Gençler...

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


Elbruz46

Rektör
Yasaklı
Katılım
22 Şub 2008
Mesajlar
11,958
Puanları
113
[h=1]Gençler...

[/h]Bugün "çocuklarımız"dan söz etmek istiyorum.
Belli bir gençlik kesiminden...
Çok sıkılıyorlar, malum.
Tabii kitap okumaktan da...
Yarım bıraktıkları kitapların kapaklarını sosyal medyada paylaşmayı tercih ediyorlar.
Çok vakitleri var; davranışları hiperaktif fakat hayatları pasif! Yine deYılmaz Özdil stilinde yazılmamışsa, bir makalenin bile ancak özetine katlanabiliyorlar.
İlle de bilmeleri gereken bir şey varsa, bir "büyük"lerinden dinleyip öğrenmeyi seviyorlar.
"İyi de o büyükleri kim?" sorusu, ayrı hikâye!

***
Sorarsan, sinemayı pek seviyorlar.
Fakat "sinema sanatı" denince akıllarına iki saat süren cehennem azabından ötesi gelmiyor. Aralarında "Life Of Pi"nin gelmiş geçmiş en iyi; "Arog"un da gelmiş geçmiş en sağlam politik film olduğuna iman edenler çok.
Yine sorarsan, hayatta hep yoksullardan yanalar!
Ancak o güzelim film "Biutiful"un ve son günlerin bol ödüllü yerli filmi "Zerre"nin yoksulluk anlatısına on dakika bile dayanamıyor; derhal bir romantik komediye ya da casus hikâyesine geçiyorlar.
***
Arkadaşlarla güncel siyasi gelişmeler üzerine laflamayı da seviyorlar.
Yani tavizsiz ve kendinden emin biçimde ilkokul ezberlerini tekrarlamayı...
Üstelik bu ezberleri ilk kez kendileri akıl yürüterek bulmuş gibi bir hava takınmayı da ihmal etmiyorlar!
Kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi yaşamayan akranlarını "yanlış bir hayat"ın kurbanları gibi görüyorlar.
"Doğru"nun kendi taraflarında olduğuna dair en küçük bir şüpheleri yok!
Oysa kendi hayatları umutsuz, her anları mutsuz! Hayal kırıklıklarını çevrelerine yönelttikleri haset ve hırs duygularıylaörtmeye çalışıyorlar.
***
Fikri fikirle eleştirmek için iki cümleleri dahi yok! Zaten otomatiğe bağlamışlar; beğenmedikleri her fikrin parayla satın alındığına inanıyorlar. "Fikir denilen şey parayla bu kadar bağlantılıysa, acaba benim şimdiki fikirlerim de parayı bulana kadar mı?" diye bile düşünmüyorlar.
Diyeceğim şu...
Bazen "bu çocuklar hangi kültürel iklimde, nasıl bu hale geldiler?" diye ağır biçimde dertlendiğimi itiraf etmek zorundayım.
Bir genç "sen ne biliyorsun da bu saçma sapan şeyleri iddia ediyorsun, kaç para aldın?" diye tvit attığında mesela...
Donup kalıyorum.
Oysa onları filizlendiren toprak bizden başkası değil!
Bizim talim terbiyemiz, bizim sağlı sollu basmakalıp zihnimiz, bizim iş güç peşinde savrulup temel meseleleri ihmal etmişliğimiz...
Berbat olan biziz aslında, onlar değil! Bunu zamanında fark edemedik.

HAŞMET BABAOĞLU
http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/babaoglu/2014/01/31/gencler
 

BERVA

Doçent
Katılım
24 Nis 2011
Mesajlar
714
Puanları
18
Sanırım kendisi de Biutiful'un tamamını izlememiş.
Biutiful'u özellikle de gençlere tavsiye etmem.
İnsan sinemaya eğlenmek,hoş vakit geçirmek için gider.
Tabi arada sırada kaliteli dram izlenebilir.
Ama Biutiful insanın içini öyle karartıyor öyle mahvediyor ki insanın başkalarına tavsiye edesi gelmiyor.
Film kaliteli,senaryo oyunculuk çok çok iyi ama işte çekilir değil arkadaş.
Mutlu mesut bir günün ardından oturup da izlense dahi psikolojik sorunlar doğurabilir.

Zerre'yi izlemedim.Biutiful esintisi gibi durduğu fragmanından belli.

-
Yaşım genç tabii kendisi 14-18 yaş aralığındaki gençlerimizden bahsetmediyse yazısında,benim söylediklerimin bir değeri var demektir.

Makale,köşe yazısı okurum sabredebildiğim kadarıyla tabii.
Mantıklı ve tutarlılık çerçevesinde değilse okumam,çoğu yetişkin de bunu yapar,genç de.
Anlatım dili elbette önemli, sığ,sıkıcı bir anlatımla yazılmış bir paragraf ne kadar çekici olabilir ?
Yazarı da elbette çok önemli.Referansı iyi olmayan yazardan kırk yılda bir iyi şeyler çıkar.
Kötü diye tabir ettiğimiz bir yazara ayıracağım süreyle iyi bir başka yazar daha okuyabilirim.
Herkesin vakti çok yada az.Hangi pencereden baktığına bağlı.

Misal;
Sabah'ta yazan bir diğer yazar hem de çok uzun süredir yazar ve kendisi siyasal bilimler mezunu.
Ama öyle bir hata yaptı ki düşman başına bile diyemem.
Köşe yazısı 2014 Türkiye Yerel Seçimleri'nde kullanılacak olan oy pusulasıyla alakalıydı.
Ve Araştırma dahi yapmadan büyüklerinden öğrendiklerini köşesine dökmüştü.
Hatasını öğrendi ilerleyen günlerde ama hatam varmış diyemedi,saldırıya devam etti.
Şimdi bu yazarı normal şartlar altında okumaya devam eder misiniz ?
Şahsen etmem,başkaları da etmemeli.Gazetecilik araştırma gerektiren bir meslek.
Araştırma yapmayan bir kişi gazeteci olamaz,olmamalı.

Hangi görüşte olursa olsun gençlere en son laf söyleyecek insandır kendisi.
Yıllar yıllar önce yaşça olgun ama fikren toy iken(galiba) bıçkın bir delikanlı tavırlarıyla adam dövmeye gitmişti.
Hatta yetmemiş sonrasında verdiği röportajlar dahi hakaret içerikliydi.
Gençlere şimdi kendisi mi tavsiye verecek ?

"Fikri eleştirmek için iki cümleleri dahi yok !"
Haklı,onun gibi hakaret içerikli iki cümle kurmaktansa kurmamayı yeğliyoruz.
Özellikle 3. paragrafı kendisini tanımlar nitelikte.
Siyasi ideolojinizi bir kenara bırakarak son 1 ay da yazdığı yazıları okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Ama yine de size tavsiye etmem okumanızı.
Kısaca özet geçeyim;Tam da 3. paragrafta bahsettiği gibi kendi görüşleri kesin doğru diğerleri yanlış.
O kadar yanlış ki anlamakta çok büyük zorluk yaşıyor.İnsanlar nasıl farklı düşünebilir aklı almıyormuş.
Öyle ki karşıt görüşlüler hipnoz altındaymış.
Ve toplumun aklı başında olan kesimini hipnoz altındakileri uyandıracakmış.

Lütfen bizi en azından beni, sen uyandırma Haşmet Babaoğlu.
 

|SeYYaH|

Rektör
Katılım
12 Mar 2011
Mesajlar
13,940
Puanları
113
Haşmet Babaoğlunu ilk kez Hıncal Uluç ile yaptığı tv sobhebtlerinde tanımıştım.
Ara bir yazılarına göz atsam da sürekli takip edebileceğim bir derinlik ve yetkinlikte göremediğim için olacak herhal, pek de merak edip okumağa devam edemedim.
 
Üst
stat counter