Ben Gittikten Sonra

hüzün_

Dekan
Onursal Üye
Yağmurlu bir gün değildi ama öylesine hüzünlü bir akşam vakti çıkıp gittim hayatından. Sen gittiğimi fark etmedin gerçi, gözünde kızgın alevlerle hala tartıştığımız yerde duruyordun.



Suratıma attığın tokatla birlikte, yüreğim çıktı sanki yerinden, ayaklarımın dibine cam bir vazo gibi düşüp parça parça oldu. Sen hala bağırıyordun, önünde ağlamamak için fırladım çıktım evden. Hep o anı düşündüm, bana nasıl el kaldırabildiğini aklım almadı.

Yıllarca yaşadığımız iyi kötü anıdan sonra, ne kalleş bir tavırdı? Üstelik sen haksızdın! Beni aldatmıştın işte; delilli, ispatlı, kulaklarımla duymuştum cebinde açık kalan telefondan….

Ne o geceyi unutabildim, ne telefonda o kadınla yaptığınız kahkaha dolu sohbeti aklımdan atabildim. Aslında sen o gece kendine bir tokat attın. Kızdığın ben değildim, bütün hıncın yakalandığın için kendine, yakaladığım için banaydı belki de…

Oysa ben seni en zor günümde sırtımda taşıdım. Övünmek için değil, yermek için değil, seni aşağılamak için hiç değil; sadece anlamak için soruyorum, hangi vicdan yapılanları böyle kolay unutur?

Efendi gibi çıkıp gitseydin, kal demezdim. Bitti sevmiyorum deseydin, alnından öper ellerimle yolcu ederdim. Ruhunda çapkınlık vardı belki, ona da eyvallah ama benim takıldığım vicdanın. Ne kadın, ne erkek olmanın sorgusu bu, insanlığına yakıştıramadım.

Üstünden bunca yıl geçti, şimdi herkese beni ne kadar sevdiğini söylüyormuşsun. Ne kadar pişman olduğunu anlatıyormuşsun. Benim kıymetimi bilemediğin için kafanı taşlara vuruyormuşsun. Birileri araya girerse, bir barıştırırlarsa ikimizi, bir daha asla üzmeyecekmişsin beni. Hatta yeniden aşık ettirecekmişsin bana kendini.

Ah be sevgili! Ben kül olduktan sonra yangına su getiriyorsun. Ağlamaktan kurumuş kanamış gözlerime, şimdi mendil mi veriyorsun? O gece parçalanıp düştü kaldı orta yere yüreğim, şimdi nereden bulup da kendini yeniden sevdiriyorsun?



Candan Ünal

(Elinle yaktığın ateşi göz yaşınla söndüremezsin!)
 
Üst