Soğuk Yürek

Bu konuyu okuyanlar

22Therefore22

Asistan
Katılım
14 Ocak 2020
Mesajlar
321
Çözümler
1
Reaksiyon puanı
311
Puanları
63
Yaş
23

BÖLÜM 1
ÖLÜLER ŞEHRİ

Tarih: 20 Ekim 2281.

Yer: Nipton Yakınları

Vakit: Gecenin ilerleyen saatleri, 05.15

Gün daha ağarmamıştı. Gökyüzünde yalnızca ayın ve yıldızların sanki bir ahenk içindeymiş gibi saçtıkları o büyülü ışık gösterisi vardı. Bütün aile korkmuştu. Herkes yatak giysileriyle apar topar ön bahçede toplanmıştı. Bir tek Elizabetta aralarında yoktu. İnsanlar gözyaşları içinde çığlık çığlığa bağırıp duruyordu.

- Fakat kızım nerede? Hiçbiriniz onu görmediniz mi yani? Nereye kaybolur bu böyle bir anda?

Babası her zamanki soğukkanlılığıyla eşini yatıştırmaya çalışıyordu.

- Olivia telaşlanma! Sakin ol biraz.

Kasabada bu olayların ve konuşmaların yaşandığı sıralarda Elizabetta erkek arkadaşıyla birlikte Nipton'u Novac'a bağlayan yolların yakınlarındaki dağlarda pusu kurarak oradan geçen karavanları yağmalamakla meşguldü. Elizabetta "Engerek" diye bilinen bir haydut grubuna mensuptu. Bu hayata erkek arkadaşı yüzünden bulaşmıştı. Ailesinin bundan haberi yoktu. Sırrını yalanlar ve çeşitli bahanelerle gizlemişti.

Bütün bunları sadece para için değil, körü körüne yaşadığı aşkı için yapıyordu. Elizabetta sevgilisinin de ona aynı yoğun duyguları beslediğine kalpten inanmıştı. Onun uğruna ölmeye bile hazırdı...

Yer: Nipton Otel

Vakit: Gecenin ilerleyen saatleri, 1 saat 45 Dakika Önce

Teğmen telsiz radyosundan Mojeve İleri Karakolu'ndaki yüzbaşına rapor veriyordu. Haberler kötüydü. Nipton yakınlarında gözcüler Lejyon aktivitesine rastlamıştı. Düşmanların ağır silahlara sahip çok kalabalık bir birlik olduğu söyleniyordu.

Zaman yoktu. Engellenemez bir güçle kısa bir süre sonra kasabayı dört bir tarafını çevreleyerek kuşatacaklardı. Geçitler yok olacaktı. İkmal yolları kesilecekti. NCR alayı ne dışarı çıkabilecek ne de onlara destek gelebilecekti. Bu kaçınılmaz bir sondu. Takviye olmadan da Sezar akınının önünde durmak imkânsızdı.

Bunları öngörmek ileri görüşlülük gerektirmezdi. Tabur komutanının başkanlığında kıdemliler arasında aceleyle bir toplantı düzenlendi. Şiddetli tartışmaların yaşandığı toplantıda, çoğunluğun fikri doğrultusunda başka çare kalmadığı kabullenilerek derhal geri çekilme kararı alındı. Ardından bu hemen acemi erlere de duyuruldu.

Askerlerin yarısından fazlası zaten ümitsizliğe kapılmıştı. Kararı duyduklarında bazılarının içi rahatlamıştı. Ama aralarında sadece biri bundan rahatsız olmuştu. Er Erik savaşmadan Nipton'u teslim edeceklerine öfkelenmişti. Hiç vakit kaybetmeden tüfeğini kapıp oteldeki diğer erleri etrafına topladı.

Gözlerinin içinde sanki şimşekler çakıyordu. Parlayan bakışlarını kendisini dinleyen askerlerin üzerinde gezdirdi. Coşkuyla ve cesaretle konuşmaya başladı:

- Ben tek başıma bile kalsam Nipton'u savunmayı bırakmayacağım! Onu kaderine terk etmeyeceğim! Gerçek bir NCR askeri savaşmadan teslim olmaz!

- Lejyonlar bizim birkaç katı büyüklüğümüzde! İyi organize olmuşlar ve teçhizatları kaliteli. Ne yapmamızı bekliyorsun!

- Komutanlarımızın vermiş oldukları bu talihsiz kararı benim gibi kabul etmeyip Niptonluları korumanızı istiyorum!

- Sen kendini ne sanıyorsun be? Kahraman bozuntusu! Hepimizi öldürteceksin! Lejyonerlerle ilgili pek çok anlatılan korkunç hikâye duydum! Onlar esir almazlar! İşkence ederler, kadınlara tecavüz edip köle yaparlar! Kaderiniz böyle mi olsun istersiniz? Nipton gibi değersiz bir yer için.

- O zaman şanımla, şerefimle şehit olurum bende! Onların üzerlerine yürüyeceğim ve asla teslim olmayacağım... Bir vatanseverin yapması gerekeni yapacağım. Yeteri kadar konuştuk. Benimle aynı düşüncede olanlarınız varsa peşime takılsın.

Erik konuşmasını bitirdikten sonra, kararlı ve sert adımlarla otelin çıkışına yöneldi. Onu dinleyenlerin bir kısmı, umursamadı. Diğer kısmı ise ne yapmaları gerektiği konusunda kararsız kalmıştı...

Yer: Nipton Belediye Binası

Vakit: Gecenin ilerleyen saatleri, 1 Saat 30 Dakika Sonra

Belediye Başkanı Steyn'in yozlaşmış bir yöneticiydi. Sahte kapak üretimi ve fuhuş işleri yapıyordu. Ayrıca bir vatan hainiydi. Kasabasını kişisel çıkarları için aynı anda NCR, Lejyona ve Barut Ekibine peşkeş çekiyordu.

Geçen sabah Barut Ekibi üyeleri Nipton'a geldi. NCR Islah Tesisinden kaçan ufak bir gruptu. Başkan elçisini göndererek liderleri Jax ile gizlice temas kurdu. Ona göre cüzi olan bir meblağ karşılığında kasabasında Barut Ekibi kaçaklarına NCR'dan saklayıp, kalacak yer ve kadın temin etme teklifi etmişti. Aksi halde Nipton'u terk etmesini istiyordu.

Miktarı duyan Barut Ekibi akabinde elçiyi öldürdü. Ağzında bir dinamit patlatılmıştı. Yine de gidecek başka yerleri olmadığından dolayı başkanın teklifini kabul etmek zorunda kalmışlardı. Çorak topraklarda şansını denemek çok tehlikeliydi. Lejyon, NCR, yaratıklar ve haydutlar. Bu riskler yanında Steyn'e katlanmak daha cazipti. Tabii fırsatını bulduğunda başkanın götünde dinamit patlatarak öldürmeyi hayal etmiyor da değillerdi.

NCR süvarileri sadece geceleri kasabada aktif olurlardı. Bu yüzden başkan Barut Ekibini o saatlerde belediye binasında tutuyordu. Binanın en büyük ve en konforlu odalarından biri olan toplantı odasını onlara ayırmıştı. Orada onlara fahişelerle, leziz yemekler ve uyuşturucu ilaçlarla hizmetler sunuyordu. Tabii Jax'in psikopat adamları zamanla bundan sıkılmıştı. Steyn'in elinde onları oyalayacak başka bir şeyde kalmamıştı.

- Jax biz burada ne yapıyoruz? Neden Nipton'u yağmalamıyoruz?

- Başkanla bir anlaşmamız var unuttun mu?

- S... anlaşmayı! Ben tecavüz etmek ve bir şeyleri havaya uçurmak istiyorum!

- Evet, patron ellerimiz kaşınıyor.

- NCR'ın dikkatini çekmek mi istiyorsunuz y. kafalılar?

- NCR'ı da s... Nipton'u da! Onları da öldürürüz.

- Bunu nasıl yapacaksınız? Bir planınız mı var?

- NCR askerlerinin ya da kasabanın bizden haberi yok! Onları gafil avlayabiliriz ve koskoca kasaba bizim olur!

- Kulağa fena gelmiyor ama burayı elimizde tutacak kadar kalabalık değiliz.

- Tutmaktan kim bahsediyor ki? Erkekleri, çocukları ve yaşlıları öldürür, kadınları beceririz. İhtiyacımız olanı aldıktan sonra buradan toz olup gideriz!

- Hayır! Böyle bir şey ben yaşadığım sürece olmayacak!

- Benim tanıdığım Jax'in tarzı bu değil. Elçiyi öldürdüğümüz zamanda bize engel olmaya çalışmıştın. Neyin var senin?

- Böyle yaşamaktan yoruldum tamam mı? Zevk için patlatmaktan ya da öldürmekten, ırza geçmekten, bunların sonu yok. Burada yeni bir başlangıç yapacağız. Geçmişi ardımızda bırakacağız.

- Seni başımıza getirende suç! Yufka bir yüreğin olduğunu zaten hep biliyordum! Dostlarım! Benimle gelin ve sizlere kapağa boğayım! Hakkımız olan alınmak için beklerken elimiz kolumuz bağlı burada mı oturacağız? Benimle misiniz?

Topluluk hep bir ağızdan bağırdı:

- EVET!

- Hayır! Durun!

Jax adamlarına karşı koymaya çalıştı ancak hepsiyle baş edemedi. Öldüresiye dövüldü ve toplantı salonunda yerde öylece baygın halde bırakıldı. Barut Ekibi yeni liderleriyle birlikte Nipton'u ele geçirmek için saldırıya geçti. Öncelikle belediye binasından başladılar. Orada bir düzine çalışanı katlettikten sonra üst kata başkanın odasına çıkmayı denediler.

Fakat başkanında adamları vardı. Barut Ekibinin Steyn'e ulaşması engellendi. Korumalar aralarından birkaçını indirdi. Barut Ekibi baktı olmuyor geri çekildi. Dikkatlerini kasabaya yönelttiler. Başkan olup bitenleri pencereden izliyordu ve kılını bile kıpırdatmadı. "Heveslerini alıp giderler..." diyordu...

Tarih: 19 Ekim 2281.

Yer: Cottonwood Koyu

Vakit: Öğle, 13.27

Aurelius Feniks'le Vulpes Inculta ofiste savaş planını gözden geçirmekteydi. Azures ise pür dikkat onların hareketlerini takip ediyor ve can kulağıyla dinliyordu. Bu noktaya gelmek için çok çalışmıştı. Bir kadın olarak Lejyon ordusuna giren ilk kişi olmuştu.

Ama hala kırmak için çok uğraştığı erkeklerin ona olan bazı önyargıları vardı. O Sezar'ın öz ve tek evladıydı. Ama bu ona torpil geçildiği anlamına gelmiyordu. Ona asla bunun ayrıcalığı yaşatılmadı. Sezar kızını bu yola girerken uyarmıştı. Azures'te her şeyiyle kabul etmişti.

Bu yüzden o Lejyon ordusunda sıradan bir askerdi. Hatta kadın oluşu onu bundan daha da aşağılara çekiyordu. Çünkü Sezar'ın yönetiminde kadınlar köle, erkekler katildir. Kadınlar sadece mutfak ve yatakta kullanılır. Onun haricinde başka bir şey yapmalarına izin verilmez. Azures'te askeri hayata atılmadan önce buna maruz bırakılmıştı. Babası tarafından.

Tecavüze uğradı, hizmetçi oldu ardından katil oldu. Dövüş çukurlarında savaştı ve hayatta kaldı. Sonunda pes etmedi ve lejyonerlere katılabildi. Hala kat edeceği çok uzun yollar vardı. Bu ona her zaman üstleri tarafından hatırlatılıyordu.

Phoenix Aurelius ona asker olmasına rağmen hala ayak işlerinde kullanıyordu. Azures'te buna sabrediyordu. Vulpes Inculta ise daha nazik ve kayıtsızdı. Ara sıra Aurelius'un dikkatini kendine çekerek Azures'e nefes aldırıyordu.

Feniks arkasında emirlerini bekleyen Azures'e hızla döndü:

- Üzerine rahat bir şeyler giy. Toplantıdan sonra seninle yapacak işlerim var.

- Ama efendim ben artık o işleri bıraktım. Ben bir askerim ve...

- Emirlerimi mi sorguluyorsun kadın? Sezar'ın kızı olmasan bu noktaya gelebilir miydin acaba?

- Ben bu yere geldim çünkü hak ettim! Sezar'ın kızı olmamla hiçbir ilgisi yok bunun!

Vulpes Inculta araya girdi:

- Azures'in bugün yapacak çok önemli bir görevi var.

- Neymiş o Vulpes söyle bana?

- Nipton'a yapılacak kuşatmada yer alacak askerlerin arasında olacak.

- Sonunda! Buna pişman olmayacaksınız efendim! Kendimi size sahada da kanıtlayacağım.

- O konuda şüphem yok.

- O kadar heyecanlı olma Azures! Seninle yarım kalan bir işimiz var. Bugün kurtulmuş olabilirsin ama bunun yarında var.

- Her neyse elimizdeki önemli meseleye dönelim.

- Anlat o zaman planını.

- Nipton kasabasının başkanıyla iletişime geçtim. Ona adımın Bay Fox olduğunu ve Lejyon olduğumu söyledim. Kasabalarında kalmak istediğimizi belirttim. Kimliğimi öğrendikten sonra başta reddedecek gibi oldu ama ona 8000 kapak önerince balıklama atladı. Başkandan Nipton'daki NCR askerlerinin garnizonuyla ilgili tüm istihbaratı aldım ve işimizi çocuk oyuncağına getirecek daha pek çok şeyle beraber. Bu anlayışla bir kuşatma planı oluşturuldu. Kasabadaki NCR alayı sayı olarak az ve hazırlıksız. Bir avuçta Barut Ekibi bulunuyor. Yani savunmasız ve zayıflar. Pek bir direnişle karşılaşmadan bir taşla üç kuş indireceğiz. Alacakaranlıkta harekete geçeceğiz.

- Bravo. Adamlarım senindir Inculta. Azures sende defol git başımdan elimden bir kaza çıkmadan önce. İyi şanslar bu arada. Ölmemeye çalış çünkü cesedin pek bir işime yaramaz.

- Ben şansa inanmam. Bilgime ve gücüme inanırım.

Vulpes Inculta ile Azures birlikte ofisten çıktılar. Azures ilk görevine çıkacağı için çok heyecanlıydı. Vulpes ona birkaç tavsiye verdi. O da aklının bir köşesine bunları not etti.

- Azures, Aurelius dediklerini takma. Sende bir potansiyel gördüğü için bu kadar üzerine geliyor.

- Anlıyorum efendim.

- Bende öyle düşünüyorum. Aramıza katılan yeni acemiler arasında sen en iyisisin. Aldığın eğitimdeki tehlikeli vazifeleri hiç tereddüt etmeden üstleniyorsun. Sana duyulan güvenin hakkını layıkıyla veriyorsun. Mükemmel bir askerin bütün özelliklerine sahipsin. Ordumuzdaki erkeklerin yarısı senin gibi olsa NCR'ın hiç şansı olmazdı.

- Övgüleriniz için çok teşekkür ederim.

- Şimdi iyi hazırlan. Akşama doğru Lejyon'un vahşetini Nipton'a götüreceğiz...
 

Son mesajlar

Üst