• SDN Forum üyelikleri çok yakında yeniden açılıyor. Siz de bu büyük topluluğun bir parçası olmak için bizi takipte kalın, gelişmeleri kaçırmayın!

Anteplice Sözlük ve Deyimler

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan OnLT
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

OnLT

Dekan
Katılım
22 Ocak 2008
Mesajlar
8,427
Reaksiyon puanı
149
Puanları
1,243
Sözlük tablo şeklinde olduğundan foruma geçiremedim. Burada: http://aydgn.net/anteplice/


DEYİMLER:

  • Aba altından değnek göstermek : Üstü kapalı sözlerle korku vermek, karşısındakine büyük bir zarar vereceğini dolayısıyla anlatmak.
  • Abaza kağıt, şeşhane möhür : Güzel kağıt üzerinde gösterişli mühür.
  • Acıdan karnı kurlar, başında nergis parlar : Fakir olduğu halde süste ve lükste zenginlerden geri kalmayan kimseler hakkında.
  • Adı kulağına değmiş : Şöhreti etrafa yayılmış.
  • Ağır canlı : Hantal, hareketi ağır ve yavaş.
  • Ağzında ayran durmaz olmak : Çok bitkin bir hale gelmek.
  • Ağzını döşürmek : Terbiyeye uymayan sözler söylemekten vazgeçmek.
  • Aklı yılık : Aklı az kaçıkça, tahtası eksik.
  • Alnına gün doğmak : İyi bir güne kavuşmak, bahtı açılmak, istediğine erişmek.
  • Anamın aşı, tandırımın başı : Burası yurdum yuvam, rahat ettiğim yerdir.
  • Anbel beter : Daha ziyade, daha beter.
  • Baş ağır, kulak sağır : Konuşulanı işitmez, söyleneni anlamaz.
  • Bargın badaşık mı? : Kalbin ona mı bağlı? Ondan ayrılamaz mısın?
  • Başı göl, ayağı sel : Başı boş istediği gibi gezip dolaşıyor.
  • Başına buturamak : Kendi başını yemek için taşkınlık etmek, kudurmak.
  • Baş kahıncı : Bir kimsenin başkası tarafından “Vaktiyle sen şöyle yapmıştın” diye utandırılmasına ve rahatsız edilmesine sebep olan şey.
  • Beli berk olmak : Güvenmek, emin olmak. Sonucu sağlam görmek.
  • Bıroh çağırmak : Meydan okumak.
  • Bir dahra vakti, bir mahra vakti Urum, Şam bir olur : Bir budama zamanında, bir de üzüm kesme zamanında gece gündüz bir olur. Bu yel böyle eser, bu yengeç de böyle kısarsa..
  • Zaman ve ahval böyle fena ve aksi gittikçe.. : Canı teze. Az ağrıya, küçük sıkıntıya şakaya dayanamayan
  • Cenah geçinmek : Zıt gitmek, geçinemeyip çekişmek.
  • Cin cücüğü gibi çığırmak : Çocuklar, ince ve yüksek sesle bağırmak.
  • Çapıt çirişi mi ?: O kadar çabuk bitecek bir iş değil.
  • Çok görmüş, çoban oynatmış : Çok bilmiş, feleğin çemberinden geçmiş, kurnaz, kalleş kimse.
  • Çirtim çirtim çirtinmek : Çok süslenip püslenmek.
  • Dağ dayısı, tavşan ammisi : Bildiği gördüğü hısımı akrabası çok.
  • Daldan eğme mi? Kökten sürme mi? : Sonradan mı bu hali kazanmıştır. İleriden berimi ve aslında mı böyledir.
  • Direzin sökmek : İki yer arasında devamlı gidip gelmek, mekik dokumak.
  • Düğüm çalmak : Düğümlemek, düğüm yapmak.
  • Elden ayrıksı : Elaleme benzemez şekilde.
  • Eli udumlu : Eli hünerli, eli işe yatar yakışır.
  • Er günüzken : Akşam karanlığı basmadan.
  • Et deyi kaptın balcan börkü çıktı : Değerli önemli sanarak ilgilendin, sonunda değersiz bayağı olduğunu anladın.
  • Gafılın kadaya uğramak : Hiçbir şeyden haberi yokken, ansızın bir belaya, bir iftiraya uğramak.
  • Gıcı gibi : Çok ufak. Gıcı gibi kar, gıcı gibi yazı.
  • Gidişmiyen yerini kaşımak : Para harcayıp yapılması gerek olmayan bir iş yapmak.
  • Hazırcaya hamıt : Kendisi çalışmadan başkasının çalışıp meydana getirdiğinden faydalanmak isteyen.
  • Haşılı yumuşak işi mi kalıyor : Biraz ayrılmasıyla ziyan olacak bir işi yok ya.
  • Hedede sedede geçmemek : Makbule geçmemek.
  • Himi bir : Maksat ve amaçları bir.
  • Ingılı mış, berk yapış : Ağır ağır ve gönülsüz şekilde yürüyen iş yapan kimsenin halini anlatmak için kullanılır.
  • İşmar avarası : Harekete geçmek için küçük bir işaret bekleyen.
  • Kabaklamayı yiyen gerdeğe girsin : İşin faydasını kim gördüyse sıkıntıya da o katlansın.
  • Karrah etmek : İstediği şeyi çok vererek bir kimseyi bolluk içinde bırakmak.
  • Kepir hış yatmak : Bir aradaki bir çok kimselerin hastalanarak hep beraber yatması.
  • Lorunu peynirini görmemek : Faydalı ve değerli bir adam olduğu söylenen kimsenin faydasını veya değerini belirtecek bir işini görmemek.
  • Mahana şahana : Bahane filan.
  • Mamuru mest etmek : Noksanını koymamak, çok güzel iş yapmak.
  • Marda bazar : Ölçmeden ve ayrı ayrı fiyat biçmeden , toptan bir fiyatla. Götürü.
  • Mercimeği yanın yuvarlamak : Suyu yokuşuna akıtmak.
  • Nazlı hanımın büzme çarığı : Çok nazlanan ve her şeyden çarçabuk alınan kimseler hakkında söylenir.
  • Ne deve yürüsün, ne çan seslensin : Ortalığı gürültüye verecek şekilde hareket etmeyelim ki bundan doğabilecek olaylara yer kalmasın.
  • Ne has? : Neden acaba ? Nasıl oldu da?
  • Ne ölü görmüş ağlamış, ne düğün görmüş oynamış : Yol yordam bilmez. Dünyadan habersiz yaşamış.
  • Ortalığı tahne pekmez etmek : Ortalığı karmakarışık etmek.
  • Okta sapanda durmamak : Çok yaramaz ele avuca sığmaz.
  • Öğünme çördük, seni de gördük : Öğünüyorsun ama, ne mal olduğunu daha evvel tecrübe ettik.
  • Öksüz öldü, kanı sındı : Sebep ortadan kalktığından aradaki hısımlık, yahut ortaklık dostluk da sona erdi.
  • Ölüsü gününde, tavuğu pininde : İşin vakti ve tavı iken.
  • Övünü tayını bellisiz : Vakitli vakitsiz rast gele yemek yiyen.
  • Özü dövmemek : Eli varmamak, kıyamamak.
  • Pabucuna taş kaçmak : Rahatını bozacak bir olay ortaya çıkması.
  • Paran börgünü (böğrünü) mü deliyor? : Sanki çok paran varda telef edecek yer mi arıyorsun?
  • Peştamal ıslandı : Bu işe bulaşılmak istenmiyordu. Fakat bulaşıldı, olacak oldu. Artık çekingen durmanın manası kalmadı.
  • Pisik de kavurga çiğniyor : O aciz de böyle önemli, başından büyük işlere karışıyor.
  • Sadakayı saraydan çıkarmamak : Bir kimsenin elinde olan karlı bir işi, başkalarına kaçırmayıp, kendi yakınlarını faydalandırması.
  • Safra sındırmak : Hafif bir kahvaltı etmek, açlığı azıcık giderecek bir şey yemek.
  • Sandıktaki sırtına sepetteki boğazına : Hiçbir şey arttırıp ayırıp bir tarafa koyamaz, ne kazanmışsa neyi varsa hepsini yer, giyer.
  • Say say da yerine taş koy : Filan kimsede şu kadar alacağım var, diye hesap ediyorsun. Bil ki eline bir şey geçmeyecek.
  • Sen ekilirken ben göcektim : Beni atlamak istiyorsun ama ben senden daha kurnazım.Biz kaçın kurasıyız?
  • Sıçra nalın parlasın : Ne fenalık yapabilirsen yap. Elinden geleni geri koyma.
  • Sırısı mı soyuluyor? : Güzelliğine ve yaldızına zarar gelmez ya!
  • Suhra savan : Baştan savma uydurma iş.
  • Südüne, halibine : Sütüne vicdanına, soyluluğuna havale ediyorum.
  • Süt hırası : Bebek iken anne sütünü uzun zaman veya bol ememediğinden cılız kalmış çocuk.
  • Süyükten yitmek : Sonucu şüpheli ve hatta tehlikeli bir iş için başkasını öne sürüp seyrine bakmak.
  • Tarma taht : Harap ve pejmurde bir halde.
  • Tas yitmiş (yitti), curunu başına kaldır : Ortalık karma karışık bir hale geldi. Kimsenin kimseden veya işten haberi yok. Usul düzen kalmadı.
  • Taş ergisi : Çok inatçı, sözünden ve yanlış fikrinden vazgeçirilemeyen kimse.
  • Tat dışlık vermemek : Rahat huzur yüzü göstermemek.
  • Tavşan yamaca geçti : İş işten geçti. Fırsat elden gitti. Düşman yenilmez hale geldi.
  • Tok karnına dokuz topak küfte : Çiğ köfteyi yemeye tokluk engel olamaz.İnsan tok da olsa dokuz topak yer.(topak: yumruk büyüklüğünde sıkım)
  • Tölebine gelmek : Bir kimse için uygun duruma gelmek, duruşu bakımından tutmasına kullanmasına uygun olmak.
  • Umdum umdum, geri yumdum : Bu güzel şeyden elime geçer diye bekledim, durdum. Fakat sonra elime geçmeyeceğini anlayarak ümidimi kestim.
  • Ut küşüm etmek : Birisini rahatsız etmemek için saygılı ve sıkılgan olmak.
  • Üstüne gök gürlememiş : Hiçbir şeyi umur etmez, kaygısız.
  • Vara varası, dura durası : Nihayet eninde sonunda.
  • Ver yiyeyim, ört yatayım, bekle canım çıkmasın : Kendisi çalışmayan, başkasının kendisi için çalışmasını ve hizmet etmesini bekleyen tembel, yerinden kımıldamaz, işe yaramaz kimseleri anlatmak için kullanılır.
  • Yağan yağmur sene yele yetmez : Mart ayına mahsus sözlerden. Çok rüzgar olduğundan yağan yağmuru savurur, kurutur anlamında.
  • Yağmur yağsa yaş değmez, dolu (döğüş) olsa tas değmez : Her türlü tehlike ve kazadan emin durumda.
  • Yavan tarhana : Sevimsiz, biçimsiz, tatsız kişi.
  • Yedik içtik, yüzden düştük : Başkasının evinde yiyip içtikten sonra kalkıp gidenlerin şaka olarak söyledikleri bir söz.
  • Yeldim yeldim yele verdim, emeklerimi sele verdim : Uğraştım çabaladım, bütün emeklerim boşa gitti.
  • Yılanı sen tuttun, gözüne ben bakayım : İşin tehlikesine sen atıl, faydasını ben göreyim.
  • Yüreği kalak kalak yağ bağlamak : İçine katmerli neşeler dolmak, büyük bir iç ferahlığı duymak.
  • Yüzüne gül suyu : Affedersiniz iğrendirici bir şey söylüyorum. (Dinleyenin yüzüne gülsuyu ve kolonya serpen bir nezaket anlatımıdır.)
  • Zabın alıcısı : Hep aciz ve zavallı kimseleri hırpalayan.
  • Zembil zümbül demeden bağı kesip kurtulmak : İkide birde küçük meselelerle rahatsız olmaktansa işi temelinden yoluna koymak.
  • Zubbu zeytin meydanda kalmak : Ortada tek başına kendisi kalmak, etrafında hiç kimse kalmamak.


---------- Post added at 19:07 ---------- Previous post was at 19:02 ----------

Terimler komik olduğu için komik yazı bölümüne açtım konuyu. Umarım Antepliler alınmaz. :)
 
a’aam ben entepliyim bu hanekleri daha yeni duydum
 
a’aam ben entepliyim bu hanekleri daha yeni duydum
Bende İzmir'den antep'e 6 ay önce taşınmış bir gencim. :D Alışmaya çalışıyorum antepçeye :D Alışmak istemiyorum aslında ama alışcam zaar. :D
 
Antep'e bu yıl geldim benimde alışmam gerek.
Paylaşım için teşekkürler :)
 
güzeller
bizim antepli arkadaş var üniversite de kime diyim,ne diyim dedi patladı gitti :D
 
alışmışın tama yoorum :D

Haha :D çevremdeki arkadaşlarım öğretiyor bende duyduğum ilginç kelimeleri falan soruyorum söylüyorlar :) en ilginci dıbık :D

---------- Post added at 21:49 ---------- Previous post was at 21:49 ----------

Antep'e bu yıl geldim benimde alışmam gerek.
Paylaşım için teşekkürler :)

Seni çok iyi anlıyorum şimdi. :)
 
OnLT dümbükde çok kullanılıyo mu :D
 
Üst