Ahmet arif hayatı

Bu konuyu okuyanlar

Murataltug

Müdavim
Katılım
15 Ekim 2017
Mesajlar
5,438
Reaksiyon puanı
3,022
Puanları
113
Yaş
37
Ahmed Arif Hayatı:
Ahmed Arif, 23 Nisan 1927 tarihinde Diyarbakır’da doğdu. Bebekken annesi Sâre'yi kaybetti, hayatı babasının yeni eşleriyle devam edecekti. Sekiz Kardeşin en küçüğü olan Ahmed Arif babasının memur olması sebebiyle Diyarbakır'dan Siverek’le tanışmıştır. Okuma yazmayı anaokulunda öğrenen Ahmed Arif, ortaokulu Urfa’da, liseyi Afyon’da okudu ve şiir sanatı Afyon’da kendini gösterdi.


Ahmed Arif Hayatı
İlk şiiri Seçme Şiirler Dergisi'nde 1940’da yayımlandı 10 lira ücreti aldı. Askerliğini İstanbul Riva’da yaptı ve üniversiteyi Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde okudu. 1951 ve 52 de iki kez tutuklandı yükseköğrenimini tamamlayamadı.


Ahmed Arif Hayatı
gazetelerde çalıştı. 1968 yılında Hasretinden Prangalar Eskittim kitabı çıktı 23 baskı yaptı.şiir kaseti 20 binden fazla sattı. Gerçek adı Ahmed Önal şair kalp krizi sonucu 2 Haziran 1991 yılında hayata veda etti.



Ahmed Arif Hayatı:
Ahmed Arif çocuk yaştan itibaren Arapça, Zazaca Kürtçe dillerine hakimdi. Bu sebeple çocukluğunda bir iddianın başkahramanı olacaktı. Kerküklü Ahmed için iddiaya girilmişti...üç tane adam bahse girmişler. biri Arap, biri Kürt, biri Zaza… Biri beni göstererek “Bu çocuk Arap…” Öteki Kürt…” Üçüncüsü Zaza” diyor. esnafa soruyorlar, “Bu çocuk nedir?” diye… Beş
lirasına bahse girmişler.Esnaf “Üçünüz de
yanıldınız” diyor. “Bu çocuk Türk…”

Ahmed Arif Hayatı: Kavgayla Geçen Bir Çocukluk
Ahmed Arif adaletin peşindeydi,haksızlığa tahammül edemiyordu. Çocukluğumda kendim için kavga etmedim. arkadaşlarım için, mahalle için, sınıfım için kavga ettim.şimdi biri sana hakaret etse, seninle tanışmış olsam senden önce o herifi parçalarım.”

Ahmed Arif Hayatı: Kardeşlerimin adını salavatla okurdu, evin en büyük erkeği ismi koymak zorundaydı babası çölde ya da dağda olduğu için küçük Ahmed henüz 4-5 yaşlarına kardeşlerinin kulağına tekbirle adlarını fısıldardı.


Ahmed Arif Hayatı Şahlanmayan Ata Binmem
Yetiştiği coğrafyada çeşitli yeteneklere sahip olan Ahmed Arif küçük bir çocukken at binmeye başladı. Ata binmekte mahir olan Ahmed Arif' "şahlanmayan ata binmezdi çünkü Kısrak şahlanmazdı

Ahmed Arif Hayatı: Ahmed Arif için Faruk Nafiz, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Cemal Süreya bambaşkaydı. Ben işte o tarz şiirler yazdım. Biraz Nazım Hikmet, biraz Ahmet Hamdi Tanpınar, biraz biraz Cahit Külebi, bunlarla beslene beslene, sindire sindire, kaliteli şiirler yazdım.”
Pembe Mantolu Kıza” şiirini okurken sarhoş olurdum. Kendimden geçerdim.
“Bir Nazım sarhoşuyum.canımı verebilirim.”Nazım için



Ahmed Arif Hayatı: Lisede Şiirler Dergisi'ne şiirini yollayan Ahmed Arif telif olarak 10 liralık bir para elde ediyordu. Ancak asıl ilginç olan Ahmed Arif'in şiirinin, dedesi yaşındaki büyük şair ve ney üstadı Neyzen Tevfik ile birlikte yayımlanıyor olmasıydı.


Ahmed Arif Hayatı:
Ancak Halkımla Övünebilirim"

Halkı ve sevdasından gayrısını övgüye layık görmeyen Ahmed Arif “Ben soyumla değil, ancak halkımla övünebilirim. Halkımdan gayrısını da övgüye layık görmem. Bir de sevgiliyi elbette… İlle de sevgiliyi…” diyor ve ona alçakça yöneltilen ayrımcı yaklaşımı en sert şekilde cezalandırıyordu.


Ahmed Arif Hayatı:
"Aklıma gelmişken Afyon Lisesi’nde başımdan geçen olayı anlatayım. Lisede bir oğlan var. Bulgar göçmeni… Dönüp de bana “Eşek Kürt” demez mi? Sobanın pik kapağını kaptığım gibi suratına indirdim.oğlan düştü hastaneye götürdüler. Başmuavin Dedim ki “ Bunun ne hakkı var bana hakaret olsun diye böyle söylüyor.” “Ben “ailemle, memleketimle onur duyarım.”


Ahmed Arif Hayatı: Gençlikde kaleme aldığı şiirler elinden uçup gitmişti, bunlar bir kız arkadaş bazen de polis tarafından alıkonuyordu.
“Defterler dolusu şiir vardı. Gecede 8-10 sayfa yazardım.kaliteli olanı vardı, olmayanıda… Her biri bir kızda kaldı. Birçoğu da poliste… Geri alamadım, vermiyorlar…”

Ahmed Arif Hayatı:Yirmi Yıl Bekleyen Şiir

“şiirleri çok bekletirim.yirmi yıldır hiç dokunmadığım şiir var. Öyle kalsın… Damıtılsın…Oraya layık, oraya yakışan bir bölüm oluncaya kadar http://beklesin.başı sonu iyi,olsun esnaf işi olmasın… Ben, buna çok saygı duyarım."
Maviye
Maviye çalar gözlerin…
Bu iki mısra belki bir on yıl değil, daha fazla, çok daha fazla bekledi.”


Ahmed Arif Hayatı: Dayak Atılıp Çöplükte Ölüme Terk Edilen Şair 1943'de Van'da 32 kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanması ile sonuçlanan Muğlalı Katliamı ile ilgili yazdığı "Otuzüç Kurşun" şiiri sebebiyle Ahmed Arif, defalarca sorgulanıyor, dövülüyor ve sonunda bir çöplükte ölüme terk ediliyordu.

Ahmed Arif Hayatı: Bahçelievler’de manyağın biri otuz tane tavuğu çalsa, Ulus gazetesi olayı sütun üzerinden verir. Tavuk değil bu 33 tane senin vatandaşın… Hiçbir suçu yok… Tertemiz… suçsuz… Kimsesizlikten başka suçu yok. Kimsesiz adamlar
Otuzüç Kurşun” şiiri yüzünden götürdüler beni… sabaha kadar dövdüler. “Oku” dediler, okumadım. … Dövdükten sonra tellerden aşağı attılar Sabah çöpçüler buluyorlar. Sokak köpekleri gelip kokladılar beni. Ödüm koptu, ölü sanıp yiyecekler diye…”

Ahmed Arif Hayatı: Günde Dört Paket Bafra içiyordum.” diyen Ahmed Arif, sigaranın kokusuna tahammül edemiyordu. O yüzden sigara içilen ortamlardan olabildiğince kaçan şair ilerleyen yaşlarında sigarayı tamamen bırakmıştır.


Ahmed Arif Hayatı: ahmet arif nazımı anlatıyor
“1950 öncesi yılları… Abidin Dino Abilerdeyiz…
evde yine şiir konuşuyoruz. İçiliyor. Bir tartışma başladı. “Türk şiirinde devrimi biz yaptık,” dediler, “Nazım değil. Bir çağ varsa onu biz başlattık.” bilmiyorum. ben düşünüyorum. Nazım bunların akrabası, bunları yüceltmiş, aralarında hukukları var. halk çocuklarıyız. Nazım’la tanışmıyoruz, Dedim ki Kendinizi Nazım’dan büyük bir şair,edebiyatta çığır açmış, devrim yapmış adamlar olarak görmeniz soytarıca bir harekettir.


Ahmed Arif Hayatı: ahmet arif nazımı anlatıyor Nazım’ı tanıyorsunuz, hem arkasından böyle konuşuyorsunuz.” Oktay Rifat, “Nazım’dan başka şiir bilmez misin sen?” diyince Kurşun Sıksan Geçmez Gecen”i okudum.Oktay Rifat.çarpıldı. korkunç güzel bir şiir,” diye söyleniyor.Ben bu şiirle elli tane şiir yazarım,” dedi “şu karşılığı verdim: “Sen elli tane yazarsın, sulandırırsın konuyu, bu şiir olmaz.Sen Prevert’ten yürütüyorsun, Charles Nodier’den yürütüyorsun, sonra da bir yenlikmiş gibi sunuyorsun bunları…”




Ahmed Arif Hayatı: Şiirde mertliği ve yürekliliği şiar edinen şair, en yürekli kahramanları kendine kardeş ve ağabey bilmekteydi.“Ben Spartaküs’ü bir ağabey gibi, canım ciğerim gibi seviyorum. Onur duyuyorum onu tanımakla… Onu alıp bugüne getiriyorum.”


Ahmed Arif Hayatı: Oyunculuğundan ziyade yönetmenliğine hayran olduğu Yılmaz Güney'i hapishanedeyken ziyaret eder, Çirkin Kral'a sevgisini şu sözlerle ifade ediyordu: “Yılmaz Güney, benden on yaş küçüktür. Ama bana onur verir. Benim hemşehrimdir. Kurban olayım, benim kardeşimdir.”


Ahmed Arif Hayatı: Sanat çevresi çok geniş olan şair Orhan Veli ile payton gezilerine çıkar, Orhan Abisine şiirler okurdu. Şiirlerini okuduğu bir diğer hemşehrisi Cahit Sıtkı Tarancı idi. “Orhan Veli benim şiirimi bilir hayranlıkla, saygıyla karşılardı. Cahit Sıtkı Hüngür hüngür ağlardı. Kaç kere okutmuştur “Otuzüç Kurşun”u, “Karanfil Sokağı”nı… Her seferinde Cahit abi ağlardı.”


Ahmed Arif Hayatı: Rüyada Yazılan Şiirler
Ahmed Arif özellikle geceleri şiir yazardı, gece en sevdiği saatlerdi. Gecenin ötesine rüyasında mısralar geliyor ve şair bunları kaleme alıyordu.
“Ben çocukluğumdan beri gece rüyamda şiir okurum, mısra söylerim.”
Bu şiirlerden biri:
“Alnımızın aklığında puşt işi zulüm
Ve cânım yarı geceler
Çift kanat kapılarına karşı darağaçları”


Ahmed Arif Hayatı: To be or not to be ve Hikayesi
keskin ve net olan Ahmed Arif işkence gördü, takip edildi, karşıtlarca hedef alındı.onu dövmesinler diye spor yapıyordu. 1951-52’de tutuklanan şair yükseköğrenimini tamamlayamadı, işkenceler ve baskılar altında dik durmaya çalıştı ve bunu en iyi şekilde yerine getirdi.


Ahmed Arif Hayatı: Tarifsiz acılar görmesine rağmen Acı çekmek sevda gibidir, her __kula nasip olmaz…” diyordu. Hapiste tayın olarak çeyrek ekmek verilen Arif,ekmeği yiyemeyecek kadar hasta düşmüştü, mahkemede çirkinliklerle karşılaşan şair “Beni her mahkeme sabahı anadan __doğma soyar, giysilerimi didik didik ederlerdi.” sözleriyle bir milletin en yiğit evlatlarından birine reva görülenleri gözler önüne seriyordu.

Ahmed Arif Hayatı Yattığı Sansaryan hapishanesinden yollandığı Harbiye’deki hapishane şiiri ilginç bir özellik taşır. hücre duvarında “To be or not to be” ile aynı anlamı taşıyan on dokuz farklı yazıyla karşılaşmıştır. Şair yirminci satırı Türkçe olarak ekler. Ya herro ya merro” yazar. On dokuz farklı dili, on dokuz farklı kalbi, işkence görmüş on dokuz bedeni kendi bedeninde toplar ve daha sonra To be or not to be" değil. / __"Cogito ergo sum" hiç değil...” mısralarını “Unutamadığım” şiiriyle tarihe not düşer.




Ahmed Arif Hayatı:Hasretinden Prangalar Eskittim kitabının adını Dört Yanım Puşt Zulası koymak ister dostunun uyarısıyla vazgeçer kitabın adını Hasretinden Prangalar Eskittim koyar. Hasretinden Prangalar Eskittim değil çürüttüm olmalıdır ancak şair çürüttüm kelimesini kulak tırmalayıcı bulur ve bunu kullanmaz.

Ahmed Arif Hayatı: Adiloş Bebe şairin kız kardeşinin oğludur. Adiloş yeni doğmuştur, Diyarbakır bağları, Dicle kıyısı havalimanı için tarumar edilmektedir. Şair talanın acısıyla yazar şiiri ve "o şiir benim sevgili vatanımın şiiridir" diye tanımlar.

Ahmed Arif Hayatı: Makam-ı Yusuf
Ömrünün en güzel yılları çeyrek ekmek verilen parmaklıklar ardında geçen şair polishane, kodes, dam kelimelerinden hoşlanmazdı. Ahmed Arif
hapislik mahpusluk için en güzel ismin Makamı Yusuf olduğunu düşünür, o da
Yusuf peygamber gibi şerefli bir dava için zindanlarda kaldığından bu tabire bayılırdı.

Ahmed Arif Hayatı: Nikah Şekeri Niyetine Ahmed Arif Kitapları Ahmed Arif şiirlerine ilgi büyüktür bir öğretmen nikahında şeker yerine 500 adet Ahmed Arif kitabı dağıtır. Bunu öğrenen şair utançla karışık mahcubiyet yaşar. Bu ilgi kendini dergilerde de gösterir. Soyut Dergisi Ahmed Arif'in şiir verdiği dönemde 3 bin adet satar ve şiirleri elden ele dolaşırdı.


Ahmed Arif'e Dair En Sevdiği Kitaplar:
“Benim çok sevdiğim sarhoş olduğum kitaplar var. En başta Andre Malraux’nun İnsanlığın Hali… Bana kişilik veren, beni çocukluktan, cahillikten kurtaran, dünyanın kaç bucak olduğunu gösteren bir kitaptır Okuduğumda tüylerim ürperdi. Bir şiir okur gibi okudum. Emile Zola,özellikle Dostoyevski ve Tolstoy doyamadığım yazarlar."

Ahmed Arif'e Dair En Sevdiği Müzik Eserleri:
Beethoven'ın 9. Senfoni'si ve Schubert Dünyayı Dolaşan Şarkı'sı. Halk müziğine özel bir ilgi duyan şair hemşehrisi Şark Bülbülü unvanına sahip Celal Güzelses'e ve Ruhi Su'ya hayrandı.
En Beğendiği Tiyatrocu: Yılmaz Gruda “Yılmaz gibi yiğit kolay dünyaya gelmez.”
En beğendiği yönetmen: Japon Akira Kurosava
Gençliğinde en sevdiği film: John Ford’un Gazap Üzümleri. filmini tekrar tekrar izlemiştir.
 

Son mesajlar

Üst