Türkiye'de Üniversite Eğitim Kalitesinin Ciddi Anlamda Düşmesi

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


Görkem Say

FENERBAHÇE Düşmanlarını Yeneceğiz
Yönetici
Super Moderator
Editor
Katılım
22 Nis 2017
Mesajlar
15,654
Puanları
113
Konum
Laurelindórinan
Kendim de üniversite öğrencisi olduğum için bu durumdan oldukça şikayetçiyim. Bununla ilgili birçok araştırma yaptım acaba bu durum sadece benim üniversiteme özel bir durum mu diye. Halbuki Çukurova Üniversitesi, 70.000 binden fazla öğrenci sayısıyla Türkiye'nin köklü ve önde gelen üniversitelerinden birisi. Tıp, mühendislik, hukuk gibi önemli alanlarda genelde ilk 10 üniversite arasında. Hal böyleyken o zaman ülke genelinde bir sorun var diye düşündüm.

ELSnK_tWkAE4uDA.jpg


Scopus and Web of Science adlı kurumun istatistiklerine göre, Türkiye'de 130 devlet, 73 vakıf üniversitesi arasından 68 tanesinin rektörünün yaptığı toplam uluslararası yayın sayısı 0. 71 rektörün de aldığı atıf sayısı 0. Geriye kalanların rakamları da pek iç açıcı değil. Ayrıca, baktığım zaman ODTÜ ve İTÜ gibi yüksek üniversiteler de dahil, genel anlamda bir kalite düşüşü veya çağı yakalayamama mevcut. Önceden ODTÜ gibi 4-5 üniversitemiz Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında yer alırken bu sene bizden kimse yer almamış. Eğitim sistemi rezalet. Hocaların denetlenme mekanizması yok maalesef. Bence ana sorun, akademisyen olmak isteyen kişilerin aynı zamanda öğretmen olacağını kavrayamaması. Belki akademisyen olmuş kişilere aynı maaşla lise öğretmenliği teklif edilse çoğu kabul etmez. Çünkü o rahatlık yok. Canının istediği gibi ders anlat, istersen derse gelme, sınavları araştırma görevlisi okusun vs mis gibi iş. Elle tutulur hocaların sayısı çok az. Bakın hiç yok demiyorum az. Beyin göçünün bu denli artmasını da anlayabiliyorum zaten.

Mesela kendimden örnek vereyim. MIT, belki çok uç bir örnek olacak ancak bilgisayar müh. okuyan kişiler orada harika sınıflarda eğitim alıyor. Hoca geliyor Mac bilgisayarını bağlıyor devasal akıllı tahtalarına, hem dersini anlatıyor hemde canlı canlı kodunu yazıyor. Öğrenciler gelmiş mis gibi anfiye laptoplarıyla, hepsi bilgisayarında aynı kodu yazıyor sonra hocanın verdiği örnekleri çözmeye çalışıyor. Bizde, hoca geliyor slaytı koyuyor önüne oku oku geç. Ne bir uygulama, ne bir örnek çözme hiçbiri yok.

Tamam belki biz müthiş öğrenciler değiliz. Ancak kimse mi değil arkadaş. Ben şundan yoruldum. Hiçbir alanda insana kolaylık sunulmuyor bu ülkede artık. Bir yere geleceksen, tırnaklarınla kazıyarak değil deşerek gelmen gerek hatta tırnaklarının kopması gerek. Şikayetim budur. Yoksa çabalamayan insana en iyi şartları ver yine olmaz ancak bizde şart yok arkadaş. Öğrenciyi, insanı motive eden durumlar yok.
 

IDAHO

Doçent
Katılım
8 Eyl 2015
Mesajlar
572
Puanları
43
Konum
Bursa/Denizli
Üniversiteler eskisi gibi insanları iş hayatına hazırlayamıyor. En iyi üniversitelerimiz ilk 500' e girse nolur. Türkiye de insan kaynaklarında fark yaratabilir fakat dünyada hiçbir değeri yok. Silikon Vadisindeki Türkler genelde Boğaziçi'ni ODTÜ'yü veya Türkiyedeki herhangi bir üniversiteyi bırakıp gitmiş veya diplomasını bir kenara bırakmış kendine kattıklarıyla bir yerlere gelmiş insanlar. Bugün Google iş mülakatlarında diplomanın kale bile alınmayacağını açıklıyorsa üniversitenin kattıklarının ne kadar düştüğü bence daha iyi anlaşılıyor. Bu Türkiye'nin sorunu değil genel olarak dünyanın sorunu. Üniversiteler çağı yakalayamıyor. Üniversitedeki bölümler 20.YY ' ın başlarından veya ortalarından kalma. Günümüzde her geçen gün farklı meslekler doğuyor fakat üniversiteler buna yetişemiyor. Dijitalleşen dünyada artık üniversitelerin önemi gittikçe azalıyor maalesef. Üniversite tericihimde bana oldukça yarar sağlayan ve rehberlik eden Erhan Erkut'un şu videosu geldi aklıma.

 

astegon

Profesör
Katılım
31 Ocak 2011
Mesajlar
3,005
Puanları
113
Eski bir akademisyen olarak cevap vereyim.

1. Üniversite başarısı nicelik ile değil nitelik ile ölçülür. Cem Uzan bir zamanlar her ile 1 üniversite deyince maalesef bazıları gülmüştü. Şimdilerde durum ortada. Meslek Yüksek okulu bile olmayacak yerler Üniversite oldu. Sebeplerini burada tartışalım isterseniz bende çok done var.

2. Akademi maalesef özgür değil. Burada Ak Partili forumdaşlar hemen zıplamasın yeminle çok pis dalarım cümlelerimle. Özgürlük her şeyden önce fikir özgürlüğü ile başlar. O sebeple özgür olmayan ortamlarda bilim yapılmaz, ne istenirse o yapılır.

3. Akademideki hocalar bilim üretme, eğitim verme, yetiştirme derdinde değil. Tamamen "duygusal" olarak "danışmanlık" derdinde.

4. Duygusal tarafa bir daha bakalım. Dostlar alışverişte görsün diye Tübitak hibelerini birbirleri ile paylaşma derdinde. Bu konuda da elimde çooook bilgi var. Bugün tübitak proje kabul panelinde karşınızdaki hocaya gıcıksanız haşırt diye reddediyorsunuz. sonra o hoca sizin projenizi reddedebiliyor. Tuhaf bir durum var. Kimse proje içeriğine bakmıyor. Kim sunmuş, ekipte kim var ona bakıyor. "aaa bu terörist, bu bilmemne, a bu solcu, bu alevi vb" kriterler ile gidiliyor. Ayrıca "Bu bizden" denilerek hangi projelere destek verildiği de ortada. Şu "Bizden olsun çöpten olsun" klişesini yenmemiz lazım ama neredeeee.

5. Akademi'de istenen desteği alamayan parlak akademisyenler üstte anlattığım olaylar doğrultusunda "Eeeeeh başlarım bu işe" diyerek gidiyorlar. Giderler tabi. Sonra "Gelin beraber çalışalım, tersine beyin göçü ehe ehe" denilerek kandırılamıyorlar.

6. Üzerine basa basa söylüyorum, fikirler, düşünceler özgür olmadıkça bilim gelişmez. Bunu başka yerlere çekmeyin. Fikir özgürlüğü çalışılan konudaki fikir özgürlüğüdür. Bir kişinin sırf mezhepi yüzünden üniversiteden atılmasını gördüm ben. Ondan sonra bilim felan beklemeyin.

7. Rektörler durumu malum. Üniversiteler "çakma" özerk. YÖK felan olmamalı. Hele ki Cumhurbaşkanı atamamalı rektörleri. Üniversiteler kendileri seçmeli rektörünü. Ama neredeee

Linç etmeye kalkan olursa sağlam gelsin, adam gibi gelsin.

bu da benim fikrimdir.

NOKTA.
 

kmurat

Dekan
Katılım
8 Şub 2014
Mesajlar
6,405
Puanları
113
Türkiyede hiç bir zaman, ne Üni'de, ne de başka bir yerde düzgün eğitim olmadı. Sebebi de herkesin (Hocalar da buna dahil) öğretimden daha çok siyasetle ilgilenmesinden kaynaklanıyor. Bütün gününüzü siyaset tartışmakla geçirirseniz, işinize vaktiniz kalmaz. Gün bitmiş olur.

Örneği de bir üstteki yanıtta.
 

astegon

Profesör
Katılım
31 Ocak 2011
Mesajlar
3,005
Puanları
113
Türkiyede hiç bir zaman, ne Üni'de, ne de başka bir yerde düzgün eğitim olmadı. Sebebi de herkesin (Hocalar da buna dahil) öğretimden daha çok siyasetle ilgilenmesinden kaynaklanıyor. Bütün gününüzü siyaset tartışmakla geçirirseniz, işinize vaktiniz kalmaz. Gün bitmiş olur.

Örneği de bir üstteki yanıtta.
Siyaset yapanı da oldu yapmayanı da. Yapıldığı zaman , öğrenciyken, içimin sıkıldığı ve 4. sınıf bir öğrenci olarak "Hocam boşverin konumza dönelim" dediğim çok zaman oldu. Sene 98-99 felan. Ortada Ak Parti vs yoktu.

Velhasıl siyaset her ülkede hayatın içerisine işlemiştir. Ancak bizde haklı olmak için aşırı bir çaba var. Farklı düşüncelere tahammül eden Avrupalılar bunu güzel bir şekilde aştılar.

Bana laf çakıyorsan açıkça gel.
 

Görkem Say

FENERBAHÇE Düşmanlarını Yeneceğiz
Yönetici
Super Moderator
Editor
Katılım
22 Nis 2017
Mesajlar
15,654
Puanları
113
Konum
Laurelindórinan
Öğrenci herzaman okula bağlı kalamaz.
Doğru. Ancak ana dili İngilizce olmayan bir ülkede, bireysel çalışma alanında kaynak bulmak zorlaşabiliyor sonuçta herkez İngilizce bilmiyor. Kendim için konuşayım. Hazırlık da okuduğum için 3. sınıf öğrencisi olarak çok şükür dilden yana sıkıntım yok ancak herkes iyi seviyede İngilizce bilmiyor. Birde öğrenci haklı olarak, vakit harcayıp gittiği üniversiteden bir şeyler öğrenmek istiyor.

Eski bir akademisyen olarak cevap vereyim.

1. Üniversite başarısı nicelik ile değil nitelik ile ölçülür. Cem Uzan bir zamanlar her ile 1 üniversite deyince maalesef bazıları gülmüştü. Şimdilerde durum ortada. Meslek Yüksek okulu bile olmayacak yerler Üniversite oldu. Sebeplerini burada tartışalım isterseniz bende çok done var.

2. Akademi maalesef özgür değil. Burada Ak Partili forumdaşlar hemen zıplamasın yeminle çok pis dalarım cümlelerimle. Özgürlük her şeyden önce fikir özgürlüğü ile başlar. O sebeple özgür olmayan ortamlarda bilim yapılmaz, ne istenirse o yapılır.

3. Akademideki hocalar bilim üretme, eğitim verme, yetiştirme derdinde değil. Tamamen "duygusal" olarak "danışmanlık" derdinde.

4. Duygusal tarafa bir daha bakalım. Dostlar alışverişte görsün diye Tübitak hibelerini birbirleri ile paylaşma derdinde. Bu konuda da elimde çooook bilgi var. Bugün tübitak proje kabul panelinde karşınızdaki hocaya gıcıksanız haşırt diye reddediyorsunuz. sonra o hoca sizin projenizi reddedebiliyor. Tuhaf bir durum var. Kimse proje içeriğine bakmıyor. Kim sunmuş, ekipte kim var ona bakıyor. "aaa bu terörist, bu bilmemne, a bu solcu, bu alevi vb" kriterler ile gidiliyor. Ayrıca "Bu bizden" denilerek hangi projelere destek verildiği de ortada. Şu "Bizden olsun çöpten olsun" klişesini yenmemiz lazım ama neredeeee.

5. Akademi'de istenen desteği alamayan parlak akademisyenler üstte anlattığım olaylar doğrultusunda "Eeeeeh başlarım bu işe" diyerek gidiyorlar. Giderler tabi. Sonra "Gelin beraber çalışalım, tersine beyin göçü ehe ehe" denilerek kandırılamıyorlar.

6. Üzerine basa basa söylüyorum, fikirler, düşünceler özgür olmadıkça bilim gelişmez. Bunu başka yerlere çekmeyin. Fikir özgürlüğü çalışılan konudaki fikir özgürlüğüdür. Bir kişinin sırf mezhepi yüzünden üniversiteden atılmasını gördüm ben. Ondan sonra bilim felan beklemeyin.

7. Rektörler durumu malum. Üniversiteler "çakma" özerk. YÖK felan olmamalı. Hele ki Cumhurbaşkanı atamamalı rektörleri. Üniversiteler kendileri seçmeli rektörünü. Ama neredeee

Linç etmeye kalkan olursa sağlam gelsin, adam gibi gelsin.

bu da benim fikrimdir.

NOKTA.
Hocam orası öyle tabi. Ancak bu nedenler, öğretmenin en azından sınıfa karşı davranışını geliştirmesine engel değil. Birçok hoca, öğrencileri vebalı görüyor maalesef. Aralarında iyi davranan, yol göstermek isteyen çok iyi hocalarımız da var elbet. Benimde bu tarzda 2 tane hocam var. Ancak yetmiyor sorun bu.
 

astegon

Profesör
Katılım
31 Ocak 2011
Mesajlar
3,005
Puanları
113
Doğru. Ancak ana dili İngilizce olmayan bir ülkede, bireysel çalışma alanında kaynak bulmak zorlaşabiliyor sonuçta herkez İngilizce bilmiyor. Kendim için konuşayım. Hazırlık da okuduğum için 3. sınıf öğrencisi olarak çok şükür dilden yana sıkıntım yok ancak herkes iyi seviyede İngilizce bilmiyor. Birde öğrenci haklı olarak, vakit harcayıp gittiği üniversiteden bir şeyler öğrenmek istiyor.


Hocam orası öyle tabi. Ancak bu nedenler, öğretmenin en azından sınıfa karşı davranışını geliştirmesine engel değil. Birçok hoca, öğrencileri vebalı görüyor maalesef. Aralarında iyi davranan, yol göstermek isteyen çok iyi hocalarımız da var elbet. Benimde bu tarzda 2 tane hocam var. Ancak yetmiyor sorun bu.
Sınıfa karşı davranışı konusunda haklısınız. Hocalık yaptığım için bilirim. Herkesin ayrı problemi vardır. Hoca olarak "Ben dersimi verir geçer giderim" demezdim.

Çok öğrenciye yol gösterdim. Çok yardımcı da oldum. Hiç biri belki beni hatırlamaz. Helali hoş olsun. Ancak şu var ki bir gün "Nazım Hikmet Türk Vatandaşlığına Dönsün İmza Kampanyası"nda devrimci geçinen arkadaşlar beni sağlam tehdit etmiş ve kampüste sıkıştırmıştı.

Marjinal uçlara savrulsan bile orası akademi. Akademide temel amaç ar-ge olmalı.
 

Görkem Say

FENERBAHÇE Düşmanlarını Yeneceğiz
Yönetici
Super Moderator
Editor
Katılım
22 Nis 2017
Mesajlar
15,654
Puanları
113
Konum
Laurelindórinan
Sınıfa karşı davranışı konusunda haklısınız. Hocalık yaptığım için bilirim. Herkesin ayrı problemi vardır. Hoca olarak "Ben dersimi verir geçer giderim" demezdim.

Çok öğrenciye yol gösterdim. Çok yardımcı da oldum. Hiç biri belki beni hatırlamaz. Helali hoş olsun. Ancak şu var ki bir gün "Nazım Hikmet Türk Vatandaşlığına Dönsün İmza Kampanyası"nda devrimci geçinen arkadaşlar beni sağlam tehdit etmiş ve kampüste sıkıştırmıştı.

Marjinal uçlara savrulsan bile orası akademi. Akademide temel amaç ar-ge olmalı.
Evet kesinlikle ana amaç eğitim olmalı. Ben kaliteli hocaya karşı o kadar büyük bir açlık besliyorum ki, lisede ve hazırlıktaki kıymetli hocalarımla halen görüşüyorum. Hele de hazırlıkta o kadar iyi hocalara sahiptim ki anlatamam. Hepsi gelir bir bir ilgilenirdi. Ders öncesi sürekli ofislerine giderdim hem sohbet ederdik hemde geleceğim hakkında yol gösterirlerdi. O zamanlar konakladığım yer bir hocamızın yol üstü olduğu için akşamları onun arabasıyla giderdim mesela gibi gibi. İşte insanın o zaman derse olan aşkı da geliyordu inanın. Hiçbir dersimi kaçırmazdım, hepsini dikkatle dinlerdim. Bütün ödevlerimi yapardım. Eğer o zaman ki hocalarım iyi olmasaydı, belkide benim ingilizcem de şuan bu kadar iyi olmayacaktı.
 

IDAHO

Doçent
Katılım
8 Eyl 2015
Mesajlar
572
Puanları
43
Konum
Bursa/Denizli
Evet kesinlikle ana amaç eğitim olmalı. Ben kaliteli hocaya karşı o kadar büyük bir açlık besliyorum ki, lisede ve hazırlıktaki kıymetli hocalarımla halen görüşüyorum. Hele de hazırlıkta o kadar iyi hocalara sahiptim ki anlatamam. Hepsi gelir bir bir ilgilenirdi. Ders öncesi sürekli ofislerine giderdim hem sohbet ederdik hemde geleceğim hakkında yol gösterirlerdi. O zamanlar konakladığım yer bir hocamızın yol üstü olduğu için akşamları onun arabasıyla giderdim mesela gibi gibi. İşte insanın o zaman derse olan aşkı da geliyordu inanın. Hiçbir dersimi kaçırmazdım, hepsini dikkatle dinlerdim. Bütün ödevlerimi yapardım. Eğer o zaman ki hocalarım iyi olmasaydı, belkide benim ingilizcem de şuan bu kadar iyi olmayacaktı.
Güzel hocalarmış. Şahsen kendi okulumdaki bölüm hocalarımdan memnun sayılırım. Çünkü bir uğraş ve empati var. Bölüm başkanımızın yanına gittiğimizde ki kendisi Prof.Dr bizi 40 yıllık arkadaşıymış gibi dinleyebiliyor veya kendisine "Hocam şu dersi şöyle işlesek daha iyi olur" dediğimizde bizim fikrimize değer verip kendini ona göre ayarlayabiliyor. He gene anlamıyoruz :) fakat elinden geleni yapmaları bizim için yeterli.
 

Görkem Say

FENERBAHÇE Düşmanlarını Yeneceğiz
Yönetici
Super Moderator
Editor
Katılım
22 Nis 2017
Mesajlar
15,654
Puanları
113
Konum
Laurelindórinan
Güzel hocalarmış. Şahsen kendi okulumdaki bölüm hocalarımdan memnun sayılırım. Çünkü bir uğraş ve empati var. Bölüm başkanımızın yanına gittiğimizde ki kendisi Prof.Dr bizi 40 yıllık arkadaşıymış gibi dinleyebiliyor veya kendisine "Hocam şu dersi şöyle işlesek daha iyi olur" dediğimizde bizim fikrimize değer verip kendini ona göre ayarlayabiliyor. He gene anlamıyoruz :) fakat elinden geleni yapmaları bizim için yeterli.
Bizimde toplamda 5 tane kıymetli hocamız vardı. Üçü bu yıl ayrıldı. Yerine gelenler eskisi gibi olmadı. Bölüm başkanımız çok kibar ve iyi bir hoca. Kendi derslerini de iyi anlatıyor. Bizimle sohbette ediyor. Birde bize yol göstermeye çalışan bir hocamız daha var neyseki. Dediğin gibi en önemlisi de uğraş ve empati.
 
Üst
stat counter