Ottomanzo
Doçent
- Katılım
- 25 Temmuz 2008
- Mesajlar
- 746
- Reaksiyon puanı
- 7
- Puanları
- 0
Türkiye, 2009 ve 2010 bütçelerini hazırlarken, küresel kriz sebebiyle, sıkıntılı süreç yaşamıştı. Ortada bütün sektörleri etkisi altına almış bir durgunluk ve düşmekte olan vergi gelirleri söz konusuydu. Şimdi ise çok daha iyi bir mali denge ile 2011 bütçesine hazırlanıyor Türkiye.
Maraton başladı, bütçe hazırlık çalışmaları devam ediyor. Anayasal süre olan 17 Ekim tarihine kadar bitirilip bütçenin Meclis'e sevk edilmesi gerekiyor.
Aile bütçesinde olduğu gibi, eğer geliriniz iyiyse bütçeyi daha rahat yaparsınız. Gelirde sıkıntı varsa daha çok kafa yormak zorunda kalır, pek çok şeyden fedakârlık edersiniz.
Yıl başından bu yana sağlanan yüksek oranlı büyüme, vergi gelirlerindeki artış ve faiz giderlerinin düşmesi, 2010 için öngörülen bütçe hedeflerinin "pozitif" yönde sapmasını sağlıyor.
Öncelikle şunu söyleyelim; geride bıraktığımız sekiz ay içinde en önemli gelir kalemi olan vergi gelirlerinde ciddi bir artış sağlandı. Ayrıca, en çok korkulan, bütçenin yüzde 20'sine denk düşen faiz harcamalarında gerileme var.
Geçen yıl ocak-ağustos döneminde toplanan 112,8 milyar TL'lik vergi gelirine karşılık bu yılın aynı döneminde, yüzde 23'lük artışla 138,8 milyar TL'lik gelir söz konusu. Ve bir yıl için öngörülen vergi geliri hedefinin yüzde 71,8'ine sekiz ayda ulaşılmış. Özellikle ağustos ayındaki dahilde alınan KDV, ÖTV ve Gelir Vergisi tahsilatlarında önemli artışlar sağlanmış. Bu, ekonomik canlılığın da göstergesi. Bunun yanında, ithalde alınan KDV'de de yüksek artış göze çarpıyor.
Bütçe gelirlerine genel olarak baktığımızda ilk sekiz ayda geçen yıla nazaran yüzde 20,4 artış sağlandığı ve bu dönemde bütçede öngörülen hedefin yüzde 71,4'üne ulaşıldığı anlaşılıyor. Eğer aynı tempo devam ederse, yıl sonu itibarıyla bütçede öngörülenden daha fazla bir gelirle karşılaşmış olacağız.
Gider tarafına baktığımızda da, faiz giderlerindeki azalış dikkati çekiyor. Ocak-ağustos dönemindeki gerileme yüzde 12,9. Enflasyonu da hesaba kattığınızda faize ödenen paranın yüzde 20 civarında azaldığı görülüyor. Yıl sonu için faiz ödemelerine 56,7 milyar TL'lik ödenek ayrılmıştı. Sekiz aylık dönemde faize giden para 35,3 milyar TL ve yıl sonu beklentisi, 45 milyar TL civarı bir rakam. Anlaşılıyor ki, faiz oranlarındaki gerileme ve Hazine'nin daha düşük maliyetle borçlanması, bütçeye de böyle yansımış.
Toplam giderlere baktığımızda da, yüzde 6,8'lik artış göze çarpıyor.
İlk sekiz ayda gelirler yüzde 20,4 artarken giderlerin yüzde 6,8 oranında artması, sonuç olarak bütçe açığını aşağı çekmiş. Yıl sonu için öngörülen 50,2 milyar TL'lik açık, ilk sekiz ayda yüzde 54,1 azalarak 14,4 milyar TL olmuş. Bu, hatırladığım kadarıyla bütçe açığı hedefinde karşılaştığımız en büyük "pozitif" sapma. Muhtemelen bütçe açığı, yıl sonunda, öngörülenin yarısı civarında olacak. Bu da, açığın GSYH'ya oranının yüzde 5,5'ten yüzde 2-3 civarına inmesini sağlayabilir. Daha düşük bütçe açığı daha az borçlanma, daha az faiz gideri demek.
Batılı ekonomilerin bütçe açığıyla boğuştuğu bir vasatta Türkiye'nin hızlı toparlanıp bütçe açığını bir yıl içinde hızla düşürmesi, ekonomik dengelerine duyulan güveni pekiştiren bir unsur.
Öyle görünüyor ki, pek çok ülke kemer sıkarken, artan gelir ve düşen giderler sayesinde Türkiye, yeni bütçede eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye, ekonomik kalkınma ve refah için daha fazla kaynak aktarma imkânı bulacak.
KADİR DİKBAŞ
Maraton başladı, bütçe hazırlık çalışmaları devam ediyor. Anayasal süre olan 17 Ekim tarihine kadar bitirilip bütçenin Meclis'e sevk edilmesi gerekiyor.
Aile bütçesinde olduğu gibi, eğer geliriniz iyiyse bütçeyi daha rahat yaparsınız. Gelirde sıkıntı varsa daha çok kafa yormak zorunda kalır, pek çok şeyden fedakârlık edersiniz.
Yıl başından bu yana sağlanan yüksek oranlı büyüme, vergi gelirlerindeki artış ve faiz giderlerinin düşmesi, 2010 için öngörülen bütçe hedeflerinin "pozitif" yönde sapmasını sağlıyor.
Öncelikle şunu söyleyelim; geride bıraktığımız sekiz ay içinde en önemli gelir kalemi olan vergi gelirlerinde ciddi bir artış sağlandı. Ayrıca, en çok korkulan, bütçenin yüzde 20'sine denk düşen faiz harcamalarında gerileme var.
Geçen yıl ocak-ağustos döneminde toplanan 112,8 milyar TL'lik vergi gelirine karşılık bu yılın aynı döneminde, yüzde 23'lük artışla 138,8 milyar TL'lik gelir söz konusu. Ve bir yıl için öngörülen vergi geliri hedefinin yüzde 71,8'ine sekiz ayda ulaşılmış. Özellikle ağustos ayındaki dahilde alınan KDV, ÖTV ve Gelir Vergisi tahsilatlarında önemli artışlar sağlanmış. Bu, ekonomik canlılığın da göstergesi. Bunun yanında, ithalde alınan KDV'de de yüksek artış göze çarpıyor.
Bütçe gelirlerine genel olarak baktığımızda ilk sekiz ayda geçen yıla nazaran yüzde 20,4 artış sağlandığı ve bu dönemde bütçede öngörülen hedefin yüzde 71,4'üne ulaşıldığı anlaşılıyor. Eğer aynı tempo devam ederse, yıl sonu itibarıyla bütçede öngörülenden daha fazla bir gelirle karşılaşmış olacağız.
Gider tarafına baktığımızda da, faiz giderlerindeki azalış dikkati çekiyor. Ocak-ağustos dönemindeki gerileme yüzde 12,9. Enflasyonu da hesaba kattığınızda faize ödenen paranın yüzde 20 civarında azaldığı görülüyor. Yıl sonu için faiz ödemelerine 56,7 milyar TL'lik ödenek ayrılmıştı. Sekiz aylık dönemde faize giden para 35,3 milyar TL ve yıl sonu beklentisi, 45 milyar TL civarı bir rakam. Anlaşılıyor ki, faiz oranlarındaki gerileme ve Hazine'nin daha düşük maliyetle borçlanması, bütçeye de böyle yansımış.
Toplam giderlere baktığımızda da, yüzde 6,8'lik artış göze çarpıyor.
İlk sekiz ayda gelirler yüzde 20,4 artarken giderlerin yüzde 6,8 oranında artması, sonuç olarak bütçe açığını aşağı çekmiş. Yıl sonu için öngörülen 50,2 milyar TL'lik açık, ilk sekiz ayda yüzde 54,1 azalarak 14,4 milyar TL olmuş. Bu, hatırladığım kadarıyla bütçe açığı hedefinde karşılaştığımız en büyük "pozitif" sapma. Muhtemelen bütçe açığı, yıl sonunda, öngörülenin yarısı civarında olacak. Bu da, açığın GSYH'ya oranının yüzde 5,5'ten yüzde 2-3 civarına inmesini sağlayabilir. Daha düşük bütçe açığı daha az borçlanma, daha az faiz gideri demek.
Batılı ekonomilerin bütçe açığıyla boğuştuğu bir vasatta Türkiye'nin hızlı toparlanıp bütçe açığını bir yıl içinde hızla düşürmesi, ekonomik dengelerine duyulan güveni pekiştiren bir unsur.
Öyle görünüyor ki, pek çok ülke kemer sıkarken, artan gelir ve düşen giderler sayesinde Türkiye, yeni bütçede eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye, ekonomik kalkınma ve refah için daha fazla kaynak aktarma imkânı bulacak.

KADİR DİKBAŞ