Söyle Rahatla

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

evowinds

Dekan
Katılım
2 Kasım 2008
Mesajlar
9,100
Reaksiyon puanı
174
Puanları
243
Başımdan az buçuk şeyler geçti, bana ters bir dua, gönlümdekiler temiz, hakkımda hayırlı olmadı.

Özelliklere gelince bunlar icebergin yüzeyi. Aslına bakarsan mutsuzum, şu anlar çok düşünüyorum, neyim kimim napacam elimden ne gelir amacım ne geleceğim nasıl olacak şu an ölsem nasıl olur ne hissederim, evlensem sevebilecek miyim yine tüm kalbimle, çocuklarım olsun ister miyim nasıl yetiştiririm.... binbir türlü şey gelir aklıma sürekli. Ben psikolojik sorunları olan birisiyim galiba, savrulup gidiyorum rüzgarda.

sana özel bir seans yapalım :) forum dışında.
 

djvietnam

Profesör
Katılım
5 Temmuz 2011
Mesajlar
3,305
Reaksiyon puanı
8
Puanları
218
bir şey sormak istiyorum yüksek müsadenizle çok ilgi göstermek aşkı zedelermi son 2 ilişkimde bunu gördüm ilkine acemilik 2incisne tecrübe 3.cüsüne napmak lazım huy değişmezki oda var
 

evowinds

Dekan
Katılım
2 Kasım 2008
Mesajlar
9,100
Reaksiyon puanı
174
Puanları
243
bir şey sormak istiyorum yüksek müsadenizle çok ilgi göstermek aşkı zedelermi son 2 ilişkimde bunu gördüm ilkine acemilik 2incisne tecrübe 3.cüsüne napmak lazım huy değişmezki oda var

Kadınlar farklıdır, aynı isimleri ve şekilleri farklı çiçekler gibi. Kimi az su ister kimi çok, kimi güneşi sever kimi gölgeyi...
Kimi humuslu toprak sever kimi kireçli...Kimi en zor şartlar da bile büyür kimine ne kadar bakarsan bak solar...

Sana tavsiyem kendin ol, seni sen olduğun için kabullenen birini bul. Her şeyi tadına bırak. Diğer türlü çok yorulursun...

- - - Mesaj Güncellendi - - -

anlatmayacağım çoook şeylerim olacak ve eksik kalacak. Kendimle mezara gidecek şeylerim var..

Önce anlatabileceklerinden başlarız.
 

Ahbârî

Dekan
Katılım
6 Ekim 2009
Mesajlar
6,274
Reaksiyon puanı
346
Puanları
263
Kadınlar farklıdır, aynı isimleri ve şekilleri farklı çiçekler gibi. Kimi az su ister kimi çok, kimi güneşi sever kimi gölgeyi...
Kimi humuslu toprak sever kimi kireçli...Kimi en zor şartlar da bile büyür kimine ne kadar bakarsan bak solar...

Sana tavsiyem kendin ol, seni sen olduğun için kabullenen birini bul. Her şeyi tadına bırak. Diğer türlü çok yorulursun...

- - - Mesaj Güncellendi - - -



Önce anlatabileceklerinden başlarız.

Ketum biriyimdir :)
 

djvietnam

Profesör
Katılım
5 Temmuz 2011
Mesajlar
3,305
Reaksiyon puanı
8
Puanları
218
Kadınlar farklıdır, aynı isimleri ve şekilleri farklı çiçekler gibi. Kimi az su ister kimi çok, kimi güneşi sever kimi gölgeyi...
Kimi humuslu toprak sever kimi kireçli...Kimi en zor şartlar da bile büyür kimine ne kadar bakarsan bak solar...

Sana tavsiyem kendin ol, seni sen olduğun için kabullenen birini bul. Her şeyi tadına bırak. Diğer türlü çok yorulursun...

- - - Mesaj Güncellendi - - -



Önce anlatabileceklerinden başlarız.

haklısın ne diyimki hep kendim oldum kaybeden hep ben oldum başkası olmayada çalıştım olmadı yapamadım ben buyum dedim başkası olamam ne gitmesini bilebildim ne kalmasını uzak durdukça aşktan üstüme geldi ne güvenim kaldı ne umudum tek bir amacım vardı (mutlu bir yuvanın hayali) bilmiyorum allah belki böyle sınıyor beni ya daha çok yanmam lazım yada iyice pişmek bana göre çok yandım çok canım yandı bir kalp kaç kırılırki bilmiyorum neylerse mevlam güzel eyler eyler deyip hayırlısı rabbim deyip dualara sığınıyorum hiç bir zamanda beddua etmiyorum hep şunu diyorum rabbime allahım niye beddua ediyimki sen görüyorsun halimi ne halde olduğumu adaletine sığınıyorum
 

Empatik

Profesör
Katılım
5 Şubat 2013
Mesajlar
2,866
Reaksiyon puanı
8
Puanları
0
24 mb net var bana hızlıca Xp indirebileceğim bir yer öneren olur mu aceba? :D
 

Ahbârî

Dekan
Katılım
6 Ekim 2009
Mesajlar
6,274
Reaksiyon puanı
346
Puanları
263
haklısın ne diyimki hep kendim oldum kaybeden hep ben oldum başkası olmayada çalıştım olmadı yapamadım ben buyum dedim başkası olamam ne gitmesini bilebildim ne kalmasını uzak durdukça aşktan üstüme geldi ne güvenim kaldı ne umudum tek bir amacım vardı (mutlu bir yuvanın hayali) bilmiyorum allah belki böyle sınıyor beni ya daha çok yanmam lazım yada iyice pişmek bana göre çok yandım çok canım yandı bir kalp kaç kırılırki bilmiyorum neylerse mevlam güzel eyler eyler deyip hayırlısı rabbim deyip dualara sığınıyorum hiç bir zamanda beddua etmiyorum hep şunu diyorum rabbime allahım niye beddua ediyimki sen görüyorsun halimi ne halde olduğumu adaletine sığınıyorum

Ama pişmek için farklı ateşleri denemek ne derece makul ? Bu beni pişirir demek...
 

evowinds

Dekan
Katılım
2 Kasım 2008
Mesajlar
9,100
Reaksiyon puanı
174
Puanları
243
[MENTION=156007]djvietnam[/MENTION], bak sana bir kıssadan hisse. Neden ben deme, biz eşekten daha üstünüz :)

Cemaleddin Halveti Hazretleri Beyazıd Camiinde vaaz ederken, cemaatin arasından yaşlı bir adam kalkıp, "Şeyh efendi" demiş.


-"Böylesine mümtaz bir cemaate katılmak arzusuyla çok uzun bir yoldan buraya geldim. Lakin etraf çok kalabalıktı, ben o kargaşa içinde merkebimi kaybettim. Özelliklerini tarif etsem, acaba lütfedip cemaate böyle bir eşek görüp görmediklerini sora bilirmisiniz?" Adamın bu ricası üzerine, Şeyh Efendi cemaate demişki:


- Ey cemaat! İçinizde aşk nedir bilmeyen ve ömründe hiçbirşeye aşık olmayan kimse varmı?

Cemaatten biri kalkmış, "Ya Şeyh! Ben öyle aşk maşk nedir bilmem. Şimdiye kadar da kimseye aşık falan olmuş değilim" demiş. Bu sırada iki kişi daha elini kaldırıp onlarda aşk nedir bilmediklerini, hiç aşık olmadıklarını söylemişler.

Cemaleddin Halveti hazretleri önce tebessüm etmiş, sonra merkebini kaybettiğini söyleyen yaşlı adama dönüp, "Bana bir eşeğini kaybettiğini söylemiştin " demiş.

- "Halbuki bak ben sana üç tane eşek buldum. Aralarında ki tek fark, senin ki dört ayaklıydı, bunlar ise iki ayaklı."
 

Ahbârî

Dekan
Katılım
6 Ekim 2009
Mesajlar
6,274
Reaksiyon puanı
346
Puanları
263
[MENTION=156007]djvietnam[/MENTION], bak sana bir kıssadan hisse. Neden ben deme, biz eşekten daha üstünüz :)

Cemaleddin Halveti Hazretleri Beyazıd Camiinde vaaz ederken, cemaatin arasından yaşlı bir adam kalkıp, "Şeyh efendi" demiş.


-"Böylesine mümtaz bir cemaate katılmak arzusuyla çok uzun bir yoldan buraya geldim. Lakin etraf çok kalabalıktı, ben o kargaşa içinde merkebimi kaybettim. Özelliklerini tarif etsem, acaba lütfedip cemaate böyle bir eşek görüp görmediklerini sora bilirmisiniz?" Adamın bu ricası üzerine, Şeyh Efendi cemaate demişki:


- Ey cemaat! İçinizde aşk nedir bilmeyen ve ömründe hiçbirşeye aşık olmayan kimse varmı?

Cemaatten biri kalkmış, "Ya Şeyh! Ben öyle aşk maşk nedir bilmem. Şimdiye kadar da kimseye aşık falan olmuş değilim" demiş. Bu sırada iki kişi daha elini kaldırıp onlarda aşk nedir bilmediklerini, hiç aşık olmadıklarını söylemişler.

Cemaleddin Halveti hazretleri önce tebessüm etmiş, sonra merkebini kaybettiğini söyleyen yaşlı adama dönüp, "Bana bir eşeğini kaybettiğini söylemiştin " demiş.

- "Halbuki bak ben sana üç tane eşek buldum. Aralarında ki tek fark, senin ki dört ayaklıydı, bunlar ise iki ayaklı."

Ama aşklar farklı aşklar :) İstenilen farklı hiç değilse.
 

evowinds

Dekan
Katılım
2 Kasım 2008
Mesajlar
9,100
Reaksiyon puanı
174
Puanları
243
Ama aşklar farklı aşklar :) İstenilen farklı hiç değilse.

kulun kula aşkı ilahi aşka götürür,
"leylam leylam" derken kendini "mevlam mevlam" derken bulursun...
Mahlukta tecelli eden Halık'ı gördüğünde esas gaye zuhur eder, muhabbet istikamet değiştirir, habib tek olur.
 

Ahbârî

Dekan
Katılım
6 Ekim 2009
Mesajlar
6,274
Reaksiyon puanı
346
Puanları
263
kulun kula aşkı ilahi aşka götürür,
"leylam leylam" derken kendini "mevlam mevlam" derken bulursun...
Mahlukta tecelli eden Halık'ı gördüğünde esas gaye zuhur eder, muhabbet istikamet değiştirir, habib tek olur.

Leylam tamam ama leylalarım değil :) tasavvuf amenna derim ama herkes de o istidat aranmaz aranamaz. Öyle olsaydı böyle olur muyduk?
 

djvietnam

Profesör
Katılım
5 Temmuz 2011
Mesajlar
3,305
Reaksiyon puanı
8
Puanları
218
[MENTION=47793]evowinds[/MENTION] güzel hikayeymiş bilmiyorum hocam ben anlamadım bu aşkı ne sevmeyi becerebildik ne sevilmeyi özeti bu ama şunu anladım sadece uzak durmak gerekiyor bu aşktan gerçi uzak durunca daha kötü gıcıklık yapıp sen uzak durdun benden diye al sana diyip atıp gidiyor sonra bitmek bilmeyen geceler işte
 

by efsane

Rektör
Emektar
Katılım
10 Aralık 2008
Mesajlar
14,677
Reaksiyon puanı
2,135
Puanları
293
@djvietnam, bak sana bir kıssadan hisse. Neden ben deme, biz eşekten daha üstünüz :)

Cemaleddin Halveti Hazretleri Beyazıd Camiinde vaaz ederken, cemaatin arasından yaşlı bir adam kalkıp, "Şeyh efendi" demiş.


-"Böylesine mümtaz bir cemaate katılmak arzusuyla çok uzun bir yoldan buraya geldim. Lakin etraf çok kalabalıktı, ben o kargaşa içinde merkebimi kaybettim. Özelliklerini tarif etsem, acaba lütfedip cemaate böyle bir eşek görüp görmediklerini sora bilirmisiniz?" Adamın bu ricası üzerine, Şeyh Efendi cemaate demişki:


- Ey cemaat! İçinizde aşk nedir bilmeyen ve ömründe hiçbirşeye aşık olmayan kimse varmı?

Cemaatten biri kalkmış, "Ya Şeyh! Ben öyle aşk maşk nedir bilmem. Şimdiye kadar da kimseye aşık falan olmuş değilim" demiş. Bu sırada iki kişi daha elini kaldırıp onlarda aşk nedir bilmediklerini, hiç aşık olmadıklarını söylemişler.

Cemaleddin Halveti hazretleri önce tebessüm etmiş, sonra merkebini kaybettiğini söyleyen yaşlı adama dönüp, "Bana bir eşeğini kaybettiğini söylemiştin " demiş.

- "Halbuki bak ben sana üç tane eşek buldum. Aralarında ki tek fark, senin ki dört ayaklıydı, bunlar ise iki ayaklı."

Sinan Yağmur'un kitabında bu Şems olarak anlatılıyor.

kulun kula aşkı ilahi aşka götürür,
"leylam leylam" derken kendini "mevlam mevlam" derken bulursun...
Mahlukta tecelli eden Halık'ı gördüğünde esas gaye zuhur eder, muhabbet istikamet değiştirir, habib tek olur.


[TD="colspan: 2"]Henüz yirmisinde olan genç bir delikanlı… Bir kıza gönlünü kaptırmış, o derece âşık olmuş ki, sevdiğinden başka bir şey düşünemez, derdiniz kimseye anlatamaz olmuştu.

–Ne haldesin, sana ne oldu? diyenlere mahzun bir tebessümle bakar, hiçbir şey söylemezdi. Onun bu hali çevresinde bulunan herkesi merak içinde bırakmıştı. Onun derdini birlikte çobanlık yaptıkları yakın arkadaşından başka kimse bilmezdi. İki arkadaş gündüzleri köyün koyunlarını güder, geceleri de kaldıkları tek oda bir kulübede yaşarlardı.

Günlerden bir gün, günlük işlerini yapmış, kulübelerine dönmüşlerdi. Âşık olan çoban her zamanki gibi kulübelerinin az ilerisindeki bir kaya parçasının üzerine oturmuş, yaşlı gözlerle güneşin batışını izlemektedir. Diğer çoban da akşam yemeği için hazırlık yapmaktadır. Tam bu esnada kulübelerinin önüne gelen bir ihtiyarın sesi duyulur.

–Hey delikanlı!

Âşık çoban ihtiyarı duyacak durumda değildir. İhtiyar birkaç defa seslenir ama âşık çobanın duyacağı yoktur. Dışarıdan gelen sesi işiten diğer çoban kulübeden dışarı çıkınca ihtiyar bir adam karşılaşır.

–Buyrun efendim! Bir şey mi istediniz?

İhtiyar:

–Evladım! Ben yolcuyum, susadım, bana içecek bir su verir misin?

Genç içeri girer, su kabını eline alarak ihtiyara verir. İhtiyar bir yandan suyu yudum yudum içerken,bir yandan da ileride duran genç dikkatini çekmiştir. Birkaç defa seslenmesine rağmen sesini duyuramadığından sağır mıdır diye de merak eder.

İhtiyar sorar:

–Arkadaşın hasta mıdır?

Genç:

–O gecelerini uykusuz geçirmektedir. Kendine bakmıyor, yemeği, beslenmesi çok düzensiz… Kızdan başka hiçbir düşüncesi yok. Uykusu kız, yemesi kız, içmesi kız, çevresi kız, onun her şeyi kız olmuş… Aşk bu olsa gerek.

Genç çobanı dikkatle dinleyen ihtiyar sorar:

–Arkadaşın kime âşık olmuş?

Çoban:

–Padişahın kızına.

İhtiyar şaşkındır, az ileride konuşmalardan habersiz bir kaya parçasının üzerinde oturan gence baktı. Saçı sakalı birbirine karışmış, zayıf çelimsiz bir genç hali vardı.

Âşık çobanın arkadaşı:

–Efendim! Ben ona çok söyledim. Sen kim, padişahın kızı kim? Senin neyine padişahın kızına âşık olmak, ama dinletemedim.

İhtiyar:

–Çağır bakalım şu âşık çobanı da bir de onunla konuşalım.

Genç çoban arkadaşının yanına gider ve birlikte ihtiyarın yanına dönerler. Âşık çoban ihtiyarın yanına gelince, durumun çok daha vahim olduğu gözlerden kaçmamıştır. Genç çobanın ayakta duracak takati yoktur.

İhtiyar:

–Evladım bu halin nedir? Üzülme, çaresi olmayan dert, şifası olmayan hastalık yoktur, dedikten sonra derin düşüncelere dalar gider. Kısa bir sessizlikten sonra, ihtiyar, çobanlara yere oturmalarını söyledikten sonra anlatmaya başlar.
Kapılarına kadar gelen bu ihtiyar, devrin padişahının danışmanlarından biriymiş. Uzun yıllardır, padişah her sıkıntıya düştüğü meselede ilk danıştığı bu ihtiyar olurmuş. Padişah bu ihtiyarı çok sevmiş, onu kendine danışman yaparken bir istekte bulunmuştu: "Benim danışmanım olduğunu kimseye söylemeyeceksin, falanca dağın eteğinde bir kulübede yaşayacaksın, ben seni çağırınca geleceksin." O zamanlar genç olan bugünün ihtiyarı, padişahın talebini kabul etmiş ve yılladır dağın eteğindeki kulübesinde tek başına yaşıyor, boş zamanlarını da gül satarak geçiriyordu. Padişahın onu sevdiği gibi o da padişahı çok seviyordu. Bu yaşantıya sırf padişahı sevdiği için katlanmıştı.

İhtiyarı dinleyen gençler şaşkındır, hele âşık çoban şaşkınlıkla birlikte içinde ümit ışıkları yanmaya başlamıştır. Nihayet padişahla yakınlığı olan birine rastlamıştır.

Âşık genç sorar:

–Benim derdime bir çare bulabilir misin?

İhtiyar:

–Benim kaldığım kulübenin üst kısmında bir mağara var, sen oraya çekileceksin. Kırk gün hiç dışarı çıkmadan Allah, Allah diye zikirde bulunacaksın. Sonra talebine kavuşacaksın.

Âşık genç iyice şaşırmıştır, bu kadar kolay mıdır?

Âşık genç:

–Gerçekten bu kadar kolay mı? Ben şimdi elime tespihimi alacağım, mağarada kırk gün Allah lafzı celili ile zikir çekeceğim, sonra sevdiğime kavuşacağım, öyle mi?

İhtiyar:

–Evet, benim dediklerimi yaparsan, kırk günün sonunda sevdiğine kavuşacaksın.

Çoban sabahı beklemeden, arkadaşıyla vedalaşarak ihtiyarla birlikte hemen yola koyulur. Birlikte yol alırken çobanın morali yükselmiş, yüzüne renk, ayaklarına kuvvet gelmişti. İhtiyar, çobana mağaranın kapısına kadar eşlik eder. Kapıda çoban ile ihtiyar vedalaşırlar. Çoban hemen içeri girer ve Allah zikrine başlar. Niyetini padişahın kızına, dilini de Allah'ın zikrine yöneltir.

Aradan birkaç gün geçmiştir, çoban zaruri ihtiyaçlarının dışında sadece zikirle meşgul olmaktadır. Çoban mağarada zikirle meşgul olurken, civar köylerde bir söylenti kulaktan kulağa dolaşmaya başlar. Herkes birbirine şöyle diyordu: "Şu dağdaki mağaraya keramet ehli bir derviş yerleşmiş, gece gündüz zikirle meşgul olmaktadır." Söylenti artarak devam etmiş, sadece yakın köylere değil, zamanla kasabaya, oradan da ülkenin her tarafına yayılmış. Söylenti her yayılışta, bire bin katarak abartılıp çobana birçok kerametler izafe edilir.

Çobanın mağaraya çekilmesinin üzerinden bir ay geçmişti ki, bir gün arkadaşı çoban onu ziyarete gelir. Mağaradaki kendini zikre o kadar vermişti ki, arkadaşının geldiğini fark etmemiştir. Seslendikten sonra ancak kendine gelebilmiştir.

Kısa bir hasret gidermeden sonra, arkadaşı mağaradan ayrılır ve çoban zikre devam eder.

Kırk günün dolmasına üç–beş gün kalmıştı ki, çobanın şöhreti bütün ülkeye yayıldı. O kadar duyuldu ki; sarayda bile konuşulur olmuştu. Derken padişah da derviş haberini duyar. Bir gün padişah vezir ile bu meseleyi konuşur.

Padişah:

–Böyle Allah dostlarının yanımızda olması bize çok büyük faydalar sağlar.

Vezir:

–Sultanım! Elimizi çabuk tutalım, zikir ehli bir yerde fazla durmaz, onlar dünyayı dolaşırlar, bu dervişi saraya alıp, burada ikamet ettirelim.

Padişah:

–Güzel düşündün, var git dervişi al saraya getir.

Padişahtan talimatı alan derviş doğruca dağın yolunu tutar. Yanındakilerle birlikte çobanın yanına varır. Durumu çobana anlatır, çoban teklifi kabul etmez. Çoban direkt olarak padişahın kızını kendisine teklif edileceğini bekliyordu. Vezir, çobanı padişaha götürmek için her ne teklif yaptıysa, kabul edilmez. Üzgün bir şekilde saraya döner.

Padişah, vezirinden olanları öğrenince üzülür.

Vezir:

–Sultanım! Allah dostları dünya malına değer vermez. Derviş Efendi de bunun en güzel örneği oldu, der.

Vezirini dinleyen Padişah, bir de kendisi gitmeye karar verir. Hazırlık yaptırır ve yola çıkarlar. Padişah dağdaki çobana giderken ihtiyar danışmanına haber salmış, onu da yanına almıştı. Padişah mahiyeti ile çobanın bulunduğu mağaranın kapısına gelir.

Tevafuk bu, padişahın mağaraya geldiğinde çoban inzivadaki kırkıncı gününün içindeydi. Padişah, zikir halindeki çobana tekliflerini yapar. Çoban sessizce dinler, padişah bitirince, çoban zayıf ve kısık bir sesle "hayır istemem" der.

Padişah da, mahiyeti de şaşkındır. Bu teklifler öyle kolay kolay reddedilecek teklifler değildir. Orada bulunanların hiçbiri bu işe bir anlam veremez. Herkes bu durumu âşık çobanın maneviyatının yüksekliğine bağlar. Padişahı reddetmesi, çobanın itibarını kat kat arttırmıştır. Orada bulunanların içinde işin özünü bilen, sadece ihtiyardır. İhtiyar danışman padişaha der ki:

–Padişahım! Bu derviş Efendiyi kızınızla evlendirirseniz, amacınıza ulaşırsınız.

Padişah:

–Kabul eder mi?

İhtiyar:

–Edebilir, bir deneyelim, der.

Bu öneri padişahın hoşuna gider. O sırada padişahın mağaradaki dervişi ziyaret ettiği haberi çevre köy ve beldelere ulaşmış, haberi duyan dağa akın eder. Kısa zamanda dağda kalabalık bir insan topluluğu meydana gelir.

Padişah ile ihtiyar danışmanı arasında bu konuşma geçerken, gün akşam olmuş, güneş batmak üzeredir. Âşık çobanda huşu içinde zikrine devam etmektedir. Padişah ve danışmanı dervişe doğru ilerlerler.

Mağaranın kapısında çobana öneriyi yapar:

–Derviş Efendi, seni kızımla evlendireyim.

Padişah bu teklifi yaparken, âşık çobanın çoban arkadaşı da mağaranın kapısına kadar gelebilmiş, sevinci yüzünden okunuyordu. Arkadaşı kaç yıldır hasretini çektiği sevdiğine kavuşacaktı. İhtiyar da umutluydu, çobanın bu mağaraya hangi gaye için kapandığını biliyor, zaten bu öneriyi ona kendisi yapmıştı.

Padişah bu teklifi yaptığında güneş batmış, ufukta batan güneşin bıraktığı kızıllık vardı. Çoban elindeki tespihi cebine koydu. Mağaranın kapısına gelerek cevabını verir:

–Hayır padişahım, kızınızla da evlenmek istemiyorum.

Şaşırmak sırası, ihtiyar danışmanda ve çobanın arkadaşındaydı. Nasıl olur? Çoban bu mağaraya padişahın kızını alabilmek için kapanmıştı.

Dağ derin bir sessizliğe bürünmüştü. Herkes hayret içindeydi, bu dervişin gerçek manada Allah dostu olduğuna kimsenin şüphesi kalmamıştı. Çünkü ona yapılan teklifleri kimse reddedemezdi. Bu sessizliği birisi bozdu.

Çobanın arkadaşı:

–Sen ne yaptığının farkında mısın? Sen padişahın kızını elde edebilmek için neler çektin, neredeyse hayatını kaybedecektin. Şimdi bunu elde ettin, ama kabul etmiyorsun. Sen kendinde değilsin.

Âşık çoban güldü. Padişaha, kalabalığa ve özellikle de ihtiyar danışmana dönerek şöyle der:

–Ben kırk gün padişahın kızına kavuşmak için Allah dedim. Rabbim de padişahı, mahiyetini, şu kadar insanı ayağıma getirdi, imkânlarını önüme serdiler. Ben eğer padişahın kızı için değil de, Allah için Allah demiş olsaydım…
[/TD]
 

Ahbârî

Dekan
Katılım
6 Ekim 2009
Mesajlar
6,274
Reaksiyon puanı
346
Puanları
263
Tapatalk bu ekran da küçük. Ben burada bilirim uzum yazılar paylaşmayı :)
 

evowinds

Dekan
Katılım
2 Kasım 2008
Mesajlar
9,100
Reaksiyon puanı
174
Puanları
243
Leylam tamam ama leylalarım değil :) tasavvuf amenna derim ama herkes de o istidat aranmaz aranamaz. Öyle olsaydı böyle olur muyduk?

Hocam bendeki etkisini görseydin niye öyle dediğimi çok iyi anlardın...

Mahluku severken Halık'a yakınlaşmak, şükür etmek ibadet ve taat te ilerlemek inancın kavileşmesi...

Seni gerçek Sevgiliye götürmez de nereye götürür?

Şeytanın türlü vesveselerle kurulacak hayırlı yuvaları yıkmaya çalışmasına karşı sabretmek, dua etmek, niyaz etmek acziyeti göstermez de neyi gösterir?

Rabbinin karşına seveceğin ve seni seven birini çıkarması aşağıdaki ayeti işaret etmez mi?

"Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır."
Rum 21

İçinde tohum olanı sevgi ve aşk büyütür tohum olmayan zaten çöl kumundan farksızdır...
 

djvietnam

Profesör
Katılım
5 Temmuz 2011
Mesajlar
3,305
Reaksiyon puanı
8
Puanları
218
çobanın yaptığını bende yapsam bu seferde yazıyı okuyupta o yapmış niyeti olurmu bilemedim bende kızı için değilde allah için yapsam çoban gibi 40 gün koşarak gelirse en büyük imtihanım olur diye düşündüm ondan sonrasını hayal edemedim gidermiyim gitmezmiyim ? zamanında benimle olanların ayrıldıktan sonraki hayatları berbat diye öğrendiklerim oldu zorla evlendirilenler olsun darmadağın bir hayat yaşadıklarını arkadaş çevrelerinden öğrendim hiç bir zaman beddua etmedim allaha havale ettim bazende düşünüyorum ya ya beddua etseydim ?
 

azen63

Profesör
Katılım
22 Temmuz 2009
Mesajlar
1,992
Reaksiyon puanı
24
Puanları
218
Sâ'fî eline diline sağlık..
hepsini okudum hemde nefes almadan.... bu bize şunu gösteriyor.
sevgiyide aşkıda Allah Rızası için Yaptıktan sonra Herşeye muktedir olursun. Allah Rızası olmayan sevgiden aşktan bahsetmek mümkün mü ..
Önce ALLAH Aşkını Tatmamız gerekir... hikayeden çıkardığımda bu.....

- - - Mesaj Güncellendi - - -

bir kadın kız yada bayan ne derseniz deyin hergün her saat her dakika düşünen insanoğlu ALLAh'ı neden bu kadar düşünmez.

- - - Mesaj Güncellendi - - -

Neyse Sabah 6'da işbaşı yapmam lazım .... Size Hayırlı geceler ve Hayırlı Cumalar dilerim..... sevgiyle dostça kalın. yarın görüşürüz nefesimiz yeterse İnşaALLAH....:)
 

djvietnam

Profesör
Katılım
5 Temmuz 2011
Mesajlar
3,305
Reaksiyon puanı
8
Puanları
218
[MENTION=74029]azen63[/MENTION] evet abi çok haklısın gerçekten birini düşünürken rabbimize olan sevgimizi unutyoruz bu şeytanın vesvesesimidir bilemem çevremdeki arkadaşlarımda bunu çok sık görüyorum sürekli kız sürekli kız onu düşün düşün diyorumki kızı düşündüğün kadar allahını düşünüpte 2 rekat namaz kılsan daha iyi olmazmı dediğimde suçlu ben oluyorum işte demek istediğim anlaşıldı heralde
 

Hello Kitty.

Rektör
Katılım
14 Ağustos 2008
Mesajlar
12,189
Reaksiyon puanı
104
Puanları
3,243
hobba da yebba da gubba da
smiley-dance013.gif
smiley.gif
big-dancing-banana-smiley-emoticon.gif
happy-dancing.gif
 

azen63

Profesör
Katılım
22 Temmuz 2009
Mesajlar
1,992
Reaksiyon puanı
24
Puanları
218
@azen63 evet abi çok haklısın gerçekten birini düşünürken rabbimize olan sevgimizi unutyoruz bu şeytanın vesvesesimidir bilemem çevremdeki arkadaşlarımda bunu çok sık görüyorum sürekli kız sürekli kız onu düşün düşün diyorumki kızı düşündüğün kadar allahını düşünüpte 2 rekat namaz kılsan daha iyi olmazmı dediğimde suçlu ben oluyorum işte demek istediğim anlaşıldı heralde
Eevet Haklısın Bu zamanın Gerçekleri bunlar.
 

Usui Takumi

Profesör
Katılım
10 Temmuz 2011
Mesajlar
3,547
Reaksiyon puanı
1,177
Puanları
293
[MENTION=39204]desperado64[/MENTION] keyfin yerinde hoba hayda bre pehlivan...
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst