Türkiye'nin doğurganlık hızı araştırması

Konusu 'Gündem (Dünya/Türkiye)' forumundadır ve |SeYYaH| tarafından 20 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. |SeYYaH|

    |SeYYaH| Rektör

    Katılım:
    12 Mart 2011
    Mesajlar:
    10.999
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    63
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbuL

    - Türkiye'nin doğurganlık hızı araştırması

    Türkiye'nin doğurganlık hızı araştırması

    Başbakan Erdoğan boşuna söylemiyor: Artık 3 çocuk da yetmez. Bundan sonra artık Allah ne verdiyse..


    [​IMG]


    Başbakan Erdoğan katıldığı bir çok nikah töreninde gelin ve damata en az üç çocuk doğurmaları yönünde telkinde bulunurken son dönemde '3 de yetmez artık Allah ne verdiyse' çıkışıyla Türkiye nüfusunun düşmemesi gerektiğini savunuyor.



    BATI BÖLGELERDE DOĞURGANLIK EN DÜŞÜK SEVİYEDE


    TUİK’in yeni açıklanan verilerine göre, 2011 yılında ülkemizde 1 milyon 237 bin 172 bebek dünyaya gelirken bebeklerin bölgesel dağılımı büyük değişkenlik gösteriyor. Türkiye genelinde aileler ortalama iki çocuk dünyaya getirirken Batı illerinde, mesela Batı Marmara’da 1.5, yani aile başına 1-2 çocuğa kadar iniyor.



    EN YÜKSEK GÜNEYDOĞU'DA


    Güneydoğu’da 3.4’e, yani aile başına 3-4 çocuğa kadar yükseliyor. Prof. Murat Özgür’ün “Türkiye’de Toplam Doğurganlık Hızının Mekânsal Dağılımı” konulu araştırmasında dikkat çekici rakamlar var. Araştırmaya göre, Şanlıurfa (4.40), Diyarbakır (3.75) ve Gaziantep’te (3.64) bile Türkiye’nin şehirsel yerleşmelerindeki doğurganlık ortalamasının(2.20) çok üzerinde değerlerle karşılaşılmakta.



    EN DÜŞÜK İZMİR'DE


    Ege şehirsel alanlarında Türkiye'nin doğum hızı, 1.80’e, İzmir metropolünde 1.6’ya, Marmara Bölgesi kasaba ve şehirlerinde 1.85’e gerilemiş durumda.Güneydoğu Anadolu Bölgesi, kırsal nüfus toplam doğurganlık hızında, kadınbaşına 4.80 çocuk değeriyle en yüksek hıza sahip bölge unvanını elinde bulundururken, Doğu Anadolu Bölgesi onu izlemekte, üçüncü sırayı bu defa Orta Anadolu kırsal alanları almaktadır.
    [​IMG]

    Karadeniz, Akdeniz, Ege şeklinde devam eden sıralamada Marmara Bölgesi kırsal alanlarında doğurganlık hızı 2.03’e gerilemekte 1970'li yıllarda doğurganlıkhızının yüzde 6 civarında olduğu Güneydoğu'da bu oran 2000 yılında 4.32, 2011 yılında ise 3.41'e geriledi.


    kaynak

     
  2. tambjk

    tambjk Profesör

    Katılım:
    10 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    3.269
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    38
    Cinsiyet:
    Bay
    Doğurganlığın eğitim seviyesi ve ekonomik durumla doğrudan ilişkisi var. 2 çocuktan fazlasına güzel bir gelecek ve eğitim sunabilecek ekonomik gücü olmayan aileler daha fazla çocuk yapmıyor. Zaten evlilik yaşı eğitimli gençler arasında 25 lere kadar yükselmişken ve sağlıklı doğurgan olarak 10-15 yılı kalmışken, kadının hem kariyer yapıp hemde 2den fazla çocuk büyütebilecek gücü ve zamanı da olamıyor doğal olarak.

    Ama bazı aileler çocuğunun sadece karnını doğurmayı anne/babalık olarak görüyorsa yada bol çocuk yaparım, hepsi çalışır eve para getirir, ben yan gelir yatarım yada yaşlılığımda bana krallar gibi bakarlar diye düşünürlerse ülke olarak ileriye gidemeyiz. O doğurduğunuz çocuklar sadece ucuz işgücü ve 2.sınıf insan muamelesi görür, açlık sınırında yaşar ve modern kölelik sisteminin çarklarını döndürür. Sonuç olarak birileri zenginliğine zenginlik katarken çocuklarınız çok düşük standartlarda bir ömür sürer.
     
  3. |SeYYaH|

    |SeYYaH| Rektör

    Katılım:
    12 Mart 2011
    Mesajlar:
    10.999
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    63
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbuL
    doğru, ama...
    burada bölgesel faktörler daha ön planda.
    cehalet derseniz, bu hemen her bölgede vardır.

    aslında...
    neye, boşverin.
    orada kalsın!
     
  4. thekillingroad

    thekillingroad Profesör

    Katılım:
    10 Eylül 2012
    Mesajlar:
    1.516
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    38
    Doğu'yu eğitip, eğer sanıldığı gibi bir sebebi varsa bunun kimseye bir fayda getirmeyeceğini söylemektir doğru hareket.
    Sidik yarıştırarak kim daha sefil rüsva yaşayacak yarışına girmenin kimseye bir getirisi yok.

    İlla kürt düşmanı pencereden bakacaksak, benim yeterli eğitim veremediğim çocuğum da cehaletinden PKK'ya yem olma potansiyeli yüksek bir bireye dönüşür, başka bir şeye değil.
     
  5. djvietnam

    djvietnam Profesör

    Katılım:
    5 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    3.308
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    38
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    akıllı telefon tenik servis elemanı
    Yer:
    aksaray
    doğuda olmasına hiç şaşırmadım araştırmaya gerek yok zaten
     
  6. thepolice2

    thepolice2 Doçent

    Katılım:
    8 Ocak 2011
    Mesajlar:
    876
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Dünyanın en zengin ülkelerinden biriyiz (!) En ucuz benzini kullanıyoruz. Diğer ülkelerle ilgili herhangi bir sorunumuz olduğunda bağımsız olarak karar verebiliyoruz. İşsizlik yok, terör yok, bir kadının "babalık hakkının elinden alınması" na karar veren mahkeme yok. Her şey yolunda. Bir aile 10 tane çocuğu olsa dahi huzur ve refah içinde yaşayabilir. Ben de destekliyorum.
     
  7. neskalii

    neskalii Profesör

    Katılım:
    25 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    3.907
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    38
    Kendime çok gelecek hazırladım ya kaldı 3-4 çocuğun günahına girmek .. 1 en fazla 2 olsun Sağlıklı olsun gerisi hikaye..
    onlara bakamadıktan iyi bi gelecek sağlam bi temel atamadıktan sonraki çoğuda parayla oluyo hiç gerek yok günahlarına girmeye..
     
  8. |SeYYaH|

    |SeYYaH| Rektör

    Katılım:
    12 Mart 2011
    Mesajlar:
    10.999
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    63
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbuL
    thekillingroad, şimdi bakın muhterem abim,
    ben bu devletin hiçbir zaman kürt düşmanlığı yaptığına inanmadım. ama rejimi koruyup kollamak için zulümler yaptığı doğrudur. mütesettir insanlara yaptığı zulmü biliyorsunuz. uzun yıllar kan kusturdular. ama özellikle kürt diye kimseye bir ayırım yapmadı bu devlet.

    yanlış veya doğru, yıllar önce devlet bir doğum kontrol sevdasına kapıldı, koç vakfıyla beraber yürütülen çalışmalar sadece doğu vilayetlerinde sökmedi, bu politikalar ve gerektirdiği eğitim amaçlı bilgilendirme çalışmaları türkiyenin bütününde eşit uygulandı.

    bu politikaların sonucu türkiyenin türk kısmı kısırlaşıp sayısı azalırken, doğu ve güneydoğu tam aksine bir gelişme gösterdi.

    ne bu devletin, ne de bizim kürt kardeşlerimize bir düşmanlığımız yok, söz konusu da olamaz zaten. ben tahsilimi van'da tamamladım. bu insanları çok iyi bilir ve severim. yıllarca ekmeklerini yedim, kendimi onlardan biri gibi saydım ben.

    ama bir gerçeği farkettim, devlet ne yaparsa yapsın, nasıl bir iyi niyet gösterirse göstersin bu bölge insanı devlete asla inanmadı, ne eğitimine, ne öğretimine değer vermedi. bilakis hep tam aksini yaptı.

    dindar bir yapısı olmasına rağmen elektrik parasını bile ödemedi, hala da ödememeye devam ediyor. ödemedikleri elektriği türklerin sırtına yüklemişlerdir uzun yıllar boyunca... burada terettüp eden kul hakkını bile düşünmediler maalesef.

    ben bu ülkede kürt sorunu olduğuna inanmıyorum, bilakis türk sorunu vardır!

    bugün kürt kardeşlerin arkasında amerika var, batı dünyası var, var oğlu var. ama türklerin arkasında Allahtan başka kimse yoktur.

    vergiyi türk öder, bütün yük, kahır türkün üstüne vurulmuştur. yine de devletine küsmez, yine de devletine kahır okumaz abim.

    ben artvinliyim, hakkariden daha fazla gelişmiş bir tarafımız yoktur. elli yıl evvel kurulmuş bir kontapilak fabrikasından başka tek bir devlet yatırımı yoktur, ki onun da bugün yerinde yeller esiyor. devletimiz bizim köylerimize yaptığı yolu bile kesip götürdüğü orman hatırı için yaptı. ama biz yine de şikayet etmedik, devletimize düşman olmadık, okuduk, çalıştık ve ekmeğimizi bileğimizin hakkıyla kazandık.


    yahu arkadaşım bakın şimdi, türkiyenin batı bölgelerinin yarısına yakın kürt kardeşlerimiz var -hatta trakyada bile- bizler aynı okula gidiyoruz, aynı eğitimden geçiyoruz, aynı şartları haiz bir hayat yaşıyoruz; ama buralarda bile türkün ortalama iki çocuğu, bilemedin üç çocuğu olur, ama kürt kardeşimizin asgari dört-beş çocuğu mutlaka olur. ufak tefek istisnalar olsa da bu kaideyi bozmaz elbette.

    ha şunu söyleyim, çok çocuk yapmak suç mu, ben bunu söylemek istemiyorum, olsun elbet. ama, çocuğu art bi niyetle istersen bu olmaz işte. olmamalı da...

    herşeye rağmen yine de bizler ayırım yapmadan içiçe beraberce yaşıyoruz, aramızda bir düşmanlık, kötülük falan söz konusu değil. ama gerçeklerin de bilinmesini isteriz.

    öyle her adımda kalkıp devleti suçlayınca bunu kabullenemiyorum işte.

    devletin suçlanacak binlerce kusuru var belki, ama bu söylediğiniz en sonuncusu bile değil, inanın bana...
     
  9. tambjk

    tambjk Profesör

    Katılım:
    10 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    3.269
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    38
    Cinsiyet:
    Bay
    Kürtlerin bir çoğunun bu devleti sahiplenmediği, inanmadığı doğrudur. Burada kabahat karşılıklı. Devletin kürtleri sahiplenmesi ve inanmasıyla doğru orantılı herşey. Birde şu var, orada pkk ve uzantılarının yoğun baskı ve propagandası var, devletin otoritesi güçlü değil, pkk her yerde kol geziyor ve varlığını hissettiriyor, devlet oradaki vatandaşlarına güler yüzünü değil de hep sopasını ve asık suratını gösteriyor. Türkler devleti sahiplenecektir elbette çünkü, osmanlı dönemi olsun, kurtuluş savaşı olsun, cumhuriyet dönemi olsun hep atalarının emaneti ve çocuklarına miras gözüyle bakmışlardır devlete fakat kürtler için asimilasyonu kabul etip vatandaş bağıyla bağlanma dışında pek bir seçenek sunulmamıştır. Üstüne birde ordaki cehalet eklenince sonuç çok normal.
     
  10. thekillingroad

    thekillingroad Profesör

    Katılım:
    10 Eylül 2012
    Mesajlar:
    1.516
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    38
    |SeYYaH|,


    Teşekkür ederim detaylı ve içten yanıtın için.
    Ancak katılmadığım nokta, malesef bu ülke resmi devlet politikası olarak uzun yıllar Kürt düşmanlığı yapmıştır. Devletin en yetkili ağzından çıkan cümlelerdir, elinden çıkan yazılardır, "Kart kurt ses çıkartan dağ Türkler'i" tanımlaması, bundan daha aşağılayıcı bir söylem olabilir mi?

    Bu ülke malesef Atatürk'ün bir devrim gerçekleştirdiği sırada uyguladığı üniterci, devleti güçlü gösteren yapıyı, devleti yönetenlerin işine geldiği için yıllarca devam ettirmiştir. Devlet her şeyin üzerinde değildir güzel abilerim, güzel kardeşlerim. Vatandaş devleti için var olmaz, devlet vatandaşları için var olur. Böyle oturtulduğu zaman yetişen bireyler zaten o devletin güçlü varlığını simgelerler. Kaldı ki bizde güçlü devlet öğesi de hep yanlış yere oturtulmuştur. Güçlü devlet, dışarıya karşı güçlü olur, içeridek vatandaşına karşı değil. Devletin gücünü, farzı misal satın aldığın Metrobüs hattındaki Mercedes-Benz otobüslerin Almanya'da üretilmesine izin verdirtmediğinden gösterirsin, gösteri yapanları "ne söylerse söylesin" tekme tokat yaka paça tutukladığında değil.

    Biz bu gücü böylece yanlış anladık yanlış kullandık hep. Yıllarda devletin bekası için diye tonlarca safsata yutturuldu bize. Yahu bir milli güvenlik dersi gördük yıllarca, vay anam Yunanistan baş düşman imiş, ona bilenirmişiz yıllardır. Yahu Allah aşkına, azıcık gerçek tarihi okusak bilsek. Savaştan sonra bile dost kaldığımız ülkeyle hangi "ileri görüşlü" devlet lideri yüzünden kanlı bıçaklı hale geldiğimizi biraz bilsek, 6-7 Eylül olaylarını biraz araştırsak.

    Kürtler de bu baskı kafası nedeniyle yıllarca zulüm gördüler. Diyarbakır cezaevi denilen bir gerçek var, PKK'nın varolmasına en büyük etkenlerden biri. Bakın bir örgütü kurarsınız, desteklersiniz; dış güç / iç mihrak istediğinizi yaparsınız, ama herhangi bir örgütün halk tabanından desteğini sağlayamadığınız sürece o örgüt çürümeye yüz tutar. Diyarbakır cezaevidir PKK'nın ayakta kalabilmesini sağlayan. BUgün oldu 2012, halen daha anadilde savunmayı tartışıyoruz, yok devletin mahkemesiymiş de yok devletin tek anadili varmış. Güzel kardeşim, hiç bir şey kendini savunma hakkından kutsal değildir. Sen o adamı ittin kaktın T.C'den uzaklaştırdın, adam keyfinden uzaklaşmadı. O it köpek sürüsü diye nitelenen dağdaki insanlar keyiflerinden dağa çıkıp çatışmıyorlar heralde.

    Vergi, elektrik.. Evet bu bölge bunlarda devlete karşı geliyor, ama yukarıda söylediğimden ne kadar bağımsız? Ayrıca buralarda bu konularda bir gedik arıyorsak, asıl iş adamlarının kaçırdığı vergidir halkın sırtındaki vergi yükü, oradaki 3-5 kuruşluk fukaranın derdi değildir. Bugün hanginizin şirketinden "onu bunu gider göstermek" adındaki eylem yapılmıyor sahi? Yahu bu kadar abuk bir vergilendirme sisteminin olduğu yerde ben de vergi kaçırırım, herkes kaçırıyor, zira devlet aslında o kadar güçsüz ki, sadece ümüğünü sıkabildiğine horozlanıyor.

    Doğum kontrolle ilgili de malesef şöyle bir konu var.
    Büyükşehirlerde çok güzel doğum kontrol, aile planlaması çalışmaları yapıldı. Ancak doğu bölgeleri tamamen bir Amerikan şirketinin kontrolünde, artık gerisini yazmama gerek var mı bilmiyorum. Güçlü devlet böyle olur işte. Kürtler çoğalıyor siz de çok çocuk yapan diyen adam basiretsizliğinden ne diyeceğini şaşırmış adamdır. sahi, kaç torunu var? :)
    Devlete eğitimini alamamış ve cahil kalmış asker/piyon lazım. Bununla neyi çözeceğini zannediyorlarsa artık, ister dururlar. Ama Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Biraz kafamızı kaldıralım, refah seviyesi yüksek ülkeler bugünlere nasıl gelmişler, hangi politikaları izlemişler, buna bakmak lazım. refah seviyesi yüksek ülke örneği olarak da tutup ABD'yi almamak lazım, dünyanın en kokuşmuş sosyal yapısına sahip çöplüğü..

    Sevgiler, saygılar..
     
  11. DarKeN

    DarKeN Doçent

    Katılım:
    5 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    985
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Şu cümleye kafam takıldı evlilik yaşı 25'e kadar yükselmek mi (!) kaç olmalı 18 mi? bence 25-30 yaşları evlilik ve çocuk için tam olması gereken yaşlar. Yani daha erken aile kurmayı kimseye tavsiye etmiyorum. Kişi ne yaptığının bilincinde olmalı ve çocukluk-ergenlik hataları yapmayacak yaşta olmalı ki boşanmalar daha az olur.
     
  12. -Hewal-

    -Hewal- Dekan

    Katılım:
    27 Haziran 2008
    Mesajlar:
    5.216
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Sinan çetin ın Kağıt diye bir filimi var eski bir filim seyredin oradaki şahıs ın devlet ve kanunlar ile igili müthiş tanımlamaları var. Zebanileri kutsamayi bırakalım artık.
     
  13. tambjk

    tambjk Profesör

    Katılım:
    10 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    3.269
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    38
    Cinsiyet:
    Bay
    :) anlatım bozukluğu olmuş olabilir, yoksa bende 25-30 yaşları arasını daha uygun buluyorum. Demek istediğim nokta eğitimli gençler zaten geç evlendikleri için oldu da 3 ve daha fazla çocuk yapmak isterlerse(1-2 çocuk bence ideali) vakitlerinin kısıtlı olduğunu belirtmek istedim sadece.
     

Sayfayı Paylaş