Teknoloji, içinde yaşadığımız binaları nasıl değiştirecek?

Bu konuyu okuyanlar

Teknoloji, içinde yaşadığımız binaları nasıl değiştirecek?​


23 Kasım 2020

Teknoloji ömrümüzü uzatacak, iş pazarını ciddi biçimde değiştirecek, ekosistemi ve sosyal hayatımızı etkileyecek. Uzayan ömür ve yaşlanan toplumlar çevremizdeki yapılaşmayı nasıl şekillendirecek?
Gayrimenkul sektörü karbon emisyonlarının yüzde 20’sinden sorumlu. Gelecekteki demografik ve iklimsel değişikliğe uyum sağlayacak çözümler üretmesi gerekiyor. Bu noktada 3D baskı ve sentetik biyolojideki gelişmeler dikkati çekiyor.
3D baskı ve sentetik biyoloji ile sürdürülebilir yapılar

3D baskı tekniklerinin gelişmesi, yapıların ömürlerinin daha dayanıklı olmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra binaların ihtiyaç duyduğu bakımlar azalacak ve haliyle daha az kaynak gerektirecek. Ancak 3D baskının dolaylı etkisi daha da büyük. Bu yapıların yaygınlaşması hem çevre dostu yerel imalathanelerin yapılmasını kolaylaştıracak hem de bio-polymer’ler daha büyük ölçekli projelerde kullanılabilecek.
Sentetik biyoloji de, inşaatlarda ve imalatta kullanılacak, sürdürülebilir biyo-plastiklerin üretilmesini sağlayacak. Gelecekte fotosentez yapan çatıların olduğu, yenilenebilir enerji üreten, ayrıca verileri saklayan ve ileten, birbiriyle ağ bağlantılı binalar görebiliriz. Bu teknolojilerin birleşimi daha sürdürülebilir bir yapı ortamı sağlarken, aynı zamanda tüm piyasa dengelerini de değiştirebilir.
Otomasyonun gayrimenkul talebine etkisi
Endüstri 4.0’ın bir sonucu olarak mevcut işlerin yaklaşık %50’sinin 2055 yılına kadar kaybolacağı tahmin ediliyor. Bu olasılığı etkileyen birçok parametre olmasına rağmen, çalışma ve yaşama ortamımızın büyük ölçüde değişeceğinden neredeyse emin olabiliriz.
Otomasyon teknolojileri geliştikçe, ofis alanlarına olan talep azalıyor ve internete bağlı mekan talebi artıyor. İşlerini evinden takip eden insanların, ofis özelliklerine sahip konutlara olan ihtiyacı da artacak. Hatta bu olanaklara sahip evlerin, şehirlerden daha ucuz olan kırsal alanlara doğru bir yükselişe geçtiğini görebiliriz.
Geleceğin veriye dayalı emlak modeli
Kuzey Amerikalılar ve Britanyalılar hayatlarının %80’inden fazlasını binaların içinde geçiriyor. İstatistikler gelişmekte olan birçok ülkenin de buna doğru evrildiğini gösteriyor. Dolayısıyla binalar insanın gelecekteki modern çevresi olacak. Bu, sağlık açısından endişe verici olsa da devam edeceği öngörülen bir eğilim. Gelecekte, home ofis çalışan insanları daha çok göreceğiz ve zamanımızın %90’ından fazlasını evlerde geçireceğiz.
Buluta bağlı ev aletleri, gözetleme teknolojisi, elektronik ve dijital cihazlarlar; tüketim, uyku, tartışma, sevişme ve çalışma modellerimizi gözlemleyecek ve bulguları kaydedecek. İnsana özgü davranışların 24 saat boyunca gözlemlendiği evler, yaşayan laboratuvarlar olacak. Bu zaten geleceğin öngörülebilen bir vizyonu.
Gelecekteki bir iş modeli de, kaydedilen bu insan davranışlarını veri madenciliğinde kullanmakla ilgili olacak ve bu şekilde kişiselleştirilmiş reklam çalışmaları yapılmaya başlanacak. Gelecekte bir mülkün gerçek değeri, planlamasına, üretimine veya kullanımına değil, duvarlarında üretilen verilere bağlı olabilir.
Çevrimdışı ve çevrimiçi emlak modelinin ortaya çıkışı
Söz konusu veri toplama ağı tarafından kaydedilen ayrıntılı kişisel ve toplumsal bilgiler, hükümetlerin ve şirketlerin bireysel gizliliklerinin tamamen kaybolmasına neden olabilir. Ayrıca siber suç tehdidini de göz ardı edemeyiz.
Gelecekte vatandaşlar, kişisel bilgilerinin kötü niyetli kişilerce yasal veya yasadışı olarak kullanılmasını engellemek için, internete bağlı olmayan ve veri kaydı yapılmayan çevrimdışı noktalara ihtiyaç duyabilir. Hatta bu nedenle gelecekte, çevrimdışı emlak sağlayan, binalardan algılayıcıların kaldırılmasında ve anti-gözetleme teknolojisinin sağlanmasında uzmanlaşmış şirketlerin ortaya çıkacağı da öngörülüyor. Bunu şimdiden akıllı şehirlerle ilgili gizlilik kaygılarından ve çevrimdışı yaşama yönelik artmakta olan ilgiden anlayabiliyoruz. Gelecekte gözlem yapan evler, toplumumuzda bölücü bir güç haline gelebilir. Bir taraf, kişiselleştirilmiş önerilerden ve otomatik sistemlerden memnunken; diğer taraf da kötü amaçlı sızıntılardan şikayet edecek. Ve belki de gelecekte çevrimdışı bir dünyada yaşamak lüks haline gelecek.
Ancak gelecek bizim elimizde. Hangi evlerde yaşamak, hangi ofisler ve fabrikalarda çalışmak veya boş zamanlarımızı nerede geçirmek istediğimiz konusunda karar bizim. Şu an akıllı öneri sistemleri tarafından sağlanan kişiselleştirilmiş deneyimlerden yararlanabiliyoruz. Bu beklentiyi arttırıp arttırmamaya karar vermek bizim tercihimiz.
Derleyen: Cemre Yavuz
Kaynak
Bu yazı HBT'nin 76. sayısında yayınlanmıştır.

Kaynak;Teknoloji, içinde yaşadığımız binaları nasıl değiştirecek? - Herkese Bilim Teknoloji
 

SDN Son Haberler

Son mesajlar

Üst