvvet’ten. Grupta Bayrampaşa Çevik Kuvvet’in şanı konuşuluyor. 1 Mayıs’taki olaylarla ilgili olarak Bayrampaşa Çevik’in performansına gönderme yapılarak, “Müdahale öyle böyle şöyle yapılmaz itinayla yapılır” denmiş. Çevik kuvvetçiler arasında il ve devre çekişmesi olsa da İzmir Çevik Kuvvet’ten olduğunu söyleyen grup üyesi, “Bayrampaşa çevik önünde ceketimin düğmelerini ilikliyorum” diyor.
İlgili gruplar arasında “Karizma ve güzel polisler buraya” ve “Manisa tarzanını unutmayanlar” gibi gruplar var.
Grubun tanıtımında, “Evliler ve rütbeliler giremez” yaz›yor. Grup polislerin “üniforma sevdalısı hatun” bulma arzusundan kurulmuş izlenimi veriyor. Ancak görünen o ki istenen pek olmamış, zira grubun kadın sayısı çok fazla değil. Grup üyelerinden birinin yazdığı “Evlenip balayına gideceğime, bekar kalır alayına giderim” sloganının söz konusu talebin geri dönüşünün olmamasında etkisi olabilir.
Grupta kadın üyelerin bir kaçı dışında sesi ç›kan kimse yok. Grubun “bayan”ları, polisler tarafından arkadaş olarak ekleniyor ve muhabbetler özel yazışmalarla yapılıyor. Gruba giren olan S.G. adlı kadın üye, “Hiç arkadaşım yok, arkadaşım olur musunuuzz” diye gruba dalınca ilgi odağı olmuş. Birkaç defa arkadaşlık davetlerini beklediğini ima edince grup üyelerinden bir kısmı durumdan kıllanmış ve Sinem’in profilini ve üye olduğu grupları incelemiş
Sinem’in üye olduğu grupların birbiriyle zıt görüşlerle ilgili olduğunu gören bir polis, “Sinem sen rütbelilerin ajanı mısın? Belki de Cerrah müdürün (Celalettin Cerrah) ajanısın?” diyor. Ardından Sinem ve grup üyeleri arasında konuyla alakalı ufak tartışmalar yaşanmış ve Sinem gruptan atılmış.
Sinem, şimdilerde ise Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın bıyıklarına hasta olan erkek polislerin üye olduğu “Celalettin cerrah hayranları” adlı grubun yöneticiliğini yapıyor ve bol gülücüklü yorumlar yazmaya devam ediyor.
Grubun tanıtımında “İş, arkadaşlık ve yaşam” yazıyor. “Bekar polisler lokali” grubunun tanıtımında “Rütbeliler Giremez” yazarken, “Mersin çevik kuvvet” grubunda “Gençler sizin hiç rütbeli üyeniz yok mu” diyor biri. Sonra üniformalı yeni bir üye girip, “slm gençler, baktım burada bir başı boşluk bi el atayım dedim hepinize kolay gelsin. A.e.o (Allah’a emanet olun)” diyor.
Ardından, “Oo, komiserim hoş geldiniz.. Valla ne iyi oldu artık yoklamaları siz alırsınız” diye selam duruyor grup üyeleri. Grubun fotoğraf albümündeki Mersin Çevik ekibinin resmi altında, “Mersin’in boz kurtları bunlar” şeklinde yorumlar var.
Polisler arasında günlük hayatta bir “devrecilik” durumu var. 2007 mezunlar› pek sevilmiyor genellikle. Aynı devreden olanlar arasında dayanışma var. Bu, “devrecilik” muhabbeti Mersin Çevik Kuvvet Grubu’nda da kendini hissettiriyor. Bu grubun ilgili olduğu diğer gruplar ise şöyle sıralanmış: “Dtp’lilerin elini sıkmayan siirt emniyet müdürü’nün ellerinden öperiz”, “Pkklılara terörist demeyenlerin elini sıkmam diyen emniyet müdürümüz” ve “Polis kadar çok çalışan yok diyenler grubu...”
İstanbul’da Çevik Kuvvet personeli olmak bir ayrıcalık olarak görülüyor polisler arasında. Bayrampaşa Çevik Kuvvet, neredeyse her çevik kuvvet personelinin hayranlık beslediği bir ekip. Bayrampaşa, diğer Çevik Kuvvet şubelerinden daha eski ve personeli sık sık toplumsal olayları bastırmaya gidiyor; bu nedenle oldukça tecrübeliler.
Bayrampaşa Çevik Kuvvet’ten ve başka ekiplerden üyeler var bu grupta. 1 Mayıs müdahalesi bu grupta da konuşuluyor. Çevik Kuvvet’ten olmayan grup üyelerinden biri “1 mayıs ta yine Bayrampaşa Çevik Kuvvet olarak üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getirdik. Herkes devlete meydan okumanın ne demek olduğunu gördü ve anladı” denmiş.
Grupta, 1 Mayıs fotoğraflarının yanı sıra grup üyelerinin üniformalı resimleri ve bozkurt resmi var. Grupta üniformalı vesikalık resmini kullanan bir üye, 1 Mayıs’ta İstanbul’da olmak istediğini yazmış, “Metropol Aslanları; gazanız mübarek olsun” diye tebrik etmiş ardından da, “Allah copunuzu keskin, gazınızı bol eylesin” diye dua etmiş.
stanbul’da 2001’de Çevik Kuvvet aracına yapılan bir saldırı sonrasında polisler yürüyüş yapmış ve bu olay oldukça konuşulmuştu. Polisin eylemcileri kontrol eden değil bizzat eylemci olması emniyet teşkilatı için sıradışı bir vakaydı. Sadece hayatını kaybeden meslektaşları için değil aynı zamanda yaşadıkları diğer sıkıntılar için de yürümüşlerdi. Aldıkları maaştan, gördükleri muammelelere dek çeşitli sıkıntıları vardı ve bunların duyulmasını istiyorlardı.
Teşkilatta bununla ilgili bir şeyler yapılmalıydı; Çevik Kuvvet personelinin şikayetlerini, sorunlarını dinlemek ayrıca kendilerine yönelik yapılan eleştirilerin değerlendirilmesi gerektiği düşünüldüğünden olsa gerek 2003’te teşkilat tarafından oldukça geniş bir rapor hazırlanmıştı. Rapor hazırlanırken “Nasıl bir Çevik Kuvvet istiyorsunuz” diye sorulmuştu sivil toplum örgütlerine.
kaynak: GerçekGündem
Gösteri ve yürüyüşlerdeki sert müdahaleleriyle sürekli eleştirilen polisler Facebook'u keşfetmekte gecikmedi. Facebook'un tüm üye kullanıcılara açık bir platform olduğunu umursamayan polisler, kurdukları özel gruplarda birbiriyle mesajlaşıyor, eleştirilere sebep olan müdahalelerinden övgüyle bahsediyor.
Mesud Ata, yeniHarman dergisinin son sayısında bu diyalogları bir araya getirdi.
İşte tartışma yaratacak o diyaloglar:
Polisler, daha evvel çeşitli polis forum sitelerinde takma isimlerle resim paylaşarak, yorumlar yazıp “rep” isterlerken, şimdi Facebook’ta gerçek isimleriyle, üniformalı resimleriyle gruplarda tartışıyor, küfrediyor ve eğleniyor. “Özel tim”, “Polis Kafe”, “Çevik Kuvvet”, “Bekar Polisler Lokali” gibi çeşit çeşit grupları var. Polisler dışında üyeleri de var grupların; yazılan yorumlardan anlaşıldığı kadarıyla grup üyeleri arasında polis amirleri de var. Gruplar umuma aç›k; fotoğraf, video ve yorumlar› herkes görebiliyor. Henüz durumun ciddiyetinin farkında olmadıklarından olsa gerek gayet rahat yazıp çiziyorlar Facebook gruplarında. Tabii bir tarafta durumun farkında olan üyeler de var; örneğin “Çevik Kuvvet C Özel Tim” adlı gruba konan bir video sonrasında bir grup üyesi şöyle diyor:
“Arkadaşlar şu son eklediğiniz videolar yakışmamış kaldırın bence, kazara bir gazeteci görse ‘Çevik anırıyor’ diyecek rezil olcaz elaleme. Özel tim olarak sizden ricam bu tür videoları kendi aranızda seyredin bu tür umuma açık herkesin izleyebileceği yerlere koymayın.”
Polis üniformalı bir grup üyesi, “1 Mayıs 2008’de Yapılanları Kınıyoruz. 1 Mayıs Emekçinin Bayramıdır” grubuna girip “Tamam 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı, kabul ama dayak yiyen arkadaşlar kusura bakmasın çevik kuvvetin de bayramıı.. Üzgünüz verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü” diyerek nefleyle yorumlar yazarken kimileri de küfür etmekten çekinmiyor mesela.
Polis gruplarında üyeler, zaman zaman, “vatan haini Facebook grupları”na karşı saldırıya geçilsin diye grup üyelerine duyuru yapıyor ve ekip olarak söz konusu gruplara dalınarak yazılı tartışmalara giriliyor, küfürler ediliyor. “Polisler Toplu Taşıma Araçlarına Bedava Binmesin” adlı gruba giren polislerin küfürleri birbiriyle yarışıyor. Polis olmayan grup üyeleri polis amcalarına destek mesajlar› yazıyorlar. Polisin 1 Mayıs’taki müdahalelerini haklı bulmaktan daha fazlasını da yapıyorlar; 1 May›s tartışmasının yapıldığı polis gruplarından birinde bir grup üyesi aynen şöyle diyor: “Coplamak ve biber gazı sıkmakla adil davranmıyorsunuz; bence bunlara direk mermi sıkacaksınız; hem de kafalarına, tek tek… Hem nüfus planlamasına katkı olur hem de ülke pisliklerden temizlenmiş olur.”
“Bence yanlış kişilere müdahale edildi” diyor bir grup üyesi de, “Önce basının hakkından gelinecekti…” Polisler, medyanın 1 Mayıs’ta aldığı tavırdan dolayı oldukça kızgınlar.
“Taraflı haber yapan” medyaya demediklerini bırakmıyorlar hele de 32. Gün’de, “1 Mayıs özel” programı yapan Mehmet Ali Birand’a…
1 Mayıs gecesi, biber gazı ve dayak yiyenlerin bir kısmı 32. Gün stüdyosundaydı. Program afallatıcı bir şekilde başlamıştı; Kanal D’de sol yumruklar hava kalkmış ve Suavi ile beraber 1 Mayıs Marşı’na eşlik ediliyordu. Sendika yöneticileri ve ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras’ın konuk olarak katıldığı programda, polisin kullandığı bombalar stüdyoya getirilmiş ve bir masaya dizilmiş; polisin o günkü tavrı eleştiriliyordu.
Tabii bu durum pek çok kişiyi rahatsız etti. Bu rahatsızlık “Mehmet Ali Birand’dan Nefret Edenler” gibi gruplardan polis gruplarına taşınmış durumda. Acayip bir nefret var Birand’a karşı. Burada daha fazla anamayacağımız nice küfürler saydırılıyor.
Grubun tanıtımında, “Toplumun göz bebeği Çevik Kuvvet, hadi bize destek” yazıyor, grubun kurucusu İzmir Çevik Kuvvet’ten. Grupta Bayrampaşa Çevik Kuvvet’in şanı konuşuluyor. 1 Mayıs’taki olaylarla ilgili olarak Bayrampaşa Çevik’in performansına gönderme yapılarak, “Müdahale öyle böyle şöyle yapılmaz itinayla yapılır” denmiş. Çevik kuvvetçiler arasında il ve devre çekişmesi olsa da İzmir Çevik Kuvvet’ten olduğunu söyleyen grup üyesi, “Bayrampaşa çevik önünde ceketimin düğmelerini ilikliyorum” diyor.
İlgili gruplar arasında “Karizma ve güzel polisler buraya” ve “Manisa tarzanını unutmayanlar” gibi gruplar var.
Grubun tanıtımında, “Evliler ve rütbeliler giremez” yaz›yor. Grup polislerin “üniforma sevdalısı hatun” bulma arzusundan kurulmuş izlenimi veriyor. Ancak görünen o ki istenen pek olmamış, zira grubun kadın sayısı çok fazla değil. Grup üyelerinden birinin yazdığı “Evlenip balayına gideceğime, bekar kalır alayına giderim” sloganının söz konusu talebin geri dönüşünün olmamasında etkisi olabilir.
Grupta kadın üyelerin bir kaçı dışında sesi ç›kan kimse yok. Grubun “bayan”ları, polisler tarafından arkadaş olarak ekleniyor ve muhabbetler özel yazışmalarla yapılıyor. Gruba giren olan S.G. adlı kadın üye, “Hiç arkadaşım yok, arkadaşım olur musunuuzz” diye gruba dalınca ilgi odağı olmuş. Birkaç defa arkadaşlık davetlerini beklediğini ima edince grup üyelerinden bir kısmı durumdan kıllanmış ve Sinem’in profilini ve üye olduğu grupları incelemiş
Sinem’in üye olduğu grupların birbiriyle zıt görüşlerle ilgili olduğunu gören bir polis, “Sinem sen rütbelilerin ajanı mısın? Belki de Cerrah müdürün (Celalettin Cerrah) ajanısın?” diyor. Ardından Sinem ve grup üyeleri arasında konuyla alakalı ufak tartışmalar yaşanmış ve Sinem gruptan atılmış.
Sinem, şimdilerde ise Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın bıyıklarına hasta olan erkek polislerin üye olduğu “Celalettin cerrah hayranları” adlı grubun yöneticiliğini yapıyor ve bol gülücüklü yorumlar yazmaya devam ediyor.
Grubun tanıtımında “İş, arkadaşlık ve yaşam” yazıyor. “Bekar polisler lokali” grubunun tanıtımında “Rütbeliler Giremez” yazarken, “Mersin çevik kuvvet” grubunda “Gençler sizin hiç rütbeli üyeniz yok mu” diyor biri. Sonra üniformalı yeni bir üye girip, “slm gençler, baktım burada bir başı boşluk bi el atayım dedim hepinize kolay gelsin. A.e.o (Allah’a emanet olun)” diyor.
Ardından, “Oo, komiserim hoş geldiniz.. Valla ne iyi oldu artık yoklamaları siz alırsınız” diye selam duruyor grup üyeleri. Grubun fotoğraf albümündeki Mersin Çevik ekibinin resmi altında, “Mersin’in boz kurtları bunlar” şeklinde yorumlar var.
Polisler arasında günlük hayatta bir “devrecilik” durumu var. 2007 mezunlar› pek sevilmiyor genellikle. Aynı devreden olanlar arasında dayanışma var. Bu, “devrecilik” muhabbeti Mersin Çevik Kuvvet Grubu’nda da kendini hissettiriyor. Bu grubun ilgili olduğu diğer gruplar ise şöyle sıralanmış: “Dtp’lilerin elini sıkmayan siirt emniyet müdürü’nün ellerinden öperiz”, “Pkklılara terörist demeyenlerin elini sıkmam diyen emniyet müdürümüz” ve “Polis kadar çok çalışan yok diyenler grubu...”
İstanbul’da Çevik Kuvvet personeli olmak bir ayrıcalık olarak görülüyor polisler arasında. Bayrampaşa Çevik Kuvvet, neredeyse her çevik kuvvet personelinin hayranlık beslediği bir ekip. Bayrampaşa, diğer Çevik Kuvvet şubelerinden daha eski ve personeli sık sık toplumsal olayları bastırmaya gidiyor; bu nedenle oldukça tecrübeliler.
Bayrampaşa Çevik Kuvvet’ten ve başka ekiplerden üyeler var bu grupta. 1 Mayıs müdahalesi bu grupta da konuşuluyor. Çevik Kuvvet’ten olmayan grup üyelerinden biri “1 mayıs ta yine Bayrampaşa Çevik Kuvvet olarak üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getirdik. Herkes devlete meydan okumanın ne demek olduğunu gördü ve anladı” denmiş.
Grupta, 1 Mayıs fotoğraflarının yanı sıra grup üyelerinin üniformalı resimleri ve bozkurt resmi var. Grupta üniformalı vesikalık resmini kullanan bir üye, 1 Mayıs’ta İstanbul’da olmak istediğini yazmış, “Metropol Aslanları; gazanız mübarek olsun” diye tebrik etmiş ardından da, “Allah copunuzu keskin, gazınızı bol eylesin” diye dua etmiş.
stanbul’da 2001’de Çevik Kuvvet aracına yapılan bir saldırı sonrasında polisler yürüyüş yapmış ve bu olay oldukça konuşulmuştu. Polisin eylemcileri kontrol eden değil bizzat eylemci olması emniyet teşkilatı için sıradışı bir vakaydı. Sadece hayatını kaybeden meslektaşları için değil aynı zamanda yaşadıkları diğer sıkıntılar için de yürümüşlerdi. Aldıkları maaştan, gördükleri muammelelere dek çeşitli sıkıntıları vardı ve bunların duyulmasını istiyorlardı.
Teşkilatta bununla ilgili bir şeyler yapılmalıydı; Çevik Kuvvet personelinin şikayetlerini, sorunlarını dinlemek ayrıca kendilerine yönelik yapılan eleştirilerin değerlendirilmesi gerektiği düşünüldüğünden olsa gerek 2003’te teşkilat tarafından oldukça geniş bir rapor hazırlanmıştı. Rapor hazırlanırken “Nasıl bir Çevik Kuvvet istiyorsunuz” diye sorulmuştu sivil toplum örgütlerine.
kaynak: GerçekGündem