Tamamla beni

too_late

Profesör
Kara yağız bir sevdanın üşümüş parmak uçlarında yarına dair inandığım sözler veriyorum sana
İçimde ışıkları sönmüş binlerce şehrin karanlığında hala fısıltılarla anlatılan
Eksikliği bilinen ama tamamlanacak parçaları henüz bir araya getirilemeyen
Binlerce hikâye,
Binlerce acı ve belki de vaat edemediğim yarınlara rağmen inanmanı bekleyerek
Kıskıvrak edilmiş geçmişim
Kelepçelenmiş geleceğim
Ve ne yana baksam vurgun yemiş günlerimin aşkına
Dinle beni

Gel, bu gecede sen söndür ışıklarını içimin
Çağır karanlıkları gelip salsınlar gözlerimi siyaha
Unutulmanın o keskin korkusunu söküp al boğazımdan
Bir yürek çiz alev alev yangın yeri
Ruhumdaki şu darlığa biraz kumralını kat teninin
Biraz nefesini bırak
Biraz gölgeni
Oyala beni

Kimseler bilmesin rüyalarıma sen geleceksin diye kıvrıldığımı şu soğuk yataklara
Kimseler duymasın sebebi belli, açıklaması güç ağlamalarımın içimde nasıl da bağırdığını
Anlamasınlar bırak sırtımı döndüğümü hayata
Ve kapılarımı kapattığımı artık olmadığın yarınlara
Anlaşılmayı beklemek seni beklemekten daha zor aslında
Anla beni

Biraz geç mi kaldık dersin hayalleri dönüştürmek için gerçeğe
Biraz eksiklik,
Biraz yorgunluk
Biraz boynu büküklük mü var bu sevdada yar
Hasret ağır bir yük gibi yıkarken omuzlarımızı birbirimizden uzak kentlerde
Ellerimizi daha mı çözülmez kenetliyor dersin birbirine
Sar beni

Hayat daha ağır yalnızlıkları taşıyacak yapraklarında ikimizde biliyoruz
Ve biliyoruz bir oyalanmadan ibarettir şimdi içinden geçtiğimiz zaman
Tutunmak nasıl yersiz ve manasızsa yalan yarınlara
Düne bağlanıp yaşamakta o derece anlamsız geliyor insana
Bizim sevdaya dair hiç yalanımız olmadı yar,
Hiçbir manasızlık taşımadı birbirimize sunduğumuz bakışlarımız
Ve hiçbir anlamsızlık yoktu söylenen sözlerde
Kim bilir belki yarınımızda hayalden öteye gidemeyecek
Ama yinede denemek için bir bahanemiz olmalı diyorum
Duy beni

Adın düştüğünde dilime
İçimden adam akıllı ağlamak geliyor
Bazen dağları delen bağırtılar kesiyor sanki nefesimi
Aynalara bakıp üzülüyorum şu boynu büküklüğüme yar
El var alem var diyorum
Konu var komşu var
Dost var binlerce de düşman
Sevdiklerin hatta nefret ettiklerin
Utanıyor öyle kolay ağlayamıyorum
Güldür beni

Nisan’dan arta kalan yağmur yağmalı biraz gözlerime
İçime soğuğunu almış biraz da kar
Ne yağarsa yağsın nimet bilip şöyle kaçmadan namusluca ıslanmalıyım
Ayazına tutmalıyım nefesimi rüzgârın
Ellerimi ovuşturup ısıtmalıyım gülüşlerinde
Karşı kıyıda gelmesem de bir bekleyim var diye avutmalıyım kendimi
Varsın kimse bilmesin beynimi uyuşturan şeyin sen olduğunu
Kimse bilmesin dalgın bakışlarım hangi rengini boyar şimdi yalnızlığın
Ne düşünüyorsun diye sorulan her soruda büküp boynunu
Hiiçç demenin hiçliğini anlamasınlar bırak
Bilmesinler sessizliğimin aslında bana nasıl da yakıştığını
Yakışanın seni yakınlaştırdığını
Hisset beni

Yaşadıklarımdan saklanıp ölüme soyunuyorum bazen
Bazen ölümden korkup sana sarılıyorum
Ne gözyaşım var aslında akıtabildiğim,
Ne gözyaşını taşımaktan bitap mendillerim
Kurumuş kuyular gibi çatlıyor toprağı göz bebeklerimin
Biz hiç güldüremedik sevdamızı belki yar
Ama ağlamayı da yakıştıramadık tıpkı ayrılığı yakıştıramadığımız gibi
Bir emanet gibi taşısam da içimde olmadığın solukları
Yaşat beni

Daha kaç günahımı görmezden geleceksin bilmiyorum
Daha kaç geçmişi affedecek
Kaç yanlışımı düzeltecek doğruların
Bilmiyorum yaşanılacak daha kaç yarın
Uykusuz kaç gece sakladın bana yüreğinde
Yakama iliştirdiğim gül rengi yüreğimdeki şu asi, şu siyahî yalnızlığımı
Gün gelip aydınlatacak mısın?

Ölürüm dediğin gözlerimin hatırına
Yarım kaldığım yanlarım kadar
Tamamla beni

Nilüfer AKBAY
 
Üst