MHP ve yeni ülkücüler...

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


tugbagaleri

Profesör
Katılım
13 May 2006
Mesajlar
2,230
Puanları
38
Benim gençliğimde MHP demek bela demekti.

Devlet destekli bir ölüm çetesi gibi çalışıyorlardı.
Bahçelievler Katliamı gibi korkunç saldırılar düzenliyorlardı.

12 Eylül’de, onları kullanan devlet tarafından hapislere atıldılar.
İşkenceler gördüler.

Ve, başlarına ne geldiğini uzun zaman anlayamadılar.

Daha sonra Abdullah Çatlı gibileri Susurluk çetelerine kaydı, bir kısmı mafyaya yazıldı, çek senet işlerine girdi.

Muhsin Yazıcıoğlu gibi liderleri ise siyaseti seçti.

Parti başkanlığına Devlet Bahçeli’nin gelmesinin ardından MHP ağır ağır ama kararlı bir biçimde pozisyon değiştirmeye koyuldu.

Şiddetten uzaklaştılar.

Eski “imajlarıyla” aralarına bir mesafe yerleştirdiler.
Bahçeli’nin önderliğinde yeni bir çizgiye oturdular.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ve türban yasasında “kilit parti” olmayı başardılar.

CHP’nin “devlet milliyetçiliğine” karşı “halk milliyetçiliği” diyebileceğimiz, özellikle lümpen kesimde yaygın bir tutuculuğun, Batı düşmanlığının, ırkçı övgülerin ve yüceltmelerin siyasetteki tek temsilcisi olmaya yönelik bir anlayış belirlediler.

301. madde gibi konularda kesinlikle yasakçı ve baskıcı tutumu benimsediler.
Ama bunları hep legalitenin içinde yaptılar.

Değişmekte olan bir toplumda değişime karşı olanların da bir partisi olacaktı ve MHP o parti olmak için akıllıca adımlar attı.

Eskiden “derin devletin” şiddet deposu olarak kullandığı MHP’nin bu alandan çekilmesi “sektörde” bir eleman eksikliği yarattı.

Şimdi o elemanların Yazıcıoğlu’nun liderliğini yaptığı Büyük Birlik Partisi’nin gençlik örgütü Alperenler’in kadrolarından devşirilmeye çalışıldığı görülüyor.

Hrant Dink cinayetinin Trabzonlu kahramanlarının bu şehirdeki Alperenler örgütü ile kuvvetli bağları olduğu ortaya çıktı.

Önceleri bu bağın altı yeterince güçlü çizilmedi.
Kimse bir partiyi tek bir olayla suçlamak istemedi.
Arkasından Sakarya’daki olaylar patladı.
Ve gene Alperenler çıktı karşımıza.

Politika Servisi’mizin Şefi İnci Hekimoğlu Sakarya’ya gitti ve Türkiye’nin “bela fayı” gibi gözüken bu bölgede hep aynı örgütün adını duydu.

Veli Küçük’ün orada görevli olduğu dönemlerinden beri bir ürküntü yaratan ilde şimdi belli ki yeni çatışmalar yaratılmaya uğraşılıyor.

Türk Kürt düşmanlığı kışkırtılıyor.

Bin kişinin katıldığı saldırılar düzenleniyor.

Ve hep Yazıcıoğlu’nun gençleriyle karşılaşıyoruz.

Bu durum, Türkiye gibi kendi “derin devletinin” düşmanlığına maruz kalmış, kırılgan bir ülkede fazlasıyla kuşku uyandıracak bir tesadüf.
Eğer Yazıcıoğlu, “derin devletin” yeni ülkücülerinin lideri rolünden memnun değilse bu “tesadüfün” önünü aynen Devlet Bahçeli gibi kesin tavırlarla kesmeli.

Yok, bu rolden memnunsa, gençliğinde “derin devletle” yaşanan işbirliğinin ortaya çıkardığı sonuçları bir daha düşünmeli.

O sonuçlar kimse için hayırlı olmadı.

Şunu da hiç unutmamalı, bu ülkeye “derin devletin” yaptığı kötülüğü hiçbir düşman yapmadı.

Binlerce Türk genci bu ülkenin sokaklarında “derin devletin” kışkırtmaları sonucunda öldürüldü.

Kendi insanına, kendi ülkesine böylesine düşman bir yapıyla koyun koyuna olmak, Türk’ün ya da Türkiye’nin dostu olmak anlamına gelmiyor.

“Derin devlet”, hiç bitmeyen bir kinle bu ülkeyi kana ve ölüme batırmak istiyor.

Yıllardır aynı oyunları oynuyor, bombalar patlatıyor, sağcı solcu demeden insanları öldürtüyor.

Çete işlerine giriyor.

Yazıcıoğlu ve onun gençleri, gerçekten bunun bir parçası olmak istiyorlar mı?
Umarım istemiyorlardır.

Ama Türkiye’yi patlatacak “el bombalarından” biri gibi kullanılmak istenen Sakarya’da “Yazıcıoğlu ve Alperenler” lafları fazla dolaşıyor ortalıkta.
Sakarya’da yeni bir belanın tohumları atılıyor.

Devletin de medyanın da bu şehre ve bölgeye çok dikkat etmesi gerekiyor.
Oraya giden ve bugün haberini manşetimizde okuduğunuz Hekimoğlu’nun anlattıkları çok iç açıcı değil.

Şehir, çatışmalarla sarsılacak bir “fay” hattının üstünde yaşıyor.
Şehirdekilerin çoğu yaşananlardan ve yaşanacaklardan tedirgin.
Devlet Bahçeli izlediği politikalarla “milliyetçilikle” katilliği birbirinden ayırdı.

Yazıcıoğlu, cinayetle milliyetçiliği yeniden “eşanlamlı” kılmanın, ülkeye de, milliyetçiliğe de ihanet olacağını kavrar umarı

Ahmet ALTAN
 

Reallist

Profesör
Katılım
7 Nis 2008
Mesajlar
1,275
Puanları
0
Bu devirde aşırı milliyetcilik vatan böldürür. Kim kimi dışlarsa yada baskı kurarsa diğeri dağa çıkar. Bundan önceki yıllar hep bu uygulandı. Her iki tarafa fitne sokularak Vatan Millet Sakarya adına ülkede terör hortlatıldı.

Sonra sam amca özgürleştirecem diye ülkeye çullabilir..
 

weak

Üyecik
Katılım
13 Şub 2008
Mesajlar
41
Puanları
0
Ahmet Altan gençliğinde Ülkesini satmak Demokratik düzeni yıkarak Komünizm i ülkeye getirmek Vatan topraklarını Sovyetler Birliğine yamamak derdinde bir haindi.O yüzden Ahmet Altan için MHP demek bela demekti.Evet MHP komünistlerin yıldırma ,propaganda ,silahlı mücadele birimlerine karşı yasa dışı saldırılar düzenliyor du.Ve evet 80 darbesiyle işkence gördüler dışlandılar Vatana ihanet etmeye özgürlük mücadelesi diyenlerle aynı kefeye kondular.Okumak çalışmak yerine Sovyetler ve şakşakçıları na karşı mücadele ettikleri için işsiz,eğitimsiz kaldılar çoğunluğu kolay yollara saptı.Tasfiye edildiler.
MHP içindeki ümmetçiliğe yatkın grup ayrıldı Muhsin Yazıcıoğlu liderliğinde yapılandı.Ama IRK çı olmadılar 1 kaç fanatik 1 partiyi bağlamaz.

"Yazıcıoğlu, cinayetle milliyetçiliği yeniden “eşanlamlı” kılmanın, ülkeye de, milliyetçiliğe de ihanet olacağını kavrar umarı"

1.Devletin hakimini yemekte vurarak ülke dışına kaçan haysiyetsizleri
2.Gece bekçiliği yapan Jandarma erini sırtından vuran nüfusa geç yazdırılmış eşşek kadar heriflerin cezasını
3.KGB tarafından Bekaa da eğitilen silahlandırılıp ülkeye salınan yakalanıp asılan itlerin cezasını

Sen ne kadar anlayıp kavrıyorsan MHP de BBP de o kadar anlıyor emin olabilirsin.

 

DarkLady

Dekan
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
6,706
Puanları
0
weak dedi ki:
Ahmet Altan gençliğinde Ülkesini satmak Demokratik düzeni yıkarak Komünizm i ülkeye getirmek Vatan topraklarını Sovyetler Birliğine yamamak derdinde bir haindi.O yüzden Ahmet Altan için MHP demek bela demekti.Evet MHP komünistlerin yıldırma ,propaganda ,silahlı mücadele birimlerine karşı yasa dışı saldırılar düzenliyor du.Ve evet 80 darbesiyle işkence gördüler dışlandılar Vatana ihanet etmeye özgürlük mücadelesi diyenlerle aynı kefeye kondular.Okumak çalışmak yerine Sovyetler ve şakşakçıları na karşı mücadele ettikleri için işsiz,eğitimsiz kaldılar çoğunluğu kolay yollara saptı.Tasfiye edildiler.
MHP içindeki ümmetçiliğe yatkın grup ayrıldı Muhsin Yazıcıoğlu liderliğinde yapılandı.Ama IRK çı olmadılar 1 kaç fanatik 1 partiyi bağlamaz.

"Yazıcıoğlu, cinayetle milliyetçiliği yeniden “eşanlamlı” kılmanın, ülkeye de, milliyetçiliğe de ihanet olacağını kavrar umarı"

1.Devletin savcısını yemekte vurarak ülke dışına kaçan haysiyetsizleri
2.Gece bekçisini sırtından vuran nüfusa geç yazdırılmış eşşek kadar heriflerin cezasını
3.KGB tarafından Bekaa da eğitilen silahlandırılıp ülkeye salınan yakalanıp asılın itlerin cezasını

Sen ne kadar anlayıp kavrıyorsan MHP de BBP de o kadar anlıyor emin olabilirsin.
Allah ına gurban senin.
Gördüğüm kadarıyla ülkücülerr bölücülere karşı tek bir şeyi savunuyolar.O da vatanın bölünmezliğini
ulu önder ATA mız ne demiş
"Bize milliyetçi derler fakat biz öyle bir milliyetçiyiz ki bizimle iş birliği eden bütün milletlere hürmet ve rivayet ederiz.Bizim milliyetçiliğimiz bencil ve mağrurane milliyetçilik değildir" yeni ülkücüler belki de bunu esas almalıdırlarr.
 

*SiRiNe*

Dekan
Katılım
22 Kas 2007
Mesajlar
5,345
Puanları
0
Paylaşımlarımıza link eklemeyi unutmayalım.
 
Üst
stat counter