özgür deniz
Asistan
- Katılım
- 18 Ekim 2009
- Mesajlar
- 423
- Reaksiyon puanı
- 15
- Puanları
- 18
Forumda hiç bir zaman bu iki kelimeyi yazmak istemezdim ama filmin ismi bu! hatta yazım hatasını da hesaba katarsak "şerefsiz pijler" diyebiliriz
filmi az önce izledim sıcağı sıcağına konuyu açayım dedim
izlememiş olanlar varsa ve izleyeceklerse konuyu okumasından başından sonuna "spoiler" içerecek demedi demeyin
film fransada bir mandıra çiftliğinde başlıyor. bir nazi ss subayı emrindeki birkaç askerle beraber mandıra çiftliğine geliyor evin reisi ile başbaşa konuşuyor daha doğrusu sorguluyor. amacı saklanan yahudi çiftçileri bulmak... klasik korkulan ve zorba nazi teması ve korkan ama vicdanını dinleyip komşularını saklamaya çalışan iyi niyetli vatandaş konuşması. aslında öyle değil. olaya tarantino faktörü sonuna kadar etkiyor ve konuşma uzuyor uzadıkça izleyicinin gerilimi artıyor ve çiftliğin zemininde kurşun delikleriyle sonlanıyor gerilim
bu sahneden sonra izleyici "piçleri" merak ediyor. nerdeler ne yapıyorlar. kısa süre sonra onları iş başında görüyoruz. canlı ele geçirilen biri ss subayı 3 nazi askerinin infazı tarantinonun şiddetten aldığı zevk ve brad pittin kendi kurallarını uygulayan amerikalı subay tiplemesindeki başarısı birleşince izleniyor be azizim
ailesini bir çiftliğin tahta zemininde delik deşik bırakmış güzel bir kızın çeteden tamamen habersizce yaptığı intikam planı, çetenin suikast planıyla birleşince film güzel bitiyor
peki önemli olan sadece filmi nasıl bittiği mi
burada itirazlarım başlıyor benim
film başından sonuna bir yahudi propogandası bence
biz yetişemedik yetişenlerde birebir karşılaşamadı nazilerle ama her ikinci dünya savaşı filminde kendi kendime sorduğum "ulan kalbinde iğne ucu kadar merhamet taşıyan nazi yok mu bee" sorusu film süresince tekrarlandı durdu
yine bir başka soru. yahudi cephesince sürekli tekrarlanan yahudi soykırımı ne kadar doğru ne kadar gerçekleşti ve şimdilerde sadece filmlerde tekrarlanan sahnelerin ne kadar gerçekte oldu
geçenlerde haberi çıkmıştı müze olarak kullanılan toplama kamplarından bazılarının sahte olduğu...
neyse...
bir başka konu: ya bir izleyici izlediği filmin ne kadar güzel çekildiği ne kadar harika oynandığı kadar özellikle geçmiş temalı bir filmse ne kadar gerçeklere dayalı olduğu
hadi söyliyimde kurtulayım. filmde hitleri sinema salonunun locasında bir makinalı tüfek dolusu kurşunla süzgeçe çeviriyor amerikalılar
yani savaşı bitiren ve hitleri öldüren de amerikalı be abi
tarantino bu sonla diğer ikinci dünya savaşı temalı film çeken her yönetmene nasıl bir el hareketi yapıyor tahmin edin artık
izleyenlerden her türlü yorumu alalım hadi
filmi az önce izledim sıcağı sıcağına konuyu açayım dedim
izlememiş olanlar varsa ve izleyeceklerse konuyu okumasından başından sonuna "spoiler" içerecek demedi demeyin
film fransada bir mandıra çiftliğinde başlıyor. bir nazi ss subayı emrindeki birkaç askerle beraber mandıra çiftliğine geliyor evin reisi ile başbaşa konuşuyor daha doğrusu sorguluyor. amacı saklanan yahudi çiftçileri bulmak... klasik korkulan ve zorba nazi teması ve korkan ama vicdanını dinleyip komşularını saklamaya çalışan iyi niyetli vatandaş konuşması. aslında öyle değil. olaya tarantino faktörü sonuna kadar etkiyor ve konuşma uzuyor uzadıkça izleyicinin gerilimi artıyor ve çiftliğin zemininde kurşun delikleriyle sonlanıyor gerilim
bu sahneden sonra izleyici "piçleri" merak ediyor. nerdeler ne yapıyorlar. kısa süre sonra onları iş başında görüyoruz. canlı ele geçirilen biri ss subayı 3 nazi askerinin infazı tarantinonun şiddetten aldığı zevk ve brad pittin kendi kurallarını uygulayan amerikalı subay tiplemesindeki başarısı birleşince izleniyor be azizim
ailesini bir çiftliğin tahta zemininde delik deşik bırakmış güzel bir kızın çeteden tamamen habersizce yaptığı intikam planı, çetenin suikast planıyla birleşince film güzel bitiyor
peki önemli olan sadece filmi nasıl bittiği mi
burada itirazlarım başlıyor benim
film başından sonuna bir yahudi propogandası bence
biz yetişemedik yetişenlerde birebir karşılaşamadı nazilerle ama her ikinci dünya savaşı filminde kendi kendime sorduğum "ulan kalbinde iğne ucu kadar merhamet taşıyan nazi yok mu bee" sorusu film süresince tekrarlandı durdu
yine bir başka soru. yahudi cephesince sürekli tekrarlanan yahudi soykırımı ne kadar doğru ne kadar gerçekleşti ve şimdilerde sadece filmlerde tekrarlanan sahnelerin ne kadar gerçekte oldu
geçenlerde haberi çıkmıştı müze olarak kullanılan toplama kamplarından bazılarının sahte olduğu...
neyse...
bir başka konu: ya bir izleyici izlediği filmin ne kadar güzel çekildiği ne kadar harika oynandığı kadar özellikle geçmiş temalı bir filmse ne kadar gerçeklere dayalı olduğu
hadi söyliyimde kurtulayım. filmde hitleri sinema salonunun locasında bir makinalı tüfek dolusu kurşunla süzgeçe çeviriyor amerikalılar
yani savaşı bitiren ve hitleri öldüren de amerikalı be abi
tarantino bu sonla diğer ikinci dünya savaşı temalı film çeken her yönetmene nasıl bir el hareketi yapıyor tahmin edin artık
izleyenlerden her türlü yorumu alalım hadi