Türkiye'de Yaşamak

Şu anda konuyu okuyanlar (Üyeler: 1, Ziyaretçi & Botlar: 0)

|SeYYaH|

Rektör
Kardes anlamiyorsunuz galiba sevdigim icin gelmek istiyorum ben para pul luks yasam derdinde degilim
Hah işte, yakalamışsın kardeşim...
Ve bu arkadaşlarda bu bahsettiğin nesneden olmadığı için bu ülkeyi bir "Vatan toprağı" olarak değil, sadece karınlarını doyurdukları bir misafirhane gibi gördüklerindendir bu içlerindeki karaltı.
 
Hah işte, yakalamışsın kardeşim...
Ve bu arkadaşlarda bu bahsettiğin nesneden olmadığı için bu ülkeyi bir "Vatan toprağı" olarak değil, sadece karınlarını doyurdukları bir misafirhane gibi gördüklerindendir bu içlerindeki karaltı.
Herkesin insanca yaşamak en temel hakkı kanunlarda sosyal devlet yazmakla sosyal devlet olunmuyor kimse lüks derdinde değil zaten olmayacağını da biliyoruz ama en azından temel olarak insanca yaşamak herkesin hakkı.Gelmeden görmeden yaşamadan sevmek kolay gelince görürüz zaten zamanla.Vatansa herkese vatan sürekli ezilen zarar gören fakir kesim.Sizin zamanlarınızda insanlar memurluğu beğenmiyordu gelip bana anlatıyorlar eskiden çok kolay memur öğretmen doktor oluyordu insanlar.Şimdi herşey zor ve her yıl kötüye gidiyoruz.Her yıl önceki yılı aratır oldu.Eskiden çalışınca bişeyler yapılıyordu şimdi çalışınca bile ay sonu zor geliyor insanlar boşuna memur olmak istemiyorlar bari 1 gün fazladan tatilim olsun en azından çalıştığım saatler belli olsun istiyorlar.Yoksa özel sektörde insan gibi çalışmıyorsun işine gelmiyorsa da çık git derler nede olsa eleman bol nede olsa devlet bişi yapamıyor onlara işsiz kalsan işsizlik maaşın da yok el mahkum.İnsanlar öyle bir hale gelmiş ki hesabında biraz paran olsun hemen yapışıyorlar yoklukta yemek bulan yamyam gibi resmen.İnsanların samimiyetine inanmaz oldum artık.Ne saysam boş ki siz celladınıza aşıksınız.
 
Son düzenleme:

|SeYYaH|

Rektör
Herkesin insanca yaşamak en temel hakkı kanunlarda sosyal devlet yazmakla sosyal devlet olunmuyor kimse lüks derdinde değil zaten olmayacağını da biliyoruz ama en azından temel olarak insanca yaşamak herkesin hakkı.Gelmeden görmeden yaşamadan sevmek kolay gelince görürüz zaten zamanla.Vatansa herkese vatan sürekli ezilen zarar gören fakir kesim.Sizin zamanlarınızda insanlar memurluğu beğenmiyordu gelip bana anlatıyorlar eskiden çok kolay memur öğretmen doktor oluyordu insanlar.Şimdi herşey zor ve her yıl kötüye gidiyoruz.Her yıl önceki yılı aratır oldu.Eskiden çalışınca bişeyler yapılıyordu şimdi çalışınca bile ay sonu zor geliyor insanlar boşuna memur olmak istemiyorlar bari 1 gün fazladan tatilim olsun en azından çalıştığım saatler belli olsun istiyorlar.Yoksa özel sektörde insan gibi çalışmıyorsun işine gelmiyorsa da çık git derler nede olsa eleman bol nede olsa devlet bişi yapamıyor onlara işsiz kalsan işsizlik maaşın da yok el mahkum.İnsanlar öyle bir hale gelmiş ki hesabında biraz paran olsun hemen yapışıyorlar yoklukta yemek bulan yamyam gibi resmen.İnsanların samimiyetine inanmaz oldum artık.Ne saysam boş ki siz celladınıza aşıksınız.
Belli ki sen ne zoru görmüşsün ne yoksulluğu tatmış ne de çaresizlik girdabından geçmişsin. Çünkü bu biraz da görecelidir. Benim çocukluğumda biz el yapımı bir makarnayı ancak altı ayda bir yiyebilirdik. Çünkü yağ yoktu, buğday unu yoktu. Arpadan da doğru dürüst bir cacık olmuyordu zaten. Mesela köyden kazaya gitmek için bir saat yayan yürür, sonra da -eğer şansımız varsa- bir kamyon bulur onun sırtında ciğerlerimiz ağzımızdan çıkarcasına 35 km.lik yolu en hızlı 4 saatte gidebilirdik. Kamyoncunun bizden istediği yol parasını zar zor çıkıştırır, dönüşte paramız kalmadığı için 9-10 saat yayan yürüyerek evimize gelirdik.

Babam hastalandı, onu doktora götürebilmek için tam iki gün uğraştım mahalleme araba getirebilmek için. Araba getirdim -kamyon tabii- ona ulaşabilmek için de bir öküzü kızağa koşup bir saatten fazla yol yürüdük.

Bir düğüne giderken giydiğimiz en iyi elbisemizde Allah şahittir ki en az iki üç tane yama vardı. Ayağımızda kauçuk trabzon lastiği vardı, o da delik deşik. 82 yılında -maddi olarak- binbir güçlükle liseyi bitirdim ve tıp fakültesini kazandım. Ne ki okumağa maddi imkanımız yoktu. Vazgeçmek zorunda kaldım. Memuriyete başladıktan sonra üniversite bitirme imkanım oldu. Bir hacı murat sahibi olmak bizim için hayalin bile ötesindeydi.

Bugüne gelirsek evim var, arabam var, maddi olarak bir eksiğim de yok şükür; Ne ki o çocukluğumdaki rahatım, huzurum yok. O zamanlarda kuru ekmek, soğandan aldığımız lezzeti bugün etle, balla dolu sofralarımızda bulamıyoruz. O günler anamız babamızın ağzından o şartlara rağmen-iktidarda kim olursa olsun- "Allah, devletimize milletimize zeval vermesin- diye dua ederlerdi. O yoksulluklarına rağmen kimsenin bundan şikayetçi olduğunu hiç duymadım.

Siz ve sizin gibi tevekkül ve şükür eksiği olan nesle gelince sizler hep yukarıdakilere baktığınız için fakirsiniz, mutsuzsunuz. Mesela İsveç, Norveç, Hollanda gibi ülkelerin maddi şartlarına bakmak yerine dünyanın geneline bakıp açlıktan, susuzluktan... Çöp kutularından ekmek toplayan milyarlara, evsiz barksız kaldırım taşları üzerinde sabahlayan dünya üzerindeki milyonlara azıcık bakabilseydiniz inanın çok daha farklı olabilirdi.

Kendinden yukarıdakine bakıp ağlayan, kahreden olmak yerine aşağıdakine bakıp şükreden olmak daha evla değil midir? Hergün yiyeceği aşı ekmeği bile unutup hangi dakkada nereden bir bomba tepemize düşecek diye korkudan titreyerek yaşayan, açlıktan avurtları birbirine girmiş, sağlıksız şartlarda yamru yumru doğup büyüyen milyonların yaşadığı bir dünyada daha ne diyebilirim ki...

Ha bir de şu var, en verimli çağında zamanını telefonla, oyunla geçiren, ders çalışmayı ineklik sayan insanlar hiçbir baltaya sap olmayıp ileride asgari ücrete talim etmeye başladığında ilk işi hükümete saydırmak oluyor. Kimse içinde bulunduğu şartlardan ibret alıp fuzuli zaman kaybı yerine ölesiye çalışıp doktor, avukat, mühendis vb. olmağa çalışmıyor, suçu, kabahati hep başka yerlerde arıyor. Mesela bir misal vereyim, bir öğretmen yakınımın kızı okuyup hemşire oldu... Lakin, bununla yetinmedi, tekrar çalıştı... Tam bir yıl boyunca sabahlara kadar kitap okudu, ders çalıştı... Girdi sınavlara ve İstanbul Hukuk fakültesini kazandı. Şimdi o Bursa'nın en ünlü avukatıdır. Sade altındaki arabanın fiyatı 700-800 bin lira civarındadır. Lakin yeni nesil bu bir iki yıllık zahmete katlanmıyor, çalışmak, yorulmak istemiyor, ağlıyor sadece... Hükümete suç bulmak, kabahati başka yerlerde aramak kolayına geliyor vesselam.
 
Belli ki sen ne zoru görmüşsün ne yoksulluğu tatmış ne de çaresizlik girdabından geçmişsin. Çünkü bu biraz da görecelidir. Benim çocukluğumda biz el yapımı bir makarnayı ancak altı ayda bir yiyebilirdik. Çünkü yağ yoktu, buğday unu yoktu. Arpadan da doğru dürüst bir cacık olmuyordu zaten. Mesela köyden kazaya gitmek için bir saat yayan yürür, sonra da -eğer şansımız varsa- bir kamyon bulur onun sırtında ciğerlerimiz ağzımızdan çıkarcasına 35 km.lik yolu en hızlı 4 saatte gidebilirdik. Kamyoncunun bizden istediği yol parasını zar zor çıkıştırır, dönüşte paramız kalmadığı için 9-10 saat yayan yürüyerek evimize gelirdik.

Babam hastalandı, onu doktora götürebilmek için tam iki gün uğraştım mahalleme araba getirebilmek için. Araba getirdim -kamyon tabii- ona ulaşabilmek için de bir öküzü kızağa koşup bir saatten fazla yol yürüdük.

Bir düğüne giderken giydiğimiz en iyi elbisemizde Allah şahittir ki en az iki üç tane yama vardı. Ayağımızda kauçuk trabzon lastiği vardı, o da delik deşik. 82 yılında -maddi olarak- binbir güçlükle liseyi bitirdim ve tıp fakültesini kazandım. Ne ki okumağa maddi imkanımız yoktu. Vazgeçmek zorunda kaldım. Memuriyete başladıktan sonra üniversite bitirme imkanım oldu. Bir hacı murat sahibi olmak bizim için hayalin bile ötesindeydi.

Bugüne gelirsek evim var, arabam var, maddi olarak bir eksiğim de yok şükür; Ne ki o çocukluğumdaki rahatım, huzurum yok. O zamanlarda kuru ekmek, soğandan aldığımız lezzeti bugün etle, balla dolu sofralarımızda bulamıyoruz. O günler anamız babamızın ağzından o şartlara rağmen-iktidarda kim olursa olsun- "Allah, devletimize milletimize zeval vermesin- diye dua ederlerdi. O yoksulluklarına rağmen kimsenin bundan şikayetçi olduğunu hiç duymadım.

Siz ve sizin gibi tevekkül ve şükür eksiği olan nesle gelince sizler hep yukarıdakilere baktığınız için fakirsiniz, mutsuzsunuz. Mesela İsveç, Norveç, Hollanda gibi ülkelerin maddi şartlarına bakmak yerine dünyanın geneline bakıp açlıktan, susuzluktan... Çöp kutularından ekmek toplayan milyarlara, evsiz barksız kaldırım taşları üzerinde sabahlayan dünya üzerindeki milyonlara azıcık bakabilseydiniz inanın çok daha farklı olabilirdi.

Kendinden yukarıdakine bakıp ağlayan, kahreden olmak yerine aşağıdakine bakıp şükreden olmak daha evla değil midir? Hergün yiyeceği aşı ekmeği bile unutup hangi dakkada nereden bir bomba tepemize düşecek diye korkudan titreyerek yaşayan, açlıktan avurtları birbirine girmiş, sağlıksız şartlarda yamru yumru doğup büyüyen milyonların yaşadığı bir dünyada daha ne diyebilirim ki...

Ha bir de şu var, en verimli çağında zamanını telefonla, oyunla geçiren, ders çalışmayı ineklik sayan insanlar hiçbir baltaya sap olmayıp ileride asgari ücrete talim etmeye başladığında ilk işi hükümete saydırmak oluyor. Kimse içinde bulunduğu şartlardan ibret alıp fuzuli zaman kaybı yerine ölesiye çalışıp doktor, avukat, mühendis vb. olmağa çalışmıyor, suçu, kabahati hep başka yerlerde arıyor. Mesela bir misal vereyim, bir öğretmen yakınımın kızı okuyup hemşire oldu... Lakin, bununla yetinmedi, tekrar çalıştı... Tam bir yıl boyunca sabahlara kadar kitap okudu, ders çalıştı... Girdi sınavlara ve İstanbul Hukuk fakültesini kazandı. Şimdi o Bursa'nın en ünlü avukatıdır. Sade altındaki arabanın fiyatı 700-800 bin lira civarındadır. Lakin yeni nesil bu bir iki yıllık zahmete katlanmıyor, çalışmak, yorulmak istemiyor, ağlıyor sadece... Hükümete suç bulmak, kabahati başka yerlerde aramak kolayına geliyor vesselam.
Evet güzel konuya değişmişsiniz ben böyle uzun uzun anlatmayacağım ama tüm kalbimle şunu söyleyebilirim ki şuan benim oturduğum yer suriyeli ağırlıklı ve hepsi de bizden çok daha güzel şartlarda yaşıyorlar ki bu zamanlar benim ortaokul ve lise zamanlarımdan bile daha iyi çünkü o zaman kendi evimizde bile oturmuyorduk.Gerçi şuanki evde bizim değil sadece başkalarıyla kalmıyoruz.Ayrıca bende şükrediyorum çünkü her zaman eskiyi arar oluyoruz dediğim gibi lineer olarak batıyoruz resmen.Ben de yinede Allah devletimize zeval vermesin diyorum kimse ülkesine zarar gelsin istemez.Benim değinmek istediğim konu bu değil eskiden iş bulmak yükselmek para kazanmak daha kolaydı diyorum.Ya bırakın memuriyeti ben komi olmak için bile Antalya'da kaç tane otelle görüştüm üstelik tanıdık vasıtasıyla ona rağmen zorla komi oldum.İşkura kaç kere gittim 0 sonuç bire alınca da dalga geçer gibi 6 ay sonra çıkarırlar.Bir asgari ücreti arttırırken kaşıkla verilir kepçeyle alınır ama milletvekilleri bakanlar vs kendi maaşını istediği gibi yükseltir.Asgari ücrete çok rahat geçinilir diyen kişi kendi de geçinse ya.İnsanın zoruna giden bunlar.Evet haklısın savaş halindeki ülkelere bakalım şükredelim tamam eyvallah ama devlet önce imkanlarını vatandaşı için seferber etsin sonra Hollanda gibi olamasak da canı sağolsun diyelim.Ben çok sohbet ettim eski insanlarla beni çok severlerdi anlatırlardı.Sizin zamanda ulaşım çok gelişmemişti teknoloji de öyle zorluk ordan yoksa hayatta bir yerlere gelmek çok daha kolaydı eskiden memuriyete ezik meslek olarak bakılırdı daha ne diyeyim bunun üstüne dahasına gerek var mı ?
Evet şimdi de çalışınca oluyor ama çok zor sadece bişeyler kazanman yetmiyor farkın da olmalı.İnsanlar artık okumak bile istemiyorlar.
 
Evet güzel konuya değişmişsiniz ben böyle uzun uzun anlatmayacağım ama tüm kalbimle şunu söyleyebilirim ki şuan benim oturduğum yer suriyeli ağırlıklı ve hepsi de bizden çok daha güzel şartlarda yaşıyorlar ki bu zamanlar benim ortaokul ve lise zamanlarımdan bile daha iyi çünkü o zaman kendi evimizde bile oturmuyorduk.Gerçi şuanki evde bizim değil sadece başkalarıyla kalmıyoruz.Ayrıca bende şükrediyorum çünkü her zaman eskiyi arar oluyoruz dediğim gibi lineer olarak batıyoruz resmen.Ben de yinede Allah devletimize zeval vermesin diyorum kimse ülkesine zarar gelsin istemez.Benim değinmek istediğim konu bu değil eskiden iş bulmak yükselmek para kazanmak daha kolaydı diyorum.Ya bırakın memuriyeti ben komi olmak için bile Antalya'da kaç tane otelle görüştüm üstelik tanıdık vasıtasıyla ona rağmen zorla komi oldum.İşkura kaç kere gittim 0 sonuç bire alınca da dalga geçer gibi 6 ay sonra çıkarırlar.Bir asgari ücreti arttırırken kaşıkla verilir kepçeyle alınır ama milletvekilleri bakanlar vs kendi maaşını istediği gibi yükseltir.Asgari ücrete çok rahat geçinilir diyen kişi kendi de geçinse ya.İnsanın zoruna giden bunlar.Evet haklısın savaş halindeki ülkelere bakalım şükredelim tamam eyvallah ama devlet önce imkanlarını vatandaşı için seferber etsin sonra Hollanda gibi olamasak da canı sağolsun diyelim.Ben çok sohbet ettim eski insanlarla beni çok severlerdi anlatırlardı.Sizin zamanda ulaşım çok gelişmemişti teknoloji de öyle zorluk ordan yoksa hayatta bir yerlere gelmek çok daha kolaydı eskiden memuriyete ezik meslek olarak bakılırdı daha ne diyeyim bunun üstüne dahasına gerek var mı ?
Evet şimdi de çalışınca oluyor ama çok zor sadece bişeyler kazanman yetmiyor farkın da olmalı.İnsanlar artık okumak bile istemiyorlar.
Antalya da yaşıyorum ve Otellerle uğraşılmaz burda otellerde yazın adam eksiği oluyor adam arıyolar kış gelince geri atıyolar otellerde sistem böyle kalıcı olmak için onlar seni çağırırsa kalıcı olarak durursunuzz yoksa siz oraya iş başvurusu içi giderseniz alırlar 5 6 ay sonra atarlar (Nerden biliyon derseniz Babam 10 yıldır otelde çalışıyor ondan )
 
Antalya da yaşıyorum ve Otellerle uğraşılmaz burda otellerde yazın adam eksiği oluyor adam arıyolar kış gelince geri atıyolar otellerde sistem böyle kalıcı olmak için onlar seni çağırırsa kalıcı olarak durursunuzz yoksa siz oraya iş başvurusu içi giderseniz alırlar 5 6 ay sonra atarlar (Nerden biliyon derseniz Babam 10 yıldır otelde çalışıyor ondan )
Ya zaten bunu bilerek gidiyorsun hani zaten mevsimlik çalışacam diye de benim burda anlatmak istediğim komi bile olamıyorsun şu ülkede ya komi olmak bile zor referans olan biri olmasına rağmen hemde.Bizim buralarda asgari ücretle iş bulan şükrediyor yatırıyorlar asgari ücreti 900 1000 1200 lira elden tekrar geri alıyorlar işine gelirse diyorlar.
 

|SeYYaH|

Rektör
Sürekli fakirlikten, yoksulluktan şikayet eden arkadaşlar, haklısınız... Fakirlik zor gerçekten. Fakir olanın bile dininde eksiklik olurmuş derler. Fakat size bir abi olarak bir tavsiyede bulunmak isterim. Bulunduğunuz yerin belediyelerinde genelde meslek edindirme kursları olur, gidin, üşenmeyin. Revaçta olan bir mesleğin kursunu bitirin. O konuda en iyisi olmaya çalışın. Mesleğinize sevdalanın. Kalifiye olun kısacası. Bakın göreceksiniz nice kapılar açılacak size. Ne olur azmedin biraz, amacınıza ulaşana kadar zorluğa, sıkıntıya katlanın. Zahmetsiz rahmet olmaz demiş atalarımız. İnanın bu ülkede kalifiye bir eleman hiçbir zaman işsiz kalmaz, parasız kalmaz.
 
Üst
stat counter