• SDN Forum üyelikleri çok yakında yeniden açılıyor. Siz de bu büyük topluluğun bir parçası olmak için bizi takipte kalın, gelişmeleri kaçırmayın!

Çocuk Pornosu'na Karşı Önlemler

Smoke On the Water

Profesör
Katılım
8 Temmuz 2017
Mesajlar
4,766
Reaksiyon puanı
3,909
Puanları
293
Bu tarz insanlara denk gelmiştim bende, o... çocukları demek istiyorum bunlara, benim ahlak anlayışıma mı mahsus bilmiyorum fakat cinselliğin bu kadar ön planda olmasını çok tiksinç buluyorum hadi onu geçtim çocuğun nesinden zevk alırsınız kansızlar?
 

NeyzenTevfik

Öğrenci
Katılım
29 Mart 2020
Mesajlar
6
Reaksiyon puanı
1
Puanları
3
Yaş
23
Aynı sorun Google,Facebook,Youtubeda'da var. Birçok cinsel içerikli salak saçma videolar dolu.
 

crow88

Dekan
Katılım
1 Aralık 2010
Mesajlar
7,378
Çözümler
1
Reaksiyon puanı
3,407
Puanları
1,358
Yaş
60
bu tür siteler sosyal medya hesabı olarak açılırlar,açanların kim olduğu hakkında listeye bakar geçersiniz.ama amaç farklıdır.
Farklı amaca hizmet ederler.O ülkenin halkı,yapısı hakkında devamlı bilgi gider,takibe alırlar.
size örnek vereyim.
ben twitter hesabı açtım,hesabıma şu yazıyı yazdım.
vay bee burası cıa,mossadın çöplüğü olmuş
1 2 hafta sonra hesaba bakalım,biraz takılayım dedim.gelen yazı
hesabınız askıya alınmıştır.
halbuki başka yazı yoktu.takip ediliyorsunuz,ediyorlar,tepkileri hesaplıyorlar.
layd gaga,madonna,tilkimi ,can kerim ,kim bu kişiler, nedir o vs neden , nasıl aniden parlayıp çıkıyorlar,sonra size sunuyorlar,neden eski sanatçılar gibi ağır ağır yükselme değilde havai fişek gibi aniden ortaya çıkıyorlar.
Bu insanlar sonra halkı dejenere etmeye başlıyorlar,sözlerle ,hareketlerle.
 

garb02

Doçent
Katılım
28 Haziran 2019
Mesajlar
574
Reaksiyon puanı
123
Puanları
43
Yaş
45
Askıya alınma olayı yok instagram ve twitter'da onlar göstermelik. Geçen 2018 yılında göstermelik yaptılar.
Araştırdık diyor taciz ve nefret söylemi gibi olayı yok diye mesaj geliyor. Kaç kez şikayet ettim çocuk pornolara askıya alınma yok. Çocuk düşkünü müptezeller var başa çıkamadım askıya aldıramadım. Retweet edenler ''Türk'' Avatarlarına kadın resimi koyuyorlar. Kadın resimi ekledikleri şöyle takipçi almak için bi taktik.
 

Mert0

Profesör
Katılım
18 Mayıs 2019
Mesajlar
2,457
Reaksiyon puanı
1,702
Puanları
293
Konuyu çok okumadım 18 yaşında biri olarak değerlendireceğim. Özelikle erkeklerin herhalde en ateşli geçen dönemleri. İFL son sınıfım. Okulumuz kampüsün içinde olduğu için olayları çok iyi biliyorum. Yapan arkadaşlarım da var. Tamamen eğitimsizliklerden ve dine bağlayarak gençlerin kısıtlanması. En sonunda her erkek ister istemez patlıyor aslında herkese duygularını bastırabileceği bi ortamı olsa böyle sorunlar yaşanmaz. Benim de 14 yaşında bi kardeşim var. Onların ortamında bile var. Ben kardeşimi elimden geldiğince uzak tutmaya çalışıyorum. Sonuç olarak kesinlikle yasaklanmalı bu tarz videolar. Ama kesinlikle cinsel ilişkiyle ahlaksızlıklık arasında bi bağ yok.
 

crow88

Dekan
Katılım
1 Aralık 2010
Mesajlar
7,378
Çözümler
1
Reaksiyon puanı
3,407
Puanları
1,358
Yaş
60
Askıya alınma olayı yok instagram ve twitter'da onlar göstermelik. Geçen 2018 yılında göstermelik yaptılar.
Araştırdık diyor taciz ve nefret söylemi gibi olayı yok diye mesaj geliyor. Kaç kez şikayet ettim çocuk pornolara askıya alınma yok. Çocuk düşkünü müptezeller var başa çıkamadım askıya aldıramadım. Retweet edenler ''Türk'' Avatarlarına kadın resimi koyuyorlar. Kadın resimi ekledikleri şöyle takipçi almak için bi taktik.
başkalarının tabiriyle proje bunlar,bazı ülkeler facebooka yasak getirdi,adam face de yer konum gösterme eklemiş,ah ne güzel düşünceli ekleme diyorsun ama biraz düşününce ,örnek savaş olsa istediği kişiyi nerede olduğunu biliyor,bu buna benzer şeyler,cinsel temaların özellikle engellenmemeside bundan dolayı,ayrıca biliçaltı,25.kare olayları var.
Cinsellik olayına gelince adamlar cinsel yönden halkın zayıf yanını görüp ona göre hareket ediyorlar,amaç farklı,adam cep kullanmayı doğru düzgün bilmiyor ama cep telefonunda anla artık.
Halkı savaşarak yıkamazsan zaaflarıyla yıkarsın,buda savaşın kirli yönlerinden
 

Metin_Aslantürk

Profesör
Katılım
18 Aralık 2019
Mesajlar
1,009
Reaksiyon puanı
660
Puanları
293
Abooooovv......başlığa bak başlığa tühhhh...abooovvvv.....abooowww... :sleepy: :sleepy::sleepy::sleepy::sleepy::sleepy:
 

garb02

Doçent
Katılım
28 Haziran 2019
Mesajlar
574
Reaksiyon puanı
123
Puanları
43
Yaş
45
Bi üniversite Tezi makale paylaşacağım vaktiniz varsa okuyun.

Çocuk cinsel istismarı türleri
Kız ve erkek çocuklara karşı cinsel şiddet, çeşitli şekillerde olabilir. Çocuk cinsel
istismarı tecavüz, çocukla cinsel ilişki ve ensesti içermekle birlikte, bunlarla sınırlı
değildir. Oral, anal ya da vajinal yollardan giriş (penetrasyon) içeren cinsel ilişki ya da
her türlü cinsel ilişki girişimini ve giriş içermeyen genital dokunma ya da okşamayı
içerir. Çocuğa cinsel eylemleri izletmek, açıkça cinsel biçimde kendini ifade etmeye
teşvik etmek ya da zorlamak, uygunsuz cinsel materyallere maruz bırakmak gibi fiziksel
olmayan temaslar ve giriş içermeyen eylemler de cinsel istismar içine girer.
Çocuk cinsel istismarı; sıklık, süre, başlangıç yaşı ve mağdurun istismarı yapan kişiyle
(çocuk yaşamını yitirdiyse kurbanın faille) ilişkisi açısından da farklılıklar
gösterebilmektedir. Çocuk cinsel istismarının dinamikleri erişkinden farklıdır. Çocuklar
olaydan hemen sonra nadiren istismarı açıklar. İstismarın açıklanması bir kerede
olmaktan ziyade, bir süreçtir ve genellikle fiziksel bir yakınma ya da davranış
değişikliğini takiben başlamaktadır. Cinsel istismar yaşamış olan çocuğun
değerlendirilmesi, öykü alma ve adli muayene ile ilgili özel beceri ve teknikleri gerektirir.
Cinsel organlarda fiziksel travmaya ilişkin kesin bulgular, cinsel istismarın üzerinden
zaman geçtiği olgularda bile neredeyse iyileşmiş halde ortaya çıkabilmektedir. Bir süre
sonra fiziksel delil bulunamayabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar için yaşa uygun
testler ve gebelik testi, olguya göre değerlendirme yapılarak istenir.

Ensest tanımı

Anne-baba yakınlığına ve otoritesine sahip bir yetişkinle, bir çocuk veya ergen arasındaki her çeşit cinsel ilişkidir. Önemli olan aradaki kan bağı değil, yetişkinin anne-baba hakimiyeti, gücü ve çocuğun bağımlılığıdır. Ensest eskiden biyolojik yakınlığı yani kan bağı olan kişiler arasındaki cinsel ilişki olarak tanımlanırken, günümüzde kan bağı olan veya olmayan, yakın veya uzak hısım ve akrabalar ile çocuğa bakım veren tüm yetişkinleri kapsamaktadır. Cinsel ilişkiden kast edilen; gizli tutulmaya çalışılan bütün cinsel içerikli temaslardır. Ruhsal açıdan, temasın gerçek doğasından çok, cinsel motivasyonu ve saklı tutulması önemlidir. Tüm cinsel istismar olgularının üçte biri ensest ya da aile içi cinsel istismardır. Anal, oral, vajinal girişin olmadığı ensest saldırılarının daha çok gizli kaldığı bilinmektedir. İstismar süresi uzadıkça istismarın biçimi de değişmeye başlar, saldırgan cinsel yakınlığını derece derece artırır. Olguların yarısından fazlasında çocuğun bir kereden fazla istismar edildiği görülür. Türkiye’de ensest saldırganlarının yarısını öz babalar oluşturmaktadır. Aile içi cinsel istimara maruz kalan çocuklarda fiziksel, psikososyal ve cinsel sağlık sorunları ortaya çıkar. Ailede çocuğun sağlık durumuyla ilgili önlemlerin alınması öncelikli olarak yapılması gereken müdahale iken, ensest aile bireyleri tarafından üzeri örtülen, konuşulamayan bir olgudur. Bireyin beden bütünlüğünü, mahremiyetini, cinsel haklarını elinden alan bu durum, genellikle çocuk yaşta başlayarak uzun süre “aile bütünlüğü”nü bozmamak adına gizli kalarak devam etmekte ve neden olduğu ruhsal, sosyal ve cinsel yaşam sorunları erişkinlikte de sürmektedir.

Çocuk cinsel istismarının sıklığı ve yaygınlığı

Kız ve erkek çocuklarına karşı cinsel şiddetin gerçek boyutları, ancak buzdağının görünen yüzü kadar bilinmektedir. Çocuk cinsel istismarıyla ilgili güvenilir verilerin toplanması, istismarın farklı yasal tanımları ve belgeleme sorunları nedeniyle oldukça güçtür. Neredeyse her dört çocuktan biri cinsel istismar yaşamaktadır. Olguların yalnızca onda birinin bildirildiği tahmin edilmektedir. 2002’de Dünya Sağlık Örgütü, küresel olarak en az 150 milyon kız ve 73 milyon erkek çocuğun 18 yaşın altında zorla cinsel ilişki ya da fiziksel temas içeren diğer cinsel şiddet türlerini yaşamış olduğunu bildirmiştir. UNICEF’in (United Nations International Children’s Emergency Fund) farklı ülkelerden örneklerle bildirdiği çalışmalara göre, bazı ülkelerde genç kızların yaklaşık yarısında ilk cinsel deneyim zorla olmaktadır. Türkiye’de her üç kadından birinin, bazı kaynaklarda her on kadından üçünün çocuk yaşta evlilik yaptığı bildirilmektedir. Dünyada çocuk cinsel istismarının yaygınlığıyla ilgili çalışmalarda cinsel istismara maruz kalan çocuk ve ergenlerin %71’i kız, %29’u erkektir. Olguların yaklaşık yarısında yineleyici cinsel istismar vardır. Yaşamları boyunca en az bir kez cinsel saldırıya maruz kalan ergenlerin oranını %21 olarak bildirilmiştir. Cinsel istismarın yaklaşık % 20-25’ini ensest olguları oluşturmaktadır. Araştırmalara göre çocukluk cinsel istismarında %51 dokunmadan istismar varken, sadece %5’inde anal ya da vajinal ilişki vardır. Erkeklerin %42’si anal ilişki ya da ilişki girişimiyle karşılaşırken, kızlarda bu oran %72’dir. Erkek çocuk ve ergenlerin cinsel istismarı daha seyrek açıkladığı, kızların açıklama yapmaya erkeklerden daha meyilli olduğu bilinmektedir. Cinsel istismar bebeklikten itibaren başlayabilirse de ortalama başlama yaşı dokuzdur. Erkek çocukların ortalama mağduriyet yaşı, kız çocuklara oranla daha büyüktür. Erkek çocukların daha çok aile dışından, başka çocukları da istismar ettiği bilinen kişiler tarafından istismara uğradığı bildirilmektedir. Cinsel istismarın sıklığı, kullanılan tanımlara ve bilgi edinme yöntemlerine göre değişmektedir. Kendi çocukluklarında cinsel istismar yaşamış erkek erişkinlerde yapılmış çalışmalarda sıklık oranı; cinsel ilişkide baskı ve zorlama tanımı daha dar tutulduğunda %1 iken, daha geniş bir tanımlama benimsendiğinde %19’a kadar değişmektedir. Çocuk cinsel istismarına akran istismarının dahil edilmesi, sıklık oranını %9 arttırabilir; fiziksel temasın olmadığı olguların dahil edilmesi de oranı %16’ya kadar yükseltebilir. Erişkin kadınlarda yaşam boyu çocukluk çağı cinsel istismarı yaşama sıklığı incelendiğinde; tecavüz sıklığı %0,9 iken, cinsel istismar tanımlaması tecavüzle sınırlı tutulmadığında %45’e yükselmektedir. Yaklaşık 40 yıldır yayınlanan uluslararası çalışmalarda, ortalama yaşam boyu çocukluk çağı cinsel istismar sıklığı olarak kadınlarda %20, erkeklerde %5-10 oranlarını göstermektedir. Sıklık tahminlerindeki bu büyük değişkenlik, farklı kültürlerde egemen olan gerçek risk farklılıklarından, açıklama zorluklarından veya çalışmaların yürütülme yöntemlerindeki farklılıklardan kaynaklanıyor olabilir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 verilerinde suç mağduru çocuk sayısının yılda 122 bini geçtiği, bunların %10 oranında cinsel suçlar olduğu bildirilmektedir. Adalet Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre ise yılda ortalama 17 bin dava açılmakta, bu davalar %55 oranında mahkumiyetle sonuçlanmakta; sonuçta yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel olarak istismar edildiği belirtilmektedir. Türkiye’de çocuk cinsel istismarı ve ihmali konusunda bilimsel yayın oldukça azdır. Çocuğa yönelik cinsel sömürü (fuhuş, pornografi, cinsel amaçlı çocuk ticareti) konuları ise neredeyse hiç araştırılmamaktadır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) ve UNICEF’in 2010’da Türkiye’de 6 ilde yaptıkları çalışmada; 1328 hanede, 7-18 yaş arası toplam 1886 çocukla yüzyüze görüşülmüştür. Çocuk katılımcılar, yaş, cinsiyet ve bölge farkı olmaksızın istismarın sırasıyla ev, okul ve sokakta gerçekleştiğini; istismar eden kişilerin de sırasıyla baba, öğretmen, anne, arkadaş ve komşu olduğunu anlatmışlardır. Çocukların son bir yıl içinde maruz kaldığı cinsel istismar sıklığı %3, cinsel istismara tanıklık ise %10 olarak, en çok okul ve mahalle ortamında, bir çocuktan başka bir çocuğa yönelik olarak bildirilmiştir. Cinsel istismarın grup çalışmalarında paylaşımının çok zor olduğu, çocuk dostu ortamda terapi planlanarak sorgulanmasının doğru olacağı düşüncesiyle bu araştırmada doğrudan irdelenmediği bildirilmiştir. Türkiye genelinde kadınların %26’sı 18 yaşından önce evlenmiştir. Türkiye’de kadınların %9'u 15 yaşından önce cinsel istismara maruz kalmıştır. Çocukluk çağı cinsel istismarı kentsel yerleşim alanlarında kırsal bölgelere göre üç kat daha sıktır. Bölge düzeyinde; en sık İstanbul (%9) ve Akdeniz (%8,5) bölgelerinde bildirilmiştir. Saldırganların %60'ı tanıdık biridir. 18 yaşından önce evlenen kadınların %19’u, 18 yaşından sonra evlenen kadınların %10’u cinsel şiddete maruz kalmıştır. İki şiddet türü bir arada değerlendirildiğinde, erken evlenen kadınların yarısı fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalırken, 18 yaşından sonra evlenen kadınların ise üçte birinin şiddete maruz kaldığı görülmektedir. Başka bir çalışmada, Güneydoğu Anadolu’da istismar veya ihmal nedeniyle yasal işlem yapılan 103 çocuk ve ergenin yarısından fazlasının küçük yaşta evlenen kızlar olduğu bildirilmiştir. Batı Karadeniz, Doğu Anadolu, Marmara ve Akdeniz bölgesindeki belli hastanelere gönderilen mağdurların değerlendirilerek, cinsel istismarcıların sosyokültürel özelliklerinin incelendiği bir çalışmada; tüm istismarcıların erkek olduğu, çoğunun aile üyelerinden, akraba veya tanıdık kimselerden oluştuğu saptanmıştır. En sık kız çocuklarının istismara maruz kaldığı, artan yaşla birlikte istismara uğrayan kızların oranının arttığı bildirilmiştir. İstismarcıların eğitim düzeyinin düşük olduğu, evli olmama ve madde ve/veya alkol kullanım öyküsü oranının yüksek olduğu izlenmiştir. İstismarcı ile evlendirerek sorunu “çözmek” gibi yaklaşımlar akıldışı, çağdışıdır. Erken yaşta evlilikler, kadınların sırtına erken yaşta ve istenmeyen gebelikler, doğumda ve doğum sonrasında pek çok sağlık problemi, eğitimsizlik, işsizlik, güvencesizlik ve inisiyatifsizliği yüklemektedir. Erken yaştaki evlilikler ve beraberindeki sorunlar bazı tören ve geleneklerle kendini yeniden ürettiği için; bir insan hakları ihlali ve halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmeli, çözüme de bütüncül yaklaşılmalıdır.

Tez den bi kısımdı....
 

crow88

Dekan
Katılım
1 Aralık 2010
Mesajlar
7,378
Çözümler
1
Reaksiyon puanı
3,407
Puanları
1,358
Yaş
60
Bi üniversite Tezi makale paylaşacağım vaktiniz varsa okuyun.

Çocuk cinsel istismarı türleri
Kız ve erkek çocuklara karşı cinsel şiddet, çeşitli şekillerde olabilir. Çocuk cinsel
istismarı tecavüz, çocukla cinsel ilişki ve ensesti içermekle birlikte, bunlarla sınırlı
değildir. Oral, anal ya da vajinal yollardan giriş (penetrasyon) içeren cinsel ilişki ya da
her türlü cinsel ilişki girişimini ve giriş içermeyen genital dokunma ya da okşamayı
içerir. Çocuğa cinsel eylemleri izletmek, açıkça cinsel biçimde kendini ifade etmeye
teşvik etmek ya da zorlamak, uygunsuz cinsel materyallere maruz bırakmak gibi fiziksel
olmayan temaslar ve giriş içermeyen eylemler de cinsel istismar içine girer.
Çocuk cinsel istismarı; sıklık, süre, başlangıç yaşı ve mağdurun istismarı yapan kişiyle
(çocuk yaşamını yitirdiyse kurbanın faille) ilişkisi açısından da farklılıklar
gösterebilmektedir. Çocuk cinsel istismarının dinamikleri erişkinden farklıdır. Çocuklar
olaydan hemen sonra nadiren istismarı açıklar. İstismarın açıklanması bir kerede
olmaktan ziyade, bir süreçtir ve genellikle fiziksel bir yakınma ya da davranış
değişikliğini takiben başlamaktadır. Cinsel istismar yaşamış olan çocuğun
değerlendirilmesi, öykü alma ve adli muayene ile ilgili özel beceri ve teknikleri gerektirir.
Cinsel organlarda fiziksel travmaya ilişkin kesin bulgular, cinsel istismarın üzerinden
zaman geçtiği olgularda bile neredeyse iyileşmiş halde ortaya çıkabilmektedir. Bir süre
sonra fiziksel delil bulunamayabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar için yaşa uygun
testler ve gebelik testi, olguya göre değerlendirme yapılarak istenir.

Ensest tanımı

Anne-baba yakınlığına ve otoritesine sahip bir yetişkinle, bir çocuk veya ergen arasındaki her çeşit cinsel ilişkidir. Önemli olan aradaki kan bağı değil, yetişkinin anne-baba hakimiyeti, gücü ve çocuğun bağımlılığıdır. Ensest eskiden biyolojik yakınlığı yani kan bağı olan kişiler arasındaki cinsel ilişki olarak tanımlanırken, günümüzde kan bağı olan veya olmayan, yakın veya uzak hısım ve akrabalar ile çocuğa bakım veren tüm yetişkinleri kapsamaktadır. Cinsel ilişkiden kast edilen; gizli tutulmaya çalışılan bütün cinsel içerikli temaslardır. Ruhsal açıdan, temasın gerçek doğasından çok, cinsel motivasyonu ve saklı tutulması önemlidir. Tüm cinsel istismar olgularının üçte biri ensest ya da aile içi cinsel istismardır. Anal, oral, vajinal girişin olmadığı ensest saldırılarının daha çok gizli kaldığı bilinmektedir. İstismar süresi uzadıkça istismarın biçimi de değişmeye başlar, saldırgan cinsel yakınlığını derece derece artırır. Olguların yarısından fazlasında çocuğun bir kereden fazla istismar edildiği görülür. Türkiye’de ensest saldırganlarının yarısını öz babalar oluşturmaktadır. Aile içi cinsel istimara maruz kalan çocuklarda fiziksel, psikososyal ve cinsel sağlık sorunları ortaya çıkar. Ailede çocuğun sağlık durumuyla ilgili önlemlerin alınması öncelikli olarak yapılması gereken müdahale iken, ensest aile bireyleri tarafından üzeri örtülen, konuşulamayan bir olgudur. Bireyin beden bütünlüğünü, mahremiyetini, cinsel haklarını elinden alan bu durum, genellikle çocuk yaşta başlayarak uzun süre “aile bütünlüğü”nü bozmamak adına gizli kalarak devam etmekte ve neden olduğu ruhsal, sosyal ve cinsel yaşam sorunları erişkinlikte de sürmektedir.

Çocuk cinsel istismarının sıklığı ve yaygınlığı

Kız ve erkek çocuklarına karşı cinsel şiddetin gerçek boyutları, ancak buzdağının görünen yüzü kadar bilinmektedir. Çocuk cinsel istismarıyla ilgili güvenilir verilerin toplanması, istismarın farklı yasal tanımları ve belgeleme sorunları nedeniyle oldukça güçtür. Neredeyse her dört çocuktan biri cinsel istismar yaşamaktadır. Olguların yalnızca onda birinin bildirildiği tahmin edilmektedir. 2002’de Dünya Sağlık Örgütü, küresel olarak en az 150 milyon kız ve 73 milyon erkek çocuğun 18 yaşın altında zorla cinsel ilişki ya da fiziksel temas içeren diğer cinsel şiddet türlerini yaşamış olduğunu bildirmiştir. UNICEF’in (United Nations International Children’s Emergency Fund) farklı ülkelerden örneklerle bildirdiği çalışmalara göre, bazı ülkelerde genç kızların yaklaşık yarısında ilk cinsel deneyim zorla olmaktadır. Türkiye’de her üç kadından birinin, bazı kaynaklarda her on kadından üçünün çocuk yaşta evlilik yaptığı bildirilmektedir. Dünyada çocuk cinsel istismarının yaygınlığıyla ilgili çalışmalarda cinsel istismara maruz kalan çocuk ve ergenlerin %71’i kız, %29’u erkektir. Olguların yaklaşık yarısında yineleyici cinsel istismar vardır. Yaşamları boyunca en az bir kez cinsel saldırıya maruz kalan ergenlerin oranını %21 olarak bildirilmiştir. Cinsel istismarın yaklaşık % 20-25’ini ensest olguları oluşturmaktadır. Araştırmalara göre çocukluk cinsel istismarında %51 dokunmadan istismar varken, sadece %5’inde anal ya da vajinal ilişki vardır. Erkeklerin %42’si anal ilişki ya da ilişki girişimiyle karşılaşırken, kızlarda bu oran %72’dir. Erkek çocuk ve ergenlerin cinsel istismarı daha seyrek açıkladığı, kızların açıklama yapmaya erkeklerden daha meyilli olduğu bilinmektedir. Cinsel istismar bebeklikten itibaren başlayabilirse de ortalama başlama yaşı dokuzdur. Erkek çocukların ortalama mağduriyet yaşı, kız çocuklara oranla daha büyüktür. Erkek çocukların daha çok aile dışından, başka çocukları da istismar ettiği bilinen kişiler tarafından istismara uğradığı bildirilmektedir. Cinsel istismarın sıklığı, kullanılan tanımlara ve bilgi edinme yöntemlerine göre değişmektedir. Kendi çocukluklarında cinsel istismar yaşamış erkek erişkinlerde yapılmış çalışmalarda sıklık oranı; cinsel ilişkide baskı ve zorlama tanımı daha dar tutulduğunda %1 iken, daha geniş bir tanımlama benimsendiğinde %19’a kadar değişmektedir. Çocuk cinsel istismarına akran istismarının dahil edilmesi, sıklık oranını %9 arttırabilir; fiziksel temasın olmadığı olguların dahil edilmesi de oranı %16’ya kadar yükseltebilir. Erişkin kadınlarda yaşam boyu çocukluk çağı cinsel istismarı yaşama sıklığı incelendiğinde; tecavüz sıklığı %0,9 iken, cinsel istismar tanımlaması tecavüzle sınırlı tutulmadığında %45’e yükselmektedir. Yaklaşık 40 yıldır yayınlanan uluslararası çalışmalarda, ortalama yaşam boyu çocukluk çağı cinsel istismar sıklığı olarak kadınlarda %20, erkeklerde %5-10 oranlarını göstermektedir. Sıklık tahminlerindeki bu büyük değişkenlik, farklı kültürlerde egemen olan gerçek risk farklılıklarından, açıklama zorluklarından veya çalışmaların yürütülme yöntemlerindeki farklılıklardan kaynaklanıyor olabilir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 verilerinde suç mağduru çocuk sayısının yılda 122 bini geçtiği, bunların %10 oranında cinsel suçlar olduğu bildirilmektedir. Adalet Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre ise yılda ortalama 17 bin dava açılmakta, bu davalar %55 oranında mahkumiyetle sonuçlanmakta; sonuçta yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel olarak istismar edildiği belirtilmektedir. Türkiye’de çocuk cinsel istismarı ve ihmali konusunda bilimsel yayın oldukça azdır. Çocuğa yönelik cinsel sömürü (fuhuş, pornografi, cinsel amaçlı çocuk ticareti) konuları ise neredeyse hiç araştırılmamaktadır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) ve UNICEF’in 2010’da Türkiye’de 6 ilde yaptıkları çalışmada; 1328 hanede, 7-18 yaş arası toplam 1886 çocukla yüzyüze görüşülmüştür. Çocuk katılımcılar, yaş, cinsiyet ve bölge farkı olmaksızın istismarın sırasıyla ev, okul ve sokakta gerçekleştiğini; istismar eden kişilerin de sırasıyla baba, öğretmen, anne, arkadaş ve komşu olduğunu anlatmışlardır. Çocukların son bir yıl içinde maruz kaldığı cinsel istismar sıklığı %3, cinsel istismara tanıklık ise %10 olarak, en çok okul ve mahalle ortamında, bir çocuktan başka bir çocuğa yönelik olarak bildirilmiştir. Cinsel istismarın grup çalışmalarında paylaşımının çok zor olduğu, çocuk dostu ortamda terapi planlanarak sorgulanmasının doğru olacağı düşüncesiyle bu araştırmada doğrudan irdelenmediği bildirilmiştir. Türkiye genelinde kadınların %26’sı 18 yaşından önce evlenmiştir. Türkiye’de kadınların %9'u 15 yaşından önce cinsel istismara maruz kalmıştır. Çocukluk çağı cinsel istismarı kentsel yerleşim alanlarında kırsal bölgelere göre üç kat daha sıktır. Bölge düzeyinde; en sık İstanbul (%9) ve Akdeniz (%8,5) bölgelerinde bildirilmiştir. Saldırganların %60'ı tanıdık biridir. 18 yaşından önce evlenen kadınların %19’u, 18 yaşından sonra evlenen kadınların %10’u cinsel şiddete maruz kalmıştır. İki şiddet türü bir arada değerlendirildiğinde, erken evlenen kadınların yarısı fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalırken, 18 yaşından sonra evlenen kadınların ise üçte birinin şiddete maruz kaldığı görülmektedir. Başka bir çalışmada, Güneydoğu Anadolu’da istismar veya ihmal nedeniyle yasal işlem yapılan 103 çocuk ve ergenin yarısından fazlasının küçük yaşta evlenen kızlar olduğu bildirilmiştir. Batı Karadeniz, Doğu Anadolu, Marmara ve Akdeniz bölgesindeki belli hastanelere gönderilen mağdurların değerlendirilerek, cinsel istismarcıların sosyokültürel özelliklerinin incelendiği bir çalışmada; tüm istismarcıların erkek olduğu, çoğunun aile üyelerinden, akraba veya tanıdık kimselerden oluştuğu saptanmıştır. En sık kız çocuklarının istismara maruz kaldığı, artan yaşla birlikte istismara uğrayan kızların oranının arttığı bildirilmiştir. İstismarcıların eğitim düzeyinin düşük olduğu, evli olmama ve madde ve/veya alkol kullanım öyküsü oranının yüksek olduğu izlenmiştir. İstismarcı ile evlendirerek sorunu “çözmek” gibi yaklaşımlar akıldışı, çağdışıdır. Erken yaşta evlilikler, kadınların sırtına erken yaşta ve istenmeyen gebelikler, doğumda ve doğum sonrasında pek çok sağlık problemi, eğitimsizlik, işsizlik, güvencesizlik ve inisiyatifsizliği yüklemektedir. Erken yaştaki evlilikler ve beraberindeki sorunlar bazı tören ve geleneklerle kendini yeniden ürettiği için; bir insan hakları ihlali ve halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmeli, çözüme de bütüncül yaklaşılmalıdır.

Tez den bi kısımdı....
tezin pdf sendedir sanırım,buraya ekleyebilirsin
 

garb02

Doçent
Katılım
28 Haziran 2019
Mesajlar
574
Reaksiyon puanı
123
Puanları
43
Yaş
45
tezin pdf sendedir sanırım,buraya ekleyebilirsin

Arada bakıyorum siteye

https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/
Mesaj otomatik birleştirildi:

Not:
ARAŞTIRMACILARIN DİKKATİNE

  • Ulusal Tez Merkezi hizmetlerinin tamamı internet üzerinden verilmektedir.
  • Yazarları tarafından Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi Veri Tabanında arşivlenmesine ve internet üzerinden tam metin erişime açılmasına izin verilen tezler açık erişime sunulmaktadır.
  • Yasal uyarıyı okumak için tıklayınız.
  • Tez Merkezi veri tabanında yayınlanma izni olmayan tezlerin basılı kopyalarına Üniversite kütüphaneleri aracılığıyla (TÜBESS üzerinden) erişebilirsiniz.
  • Tez Veri Giriş Formunu doldurmak için, sisteme e-Devlet ile giriş yapmak gerekmektedir. E-Devlet girişi yapmak için tıklayınız.
  • 2006 yılı öncesi tezlerden erişime kapalı olanların yazarları “Tez Yayımlama İzin Belgesi”ni doldurarak tezlerini tam metin erişime açabilirler.
  • İnternet sitemizi en iyi şekilde görüntüleyebilmek için Google Chrome ya da Mozilla Firefox tarayıcısını kullanmanızı öneririz.

İLETİŞİM
AdresYükseköğretim Kurulu Yayın ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı Ulusal Tez Merkezi / 06539 Bilkent - Ankara
Okuyucu HizmetleriTelefon: 0 312 298 73 81/ Faks: 0 312 298 74 53
E-postadokuman@yok.gov.tr
 
Son düzenleme:
Üst