İçimdeki Tanrı

Bu konuyu okuyanlar

22Therefore22

Asistan
Katılım
14 Ocak 2020
Mesajlar
350
Çözümler
1
Reaksiyon puanı
332
Puanları
63
Yaş
23
Kılıçların Yağmuru (Bu Evrende Geçen Bir Hikaye)

(Evren) Kozmos:

sadsaf.jpg




Tanrı'nın Rüyası:

Bir beden öldüğünde,
Ona ne olacak?
Kemikleri kuruyup yok olacak,
Ama ruhu, aynı zamanda solacak.
Bu dünyada, bu topraklarda,
Tekrardan küllerinden mi doğacak?
Ya da yeni hayatta,
Bedensel sınırlara hapis olmadan,
Zamanın zincirlerine bağlı kalmadan,
Ebedi yolda mı uçacak?
Daha sonra arınacak, her şeyi bilecek, her şeyi görecek,
Şimdiye kadar sorulan her sorunun cevabını alacak.
Ve yaratıcısına "Nereden geldik, nereye gidiyoruz?" diye soracak.
Ardından kayıp geçmiş günlerin gizemleriyle buluşacak.
İşte o zaman ruh nihayet aradığı ebedi huzuru kavuşacak.

İlk Kaosun Yükselişi ve Düşüşü:

Fanilerin dünyası Nephilim'de çeşitli tanrılar vardır ve her birinin görevi farklıdır. Günümüze kadar bilinen on altı tane tanrı vardı. Ancak şimdilerde geriye sadece on tanesi kalmıştır. Fakat bilinenlerin dışında özel bir tanesi vardı ki o insanlık tarihi boyunca asla görülmemişti ve adının bile artık nadiren söz edilmesine rağmen hala tamamıyla unutulmamıştı.

Adının Yaratıcı Absalom olduğu Antik Çağ da Yeni Tanrılar tarafından iddia edildi. Tüm âlemlerin yaratıcısı olarak bilinen tek ve ilk bir tanrıydı. Her şeyin gücünün kaynağı ondan geliyordu. Neredeyse yaratılıştaki her varlık onu kabul etmişti. Tüm uzayı, yıldızları, galaksileri ve gezegenleri o yaratmıştı. Yaratıcı Absalom evrenin başlangıcı ve sonuydu. Yarattıkları arasında en önemlileri; Hiçlik diyarı Oblivion, ruhlar diyarı Veil ve fani dünya Nephilim'di.

Bilinmeyen Kayıp Doğuş Çağının sonlarına doğru Eski Olanları kendi suretinden yarattı. Nephilim dünyasının işleriyle yedi tanrı görevlendirmişti. Eski Olanlar ilk iş olarak yıldızların ışığından insanları yarattı ve tanrıların evi olan Nexus ile tanrıların hapishanesi olan Nemesis'i oluşturdular.

Ne yazık ki bunlar dışında Yaratıcı Absalom hakkında çok fazla kişisel ayrıntı yoktur. Tüm kozmosu yaratacak kadar kudretli olduğu ve kendi gücüyle doğduğu bilinmesi dışında, gerçek doğası ve niyeti bilinmemektedir. Yaratıcı Absalom'un evrenden ayrıldığı ve artık biz çocuklarıyla konuşmayacağı birçoğumuz tarafından inanılmaktadır.

Absalom'un gerçekten neden yarattığı evrenden vazgeçtiği belirsizliğini binlerce yıl geçmesine rağmen koruyor. Absalom'un varoluş için kurduğu dengenin dayanağı, iki ana karşıt prensipten oluşmaktadır. Örneğin; ışık, karanlık, hayat, ölüm, düzen ya da kaos gibi.

Uzun zaman önceydi, Nephilim dünyası yeni yaratılmıştı ve o zamanlar hiçbir insanın egemenliği altında değildi. Eski günlerde bu olgunlaşmamış ama verimli topraklar harikaydı ve kuvvetliydi. Kozmos tarafından göz ardı edilen genç ölümlü ırklardan biri olan insanların büyüme potansiyelleri yaratıcıları olan Eski Tanrılar tarafından pek önemsenmemişti.

Zamanla insanlığın sonradan Nephilim olarak bilinecek bu topraklara ayak basmasına izin verdiler. İlk insan kabileleri gemilerle Nephilim'e yelken açtılar. Yeni kıtaya yerleştiler. Ardından kısa bir süre içinde tüm zenginlik ve doğal yaşam kayboldu ve her şey insan halkları elinde berbat oldu. İnsanlığın birbirleriyle ve çevreleriyle bitmeyen savaşlarıyla Nephilim'in büyülü diyarının atmosferi bozuldu.

Ve bunun sonucunda Eski Tanrılar doğrudan dünyaya tezahür etmeseydi, dünya ilk günlerin kötü niyetli günahkar insanlığının egemenliği altında yok olurdu. Eski Tanrılar insanlık arasından on bir tane büyücü seçtiler ve onları ölümsüz yaptılar. Eski Tanrılar seçtikleri Yeni Tanrılara güçlerinin büyük bir kısmını dünyayı yönetmek, anlaşmazlıkları çözmek ve tüm toprakları birleştirmeleri için verdiler.

Sonunda Eski Tanrılar dünyadan çekildiler ve Yeni Tanrıların bir zamanlar insan olan kökenleri unutuldu. İnancın Kutsal Lordları adlı bir dinin kurulmasına yol açtılar ve Yeni Tanrılar olarak kabul edildiler. Yeni Tanrılar uyum içinde dünyaya yeniden şekil verdiler.

Yeni Tanrıların en genci ve erkekleri arasında en yakışıklısı olan Nehrim ilk yüzyıllarda tanrıların mekanı olan Nexus'tan ayrılarak tek başına dünyanın yeryüzünü dolaşmaya çıktı ve gittiği her yeri kendi zevkine göre diğer tanrıların ortak izni olmadan yeniden değiştirdi.

Ona Eski Tanrılar tarafından bahşedilmiş sonsuz güçleri bir süre sonra farkında olmadan acımasızca ve düşüncesizce kullanmaya başlamıştı. Kendine hizmet etmeleri için kanından insanlar yarattı. Onlara normal insanlara kıyasla daha uzun ömür ve büyülü güçler kazandırdı.

Şeytani Lord Nehrim ve onun hizmetkârları bir bela gibi insanlığın üstüne çökmüştü. İnsanlara binalar ve şehirler inşa ettirdi. Köleliştirilmiş insanlar büyük acılara katlanmak zorunda kaldılar. Yıllar geçtikçe Nehrim'in deliliği, nefreti yalnızca insanlara değil, aynı zamanda kendi yarattığı halkına ve diğer tanrılara yayılacak kadar büyüdü.

Yeni Tanrılar Nehrim ile halkını ölüme mahkûm etti ve gökyüzünden alev alan devasa gök taşları yolladılar krallığının üzerine. Bu çarpışmalar o kadar şiddetliydi ki dünyadaki kıtaları büyük parçalara böldü ve böylece, günümüzdeki yaşadığımız dünyanın şekli yaratılmış oldu.

Gençlik ve güzellik tanrısı Nehrim'in ise fiziksel şekli yok edildi ve ruhu güçlerinden mahrum haliyle Nemesis'e sürgün edildi. Savaştan bıkmış olan hayatta kalmış insanlar ve Nehrim'in kanından doğanlar kıtalara yayılarak dağıldılar.

Nehrim'den doğanlar ile insanlar arasında barınan büyük bir kin vardı ancak Nehrim'in kana susamış öfkesinden iki ırkta kendi payına düşeni fazlasıyla almıştı ve yorgunlukları daha ağır basmıştı. Böylece insanlık ile nehrimler sakin bir armoni içinde yaşamlarını sürdürmeye başladılar.

Zamanla nehrimler olarak anılmaya başlanan uzun ömürlü olan bu halkın kulaklarının uçları evrimleşerek sivrildi ve uzun süren ömürleri biraz daha kısaldı. Nehrim'in onlara verdiği sihir armağanları bile sönmüştü. Eski kudretlerinin sadece gölgesi kalmıştı üzerlerinde.

Dünyaya çarpan gök taşlarının enkazlarından hayat bularak ortaya çıkmış ufak tefek boylarda ve tıknaz olan yeni insanlar kendilerine skyborn olarak adlandırmıştı. Kıtalarda onlarca yeni medeniyet doğdu ve yüzlerce şehir inşa edildi.

On yıllar boyunca İnsanlar, nehrimler ve skybornlar barış içinde yaşadılar. Fakat krallıklarında tahtta olan iktidar ve egemenlik açlığı bir şiddet ve savaş arzusu dönemiyle dünyada er ya da geç tekrardan yükseldi.

Neredeyse iki bin yıl boyunca bu kaos çağı sürdü ve bir kez daha, insanlık dünyayı yıkımın eşiğine sürükledi. Üç ırk birbirlerine, onlara armağan edilmiş dünyalarına ve tanrılarına saygı gösteremediler ve böylece uyumlu barış içinde yaşayamadılar.

Bir gün gökyüzünden Yeni Tanrılar ışık saçarak ortaya çıktı. İnsanlık onlara sihir ve oklarla karşılık verdiler. Gözleri kan ve ahlaksızlığa olan susuzlukları yüzünden kör olmuştu. Ancak bu çabaları nafileydi. Tanrılara hiçbirinin sihir ve oku değmiyordu bile.

Böylece insanlık korkuyla dizlerinin üstüne çöktüler ve secde ettiler. Yeni Tanrılarla karşı karşıya olduklarını fark ettiler. On tanrının hepsi aynı anda yeri göğü inleterek konuşmaya başladı, sesleri saf ve netti.

"İnsanların zayıf bir ruhu ve şımarık bir kalbi vardır. Kalplerinizdeki çiçek sadece ilahi rehberlikle açılabilir. Başınızı bize doğru eğerek çekinmeyin! Bizler insanlığın aptallığının yükünü omuzlamak ve insanlığı korumak için Eski Tanrılar tarafından görevlendirildik."

Fani halklar tanrıların sözlerindeki bilgeliği anlayamadı ve onları ele geçiren son tanrının onlara verdiği zarardan dolayı güvenemediler. Yeni olanlar insanlara doğru yaklaştı ve onları ışıklarıyla donattı:

"Kuşkularınız yersiz değildir, evet. Nehrim kötüydü! Fakat bu cehaletinden geldi. Yeni olan bizlerin ve babalarımız eski olanların dünyadaki bu durumun farkında olmasına rağmen bir süre sessiz kalarak bir şey yapmamış olmamızın sebebi Nehrim'in ilk test edilen seçilmiş olan olmasıydı.

O tanrısallığının bilinci altında ezildi ve kökenindeki insanlık kırıntılarının zaaflarına teslim oldu. Bu onun kalbini tahrip etti. Bizlerse ona uymadık, bizler farklıyız. Biz barışın ve huzurun habercileriyiz. Bizi takip edin ve dünya bir zamanlar olduğu gibi tekrardan bir çiçek gibi açsın. Saltanatımız sonsuza dek sürecek, çünkü bizler artık sizin gibi etten ve kemikten değiliz. Bizler, Yeni Tanrılarız. "

İnsanlar, nehrimler ve skybornlar önlerinde duran on kişinin tanrılığını kabul etti. Huşu ve anlayışla dolu, dizlerinin üzerine tekrar düşerek af için ağlayarak yalvardılar. Böylece Yeni Tanrıların çağı başladı.

Eski Tanrıların sınavından başarıyla geçmiş olan Yeni Tanrılar gerçek tanrılar olarak son kez doğrulandı. Dünyada Nehrim'in deliliğinin bıraktığı izler artık tamamen iyileştirilmişti. Yüce Onlar tarafından dünyaya o zaman Nephilim adı verilmiştii. Sonsuzların çağı ve Yeni Tanrıların yükselişi başladı.

Absalom'un Nephilim'i yaratmadan uzun zaman önce Cenneti yarattığıyla ilgili bir teori daha vardı. Kozmosun yaratılışıyla ilgili kanıtlanmış ya da pek kabul görülmüş bir teori değildir. Fakat teoriye göre ilk çocuklarını, kendi görüntüsüyle oluşturmuştu. Fakat zamanla çocuklarından uzaklaştı. Çünkü onu taklit etmeye çalıştıklarını görmüştü.

Onun için bir şey yapmıyorlardı. Sadece tanrı gibi davranıyorlardı. Sonuçtan memnun olmayan Absalom cenneti geride bıraktı, cehennemi ve Nephilim'î yarattı. Cenneti ve cehennemi arasına koyarak ayırdı. Bu teoride cennet "Veil'i" cehennemde "Oblivion'u temsil ediyor. Fakat nihayetinde dünyada da insanların günah işlemeye devam ettiğini gören Absalom evreni bu yüzden terk ettiği öne sürülüyor.

Fakat bu teori Eski Olanlar ile Yeni Olanlar hakkında ve diğer ırkların oluşumuyla ilgili bilgi içermediği için önemsenmemektedir.


Yüce Babamız Absalom:

Hiçbir varlık yoktu. Cennet ya da cehennem için galaksilerdeki yıldızlar ya da dünyalar için onların üstündeki denizler ve gökyüzü için tüm evren sessizdi. Sonra hiçlikten gelen Absalom'un sesi yankılandı ve sadece ilk sözüyle büyük bir patlama yaşandı ardından istediği her şey oldu. Hayal ve fikir, umut ve korku beraberinde sonsuz olasılıklar ve dedi ki:

"İlk çocuklarım, ilk göz ağrılarım siz insanları yaratıyorum, sizler baskın olacaksınız her şeyi yapabileceksiniz."

Sonra cennetin merkezine altın ve elmastan bir şehir çağırdı. Gül kokulu sokaklar kondurdu içlerine. Orada, ilk evlatlarının yapacakları harikaları görmeyi sabırla bekledi.

Ama çocukları başlarına buyruk oldular. Kısa sürede yaratıcıya olan övgü dolu ilahileri söylemeyi bıraktılar ve yaratıcının sesi cenneti salladı:

"Sizi kendimden yarattım ve cennette isteğinize göre her şeye hâkimiyet verdim. Yine de beni unutmaya çalıştınız."

Böylece yaratıcı yanlış yaptığını anladı. İlk yarattıklarına sırtını döndü ve cennetten yani evinden insanlığı kovdu. Cehennemi yarattı ve fani dünya Nephilim'i onları oraya yerleştirdi ve şöyle dedi:

"Burada, her konuda sadece ben hükmederim, dünyada, gökyüzü, deniz, kış, yaz, karanlık, ışık, hayvanlar ve doğa sadece benim irademle dengededir. Burada size yeni bir hayat verdim ilk doğanlarım. Bana hak ettiğinizi kanıtlarsanız cennetime tekrar girebileceksiniz.Hak etmeyenler yaşadıkları müddetçe dünyada kalacak ve öldüklerinde cehenneme gidecekler."

Yine de çocuklarını hala çok seviyordu ve yaratıcı rüya ve fikirden oluşan ruhların, umut ve korku ile sonsuz olasılıkların olduğu fani dünyasına indi, sonra yaratıcı şöyle dedi:

"Siz ilk evlatlarıma son armağanımı verdim. Kalplerinizde beni hatırlayanların gerçek bir aşkla sönmez alevleri yanarsa her gece rüyalarında beni görebilecekler."

Ve sonra yaratıcı cennete geri döndü ve oradan çocuklarının dünyada yaratacağı harikaları görmeyi bekliyordu. İşte tüm bunlar bana yaratanın açıkladığı gerçeklerdi:

Bir cennet, bir cehennem, bir yaşam, bir ölüm, bir tanrı var. O da bizim yaratıcımız Absalom. Ama yozlaşmış insanlık dünyada da rahat durmadı.Geçen yüz yıllar içinde kendi yarattıkları sahte tanrılara sevgilerini vermeye başlamışlardı. O günahkârlar ne bu dünyada ne de ötesinde bir huzur bulamayacaklardı.

Her şey yaratıcı tarafından bilinir ve yalanlar değerlendirilir. Bu dünyadaki her şeyin bir sonu vardır. Yaratıcı insanlığa büyük bir kederle izledi. Bu sefer tekrar denemek istedi ve onların görünümünden diğer insansı olan çocuklarını yarattı: Nehrimliler ile skybornlar ve diğer irade sahibi olacak alt ırklar.

Fakat yaratıcı bu sihirli yeni mistik âlemin gerçekten dikkatine layık olduğunu görene kadar kullarının dualarına karşılık vermeyi reddetti. İnsanlar yeni kardeşlerinden hiç hoşlanmadılar. Ayrıca babalarının onları terk etmelerine alındılar. Zamanla gururları ve kıskançlıkları arttı. O zaman dediler ki:

"Babamız artık bizi terk etti. Bizler onun öz çocukları ve cennetinin halkıydık. Dünyada ise tanrı olmalıyız. Onu yeni doğanlara karşı yönetelim ve babamızdan daha büyük tanrılar olalım."

İlk günahlar işlendi. İnsanlar diğer kardeş ırklara fısıldadılar ve gerçek tanrılar olduklarını iddia ettiler. Önlerinde eğilmelerini emrettiler. Yeni cahil ırklar zaman içinde yaratıcı yerine onlara ibadet etmeye başladı.

Böylece insanlık , onları aldatarak gerçek yaratıcıdan uzaklaştırdı. Yaratıcı cennetteki tahtından olanları izliyordu ve öfkeyle, sahte tanrılara küfretti ve bizzat dünyaya inerek onların bazılarını ibret olması için sonsuza kadar yanacakları cehennemdeki zindanlara kilitledi.

Yaradan yarattıklarının kusurlarından dolayı içerlendi. Ardından cenneti terk etti. Binlerce yıl geçmesine rağmen bizlere dönmedi. Babamız bizden geriye kalanları derin bir yalnızlık içinde hapsetti.
 
Son düzenleme:

Son mesajlar

Üst