Said Nursi'nin Hayatı

Konusu 'Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi' forumundadır ve mehmet tarafından 7 Şubat 2008 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. ersen64

    ersen64 Asistan

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    161
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Değerli Arkadaşlar,
    35 yabancı dile çevrilmiş bir eserden bahsediyorum...Dikkat ediniz...Bazı eski alimler demişler ki, haşir (öldükten sonra dirilme) nakildir(yani delil Kurandır) akıl bu yolda gidemez demişler.....Said Nursi der 10. sözü okuyun yarın güneş doğacak gibi tekrar dirilişe, inanmaz iseniz gelin parmağınızı gözüme sokun der.... bu kadar iddialı konuşur....Okusak bişey kaybetmeyeceğimiz gibi çok şey kazanırız.....
    Selam ve Saygılarımla...


    Bediüzzaman der; bir insanın kıymeti soyunda değil Zatındadır...
     
  2. kullanıcı

    kullanıcı Profesör

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.813
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Kaynak olarak tarih kitaplarının sayfalarını karıştırabilirsiniz. Sizin beğendiğiniz tarih yazarlarının veya sizin beğenmediğiniz tarih yazarlarının (olaya tarafsız bakabiliyorsanız). Bütün hepsini bir süzgeçten geçirebilirsiniz. İnşallah doğruları görebilirsiniz. Osmanlı Devletinin tarihinden başlayabilirsiniz. Kitapçılarda pek çok kitap var. Konu olarak sözde ermeni soykırımını ve Kürt etnikli kişileri içeren yazıları okursanız sanırım gerekli bilgilere ulaşırsınız. Ben size burdan "şu şu kaynakları oku" desem, siz hemen "o yazar böyle bu yazar şöyle" diyeceksiniz. Kaldı ki okuduğum kaynağı hatırlamıyorum. Bir başkasına ait bir kitaptı. Ama Türkiye Cumhuriyeti üzerine oynanan oyunlarla ilgili kaynaklar isterseniz aklıma ilk gelen kaynak olarak Nutuk'u önerebilirim. Ülkemizin kurucusunun ağzından yazılmıştır. Dinle ilgili gerçek ve tarafsız şeyler için kaynak isterseniz size birkaç tane Kur'an-ı alarak size öğretilenlerin dışında bir bakış açısıyla değerlendirmenizi söyleyebilirim. Göndericisi de Allah'tır.

    [quote author=Hz. Aişe]Siz hiç Kur'an okumadınız mı? Onun ahlakı Kur'andan ibaretti.[/quote]
     
  3. offoff

    offoff Üyecik

    Katılım:
    1 Mart 2008
    Mesajlar:
    69
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Herkes nasibini yer!!!
     
  4. ersen64

    ersen64 Asistan

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    161
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Değerli Arkadaşlar,
    elinizde çok değerli antika bir sanat eseriniz var varsayalım... Şimdi siz bu sanatı ya antikacılar çarşısına götürür bir milyon fiyatla satarsınız, ya da hurdacılara götürür 5 kuruşa demir fiyatından satarsınız....Tercih size aittir......Şimdi merak ediyorum, aklı başında birisi, hangi gerekçeyle antika sanat eserini hurdacıya yok fiyatına satarabilir...Buna akıl denilir mi? Siz ne dersiniz.?
     
  5. hacicavcav

    hacicavcav Asistan

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    150
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Vikipedi sözlükte hakkında şöyle bir açıklamaya rastlıyoruz.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nurs%C3%AE#Said_Molla_ile_Kar.C4.B1.C5.9Ft.C4.B1r.C4.B1lmas.C4.B1

     
  6. cazyyy

    cazyyy Asistan

    Katılım:
    23 Ocak 2008
    Mesajlar:
    230
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ALIN SİZE SAİDİ NURSİ,
    Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün” Said-i Kürdi (Nursi)

    1876 yılında Bitlis’in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar. Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır.

    Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit’e bir dilekçe ile başvurur. Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede 3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister.

    II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen fark eder. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi’yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır. Said, “Zalimler için yaşasın cehennem!” sözünü Abdülhamit için söyler......


    Kürt Teali Cemiyeti

    Isparta'daki sürgünden memleketine dönen Said-i Kürdi yine İngilizlerin işgal planına uygun olarak Doğu'da ve güneydoğuda İngiliz hükümeti destekli bir Kürdistan kurulması amacıyla "Kürt Teali Cemiyeti" kurucuları arasında yerini aldı.(kaynak: Marmara brifingi, 1971)

    Bir yandan işgalcilerle mücadele eden Ankara hükümeti bir yandan da İngiliz destekli gerici isyanları bastırmakta başarılı olunca Said-i Kürdi bu sefer M. Kemal'le görüşmek için Ankara'ya gitti. Amacın şeriat devleti kurmak olmadığını, ulusal temele dayanan devlet kurmak olduğunu anlayınca bundan vazgeçti.

    Bugün dahi Nurculukta cuma namazı kılınması farz kabul edilmez. Çünkü Said-i Kürdi'nin anlayışına göre ülke hala "müslüman" değildir. "Dar-ül harp"tir. Yani şeriatı getirmek için savaşılması geren topraklardır.

    Bu anlayışa uygun olarak çıkan ve arkasında İngiliz desteği olduğu resmi belgelerle kanıtlanmış olan Şeyh Sait isyanına katıldığı için İstiklal Mahkemesince yargılandı ve birçok ilde sürgün yaşadı. İngiliz destekli bağımsız Kürdistan isteyen bu ayaklanma birçok şehrin yıkımına, ordunun büyük ölçüde kayıp vermesine ve misak-ı Milli sınırlarımız içinde olan Musul ve Kerkük'ün İngilizlere kalması ile sonuçlandı.

    Nur cemaati'nde Atatürk'ün "Öküz aleyhisselam", "Beton Kemal", "Deccal" gibi isimlerle anılmasınınn arkasında bu şeriatçı ayaklanmaların uğradığı hezimetler yatmaktadır.

    Risaleleri ve fikirleri

    Said-i Nursi'nin yaşamı boyunca yazmış olduğu risalelerin tümüne "Risale-i Nur Külliyatı" denir.

    Türkçe konuşan insanların %90'ının anlayamayacağı bir dil kullanan(ve kişisel düşünceme göre hiç de derin anlamı olmayan ve birbirinin tekrarı niteliğinde olan) bu eser, başlarda cifir'in İslam dışı olduğunu söylediği halde("cifir..., gaybı Allah'tan başkası bilmez ayetine karşı edep dışı bir davranıştır")(bkz. Lem'alar s. 39(yazıldığı tarih 1957) daha sonraki kitaplarında sık sık cifir kullanarak kendisinin ve yazdıklarının ne kadar yüce olduğunu anlatır. Buna örnek vermek gerekirse:

    "-... İçlerinde bedbaht olanlar da said olanlar da vardır- anlamındaki ayetin cifir yyönünden sayı değeri 1303 eder. Hud Suresinde -Emrolunduğu gibi hareket et-, anlamında bir ayet olduğu gibi Şura suresinin 2. ayetinde de aynı anlamda bir ayet vardır. -Vav-la başlayan Şura suresindeki ayetin cifir yönünden sayı değeri de 1309 eder. Bu tarihte bütün muhataplar içinde özellikle birine Kur'an adına iltifat ediliyor, doğru olmak yolunda buyruk veriliyor. Birinci tarih(1303)de ise, Risale-i Nurlar müellifi(Said-i Nursi)nin ilim tahsiline başladığı tarihtir. İkinci ayetin tarihi ise O müellif(Said-i Nursi)nin harika bir şekilde pek az bir zamanda ilimce en son noktaya ulaştığı(!), tahsili bitirdikten sonra ders vermeğe başladığı ve 3 ayda, bir kış içinde, 15 senede ancak okunabilen 100'den çok kitap okuduğu ve o zamanın o muhitte en ünlü alimlerinin yanında o 3 ayın mahsulu fakat 15 yılın mahsulü kadar olan ilimleri kazandığı, ne kadar büyük bir alim olduğunu; hangi ilimden olursa olsun sorulan her soruya en doğru cevabı vermekle ispat ettiği tarihe rastlar."(Tasdik-i Gaybi, s. 61-62, yıl 1958)

    Said–i Nursi’ye göre Atatürk Deccal’di

    Said–i Nursi bir çok lahikasında Atatürk’e “Deccal” diye hakaret ediyordu.

    Deccal, İslami literatürde en ağır hakaret sayılan ifadelerden biridir. Deccal; yalan söyleyen, aldatan, karıştıran kişi anlamına gelir. Deccalin ortaya çıkması kıyamet alametlerinden biri olarak da görülmüştür.

    Deccal konusunda tarih boyunca ortaya atılan iddiaları gündeme getirecek değiliz. Ancak Said–i Nursi’nin şu satırlarını okuduğunuzda Deccal denilince kimin kastedildiğini çok iyi anlamış olacağız.

    “Ben bir manevi alemde, İslam Deccalini gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(...) Fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur–u iman ve Kur’an ışığıyla hakikat–i hal–i göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.” (Şualar458–459,Siracun Nur 247)

    Saidi Nursi, başlangıçta şifreli olarak işaret ettiği Deccal’in kim olduğunu daha sonra şöyle anlatıyor:

    “Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis–i Şerif’in ihbariyle Kur’an’a zararlı bir adam çıkacak demiştim.Sonra Mustafa Kemal’in o adam olduğunu zaman gösterdi. (Emirdağ Lahikası I/278,Yirmiyedinci mektuptan Sabık Reis–i Cumhur’a ve üç makama gönderilen istida)

    Saidi Nursi, Mustafa Kemal’e yönelik Deccal suçlamasında daha da ileri giderek şunları yazar:

    “...Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türk’ü Protestan yapamayan ve Millet–i İslam için pek zararlı olduğunu ef’aliyle ispat eden ve Hadis– Şerif’in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemal’e bir mahrem eserde ‘din yıkıcı Süfyan’ dediğimizi (...)” (Emirdağ Lahikası I,50–51;Yirmiyedinci Mektuptan Mahkeme–i Kübra’ya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226–227)

    Saidi Nursi Atatürk’e açıkça Deccal diyor, Millet–i İslam’ı Protestan yapmak istediğinden bahsediyordu.

    Oysa, Saidi Nursi’nin Deccal dediği Atatürk, İzmir Amerikan Koleji’nde misyoner faaliyette bulunuluyor diye bu okulu tamamen kapatmış, hayatta iken Bab–ı Ali’nin “Misyonerle Mücadele Teşkilatı” kurmasına destek vermiş, 3 Ocak 1922’de Meclis Başkanı iken yayınladığı bir muhtırada, İçişleri Bakanlığı’na çok sert çıkışarak, Amerikalıların Anadolu’da “Öksüzler Yurdu” altındaki yapılanma isteklerinin tamamen Hıristiyanlığı yaymak amacı taşıdığını vurgulayarak “bu talebin derhal reddedilmesini” istemişti.

    Said-i Nursi ve şehitlik

    Şöyle diyor Said– Nursi:

    “Birinci Dünya Savaşı’nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hristiyan ölmüşse şehit sayılır, ahirette mükafatı vardır.” (Kastamonu Lahikası,s.45)

    “Ne dinden olursa olsun bir nevi şehit hükmündedir. Mükafatı büyüktür, belki onu cehennemden kurtarır. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan ve Hz. İsa’ya mensup Hristiyanların mazlumlarının çektikleri felaketler, onlar hakkında bir nevi şehadet denebilir.” (Kastamonu Lahikası,s.75)

    “Hatta o mazlumlar kafir de olsa, ahirette kendilerine göre o dünyevi afattan çektikleri belalara mukabil rahmet–i ilahiyenin hazinesinden öyle mükafatları var ki, eğer perde–i gayb açılsa o mazlumlar haklarında büyük bir tezahürü rahmet görünüp, “Ya Rabbi şükür elhamdü lillah diyeceklerini bildim ve kati surette kanaat getirdim.” (Kastamonu Lahikası,s.45)

    İslam tarihi boyunca kendini Müslüman olarak addeden hiçbir din adamı, Müslümanları ve İslamdaki şehitlik kavramını böylesine aşağılayan ifadeler kullanmadı. Bu cinayete ilk kez Said–i Nursi’de rastlıyoruz.

    Şehitlik, Allah yolunda savaşan, vatanını savunan ve bu uğurda ölenlere verilen bir mükafattır. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’ya karşı savaşan “yedi düvel”, Haçlı dünyasının karşımıza çıkardığı küfür ordusuydu. Bu savaşta Ortadoğu’dan, Çanakkale’ye kadar bir çok cephede milyonlarca “Mehmedimiz” din uğruna, İlay–ı Kelimetullah uğruna, vatan uğruna, bu vatan üzerinde Ezan–ı Muhammedi ilelebet çınlasın diye şehit oldu.

    Ama bir din adamı bozuntusu ortaya çıktı ve “ne dinden olursa olsun, Müslümanlara karşı savaşıp ölen kafirlerin de şehit olduğunu” ilan etti. Ve hatta hiç utanmadan yüzü kızarmadan Memedimizi katleden o kafirlere bir de “mazlum” dedi.

     
  7. cazyyy

    cazyyy Asistan

    Katılım:
    23 Ocak 2008
    Mesajlar:
    230
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0


    Dinlerarası Diyalog ve Said-i Nursi

    Bu olayın ve “Vatikan’ın misyonunun bir parçası olmayı” kabullenmenin tarihsel bir altyapısı var mı sorusu kuşkusuz sizin de aklınıza geliyordur. Öyle ya bir insan durup dururken neden dünyadaki misyoner faaliyetlerin merkezi olan bir kurumun misyonun bir parçası olmayı kabul eder?

    Bu sorunun cevabını bugünkü Nur cemaatinin faaliyetlerinde değil, Said–i Nursi’nin yazdığı risalelerde gösterdiği hedeflerde aramak lazım.

    Saidi Nursi risalelerinde pek çok yerde Hristiyanlarla yakınlaşmayı, kaynaşmayı ve ittifakı şu şok edici sözlerle “emreder”: “Müslümanlık – Hristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre; Nurcular, Hristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır.” (Emirdağ Lahikası I, s. 1712, Tarihçe–i Hayat, s.434’den nakleden Prof. Dr. Yumni Sezen, Dinlerarası Diyalog İhaneti, Kelam Yayınları)

    “Misyonerler ve Hristiyan ruhanileri, hem nurcular çok dikkat etmeleri elzemdir. Çünkü herhalde şimal cereyanı, İslam ve İsevi dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etme fikriyle İslam ve misyonerlerin ittifakını bozmaya çalışacak.” (Lem’alar,111,141)

    Saidi Nursi Müslüman ve Hristiyanlar arsındaki ittifakın bozulmaması için nurcu kardeşlerine çağrı yaparak misyonerlerle sürekli bir ve beraber, ittifak halinde olmalarını istiyor. Bu ifadelerde sadece Hristiyanlarla değil Hristiyanlığı yaymak için büyük paralarla Osmanlı topraklarında Hristiyanlaştırma faaliyetlerinde bulunan “Hristiyan misyonerlerin o dönemdeki uzantılarıyla de ittifak halinde olunmasını “emretmesi” insanı şaşırtıyor.

    İyi de Saidi Nursi misyonerlerle neden böylesine sarmaş dolaş olunmasını istiyor? Nurculara neden “misyonerlerle ittifak halinde olun” diyor. Osmanlıyı o misyonerler ve onların işbirlikçileri parçalamadı mı? Saidi Nursi’nin bu misyoner aşkı neden?
     
  8. PcMaSTeR

    PcMaSTeR Profesör

    Katılım:
    18 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    3.511
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
  9. theNEYzen

    theNEYzen Üyecik

    Katılım:
    5 Şubat 2008
    Mesajlar:
    61
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    aşırı derecede nurcu olanlardan korkuyorum açıkçası
    bazıları saidi (haşa) Hz. Muhammed'den bile üstün görüyor...
    Said Nursî saygı duyulacak bir insan.. ama sonuçta o da bir insan... Risalelerini okumakla birşey kaybetmeyiz, ama Risalalerden daha açık ve önemli bir kitap var elimizde, öncelik bence O'na verilmeli....
     
  10. Zibi$

    Zibi$ Profesör

    Katılım:
    7 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.148
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Ya biz neyi tartışıyoruz allah aşkına ?

    Bu adam eser yazmış 114 tane tamam yazmış çok güzel içeriği neymiş? Allahın(c.c), İslamın güzelliklerinden bahsediyormuş çok güzel.Okumak gerek ancak ne daim doğru olduğu kesinlik kazanmış değil.

    Bu noktada bitirelim daha uzatmanın manası ne ?

    Bu adam kim ? Said Nursi

    Kuran'ı Kerimde adı geçiyor mu ? Hayır.

    Sadece eserlerini okur,güzel yönlerini çevreme tavsiye ederim daha da ötesine kesinlikle gitmem..

    Saygılar..
     
  11. Arbalot

    Arbalot Asistan Onursal Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    302
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Müfredata göre dersi anlatan hocanın adı ders kitaplarında geçiyor mu?
    Öğretmeniniz ders kitabına göre konuları anlatıyor siz ona karşı ben seni tanımam hocam bana bu kitabı yazanı getirin diyebilme hakkına ne kadar sahipsiniz?

    Hocanıza ait olan kendi çözüm yollarına neden saygı duyup onları değerlendiyorsunuz?

    Veya neden düşünürlerin felsefi görüşleri tartışılır uygun olanı benimsenir?

    Bir de olaya bu yönden bakın...

     
  12. ayışığı

    ayışığı Üyecik

    Katılım:
    10 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    17
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Kur'an ilk suresinin ilk ayetinde oku der.Kulaktan dolma bilgilerle değil der.Bırakın o adamı bu adamı,eğer ki gerçekten samimi müslümansanız.Önce kutsal kitabınızı okuyunuz.İmam hatip liselerinde 2 yıl çalışmış emekli öğretmenim.Cuma günleri namazdan gelmelerini kaç kez bekledim.Hristiyanlar ellerinen İncillerini eksik etmiyorlar.Sizde kendi kitabınızı okuyup bilgilenin.Hatta birkaç değişik yazarın tercümesini okuyup kıyaslayın.Yüzyüze tartışmayı sevmezler.80 yıllarda okuyup bilgilendim.Önce bilgilenin sonra savunun.


    Resim dersinde renk üçgenini öğretmem bile şikayet konusu oldu.sorgulandım.Siyonizmin propagandasını yapıyorum diye.Bu günse onların siyonizmin propagandasını yapıyorlar.


    Yeter artık uyanın.Balık kavağa çıktı.Sınavlarla oyalanan genç köleler yetiştiriliyor.30 senedir sınav sınav.Herkes üniversiteye gitmek zorunda değil.KÖY ENSTİTÜLERİ ni duydunuz mu hiç.Eğitim nedir öğretim nedir bilen varmı.Çuval çuval dersaneleri kalkındırdınız.Okullar tukaka yerler oldu.


    Geleceğinizi satıyorlar.Sizleride birbirinize düşürüyorlar.Safsatalarla.Beş sene sonra okullarınız bitti.İyot gibi açığa çıkınca HANYA' yı KONYA'yı anlıyacaksınız.Ülkenizin bütün kurumları satıldı yabancı şirketlere.Kendi gençlerine iş alanı yaratıyorlar.Sizleri inim inim inletecekler,işsizlikten.Ayılın artık.
     
  13. yer6

    yer6 Profesör

    Katılım:
    5 Eylül 2007
    Mesajlar:
    2.296
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    0
    ard arda mesaj yazmaktanda sorgulanırsın bence :) ...
     
  14. muharrir

    muharrir Üyecik

    Katılım:
    21 Aralık 2006
    Mesajlar:
    49
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Risâle-i Nur'u anlamıyorlar, yahut anlamak istemiyorlar. Beni skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hâzır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bâzı eserler telif eyledim. Fakat, ben öyle mantık oyunları bilmiyorum, felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem. Ben, cemiyetin iç hayatını, mânevî varlığını, vicdan ve îmânını terennüm ediyorum, yalnız Kur'ân'ın tesis ettiği Tevhid ve îman esâsı üzerinde işliyorum ki; İslâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur.
    "Bana, 'Sen şuna buna niçin sataştın?' diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. Içinde evlâdım yanıyor, îmânım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, îmânımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!..
    [size=13pt][/size]


    "Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin îmânını kurtarmak yolunda dünyamı da fedâ ettim, âhiretimi de. Seksen küsûr senelik bütün hayatımda dünya zevki nâmına birşey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarında, esâret zindanlarında, yâhut memleket hapishânelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefâ, görmediğim ezâ kalmadı. Dîvân-ı harblerde bir câni gibi muâmele gördüm, bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan menedildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyâde, ölümü tercih ettim. Eğer dînim intihardan beni menetmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.

    "Benim fıtratım, zillet ve hakarete tahammül etmez. Izzet ve şehâmet-i İslâmiye beni bu halde bulunmaktan şiddetle meneder. Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. Zulmünü, hunharlığını onun suratına çarparım. Beni zindana atar, yâhut îdam sehpâsına götürür; hiç ehemmiyeti yoktur. Nitekim öyle oldu. Bunların hepsini gördüm. Birkaç dakika daha o hunhar kumandanın kalbi, vicdânı zulümkârlığa dayanabilseydi, Said bugün asılmış ve mâsumlar zümresine iltihak etmiş olacaktı.
     
  15. ayışığı

    ayışığı Üyecik

    Katılım:
    10 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    17
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0


    bindik bir alamete
    gideoz kıyamete
    yol dediğin yol gibi
    ulaşmalı bir yere
    biz dön baba dönelim
    geliyoz aynı yere
    bu döngü kısır döngü
    başı varda sonu yok
    dönüyom dönemiyom
    sonunda bir çıkış yok
    yerel ve genel seçim
    seçin bakalım seçin
    ki dön baba dönelim
    aynı yere gelelim
    çete çeteye çatmış
    çete çete içinde
    battık buruna kadar
    cafer getir peçete
    nush ile uslanmam ben
    etmeli beni tekdir
    tekdirden anlamazsam
    artık hakkım kötektir
    eskiden adam gibi
    oturur meze yerdik
    şimdi meze yer gibi
    oturup adam yiyoz
    o zaman siz buna
    müstehaksınız len!
    "ve bir köy kahvesi sohbeti...
     
  16. ortitorti

    ortitorti Asistan

    Katılım:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    165
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    canım kardeşlerim.(her iki veya bir cok taraf için) (L) (L)

    (A)(LÜTFEN BU YAZIMI OKUYUN VE SİZİN DE BASINIZ DAN BÖYLE SEYLER GEÇTİYSE PAYLASIN) (A)

    adı gecen zaatın sadece mahkemeler bolumunu okudum.peşin hükümlü olmadan dusunup sen tez yapa bilmek için. ;)
    gercekten cıkarıldıgı mahkemelerden suc suz olarak beraat etmiştir.

    cumhuriyetimize zararı var mı yok mu diyecek olursak
    basımdan gecen bir olyı taraf sı olarak anlatacagım.... Zzz

    okuldan coksevdiğim arkadasım 'murat'yarı yıl tatilin 3 gülük geziye davet etti
    tabii bildim . cammat orgnizasyonu. benim işim olmaz dedim ama kıramadıgım için katıldım

    neyse gittik bi villaya 5 katlı... :O

    sabah ders yemek sohbet. .. müteala.. ders yemek ders .. namazları unuttum... :)

    bana sen tanıs diye
    bilinen kitaplardan tanışma (tarihçe-i hayat) kıtabı al oku diye verdiler. aldım evir dim cevirdim..
    boser bunu dedim.. niye...on yargım verdı >X< |)
    arkadasımlşa konustum olum cumhuriyet donemini anlatan kıtabi yok mu dedim... mırın kırın yap tı..ama verdi..
    soyle bi karıstırdımm. :*..mahkemelerdeki suçlamaları savunmaları birbir okudumm....
    zatın verdiği vevaplar yerin de... ama bişi fatkettiimmmm

    BURASI ÖNEMLİ :O :O

    cumhuriyetimizin tazecik oldugu dönemlerde...
    inklaplar yapılmış ...yenilikler yapılmaya, halka benimsetilmeye calışılırken..
    zaat.karakolun önündeki evinde göz hapsindeyken bie gizli gizli arap harfleriy yazdıklarını
    bi şekilde dagıtıyor muşşş..
    AHA DA LİNK http://www.saidnur.com/realaudio/hatiralar/hatiralar1a.rm
    SES KAYDI DERS VEREN Bİ HOCA CUM HURİYET DONEMİNİ YASAMIZ . DAHA İLK 25 SN DE HERSEY ORTADA..
    KATAMONUDA CENNETİ GÖRÜP ANLATAN Bİ HACA VAR MIL DİYOO..SİYEYİ ZİYARET EDERSENENİ BAKARSINI ONLARIN SİTESİ..

    şim di ne var bunda diyecek sinizz...(taraftarları) (&) (&)

    bende oylemi .. bu davranısın ne demek oldugunu ,onlara hissttireyim dedim..

    sabah dersteyiz gine.. gittim raftan Kura-ı kerim aldım.. okumaya başladım ama millet kafasını
    kaldırmış gizilice bana bakıyoo..
    kuran okuyan bi ben varım ..
    digerleri full kırmızı kaplı kıtap...dikkat cekmeye başladıkkk.. +( +(

    sonra ki derslerde de ayn ı tabi ..arkadaş dedi niye kuran okluyosun da eserlerden okumuyosun... :L :L

    yaa. unuuttugum sureleri hatırlamaya calısıyom dedim geciştirtim..

    aksam sözde hoca geldi..diz coktuk oturduk..kanepeler boş..adam kanepede biz yerde.. zoruma gittii. :mad:
    kaltım kanepeye oturdum.. ;)
    millett bi an da bana kilitlendi..
    abileri işaretli bakışar fırlatınca hersey normale dondü..
    (&)

    ŞİMDİ ŞAMATA BAŞLADI.. :}


    içimden yenilik döneminde miletin konsanteresini bozar mısınız. bak naıl oluyormus .
    insan nasıl rahatsız oluyormuş, gürün dedim..
    cebimden İRİ daneli tesbihi başladım çekmeye.
    ALLAH. ALLAH.ALLAH..... Zzz

    millet gine bana kilitlendi...kimse kızamıyorda...
    sabah oldu .. gine tesbih. dayanamadılar. sukuneti bozoyor diye.
    ilkin ne cekiyon dediler .cevap hazırr.. ALLAH.dedim.
    iyde biraz sessiz cek rahatsı oluyoruz .. dediler..
    niye ki dedim.. tesbih cekip ALAH dediğimden mi rahar sız olyosunuz deyince kitlendiler... +( Zzz :#

    akşam gine bi hoca geldi...esti gürledi. :*.(ben gine kanepede)baktım adam cağdaşlıgı ,
    modernliği orası burası acık kadınları örnek gösterek lase ediyoo.


    BİLDİĞİN BEYİN YIKAMA :)

    BURADA MUDAHALE EDEMEDİM (YEMEDİ)rahat bi 25 kişi vardık.ama tesbihe devam... deli oldular...

    sonra bi 'abi' gel bu sefer de dinlen biz yamak yapalım dedi |).. olur walla kafa dinleriz dedimm.. ;D
    ufaktan ufaktan tanışma safhaları ... sonra beni bana anlattırmay abaşladı.. neler yaparsın filan .
    baktım adam tecrubeli..
    B)

    LAFI KOYDUMM.. :S


    laf acıldı ingilizce takılıyoz dedim. roman filan .. yaa. dadi... konsa biliyor musunnn..
    fena degil. şimdilerde lisam farklılıkları özeride calışiyom...
    ama dedim onlar bizden cok farklı. adamlar BU İNGİLİZLER DEDİM

    misal diye sorduu.. ^^

    bizler gibi kurnaz değillerdir ,ilk tanıŞma safhasında..
    karsındakı ne kendisini anlattırıp ortak yanlar bulmaya calısarak.
    kendine, karsı dakı kişiye ısındırmaya çalışmazlar hiç ..dedim...Muhabbet birden Koptuuu... +((kopardım :R :) ;D)

    akşam yatcaz...ilk başta demiştim 5 katlı villa dayız diye.. arkadaşa sordum ..
    olum niye hiç alt kata gitmiyoz tıktınız bizi buraya..
    kuzey neresi guney neresi kayboldum
    ....altta da insanlar var inelim. dedim..OLMAAAAZ.ordada ders yapıyorlar... ;( ;( :L ;(
    iyi ya işte tanısırızz.... yooo onlar başka guruptaan..
    olmazz..halla halla . hepimiz hz. adem in soyındanız dedim...kitlendi.. +(

    sabah oldu... ben dedim sıkıldım gicem.. yaa nereye iyiydik. dediler ama
    !hemen bi gitdesede kurtulsak der gibiler di.
    :*
    ayrımdan önce eşyalarımı toplarken sorumlu abi geldi odama.. baktım konuşmaya calısıyooo.pas vardim..

    nasıl beğen din mi.. filan.. paso reklam yapıyoo..(cemmat isimi vermicem) :*
    en sounda dayanamadım.. tum yaptıklarımı anlatıım ve rahat sız olup olmadıklarını sordum...
    o da bilerek yaptıgını anladık dedi... +(
    ben de nasılmıs dedim... birileri güzellik yapmaya calışırken(cumhürüyet döne mi yenilikleri)
    inadına tersine kurak cekmek..
    nasıl oluyomuş insanı kendi silahıyla vurmak...cumhuriyet size özgürlük verdiyse bunu su anki
    sistemin açıklarını bulun sonrada bu acıklardan saldırarak,
    masumane bi şekilde (özgülük adı altındanyıkmaya çalışmak....


    dedimm.. kitlendii.. +(

    hadi bana eyvallah dedim cıktım..
    B)
    o arkadasımla hala cok sıkı arkadasız ..ama benim yüzümden bayaaafırca yemiştir .ben dedim ona götürme beni diye dinlemedii...


    yorum yapmıcam basımdan gecenleri anlattımm... :mad: :D :D



     
  17. ersen64

    ersen64 Asistan

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    161
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Değerli Arkadaşlar,
    Ziya paşa demiş
    Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
    Kişinin görünür rütbe-i aklı eserinde
    .
    Risale-i ortadadır.35 ten fazla dile çevrilmiştir.Dünya okuyor.Adına uluslararası senpozyumlar düzenleniyor.
    Muharrir kardeşimizin alıntısıda güzel olmuş.Said Nursi fen bilimlerinde zamanında en ileri seviyede olduğu eserlerinde vardır.
    Yemişli ağaç taşlanır, malumdur.Yukarıdaki cınbızlama ve iftiraları, aşağıdaki link iptal ediyor.İftiracılar lütfen incelesin...
    Sain Nursi Der;
    Bana, 'Sen şuna buna niçin sataştın?' diyorlar. Farkında değilim; karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor, içinde evladım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, îmanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış, ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!.. "
    Bazı arkadaşlar,
    uzaktan baktıkları için Risale-i Nur, Kur'andan ileriymiş gibi bir zanna kapılıyorlar....
    Halbuki bir eserinde der;
    Küfr-ü mutlakla mücâdelede, bu kadar ağır şerâit altında, Risâle-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa, bunun sırrı işte budur. Said yoktur. Said'in kudret ve ehliyeti de yoktur. Konuşan yalnız hakîkattir, hakîkat-i îmâniyedir.
    Mâdem ki, nûr-u hakîkat, îmâna muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mâruz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ittihamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanların hepsine hakkımı helâl ettim.

    Risale-i Nur Kur'an denizinden bir damla, sadece 6000 sayfa, artık denizin büyüklüğünü siz düşünün....
    Selam ve Saygılarımla...
     
  18. ersen64

    ersen64 Asistan

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    161
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Risale-i Nurun kilitlendiği hedef...
    Meyve Risalesinde 4. Mesele de
    Herkesin, İmân mukabilinde, bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlarla müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek dâvâsı başına açılmış. Eğer İmân vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, maddiyyunluk-materyelistlik hastalığı ile- tâunuyla çoklar o dâvâsını kaybediyor. Hattâ bir ehl-i keşif ve tahkik, bir yerde kırk vefiyattan-ölümden- yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler. Acaba bu kaybettiği dâvânın yerini, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi?

    Evet soru bu; Cenneti kaybedene, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi?....
     
  19. yer6

    yer6 Profesör

    Katılım:
    5 Eylül 2007
    Mesajlar:
    2.296
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    0
    kırmızı ceketliler geliyorrrrrrrrrr...kaçınnnnnnnnnnn...

    bikaç ekleme yapıyım.cumhuriyet elden gidiyo,kadrolaşma oluyo,akp ülkeyi satı artık yabancıyız :)...

    said nursi'nin hayatının anlatıldığı bir konu altında neden bunları yazıyosunuz?dinimizle ilgili birisi veya bir olay anlatıldığında neden hemen bunları söylüyosunuz?

    ülke yabancıya satıldı artık onlar kendi insanlarını çalıştırcaklarmış :) .bukadar saçma birşey olabilirmi.etrafınızdaki insanların ne dediği önemli değil.düşünün ve mantıklı olanı söyleyin.ülkemizde daha önceleri açılan firmalarda yabancı insanlarmı çalışıyo?bursadaki araba firalarında hep yabancılarmı çalışıyo?adamların ülkemiz gibi gelişmekte olan yerlerde fabrika açmalarının amacı maliyeti düşürmek.kendi insanlarına onu binlerce avro vererek yaptıracakken türkiyede çok daha ucuza yaptırabiliyo.

    daha bunları bilmiyosunuz ama gelmiş orası gidiyo,burası gitti,öldük,bittik gibi yorumlar yapıyosunuz.

    mesleğinizin hakkını verin!eğer öğretmenim diyosanız daha mantıklı yaklaşın konulara.tek görüşlü olmayın.ülkenin bazı kısımları satılıyo ama sonucunda bu olmıycak.yazdıklarınızı okuyan ve konuyla ilgisi olmayan birisi yanlış yönlenebilir...
     
  20. mehmet

    mehmet Profesör Onursal Üye

    Katılım:
    9 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    2.702
    Beğenileri:
    42
    Ödül Puanları:
    0
    Hayırlı günler arkadaşlar,

    hacicavcav ve cazzzy arkadaşım;
    Kanımca sizlerde copy/paste alışkanlığı almış başını gitmiş.
    Ben sizlere yalvarayım mı?
    Allah için siz söyleyin.

    Ben diyorum ki; (Nerdeyse on defa dedim)

    Gelin bu adamı yerden yere vuralım,vatan haini yapalım,bu adamın yanlışlarını tüm dünyaya haykıralım,bu adamın eserlerini okuyanlarda görsünler bakalım,nasıl bir kimsenin eserini okuduklarını.

    Bunun için ne yapmak lazım sizce.
    Sizler bilgili,görgülü ve her yazılana inanmayan,derin araştırma yapan insanlarsınız.

    Gelin bu adamın eserlerini çok derin bir şekilde analiz edelim.
    Ordan burdan copy/paste ile değilde;bizzat kendi gözlerimizle,kendi aklımızla,kendi vicdanımızla karar verelim.
    Sizce en doğrusu bu değil midir?

    Ama "ben yok arkadaş,bu adamın eserini okumam,okumakda istemem" derseniz,
    Sizlerden ricam ordan burdan copy/paste yaparak mesaj yazmayın.
    Ha yazarsanız ne olur.
    Kıymeti ve ehemmiyeti sıfıra (0) düşer.
    Sizin gibi araştırmacı insanlara yakışmaz.

    Ayrıca bir arkadaş bir yurt hatırasını anlatmış.
    Değerli arkadaşlar;

    Ben de bu zatın eserlerini okudum,yurtlarına gittim,ama dediğiniz veya bahsettiğiniz hiç bir durumla karşılaşmadım.

    On defa yazdığımı yine yazacağım.
    Merak etmeyin bu son olmaz.

    Öncelikle bu adam 114 parçalık bir eser yazmış.Ve o kitapları okuyanlar çeşitli gruplara ayrılmış.
    Sizce burda bu eseri yazanın bir kabahati bir kusuru var mı?
    Bu eseri yazan hangi yerinde demiş ki?;kuran okumayın,zikir çekmeyin,....vs.diye.
    Veya hangi yerinde yazmış ki?:Cemaatlere bölünün ayrılın,hoca veya abi olun,sizden küçüklere tepeden bakın,yanınıza oturtmayın.
    Bana söyliyebilir misiniz?.

    Sizce şu mantıklı mı?
    Ben bir kitap yazıyorum veya neşrediyorum.Siz de benim kitabımı okuyorsunuz.
    Soruyorum Allah için;Siz benim kitabımı okudunuz ve bu aradada hırsızlık yaptınız.
    Benim bir suçum olabilir mi?Ben mi dedim size hırsızlık yapın diye?
    Ben mi dedim size şunu bunu yapın diye?

    Son sözüm;
    Hiçbir yerden copy/paste yapmadan,sadece kendinizin okuduğu bir kitabın bir paragrafını buraya copyalayın,
    Ama öyle bir cümle olsun ki bütün bu eseri okuyanları hayrete düşürsün.Okuduklarına veya okuyacaklarına bin pişman olsunlar.

    Bunu bir araştırmacı olan "hacicavcav" arkadaşımdan da bekliyorum.

    Saygılarımla
     
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş