Bu konuyu okuyanlar

bilicimustafa12

Müdavim
Katılım
24 Mayıs 2017
Mesajlar
7,164
Reaksiyon puanı
626
Puanları
113
Yaş
25
5c14ca9d61361f29dc93edf0.jpg


1936 yılının Türkiye'de en güzel kadını seçilen, mesleği doktor olan Mahmure Birsen Sakaoğlu, mirası kimin olacağı belli oldu. Sakaoğlu üzerinden İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi dava kararını açıkladı. Fatih İtfaiyesi'nde çalışanların lehine çıkan karar sonrası itfaiye eri İlyas Kuşaklı, son yangın anını anlattı.


14 yıllık karar neticeye bağlandı, Mahmure Birsen Sakaoğlu'nun mirası Fatih İtfaiye Teşkilatı'nda çalışan itfaiye erlerine kaldı. 14 yıllık mahkeme sürecinde neler yaşandı, eski Türkiye güzeli neden mirasını itfaiyecelere bıraktı?
Mahmure Birsen Sakaoğlu kimdir?
Fatih’te 1909 yılında dünyaya gelen Mahmure Birsen Sakaoğlu, henüz 3 yaşındayken evlerinde çıkan yangında binada mahsur kaldı. Yangına müdahale eden Fatih İtfaiyesi Teşkilatı ekipleri, Sakaoğlu’nu alevlerin arasından kurtarmayı başardı. Bu olayın ardından İzmirli Ailesi, küçük kızlarını kurtaran itfaiye teşkilatına duydukları minneti her fırsatta dile getirdi. Mahmure Birsen Sakaoğlu da bu minnet duyguları arasında büyüdü. 1936 yılında katıldığı yarışmada Türkiye Güzeli seçilen Sakaoğlu, bir taraftan da tıp eğitimini tamamlayarak pratisyen hekim olarak çalışmaya başladı. Kendisi gibi doktor olan Mustafa Sakaoğlu ile evlendi, çiftin çocukları olmadı. Sakaoğlu, 1999 yılı Eylül ayında eşini kaybetti. Yalnız yaşamaya başlayan Sakaoğlu’nun evinde 2000 yılında bir kez daha yangın çıktı. 87 yıl arayla ikinci kez alevlerin arasında kalan Sakaoğlu’nu itfaiye ekipleri kucaklarına alarak bir kez daha kurtardı.

İki kez kurtarıldıktan sonra
Kardeşi emekli Albay Selahattin İzmirli ile anlaşmazlıklar yaşayan Sakaoğlu, 3 Mayıs 2000 tarihinde Bakırköy Noterliği’nde 2 doktor şahitliğinde el yazısıyla vasiyetnamesini yazdı. Sakaoğlu, Fatih’teki dairesinin kirası ile mevcut dolar ve Türk Lirası’nın sonsuza kadar bankada kalmak şartıyla faizinin her 3 ayda bir alınarak, 2000 yılında Fatih İtfaiye Teşkilatı’nda çalışan müdüründen kapıcısına kadar tüm personele aynı miktarda dağıtılmasını istedi. Sakaoğlu ayrıca ‘manevi oğlum’ dediği Mustafa Bakır’a bir otomobil alınmasını ve geçineceği paranın toplanan faiz ile kiradan peşin verilmesini vasiyet etti. Vasiyetnamesinde paranın bulunduğu bankada görevli müdür yardımcısı Meral Çatakoğlu, avukatı Kaya Açıkel, dönemin vali yardımcısı Erdoğan İzgi ve maliyeci Hakkı Sağlam’ın da aynı şartlarda mirastan faydalanacaklarını yazdı.

Eski Türkiye güzeli son kararını açıkladı
Mahmure Birsen Sakaoğlu, kardeşi Ahmet Selahattin İzmirli ile arasındaki sorunlara da değindiği vasiyetnamesinde, “Kardeşime bir kuruş dahi verilmemesini istiyorum” dedi. Sakaoğlu, 17 Aralık 2003 tarihinde, 94 yaşında iken yaşama gözlerini yumdu. Mirasçıları da mahkemeye başvurdu. Ancak bu sırada Sakaoğlu’nun bıraktığı vasiyetname ortaya çıktı. Ardından kardeşi Selahattin İzmirli ile dört yeğeni mahkemeye başvurarak, itiraz etti.
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan vasiyetnamenin iptali davası 14 yıl sürdü. Miras kavgası, itfaiye teşkilatına da sıçradı. 316 personel vasiyetnamenin lehtarı olmak için mahkemeye başvurdu. Bilirkişi, belirlediği 263 itfaiye çalışanını lehtar saydı.
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dün görülen duruşmada gülen taraf itfaiye erleri oldu. Mahkeme, Sakaoğlu’unun itfaiye erlerine bıraktığı mirası geçerli sayarak, ölen kardeş Ahmet Selahattin İzmirli’nin mirastaki saklı payını da iptal etti. Mahkeme, 263’ü itfaiye görevlisi 268 kişinin mirasta hak sahibi olduğuna karar verdi. Ayrıca mirasta hak sahibi olanların ölümleri halinde, bu hakkın diğer hak sahiplerine devredileceğini belirtti. Tenfiz davasından çıkacak karar ile mirasçıların ne kadar para
alacakları belli olacak.

Mahmure anneleri: Nasıl kurtarıldı?
2000 yılındaki yangına müdahale eden ekipte olan itfaiye eri İlyas Kuşaklı da Sakaoğlu’nun kurtarılışını şöyle anlattı: “Yangını kontrol altına almaya çalışırken, içeride yaşlı bir hanımın olduğu söylendi. Biz kurtarma timi olarak merdivenden çıktık. İçeride yaşlı bir kadının kalkamadığını gördük. Arkadaşların yardımıyla çelik kapıyı açıp içeri girdim. Mahmure Hanım’ı merdivendeki arkadaşlara verdim. Mahmure Hanım’la oradan tanışıyoruz. Öldükten 6 ay sonra avukatların bize ulaşmasıyla dava başladı. Mahmure annemizi biz sadece yangında gördük.”
 
Üst