Flaş: Ergenekon sanığından şok itiraf

Bu konuyu okuyanlar

ATmaCA53

Profesör
Katılım
21 Nis 2009
Mesajlar
3,993
Reaksiyon puanı
35
Puanları
0
resim84445_2.jpg


Danıştay saldırısı sanığı Osman Yıldırım, Ergenekon davasının 106. duruşmasında ''Cumhuriyet'e yapılan bombalı saldırıyı ben yaptırdım. Pişman da değilim'' dedi.

Ergenekon davasıyla birleştirilen Danıştay davasının sanığı Osman Yıldırım, talepler bölümünde gizli tanık veya açık tanık olduğu iddialarını reddederek, Cumhuriyet saldırısını kendisinin yaptırdığını ifade etti.

Tutuklu sanık Mehmet Zekeriya Öztürk, üçüncü iddianame ekinde kendisi ile ilgili olarak ifade veren 28 Şubat sürecinin aktörlerinden Ali Kalkancı'nın iddialarını yalanladı. İfadede kendisini o dönemde şeyh yapan binbaşının kendisi olmadığını, zaten o tarihte de binbaşı olmadığına dikkat çekti. Kalkancı'nın kendisini gizli ortağı olarak tanıttığını bunun da doğru olmadığını söyledi. Öztürk, "Keşke idam olsaydım. Şimdikinden daha az acı çekerdim. Üzerime atılı suçlar nedeniyle utanıyorum. Ancak bu devletin polisi, savcısı utanmıyor. Aile terbiyesi almamış, kurumsal terbiye de almamışlar" dedi.

Öztürk, Başbakanın mercedesini kullanan savcının tarafsızlığına güvenilemeyeceğini savundu. Kürt açılımı için ise Öztürk, "Bölgedeki korucuların PKK karşısındaki direnci kırılmaya çalışılıyor. Çatışmaya girdiğimiz bölgelerde Kürtleri arkamıza alırdık. Onlara bomba ya da mermi gelmesin diye ancak bugün ben terör örgütü üyeliğinden yargılanıyorum. Biz devletine silah çeken kişilere leş derdik. Şimdi leş sahipleri şehit anaları ile bir tutulmaya çalışılıyor" dedi. Talebinin ise PKK ile irtibatlı sanıkların tespit edilerek mali ve diğer irtibatlarının tespitini istedi.

19 aydır tutuklu bulunan Muhammed Yüce ise, sadece bir telefon konuşması nedeniyle tutuklu olduğunu öne sürüp, "Suikast timinde bulunduğu iddia edilen iki kişi hakkında savcılar tahliye istedi ve tahliye oldu. Benim de tahliye olmam için savcıların benden beklentileri mi var?" dedi.

Muzaffer Tekin de birleşen Danıştay saldırısı davası sanığı Osman Yıldırım'a yüklendi. Tekin, "Bir kişi aynı davada hem sanık hem gizli tanık hem açık tanık olabilir mi? O adamın söylediklerine nasıl itibar edeceksiniz. Zaten adamda kişilik bozukluğu varmış. Kendini kurtarmak için her türlü yalanı söyleyebilir" şeklinde konuştu.

Kemal Kerinçsiz de, tüm celselerde görüntü kaydının alınmasının yasaya aykırı olduğunu belirterek bugüne kadar alınan kayıtlarında yok edilmesini talep etti. Kerinçsiz, sürekli duruşmaların kaydının alınmasının iktidarın ve Adalet Bakanlığı'nın davaya aktif olarak katılması amacını mı taşıdığını da sordu. Üçüncü iddianamede sanıklardan Mustafa Dönmez ile telefon irtibatı olduğu bilgisinin ise doğruları yansıtmadığını söyledi. Kerinçsiz kendisinin görüştüğü Mustafa Dönmez'in Çatalca'lı olduğunu belirterek iddianamede ismi geçen kişiyle bir ilgisinin olmadığını anlattı. Savcıların bu şekilde görevlerini kötüye kullandığını da iddia etti.


Osman Yıldırım, Ergenekon davasında ilk kez konuştu

Ergenekon davasının tanığını ve gizli tanığı, Danıştay davasının birleştirilmesi ile de Ergenekon davasının sanığı olan Osman Yıldırım Ergenekon davasında ilk kez konuşarak Cumhuriyet Gazetesi'ni kendisinin bombalattırıdığını, pişman da olmadığını söyledi.

Yıldırım, tanık, gizli tanık ya da açık tanık olmadığını da belirterek 1982 yılında bir kan davası nedeniyle 12 cinayete katıldığını bunlarla ilgili yargılandığını ancak yaşı küçük olduğu için hüküm giymediğini söyledi. 1994'te bir mafya liderine suikast düzenlediğini, tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi'ne girdiğini belirten Osman Yıldırım, "Gündüz cezevinde kalıyordum, gece de çıkıp suç işliyordum. Yüzlerce suç işledim. Hiç ceza almadım. Başka bir suçum varsa Türk yargısı beni yargılardı" dedi.

Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba attırdığını da belirten Yıldırım, pişman olmadığını, bu işin kendisine geldiğini, kabul etmek zorunda kaldığını ifade etti. Yıldırım, "Bu gençlere bombalattırdım. Olay pis koktuğu için nedenini öğrenmeye çalıştım" dedi ama nedenini açıklamadı.

Danıştay saldırısını herkesten sonra öğrendiğini belirten Osman Yıldırım, "17 Mayıs'ta gece yarısı televizyonu açtığımda bizim bu Dervişi Vahdet-i'nin Danıştay üyelerine saldırdığını öğrendim. Danıştay suikastinin sahte faaili olmak istemiyorum. Otomatik cezaya bağlandım. İki şartlı tahliyem geri alındı. Hangi şerefsizler bu suikasti yaptırmışlarsa mahkemeye gelecekler, 'Osman Yıldırım'ın üstlenmesini istiyoruz' diyecekler. Ya da mahkemeniz, 'Osman Yıldırım, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yapılan saldırıyı üstlen, devlet için bu fedakarlığı yap' desin. Hayatımı ortaya koyarak fedakarlık yaptığımı düşünüyorum. Devletim üstlen derse bu suçu da üstlenirim" diye konuştu.

500'e aşkın suç işlediğini ifade eden Osman Yıldırm bu suçlardan yargılanmak istediğini söyledi.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, avukatının mahkemede hazır olmadığını hatırlatarak Osman Yıldırım'dan savunmaya girmemesini istedi. Talebi olduğunu belirten Yıldırım, Cumhuriyet Gazetesi bombalanması ve Danıştay saldırılarına ilişkin konuşmalarına devam etmesi üzerine mahkeme başkanının talimatıyla mikrofonu kapatıldı.

Ergenekon davasına dahil edilen Danıştay davası sanıklarından Süleyman Esen ise daha önce vermiş olduğu ifadeleri tekrar ettiğini belirterek, Cumhuriyet Gazetesi ve Danıştay saldırısını kınadığını söyledi. Olaylardan 45 gün sonra Alparslan Arslan'ın yalan beyanları ile dosyaya dahil edildiğin ifade eden Esen, "Alparslan Arslan'a bomba vermedim. Saldrılardan haberim yoktu. 38 aydır işlemediğim suçlardan dolayı haksız olarak yatıyorum. Tahliyemi talep ediyorum" dedi.

Aynı dava sanıklarından Ayhan Timuoğlu da "Uzun saçlı parlak çocuk haddini aşıyor, haddini bildirin" dedi.

Tutuklu sanıklardan Aydın Yüksek ise üye hakim Sedat Sami Haşıoğlu'nun duruşma arasında kendisine 'Başkan konuşmanı istiyor' dediğini iddia edince İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ve diğer sanıklar bu konuşmanın nerede yapıldığını sordular. Aydın Yüksek, "Doğu Bey'i günahım kadar sevmem. İki de bir kalkıyor 'kontgerilla, gladyo' diyor. Hizbullah Diyarbakır'da polis merkezinde eğitiliyor' diyor aklımı yitiriyorum. Ama İsviçre'de Ermeni soykırımı iddialarına karşı çıktı. Ruhumu okşadı. Cezaevinden mektup yazdım, tebrik ettim. Şimdi örgüt mü olduk? Bizim köyü bilirsiniz. Siz de Karadenizlisiniz. Hepsi tamam da Doğu Perinçek ile ne işin var. 'O Apo ile görüştü' diyecekler. Köydeki mezarlıkların yarısı şehit mezarlığı. Ben hangi yüzle köyüme gideceğim."


Yıldırım'dan "dilini keserim" tehtidi

Sanık Sevgi Erenerol'un avukatı Vural Ergül, Danıştay ile Ergenekon davalarının dosyalarının birleştirildikten sonra bazı konuların dikkatini çektiğini ifade etti. Alparslan Arslan'ın suikasti gerçekleştirmeden önce arabasını park ettiğini, arabasına 1425 nolu Emniyet Genel Müdürlüğü'nden verilen araç tanıtım kartı taktığına dikkat çekerek bu kartın hangi polis memuruna zimmetli olduğunun sorulmasını istedi. Avukat Ergül ayrıca Alparslan Arslan'ın üzerinde 12 Haziran 2002 tarihli Termokimik yazılı bir gazete kupürünün bulunduğunu, bu delilin daha sonra kaybolduğuna dikkat çekerek delilin bulunmasını, kaybedenler hakkında işlem yapılmasını istedi. Ergül, daha sonra Danıştay sanığı Osman Yıldırım'ın gizli tanık olduğunu iddia ederek Osman'ım Yıldırım gizli tanık değilse gizli tanık 9 dinlendiği sırada Osman Yıldırım'ın duruşma sırasında bulunmasını talep ediyorum." dedi.

Bu sırada sanık Osman Yıldırım'ın "Dilini keserim" diye laf atması üzerine Başkan Şengün, "Oturduğun yerden konuşma. Adaba uy. Burada dil kesilmiyor. Onu başka yerde yaparsın" diye tepki gösterdi.

Danıştay sanıklarından İsmail Sağır da söz alarak kendisine "Çakal" diye laf atanlar olduğunu belirterek mahkemeden sataşmaların önlenmesini istedi. (CİHAN)

Flaş: Ergenekon sanığından şok itiraf - En doğru ve güncel haber


 
Üst