Ramazanda karaciğer yağlanmasına dikkat

michuozawa

Guru
Emektar
Katılım
6 Ağustos 2008
Mesajlar
20,602
Reaksiyon puanı
493
Puanları
7,263
Ramazanın yaz ayına denk gelmesi sebebiyle bazı hastalarda kişinin oruç tutup tutamayacağını doktoruna sorması gerekiyor.
ramazanda-karaciger-yaglanmasina-dikkat.jpg


Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gıda Bilimi ve Teknolojisi Uzmanı Dr. Uğur GÖĞÜŞ; reflü, ülser, karaciğer gibi rahatsızlıkları olan kişilerin bu uzun oruç günlerinde beslenmelerine daha da dikkat etmeleri ve hekimlerine danışmadan oruç tutmamaları gerektiği konusunda uyarıyor.
Özellikle uzun süreli açlık sonrasında vücuda yağ ve şeker alımının denetim edilmesi ve lüzumlu önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Dr. Göğüş; yağın kana emiliminin denetim altına alınabileceğini vurguluyor.
Uzun süre açlık sonrasında iftarda ki aşırı şeker-yağ tüketimi kanda ve hücrede solunan havadaki oksijenle tepkimeye girerek toksik radikal ismi verilen zararlı maddeler açığa çıkarır. Bu zararlı maddeler damar çeperlerinde birikerek damar tıkanıklığı ve takibinde yürek damar hastalıklarına, mide yüzeyini tahrip ederek de gastrit ve ülsere neden olabilir. Ayrıca aşırı yağlı besin tüketimi sonucunda vücutta ilk evvel karaciğerlerde yağlanma başlar.

ŞİŞMANLIK KARACİĞER YAĞLANMASININ TEMEL NEDENİDİR

Yağ ve şeker emilimini düzenlemek için günde bir tablet klorojenik asit tavsiye eden Orta Doğu Teknik Üniversitesi ODTÜ Gıda Teknolojileri Uzmanı Dr. Uğur GÖĞÜŞ “Ramazan ayı süresince uzun süre aç kalınmasına karşın iftarda ve sahurda yenilen yüksek kalorili hamur işleri ve tatlılar nedeniyle kilo kontrolü zorlaşır.
Aşırı kalori tüketimi, yanlış ve dengesiz beslenme, yağ ve karbonhidrat tüketimindeki artış, rafine ürünler, tabii olmayan besinler ve hareketsiz yaşamla ortaya çıkan şişmanlık tablosu; karaciğer yağlanmasının en esas nedenidir. Yağ evvel karaciğer hücrelerinin içinde birikir, zamanla bu birikim artar ve karaciğerde büyüme laf konusu olur. Klorojenik asit tabletler karaciğerdeki glikoz 6 fosfataz adlı protein yapıdaki enzimin çalışmasına baskı yaparak karaciğerin kana glikoz salmasını engeller ve bu şekilde klorojenik asit kan şekerini düşürür.
Kandaki ve dokulardaki şeker-yağ bu sayede azalırken karaciğerdeki depolanan şeker muhafaza edilebilir. Ayrıca, klorojenik asit bağırsaklardan şeker emilimini bu emilimde rol oynayan sodyum ve potasyum iyonlarına etkiyerek baskılamaktadır. Bu şekilde tüketilen gıdalardan daha az şeker emilimi olmakta ve bu vaziyet şekerden daha az yağ sentezlenmesi ile sonuçlanmaktadır. Böylelikle klorojenik asit ile yağlanma riskinde azalma sağlanabilmektedir.
Bu kapsamda unutulmaması gereken en mühim noktanın, yağ ve şeker fazlalığının zararlı etkisinin sadece kilo artışı ve obesite ile sınırlı kalmayıp, yürek ve damar hastalıkları, diyabet, ülser, gastrit, karaciğer hastalıkları, böbrek yetmezliği, Alzheimer ve Parkinson gibi pek fazla neurolojik hastalığında önde gelen nedenleri arasında yer aldığıdır” şeklinde konuştu.

YeniŞafak
 
Üst