Blackout
Dekan
- Katılım
- 14 Nisan 2008
- Mesajlar
- 7,495
- Tepki puanı
- 383
Arabalar bile gazla çalışıyor, futbolcular niye çalışmasınFutbolcuyu motive edeceksin ki terinin son damlasına kadar mücadele etsin. Euro 2008'de son dakikaya kadar çok iyi takım olduğumuzdan değil, imparatorun takımı olduğumuzdan mücadele ettik ve asla pes etmedik. Fatih Terim'i seversin, sevmezsin o ayrı bir konu ama motivasyon konusunda gelmiş geçmiş en iyi antrenörlerden biridir. Melo'yu bile adam etti, o Melo Brezilya milli takımında serseriler gibi her maç ayrı bir vukuata karışıyordu. Bunlar gaz değil, antrenör kalitesi.
Kalli'yi gönderip teknik direktörsüz şampiyon olduğumuz sene biz daha beter durumdaydık, demek ki tersi durumda da zaten görmüşsün o "kaliteli" kadromuzu. En iyi halinin bu olmadığını sen de biliyorsun, ben 11 yaşında bir velettim ama en iyi halimizi senin çok net hatırlıyor olman lazım abi
Sen bir titre ve kendine gel, bu son olaylar senin bünyeyi sarmış. Kutuyu da açtırırız, belik büyük ikramiye çıkar :dirol:
Kutudan kesin büyük çıkar ama ikramiye mi başka bir şey mi onda garanti veremem..
Fatih Terim'i bir Galatasaraylı kadar sevdiğimi belirteyim. Hemşerimdir, babamın 5 sene birlikte okuduğu sınıf arkadaşıdır. Hatta babam t.d.nizin başkanlığını da yapmış söylediğine göre. :sleep: genelde içince konuşuruz bunları:laugh
Motivasyon konusunda bir numara olduğuna katılıyorum. Futbolda motivasyon ve gaz verme yakın anlamlar taşıyor, önceki mesajımdaki gaz açıklamasında da bu yüzden Terim'i başa yazdım.
Takımının gerçekten iyi olduğu dönemi de; ki sen çocukluğuna denk geldiğini yazmışsın, doğrudur ben gayet iyi hatırlıyorum. Kupa kazanıldığında ehliyetsiz şekilde kuzenle arabayı kaçırıp, GS ve Türk bayraklarıyla dışarıya fırlayıp kutlamaya gittiğimizi de hatırlıyorum.
Şimdiye gelelim; öncelikle daha önce söylediğimi tekrarlıyorum: En iyi kadro Beşiktaşındır. Sezon boyunca Avrupa maçları dahil 40'a yakın maç yaptık, 40'tan fazla da olabilir. Portekizli yıldızların (Almeida'yı bu kategoride görmüyorum) birlikte oynadığı maç sayısı 1. Evet yazıyla da bir. İki de olabilir yanlışlık olmasın, ancak üç değil. Takımın tam kadro oynadığı maç sayısı 0. Yazıyla da yazayım; sıfır. Yani Ersan ve Bebe'li kadromuzla daha maç bile oynayamadık. Buna bir de camiada en çok sevilen, yönetimin desteklenir gibi görünmesinin yegane sebebi olan Serdal Adalı'nın hapse girmesi de eklenince, takımda ne düzen kaldı ne motivasyon. Her şey saçma sapan bir hal aldı. Onun beceri ve garantisiyle gelen yıldızlar, gidişinin şoku geçmeden bir de üstüne paralarını alamayınca, bunun da üzerine emsali görülmemiş (ben 20 yıldır görmüyorum) sakatlıklar serisi ve yanlış teknik direktör tercihi de eklenince Beşiktaş bu hale geldi. Bana göre hala Avrupa'da olabilmesi bile mucize.
Fenerbahçe'nin de durumu bize benzer. Sezon başı şoku sonrası transfer bile yapamadılar, yıldızlarını satmak zorunda kaldılar, Avrupa'dan ve başkanlarından oldular. Kolay değil bunları yaşamak, hem de 'yarışmak zorundayken'...
Yani kıssadan hisse güzel kardeşim, siz gerçekten iyi değilsiniz, inan bana... Rakiplerinizin kendi dertleri sebebiyle biraz öne çıkmış durumdasınız. Avrupa falan da yok nasılsa, boş meydanda at koşturuyorsunuz...
Uzatmayalım artık... Birbirimizi kandırmaya gerek yok, boş verelim bunları, futboldan hiç konuşmayalım. En sevdiğiniz şeyi yapalım. TV'yi açalım, yorumcuların GS'yi nasıl övdüğünü, şimdiden şampiyon ilan ettiğini izleyelim, rakiplerin başkan ve yöneticilerine verilmesi öngörülen cezaları görüp tatmin olalım, ve dahi bu sene öncesi aklımızın ucuna dahi gelmeyen, şimdilerdeyse bizden sorulan ''adalet bekçiliğine'' soyunalım!