Hakem Dereli hakkında kim ne yazdı?

AliA

Guru
Onursal Üye
Spor yazarları Lincoln'ün oyundan ihraç edilmesine neden olan pozisyonlara yoğunlaşırken, hakemi haklı bulan da, haksız bulan da vardı.

Rıdvan Dilmen:
Hakem kararları çok tartışılacak. Lincoln, savunma oyuncusunun bilinçsiz ayağını sokması üzerine topa ayağına soktu. Çok kişi penaltı değil diyebilir ama bence penaltıydı. Ancak aldatmaya yönelik kart gördü. İkinci de atıldı.

Mehmet Demirkol:
Lincoln'ün ilk sarı kartı gördüğü pozisyonda Eren'le teması var mı? Var.. Penaltı olduğuna inanmayabilirsiniz. Ama sarı kart için sebep ne?

İkinci sarı kartta, gollük bir akın mı kesiliyor? Hayır. Tıpkı sarı kart istemelere verilen kartlar gibi kitabına uydurabilirsiniz. Ama oyunun vicdanına uydurmak mümkün mü?

Burada hakem hatasından ya da kötü niyetinden bahsetmiyorum. Meselenin bu olmadığını biliyorum.

Mesele farklı:
Türkiye'de hakemlerin bir aşırılık sorunu var. Elini azıcık kaldırıp kart istemeye, kart gösterilen dünya yüzündeki tek ülkede yaşıyoruz. Çünkü yine hakemlerimizde çok ciddi bir aşırılık sorunu var.
Dün bu durumun kurbanı Lincoln'dü. Dün Delgado, yarın başkası olacak.

Sergen Yalçın:
Lincoln'e söyleyecek tek lafım var: Düne kadar G.Saray'a çok puan kazandırmış olabilir ama dünkü kaybedilen 2 puanın tek sorumlusu Lincoln. G.Saraylılar çok tepki gösterdi ama pozisyonları soğukkanlı incelersek 2 sarı kartın da verilebilir olduğunu görüyoruz. 2. sarı kart, G.Saray-Beşiktaş derbisinde Delgado'nun gördüğüne çok benziyor. Bu tip durumlarda kartın nasıl verildiğinden çok nasıl alındığına bakıyorum ben. Lincoln gibi bir yıldızın sahada ‘ayrıcalıklı'ymış gibi davranması ve hakemle oynaması yanlış herşeyin başında.

Lincoln'ün ilk girdiği pozisyon penaltı değil, ayağını kendisi rakip defansa çarptırdı mesela.. Şu kırmızı kartın benim futbol lügatımda tek karşılığı var: Sorumsuzluk.

Levent Tüzemen:
Hakemlerimizin uluslararası büyük turnuvalarda neden görev almadığını hep sorguluyoruz. Suçu kendimizde arayacağımıza, FIFA'nın ve UEFA'nın bize karşı bir tavır içinde olduğunu düşünüyoruz.

Eleme grubu maçlarında yüksek puan alan hakemlerimiz, Türkiye'ye dönünce ruh değiştiriyor. Bu ikilem hakemlerimizin bir arpa boyu ilerlemesini engelliyor. Selçuk Dereli beğendiğim bir hakem. Ancak Türkiye'de yönettiği maçların çoğunda "Patron benim" düşüncesiyle ön plana çıkıyor.. Abuk subuk kararlarla önce futbolcuları sinirlendiriyor, sonra da tribünleri geriyor.

G.Saray 28'de Nonda ile golü bulduktan bir dakika sonra Lincoln ikinci sarıdan atıldı. İkinci sarı, yorumu geçin, kurallara bile aykırı. Kitabı doğru okuyana tabii. İlk sarı da bence hatalı. Çünkü temas var ve Lincoln düştüğünde "Pozisyon penaltı" gibi bir istekte bulunmadı. Dereli'nin Kayseri'nin bir penaltısını da vermediğini belirtelim.

Osman Tanburacı:
Hadi diyelim ki Lincoln seni aldattı. Sarıyı bastın! Peki hiç yoktan ikinci kartı niye gösterdin de adamı daha 30'da oyundan attın. Ne yaptı Lincoln? Rakip onu her dakika biçiyor neredesin? Bu kadar da amaçlı olunmaz ki. Hakem Derneği Başkanısın hepsinden daha hatalısın. Lincoln'e vermediğin penaltı buz gibi penaltı, hadi vermedin... Niye sarı gösteriyorsun?

Baros'u yere seriyorlar; oyna diyorsun!

Kafasını yarıyorlar düdüğü yutuyorsun...

Baros yanına geliyor kafasındaki kanı formana sürüyor, bassana kırmızıyı. Basamıyorsun. Neden? Galatasaray'a haksızlık ettiğinin farkındasın da ondan.
Selçuk Dereli dedik bağrımıza bastık saçmaladın! Bir takımın kaderiyle bu kadar oynanmaz! İki penaltı vardı vermedin. Sen Lincoln'ü PFDK'ya havale ettin tribünler de seni Allah'a havale etti haberin olsun!

Ahmet Çakır:
Hakemliğimizin genel nitelikteki sorunları ve bunların maçlara çok olumsuz biçimde yansıması bir türlü önlenemiyor. Futbolumuz Avrupa'da 6-7 sıralarda gösterilirken hakemliğimizin 30.lukta olması da bunun acıklı bir kanıtı...

Gerek standart yoksunluğu, gerekse kendilerini de maçın taraflarından biri gibi görmeleri, hakemlerimizin bu işe çok fazla "müdahil" bir tavır içinde görünmelerine yol açıyor. Oysa dünyada iyi hakemlik, onun karşılaşmaya hemen hiç karışmamak, sadece oyunun adil biçimde oynanmasına yardımcı olmak şeklinde tanımlanıyor.

Lincoln'ün sarı kart gördüğü pozisyona penaltı değil diyebileceklerle tersini ileri süreceklerin sayısı asla birbirinden farklı çıkmaz. O pozisyonun sarı kart gerektirdiğini ise hiç kimse söyleyemez. Ayrıca yok yere atılmış oyuncunun ardından 'etki altında kaldı' denmesin diye hemen tüm faulleri konuk takım lehine vermek de pek kabul edilebilecek bir durum değildi... Tabii o düzeydeki bir adamın sarı kartı varken yaptığı son derece anlamsız ve akılsızca hareketle kendini attırması ise benim hoşlanmadığım türden çok sert sözcüklerle ifade edilebilir. Örneğin, 'ihanet' gibi!..
Kupadan elenmenin ardından bu kadar duyarlı bir ortamda elbette ki Lincoln'ün çok daha dikkatli olması gerekiyordu ama bunu ona anlatmak da imkansız denecek kadar güç!

Ümit Aktan:
Sahaya iki takım çıkıp da ortaya bir top konduğunda "tüm kötülüklerin anası" olduğu kabul edilen hakem, yani Selçuk Dereli işe karıştı.
İşi de karıştırdı... Kendini attığını iddia ettiği Lincoln‘e kestiği ceza tepeden tırnağa yanlıştı.

Selçuk Dereli "düğümsüz maçı pek sevmeyen" bir tavırla iki takımı ve oyunu bir daha düğümledi. Lincoln‘e ikinci sarıyı verdi attı ama ilk sarı kartın hesabını nasıl verecek?..

Sonra maç da çıldırdı seyirci de...
Maçın sonu maçın başı kadar iyi değildi. Tam bir taktik savaşını izleyecekken iki hocanın, Dereli‘nin maçın içine soktuğu çomak bir çuval inciri berbat etti.

Hakem hep "ben varım" dedi ve hiç bırakmadı oynasınlar.

Cüneyt Tanman:
Dün akşam Selçuk Dereli zorla maçın önüne çıkmak istedi ve beni bile hakemle başlayan bir yazı yazmak zorunda bıraktı.

İlk kritik karar 22. dakikada geldi. Lincoln, 18 içinde düşüyor veya düşürülüyor. İnanmayabilir, penaltı vermeyebilirsiniz. Ama sarı kart biraz ağır. Daha sonra basit bir müdahale, kesinlikle sarı kart değil. Sözlü ikazla geçiştirilebilir, ama yine sarı kart ve ardından kırmızı...

Bu futbol adına büyük bir ayıp... Bu iş bu kadar kolay olmamalı. Dereli'ye iyi niyetli bir yorum olarak "art niyetli" demiyorum ama bunca tecrübesine rağmen futbolun ruhunu yakalayamamış ve futbolu hala öğrenememiş.

İsmet Tongo:
Lincoln atıldıktan sonra telefonla, hayatını düdük çalarak kazanmış, dünün büyük hakemlerine sordum. Selçuk Dereli, Lincoln'ü atarken, gösterdiği iki sarı kartta, haklı mıydı? Verilen cevapların yüzde doksanı "evet" şeklindeydi. Sadece bir hakem hocası, "Birinci kartta Dereli daha dengeli olmalı ve acele etmemeliydi. Verilse de verilmese de olurdu" dedi. Bana göre de en doğru cevaptı. Kırmızı kartta görünen şuydu. İlk sarı kartta Selçuk Dereli acele düdük çalmamalıydı. İkinci sarı kartta yapılacak bir şey yoktu ve doğruydu.

Gökmen Özdenak:
Dakika 30'da Lincoln'ün sorumsuzca hareketleri G.Saray'ı 10 kişi bıraktı. Hele ilk sarı kart, genel Brezilyalı cambazlığıydı. Zaten bu Brezilyalılar, bu tür hakemi aldatan ağlaksız avantajları yapa yapa Türk futbolculara da maalesef kötü örnek oluyorlar.

Selçuk Dereli'ye hiç kimse kızmasın. Bence iyi maç yönetti. Lincoln ve Baros'a yapılanlar penaltı değildi. Futbolcular sahada güçsüz oldukları zamanlarda bu tür ahlaksızlık davranışlardan medet umarlar. Yere sağlam basan, güçlü ve dirençli oyuncular, zaten böyle ucuz tavırlara gerek duymazlar.

Yalçın Dümer:
Selçuk Dereli gibi derli toplu bir hakemin dün akşam darmadağın bir görüntü çizmesi inanılmazdı! Yarım saatte Lincoln'a kazık bir adisyon çıkardı.
Ve yine aynı isme on sekizde yapılan bir faul vardı ki akıllara zarar. Ne huzur bıraktınız, ne de sinir.
Hiç yakışmadı size sayın Dereli...

KAYNAK
 
Üst