Atatürk'ü hiç böyle bilmediniz.

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)


Selinti Gazer

Üyecik
Katılım
26 Haz 2011
Mesajlar
55
Puanları
8
Konum
AYDIN
Bir lider düşünün çocukları seven, salıncakta fotoğrafı olan ve dünya çocuklarına bayram hediye eden. Bir lider düşünün ağzından eşitliğin, demokrasinin ve eğitimin önemini düşürmeyen. Cebinde ki son iki kuruşun bir tanesi ile kitap alan. Sadece Anıtkabir’de okuduğu 3 bin kadar kitap olduğunu kaç kişi biliyor? Bize yıllardır anlatılan Atatürk Selanik’te dünyaya geldi, askeri okullarda okudu, büyük askerdi, şöyle savaştı, böyle adamdı gibi sığ bir anlatımdan ziyade birde Ahmet Naç’ın ağzından dinleyin. Bakalım Atatürk kendini nasıl görüyordu.


Şimdi Atatürk’ün pek bilinmeyen yanlarından bahsedeceğim sayın Ahmet Naç öğretmenime teşekkür ederek konuşmasına geçiyorum.

Atatürk Harp Akademisinden mezun olduktan sonra Kurmay Yüzbaşı olarak ilk kıta vazifesini Suriye’de yapar ve orada gizli olarak Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kuruyor ve o cemiyetin eğitim kolu reisliğini üslenir. 1915 Çanakkale savaşı, anafartaların en kanlı günleri, Mustafa Kemal Atatürk bir gün çadırında oturmuş, lambasını yakmış ve masasının üzerinde bir şey çiziyor. Latin harflerinin şablonunu. 1 sene sonra 1916 aylardan kasım doğu cephesine atanıyor 16. Kolordu komutanı olarak ve orada çökme tehlikesi yaşayan orduyu alıyor günlerce süren bir muhaberenin sonunda kısa süreli bir istiharatı sırasında Kurmay Başkan İzzettin Çalışkan’la bir sohbeti var. Maddeler halinde sıralanmış, kadınlara serbestlikten falan bahsediyor ama ilk madde çok ilginç. ‘‘Muktedir ve aile hayatına vakıf valide yetiştirmek.”Günümüz çevirisi şöyle, güçlü anne eğitimi. Bakın savaştan çıkmış, bir soluklanması gerekiyor değil mi ? Hayır. Sivasa geliyoruz. Sivas kongresi zamanları Amerika’lı gazeteci Mr. Brown ile bir röportajı var, diyor ki; ”Türk halkı iyi bir eğitim görmelidir, eğitim okul demektir Türk köylüsünün pek bir azı okur yazardır ancak yeniliklere isteklidir ve çocuklarının iyi bir eğitim almasını ister.” Hani düzenli ordu kursaydık önce? Düşman dört bir yanı sarmış? İnsanları bir toplasaydık?

Hayır verdiği demeç bu. Ankara’ya geliyor ayağının tozu ile ”Türk halkı bir birey olmalıdır. İyi bir eğitim almalıdır kültürle donatılmalı bezenmelidir.” diyor. Daha Meclis açılmamış! Bundan sonraki en önemli amacımız budur diyor. Eskişehir’de bozguna uğruyoruz 30 bin kişi askerden kaçıyor, Yunan ordusu seferberlik ilan ediyor. Serv anlaşmasını imzalatmak için Ankara’ya yürüyüş gerçekleştiriyorlar. Ortam şu, meclistekiler tamamen batıyı gözden çıkarmış, sinirler gergin batı gitti ama meclisi koruyalım, Kayseri’ye doğru göç başlamış ve insanların askerden kaçtığı bir ortamda Mustafa Kemal Atatürk 6 gün boyunca 15 – 21 temmuz 1921

1. Maarif Kongresi’ni yapıyor. Eğitim kongresi. Bakın ben bunu ilk duyduğumda inanmadım. Bu bir şaka olmalı dedim. Savaş ortamında insanlar gergin sağa sola göç başlamış ve bu adam hakkında ferman var, fetva çıkarılmış. Yakalanırsa idam edilecek ama ne yapıyor? Öğretmenlerin temsilcilerini topluyor ve diyor ki, o zaman Cumhuriyet’te esas olacak tüm eğitim ilkelerin temelini işte o zaman atıyor. Cehennemin ortasında ateşten gömleği giydiği zamanda. Bundan daha ilginci İzmir’in kurtuluşundan sonra etrafına Türk ve yabancı gazeteciler toplanıyor. Soru şu, evet memleketi kurtardınız şimdi ne yapmak istersiniz. Yani, padişah mı olacaksın? Halife mi olacaksın? Ne cevap veriyor? ”Maarif vekili olacağım öğretmenlik yapacağım”diyor. 2 – 3 yıl önce idam kararına mahkum edilmişsin dibi görmüşsün ama sonra 1 numaralı adam olmuşsun artık. Diyor ki ben öğretmen olacağım, ben eğitim alanında çalışmalar yapacağım. İşte o çadırında konuşan insan bu işte. En kötü anında da en iyi anında da hayalinden ve doğrularından vazgeçmiyor. O içindeki çocuğu hala dinliyor. Bu çok müthiş bir şey. O güç elindeyken bunu yapabilmek. Hatta Salih Bozok’un hatıralarında şöyle var, İzmir limanından İngiliz donanması giderken, herkeste bir alkış kıyamet uğurluyorlar, Mustafa Kemal Atatürk için ne demiş biliyor musunuz? ”Dönüp bakmadı bile.” Bence kesin geometri kitabını düşünüyordur. Buna kare diyeyim, buna üçgen diyeyim.

Şöyle hayal edin, kara tahtanın başına geçmiş Ali ata bak yazıyor, diyorlar ki düşman geldi. Başkomutanlık yetkisini alayım, çat çat çat savaşıyor ondan sonra geliyor Ali ata bak oku bakayım diyor. Tarihin gördüğü böyle bir askeri deha var mı başka? Bir süngü tak emri ile Çanakkale tarihini değiştiren bu adam askerliği hobi olarak yapıyor resmen. Ve rahat durmuyor yine hemen İstanbul ve Bursa’da öğretmenleri topluyor onlarla toplantı yapıp”Bizim kazandığım zafer sizin ordularınızın kazanacağı zafere ön ayak olacaktır. Sizin karşınıza çıkan bütün engelleri kıracağız.” diyor kendisi. Ya hani bir Lozan görüşmesi? Cumhuriyeti kursaydık? Yani savaş ortamında ve bittiğinde adam yine aynısını yapmaya çalışıyor. Ve Cumhuriyet kurulduktan sonra ilk kurulan mesleki ve sosyal birlik nedir biliyor musunuz?

Muallimler (Öğretmenler) birliği. Orada şöyle bir meşhur sözü varya, ”Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” ama asıl cümlesini bu cümlesinden sonra söylemiştir, acaba kaçımız biliyor? ”Eserinizin kıymeti yaptığınız fedakarlığın derecesi ile orantılı olacaktır.” 1924’te. Mesela bir sözü daha var ”Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” lafa gel… Ee işte bu adam söyledi bunu. ”Bir gün benim sözlerim ile bilim ters düşerse bilimi tercih edin.” diyen bir adamdır bu. Benim sınıfımın her santimetre karesinde bu adamın izini görürsünüz fotoğrafını göremezsiniz. Zaten kendisi söylemiyor Benim yüzümü görmek beni görmektir diye. ”Benim fikirlerimi ve duygularımı anlıyorsanız bu yeterlidir.” diye. Onun bütün fikirleri ve duyguları benim sınıfım içinde ve öleli 77 yıl önce ölmüş 77 yıl sonra onun fikirleri, duyguları ve vizyonuyla yapılmış bir sınıf Türkiye’nin gündemine oturdu. Peki biz nerdeyiz?

Kaynak: Selinti Gazer
 
Üst
stat counter