Rehber Mustafa Kemal: Savaşta Ve Barışta Devrim

Bu konuyu okuyanlar

Serdar Yıldırım

Öğrenci
Katılım
14 Aralık 2010
Mesajlar
98
Reaksiyon puanı
23
Puanları
8
294994191_5545819665456249_8403432697770350882_n.jpg



MUSTAFA KEMAL: SAVAŞTA VE BARIŞTA DEVRİM
Devrim yaparsın savaş meydanlarında
Girdiğin her savaşı kazanırsın
Tarih yazarsın Mustafa Kemal gibi
Mustafa Kemal Atatürk gibi.
* * * *
Tarih kitaplarının yazdığı
Savaş kahramanları
Başka bir ülkenin sınırını geçenlerdir
Onlar oraları fethederler.
* * * *
Mustafa Kemal onlara benzemez
Yurdunu istila eden düşmanlara karşı koyar
Arada dağlar kadar değil,
Çağlar kadar fark vardır
Fikirleriyle, düşünceleriyle orta çağ karanlığını yok etmiştir
Atatürk Çağı başlamıştır.
* * * *
Atatürk Çağı hiç bitmeyecektir
Dünya durdukça var olacaktır
Dünya sonsuza kadar var olacağına göre
Atatürk hep en önde, hep zirvededir.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

--------------------------------------------

BİR MUSTAFA KEMAL YARATMAK
Gerçeğinin tıpatıp benzeri
Beyni akıl dolu, oldukça zeki
Yaşadığı çağın çok ilerisinde
Dünya durdukça ışığıyla
Evreni aydınlatacak
Bir Mustafa Kemal yaratmak.
* * * *
Yurduna saldıran düşmanlara karşı koyan
Biz bu sınırlar içinde özgür ve
Bağımsız yaşamak istiyoruz diyen
Kurtuluş Savaşı'nı başlatan
Onca yokluğun arasında kaybolmayan
Türkiye Cumhuriyeti'ni yoktan var eden
Savaş meydanlarının yenilmez armadası
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük komutanı olan
Bir Mustafa Kemal yaratmak.
* * * *
Bir kurtarıcı olarak Çanakkale'ye gelmek
İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden ziyade
Bir buçuk yıl acımasız doğa koşullarıyla ve
Karla, kışla mücadele etmek
Tabancasından çıkan tek bir kurşunun izini sürmek
Düşman gemilerini Çanakkale'nin
Karanlık sularına gömmeden
Yağmur ve kar bulutlarını
Paramparça eden
Bir Mustafa Kemal yaratmak.
* * * *
Kağıt önümde, kalem elimde
Yeni bir şey yok dünümde, bugünümde
Aydınlık yarınlar vardır geleceğimde
Adım Serdar Yıldırım der, coşar, çağlarım.

SON

--------------------------------------------------------------

ATATÜRK İLE İLGİLİ BİR ŞİİR YAZMAK
Kağıt önümde, kalem elimdedir
Bir büyük enerji benim beynimdedir
Kalem kağıdın üstünde kanatlanıp uçtukça
Coşarım, ışık olurum
Anadolu'yu aydınlatırım.
* * * *
Atatürk şiiri yazmaya başladığımda
Burası evim olabilir, bir otobüs durağı veya
Bir marketin bahçesi olabilir.
Konuya odaklanırım
Dakikalar sonra
İlk cümleler kağıda düştüğünde
Sadece yazmak, daha çok yazmak isterim.
* * * *
Şu son altı yılda yazdığım
Atatürk ile ilgili seksen iki şiirim
Okurlar tarafından beğenildi, takdir edildi
Onlar haykırdılar, Atatürk, dediler
Atatürk bizim tek önderimizdir, dediler.
* * * *
Atatürk gibi bilgili, atak ve cesur olmak
Komutasındaki az bir kuvvetle
Yurdunu savunmaya çalışmak
Değişik zamanlarda yaptığı pek çok savaşta
Her zaman galip gelmek, hiç yenilmemek
Anadolu bozkırında
Üstün düşman kuvvetlerini
Yok etmek.
* * * *
Azim ve kararlılık
Sağlam bir irade
Üstün görüş yeteneği
Olayı anında okumak
Yanlış giden bir şeyler olduğunda
Önlemini almak
Tek bir güce, kendine inanmak
Geçilemez denen düşman mevzilerini
Paramparça etmek.
* * * *
Zafer kazanmış bir kumandan edasıyla değil,
Vatan kurtarmış bir komutan gibi
Türkiye Cumhuriyeti'ni
Dünya tarihine armağan etmek.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

------------------------------------------------

DÜNYADAN BİR MUSTAFA KEMAL GEÇTİ
Toprakları işgal edilmiş bir vatan
Bağrına hançer dayamış olan düşmana çatan
Özgürlük yolunda inanılmaz adımlar atan
Düşmanın yüz tanesini bir kurşuna satan.
* * * *
Başka milletlere boyun eğmeyi reddeden
Bunun için, sessiz kalmayan, isyan eden
Sekiz yıl boyunca cepheden cepheye giden
Anadolu'nun boşluğunda düşmanı mahveden.
* * * *
Ey Kurtuluş Savaşı'nın yenilmez armadası
Ey dünyanın gelmiş geçmiş en büyük komutanı
Ey Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı
Tarih senden yana, bunu fazlasıyla hak ediyorsun.
* * * *
Dünyadan bir Mustafa Kemal geldi, geçti
Bu dünyada yaşamayı herkesten çok hak ediyordu
Mümkün olsa yaşamımdan on yılımı uğruna feda ederdim
İnanın Anadolu şu anda bambaşka bir kimliğe bürünürdü.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım
Mesaj otomatik birleştirildi:

276289350_5217552188283000_2937971433344531442_n.jpg





YA ATATÜRK OLMASAYDI?
Anadolu'da kilise çanları çalardı
Etnik azınlık Türkler, bundan rahatsız olurdu
Camiler kiliseye çevrilirdi
Ezan sesi duyulmazdı.
- * * *
Papazlar, hayata yön verirdi
Krallara taç giydirirdi
Beşe bölünen Anadolu'da
Beş krallık hüküm sürerdi.
- * * *
İngiliz, Fransız, İtalyan
Anzak ve Yunan Krallığı
Anzaklar kimdir derseniz
İngilizler tarafından
Çanakkale'ye getirilen
Avustralya yerlileri.
- * * *
Ey şimdiki zamanda yaşayan insan,
Sen hayatta olmazdın
Baban, annen var olmazdı
Onlar bu dünyaya gelmezdi
Seni dünyaya getirmek için,
Geleceği ezmezdi.
* * * *
Atatürk ilkeleri ve devrimleri
Işığında yolunu aydınlat
Sana başka önder gerekmez
Tek önderin Atatürk olmalı.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

--------------------------------------

DEVRİM ATEŞİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
Dünya Halkları' nın kardeşliği için,
Çalışan devrimciler,
İnsanlığın geleceğine ışık tutan,
Kültür yolunu aydınlatan,
Baskıdan, zorbalıktan uzak,
İnsan yaşantısına karışılmaz,
Bilinci üstüne kurulan,
Atatürkçü fikir ve düşünce sistemi.
* * * *
Bir arkadaşımla akşamdan başlayan,
Sabaha kadar süren konuşmalarda,
İlk zamanlar beni sessizce dinleyen,
Ayakkabı tamircisi arkadaşımın,
Gecenin bir vakti aniden beliriveren
Çakmak çakmak bakışları:
Yediğime, içtiğime kimse karışamaz.
Bu konuda teklif bile sunulamaz,
Dediğini unutamadım.
* * * *
Kırtasiye dükkanımın yanına
Tamirci dükkanı açtığında,
Hayatın akışına kapılıp,
Savrulup gitme durumu vardı.
Zamanla gerçekleri öğrendi, bilinçlendi.
Araştırdı, anlattıklarımın doğruluğuna inandı.
Atatürk, en büyük devrimcidir, dedi.
Devrimciliğin önde gelen savunucusu oldu.
Sonraki konuşmalarda bir ben söyledim, bir o anlattı.
Anlattıklarıyla kültür yolunu aydınlattı.
* * * *
Aradan 5 yıl geçti.
Arkadaş, o dükkandan taşındı.
Ben anılardan rahatsız oldum.
Ayları gün diye hesap ettim.
Ben de dükkanımdan taşındım.
* * * *
Sonradan görüşmemiz devam etti.
Genelde ben arkadaşı yeni dükkanında rahatsız ettim.
Akşamdan sabaha konuşmamız devam etti.
Engelleri yıktık, kötüleri cezalandırdık.
* * * *
1994-95-96 yıllarında İstanbul'a gittim.
Yayınevleri beni pas geçti.
İngiliz, fransız olsan,
Hikayelerini kitap olarak basardık.
Türk'sün, yazdıklarını çöpe at dediler.
* * * *
3-Eylül-1997 yılında Ayla ile evlendim.
38 yaşındaydım, internet böylesine yaygın değildi.
1999 yılında oğlum Serkan dünyaya geldi.
Birkaç ay sonra tamirci evime geldi.
Araba almış, yanında 4 işçi çalıştırıyormuş.
Bankada param var, iki katlı villa aldım, dedi.
Nasıl böyle zengin oldun, dedim.
Hep senin anlattıkların,
Soruları cevapladım, olayı çözdüm, dedi.
* * * *
Ben soruların cevabını bulamadım.
Babam öğretmendi, zor geçiniyordu.
Ben şimdi zar-zor geçiniyorum.
Ben devrimciyim ve Atatürkçü kalmak istiyorum.
* * * *
Neden bunları yazıyorum?
Önemli olan, insanlığın geleceği.
Hiçbir canlı isteyerek dünyaya gelmez.
Milliyetini, dinini seçme şansı yoktur.
Bütün dinler, taraftarına cennet vaat eder.
Her din kendi dininin en üstün olduğunu öne sürer.
* * * *
Şu son 3 yıldır sadece Atatürk Şiirleri yazıyorum.
Kıyısından, köşesinden olaya girmek zorundayım.
Bazı konularda yapılan hataları onarmak zorundayım.
İnsanlığın geleceği üstüne yapılan kurgunun ayarını yapmak zorundayım.
Bu fikirleri yüzlerce, binlerce insana ulaştırmak zorundayım.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım 4-8-2020

----------------------------------------------

MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE'DE
Mustafa Kemal, Çanakkale'ye geldiği zaman
Bombalar sağda, solda patlıyordu
İngiliz gemileri
Dakikada 60 bomba atan toplarıyla
Siperlere nefes aldırmıyordu.
* * * *
O anda bir aslan kükremesi duyuldu
Bu ülke sahipsiz değil diyordu
Bizden sonrası karanlık diyordu
Hücum diyordu, korkmayalım diyordu.
* * * *
Anzaklar, sabaha karşı
Çanakkale'ye çıkartma yapıyordu
Sabahın 4 buçuğunda
Onları orada bekleyenler vardı
Sağ elinde şimşek, sol elinde yıldırım
Sağ elinde kılıç, sol elinde tabanca
Sağ elinde Anadolu, sol elinde Trakya
Mustafa Kemal ve Türk Askeri
Aç, tasır, savaştılar, yenilmediler
Yendiler, zafer kazandılar.
* * * *
Karanlık varsa aydınlığa koşacaksın
Aydınlıktaysan karanlıktan korkmayacaksın
Kötüden, zalimden kaçmayacaksın
Özgürlüğün için, savaşacaksın
Sessiz durursan, yerinde oturursan
Zalimin zulmüne dur demezsen
Beynindeki prangaları söküp atmazsan
Gelecek yıllar sana acımaz.
* * * *
Haydi, benim de, ben liderim de
Lider olmak için, çaba sarf et
En önde sen ol, en önde sen koş
Türk Halkı'nın peşinden geldiğini göreceksin.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

-------------------------------------------------------------

ATATÜRK VE DÜNYA TARİHİ
Dünya tarihini
Yeniden yazmak isterdim
Kalem elimde, kağıt önümde
Hiç bir tehdide bağlı kalmadan
Özgün düşünme yeteneğimi kullanarak
Dünyadaki yaşamı kurgulamak isterdim.
* * * *
Vatan savunması hariç
Komşu ülkelere saldıran
Kralları, şahları, padişahları
Devre dışı bırakarak
Dünya tarihini
Atatürk ile aydınlatmak isterdim.
* * * *
Atatürk vatanını savundu
Düşmanlara karşı koydu
Yurduna saldıran düşmanlara
Biz bu sınırlar içinde
Özgür ve bağımsız yaşamaktan başka
Bir şey istemiyoruz, dedi.
* * * *
Düşmanlar, bunu kabul etmedi
Baskısını artırdı
Dört bir yandan Anadolu'ya saldırdı
Atatürk, Türk Halkı'yla tek vücut oldu
Savaştı ve galip geldi
Anadolu'yu düşmanlardan temizledi
Yepyeni bir devlet kurdu.
Adı: Türkiye Cumhuriyeti.
* * * *
Türkiye Cumhuriyeti
Sınırları içinde yaşayan herkes
Atatürk'ü sever ve devrimlerine sahip çıkar
Sadece gerçeklere inanır
Atatürk gerçeğini kabul eder
Beyninde bir ışık yakar
O ışığın önderliğinde
Kültür yolunu aydınlatır
Yeni nesil insanlara yaşam sunar.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

-----------------------------------------------

ATATÜRK'ÜN GÖLGESİ YETER
İngiliz gemileri Çanakkale'de
Dakikada 60 mermi atan pek çok toplarıyla
Türk tabyalarını yoğun bombardıman ateşine tuttu
Türk topçular hazırdı
Ateş emrini bekliyordu
Alman komutanlar,
Türk topçusuna bekleyin, diyordu
İngilizler, bombaları bitince gider, diyordu.
Çanakkale'de Türk askeri giderek azalıyordu
Tabyalar gerilere, daha gerilere çekildi.
* * * *
Sonra Çanakkale'ye Mustafa Kemal geldi
Türk topçusuna ateş emrini verdi
İngiliz gemileri, Marmara'ya giremedi
Boğazın karanlık sularına gömüldü.
* * * *
Sonra kara savaşları başladı
Mustafa Kemal önderliğinde
Türk Ordusu, Çanakkale geçilmez, dedi
Çanakkale geçilemedi.
* * * *
Aradan 105 yıl geçti
Olanlar unutulmadı
Teknoloji ilerledi
İngiliz gemileri
Dakikada 120 mermi atar hale geldi
Atatürk'ün gölgesi yeter
Marmara'ya giremezler.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım

-------------------------------------------------

ATATÜRK BARIŞ TARAFTARIYDI
Atatürk barış taraftarıydı
Savaş olsun istemezdi
Bir ülkenin başka bir ülkenin
Sınırını geçmesine tahammül edemezdi.
* * * *
İnsanların birbirine düşman edilip
Savaştırılmalarına karşıydı
Her millet kendi sınırları içinde
Özgür ve bağımsız yaşamalıdır, derdi.
* * * *
Aradan 100 yıl geçti
Dünya milletleri Atatürk'ü örnek almadı
Zengin milletler daha zengin olmak için
Fakir milletleri böldüler, parçaladılar
Onlara silah sattılar, daha da zenginleştiler.
* * * *
Fakir milletler, beyinlerini saran
Prangadan kurtulamadı
Özgür olmak istemedi
Kişisel düşünce özgürlüğü sağlanamadı
Karanlığa boyun eğildi
Işık önemsenmedi.
* * * *
Biz Atatürkçüyüz diyelim
Atatürk'ü örnek alalım
Atatürk'ü sevmeyenleri
Atatürkçü olmaya davet edelim.

SON

Yazan: Serdar Yıldırım
 
Son düzenleme:

Serdar Yıldırım

Öğrenci
Katılım
14 Aralık 2010
Mesajlar
98
Reaksiyon puanı
23
Puanları
8
AVCI GEORGE ( HUNTER GEORGE )
Yıl 1915. İngilizler, Çanakkale'ye ingiliz donanmasını getirdi. Yetmedi. Fransız donanmasından yardım istedi. Fransız gemileri, Çanakkale'ye geldi. İngiliz gemileriyle birlik olup Türk tabyalarını dakikada insan büyüklüğünde 60 mermi atan toplarıyla dövmeye başladı. Türk siperleri giderek boşaldı. Savaşan askerler azaldı. Siperler, gerilere çekildi. Sonradan Mustafa Kemal geldi. Özgürlük ve bağımsızlık savaşçısı Mustafa Kemal. Türk topçularına ateş emrini verdi. Ateş, ateş, ateş dedi. Öncesinde alman komutanlar vardı ve Türk topçularına ateş etmeyin, bekleyin diyordu.
İngilizler baktı, Çanakkale geçilmez. Bunun için bir engel var: Mustafa Kemal. Londra'da başbakan Winston Churchill bakanlarıyla bir toplantı yaptı ve sonuç: Avcı George, Çanakkale'ye yönlendirilecekti. O, uçan kuşu vururdu değil ki, Mustafa Kemal'i vurmasın. Avcı George, Hindistan'dan yeni gelmişti. Bana bir hedef gösterin ikinci kurşuna gerek kalmaz, diyordu. Avcı George gece yarısından sonra Çanakkale'ye geldi. Yanılma payının sıfır olduğu ve hedefin kesinlikle imha edileceği sözünü verdikten sonra karanlığa doğru adım attı. Ben bir dünya yaratırım ve yarattığım o dünyanın ilk hayranı ben olurum, diyordu. Dağlar, tepeler aştı, soğuk sulardan içti. Çimen ve ot yedi. Aradan günler, haftalar geçti. Artık ingilizler bile onun nerede olduğunu bilmiyordu.

Günlerden bir gün ingiliz ve fransız savaş gemileri Türk siperlerini yoğun bombardıman ateşine tabi tutmuştu. Mustafa Kemal bombalardan korkmuyor, sağa sola emirler yağdırıyordu. Mustafa Kemal olmasaydı Çanakkale destanı yazılamazdı.

Bir gün avcı George'den telsiz mesajı geldi: Bombardımanı kesin. Tepeye çıkmış ve olanca ağırlığıyla Türk siperlerini göz hapsine almıştı. Mustafa Kemal namlunun ucundaydı ve tetiği bir kez çekmesi sonun başlangıcıydı. Avcı George tetiğe bastı, bir kez daha bastı. Mustafa Kemal çok hareketliydi, atışlar boşa gitmişti. Yazıklar olsun diyerek tüfeğini yere attı. Hedef büyüktü ve vuramadığı için, kendine lanet etti. Bombalar, evet, bombalar. Belindeki kemere bağlı duran iki bomba. Doğumu İstanbul'du. 15 yaşında ailesiyle birlikte Londra'ya göç etmişti. Bir Türk kadar Türkçe'yi iyi konuşuyordu. Londra'da üniversitede okurken tüfek atışlarına merak sarmış ve kısa zamanda ingiltere şampiyonu olmuştu. Bel kayışında takılı iki bombayı ellerine aldı. Tepeden ağır adımlarla aşağı, Türk siperlerine doğru yürümeye başladı. Türk siperlerindeki asker ve subaylar, iki elinde birer bomba olan ve Türkçe konuşan askere bir anlam verememişti.
Avcı George sonunda Mustafa Kemal'in karşısına çıktı. Sol elindeki bombayı cebine koydu. Sağ elindeki bombanın pimini çekti ve attı ama bomba patlamadı. Birkaç asker, tüfeğini George'ye doğrulttu. Ellerini kaldır, diye bağırdı. Tüfekler üstüne çevrilince Avcı George şaşırdı. Daha önce böyle bir durumla karşılaşmamıştı. Bir yerlerde bir şeyler bunu kolluyor, diye düşündü. İkinci bombayı atsam nafile, o bomba da patlamayacak, diye düşündü. Geriye doğru on adım attı ve ikinci bombanın pimini çekti. Bomba korkunç bir gürültüyle patladı. Artık ortada ne avcı vardı ne George vardı.

SON
 
Üst