NEREYE GİDİYOR TEKNOLOJİ.. Uz.Dr. Mehmet Yavuz
İngiliz demiryolu mühendisleri işsiz kalınca çareyi Çin’de aramışlar. Ve çaldıkları her kapı hiç kimsenin demiryolunu anlamaması nedeni ile hep yüzlerine kapanmış. Halbuki Çin’in uçsuz bucaksız steplerinde ne güzel demiryolları inşa edilirdi. Mühendisler en son ümit diye İmparatorla görüşmeye çıkmışlar. Çin İmparatoru, trenin demiryolunun ne olduğunu ne işe yaradağını sormuş soruşturmuş, mühendislerde uzun mesafeleri trenle kısa mesafede alınabileceğini söylediklerinde, İmparator;
-nasıl yani, attan, deveden daha mı hızlı bu?
-evet, sayın majesteleri, mesela Pekin ile Shangay arası atla kaç gündür?
-30 günden aşağı gidilmez.
-işte sayın İmparator 30 günlük mesafeyi trenle, 1 günde alacaksınız..bu mükemmel bir olay değil midir?.
-evet güzelde, peki biz geri kalan 29 gün ne yapacağız?!!....
*****
işte böyle, Çin imparatoru, 30 günün 29 günü ne yapacağız diyerek bu teknolojik gelişmeye karşı çıkmıştır. Gerçekten de teknolojiyi insan hayatına sokmayarak reddetmek kabul edilir bir davranış değildir. Malesef asırlardan beri ifrat ile tefrit arasında bir türlü denge tesis edemeyen insanoğlu, teknoloji konusunda da ya tamamen reddetmiş, ya da günümüzde olduğu gibi tamamen teslim olmuştur.
İnsanın kontrolünde bir teknoloji icrasının yerine, yavaş yavaş teknolojinin kontrolünde insan figürü şekillenmeye başladı.
Dolayısı ile hergün yeni bir icat yumurtlayan teknoloji aygıt-gıdakları herbirimizin yeni uzuvları oldular. Artık gözlerimizin yerine dijital kameralar geçti, kulaklarımızın yerine cep telefonlarımız dinliyor (belki bir yerlerden de dinleniyor), dudaklarımız susmuş, birbirimizle konuşmuyoruz da internet’ten chat’leşiyoruz. Teknoloji bastıkça hayatımıza; saya saya bilgileri, kısa kısa miyop gözlerimizi, kıs kıs kısılmakta, “cep to cep” lerle küçüle küçüle ceplere girmekteyiz.
Hayaller mi? Çoktan bizim değiller artık, başkalarının hayalleri. Hayatlarımız bile sanki bizim değil, başkalarının hayatları. Bizimkileri çoktan teslim aldılar, başkalarının umutlarını, sevinçlerini, korkularını yaşatıyorlar bize. Hem de çoğu naklen, hiç zahmet etmeden, kalkmadan evimizdeki kanapelerden, karşımızda tele-vizyon, vizyon bırakmamış hiçbirimizde, uzanırız her akşam tele-vole kültürüne: Akıllara ziyan, evlere şenlik var, seyredersen her gece, sabaha kadar..
Sınırsız iletişim, kitle iletişimi, global bir bakış açısıdır güya önümüze konan. Çoğu kez tekdüzedir, bir yerlerden ısmarlanan. Böyle olunca; en çok da az gelişmiş coğrafyalarda, teknoloji (filo)lojisini de yitiriyor. Mobil telefon ile haberleşme, dijital televizyon ile zoom’lama derken, hiç farkettirmeden, öyle bir alıştırdı ki hepimizi, çarpıp durmakta beynimizi, cebimizi. Maddeci ruhlarımız kışkırtılmış, çoluk çocuk en son versiyonlarının, renk renk modellerinin peşindeyiz artık..
Sermaye bu, her mecrada kendine hep bir yol açmakta, emtea olup akmakta önümüze. Teknoloji ayrı bir çoşku katmakta kapitalizm’e. Kimimiz de tekno olan herşeye inat, durduk yerde merak saldık yogaya, budaya!!.
İnternet sayfaları, televizyon kanalları, cep telefonları, hepsi işbirlikçi olmuşlar, kimliklerimiz ellerinde ruhumuzu okumaktalar, yaşlarımız, cinsiyetlerimiz, ilgi alanlarımız üzerinden sepetlere ayırmışlar bizleri, nerede önümüzde bir ekran varsa, reklamlar yağdırmaktalar.
Yeşil vadilerimizden çıkarak her birimiz teker teker, yüzüğün peşindeki hobbit’ler gibi, doğruyu - yanlışı, iyiyi - kötüyü şaşırdık, iki ruhlu, iki boyutlu kılınmaktayız yavaş yavaş, bu gidişle birer gollum olup çıkacağız yakında.
Teknoloji; yerleşik değerlerimizin yerine her gün yeni bir elektronik devre koyduğunda, insan doğamıza her kızılötesi ışınlarla saldırısında, bakır yalıtkanlarıyla bizi bize her yabancılaştırdığında, fiber kablolarla hepimizi hep aynı hizaya alıp her bağladığında ve pixel ekranlarla hayattan bizi her soyutladığında, hafifçe gülümseriz ve nostalji deriz adına; nerede eski bir tad, eski bir koku, eski bir ses buldukça.
Teknolojiye bağışık ruhlarımız gitgide solmakta ve soluklarımız tıkanıp durmaktadır artık astım krizlerinde; kışın bir dağ havasında ya da ilkbaharda bir pamukçuk yağmurunda. Umursamayız, alerji deriz adına. Belki de doğa hepimize kızmakta. Terkedilmiş, kıskanç, eski bir sevgili gibi kılçık olup boğazımıza saplanmakta..
Bir daha ki yazımıza kadar insan mı kalırız, yoksa robotlaşır mıyız belli olmaz.. kalın sağlıcakla.....
SRTESLE NASIL BAŞA ÇIKARIZ Uz.Dr. Mehmet Yavuz
Yaşamınızda Stresi Azaltma
Yaşamınızdaki stresi azaltmanın yollarından bir tanesi sizde stres yaratan şeylerin bir listesini çıkarmaktır. Listeyi kontrol edebildiğiniz şeyler ve kontrol edemediğiniz şeyler olarak ikiye ayırın.
Stres Yaratan Şeyler
Kontrol Edebildiklerim / Kontrol Edemediklerim
1. Aynı gün için bir veya iki etkinlik veya randevu organize etme
2. Çocuklarıma/
arkadaşlarıma/
patronuma bir şeyi hemen yapma sözü verme
3. --------------------
4. -------------------
Kontrolünüz altındaki stres yaratan şeylerin üstesinden gelmenin yollarını yazın. İşte bazı örnekler:
Randevularınız arasında zaman bırakın. Randevularınızı birbiri ardına gelecek veya o zaman diliminde daha fazla iş yapmanız için zaman kalacak şekilde organize etmeyin.
Yapmanız gereken bir iş için zaman ayarlaması yaparken kendinize ekstra süre bırakın. Bu şekilde iş umduğunuzdan uzun sürerse veya hata yaparsanız telafi edecek zamana sahip olursunuz.
Stresli işlerin organizasyonunu bir araya sıkıştırmayın. Örneğin işte yoğunsanız aynı gün arkadaşlarınızı davet etmeyin.
Yapabileceğinizden daha fazlasını yapma sözü vermeyin. "Hayır" demeyi öğrenin.
İhtiyaç duyduğunuzda arkadaşlarınızdan, ailenizden ve iş arkadaşlarınızdan yardım isteyin.
Stresin Etkilerini Azaltma
Stresli olduğunuz zaman sırt ve boyun bölgenizdeki gergin kaslar baş ağrısına neden olabilir veya eşlik edebilir. Stresin etkilerini azaltmanın iki önemli yolu bulunmaktadır:
1. gevşemeyi öğrenme
2. fiziksel egzersizi yaşantınızın bir parçası haline getirme.
Gevşemeyi öğrenmek, stresi baş ağrısına neden olmadan önce gidermenizi veya başladıktan sonra baş ağrısının yarattığı rahatsızlığı azaltmanızı sağlayabilir. Fiziksel aktivite ise enerji yakmanıza ve stresinizi atmanıza olanak verir.
Stresin sağlığınızı etkilememesini sağlamak üzere rahatlama tekniklerinden yararlanın.
Başvurabileceğiniz pek çok rahatlama tekniği bulunmaktadır: kaslarınızı rahatlatma, derin nefes alma ve meditasyon. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda bu üç yöntemin de stresten kurtulmayı sağladığı kanıtlanmıştır. Günde en az bir kez 15 dakika süreyle bir şekilde rahatlamaya çalışın. Ayrıca biyo-geri bildirim eğitiminden de yararlanabilirsiniz. Vücudunuzdaki tansiyonu ölçen hassas makinalar sayesinde vücudunuzun strese karşı nasıl tepki gösterdiğini öğrenebilirsiniz.
Kaslarınızı Rahatlatma
Pek çok insan strese kasılmak suretiyle tepki verirler. Genellikle böyle yaptıklarının bilincinde değildirler. "Kaslarınızı rahatlatmak", kaslarınızın gergin olması ve rahatlamış olması durumundaki farkı hissetmenize yardımcı olur. İşte kaslarınızı rahatlatmanın kolay bir yöntemi. Uyumakta zorluk çekiyorsanız yatmadan önce de deneyebilirsiniz.
Başınızdan başlayarak ve ayaklarınıza doğru inerek her kas türü için aşağıdaki dört adımı uygulayın. Üzerinde çalışacağınız kas grupları yüzünüz, boynunuz, omuzlarınız, kollarınız, elleriniz, göğsünüz, sırtınız, karın bölgeniz, bacaklarınız ve ayaklarınız olacaktır.
1. Kaslarınızı sıkın.
2. Nasıl hissettiğinize dikkat edin.
3. Şimdi de kaslarınızı serbest bırakın.
4. Şu anda nasıl hissettiğinizi düşünün. Daha hafif mi hissediyorsunuz? Kaslarınızın zonklaması veya ağrıması durumu sona mı erdi?
Derin Nefes Alma
Sırtınız dik olarak oturun veya ayakta durun. Yavaş ve derin derin nefes alın. Havanın vücudunuza dolması ile birlikte karnınız şişecektir. Nefes alışınızı hissetmek için elinizi karnınıza koyun. İçinizi mümkün olduğunca havayla doldurduktan sonra birkaç saniye süreyle nefesinizi tutun. Şimdi bir mum üflüyormuş gibi nefesi dudaklarınızın arasından verin. Nefesin vücudunuzdan dışarı çıkarken hissettiğiniz duygu üzerinde yoğunlaşın. Bu işlemi dört-beş kez tekrarlayın ve sonra da birkaç dakika sakince oturun. Kendinizi daha az gergin mi hissediyorsunuz? Rahatladınız mı?
Fiziksel Egzersizi Yaşamınızın Bir Parçası Haline Getirin
Sevdiğiniz işlerle uğraşmak stresi azaltmanıza yardımcı olacaktır. Nelerden hoşlandığınıza karar verin ve bu şeyleri düzenli olarak yapmaya çalışın. Rekabet istemeyen bir şey seçin. Sizi rahatlatan ve zevk almanızı sağlayan bir şey yapmak istiyorsunuz. Bu işi de başka birinden daha iyi yapmaya çalışmak istemiyorsunuz. Çok fazla abartmak da istemiyorsunuz. Egzersizler bazı insanların baş ağrılarını arttırmaktadır.
Daha önce düzenli egzersiz yapmadıysanız önce yavaş başlayıp giderek seviyesini arttırabilirsiniz. Arabanızı mağazanın kapısından uzağa park edin. Asansöre binmek yerine merdivenleri tercih edin. Evde bahçe ile veya başka ev işleri ile uğraşın. Kısa bir yürüyüş bile stresle baş etmenizde oldukça yardımcı olacaktır.
Daha aktif olmak için neler yapabileceğinizin listesini yapın. Her hafta veya iki haftada bir listenize yeni şeyler ekleyin.
Aktif Olmak İçin Neler Yapacağım?
1. Her gün 15 dakika yürüyeceğim
2. Çiçek sulayacağım
3. ______________________________
4. ______________________________
Kaynak
İngiliz demiryolu mühendisleri işsiz kalınca çareyi Çin’de aramışlar. Ve çaldıkları her kapı hiç kimsenin demiryolunu anlamaması nedeni ile hep yüzlerine kapanmış. Halbuki Çin’in uçsuz bucaksız steplerinde ne güzel demiryolları inşa edilirdi. Mühendisler en son ümit diye İmparatorla görüşmeye çıkmışlar. Çin İmparatoru, trenin demiryolunun ne olduğunu ne işe yaradağını sormuş soruşturmuş, mühendislerde uzun mesafeleri trenle kısa mesafede alınabileceğini söylediklerinde, İmparator;
-nasıl yani, attan, deveden daha mı hızlı bu?
-evet, sayın majesteleri, mesela Pekin ile Shangay arası atla kaç gündür?
-30 günden aşağı gidilmez.
-işte sayın İmparator 30 günlük mesafeyi trenle, 1 günde alacaksınız..bu mükemmel bir olay değil midir?.
-evet güzelde, peki biz geri kalan 29 gün ne yapacağız?!!....
*****
işte böyle, Çin imparatoru, 30 günün 29 günü ne yapacağız diyerek bu teknolojik gelişmeye karşı çıkmıştır. Gerçekten de teknolojiyi insan hayatına sokmayarak reddetmek kabul edilir bir davranış değildir. Malesef asırlardan beri ifrat ile tefrit arasında bir türlü denge tesis edemeyen insanoğlu, teknoloji konusunda da ya tamamen reddetmiş, ya da günümüzde olduğu gibi tamamen teslim olmuştur.
İnsanın kontrolünde bir teknoloji icrasının yerine, yavaş yavaş teknolojinin kontrolünde insan figürü şekillenmeye başladı.
Dolayısı ile hergün yeni bir icat yumurtlayan teknoloji aygıt-gıdakları herbirimizin yeni uzuvları oldular. Artık gözlerimizin yerine dijital kameralar geçti, kulaklarımızın yerine cep telefonlarımız dinliyor (belki bir yerlerden de dinleniyor), dudaklarımız susmuş, birbirimizle konuşmuyoruz da internet’ten chat’leşiyoruz. Teknoloji bastıkça hayatımıza; saya saya bilgileri, kısa kısa miyop gözlerimizi, kıs kıs kısılmakta, “cep to cep” lerle küçüle küçüle ceplere girmekteyiz.
Hayaller mi? Çoktan bizim değiller artık, başkalarının hayalleri. Hayatlarımız bile sanki bizim değil, başkalarının hayatları. Bizimkileri çoktan teslim aldılar, başkalarının umutlarını, sevinçlerini, korkularını yaşatıyorlar bize. Hem de çoğu naklen, hiç zahmet etmeden, kalkmadan evimizdeki kanapelerden, karşımızda tele-vizyon, vizyon bırakmamış hiçbirimizde, uzanırız her akşam tele-vole kültürüne: Akıllara ziyan, evlere şenlik var, seyredersen her gece, sabaha kadar..
Sınırsız iletişim, kitle iletişimi, global bir bakış açısıdır güya önümüze konan. Çoğu kez tekdüzedir, bir yerlerden ısmarlanan. Böyle olunca; en çok da az gelişmiş coğrafyalarda, teknoloji (filo)lojisini de yitiriyor. Mobil telefon ile haberleşme, dijital televizyon ile zoom’lama derken, hiç farkettirmeden, öyle bir alıştırdı ki hepimizi, çarpıp durmakta beynimizi, cebimizi. Maddeci ruhlarımız kışkırtılmış, çoluk çocuk en son versiyonlarının, renk renk modellerinin peşindeyiz artık..
Sermaye bu, her mecrada kendine hep bir yol açmakta, emtea olup akmakta önümüze. Teknoloji ayrı bir çoşku katmakta kapitalizm’e. Kimimiz de tekno olan herşeye inat, durduk yerde merak saldık yogaya, budaya!!.
İnternet sayfaları, televizyon kanalları, cep telefonları, hepsi işbirlikçi olmuşlar, kimliklerimiz ellerinde ruhumuzu okumaktalar, yaşlarımız, cinsiyetlerimiz, ilgi alanlarımız üzerinden sepetlere ayırmışlar bizleri, nerede önümüzde bir ekran varsa, reklamlar yağdırmaktalar.
Yeşil vadilerimizden çıkarak her birimiz teker teker, yüzüğün peşindeki hobbit’ler gibi, doğruyu - yanlışı, iyiyi - kötüyü şaşırdık, iki ruhlu, iki boyutlu kılınmaktayız yavaş yavaş, bu gidişle birer gollum olup çıkacağız yakında.
Teknoloji; yerleşik değerlerimizin yerine her gün yeni bir elektronik devre koyduğunda, insan doğamıza her kızılötesi ışınlarla saldırısında, bakır yalıtkanlarıyla bizi bize her yabancılaştırdığında, fiber kablolarla hepimizi hep aynı hizaya alıp her bağladığında ve pixel ekranlarla hayattan bizi her soyutladığında, hafifçe gülümseriz ve nostalji deriz adına; nerede eski bir tad, eski bir koku, eski bir ses buldukça.
Teknolojiye bağışık ruhlarımız gitgide solmakta ve soluklarımız tıkanıp durmaktadır artık astım krizlerinde; kışın bir dağ havasında ya da ilkbaharda bir pamukçuk yağmurunda. Umursamayız, alerji deriz adına. Belki de doğa hepimize kızmakta. Terkedilmiş, kıskanç, eski bir sevgili gibi kılçık olup boğazımıza saplanmakta..
Bir daha ki yazımıza kadar insan mı kalırız, yoksa robotlaşır mıyız belli olmaz.. kalın sağlıcakla.....
SRTESLE NASIL BAŞA ÇIKARIZ Uz.Dr. Mehmet Yavuz
Yaşamınızda Stresi Azaltma
Yaşamınızdaki stresi azaltmanın yollarından bir tanesi sizde stres yaratan şeylerin bir listesini çıkarmaktır. Listeyi kontrol edebildiğiniz şeyler ve kontrol edemediğiniz şeyler olarak ikiye ayırın.
Stres Yaratan Şeyler
Kontrol Edebildiklerim / Kontrol Edemediklerim
1. Aynı gün için bir veya iki etkinlik veya randevu organize etme
2. Çocuklarıma/
arkadaşlarıma/
patronuma bir şeyi hemen yapma sözü verme
3. --------------------
4. -------------------
Kontrolünüz altındaki stres yaratan şeylerin üstesinden gelmenin yollarını yazın. İşte bazı örnekler:
Randevularınız arasında zaman bırakın. Randevularınızı birbiri ardına gelecek veya o zaman diliminde daha fazla iş yapmanız için zaman kalacak şekilde organize etmeyin.
Yapmanız gereken bir iş için zaman ayarlaması yaparken kendinize ekstra süre bırakın. Bu şekilde iş umduğunuzdan uzun sürerse veya hata yaparsanız telafi edecek zamana sahip olursunuz.
Stresli işlerin organizasyonunu bir araya sıkıştırmayın. Örneğin işte yoğunsanız aynı gün arkadaşlarınızı davet etmeyin.
Yapabileceğinizden daha fazlasını yapma sözü vermeyin. "Hayır" demeyi öğrenin.
İhtiyaç duyduğunuzda arkadaşlarınızdan, ailenizden ve iş arkadaşlarınızdan yardım isteyin.
Stresin Etkilerini Azaltma
Stresli olduğunuz zaman sırt ve boyun bölgenizdeki gergin kaslar baş ağrısına neden olabilir veya eşlik edebilir. Stresin etkilerini azaltmanın iki önemli yolu bulunmaktadır:
1. gevşemeyi öğrenme
2. fiziksel egzersizi yaşantınızın bir parçası haline getirme.
Gevşemeyi öğrenmek, stresi baş ağrısına neden olmadan önce gidermenizi veya başladıktan sonra baş ağrısının yarattığı rahatsızlığı azaltmanızı sağlayabilir. Fiziksel aktivite ise enerji yakmanıza ve stresinizi atmanıza olanak verir.
Stresin sağlığınızı etkilememesini sağlamak üzere rahatlama tekniklerinden yararlanın.
Başvurabileceğiniz pek çok rahatlama tekniği bulunmaktadır: kaslarınızı rahatlatma, derin nefes alma ve meditasyon. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda bu üç yöntemin de stresten kurtulmayı sağladığı kanıtlanmıştır. Günde en az bir kez 15 dakika süreyle bir şekilde rahatlamaya çalışın. Ayrıca biyo-geri bildirim eğitiminden de yararlanabilirsiniz. Vücudunuzdaki tansiyonu ölçen hassas makinalar sayesinde vücudunuzun strese karşı nasıl tepki gösterdiğini öğrenebilirsiniz.
Kaslarınızı Rahatlatma
Pek çok insan strese kasılmak suretiyle tepki verirler. Genellikle böyle yaptıklarının bilincinde değildirler. "Kaslarınızı rahatlatmak", kaslarınızın gergin olması ve rahatlamış olması durumundaki farkı hissetmenize yardımcı olur. İşte kaslarınızı rahatlatmanın kolay bir yöntemi. Uyumakta zorluk çekiyorsanız yatmadan önce de deneyebilirsiniz.
Başınızdan başlayarak ve ayaklarınıza doğru inerek her kas türü için aşağıdaki dört adımı uygulayın. Üzerinde çalışacağınız kas grupları yüzünüz, boynunuz, omuzlarınız, kollarınız, elleriniz, göğsünüz, sırtınız, karın bölgeniz, bacaklarınız ve ayaklarınız olacaktır.
1. Kaslarınızı sıkın.
2. Nasıl hissettiğinize dikkat edin.
3. Şimdi de kaslarınızı serbest bırakın.
4. Şu anda nasıl hissettiğinizi düşünün. Daha hafif mi hissediyorsunuz? Kaslarınızın zonklaması veya ağrıması durumu sona mı erdi?
Derin Nefes Alma
Sırtınız dik olarak oturun veya ayakta durun. Yavaş ve derin derin nefes alın. Havanın vücudunuza dolması ile birlikte karnınız şişecektir. Nefes alışınızı hissetmek için elinizi karnınıza koyun. İçinizi mümkün olduğunca havayla doldurduktan sonra birkaç saniye süreyle nefesinizi tutun. Şimdi bir mum üflüyormuş gibi nefesi dudaklarınızın arasından verin. Nefesin vücudunuzdan dışarı çıkarken hissettiğiniz duygu üzerinde yoğunlaşın. Bu işlemi dört-beş kez tekrarlayın ve sonra da birkaç dakika sakince oturun. Kendinizi daha az gergin mi hissediyorsunuz? Rahatladınız mı?
Fiziksel Egzersizi Yaşamınızın Bir Parçası Haline Getirin
Sevdiğiniz işlerle uğraşmak stresi azaltmanıza yardımcı olacaktır. Nelerden hoşlandığınıza karar verin ve bu şeyleri düzenli olarak yapmaya çalışın. Rekabet istemeyen bir şey seçin. Sizi rahatlatan ve zevk almanızı sağlayan bir şey yapmak istiyorsunuz. Bu işi de başka birinden daha iyi yapmaya çalışmak istemiyorsunuz. Çok fazla abartmak da istemiyorsunuz. Egzersizler bazı insanların baş ağrılarını arttırmaktadır.
Daha önce düzenli egzersiz yapmadıysanız önce yavaş başlayıp giderek seviyesini arttırabilirsiniz. Arabanızı mağazanın kapısından uzağa park edin. Asansöre binmek yerine merdivenleri tercih edin. Evde bahçe ile veya başka ev işleri ile uğraşın. Kısa bir yürüyüş bile stresle baş etmenizde oldukça yardımcı olacaktır.
Daha aktif olmak için neler yapabileceğinizin listesini yapın. Her hafta veya iki haftada bir listenize yeni şeyler ekleyin.
Aktif Olmak İçin Neler Yapacağım?
1. Her gün 15 dakika yürüyeceğim
2. Çiçek sulayacağım
3. ______________________________
4. ______________________________
Kaynak