Veda filmindeki tarihi hatalar

xerox3435

Profesör
Katılım
4 Mart 2010
Mesajlar
1,544
Reaksiyon puanı
47
Puanları
0
119417.jpg



Veda filmindeki tarihi hatalar


06 Mart 2010 Cumartesi 09:53
Vizyona giren Veda filminin bazı sahneleri eleştiri konusu. Uzmanlar ayrıntılardaki hataları gündeme getirdi.

Can Dündar'ın 'Mustafa'sıyla başlayan tartışmalı Atatürk filmlerine bir yenisi daha eklendi.
Mustafa Kemal Paşa'nın yaveri Salih Bozok'un anılarından yola çıkılarak kurgulanan Veda'da, Atatürk'ün çocukluğundan ölümüne kadar geçen süre, Latife ve Fikriye Hanım çatışması dışında; politik, resmi tarih esas alınarak anlatılıyor.
Zaman gazetesinin Cumartesi eki filmde görülen tarihi hatalarla ilgili uzmanların ve eleştirmenlerin görüşlerine yer verdi. NTV Tarih dergisi yazarlarından Ahmet Kuyaş, Necdet Sakaoğlu ve Derya Tulga, filmde göze batan hataları listelemiş. İşte birkaçı...

FES YERİNE SARIK

Selanik'te Molla sıfatıyla tanınan Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım karakterinin tavrı, giyim kuşamı ve çoğu sahnede başının açık olması, dindarlığıyla çelişiyor. Kafa karışıklığına sebep olan sahnelerden biri, oğlunu karşılamak için başında örtü olmadan sokağa çıkması. Bu tür bir davranışın, o dönemin Selanik'inde gerçekleşmesi mümkün değil. Mustafa Kemal'in mahalle mektebine giderken giymek istemediği sarığı o dönemde çocukların kullanması ise gerçek dışı. Çünkü erkek çocuklar, o zamanlar büyüklerin eskiyen feslerinden dönüştürülen veya ev yapımı külahlardan takıyordu. Sarık sarmak için en azından hocalık derecelerine ulaşmak gerekiyordu.

ATATÜRK CONKBAYIRI'NDA EN ÖNDE DEĞİLDİ

Veda'daki Conkbayırı sahnesi de hatalarıyla göze çarpıyor. Süngü hücumuna, muharebenin komutanı Mustafa Kemal'in en önde katılması doğru bir bilgi değil. Bunun yanı sıra savaş tekniği açısından da asılsız. NTV tarih yazarlarına göre, grup komutanı Mustafa Kemal, 10 Ağustos 1915 sabahı gerçekleşen taarruzda, Conkbayırı'nın hemen doğusunda, Boyun noktasının Kördere tarafındaki korunaklı siperdeydi. Arıburnu Raporu'nda yalnızca saldırının işaretini verdiği yazılmıştı. Fakat gösterildiği gibi Anafartalar komutanı olarak saldırının en önünde değildi.

SAMSUN ÇIKARMASINDAKİ HATALAR

Atatürk'ün Samsun'a Milli Mücadele'yi başlattığı 1919 tarihli ziyaretinin işlendiği bölümde, Paşa'nın bölgeden yanında yalnızca iki yaverle ayrılması ise oldukça kafa karıştırıcı.
Yine aynı mevzuda Mustafa Kemal'in bir köylüyle yaptığı konuşmada, "Düşman yakında Samsun'u işgal ediyor." demesi de ilginç. Çünkü o tarihlerde Samsun Limanı, İngiliz işgalindeydi ve giriş-çıkışlar onların kontrolündeydi.

İDAM KARARI 5 KİŞİ İÇİN ALINDI

Erzurum Kongresi düzenlendikten bir yıl sonra Mustafa Kemal ve beraberindeki beş kişinin idama mahkum edilmesi konusu, filmde kongreden hem önce hem de yalnızca Paşa için geçerliymiş gibi gösteriliyor. Aslında 11 Mayıs 1920'de Nemrut Mustafa Paşa'nın başkanlığındaki 'Birinci Divan-ı Harb-i Örfisi' Atatürk ve birkaç arkadaşını gıyaben ölüme mahkum eder. Bu isimler şunlardı: Selanikli Mustafa Kemal Efendi, Kara Vasıf Bey, Mirliva Salacaklı Ali Fuat Paşa, Washington Sefiri Midillili Alfred Rüstem Bey, Doktor Adnan Bey ve Halide Edip Hanım.

ÜÇLÜ TOPLANTI GECESİ

Filmin tarihi gerçekliğin dışına çıkan en önemli hatalarından biri ise Mazhar Müfit Kansu'nun anılarından alınan sahne: Mustafa Kemal Paşa'nın zaferden sonra Cumhuriyet'in kurulacağına, fesin yasaklanacağına ve diğer devrimlere dair notlar aldığı, üçlü toplantı gecesi... Kansu'ya göre bu gece, Erzurum Kongresi'nin kapandığı, aynı zamanda da 7-8 Temmuz 1919 tarihli gecedir. Bu ikili bilgi nedeniyle birçok ciddi tarihçinin sonradan uydurulmuş olduğunu düşündüğü, fazla önemsemediği bu sahne filme alınmış.
Yine Kansu'nun anılarında o gecede İbrahim Süreyya (Yiğit) Bey yer alırken, filmde aynı sahneye Kazım Karabekir Paşa konulmuş. Böylelikle bir anı tahrif edilmiş Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra da Tek Parti fikri etrafında yapılan tartışmalarda tavrını muhaliflerden yana koyan Karabekir, ideolojik ve siyasi olayların destekleyicisi gibi tanıtılmış.


ELEŞTİRMENLERİN FİLM HAKKINDAKİ YORUMU

Atilla Dorsay (Sabah): Böyle bir hayatı tek bir filme sığdırmak... Bu neredeyse imkânsız çaba, filmi bir tür illüstrasyon (resimleme) haline getirip bırakıyor. Kaliteli bir illüstrasyon ama yine de bir illüstrasyon... Oysa kimi 'intime' (mahrem) sahneler, aslında filmin çerçevesini daha dar tutsa, nasıl olabileceğini haberliyor: Tüm Latife ve Fikriye bölümleri gibi... Keşke sevgili Halit Refiğ, bu üçlü üzerine o senaryosunu hayata geçirebilseydi. Ve keşke geleceğin Atatürk filmleri artık öyle yapılsa... Yine de filmi sevdim. Çünkü hele bu karışık dönemde, ama aslında her zaman için, Atatürk sevgisinin Türk halkını birleştirmede çok önemli bir çimento olduğunu düşünüyorum. Ona ve onun getirdiklerine temelde hep ihtiyacımız var. Onu hatırlamak, hatta yeniden tanımak, Türkiye için hâlâ çok gerekli. Öyleyse, yaşasın Atatürk filmleri!

Uğur Vardan (Radikal): Livaneli, geçen yıl Can Dündar'ın 'Mustafa'da 'insanileştirdiği' Atatürk'ü, yeniden eski yerine koyuyor. Yani ulaşılmaz, mutlak, her daim doğru ve neredeyse tanrısal... Film bütün o başarılı kostüm tasarımı, dönem atmosferi ve görsel zenginliğine karşın ne yazık ki içerik anlamında hiç yeni bir şey söylemiyor, Livaneli'nin senaryosu bildiğimiz, ilkokuldan bu yana okuduğumuz, gördüğümüz olayların kronolojik akışı şeklinde gelişiyor. Kafamızda var olan imaja taze bir soluk ya da farklı bir bakış getirmiyor. 'Veda'nın sinemasal anları da ancak filmin sonlarına doğru beliriyor; o da Fikriye'yle Latife'nin çekişmesinde kıyıya vuruyor. Yani hikâyenin yaşayan ve seyirci gözüyle baktığımızda içine girebildiğimiz sadece iki karakteri var; onlar da aynı erkeğe sahip olma yarışında birbirlerinin değili konumuna düşen iki kadın... Bence 'Veda' harcanmış bir proje olmuş...


-Murat Özer (SİYAD Başkanı): Filmde resmi tarih dışına pek çıkılmamış. Suya sabuna dokunmayan bir Atatürk filmi yapılmaya çalışılmış. Bilmediğimiz, okumadığımız pek bir şey yok gibiydi filmde. Ama bunun da ötesinde filmin teknik olarak da çok başarılı olmadığını söyleyebilirim. Özellikle savaş sahnelerinde, daha özenli bir çalışma beklerdim böylesi bir prodüksiyondan. Film bize ekstra bir şey katmadı diyebilirim. Zülfü Livaneli'nin Atatürk'e bakışı ama; resmi tarihten pek farklı bir bakış değil.


-Cüneyt Cebenoyan (Birgün): Gerçekten kötü bir tasvir var filmde. Artık onu insan olarak anlamak filan bugünlerden mümkün değil bence. Sadece Atatürk'ü yüceltmek için yapılmış bir filmle karşı karşıyayız. Salih Bozok'la olan ilişkisi, onun bağlılığının nasıl geliştiği... Karakterler ortaya çıkmıyor yani. Latife Hanım'ın bir yere kadar melek, bir yerden sonra şeytan olması da çok garip. Onu da hiç anlamaya çaba harcamamış bu film. Her haliyle kötüydü.


-Mehmet Açar (Habertürk): ... Öncelikle senaryonun ne yazık ki sağlam bir omurgası yok. İyi işlenip geliştirilmiş bir ana fikirden ziyade dağınık bir akış tercih edilmiş. Aceleye gelen öykünün tam olarak ne üzerine odaklandığı belirsiz. Belirli bir etkileyicilik taşıyan Selanik'teki birkaç sahnenin ardından film, resmi tarihin özet halinde görselleştirildiği vasat bir doküdrama halini alıyor ve öykü çok zayıflıyor..

Kaynak:
 

tarumoloji

Profesör
Katılım
12 Mayıs 2009
Mesajlar
1,255
Reaksiyon puanı
44
Puanları
228
Bir hatada benden olsun Selanikte bahçede oyun oynarken olan sahnede çocuklar pimli el bombasından bahsediyorlar, ozaman daha pimli el bombası icat edilmedi.
(Zübeyde Hanım' ın saçlarına takıntılı olan bir grup vardı o yüzden saçı açık gösterildi bence)

Takılmadım ben hatalara falan; sonuçta film çekiyorsun yönetmen ufak tefek değişikler yapabiliyor. Filmin seyir zevki iyiydi daha ne olsun.
 

braveheart.fb

Profesör
Katılım
21 Mart 2009
Mesajlar
1,985
Reaksiyon puanı
92
Puanları
228
Daha önce bu filmin [URL="http://forum.shiftdelete.net/sinema/126858-veda-ataturk-sonunda-hakettigi-filme-kavusuyor-2.html"]fragmanları [/URL]paylaşılmış ve ben orada “olması gereken” değil de “olması istenen” Atatürk filmleri çekilmekte demiştim. Bu fikri kanıtlayacak emareler film gelen eleştirilerin içinde mevcut:
Mustafa Kemal'in mahalle mektebine giderken giymek istemediği sarığı o dönemde çocukların kullanması ise gerçek dışı. Çünkü erkek çocuklar, o zamanlar büyüklerin eskiyen feslerinden dönüştürülen veya ev yapımı külahlardan takıyordu.
Burada senaristin nasıl “ideolojik” davrandığını çok rahat görebiliyoruz. Atatürk o zaman “isten Atatürk” değil, ama “olması gereken” şekille koymak için hiçte çekinilmemiş ve “olmasını istedikleri Atatürk” yapıvermişlerJ

Süngü hücumuna, muharebenin komutanı Mustafa Kemal'in en önde katılması doğru bir bilgi değil.
Burada yine “olması istenen Atatürk” yapıldığını rahatlıkla fark edebilirsiniz. Bu kadar büyük cesaret sahibi birinin geri planda durarak fikir ve emirleriyle önderlik etmesini yeterli ve beklide büyüklüğünü göstermesi açısında “yeter” bulunmamış olmalılar ki alelacele “olması isten” şekle sokulmuş.
Yine aynı mevzuda Mustafa Kemal'in bir köylüyle yaptığı konuşmada, "Düşman yakında Samsun'u işgal ediyor."
Burada da muhtemelen “ileri görüşlülüğü” sözde kanıtlamak için davranılmış olmalı

Erzurum Kongresi düzenlendikten bir yıl sonra Mustafa Kemal ve beraberindeki beş kişinin idama mahkum edilmesi konusu, filmde kongreden hem önce hem de yalnızca Paşa için geçerliymiş gibi gösteriliyor.
Burada sanırım “bu ülke için çalışan ve canını tehlikeye sokan tek kahraman Atatürk” propagandasını zihinlere kanalize etme gayreti yatıyor.”Olması gereken” Atatürk savaşı ve mücadeleyi yalnız ve tek vermediğidir. Ama bu “olması isten Atatürk” için yeter değildir. Bu mücadelede tek olursa daha büyük, daha güçlü olduğu vurgulanacak:)

Böylelikle bir anı tahrif edilmiş Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra da Tek Parti fikri etrafında yapılan tartışmalarda tavrını muhaliflerden yana koyan Karabekir, ideolojik ve siyasi olayların destekleyicisi gibi tanıtılmış.
Bu yorumu da engin tarih bilgilerinizle siz analiz edin. Eğer önyargılarınızı bir kenara iterseniz burada da “olması istenen Atatürk’ü” görmekte zorluk çekmeyeceksiniz.
Önemli bir hatırlatma yapmakta fayda var; burada eleştirilen Atatürk değil, Atatürkçülerdir.
 

xerox3435

Profesör
Katılım
4 Mart 2010
Mesajlar
1,544
Reaksiyon puanı
47
Puanları
0
Bencede Livaneli inceden inceye dokunuşlar yapmış filme

Bence yönetmen arka planda kalmalıdır . Bu denli filmi gölgeleyecek doknuşlar yapmamalıdır.

Filmi değil , Livaeneli'yi eleştiriyorum
 

ufukcoskun

Müdavim
Müdavim
Katılım
28 Kasım 2008
Mesajlar
6,467
Reaksiyon puanı
104
Puanları
1,243
Güzel film olmuş, Atatürk ile ilgili bütün filmlerde bir beğenisizlik oluşuyor insanlarda.Livaneli'yi tebrik etmek lazım cesurluğundan dolayı.Kolay iş değil daha filmin gösterime girdiği ilk gün bombalamalar başladı.
 
Üst