Çocuğun Kafasında Kurt Kaynıyor !!! + 16

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve HRNKC tarafından 27 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

  1. Tartarus

    Tartarus Profesör

    Katılım:
    18 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    1.265
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Yorumlara bakınca insan düşünmeden edemiyor, bir insan gerçekten nasıl böyle düşünebilir? Açlıkla boğuşan ülkeler de temizlik ne kadar önemli olabilir? O çocuğa Allah yardım etsin demektense böyle iğrençliklerden hoşlanmama rağmen izleyemedim demek ne kadar doğru? Bir de bu insanın yaralarını teşhir eden, çektiği videoyu marifetmiş gibi bir paylaşım videosuna koyan zihniyeti ayrıyetten kınıyorum. Her neyse...

    Bu videoyu 'iğrenç' statüsüne koymaktansa, bir de şu yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum. Yaralarda oluşan kurtçukların iğrenç, hastalıklı, kötü olmadıklarını aksine doğal bir tedavi sağladıklarını bilmeniz için.

    Yara Tedavisinde Kurtçuklar

    Sinek lârvalarının yara tedavisindeki faydaları, Napolyon’un ordusunda başhekim olarak çalışan Dr. Baron Larrey ile Amerikan iç savaşında görevli Dr. Joseph Jones tarafından keşfedilmiştir. Bu hekimler, savaş alanında yaralı askerlerle ilgilenirken, yaraların üzerinde bulunan sinek lârvalarının garip bir şekilde yalnızca ölü dokuları yediklerini müşahede etmiş; yaraları kurtlanmış askerlerin, yaralarında kurt olmayanlardan daha sağlıklı olduğunu ve diğerlerine nispetle bu askerlerin hayatta kalma ihtimallerinin arttığını gördüklerinde, büyük bir hayrete kapılmış ve sinek lârvalarının bunda rol alabileceğini düşünmüşlerdir.

    Maggot terapiyi daha sonra sistematik olarak ilk uygulayan Johns Hopkins Üniversitesi’nden Ortopedist Dr. William Baer’dir. Bu doktorun elde ettiği bulgular ölümünden sonra 1932 yılında arkadaşları tarafından neşredilmiştir. Tıpta yeni antibiyotik ve cerrahî tekniklerin geliştirildiği 1940’lı yılların ortasına kadar bu tedavi binlerce doktor tarafından uygulanmasına rağmen, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra uygulamadan kaldırılmış; 1970 ve 1980’lerde ise, antibiyotiklere direnç geliştiği ve cerrahî tekniklerin yetersiz kaldığı durumlarda zaman zaman uygulamaya girmiştir. 1989’da California Üniversitesi’ndeki hekimler, antibiyotikle ve cerrahî metotlarla iyileştirilemeyen uzuvlarını kaybetmemiş hastaların, yaraları daha da büyümeden maggot terapiye alınmalarını tavsiye etmişlerdir. 1990’lardan beri maggot terapi özellikle İngiltere ve İsrail’de kullanılmaya başlanmıştır. Geçen süre içerisinde daha da ilgi duyulan hattâ adına dünyanın birçok yerinden bilim adamlarının katıldığı ilmî kongrelerin düzenlendiği maggot terapi ile yüzlerce hasta tedavi edilmiştir.

    Maggot terapide, Lucilia sericata (şişe camı yeşili sinek) lârvaları kullanılmaktadır. Aslında sinek lârvaları insan ve hayvanlarda Miyaz hastalığına sebep olabilmekte, hattâ çok tehlikeli durumlar ortaya çıkarabilmektedir (bkz: Sızıntı, Ekim 2005 sayı 321, sayfa 421-424). Aynı lârvanın şifaya vesile olduğu da bilinmektedir. Sineğin lârvaları sevk-i ilâhîyle ölü dokuları yemekte, ortamda ölü doku varken sağlam dokulara zarar vermemektedir. Ancak, lârvalar ölü dokuları beslenmek maksadıyla yediğinden, ortamda ölü doku kalmadığında hayatta kalabilmek için sağlam dokuları da yiyebilmekte, dolayısıyla böylesi durumlarda zararlı olabilmektedir. Bundan dolayı, tedavi sürecinde lârvaları yarada bekletme süreleri buna göre ayarlanmalıdır.

    Lucilia sericata bilhassa hayvancılığın yaygın olduğu bölgelerde görülen, iri cüsseli ve yeşil bir sinektir. Erişkini serbest yaşarken lârvaları parazit hayat yaşamakta ve bilhassa yaralardaki ölü dokularla beslenmektedir. Erişkin dişi sinek, yumurtalarını gelişmeleri ve lârva dönemine geçmeleri için kendisine bahşedilen bir sevk-i ilâhîyle nemli yaralara bırakmaktadır. Yumurtadan çıkan lârvalar yaranın nekrotik kısımlarını yiyerek beslenmekte ve pupa (koza) hâlini almakta, bir süre sonra erişkin sinek oluşup uçmaktadır.

    Tedavide kullanılan Lucilia sericata erişkinleri lâboratuvarda yetiştirilerek yumurtlamaları için, karaciğer bulunan bir kaba konup üzerleri kapatılmakta ve yumurtalardan çıkan lârvalar toplanarak Sherman ve My-Tien Tran’ın geliştirdiği metotla bakterilerden arındırılıp tedavi için kullanıma hazır hâle getirilmektedir.

    Uzun süren veya diğer metotlarla iyileştirilemeyen yaralara sahip hastalar, önce psikolojik hazırlıktan geçirilmekte, daha sonra yaraların üzerine maggot terapi için hazırlanmış özel sargı sarılıp, yara ile sargı arasına yaranın büyüklük ve derinliğine göre değişen sayıda lârva konmaktadır. Öyle ki, yaranın durumuna göre lârva sayısı 200-600 arasında değişebilmektedir. Lârvalar, hekim eliyle ulaşılıp yıkanamayacak ve temizlenemeyecek derinlikler de dâhil yaranın en ücra derinlik ve köşelerinde bulunan bütün ölü dokuları yiyerek temizlemektedir. 100 lârvanın günde yaklaşık 10-15 gram ölü dokuyu yiyerek ortadan kaldırdığı bilinmektedir. Lârvaları yarada bekletme süresi ve seans sayısı da yaranın durumuna göre ayarlanmaktadır. Bir kısım sathî ve küçük yaralar için bir iki seans yeterli olabildiği gibi, derin ve büyük yaralar için çok daha fazla seans gerekebilir.

    Bu tedaviyle, kaza veya terör hâdisesi ve kaza yüzünden bir uzuvda oluşan yaralarla şeker hastalığından veya sigaraya bağlı bir hastalıktan mütevellit iyileşmeyen yaralar iyileşebilmektedir. Hattâ bir şekilde iyileşmeyen ve kesilmesine karar verilen bir ayak bu tedaviyle iyileştirilmekte ve hasta hayatının sonraki yıllarında bu ayağını kullanabilmektedir.

    California Üniversitesi’nde 60 yaşında şeker hastası erkek bir hastanın kangrenleşmeye başlamış ve beş hafta uygulanan farklı antibiyotik ve cerrahî tedavi metotlarıyla iyileşmeyen yarasının maggot terapi ile tedavi edildiği görülmüştür.

    Maggot terapide sinek lârvaları iyileşmeyen yaraların temizlenmesinde temizlikçi memurlar gibi kullanılırken, birçok vazife yerine getirmektedirler:

    1. Ölü ve enfekte dokuların enzimlerle eritilerek yaraların temizlenmesi,

    2. Lârvaların sürekli hareketi neticesi ve büyümeyi uyarıcı faktör tesiriyle canlı dokuların mekanik uyarılması ve böylece granülasyon dokusunun oluşması,

    3. Antibakteriyel özellikler taşıyan seröz ifrazatla bakterilerin öldürülmesi ve yaranın steril hâle getirilmesi,

    4. Yiyecek olarak ölü dokuların kullanılması,

    5. Yaranın asit pH’ının, lârvaların amonyak ve kalsiyum karbonatlı ifrazatlarının tesiriyle alkali pH’a dönmesi,

    6. Yara iyileşmesinde müessir rol oynayan allontoin ve üre gibi maddelerin salgılanması.

    Maggot terapinin estetik ve psikolojik yanı başlıca dezavantajlarıdır. Bundan dolayıdır ki, hastaya tedavinin bütün yönleri tedavi öncesi anlatılmakta ve hastanın onayı alındıktan sonra tedaviye başlanmaktadır. Ayrıca sargı dışına çıkabileceği ve hastada korkuya veya iğrenmeye sebep olabileceği göz önünde bulundurularak sargının uygun şekilde kapatılmasına ve lârvaların yara bölgesine hapsedilerek sargı dışına çıkmamalarına hassasiyet gösterilmelidir. Tedavi esnasında istenmeyen bir durum da ağrı olabilmesidir; bu gibi durumlarda hastaya ağrı kesicilerin verilmesi isabetli olacaktır.

    Geçtiğimiz on yıl içerisinde, Avrupa, İsrail ve Kuzey Amerika’da maggot terapinin uygulandığı kliniklerde 10.000’e yakın hasta bu metotla tedavi edilmiştir. Böylece, maggot terapinin klâsik tedavi ve farklı cerrahî girişimlere cevap vermeyen yara ve cilt ülserlerinin iyileşmesinde kullanılabileceği, modern tıp otoriteleri tarafından da kabul edilmektedir. Bediüzzaman’ın (ra) buyurduğu gibi, bu âlem sarayı ve bu kâinat fabrikası, Allah’ın Kuddüs isminin bir büyük cilvesine mazhardır. Ve o ilâhî emirleri, değil yalnız denizlerin et yiyici temizlikçileri ve karaların kartalları, sinek kurtçukları gibi cenazeleri toplayan sıhhiye memurları da dinliyorlar elbette.

    Dr.Muvaffak MUHARRİR
     
  2. yaresu

    yaresu Asistan

    Katılım:
    24 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    229
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    yok ya ben bakamam ole basılıgı okudum tuylerım dıken dıken oldu...
     
  3. betüm

    betüm Üyecik

    Katılım:
    25 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ben çocuğu e kafasını göremediğim için fazla bişey yazmaıcam
     
  4. findukfaresi

    findukfaresi Dekan

    Katılım:
    29 Mart 2008
    Mesajlar:
    7.385
    Beğenileri:
    62
    Ödül Puanları:
    0
    neyin enfeksiyonu bu ya anlamadım ben hadise gerçekse Allah acil şifalar versn
     
  5. magicxxL

    magicxxL Doçent

    Katılım:
    16 Şubat 2008
    Mesajlar:
    913
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    +onmilyon bende bayılırım iğrenç videolara ama bunaaaa dayanamıycam :pinch:
     
  6. mavinok.ta

    mavinok.ta Dekan

    Katılım:
    17 Eylül 2007
    Mesajlar:
    6.348
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ay çok fena oldum o neydi ya nolur gerçek olmasın :S ııııığğğğğğğ
     

Sayfayı Paylaş