Soru İslam huzurlu olmaya yeterli mi.?

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar Konu (Kayıtlı: 0, Misafir: 1)

iMaKaNDi

Asistan
Hakiki anlamda yaşadığın zaman sağlar. Bu yaşantı dini her yönüyle bilmektir. İbadetten tut, sağlıklı yaşama, insan ilişkilerine kadar birçok konuda. Ne yazık ki günümüz müslümanları namaz oruç zekattan ibaret sanıyor dini yaşamayı. Değil. Kuranı arapça okuyup neyden bahsettiğini anlamını manasını bilinmeyen milyonlarca müslüman var.
 

_Zaur_

Profesör
Benim yalnızlığım benim huzurumdur.
Kafa dinleniyor resmen yaptığım işe odaklanınca. Hiç kimseyle konuşmadan anca iç hüzurda düşünceler mecrası.
Tüm evrenin en güzel olabilecek yerlerini göz önümde bulundurunca o güzel yerin ortasında kendimi düşününce iç hüzura kavuşurum.

Misal Mars'ta veya Buz kaplı gezegenin üzerinde durduğumu görüyorum. Sessizlik ve o güzel manzaralar toplusu.
 

sappien

Asistan
Müslüman olup huzurlu olmak pek gerçekçi değil. Eğer orta doğu ve asyadaki baskı ve zulüm altındaki müslüman insanları bir tarafa koyup kişi kendisini huzurlu hissedebilecekse onun adıda müslümanlık olmaz, kişinin kendisini kandırması olur. Müslüman değilim ve inanmıyorum ama bu eleştiriye de getirebilmek benim açımdan önemli açıkçası.
 

Mehmedxr

Asistan
Yasaklı
İslama inanıp itaat ediyorsan o müslümanlarada (elinden geldiğince yardım ediyorsan etmen gerekerik zaten) mutluluğu ve rahata kavuşursun onlara elinden geldiğikadaryardım edersen onların yük7 üzerinden kalkar zaten
 

LalaPapa

Üyecik
Başına gelen ve önleyemediğin şeylerde kafan rahat oluyor en büyük faydası bu oldu bana. Hani diyorsunki evet şuan gücüm yetmiyor ama en azından öbür tarafta bunun hesabı sorulacak kafası oluyor. Derdin başından gitmiyor belki ama psikolojik olarak rahatlıyosun.
 
İnsanı Allah(cc) yarattı. Madem bizi yaratan o, elbette bizi mutlu, mesut ve müreffeh kılacak reçeteyi de en iyi onun bilmesi ve göndermesi de tabii değil mi? İşte bu reçetenin adıdır İslam.

Bir bilgisayar, bir buzdolabı, bir cep telefonu vb. düşünün. Onu yapan firma kimse onun kullanma kılavuzunu da içine koyan yine o firmadır. En verimli ve rantabl biçimde nasıl kullanılacağının yolunu gösterirler size. Mesela bir çamaşır makinesi üreten firma hangi çeşit çamaşırın kaç derece ısıda yıkanmasını, deterjanın, yumuşatıcının ne ölçüde konulmasını anlatır bu kullanma kılavuzunda...

İşte bizi yaratan yüce Allah da benzer şekilde bir kullanma kılavuzu olarak Kitabını ve o kitabı en iyi hayata nasıl geçirilir diye örnek bir rehber ve mürşit olarak peygamberini göndermiştir.

Her kim bu kılavuza hakkıyla riayet eder ve ona uygun hayatı tercih ederse hem bu dünyasını hem ahiretini cennet kılmış olur. Her iki dünyada da huzurun, mutluluğun ve saadetin zirvesine ulaşmış olur.
***
İnsanların en büyük yanılgılarından biri İslam deyince yat kalk sadece namaz, oruç vb. ibadet zannetmesidir. Halbuki İslamın evvela OKU(Alak, 1) emriyle geldiğini gözden kaçırıyoruz. Daha sonra TEMİZLEN(Müddesir, 4) emri gelir ve bundan sonra da ÇALIŞMANIN (Necm, 39) kutsiyetini anlatan ayet sıralanır.

Bu, şu anlama geliyor: Dinin amacı öncelikle dünyevi hayatımızı tanzim etmektir. İbadetlerimiz ahiret hayatımıza müteveccih gibi dursa da aslında onların da özellikle dünya hayatımızı güzelleştirdiğini, kalbi huzura erdirdiğini, insanı iyileklere, güzellik ve dürüstlüğü sevkederek toplum ve cemiyet hayatımıza inanılmaz güzellikte bir doping etkisi yaptığını farkedersiniz.

Bunu şöyle de anlamaya çalışabilirsiniz: Mesela Allah bize namazı niye kıldırıyor? İhtiyacı mı var bizim namazımıza? Cevabınız hayır olduğuna göre, akla şu soru gelmiyor mu? "İyi de madem Allah namaz için bu kadar önem vermiş, mutlak kılınmasını emir buyurmuş, bundaki amacı nedir?"

İşte bütün sır da zaten burada yatıyor. Namazın amacı ne? Düşünün ki namazını tam olarak kılan biri günde (5 vakit) tam 40 rekat namaz kılmış olur. Bu 40 rekat demek 80 tane secde eder. Yani biz günde tam seksen kez Allahın kapısını çalmış oluyoruz. Ve biz o kapıda ondan ayaktayken talep ettiklerimizi istiyoruz.

Neydi ayaktayken talep ettiklerimiz? Okuduğumuz Fatiha suresindeki maddeler. Ben bunların size sadece vermek istediği özünü yazacağım. 1. Senden başkasının önünde eğilmeyeceğimizi taahhüt ederiz. 2. Kulluğumuz yalnız sanadır ve yardımı da daima senden talep ederiz. 3. Doğru, dürüst ve namuslu olup, cetvel gibi düzgün bir hayat yaşayacağımıza sana söz veriyoruz. 4. İnkarcı, zalim, adaletsiz, merhametsiz ve nankör olmayacağız.

Şimdi siz Allahtan bunları günde tam 80 kez talep ettiniz, istediniz ve hatta söz verdiniz...

Peki o müslümanın nasıl olmasını beklersiniz? Günde seksen kez doğruluktan ayrılmayacağına dair Allahına söz veren biri eğer gerçekten doğru olmuyorsa bilin ki o bir müslüman değil, gerçek bir sahtekardır. Önce Allahı sonra da insanları kandırdığını zanneden bir sahtekar.

Sizler verdiği sözleri tutmayan bu sahtekarları görünce "Bu mu müslümanlık?" diyor ve İslâmdan uzaklaşıyorsunuz. Halbu ki İslamın bir suçu yok. Onu kendi çıkarı için kullanmaya çalışan sahtekarların suçu var. Allah cümlemizi affetsin.

Ezcümle, eğer siz İslamı gerçekten anlayarak ideal bir müslüman olursanız o sizi alır mutluluğun, huzur ve saadetin zirvelerine taşır. Ondan uzaklaştıkça da aslında güzellik adına ne varsa, mutluluk ve saadet adına ne varsa ondan uzaklaşmış olursunuz.
 
Son düzenleme:

Son mesajlar

Üst