Hangimiz yalniz degiliz ki*

nergis

Üyecik
Hangimiz yalniz degiliz ki?

Ambulans son surat gidiyor.
Yanlamasina oturdugum icin surekli zipliyorum icinde.
Her zaman tikali trafigi actigi icin pesine takilip gittigimiz
bu aracin icindeyken simdi, pesimize takilmaya calisan
baska arabalarin i[sansürlenmiştir]larini izliyorum.
O sedyede yatiyor.
Kolunda serum.
Kalbine baglanmis kablonun diger ucu monitore bagli.
Monitorun cikardigi sesi duyabiliyorum sadece.
Bip, bosluk. Bip bosluk.
Bir sonraki bip"e kadar gecen sure uzuyor, uzuyor.
Sonra sesi duyup rahatliyoruz.
Ve tekrar ayni endise basliyor.
Ya bir daha o bip sesi gelmezse...?
-"Olecek miyim?" diyor.
Ucumuz de agiz birligi etmiscesine,
-"Yoo, nerden cikariyorsun bunu...?" diyoruz,
sanki yaramaz bir cocugu sakaciktan azarlayan bir sesle.
Oysa her an olebilir. Hepimiz biliyoruz.
Elini tutuyorum. Buz gibi. Gozlerini acip,
-"sol omzumu biraz ovar misin?" diyor.
Doktora bakiyorum. Basini "hayir" anlaminda salliyor.
-"Ovarsam serum kolundan cikabilir" deyip gecistiriyorum.
Itiraz etmiyor, gozlerini tekrar kapatiyor.
O ambulansin icinde dort kisiyiz.
Hepimiz onumuze bakiyoruz.
Goz goze gelmekten korkuyoruz.
Hani birisi digerine birkac saniye baksa,
kurdugumuz oyun iskambil kâgitlarindan yapilan bir kule gibi
aninda yikilacak sanki.
Yanimdaki hemsire:
-"teyze kac yasinda?" diyor.
Onun duymasini istemedigim icin kizin kulagina egilip,
-"78" diyorum.
Asla duymak istemiyor bu yasi. Uzuluyor.
Hepimiz oradayiz, ama o yine de yalniz.
Krizi geciren o, agriyi ceken o,
hatta belki olecek olan da.
Bir seyler soylemek istiyor. Hep bir agizdan,
-"konusup yorma kendini simdi" diyoruz.
Oysa belki son sozleri, yine de bunu dusunmek istemiyoruz.
Iste o an birdenbire fark ediyorum,
aslinda bu hayatta ne kadar yalniz oldugumuzu.
Kimse kimsenin derdine deva olamiyor.
Olsa olsa birbirimizi avutuyoruz en fazla.
Esimiz dostumuz, sevgilimiz, cocugumuz, arkadasimiz,
anne babamiz yani guvendigimiz herkes, hep "disarda" kaliyorlar.
Ameliyathane kapisinda bekliyorlar, ya da benim gibi bir ambulansta.
Ama artik atmaktan yorulan bir kalbe kimsenin yapacagi bir sey yok.
Birlikte intihar edenler bile son nefeslerini senkronize veremiyorlar.
Yasami yalniz yasamayi ogrenmek gerekiyor.
Olurken yalniziz cunku.
Sirf yalniz kalmamak icin ite kaka surdurulen dostluklardan,
evde bir ses olsun diye katlanilan evliliklerden,
-"ilerde bana bakar" diye dusunerek yapilan cocuklardan
kimseye fayda gelmeyecek. Anilar yalniz tazelenecek,
hesaplar yalniz verilecek cunku.
Bu soku olurken yasamamak icin,
bir seyleri yasarken bilerek isteyerek birakmak gerek.
Yillar once Ortakoy"de bir bankta bir arkadasimla konusurken
bana cok sevdigi birini birakabilmek icin
once onun icin buyuk bir anlami olan altin bir kolyeyi
denize atmayi denedigini soylemisti.
Sonra da,
"eger bunu atabiliyorsam, her seyi atabilirim hayatimdan" demisti.
Asla kullanmayacaginizi bildiginiz halde
"bir gun ise yarar" diye istiflediginiz seylerden,
ornegin size gelmis hediyelerin paket kâgitlariyla kurdelâlarindan
baslayabilirsiniz atmaya.
Sonra artik icine sigamadiginiz icin giyemediginiz,
ama hâlâ bir umutla belki bir gun o kiloya donerim hayalleriyle
beklettiginiz giysilere gelecek sira.
Ya tabagi coktan kirilmis, dul fincanlara ne demeli.
Icine zeytinyagi doldurulup, pamukla kapi kirislerini ovmanin
disinda kullanmadiklarimiz hani. Onlari da atin.
Esyalardan sonra sira insanlara gelecek tabii.
Burasi zor.
Cunku kimse kimseyle yuzlesecek cesareti gosteremiyor nedense.
Her sey "mis gibi" devam ediyor, ettiriliyor.
Yani birlikte olmaktan hoslaniyormus,
birbirini cok ozluyormus, onsuz olmuyormus gibi.
Gercekten gormek istemediginiz biriyle gorusmeyin,
telefonda soyleyecek bir seyiniz yoksa aramayin
sirf "incelik" icin. Birakin sizin icin, tuhaf, soguk,
"iyice acayiplesti" desinler.
Biraktiniz biraktiniz,
birakamadiklarinizi hayat size cogunlukla once yasarken,
ama hepimize zaten olurken bi-rak-ti-ri-yor cunku.
Yani hepimiz yalniziz aslinda....

Meltem Tolunay ~ 27 Nisan 2004


 
Üst