• OPPO Watch Free inceleme!

    AMOLED ekranlı ve nispeten daha uygun fiyatlı akıllı saat OPPO Watch Free modelini inceledik. İşte özellikleri!

Bu konuyu okuyanlar

Katılım
24 Mayıs 2017
Mesajlar
7,167
Reaksiyon puanı
625
Puanları
113
Yaş
23
İHA
Türk siyasetinin renkli isimlerinden eski Bakan Hasan Celal Güzel Ankara Güven Hastanesi'nde 73 yaşında vefat etti
5aaf61487af507106c81ae5b.jpg


AA dün akşam geçtiği haberde Denizli'de özel bir hastanede tedavi gören eski bakanlardan Hasan Celal Güzel'in (73), akciğer enfeksiyonu ve bağırsak problemi tanısıyla Güven Hastanesi'nde tedavi altına alındığını duyurmuştu.

Güzel'in oğlu Mustafa Veysi Güzel, babasının Denizli'de sabah saatlerinde rahatsızlandığını ve kentteki özel bir hastanede ilk müdahalesinin yapıldığını söylemişti.
5aaf43a82269a21b6ce05bb5

BÖBREK YETMEZLİĞİ VARDI

Hasan Celal Güzel'in ambulans helikopterle öğleden sonra Ankara'ya getirilerek Güven Hastanesi'ne yatırıldığını ifade eden Güzel, şu bilgileri vermişti. "Babamın böbrek yetmezliği vardı, belli aralıklarla diyalize giriyordu. Bir süre önce de akciğer enfeksiyonu geçirmişti ve tedavi olmuştu. Şimdi de yine akciğer enfeksiyonu ve bağırsağında bir probleme bağlı olarak rahatsızlandı. Bilinci açık, konuşuyor. Klinikte tedavi altında. Genel sağlık durumuna ilişkin yarın daha detaylı bilgi vermek mümkün olacak."
5aaf4fdbc9de3d133c0c0c50

14 Aralık 1987'de Anavatan Partisi (ANAP) 18. dönem Gaziantep Milletvekili olarak TBMM'de yemin ederken...
HASTANEDEN AÇIKLAMA

Güven Hastanesinden yapılan açıklamada, bilinen karaciğer yetmezliği, diyaliz gerektiren kronik böbrek yetmezliği ve ileri evre kalp yetmezliği tanıları olan Hasan Celal Güzel'in genel durum bozukluğu ve derin anemi nedeniyle dün saat 19.03'te hastaneye kabul edildiği belirtildi.
İlk değerlendirme sonucunda septik şok tablosunda olduğu saptanan Güzel'in genel yoğun bakım ünitesine alınarak antibiyotik tedavisi ve diğer destek tedavisine başlandığı vurgulanan açıklamada, "Ağır akciğer infeksiyonuna bağlı olarak gelişen solunum yetmezliği nedeniyle entübe edilerek izlenmiştir. Uygulanan yoğun tedaviye yanıt vermemiş ve sabah 05.45'te kardiyak arrest tablosu gelişmiştir. Kardiyopulmoner resusitasyona cevap vermemiş ve saat 6.15'te eksitus kabul edilmiştir." bilgisi paylaşıldı.
YARIN TBMM'DE DEVLET TÖRENİ DÜZENLENECEK
Hasan Celal Güzel için yarın Türkiye Büyük Millet Meclisinde devlet töreni düzenlenecek. Güzel'in cenazesi, Hacı Bayram Camii'nde öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından Gölbaşı Mezarlığı'nda defnedilecek.
'ÖPÜŞME VE EL SIKIŞMA ŞAMPİYONUYDUM'
Siyasetin renkli isimlerinden Hasan Celal Güzel, vatandaşlarla el sıkışmalarıyla da biliniyordu.
Bir yazısında şöyle anlatmıştı:

Efendim, bendeniz bildiğiniz gibi bir vakitler öpüşme ve el sıkışma şampiyonu idim. Siyaseti halka yakın şekilde yapma ekolünün başta gelen temsilcisi olarak bulunuyordum. Bu konuda rahmetli pirimiz Kasım Gülek’i de, üstadımız Demirel’i de geride bırakarak 10 milyon kişi ile el sıkıştım, öpüştüm, hatta bu sahadaki kendi icadım olan “elense” metoduyla güreştim.
EL SIKIŞMANIN İNCELİKLERİ

1986 ara seçimlerinde, merhum Özal’ın ısrarı ile ANAP’tan Gaziantep milletvekili adayı olunca, evvela ne yapacağımı, nereden başlayacağımı şaşırdım. Sonra kendimi caddelerde, sokaklarda, kahvehanelerde buldum. Yakaladığıma sarılıyor, elini sıkıyor, öpüyordum. Turgut Bey’in o seçimler sırasında bana taktığı ismimle “Tank Hasan” olarak günde 20 saat vaziyetim bu idi. Koca başbakanlık müsteşarı gördüğüne sarılıyor, elini sıkıyor, öpüyordu...
5aaf53392269a21b6ce05c09

EMİNÖNÜ'NDEN AKSARAY'A 12 SAAT...
Siyaseti bıraktığım 18 Nisan 1999 genel seçimlerine kadar tam 15 yıl, tahminen 10 milyon kişi ile el sıkıştım, öpüştüm ve elense çektim. Kalabalık şehirlerde, anacaddelerde ve meydanlarda bir anda yüzlerce kişiyle el sıkışabiliyordum. El sıkışacak ve öpülecek kişi sayısı fazla olduğu için çok hızlı hareket eder ve kendime mahsus teknikler geliştirirdim. Demirel, o zaman benim için “Bedeniyle siyaset yapan adam” demişti. Bir defasında İstanbul’da, Eminönü’nden Aksaray’a 12 saatte el sıkışarak ve öpüşerek gelmiş ve bir günde 30 bin kişiyle temas etmiştim. “Parmaklarında, dudaklarında numaratör mü var, nasıl sayıyorsun?” diyenlere, “Buyurun siz de sayın...” diye cevap verirdim. Gerçekten de belli bir sürede ne kadar el sıkışabileceğim belliydi. Sayıldığında da aynı sonuç ortaya çıkabiliyordu.
HER ÖPTÜĞÜM OY VERSE BAŞBAKAN OLMUŞTUM
Efendim, aslında bendeniz böyle şapur şupur öpüşmeye karşıyım. Bu tarz öpüşme ne Batı kültüründe vardır ne de bizim kültürümüzde... Batı’da aynı cinsten olanların öpüşmesine çok şüpheli bakılır. Bizdeki “musafaha”nın ise şapur şupur öpüşmekle hiç ilgisi yoktur. Öpüşmenin hijyenik bakımdan da birçok mahzurları olduğu bilinmektedir. “Peki o halde, ne diye yıllarca öpüşüp durdun be adam?” diyecek olursanız buna şu cevabı vereceğim: Sermayesine politika yapıyordum. İnsanımıza sarılıp öpmekten başka çarem yoktu ki!... Her öptüğüm bana oy verseydi, şimdi çoktan başbakan olmuştum. Ne yapalım ki, benim necip milletim beni öptü de, başkasına oy verdi...
AYTAÇ DURAK'I NASIL ÖPTÜM

Aytaç Durak, çok eski bir dostum ve Adana’nın başarılı belediye başkanıdır. Bir vakitler öpüşmeye karşı açtığı kampanya ile tanınmıştı. Bir gün baktım ki, gazetelerde meydan okumuş; “Hasan Celal gelsin de bir görelim, beni de öpebilecek mi?” demiş. Ben de o günlerde Adana’da bir konuşma yapacaktım. Adana’nın en kalabalık yerinde, bermûtat halkla öpüşüp duruyoruz. Birden Aytaç Durak kalabalığın içinde karşıma çıkmaz mı?... Bana göre çok ufak tefek olmasından da faydalanarak önce sarılıp kaldırıp ayaklarını yerden kestim. Sonra belki onlarca defa öptüm. Kollarımın arasında nasıl çırpındığı aklıma gelince hâlâ gülüyorum. Sevgili Aytaç’a buradan selamlar, sevgiler gönderiyorum.
HASAN CELAL GÜZEL KİMDİR?
TBMM'de yer alan bilgilere göre;
Hasan Celal Güzel 1945 yılında Gaziantep'te doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Malatya'da tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. Makro ekonomi alanında "Türkiye'nin İktisadi Büyüme Modelleri" isimli tezini verdi.
Devlet Planlama Teşkilatı'nda çeşitli ekonomik ve sosyal sektörlerde uzman yardımcısı, uzman ve sektör sorumlusu olarak çalıştı.
Başbakanlık Müşavirliği, Başbakanlık Ekonomik ve Sosyal İşler Başkanlığı, Türkiye Zirai Donatım Kurumu Genel Müdür Yardımcılığı, İçişleri Bakanlığı Müşavirliği ve Müsteşar Yardımcılığı, DPT Genel Sekreterliği ve Müsteşar Vekilliği ve Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı gibi görevlerde bulundu. 24 Ocak 1980 ekonomik istikrar tedbirlerinin alınmasında önemli rol oynadı. 1983 yılında otuz sekiz yaşında Türkiye'nin en genç başbakanlık müsteşarı oldu.
Çeşitli üniversitelerde, akademilerde ve Kara Harp Okulu'nda ekonomi, maliye, hukuk, ekonomik ve sosyal tarih, ekonomik sistemler, doktrinler ve kamu yönetimi konularında öğretim görevlisi olarak hizmet verdi ve akademik çalışmalar yaptı.
1986 yılında ara seçimlerde Anavatan Partisi'nden Gaziantep Milletvekili seçildi ve Turgut Özal hükümetinde devlet bakanı ve hükümet sözcüsü olarak görev aldı. 1987 yılı genel seçimlerinde yeniden milletvekili seçilerek Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı yaptı.
23 Kasım 1992'de Yeniden Doğuş Partisini (YDP) kurdu ve genel başkan seçildi.
1994 Yılı sonunda "Yeni Türkiye" isimli iki aylık akademik dergiyi yayınlamaya başladı. Sekiz yılda 4 binin üzerinde makale ve 40 bin sayfalık külliyat ortaya çıkarttı. Ayrıca Yeni Türkiye Araştırma ve Yayın Merkezi'ni kurarak demokrasi üzerine kitaplar yayınladı. 1998 yılında Cumhuriyet'in 75’inci yıldönümü münasebeti ile 5 ciltlik bir "Cumhuriyet" çalışması, Osmanlı'nın 700’üncü kuruluş yıldönümü için 12 ciltlik "Uluslararası Osmanlı Araştırması" ve 2002 yılında 21 ciltlik "Uluslararası Türkler" çalışmasını gerçekleştirdi.

Son dakika... Hasan Celal Güzel vefat etti
 

root61

Profesör
Katılım
22 Şubat 2016
Mesajlar
1,311
Reaksiyon puanı
474
Puanları
83
Gitti bir çınar daha.
 
Katılım
12 Mart 2011
Mesajlar
35,339
Reaksiyon puanı
19,174
Puanları
113
"Meğer ne enayiymiş rahmetli (!)"

Ardından çok güzel şeyler söylendi Hasan Celal Güzel’in. ‘Demokrasi kahramanı’ dendi, ‘dürüstlük abidesi’ dendi... ‘Şöyle ahlaklı devlet adamıydı’, ‘böyle dolu ve yaman siyasetçiydi’ dendi...

Ama hiç ‘enayi’ diyen olmadı.

Oysa kendi gözünde su katılmamış bir ‘enayi’ydi. Ve bu halinden zerre şikayeti yoktu. Aksine, enayiliğine doyamıyordu.

Vefat haberi üzerine, THY eski Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu hatırlattı. 2013’te Sabah gazetesinde yayınlanan yazısının başlığı “Meğer ben ne enayiymişim” şeklindeydi.

Yazıyı, dün TBMM önünden törenle cenazesini kaldıran siyasilere ithaf etmişti.

Galiba enayiliği biraz da özendirmek, biraz da teşvik etmek istiyordu.

Kendisini ‘ıslah olmaz bir enayi’ olarak tanımlarken aslında doyum olmaz bir enayiliğe güzelleme yapıyordu.

***

Enayiliğinden neleri kaçırdığını kendi kaleminden özetlersek...

‘Devlet malı deniz, yemeyen domuz’ dememişti yetiştirenlerden kimse ona.

Bütün ömrü ‘eşşek gibi’ çalışmakla geçmişti.

‘Ne akılsız adam yahu!’ şeklindeki fısıltılar, her gün kulaklarına kadar gelirdi.
Üzerinde ‘T.C. Hükümeti’ yazan kurşun kalemleri, silgileri ve kâğıtları, sadece resmî hizmetlerde kullanırdı. Özel görüşmeleri için, cebinde daima ankesörlü telefon jetonları taşırdı.

Yüzlerine bakmaya kıyamadığı çocukları, devlet malına ellerini dahi süremezlerdi. Plakaları kırmızı ve siyah renkli resmî arabalara bir defa dahi binmediler.

Bırakınız eşine araba tahsis etmeyi, evde devletin personelini çalıştırmayı; idarecilik ve siyaset hayatında lojmanda dahi oturmadı.
“Yaptığım enayiliklerin haddi hesabı yoktur” demesi ondan.

Hiçbir hediyeyi kabul etmez; ya reddeder veya demirbaşa kaydettirerek devlete intikal ettirirdi.

Yıllarca üst yöneticilik, müsteşarlık, bakanlık yaptı; hâlen evinde bronz plaketler dışında bu dönemlerden tek bir hatıra eşya göremezsiniz.
Onun anladığı, siyasete ‘Zengin girilir, fakir çıkılır’dı. Siyasî hayatında önüne çıkan yüzlerce fırsatı teperek mal mülk edinmedi.
Bu arada, eşinin uzmanlığıyla ve alın teriyle hak ettiği ‘Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne tayin kararnamesini, nasıl engellediğini de unutmuyor.

Hizmet hayatı boyunca, ‘Bu fukara millete ben bu masrafı hiç yaptırır mıyım?’ lâfı vardı bir de.

Bunları anarken 70’ine merdiven dayamıştı. Hâlâ kirada oturuyordu. Kendine ait tek mülkü kitaplarıydı...

Yani, sizin anlayacağınız, gerçek anlamda ‘Dikili ağacı dahi yok’tu.

Fakat bırakın tek bir gün pişmanlık duymayı, son nefesine kadar enayiliğine şükretti.
Yazıdaki son sözleri “Enayilik öylesine içime işlemiş ki geriye dönmek mümkün olabilse gene aynısını yapardım” idi.

***

Ve yanına bütün siyasi hayatından sadece enayiliği kar kaldı.

Zaten enayiliğini bozdurarak satın alacağı hiçbir dünyalığı, kefen cebine atıp öbür tarafa götüremeyecekti.

O, son devrin ‘büyük enayi’lerindendi.

Ebediyete uğurlarken dileyelim de yolundan giden enayilerin soyu bitmesin.

A. Beki/Habertürk
 
Üst